Türk Diyanet Vakıf-Sen'den sert çıkış: Aile reyting değildir
Türk Diyanet Vakıf-Sen'den sert çıkış: Aile reyting değildir
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda aile mahremiyetinin reyting uğruna teşhir edildiğini belirterek; popüler gündüz kuşağı programları ile dijital içerikleri işaret etti, RTÜK ve milletvekillerine acil denetim ve yasal düzenleme çağrısında bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 28.09.2026 11:02
Haber Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 11:05
Kaynak:
Bülten
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN’DEN RTÜK’E ACİL ÇAĞRI: "AİLE REYTİNG MALZEMESİ DEĞİLDİR"
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, televizyon ekranlarında ve dijital yayın platformlarında yer alan içeriklerin Türk aile yapısını, ahlaki sınırları ve toplumsal mahremiyeti zedelediğini belirterek kapsamlı bir açıklama yaptı. "Aile reyting malzemesi değildir" başlığıyla duyurulan bildiride, başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olmak üzere ilgili kurumlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağrıda bulunuldu.
GÜNDÜZ KUŞAĞI VE DİJİTAL İÇERİKLER HEDEFTE
Yayınlanan programların mahremiyet sınırlarını aştığına dikkat çeken Şanlı, açıklamasında kamuoyunun yakından takip ettiği yapımlara değindi:
Müge Anlı ile Tatlı Sert: Kayıp ve adli hadiselerin işlendiği yapımlarda özel hayatın en ince ayrıntısına kadar ekranlara dökülmesinin kişilik haklarını zedelediği, acıların reyting aracına dönüştürülmemesi gerektiği vurgulandı.
Esra Erol’da: Evlilik, boşanma ve aile içi anlaşmazlıkların stüdyolarda seyirlik hale getirilmemesi gerektiği, krizlerin milyonların önünde tüketilmesinin doğru olmadığı kaydedildi.
Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme: Kişilerin onur ve haysiyetinin yayın kaygılarının önünde tutulması gerektiği, mahrem konuların kamuoyu önünde sergilenmesinin sakıncalarına işaret edildi.
Konuşanlar: Dijital mecralarda gençlerin ve çocukların kolayca erişebildiği mizah programlarında küfür, argo ve cinsellik ögelerinin normalleştirilmemesi gerektiği belirtilerek, komedi etiketinin sınırsız bir dokunulmazlık sağlamayacağı aktarıldı.
"BİZ SANSÜR DEĞİL, SORUMLU YAYINCILIK İSTİYORUZ"
Denetim mekanizmalarının yalnızca gelen şikayetler üzerine değil, sürekli ve reaktif olmayan bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini savunan Şanlı, taleplerini şu ifadelerle özetledi:
"Biz sansür değil, sorumlu yayıncılık istiyoruz. Biz keyfî müdahale değil, kanunların herkese eşit uygulanmasını istiyoruz. RTÜK başta olmak üzere yetkilileri mevzuata aykırı yayınlar karşısında göreve davet ediyoruz. Kıymetli milletvekillerimiz de dijital platformlardaki tehlikelere karşı yaş doğrulama, ebeveyn denetimi ve erişim sınırlaması gibi caydırıcı yasal düzenlemeleri geciktirmemelidir."
Şanlı, sendika olarak aile kurumunun, çocukların ve milli-manevi değerlerin korunması amacıyla konunun takipçisi olacaklarını ve gerektiğinde tüm hukuki yollara başvuracaklarını ifade etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Türk Diyanet Vakıf-Sen'den sert çıkış: Aile reyting değildir
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda aile mahremiyetinin reyting uğruna teşhir edildiğini belirterek; popüler gündüz kuşağı programları ile dijital içerikleri işaret etti, RTÜK ve milletvekillerine acil denetim ve yasal düzenleme çağrısında bulundu.
TÜRK DİYANET VAKIF-SEN’DEN RTÜK’E ACİL ÇAĞRI: "AİLE REYTİNG MALZEMESİ DEĞİLDİR"
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, televizyon ekranlarında ve dijital yayın platformlarında yer alan içeriklerin Türk aile yapısını, ahlaki sınırları ve toplumsal mahremiyeti zedelediğini belirterek kapsamlı bir açıklama yaptı. "Aile reyting malzemesi değildir" başlığıyla duyurulan bildiride, başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olmak üzere ilgili kurumlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağrıda bulunuldu.
GÜNDÜZ KUŞAĞI VE DİJİTAL İÇERİKLER HEDEFTE
Yayınlanan programların mahremiyet sınırlarını aştığına dikkat çeken Şanlı, açıklamasında kamuoyunun yakından takip ettiği yapımlara değindi:
Müge Anlı ile Tatlı Sert: Kayıp ve adli hadiselerin işlendiği yapımlarda özel hayatın en ince ayrıntısına kadar ekranlara dökülmesinin kişilik haklarını zedelediği, acıların reyting aracına dönüştürülmemesi gerektiği vurgulandı.
Esra Erol’da: Evlilik, boşanma ve aile içi anlaşmazlıkların stüdyolarda seyirlik hale getirilmemesi gerektiği, krizlerin milyonların önünde tüketilmesinin doğru olmadığı kaydedildi.
Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme: Kişilerin onur ve haysiyetinin yayın kaygılarının önünde tutulması gerektiği, mahrem konuların kamuoyu önünde sergilenmesinin sakıncalarına işaret edildi.
Konuşanlar: Dijital mecralarda gençlerin ve çocukların kolayca erişebildiği mizah programlarında küfür, argo ve cinsellik ögelerinin normalleştirilmemesi gerektiği belirtilerek, komedi etiketinin sınırsız bir dokunulmazlık sağlamayacağı aktarıldı.
"BİZ SANSÜR DEĞİL, SORUMLU YAYINCILIK İSTİYORUZ"
Denetim mekanizmalarının yalnızca gelen şikayetler üzerine değil, sürekli ve reaktif olmayan bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini savunan Şanlı, taleplerini şu ifadelerle özetledi:
"Biz sansür değil, sorumlu yayıncılık istiyoruz. Biz keyfî müdahale değil, kanunların herkese eşit uygulanmasını istiyoruz. RTÜK başta olmak üzere yetkilileri mevzuata aykırı yayınlar karşısında göreve davet ediyoruz. Kıymetli milletvekillerimiz de dijital platformlardaki tehlikelere karşı yaş doğrulama, ebeveyn denetimi ve erişim sınırlaması gibi caydırıcı yasal düzenlemeleri geciktirmemelidir."
Şanlı, sendika olarak aile kurumunun, çocukların ve milli-manevi değerlerin korunması amacıyla konunun takipçisi olacaklarını ve gerektiğinde tüm hukuki yollara başvuracaklarını ifade etti.
Kaynak: Bülten
En Çok Okunan Haberler
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız