SON DAKİKA
Hava Durumu

Srebrenitsa, Çanakkale’nin İntikamı mı?

Yazının Giriş Tarihi: 11.07.2026 11:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.07.2026 11:20

Srebrenitsa, Bosna Hersek’te Bosna Sırp Cumhuriyeti entitesindedir. Bosna Hersek’in kuzeyi ve doğusu yüz ölçümünün yaklaşık yüzde kırkdokuzunu oluşturan Bosna Sırp Cumhuriyeti, kuzey doğuda Broçko yerleşkesi ile ikiye bölünür. 1995 yılında Bosna Hersek düzenli ordusu oluşup başarı elde etmeye başlayınca “daha fazla kan dökülmemesi” için uluslararası müdahale ile Dayton Barış Antlaşması Bosna Hersek’e imzalatılmıştır. Ne gariptir ki “bir iç savaş” olarak gündeme getirilen bu harbin dışardan saldırı ile bağımsızlık mücadelesi olduğu Sırbistan ve Hırvatistan devlet başkanlarının imzacı olarak antlaşmada yer almaları ile “Bosna Hersek’in fiili saldırı altında kaldığının kabulüdür”.

Srebrenitsa’nın 1991 yılı sayımlarında nüfusunun 27bin 577’si Boşnak, 8 bin 311’i Sırp, 778 kişi diğerleri olmak üzere toplam 36 bin 666’dır. Yani nüfusun yüzde 75’i Boşnak’tır. Bugün ise yaklaşık 8 bin Sırp ve 4 bin Boşnak olmak üzere toplam 12 bin nüfusa sahiptir. Bugün doğusunda Sırbistan yer alır.

Bir orman kasabası olan Srebrenitsa’da 1995 yılının temmuz ayında, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen ve dörtyüz silahlı Hollandalı askerin güvenliği sağladığı bölgede Sırbistan Cumhuriyeti ordu birliklerinin desteği ile en az 8 bin 372 erkeğin hayatını kaybettiği katliamdır. Ne acıdır ki yakın tarih kendisi de aynı kaderi paylaşacak olan babaların çocuklarını ormana seslenerek Srebrenitsa’nın güvenli olduğunu, gelmelerini haykırmalarına şahitlik etmiştir.

Katliamın baş aktörü Ratko Mladiç, konuşmasında “Türklerden öç alma zamanı geldiğini” ifade eder.

Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç 2013 yılında “Srebrenitsa’da işlenen suç” nedeniyle kamuoyundan özür diledi. Birleşmiş Milletler, 23 Mayıs 2024’de aldığı kararla, 11 Temmuz’u Srebrenitsa Soykırımını Anma Günü olarak kabul etti.

Saraybosna’dan Srebrenitsa’ya kara yolu ile ulaşım iki buçuk saattir. Belli bir mesafeden sonra yollar ıssızlaşır. Ben bir kez eşimle gittim. Kimsenin gitmediği tarihlerde. Benim gittiğim tarihte hala savaşın acısı vardı. Yanmış, yıkılmış ve terkedilmiş evler “geri gelemezsiniz” diyordu. Kasabaya 7 kilometre kala solda katliam merkezi eski akü fabrikası var. Orası soykırım merkezidir. Sağda ise hala şehitlerin bulunarak 11 Temmuz’da defnedildiği anıt mezarlık vardır.

Ziyaretim sırasında çok az insan görmüştüm. Hakikaten suçluların ayak izlerinde hakikati arayan üç beş kişi. Yaşı aylarla ifade edilenler yanı sıra ileri yaşta erkeklerin de isimleri soyadlarına göre yazılmış. En kalabalık grubu hiç şüphesiz “Turkoviç”ler oluşturuyor.

Çanakkale’de, Libya’da, Medine’de de Turkoviçler yok muydu? Son zamanlarda Çanakkale’ye ortak vatan ilkesi ile pek bağdaştıramadığım orada şehit olan Bosna Hersekliler ve Sancaklılar için Türkiye’de yaşayan Bosna Hersek ve Sancaklıların anıt yaptırma girişimleri var. Tartışma “Bosna Hersek’in yeni bayrağının mı, eski bayrağı ve Sancak bayrağı mı konacakta” düğümlenmiş. Çanakkale’de şehit olanlar o günkü Türkiye’nin neresinden gelirse gelsin şüphesiz vatanlarını savunan ve vatanında şehit olanlardır.

Anıtlar ve Anma Programları artarak devam ediyor. Doğrusu soykırım insanlık suçudur. Unutturulmamalıdır. Lakin özünden koparılan anma programlarını doğru bulmuyorum. Türkiye’de aynı kişerin saat farkı ile her yerde görünme gayretlerini siyaseten pek makbul olsa da katledilenlerin ruhlarını incittiğini düşünüyorum. Hele Türkiye’de gerçekleştirilen, her yıl yaş ortalaması bir artan 11 Temmuz Anma Programlarının, Srebrenitsa’ya yedi kilometre uzaklıktaki Poçitari Anıt Mezarlığı’ndaki farklı yaşlardaki insanlarımızı doğrusu yansıtmıyor. Hele Poçitari’deki Anma Programları artık çığrından çıktı. Şeytan taşlamak ve huşu içinde bir milli vecibe olarak yapılması gereken ziyaretler çoktan alkışlanmak konumuna geçti.

İki yıl önce bir proje başlatmıştım. 11 Temmuz tarihini içine alan, önceki cuma gününden sonraki pazar gününe uzanan dokuz gün dolu dolu bölgeden sayıları yirmiyi aşmayan gençlik grubunu kaynaştırmaya çalıştırmıştım. Sancak şehirleri olarak bilinen Gorajde, İpek, Rojay ve Tutin’den gençlerle Türkiye’ye o çoğrafyadan göç eden aynı sayıda gençleri bir araya getirmeye çalışmıştım. Rojay’dan gençleri son ana kadar göndermediler. Kaynağı belli müthiş bir dirençle karşılaştım. Doğrusu üzüldüm. Oysa orada yıkılan Sultan Murat Camisinin yapılması için ne uğraşmıştım. Rojay Sancak oyunları için de. Sonraki gidişimde yer yokmuş gibi cami avlusunda talebe yurdu inşa ettirmişler! Çözüm olarak Güney Sancak’tan Plav’dan gençleri davet ettik. Ama Rojay’dan da daha sonra katılım oldu. Bu tür ben sürdüremezsem de sürdürülebilir projelere ihtiyaç var. Bugün hala Mavi Kelebekler Projesine katılan o gençler bir birleri ile görüşüyorlar. Hatta gidip geliyorlar. Keşke Türkiye’deki gençler de gidebilseydi. Ülke kaynakları bu işlere aktarılırsa fayda sağlar. Devlet, dernek, belediye kaynakları ile dostlar alışverişte görsün hesabından Srebrenitsa Anma programlarını kul ayıplamasa da Allah’ın gücüne gider.

İstanbul’da birkaç dernek hoşuma giden, ruhumu okşayan benzer projeler yapıyor.

Her köşe başına bir anıt dikme bu anıtta da resmi tatile denk gelince tarih kaydırarak bir saati aşmayan programlar yapma bana boy gösterme, yasak savma gibi geliyor.

Türkiye’de 30 yıl önce biz Türküz mücadelesi verenler, Boşnakca yayına tepki gösterenlerin yerinde yeller esiyor. Bu yıl Türkiye’de “Boşnak Soykırımı” anma programları düzenleniyor.

Bir de son söz:

Boşnak Soykırımını Anadolu’da haklı olarak anarken Türkoviçleri incitmemek gerekir… Srebrenitsa’yı Anadolu’da yaşatırken Çanakkale’yi, Ankara’yı da memleketin sınırları dışında kalan bakiyesinde yaşatmalı. Srebrenitsa konferansı, koşusu, anma programı yapan kardeşlerimizden 18 Mart’ta Çanakkale Anma Programını bugün Bosna Sırp Cumhuriyeti’ndaki Sırp Belediye Başkanı tarafından yönetilen Srebrenitsa’da yapmalarını beklememiz, hakkımızdır. Türkiye’de kendilerinin Boşnak olduğunu ifade eden ve okullarında Arnavutça ders verilmesin heyecanını yaşayan kardeşlerimiz, Turkoviçlerin diyarında Dedem Korkut hikayelerini Türkçe haykırmalı. Aksi de Anadolu’nun gücüne gider.

Geçmişi anmak ancak geleceği yazmak için anlamlıdır.

Gelecek ise gençliktir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.