SON DAKİKA
Hava Durumu

Hayatın ritmi müziğin gücünde saklı!

Yazının Giriş Tarihi: 08.01.2024 18:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.01.2024 18:27

Müziğin insan hayatı için önemi su götürmez bir gerçek.

Sokrates’in dediği gibi ‘Müzik ruhun gıdası’.

Aslında her birey anne karnındayken, ilk kalp atışıyla birlikte tanışıyor ve daha doğmadan dinlemeye başlıyor müziği…

Bu durum gelişimine de olumlu yönde katkı sağlıyor.  

Hatta doğar doğmaz ilk ağlarken çıkan sesin ‘la’ sesi ile aynı frekans değerinde olduğunu biliyor musunuz?

Araştırmalar, işitme duyusunun görme duyusundan daha önce oluştuğunu gösteriyor. 

Doğumdan hemen sonra kollarımız ve bacaklarımızla ritmik hareketler yapıyoruz.

Anne karnında müzikle olan ilk tanışıklığımız, doğduktan sonra da biz farkında olmadan, bağ kurarak devam ediyor…

***

“Müzik, iyileştirici ve dönüştürücü gücü olan bir sır.”

Peki, ruh sağlığımızı nasıl böyle etkileyebiliyor?

Sufi müzisyen Hazrat Inayat Khan’ın çok sevdiğim bir sözü var:

“Müzik insanı önce kendisiyle, sonra diğer insanlarla, ardından da evrenle bütünleştiren en etkili araç ve en kısa yoldur.”

Kendi müzikal yolculuğumdan, bunun aynen böyle olduğunu söyleyebilirim.

Kökeni itibariyla Yunanca “mousa” kelimesinden geliyor. Bazı araştırmacılara göre “mousa-muse” ağaçlık alanlarda şarkı söyleyip çalgılar çalarak çevrelerine mutluluk ve esenlik veren, ilham-şifa dağıtan peri veya melek anlamını taşıyor.

Kelimenin kökeninden de anlayacağımız üzere müzik, tarih boyunca ruhun arındırılması, şifalanması ve eğitilmesinde önemli rol oynamış.

Kadim gelenekler incelendiğinde müziğin ilk rolünün ibadet, ilahi bilgiye ulaşma ve iletişim olduğunu görüyoruz.

Şamanların, insanları şifalandırmak için müzik ve danstan oluşan ritüeller uyguladıklarını; şifacıların, bitkilerden elde ettikleri ilaçların etkisini güçlendirmek için müziği kullandıklarını biliyoruz.

Bana göre ise dünya üzerindeki pek çok şeyden hatta tüm diğer sanat dallarından ayrı, önemli yanı: İnsandan bağımsız olması…

Biz olmasak da doğadaki her şeyin bir sesi, titreşimi, ritmi var.

Doğadaki her şey uyum arar… Çünkü uyum sağlamak, karşı koymaktan daha az enerji harcamayı gerektirir.

Bizler de belirli bir titreşime sahibiz ve doğadaki her şey gibi uyum arıyoruz. Günlük yaşamın etkileri, geçmiş ya da geleceğe ilişkin kaygılarımız, olumsuz alışkanlıklarımız vb. sebeplerle hastalanıyoruz.

Ben buna bir tür “akord bozulması” diyorum.

Müziğin iyileştirici ve dengeleyici gücü de burada devreye giriyor.

***

Müzik insanoğlunun vazgeçemeyeceği bir tutku.

Hayatımız boyunca duygularımıza tercüman olan, aynı zamanda enerji ve moral veren bir güç̧ kaynağı…

Ruhumuzu adeta işgal ederek bizleri tedavi eden güçlü̈ bir antibiyotik!

Özgürlük adına insan üzerindeki etkisi ise tartışılmayacak kadar güçlü.

Esasen müzik, özgürlüğün bir simgesi!

Hiç̧ kimse ‘Sen şu müziği dinleyeceksin!’ diye bir baskıya maruz kalamaz. İnsan istediği ve sevdiği şarkıyı dinleme özgürlüğüne sahip.

Müzik dinlerken kısa bir hayal yolculuğuna çıkarak kafamızdaki sorunlardan uzaklaşmak bizi hem rahatlatır, hem de mutlu eder. 

Yaşamın her anında ritim bize eşlik eder.

Aslına bakılırsa, her zaman yanı başımızda olan, dost davranan, iyi bir arkadaş...

Sözün özü; hepimiz daima müziğin bir parçasıyız…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.