SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir başarı hikayesi yazmak!

Yazının Giriş Tarihi: 26.02.2024 16:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.02.2024 16:52

Dünden bugüne Balkanlardan Kafkasya’ya ve daha birçok coğrafyada zulme uğrayanların sorgusuz sualsiz bağrına basıldığı kutlu bir diyarın adıdır Anadolu…

Bu nedenledir ki tarihin her devrinde;

Gaddar, sömürgeci, ruhsuz ve acımasız Batı’yla yürütülen amansız mücadelenin merkezi oldu.

Bu uğurda çok acı çekti, işgale uğradı, ağır bedeller ödedi Anadolu…

Her gelenin yurt bildiği, gerektiğinde uğruna can verdiği bu topraklarda en büyük zenginliğimiz her zaman gönül birliğimiz oldu.

***

Şimdi bu gerçeği;

Bursa’dan bir hayat hikayesiyle özdeşleştirerek anlatacak olursam;

Yıl 1886… Rus zulmünden kaçan binlerce Kafkasyalı Müslüman, çareyi Osmanlı topraklarına, Anadolu’ya sığınmakta buldu. Tıpkı Batum-Acara’dan İnegöl'ün Hayriye Köyü’ne yerleşen 88 hane gibi...

Yaklaşık 250 kişilik kafile, ilk kışı komşu Maden Köyde geçirdi, baharda Maden ve Ortaköylülerin yardımıyla Hayriye’nin bugünkü yerleşim alanına ev, ahır inşa edildi, ormandan ekip dikilecek kadar arazi açıldı. Bölgedeki diğer köylere ve ilçe merkezine yerleşen Kafkas göçmenlerinin artık yeni yurdu İnegöl, devletleri ise Osmanlı idi. Lakin çile bitmiyordu. Önce Trablusgarp, ardından Balkan ve nihayetinde Birinci Dünya Harbi patlak veriyordu. Derken Anadolu’yu işgal eden Yunan, kanlı çizmeleriyle İnegöl’ü de kirletiyordu.

Bu yıllarda Hayriye Köyü gibi İnegöl’den özetle Osmanlı coğrafyasının her köşesinden binlerce genç, tereddüt etmeden, ölürsem şehit kalırsam gazi düşüncesiyle cepheye akıyordu.

Sadece Çanakkale Savaşı’nda 17 şehit veren Hayriye Köyü’nün halkı, Yunan işgali yıllarında milis güçlere verdiği destekle öne çıkıyordu. Büyük Taarruzdan sonra 6 Eylül 1922’de Deli Halit Paşa komutasındaki süvari tümeni bütün İnegöl’ü düşmandan temizliyor, zor yıllar geçiren Hayriye Köyü camisinden ezan sesi yeniden yükselmeye başlıyordu.

Cumhuriyet ilanıyla hayat normale dönmeye başlarken, Hayriye Köyü’nde Mehmet oğlu Ahmet Bey’in evinde çile kapısı kapanmıyordu. Hanife Hanım yörenin çok sevilen, herkesin derdine çare bulmak için didinen “Müdür” lakaplı eşi Ahmet Bey’i kaybediyor, yaşları küçük 5 çocukla baş başa kalıyordu. Ahmet Bey vefat ettiğinde 9 yaşında olan Hilmi’nin sırtına büyük bir sorumluluk biniyordu. İnşaatlarda çalışmaya başlayan Hilmi gibi bütün aile, ellerindeki toprağa sarılıyor çiftçilikle karınlarını doyurmanın mutluluğunu yaşıyordu. Zaman ilerliyor Hilmi askerlik çağına geliyordu, nitekim vatani görevi sonrası köyüne dönen genç adam, daha iyi bir gelecek için tam 25 yaşında çalışmak üzere İnegöl’ün Yenice kasabasına iniyordu. İyi bir inşaat ustasıydı ve çok çalışkandı. Kısa sürede Yenice’de sektörün aranan ustası olmuştu.

Derken Yenice’de bir gün kendisi gibi Kafkas göçmeni olan Meryem Hanım’la tanıştırıldı. Üstelik Meryem Hanım, Trablusgarp cephesinde Mustafa Kemal Paşa’yla birlikte savaşan Gazi Ömer’in torunuydu. Evlendiler, mutlu bir yuva kurdular. Üç güzel kızın ardından çift, 1970 yılında dünyaya gelen erkek bebeklerine Alinur ismini verdi. Evin tek erkek çocuğu Alinur çok seviliyordu. Ablaları, annesi ve babasının gözbebeği idi Alinur…

Lakin Hilmi Bey, geçirdiği bir kalp krizinin ardından hakka yürüyünce 12 yaşındaki Alinur, çok sevdiği babasını kaybetmenin acısıyla sarsılıyordu. O da babası gibi erken yaşta ailesinin sorumluluğunu üstüne alıyor hem çalışıyor hem okula gidiyordu. Çalışkan bir öğrenciydi Alinur… Ortaokul ve lise gibi Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden de başarıyla mezun oldu. Bununla da yetinmedi yüksek lisans eğitimini “Kamu Yönetimi” dalında tamamladı.

Üstelik üniversite birinci sınıftan itibaren bir muhasebe bürosunda çalışmaya başlamıştı. Sonrasında stajını tamamladı ve girdiği sınavı kazanarak hayal ettiği mali müşavirlik mesleğinin ruhsat sahibi icracıları arasına girdi. Üniversiteyi bitirdiği yıl, gençlik yıllarının aşkı Sevinç hanımla evlendi, yuva kurdu. Çift ilk çocuklarına merhum Hilmi Bey’in ismini, biricik kızlarına ise Sıla ismini verdi.

***

Geçtiğimiz akşam;

Ülküm Eğitim Vakfı (ÜLKEV) Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Tevfik Topçu ile Ülküm Eğitim Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Aydın’ın geleneksel hale getirdiği “Ülkü Sohbetleri”nin özel konuğuydu Alinur Bey…

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Adayı Alinur Aktaş unvanıyla…

Alinur Bey’i dinlerken, soğuk salonu “Anadolu’nun kadim geleneği Gönül Birliği” ısıtıyordu.

Çocukluğunu, gençliğini bu şehirde geçiren,

31 yaşında parti yöneticisi,

33 yaşında İnegöl Belediye Başkanı seçilen,

Bu makamdaki 3. döneminde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine atanan,

2019 Seçimlerinde bu kez seçilmiş başkan sıfatıyla Büyükşehir’i yönetmeye devam eden,

Ve nihayetinde bu göreve yeniden talip olan bir “Anadolu Evladı”, yeni dönemde yapacaklarını anlatıyordu…

Bir mücadele ve başarı hikayesinin kahramanı olarak!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.