SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

14 Mart

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2022 11:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.03.2022 11:19

Dünyayı, diğer gezegenleri, gökyüzünde asılı duran ve üzerimize dökülmeyen yıldızları merak ediyoruz.

Buradan başka yaşanabilecek yerler var mı diye aranıyor, uzaya keşif araçları yollanıyor.

Galaksiler arası yolculuk, Mars’ta yaşam üzerine çalışılıyor.

Hatta ilk yerleşim alanları, evlerin mimari tasarımları bile hazır. Zamanın ötesine geçme yarışı her geçen gün hızlanıyor.

Bilimin, fiziğin, uzayın pencerelerini açan çok kıymetli bilim insanları var tarihte. Bunlardan biri Albert Einstein diğeri fizikçi, teorisyen, astronom, yazar, evrenbilimci Stephen Hawking!

Evrenin temel ilkeleri üzerine çalışan Hawking, 1942 senesinde İngiltere’de doğmuş. Oxford Üniversitesi’ne gittikten sonra kozmoloji “evren bilimi” çalışmaları için Cambridge Üniversitesi’ne devam etmiş. Kendisini meşhur eden, üzerine çok konuşulan, kara delikler ile ilgili çalışmalarını yapmış. 21 yaşındayken ALS tanısı konulmuş ve en fazla iki yıl daha yaşayabileceği söylenmiş. “Öldüğünde ise 76 yaşındaydı!”

Hastalığı zihinsel faaliyetlerine engel oluşturmamış, sinir sistemini felç etmiş ve özel sandalyesine bağlı bir hayat yaşamasına sebep olmuş. 1970 yılında tamamen konuşma yeteneğini de kaybetmesine rağmen hayat mücadelesinden hiç vazgeçmemiş. Yazıyı sese çevirebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurmaya, çalışmalarına ve kitap yazmaya devam edebilmiş.

Cambridge Üniversitesi’nde Hawking’e kadar kozmoloji üzerine çalışmalar yapılmamış. Kısa sürede alanında araştırma asistanı ve ardından doçent olarak çalışmalarına devam etmiş.

Araştırmalarında Einstein’ın Görelilik Kuramına atıflarda bulunmuş ve kara deliklerin radyasyon yaydıklarını, görünmez olduklarını, evrenin başlangıcı ve bitişi olduğunu bilimsel çerçevesini oluşturmuş, 20. yüzyılın en önemli buluşlarından biri olarak kabul edilmiştir.

Bu keşif; özellikle “kara deliklerden geçildiğinde başka zaman boyutlarına gidilebilir mi, zamanda yolculuk mümkün mü?” gibi magazinsel düşünceler için heyecan yaratmıştır. Hawking’e göre belli bir hıza ulaşabilen trenle geleceğe savrulmak mümkünken, geçmişe yolculuk imkânsız görülmüştür. Çalışmaları tartışma konusu olmakla birlikte, teorilerinin birçoğu zamanla ispatlanmıştır.

Kitapları popüler bilimin talep görmesini sağlamış ve kitapçılarda “Zamanın Kısa Tarihi” hala en çok satanlar arasındadır. Yazdıkları kırktan fazla dile çevrilmiş ve fizik bilsin bilmesin birçok kişinin ilgisini çekmiştir. “Ceviz Kabuğunda Evren, Her Şeyin Teorisi” kitaplarındandır.

1973’te Uygulamalı Matematik ve Kuramsal Fizik bölümüne geçerek çalışmalarıyla “Lucasian” matematik profesörü unvanını almıştır. Ölene kadar birçok unvan, ödül almaya devam etmiştir.

Stephen Hawking’in hayatının anlatıldığı, 2014 yılında The Theory of Everything isimli film de çok ilgi gördü. Film olarak gördüğümüz her sahne bir insanın gerçek hayatıydı! Pes etmemenin, azmin öyküsünü izledik.

Hawking; Einstein’dan sonra en parlak fizikçi olarak kabul ediliyor.

14 Mart 2018 tarihinde 76 yaşında hayata veda etti. İki sene yaşayabilirsin diyenlere inat, başarılarla ve tabii ki hastalığı yüzünden zor süreçlerle dolu bir hayatı geride bıraktı.

Stephen Hawking; “kara delikten dışarıya ya da başka bir evrene çıkış olabileceğini ve bunların ebedi hapishaneler olmadığını” vurgulamıştı. “Eğer kendinizi kara bir delikte hapsolmuş hissediyorsanız pes etmeyin bir çıkış yolu muhakkak var” diye de eklemişti. Çalışmaları, hayat mücadelesi ve zekâsı birçok insana ilham kaynağı!

Günümüzde transhümanizm için çalışılıyor. Ölen kişilerin beyinlerinin sanal ortama aktarılması konuşuluyor. Bu teknolojiye erişildiği zaman Hawking’in zihninin kopyalanması ütopik projeler arasında. Bu sayede algoritmik olarak yapay zekâ Hawking’in zihnini geliştirmeye devam edebilecek.

***

Yazıya konulacak çok başlık vardı ben 14 Mart’ı seçtim.

14 Mart, Albert Einstein doğum günü hem de Hawking’in ölüm yıldönümü!

Aynı zamanda Tıp Bayramı…

Ülkemizde 1976’dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.

Tıp Bayramı, 14 Mart 1827’de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, bizde modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir.
Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın(Tıbbiyeli Hikmet) önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti.
Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

Bu anlamlı günde Tıbbiyeli Hikmet yürekli sağlık ordumuza selam ve saygıyla diyelim ve bir hatırlatmayla yazımızı bitirelim:

“14 Mart aynı zamanda dünyada Pİ Sayısı Günü olarak kutlanıyor!”

Pi Sayısı Günü de kutlu olsun efendim!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..