SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Teknoloji ekonomisi

Yazının Giriş Tarihi: 07.01.2022 12:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.01.2022 12:08

Elektrikle çalışan arabalar,

Online eğitim için sınırsız internet,

Kameradan yapılan toplantılar,

Herkesin istediği zaman başlatabildiği canlı yayınlar,

Uçan kaykaylar ya da Maglev Treni…

*Maglev treni; iki mıknatıs kümesinin kullanıldığı yüksek hızlı tren. Çok daha hızlı olursa geleceğe savrulma ihtimali var!

***

Sayarken, okurken, incelerken, sosyal medyada paylaşırken ne kadar da güzel, ne kadar da ulaşılabilirler.

Uzay turisti olmak çok da olası, üstelik daha yaz tatiline bile gidememişken.

Uzaktaki her şey erişilebilir ama burnumuzun ucundakiler imkânsız gibi, neden?

Geçim şartları, dünya hali vb…

“Teknolojinin nimetlerinden sadece zenginler faydalanabilir” gibi bir düşünceniz var mı?

 “Dünya’nın neresinde olursanız olun, ücretsiz internet erişimi için çalışmalar var bu size inandırıcı geliyor mu?

Tüm gelişmelerden, aynı anda, gerçekten de tüm insanlığın haberdar olabildiğine inanıyor musunuz?

***

Gelir dağılımında adalet kavramının çoktan rafa kalktığı bugünlerde, ne yazık ki teknoloji sandığımız şeyler, aslında günlük rutinlerimiz!

Cep telefonu kullanmak, beğeni yapıp beğeni kapmak bizi teknolojiye hâkim, yeni nesil insanlar haline getirmiyor.

Ne kadar itiraz edip, ben kullanmayacağım dese de bazıları; onlar bile telefona ihtiyaçları olduğunu, iş yerinden yazışmaların sürekli internetten olduğunu söylüyorlar ve eksik hissediyorlar.

Pandemi sürecinde zaten yeni dünya tatbikatı gerçekleştirildi; evden çalışma, online eğitim, online alışveriş gibi. Yani bazı şeyler artık zorunlu kategorisinde. Teknolojinin herkes için erişilebilir olmasını arzulayanlar ve bunun için çalışanlar var elbette. Hatta bazı şirketler teknolojinin insan hakkı olduğunu dile getiriyor.

***

Peki;

Ekonomi verileri ne diyor?

Teknoloji için ciddi alım gücü gerekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu, Ekim 2021 iş gücü istatistiklerine göre; işsizlik oranı yüzde 11,7.

Üniversite mezunları işsiz ve her sene yığılarak artıyor. Emekliler de çalışmak zorunda kalıyor.

Enflasyon; TÜİK rakamlarına göre yıllık bazda yüzde 36,08.  

Bu da demek oluyor ki;

Kazancımızın her 100 lirasının 36’sı yok oluyor. 

***

Zamlarla başa çıkılmaya çalışılıyor.

Küreselleşmenin dezavantajı ilk önce bizleri etkiliyor. Dış etkilere karşı kırılgan hale gelen ekonomi piyasası; yeni bir bilgisayar hayalinden bizleri uzaklaştırıyor. Gene de canını dişine katıp herkes bir şekilde evine internet bağlatıyor.

Ama dedim ya internet zorunluluk! Elimizde iki farklı dünya profili var.

Orta sınıf artık yok.

***

Dünya yoksulluk rakamlarına da bir bakalım;

En zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı!

Hal böyle olunca teknolojide zengin ülkelerin tekelinde duruyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün raporuna göre mevcut barınma politikalarında bir değişiklik olmazsa; Dünya genelindeki evsiz sayısı yüzde 30 artarak, 2025’de 1,6 milyar kişi olacak!

2050’de 2,5 milyar insanın daha şehirlerde yaşayacağı ve konut sıkıntısının en çok Afrika ve Asya’da olacağı tahmin ediliyor. Bu duruma göre büyük insan göçleri de kaçınılmaz olacak. Üstelik bazı kıta parçalarının sular altında kalacağı belirtiliyor.

Doğal afetleri, artan nüfusu, pandemi şartlarını hesaba katmadık bile daha. Anlaşılan o ki; tüm bu sorunları çözmek için çaba sarf etmek, uzaya gitmekten daha zor.

***

Şimdi durum mantıklı bir hal aldı öyle değil mi?

Tam da bu yüzden uzaya gitmek, yaz tatiline gitmekten daha kolay.

Arkamıza bakmadan kaçalım.

Ya da şimdilik ben Maglev Treni’ne bir bilete de varım!

 

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..