Eski bakanın telefonu kayboldu: Ailesine delil karartma davası

2016 yılında hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, olay yerinden alınan cep telefonunun kaybolduğu ortaya çıktı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli görülen iki aile üyesi hakkında "Suç delillerini yok etme" suçundan dava açtı.

Haber Giriş Tarihi: 02.10.2026 17:23
Haber Güncellenme Tarihi: 02.10.2026 17:24
https://www.sozbursa.com

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yıllar sonra dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden alınan, parmak izi incelemesine gönderilen ve daha sonra tereke dosyasına devredilen cep telefonunun 2026 yılında yapılan aramalarda bulunamaması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan kamu davası açtı.
İddianameye göre Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı. Telefon daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasına gönderildi.
Ardından tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildi.

"Çuvalı, Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle eve götürdüm"
İddianamede tanık olarak ifadesine başvurulan avukat A.Ç.'in anlatımı da dosyanın önemli delilleri arasında yer aldı. A.Ç., tereke eşyalarını çuval içerisinde teslim aldığını, içindeki eşyalara bakmadığını, ancak eşya listesinin bulunduğunu anlattı. Tanık, daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüştüğünü ve onun yönlendirmesi üzerine çuvalı Kısıklı'daki eve götürerek burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini beyan etti.
2026'da arandı, telefon yok
Telefonun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş'in ikametinde yapılan aramayla yeniden gündeme geldi.
Denizolgun'a ait telefonun arama tutanaklarında yer almaması üzerine cihazın IMEI bilgileri ve fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi. 30 Eylül 2026 tarihli tutanakta ise eski bakana ait telefonun ele geçirilemediği kayda geçirildi.
İddianamede, mahkeme kararı ve teslim tutanakları birlikte değerlendirilerek telefonun önce Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslimine karar verildiği, vekil tarafından tereke eşyalarıyla birlikte teslim alındığı ve Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesi üzerine Kısıklı'daki eve götürüldüğü belirtildi.
Savcılığın değerlendirmesine göre Hilmi Tuna Kuriş, telefonu kendisinin aldığını beyan etti. Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise tereke eşyalarıyla kendisinin ilgilenmediğini savundu. Başsavcılık buna rağmen, kendisine teslim edilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.

"Mesajlar, fotoğraflar ve notlar önemli delil olabilirdi"
İddianamenin en dikkat çekici bölümlerinden biri telefonun içeriğine ilişkin değerlendirme oldu. Başsavcılık, Denizolgun'un telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını belirtti.
Savcılık; telefondaki muhtemel mesaj içerikleri, fotoğraflar ve notların, Denizolgun'un ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmanın aydınlatılması bakımından önemli delil niteliği taşıyabileceğini vurguladı.

"Denizolgun'un telefonu yok edildi"
Dosyadaki mahkeme kararları, teslim ve arama tutanakları, tanık anlatımı ile şüpheli savunmalarını birlikte değerlendiren Başsavcılık, teslim alınmasına rağmen telefonun yok edildiği sonucuna vardı.
İddianamede, kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma bakımından delil niteliği taşıyan telefonun yok edilmesinin TCK 281/1'de düzenlenen "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu oluşturduğuna dair kamu davası açmaya yeterli şüphenin oluştuğu kaydedildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2 Ekim 2026 tarihli iddianamesiyle Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş'in yargılanarak cezalandırılmaları talep edildi.