
Bursa Barosu, 5 Şubat 1937 tarihinde laiklik ilkesinin Anayasa'ya açıkça dahil edilmesinin yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Cumhuriyet devrimlerinin temel taşı olan laikliğin, toplumsal huzur ve bilimsel ilerleme için hayati önem taşıdığına dikkat çekildi.
CUMHURİYET DEVRİMLERİNİN “ÖN SÖZÜ”
Açıklamada, 3 Mart 1924’teki devrim yasalarından 1937’deki Anayasa değişikliğine kadar uzanan tarihsel süreç hatırlatıldı. Hilafetin kaldırılması ve Tevhidi Tedrisat Kanunu gibi adımların laik devletin temelini sağlamlaştırdığı belirtilerek; bu ilkenin 1961 ve 1982 anayasalarında da "değiştirilemez" hükümler arasında yerini koruduğu ifade edildi.
“LAİKLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR”
Bursa Barosu, laikliğin sadece din ve devlet işlerinin ayrılması olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Laiklik; bireyleri yurttaş olmaya taşımasının yanı sıra bilimsel yöntem ve akılcı yaklaşımları öngören bir yaşam biçimidir. Laik sistemde yönetim, hukuk ve ekonomi; çağdaş uygarlığın verilerine ve gereksinimlerine göre düzenlenir.”
DEMOKRASİ VURGUSU
Laikliğin demokrasinin "olmazsa olmaz" koşulu olduğunun altını çizen Baro yönetimi, siyasal iktidarın düzenlemelerinde dinsel kuralların değil, akıl ve bilimin belirleyici olması gerektiğini savundu. Açıklamada ayrıca, laikliğin dini kişisel veya siyasal çıkarları için sömürenlere karşı toplumu koruyan en güçlü kalkan olduğu hatırlatıldı.
Bursa Barosu, açıklamasını tüm devlet kurumlarını ve siyasal yapıları, toplumsal iyilik adına laiklik ilkesine sadık kalmaya davet ederek tamamladı.