
Kamuoyunda tarikat ve cemaat olarak bilinen yapılara yönelik son adli operasyonların ardından Bursa Barosu'ndan kapsamlı bir açıklama geldi. Laiklik, hukuk devleti ve örgütlenme özgürlüğü ilkelerine dikkat çeken Baro yönetimi, bu yapıların kamu kurumları ve toplumsal yaşam üzerindeki etkisine karşı uyarıda bulundu.
"SIRF KENDİLERİNİ ÖYLE TANIMLIYORLAR DİYE STK OLAMAZLAR"
Din ve vicdan özgürlüğünün temel bir hak olduğunu ancak kapalı hiyerarşik yapıların sivil toplum kuruluşu olarak görülemeyeceğini belirten Bursa Barosu, şu değerlendirmede bulundu:
"Kişilerin bir lidere veya dini otoriteye mutlak bağlılığı üzerine kurulan yapıların; yalnızca vakıf, dernek veya şirket üzerinden faaliyet göstermeleri onları demokratik sivil toplum kuruluşuna dönüştürmez. Devlet; çocukların eğitimini, barınmasını, sosyal yardımı ve temel ihtiyaçlarını denetimsiz bu tür yapılara bırakamaz."
"LİYAKAT YERİNE AİDİYET KONULAMAZ"
Açıklamada, kamu kadrolarında geçmişte yaşanan paralel yapılanmalara atıfta bulunularak, hiçbir dini odağın devlet organlarında nüfuz kurmasına izin verilmemesi gerektiği hatırlatıldı. Devletin tarikatlar arasında ayrım yapmadan tüm benzer yapılara eşit hukuk uygulamasının zorunlu olduğu vurgulandı.
"CUMHURİYET'İN GÜVENCESİ LAİKLİKTİR"
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesinin inanç özgürlüğünün teminatı olduğuna işaret edilen açıklamada, "Türkiye'nin ihtiyacı bir tarikatın yerine bir başkasının güçlendirilmesi değil; hiçbir yapının devlete, eğitime ve kamusal yaşama hükmedemediği laik ve demokratik hukuk devletidir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadelerine yer verildi.