
Adalet Bakanı tarafından verildiği belirtilen talimatla; tutukluların avukatlarıyla yaptıkları görüşmelere sınırlama ve denetleme getirilmesine yönelik yasal çalışma başlatıldığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Söz konusu hazırlık, uluslararası hukuk normları ve bağımsız savunma ilkeleri çerçevesinde tartışmaya açıldı.
ULUSLARARASI NORMLAR "MAHREMİYET" DİYOR
Hukuki çerçeveye göre; AİHM içtihatları ve 2025 yılı "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" devletlere şu sorumlulukları yüklüyor:
Avukatların müvekkillerine hızlı ve etkili erişimi sağlanmalıdır.
Görüşmeler baş başa, mahremiyet içinde ve herhangi bir dinleme/kayıt olmaksızın yapılmalıdır.
Avukatlar, müvekkilleriyle ilgili bilgileri açıklamak veya kanıt olarak sunmak zorunda bırakılmamalıdır.
"HİÇBİR GÜCE BOYUN EĞMEYECEĞİZ"
Tüm hukuksal yaklaşım ve normlara rağmen, savunma hakkını kısıtlamaya yönelik çalışmaları kabul etmediklerini belirten hukukçular, kamuoyuna şu mesajı verdi:
"İnsanlığın gözyaşları ve çektiği ızdırapların sona ermesi için en çok avukatların mücadele ederek hukuk sistemine kazandırdıkları bu kuralların geriletilmesini kabul etmiyoruz. Hukukun üstünlüğü ve insanlık onuru mücadelesinde geri adım atmadan, hiçbir güce boyun eğmeden devam edeceğiz."
"HAK KUVVETTEN ÜSTÜNDÜR"
Açıklamanın en dikkat çekici kısmında ise savunmanın toplum için hayati önemine değinilerek; "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesinin kesileceğinin bilinciyle, 'hak kuvvetten üstündür' diyerek adalet mücadelesine devam edeceğiz" ifadeleri kullanıldı.