
9 Mart 2026 tarihinde (bugün) saat 09.21’de meydana gelen depremin yerin yaklaşık 7–7,5 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi. İlk değerlendirmelere göre sarsıntının, Batı Anadolu’nun aktif tektonik yapıları arasında yer alan Denizli Graben Sistemi içerisinde, Buldan Fay Zonu ile Sarayköy Fay Zonu çevresinde meydana geldiği ifade edildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, depremin teknik verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, ölçülen yer ivmesi değerlerinin depremin hasar potansiyelinin sınırlı olduğunu gösterdiğini belirtti.
Yıldız açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Deprem sırasında ölçülen en büyük yer ivmesi, episantıra yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki istasyonlarda 0.10 g civarında kaydedilmiştir. Hem depremin büyüklüğü hem de ölçülen bu ivme değerleri birlikte değerlendirildiğinde, bu depremin tek başına önemli bir yapısal hasar oluşturma potansiyelinin düşük olduğu anlaşılmaktadır.”
Depremin Bursa’da hissedilmesinin ise dikkat çekici bir durum olduğunu belirten Yıldız, bunun Bursa Ovası’nın zemin özelliklerinden kaynaklandığını vurguladı.
“Bölgesel ölçekte sayılabilecek bu deprem, yüzlerce kilometre uzaklıktaki Bursa Ovası’nda dahi hissedilmiştir. Bu durum, uzun süredir bilimsel çalışmalarda vurguladığımız Bursa Ovası’nın yerel zemin koşullarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha göstermektedir” diyen Yıldız, Bursa Ovası’nın kalın alüvyal bir basen yapısına sahip olduğunu hatırlattı.
Bu tür basen yapıların deprem dalgalarını yalnızca iletmediğini, aynı zamanda büyütebildiğini ve sarsıntı süresini uzatabildiğini ifade eden Yıldız, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Başka bir ifadeyle, çevre bölgelerde meydana gelen görece küçük veya orta büyüklükteki depremler bile, Bursa Ovası’nda hissedilen sarsıntının beklenenden daha güçlü algılanmasına neden olabilmektedir. Bu durum, deprem tehlikesinin yalnızca fayın büyüklüğüyle değil, zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin en açık göstergelerinden biridir.”
Özellikle Bursa Ovası’nda bulunan yapı stokunun değerlendirilmesinde yerel zemin etkileri, basen büyütmesi ve zemin–yapı etkileşimi gibi unsurların mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız, güvenli yapılaşmanın bilimsel veriler ışığında yürütülen planlama ve denetim süreçleriyle mümkün olabileceğini belirtti.
Yıldız, bugün meydana gelen depremin hasar potansiyelinin sınırlı olduğunu ancak Bursa Ovası’nın deprem dalgalarını büyütebilen zemin karakterini yeniden hatırlatan önemli bir uyarı niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.