Talip Geylan: Okul saldırıları sonrası milli yas ilan edilmeli

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’taki okul saldırısı sonrası iş bırakma eylemini hafta sonuna kadar uzattıklarını ve milli yas beklediklerini açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 15.04.2026 22:50
Haber Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 22:50

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’ta bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin, "Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Geylan, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırının derin üzüntüsünü yaşarken, bugün Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıyla bir kez daha yıkıldık. Elim olayda yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı; yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz" dedi. "TÜRK EĞİTİM-SEN OLARAK ALDIĞIMIZ İŞ BIRAKMA KARARINI HAFTA SONUNA KADAR UZATIYORUZ" Söz konusu olayların önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Geylan, "Çok acılıyız, çok üzgünüz, çok öfkeliyiz. İki gün içinde can kayıpları yaşadık, çok sayıda yaralımız var. Eğitim yuvalarımız olan okullarımızda, körpecik yavrularımız büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Bu büyük acı, artık aklımızı başımıza getirmelidir. Bu çerçevede, Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz. 16-17 Nisan 2026 tarihlerinde tüm okullarda ve eğitim kurumlarında iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının bu hafta ülke genelinde okulları kapatarak, milli yas ilan etmesini talep ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "TÜRKİYE BU KONUDA SEFERBER OLMALI VE ACİLEN BİR "GÜVENLİK ZİRVESİ" TOPLANMALIDIR" Geylan, yaşanan şiddet olaylarının, eğitim camiasında derin bir kaygı ve üzüntüye yol açtığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Bugün okullarımızda öğretmenler, eğitim çalışanları ve öğrenciler haklı olarak can güvenliği endişesi taşımaktadır. Bu noktada çok açık bir şekilde ifade ediyoruz; tüm Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir "Güvenlik Zirvesi" toplanmalıdır. Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, Emniyet Genel Müdürlüğü ve tüm yetkili kurumlar başta olmak üzere, tüm paydaşlar bir araya gelmelidir. Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler geliştirilerek, eğitim kurumlarının güvenliğini artırmaya yönelik kapsamlı ve etkili bir eylem planı ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullar; öğrenciler, öğretmenler ve tüm eğitim çalışanları için güvenli alanlar olmak zorundadır. Dün söylediğimizi bugün bir kez daha vurguluyoruz. Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi, bu alanda caydırıcılığı artıracak önemli bir adım olacaktır. Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı alınan tedbirlerin titizlikle, kararlılıkla ve hiçbir hoşgörüye yer vermeden uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu düzenlemelerin etkin şekilde hayata geçirilmesi, eğitim ortamlarında güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacaktır." "ŞİDDETE MARUZ KALAN ÇALIŞANLARA, ANINDA VE YETERLİ GÜVENLİK DESTEĞİ SAĞLANMALIDIR" Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olması gerektiğini de söyleyen Geylan, "Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır. Yaşanan şiddet eylemleri, kayıt altına alınmalı, yargıya intikal ettirilmelidir. Güvenlik kontrollerinin yetersizliği nedeniyle, silah ve yaralayıcı aletlerin okul ve kurumlara taşınmasının kolay olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için, velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerinden geçirilmesi; okul girişlerine metal dedektörler ve kimlik kartı ile geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca tüm okulların kamera sistemleriyle donatılması ve her eğitim kurumunda güvenlik görevlisi ya da kolluk kuvveti personelinin görevlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin yönetmeliklerinin yeniden ele alınması, güncellenmesi ve daha etkin, uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin etkisini, saygınlığını ve mesleki itibarını güçlendirecek somut tedbirler hayata geçirilmelidir. Okul-aile işbirliği mutlaka etkin bir şekilde sağlanmalı; öğrencilerin psikolojik iyi oluşlarını destekleyecek rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Gerektiğinde ailelerin de bu süreçlere dahil edilerek, rehabilite edici mekanizmalar devreye alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "ÇOCUKLAR FİZİKSEL, PSİKOLOJİK VE DUYGUSAL OLARAK BU TÜR YAYINLARDAN ZARAR GÖRMEKTEDİRLER" Medyada her türlü şiddetin sık sık en ince ayrıntılarına kadar sunulmasının, çocuk ve gençlerde kontrolsüz ve güçlü bir model oluşturması açısından oldukça tehlikeli bir durum olduğunu belirten Geylan, "Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler. Medyanın, şiddeti reyting ve tiraj aracı olarak kullanmaması gerekmektedir. Bu noktada çocukları olumsuz etkileyebilecek her türlü dijital içerik, şiddet içeren oyunlar, sosyal medya mecraları, dizi, film ve benzeri yapımlar konusunda daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalı; zararlı içerikler gecikmeksizin tespit edilip kaldırılmalıdır. Bu kapsamda çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durumun güçleştirilmesi ile sağlanabilir. Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir" dedi. "ŞİDDETE KARŞI ORTAK TAVIR SERGİLENMELİDİR" Geylan, 18 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha net ve koruyucu sınırlamalar getirilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, "Şiddete karşı yürütülecek mücadele sürecinde ilgili tüm kurumlar birlikte hareket etmeli, şiddet kimden gelirse gelsin karşı durulmalı, ‘Şiddete Sıfır Tolerans’ söylemine sahip çıkılarak, şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir. Şiddeti engellemeye yönelik etkin kamu spotları hazırlanmalı ve toplumun her kesimine ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır. Şiddetin normalleşmesine asla izin verilmemeli; bu tür olaylar karşısında daha fazla vakit kaybetmeden, etkili, önleyici ve koruyucu tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.