Irgandı: Bursa’nın zamana direnen hikâyesi

Bursa'nın Osmangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan Irgandı Köprüsü’nün hem hoş, hem de hazin bir geçmişi var. Yapıldığı günden bugüne gelinceye kadar çok fazla değişime uğrayan bu köprü, günümüz Bursa’sının yerli ve yabancı turistleri için halen cazibesini kaybetmeyen yapılarından biri olma özelliğini taşıyor. Peki Irgandı Köprüsü’nün hikayesini ne kadar biliyoruz?

Haber Giriş Tarihi: 20.10.2026 11:17
Haber Güncellenme Tarihi: 20.10.2026 11:53
https://www.sozbursa.com

Asuman Kurt Öge/P. Şehrengiz Dergisi

Yazarların baktıkları ile gördüklerinin her zaman aynı olmadığının bir kanıtıdır aynı konuda yazdıklarındaki farklılıklar… Tarih uzmanları, böyle konuları zaman zaman açıklar elbette. Ancak bazen bir hoştur yazılanlar. Mesela Irgandı Köprüsü’nün hikayesini araştırırken okuduğum kaynaklarda, bir Pir Ali oğlu Hacı Muslihiddin tarafından yaptırıldığı yazar Irgandı Köprüsü’nün, bir Hoca Müslihiddin’in babası Pir Ali tarafından yaptırıldığı. Köprünün yapılışı baba ile oğul arasında gelir gider…

Dünyada, üzerinde arastası olan dört köprüden biri olarak bilinir Irgandı. Şehrin Osmangazi ve Yıldırım İlçelerinin sınırını oluşturur. Gökdere’nin üzerinde oldukça naif uzanan bu köprünün ilginç ve dönem dönem de hazindir hikayesi. Günümüzdeki otantik dokusu ile şehrin ziyaretçileri tarafından görülmek istenen bir yerdir. Setbaşı Köprüsü’nden Gökdere’yi izleyenlere, sessiz ama mağrur fotoğraf verir. Bursa’da yaşarken bu şehri, yaşayanları için de anlatabilmek, geçmişten bugüne kalan her yapının hikayesini bozulmadan saklayabilmek bir marifettir elbet...

SEYAHATNAMEDE IRGANDI

‘Irgandı’ kelimesi dilimizde kımıldama, sallanma anlamlarına gelir. Evliya Çelebi’nin satırları işte tam da bu manayı anlamlı kılar. 1640’lı yıllarda yazdığı Seyahatname’sinde şöyle güzel bir hikayeden bahseder Irgandı Köprüsü hakkında: Orhan gazi 1326 (726 H.) tarihinde Bursa’yı fethettiğinde, Allah dostu bir gazi, hamama gitmek için bu köprünün bulunduğu yerden geçerken şöyle bir ses duymuş: ‘Çıkayım mı , varayım mı?’ Gazi kılıcına davranıp ‘Çık bakayım, ne yapabilirsin!’ diyerek kılıcını yere vurunca, yer ırgalanıp sallanmaya başlamış ve derenin içinden sikke altınlarla dolu bir hazine çıkmış. Gazi bu duruma çok şaşırmış ve hemen gidip olanları büyük bir heyecanla Orhan Gazi’ye anlatmış. Orhan Gazi kendisine ‘Allah bunu sana hayır yapmak için nasip etmiş. Bu paralarla Bursa’ya hayır kurumları yaptır’ demiş. Gazi altınların bir kısmı ile ödenmesi gereken öşrü vermiş geri kalan altınlarla da Gökdere üzerine bu köprüyü yaptırmış. Bu olaydan ötürü de köprüye Irgandı Köprüsü denilmiş.

Evliya Çelebi Irgandı Köprüsü’nden “Anadolu, Acem ve Arap diyarlarında şöhreti göklere ulaşmış bir köprü” diye bahseder. Seyahatname’sinde köprü ile ilgili olarak şu bilgilere de yer verir. Köprü üzerinde karşılıklı 200 kadar dokumacı dükkanı vardır. Dükkan pencerelerinin tamamı salına salına akan Gökdere’ye bakar. Yine dükkanların hepsinin tonoz kemerleri vardır. Köprü her iki taraftan kale kapısına benzer demir kapılara sahiptir. Bu kapılar kapandığında köprüye giriş ve çıkış imkansızdır. Ayrıca köprünün bir tarafında buraya gelenlerin atlarını bağladıkları bir boşluk bulunur.

KÖPRÜ ARASTASI

Osmanlı’da az rastlanan bir mimari örneğidir Irgandı Köprüsü. 1442 (846 H.) yılında Pir Ali oğlu tüccar Muslihiddin, Çoban Bey Vakfından kiraladığı yere bu köprüyü yaptırır.(Bazı kaynaklar Pir Ali tarafından yaptırıldığını da yazar). 1558 yılında da Vakfın torunu Hacı Muslihiddin köprü üzerine 31 dükkan, 1 mescit ve 2 ahır yaptırarak burayı bir arastaya dönüştürür. Buradan elde edilen gelirin bir kısmı kendisine ve kardeşlerine, büyük bir kısmı da vakfa kalır.

Köprünün uzunluğu hakkında farklı görüşler bulunur. Evliya Çelebi’nin 200 dükkandan bahsetmesi, oldukça uzun bir köprü olduğu kanaati uyandırır. Yüzyıllar geçtikçe Gökdere’nin iki yakası da dolarak köprünün boyu kısalmıştır. Geçen yıllar aynı zamanda köprünün yıpranmasına ve bakımsızlaşmasına neden olur.

Pekçok yabancı gezginin seyahat notlarında yer almıştır köprü. Mesela 16. Yüzyılın sonlarında Bursa’ya uğrayan gezgin Reinhold Lubenau köprüden ‘bir sanat eseri’ diye bahseder ve muhtemelen Hıristiyanlar tarafından yapılmış olduğunu belirtir. Ve yine 1836 yılında Bursa’ya gelen Julie Pardoe’de buradan ‘Roma devri eseri’ diye bahseder. Anlaşılan o ki , yabancı gezginler Irgandı Köprüsü’nü kendilerine mal edecek kadar çok beğenmişlerdir.

BÜYÜK DEPREM

19. Yüzyılın başlarında kötü durumda olan köprü geçen yıllara rağmen pek bakım görmez. 1855 yılında meydana gelen ve Bursa’nın küçük kıyameti denilen depremlerle şehrin kaybı çok büyük olur. Pek çok kişi hayatını kaybederken, birçok yapıda hasar ve yıkım meydana gelir. Bu depremlerde Irgandı Köprüsü’de büyük yara alır. Köprü arastasındaki dükkanlar yerle bir olur. 1558 yılında yapılmış olan köprü arasta yapısından geriye hiçbir şey kalmaz. Depremden sonra yıkık durumdaki arasta tamamen kaldırılır ve yerine ahşap dükkanların bulunduğu üstü açık bir çarşı yapılır.

İKİNCİ BÜYÜK YIKIM

11 Eylül 1922 yılı Bursa için Yunan zulmünün bittiği anlamlı bir tarihtir. Yunanlılar 2 yılı aşkın bir süredir işgal ettikleri şehirden çekilirler. Ne yazık ki geçtikleri her yeri bombalayıp, ateşe verip, yakıp yıkarlar. Yunan askerlerinin bombaladığı yerlerden biri olan Irgandı Köprüsü yine büyük bir darbe alır. 1940’lı yılların sonlarına kadar da yıkık ve harap bir durumda trafiğe kapalı olarak kalır.

1949 yılında özentisiz bir onarım yapılır ve bu onarım sırasında köprü kemeri 60 santimetre kadar yükselir. 1950’lerde de 9,50 metre boyundan kısaldığı tespit edilir. O tarihten bu yana defalarca yapılan asfalt çalışmaları, beton kaplamalar köprünün özgün yüksekliğini bozar.

YENİDEN IRGANDI

İtalya’daki Ponte Vecchio ve Ponte Rialto, Bulgaristan’daki Osma Köprüsü ve Türkiye’deki Irgandı Köprüsü nitelik açısından dünyadaki arastalı dört köprü. Ve Bursa’nın sahip olduğu bu kıymetli yapı ancak 2005 yılına gelindiğinde başarılı bir restorasyon ile yeniden bir kimlik kazandı. Yapılan bu restorasyon özgün haline göre değil, 1855 depremi sonrasındaki haline göre yapıldı. Bugün köprü üzerindeki dükkanlarda hat, ahşap oymacılığı, tezhip,minyatür gibi geleneksel el sanatlarımızın örneklerini görüp, nefis bir mantı yiyip, Gökdere’yi izlerken bir fincan Türk Kahvesi içmek mümkün.

Yani… Irgandı Köprüsü’nün hikayesi her yeni günde devam ediyor…

Yararlanılan Kaynaklar:

Seyahatname’ye Göre Ruhaniyetli Şehir Bursa - Hasan Basri Öcalan

Bursa Ansiklopedisi - Yılmaz Akkılıç

Osmanlı (Baş) Kenti Bursa - Engin Yenal