Özdağ’dan sert eleştiriler: “PKK silah bırakmayacak, silahlarının yerini değiştirecek”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. PKK ile yürütülen süreci, Amedspor üzerinden yaşanan tartışmaları, ekonomideki gelişmeleri ve Yunanistan-İsrail politikalarını sert sözlerle eleştiren Özdağ, “PKK silah bırakmayacak, silahlarının yerini değiştirecek” iddiasında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 03.09.2026 14:00
Haber Güncellenme Tarihi: 03.09.2026 14:04
https://www.sozbursa.com

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği Türk Milleti Basın Toplantısı’nda Türkiye’nin iç ve dış gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan deniz kazasından CHP’ye, yargıdan Amedspor tartışmalarına, ekonomiden PKK ile yürütülen sürece, Yunanistan ve İsrail politikalarından son dönemde açılan soruşturmalara kadar çok sayıda başlıkta açıklamalar yaptı.

“21. yüzyılda Türkiye ile KKTC arasında gemi batar mı?”

Toplantısının başında KKTC’de meydana gelen ve can kayıplarına yol açan deniz kazasına değinen Özdağ, olayın ihmaller zincirine işaret ettiğini savundu. Türkiye ile KKTC arasındaki ulaşımda böyle bir kazanın yaşanmasının başlı başına sorgulanması gereken bir durum olduğunu belirten Özdağ, kazada hayatını kaybedenler için üzüntüsünü dile getirdi.

Özdağ, “21. yüzyılda Türkiye ile KKTC arasında gemi batar mı? Evet, battı ve birçok insan hayatını kaybetti” sözleriyle kazaya ilişkin eleştirilerini gündeme taşıdı.

CHP’ye yönelik “Amerikan planı” eleştirisi

CHP Genel Merkezi’nde il başkanları ve belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirilen bir toplantıda Türkiye’nin geleceğine ilişkin yapılan sunuma da tepki gösteren Özdağ, sunumda Türkiye’de dört partinin kalacağına yönelik değerlendirmeler yapıldığını ve bunun ABD ile iktidarın isteği olarak aktarıldığını öne sürdü.

Bu yaklaşımı CHP’nin tarihi ve Atatürk’ün siyasi anlayışıyla bağdaştırmadığını söyleyen Özdağ, CHP yönetimine yönelik sert ifadeler kullandı.

Özdağ, CHP’nin geldiği noktayı “utanç verici” olarak nitelendirirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve millilik anlayışının tartışılması gerektiğini savundu.

Muharrem İnce’ye “parti” yanıtı

Özdağ, CHP’ye dönen Muharrem İnce’nin kendisinin siyasette daha fazla para harcadığı yönündeki sözlerine de yanıt verdi.

Parti kurmanın ciddi bir iş olduğunu belirten Özdağ, bunun yanında siyasi hareketlerin ve kendilerine destek veren insanların sorumluluğunu taşımanın da önemine dikkat çekti. Zafer Partisi’nin mali kaynaklarına ilişkin ise bütün hesapların devlet denetiminde olduğunu ifade etti.

Partisinin beş yıldır öğrenciler, memurlar ve esnafın yaptığı bağışlarla çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Özdağ, “Kimseye de borçlu olmamaya devam edeceğiz” mesajı verdi.

Yargıtay Başkanı’nın sözlerini “ağır eleştiri” olarak yorumladı

Adli yılın başlaması dolayısıyla Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in yaptığı konuşmaya da değinen Özdağ, Kerkez’in konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz” sözüyle tamamlamasına dikkat çekti.

Özdağ, bu sözün mevcut hukuk anlayışına yönelik yapılabilecek en ağır eleştirilerden biri olduğunu savundu ve yargı mensuplarının bu mesaj üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.

Amedspor üzerinden “gerilim” eleştirisi

Özdağ’ın açıklamalarında geniş yer verdiği başlıklardan biri de Amedspor oldu.

Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından takımın deplasman maçlarının sportif rekabetten uzaklaşıp gerilim alanına dönüştüğünü savunan Özdağ, bunun nedenleri arasında kulüp ve taraftarlarla ilgili çeşitli iddiaları gösterdi.

Zafer Partisi olarak daha önce Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından sürecin Türkiye aleyhine kullanılabilecek bir gelişmeye dönüşebileceği yönünde değerlendirme yaptıklarını belirten Özdağ, taraftarların provokasyonlara karşı soğukkanlı davranması gerektiğini söyledi.

Özdağ, iktidarın ise gerilimi azaltmak yerine İstanbul’daki bazı futbol kulüplerinin taraftar grupları üzerinde baskı kurduğunu öne sürdü. Gazeteci Erdem Atay’ın paylaştığı bir bilgiye atıfta bulunan Özdağ, bazı amigoların Abdullah Öcalan aleyhine tezahürat yapmaları halinde “organize suç” kapsamında işlem görmekle tehdit edildiğini iddia etti.

Bu iddialar üzerinden iktidara sert tepki gösteren Özdağ, “Vatansever futbol seyircisi organize suç örgütü mensubu olmaktan, Abdullah Öcalan’a küfretti diye içeri mi alınacak?” diye sordu.

“Futbolu kim iyi oynuyorsa o kazansın”

Özdağ, kamu bankalarının yöneticilerinin yurt dışından alınan kredilerin Diyarbakır’da kullanılacağı yönündeki açıklamalarını da eleştirdi.

Ekonomik kaynakların siyasi gerekçelerle değil, ekonomik rasyonaliteye göre dağıtılması gerektiğini savunan Özdağ, ihtiyaç ve verimlilik hangi bölgede bulunuyorsa kaynakların oraya yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Futbolda da benzer bir yaklaşımın sergilenmesi gerektiğini savunan Özdağ, hakemlerin herhangi bir takım lehine karar vermemesi gerektiğini belirterek, “Futbolu kim iyi oynuyorsa o kazansın” dedi.

Alevi-Bektaşi tartışması

Özdağ, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Alevi-Bektaşi toplumu hakkındaki açıklamalarına da tepki gösterdi.

Bakırhan’ın söylemlerini “küçümseyici” ve “küstahça” olarak nitelendiren Özdağ, PKK’nın geçmişte farklı toplumsal kesimlerden insanları hedef aldığını savundu. AK Parti ve MHP’nin mevcut politikalarının bu tür açıklamalara cesaret verdiğini öne süren Özdağ, toplumdaki farklı kesimlerin baskı altında bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Ekonomide “derinleşen buhran” vurgusu

Toplantının önemli başlıklarından biri de ekonomi oldu.

Türkiye’nin ekonomik bir buhran yaşadığını savunan Özdağ, pazarlarda, AVM’lerde ve sendikalarda vatandaşlarla bir araya geldiklerini, vatandaşların geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını anlattı.

2026 yılının ikinci çeyreğinde açıklanan yüzde 2,3'lük büyüme rakamını da değerlendiren Özdağ, bu oranın yavaş ve yetersiz bir büyümeye işaret ettiğini savundu. Tarım sektöründeki artışın ise önceki yıl yaşanan don olayının oluşturduğu baz etkisi nedeniyle olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Tüketim ve yatırımların yavaşladığını, sanayinin zayıfladığını ve ihracatta düşüş yaşandığını ileri süren Özdağ, ekonomik sorunların yalnızca büyüme rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Enflasyon ve işsizliğin birlikte yükseldiğini savunan Özdağ, resmi verilere göre atıl işgücü oranının yüzde 30,6 seviyesine çıktığını ifade etti.

“Telefonu kendinize alıyorsunuz, bir de hükümete alıyorsunuz”

Vergi politikalarını da eleştiren Özdağ, özellikle otomobil ve cep telefonu üzerindeki vergi yükünün vatandaş açısından ağır olduğunu söyledi.

Bir telefonun yaklaşık 65 bin liraya alınabildiğini, bunun yanında ödenen verginin de 67 bin liraya ulaşabildiğini belirten Özdağ, otomobil örneğinde de benzer bir tablo bulunduğunu savundu.

Vergilerin yüksekliğine dikkat çeken Özdağ, bu durumu ironik bir dille eleştirerek, “Bir telefonu kendiniz alıyorsunuz, bir de hükümete alıyorsunuz. Bir araba kendinize alıyorsunuz, bir de hükümete araba alıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Toplanan vergilerin ekonomik büyümeye yeterince yansımadığını savunan Özdağ, Türkiye’nin üretimden, sanayiden ve tarımdan uzaklaştırıldığını, borcun borçla finanse edildiği bir ekonomik yapı oluştuğunu ileri sürdü.

Enflasyon hedeflerine sert tepki

Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerini de eleştiren Özdağ, 2026 sonunda yüzde 28, 2027’de yüzde 15, 2028’de yüzde 9 ve orta vadede yüzde 5 enflasyon hedeflerinin gerçekçi olmadığını savundu.

Buna karşılık Hazine’nin iç borçlanma ihalelerinde yüksek faiz oranlarıyla borçlandığını belirten Özdağ, Merkez Bankası’nın öngörüleri ile Hazine’nin borçlanma maliyetleri arasında çelişki bulunduğunu öne sürdü.

Özdağ, bu tabloyu Türkiye ekonomisinin durumunu gösteren önemli göstergelerden biri olarak değerlendirdi.

Seçimlerden sonra bunlar bizim derdimiz olacak”

Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte siyasi partilerin ekonomik vaatlerinin artacağını belirten Özdağ, emekli maaşları ve kredi faizleri üzerinden verilecek vaatlerin yeni borçlanmalarla finanse edilmemesi gerektiğini savundu.

İktidarın seçim sonrasında ekonomik sorunları daha da ağırlaştıracağını öne süren Özdağ, AK Parti’nin kendi içerisinde bölündüğünü ve seçimleri kaybedeceğini iddia etti.

Türkiye’de muhalefetin baskı altına alınmaya çalışıldığını savunan Özdağ, siyasi partiler üzerinden yapılan müdahalelerin ve soruşturmaların siyasetin şekillendirilmesi amacı taşıdığını ileri sürdü.

PKK sürecine sert eleştiri: “Bir tavizi diğer taviz takip ediyor”

Özdağ’ın toplantıda en sert ifadeler kullandığı başlıklardan biri PKK ile yürütülen süreç oldu.

PKK ile başlatılan ikinci terörle müzakere sürecinin “teröre teslimiyete dönüştüğünü” savunan Özdağ, sürecin başlangıcında PKK’nın kayıtsız şartsız kendisini feshedeceğinin ifade edildiğini, ancak gelinen noktada farklı bir tablonun ortaya çıktığını ileri sürdü.

Özdağ, 2014 yılında Dolmabahçe’de gündeme gelen 10 maddelik mutabakatın yeniden uygulamaya sokulduğunu iddia etti.

Abdullah Öcalan'a yönelik çeşitli düzenlemelerin ve yeni bir siyasi yapı oluşturulmasına ilişkin senaryoların konuşulduğunu ileri süren Özdağ, bunların seçim öncesi ve sonrası siyasi dengeler üzerinden şekillendirildiğini savundu.

PKK silah bırakmayacak”

PKK’nın silah bırakacağı yönündeki beklentilere katılmadığını açıkça dile getiren Özdağ, örgütün silah bırakmak yerine silahlarının konuşlandığı alanları değiştireceğini iddia etti.

Özdağ, PKK’nın silahlarını Suriye’deki ve İran’daki yapılanmalara kaydıracağını ve bölgede yaşanabilecek olası gelişmelere hazırlanacağını öne sürerek, sürecin güvenlik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.

Özdağ ayrıca, geçmişte Suriye’de PYD konusunda izlenen politikaları hatırlatarak, İran’da yaşanabilecek olası gelişmeler sırasında PJAK konusunda Ankara’nın nasıl bir politika izleyeceğini sorguladı.

Doğu ve Güneydoğu için “olağanüstü vahim” değerlendirmesi

Özdağ, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı gelişmelerin kendisini endişelendirdiğini belirterek, bölgede uzun süredir devletin yanında olduğunu söylediği vatandaşların kendilerini terk edilmiş hissettiğini ileri sürdü.

1990’lı yıllardaki PKK terörü ve birinci açılım döneminde yaşanan gelişmeleri hatırlatan Özdağ, benzer bir sürecin yeniden yaşanmaması gerektiğini söyledi.

PKK ve siyasi uzantılarının bölge halkının tamamının temsilcisiymiş gibi görülmemesi gerektiğini savunan Özdağ, devletin bölgedeki vatandaşların güvenlik ve aidiyet duygusunu güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Atina’ya mesaj: “Türkiye’ye karşı bir maceraya girmeyin”

Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Yunanistan ve İsrail’i de hedef alan Özdağ, Yunanistan ile İsrail arasında imzalandığını belirttiği 3 milyar avroluk “Aşil Kalkanı” hava savunma sistemi ve kontrol sözleşmesine dikkat çekti.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD, İsrail ve Fransa’dan yoğun şekilde silah aldığını savunan Özdağ, Yunanistan’ın Türkiye ile olası bir çatışmaya hazırlık yaptığını öne sürdü.

Yunan halkına karşı herhangi bir düşmanlıklarının bulunmadığını belirten Özdağ, Yunanistan yönetiminin Türkiye karşıtı politikalarını eleştirdi.

Özdağ, Atina’ya doğrudan seslenerek, “Türkiye’ye karşı bir maceraya girmeyin” dedi.

Netanyahu’ya: “Türkiye size çok büyük gelir”

Özdağ’ın dış politika mesajlarının diğer adresi ise İsrail oldu.

İsrail’in Filistin ve bölgedeki politikalarını sert şekilde eleştiren Özdağ, İsrail’in ABD’nin desteği olmadan bölgesel çatışmalarda aynı askeri üstünlüğü sürdüremeyeceğini savundu.

İran ile yaşanan çatışmalara da değinen Özdağ, İsrail’in bölgedeki savaş politikalarının uzun vadede güvenlik sağlamayacağını ileri sürdü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik de sert ifadeler kullanan Özdağ, Türkiye ile İsrail arasında olası bir çatışmanın İsrail açısından ağır sonuçlar doğuracağını savundu.

Özdağ, sözlerini “Türkiye Netanyahu’ya çok büyük gelir” ifadesiyle tamamladı.

Gökçek ve Davutoğlu soruşturmalarına ilişkin değerlendirme

Toplantının sonunda Özdağ, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Gökçek’in yurt dışına para aktarma suçlamasıyla soruşturulmasını, muhalif belediyelere yönelik operasyonlarla karşılaştıran Özdağ, soruşturmanın sonucunu görmeden kesin bir değerlendirme yapmayacağını söyledi.

Özdağ, Gökçek’in gözaltına alınması yerine ifadeye davet edilmesi üzerinden soruşturma sürecinde bir farklılık gördüğünü belirterek, bu farklılığın yalnızca şekli mi yoksa içerik açısından da mı olduğunu sürecin göstereceğini ifade etti.

Özdağ ayrıca, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla başlatılan soruşturmaya da değindi. Kendisinin geçmişte gözaltına alınma biçimiyle Davutoğlu hakkında uygulanacak yöntemi karşılaştıran Özdağ, soruşturmanın nasıl yürütüleceğini takip edeceğini söyledi.