
Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve ekonomist Selçuk Geçer, Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Ekonomik Çöküşten Çıkış: Milli Kalkınma” konferansında Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçer, Türkiye'nin mevcut ekonomik sorunlardan kurtulabilmesi için üretim odaklı ve planlı bir ekonomik modele dönmesi gerektiğini savundu.
Konuşmasında ekonomi yönetimini bir otomobile benzeten Geçer, güçlü bir ekonomik sistem kurulmadan para ve faiz politikalarının tek başına çözüm olmayacağını ifade etti. Para ve faiz politikalarının yalnızca ekonomiyi yöneten araçlar olduğunu belirten Geçer, üretim gücü olmayan bir ekonomide bu araçların etkisiz kalacağını söyledi.
Türkiye’deki ekonomik yapının temellerinin 2001 yılında atılan adımlarla değiştiğini öne süren Geçer, stratejik ve milli varlıkların zamanla yabancı sermayenin kontrolüne geçtiğini savundu. Tarımın zayıfladığını, özelleştirmelerin arttığını ve bankacılık sektöründe yabancı payının yükseldiğini belirten Geçer, bunun bir kalkınma modeli değil, bir bağımlılık düzeni oluşturduğunu iddia etti.
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ekonomik politikaları örnek gösteren Geçer, Mustafa Kemal Atatürk’ün kapitülasyonlara karşı verdiği mücadeleye dikkat çekti. İzmir İktisat Kongresi’nden başlayarak planlı kalkınma anlayışının benimsendiğini ifade eden Geçer, Sümerbank, Etibank ve Denizbank gibi kuruluşların bu anlayışın ürünleri olduğunu söyledi.
Milli ekonominin yalnızca montaj sanayisiyle kurulamayacağını belirten Geçer, üretimden teknolojiye kadar her alanda yerli kapasitenin artırılması gerektiğini vurguladı. Göçmenlerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasının da milli ekonomi anlayışıyla bağdaşmadığını savunan Geçer, ekonomik kaynakların verimli kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Emeklilik sistemi ve yaşam maliyetlerine de değinen Geçer, EYT düzenlemesinin kazanılmış bir hak olduğunu belirterek emeklilerin mevcut gelir seviyeleriyle geçinmekte zorlandığını söyledi. Açlık sınırı ve hayat pahalılığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Geçer, resmi verilerin vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçekliği tam olarak yansıtmadığını öne sürdü.
Konuşmasının sonunda "Türkiye'nin kalkınması için kuruluş ayarlarımıza, yani 'Sürdürülebilir Planlı Ekonomi'ye geri dönmemiz kaçınılmazdır. Devletin de işin içinde olduğu, özel sektörün önünün açıldığı, üretim odaklı bir sistem inşa etmeliyiz. Hangi siyasi görüşten olursak olalım, ülkemizin kalkınması ve çocuklarımızın geleceği için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız." ifadelerini kullanan Geçer, tüm kesimlerin ülkenin geleceği için ortak sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.