SON DAKİKA
Hava Durumu

#Abd

Söz Bursa - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dünya nükleer yıkıma en yakın zamanda Haber

Dünya nükleer yıkıma en yakın zamanda

ABD’deki Chicago Üniversitesi’nde "Bulletin of the Atomic Scientists" dergisinin yönetim kadrosu tarafından 1947 yılı itibarıyla nükleer felaket için geri sayımı başlatılan sembolik saati, gece yarısına daha da yaklaştırıldı. Saat, gün bitimine 85 saniye kala olarak güncellenerek, dünyanın sonunu temsil eden gece yarısına bugüne kadarki en yakın noktaya ayarlanmış oldu. Bilim insanları, saatin daha ileri alınmasına gerekçe olarak, nükleer güçler Rusya, Çin ve ABD’nin giderek saldırganlaşan tutumları, Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar ve yapay zekaya ilişkin endişeleri gerekçe gösterdi. Bilim insanları, nükleer kıyametin yaklaşmasına ilişkin öngörünün gerekçelerini açıklarken, yapay zekanın askeri sistemlere kontrolsüz bir şekilde entegre edilmesine ilişkin tehditler, yapay zekanın kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkabilecek biyolojik tehditler ve küresel ölçekte dezenformasyon yayılmasındaki üstlenebileceği role ilişkin risklere de işaret etti. "BİZİM GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEY, KÜRESEL LİDERLİKTE BAŞARISIZLIK" 1945’te aralarında Albert Einstein ve J. Robert Oppenheimer’ın da bulunduğu bilim insanları tarafından kurulan derginin CEO’su Alexandra Bell basına yaptığı açıklamada, "Kıyamet Günü Saati, küresel risklerle ilgili ve bizim gördüğümüz şey, küresel liderlikte başarısızlık" ifadelerini kullandı. Bell, "Hangi hükümet söz konusu olursa olsun, neo-emperyalizm ve Orwellvari bir yönetim anlayışına yöneliş, sadece saati gece yarısına daha da yaklaştırmaya yarar" dedi. Bell, "Nükleer riskler açısından bakıldığında 2025’te hiçbir olumlu gelişme yaşanmadı" ifadelerini kullandı. Nükleer silah denemelerine ilişkin tehditlerin yeniden gün yüzüne çıktığını da belirten Bell, "Nükleer silah kullanımı riski sürdürülebilir değil ve kabul edilemez derecede yüksek" dedi. Ukrayna’daki savaş, ABD ile İsrail’in İran’ı bombalaması ve Hindistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların oluşturduğu risklere işaret eden Bell, ayrıca Asya’da Kore Yarımadası ve Tayvan’a ilişkin gerilimler ile ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yıl önce göreve gelmesiyle birlikte artan gerilimlere de gönderme yaptı. Daha önce ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü, Caydırıcılık ve İstikrar Bürosu’nda Nükleer İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Bell, "Rusya, Çin, ABD ve diğer büyük ülkeler, giderek daha saldırgan ve nasyonalist hale geldi" ifadelerini kullandı. Bell, büyük ülkelerin "kazanan her şeyi alır" zihniyetine dayalı güç rekabetinin dünyanın karşı karşıya olduğu risklerin düşürülmesi için gerekli olan uluslararası işbirliğini zayıflattığını belirtti. ABD 30 YILI AŞKIN BİR ARADAN SONRA TEKRAR NÜKLEER SİLAH DENEMELERİNİ BAŞLATMA KARARI ALMIŞTI ABD ile Rusya arasında halen yürürlükte olan son nükleer anlaşma olan New START antlaşması, 5 Şubat’ta sona erecek. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eylül ayında yaptığı açıklamada her iki tarafın konuşlandırılmış nükleer savaş başlığı sayısını bin 550 ile sınırlayan bu anlaşmanın hükümlerinin geçerliliğini bir yıl daha uzatmaya hazır olduklarını duyurmuştu. ABD Başkanı Trump, bu teklife henüz resmi bir yanıt vermedi. ABD Başkanı Trump, ekim ayında ABD ordusuna 30 yılı aşkın bir aradan sonra tekrar nükleer silah denemelerini başlatma talimatı vermişti. 2017 yılında Kuzey Kore’nin gerçekleştirdiği deneme haricinde hiçbir nükleer güç, çeyrek asrı aşkın bir süredir nükleer silah denemesi gerçekleştirmemişti. KIYAMET GÜNÜ SAATİ DÖRT YIL İÇİNDE ÜÇÜNCÜ KEZ İLERİ ALINDI 1947’de gece yarısına 7 dakika kala olarak ayarlanan Kıyamet Günü Saati, o tarihten bu yana sekiz kez geri, 18 kez ileri alındı. Saatin, dünyanın nükleer kıyametini timsal eden gece yarısından en uzak olduğu saat 1991’de 17 dakika ile olurken, en yakın olduğu saat ise 85 saniye ile bugün oldu. Bilim insanlarının bugünkü müdahalesi, saatin son dört yıl içinde üçüncü kez gece yarısına yaklaşacak şekilde yeniden ayarlanması oldu.

Trump, Grönland'a göz dikti: "ABD toprağı olacak" Haber

Trump, Grönland'a göz dikti: "ABD toprağı olacak"

ABD Başkanı Donald Trump; ABD bayrağını "Grönland, ABD Toprağı, Kuruluş 2026" tabelasının bulunduğu alana dikerken tasvir edildiği paylaşımıyla "Grönland ABD toprağı olacak" mesajı verdi. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacının olduğunu" ve bunun "inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını" ifade etmesinin ardından Danimarka ve Grönland ile ABD arasındaki yükselen tansiyon devam ediyor. Trump, Truth Social hesabından paylaştığı bir görsel, ABD Başkanının Grönland arzusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Paylaşımda Trump, ABD bayrağını diktiği bir sahnede tasvir edilirken, görselde "Grönland, ABD Toprağı, Kuruluş 2026" ifadeleri yer aldı. Trump'ın "Grönland'ın 2026'da ABD toprağı olacağı ve bunu kendisinin sağladığı" mesajını verdiği görselde ABD Başkanının yanında ABD Başkan Yardımcısı James David Vance ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yer alıyor. Trump, Vance ve Rubio görselde oldukça kararlı bir ifadeyle görülüyor. Trump'tan Birleşik Krallık'a: "Büyük bir aptallık" Şok edici bir şekilde, "parlak" NATO müttefikimiz Birleşik Krallık, şu anda hayati öneme sahip bir ABD askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nı Mauritius'a vermek için hiçbir neden olmaksızın planlar yapıyor. Çin ve Rusya'nın bu tam bir zayıflık göstergesi olan hareketi fark ettiklerine şüphe yok. Bunlar sadece gücü tanıyan uluslararası güçlerdir, bu yüzden benim liderliğim altındaki ABD, sadece bir yıl sonra, hiç olmadığı kadar saygı görüyor. Birleşik Krallık'ın son derece önemli bir toprak parçasını vermek istemesi büyük bir aptallık ve Grönland'ın ele geçirilmesi gereken çok uzun bir ulusal güvenlik nedenleri listesine eklenen bir başka neden. Danimarka ve Avrupalı müttefikleri doğru olanı yapmak zorundadır" ifadelerini kullandı.

Hamaney’den ilk itiraf: Protestolarda binlerce kişi öldü Haber

Hamaney’den ilk itiraf: Protestolarda binlerce kişi öldü

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, son protestolar sırasında binlerce kişinin öldüğünü ilk kez kamuoyu önünde kabul etti. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Tahran'da halka hitap etti. Hamaney, protestolar sırasında binlerce kişinin öldüğünü ilk kez kabul etti. Hamaney, "İsrail ve ABD ile bağlantılı olanlar, iki haftadan uzun süren ve İran'ı sarsan protestolar sırasında büyük hasara yol açtı ve binlerce insanı öldürdü" ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail'i şiddet olaylarına doğrudan karışmakla suçlayan Hamaney, ABD Başkanı Donald Trump'ı "suçlu" olarak nitelendirdi. Hamaney, "Son fitne bir Amerikan fitnesiydi ve ABD'nin hedefi İran'ı yutmaktı. ABD Başkanını İran milletine verdiği zararlar, can kayıpları ve yönelttiği iftiralar nedeniyle suçlu görüyoruz. İran karşıtı son ayaklanma, ABD Başkanı'nın bizzat müdahil olması bakımından farklıydı" dedi. Hamaney, İran'ın sınırlarının ötesinde bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınacağını, ancak sorumluların sonuçlarıyla yüzleşeceğini belirtti. Hamaney, "Ülkeyi savaşa sürüklemeyeceğiz, ancak yerli veya uluslararası suçluların cezasız kalmasına da izin vermeyeceğiz. Allah'ın izniyle İran milleti, tıpkı isyanın belini kırdığı gibi isyancıların da belini kıracaktır" şeklinde konuştu. İNTERNET HİZMETİ KISMEN YENİDEN BAŞLATILDI Ülkedeki şiddet olayları nedeniyle uygulanan internet kesintisi ise bugün hafifletildi. İran medyası, bazı kullanıcılar için internet hizmetinin yeniden sağlandığını bildirdi. SMS hizmetinin de yeniden aktif hale getirildiği aktarıldı. İnternet gözlem grubu NetBlocks yaptığı açıklamada, "İran'da 200 saatlik kesintinin ardından bu sabah internet bağlantısında çok hafif bir artış gözlemlendi" bilgisini paylaştı. Bağlantının normal seviyelerin yaklaşık yüzde 2'si civarında olduğu ifade edildi. Ülkedeki protestolar sırasında güvenlik güçleri, protestocular ve tarafsız siviller dahil 3 bin 90 kişi hayatını kaybetmişti.

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’ Haber

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu'daki çatışmalara, İran'daki protestolardan Suriye'deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD'nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "DÜNYA KAOSUN PENÇESİNDE" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump'ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD'NİN SAVUNDUĞU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "GRÖNLAND ÇIKIŞI NATO'YU TARTIŞMALI HALE GETİRMİŞTİR" Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Grönland'ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "BUGÜNÜN DÜNYASINDA GERÇEK HASTA ADAM AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'DİR" Bahçeli, 19'uncu yüzyılda Osmanlı'ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm'in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İRAN'IN SİYASİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE İÇİN HAYAT MEMAT KONUSUDUR" İran'da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran'ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran'ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "UZANTILARININ DA AKIBETİ AYNI OLMALIDIR" Suriye'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG'yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "MAZLUM ABDİ İSİMLİ TERÖRİST SİYONİZM'İN YANDAŞIDIR" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye'yi uyarıyoruz' diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "GEREKİRSE ELİMİZİ DEĞİL GÖVDEMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMALIYIZ" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.

ABD’den Venezuela’ya petrol ablukası Haber

ABD’den Venezuela’ya petrol ablukası

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD basınına Venezuela’ya yönelik saldırı ve gelecekte bu ülkeye yönelik izlenecek politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’nın ABD tarafından yönetileceği şeklindeki ifadelerine açıklık getirmesi istenen Rubio, "Rejimin dayandığı şeyin anahtarı, petrolün beslediği ekonomidir. Ve şu anda petrol endüstrisi geri kalmış durumda. Çok fazla yardıma ve çalışmaya ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda halka hiçbir faydası olmaması ve petrol gelirlerinden gelen paranın hiçbir şekilde halka ulaşmıyor olması konusunda da böyle. Tamamı, en tepedeki insanlar tarafından çalınıyor. İşte bu yüzden bir ‘karantina’ uyguluyoruz. Şu anda yaptırımlara tabi olan petrol sevkiyatlarına yönelik bir karantina var" dedi. Bu uygulamanın ABD’nin elindeki son derece büyük bir baskı kozu olduğunu ifade eden Rubio, "Bu Venezuela halkı için daha iyi bir gelecek oluşturacak değişiklikler görülene kadar yürürlükte kalmaya devam edecek. Başkan’ın bunu söylerken işaret ettiği ‘kontrol’ bu türden bir kontroldür. Bu karantinayı sürdürüyoruz ve değişiklikler olmasını bekliyoruz. Yalnızca petrol endüstrisinin halkın yararına işletilmesi açısından değil, aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının durdurulması, çete sorunlarının ortadan kalkması, FARC ve ELN’nin dışarı atılması ve kendi yarım küremizde Hizbullah ve İran ile yakınlaşmaya son verilmesi de dahil" dedi. "ABD ANAYASASI ÇERÇEVESİNDE ACİL TEHDİTLERE KARŞI HAREKETE GEÇME YETKİSİNE VE HAKKINA SAHİPTİR" CBS News’e konuşan Rubio, bu anlatılanların ABD askerinin sahada olması ile ilgili değil yaptırım baskısına ilişkin meseleler olduğu ve ABD’nin Venezuela’yı işgal edip etmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki bir soruya, "Başkan, her konuda ve bu meselelerin tamamında her zaman seçeneklerini saklı tutar. ABD Anayasası çerçevesinde ülkeye yönelik yakın ve acil tehditlere karşı harekete geçme yetkisine ve hakkına sahiptir" dedi. ABD’nin modern tarihin en büyük deniz konuşlanmalarından birini gerçekleştirdiğini belirten Rubio, "Bu konuşlanma yalnızca uyuşturucu teknelerini değil, içeri girip çıkan, yaptırıma tabii tüm gemileri durdurabilecek ve rejimin, gelir üretme biçiminin bu kısmını fiilen felç edebilecek kapasitededir. Bu yüzden, yürürlükte kalmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Rubio, "Şu anda gördüğünüz şey, bundan sonra ne olacağı konusunda muazzam bir baskı gücü uygulamamıza imkan tanıyan bir petrol karantinasıdır" dedi. "EN ÖNCELİKLİ HEDEFİ ALDIK" ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonda başına milyonlarca ödül konulan ve halen iktidarda olan diğer isimleri niçin tutuklamadığı yönündeki soruya Rubio, "Gidip herkesi bir anda toplamak mümkün değil. Gidersiniz ve alırsınız ama beş kişiyi birden girip toplayamazsınız. En öncelikli hedefi aldık. Listedeki bir numaralı kişi ve ülkenin başkanı olduğunu iddia eden adamı aldık ve eşiyle birlikte tutuklandı" dedi. "ÜLKENİN EN BÜYÜK ASKERİ ÜSSÜNÜN ORTASINA HELİKOPTER İNDİRMEK KOLAY DEĞİL" Rubio, "Ülkenin en büyük askeri üssünün ortasına helikopter indirmek kolay değil. Kendisi bir askeri üste yaşıyordu. Üç dakika içinde indirme yapmak, kapısını kırmak, onu almak, kelepçelemek, haklarını okumak, helikoptere bindirip ülkeden çıkarmak ve bunların tamamını tek bir ABD’liyi ya da herhangi bir ABD varlığını kaybetmeden yapmak kolay bir görev değil" ifadelerini kullandı. "MEŞRU OLMASA BİLE FİİLEN İŞ BAŞINDA OLAN KİŞİ İLE BİRLİKTE ÇALIŞMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİ" Rubio, ABD Başkanı Trump’ın yemin ederek başkanlık görevine başladığını söylediği Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodrguez’in ABD’ye ne gibi sözler verdiği ve ABD’nin hasımlarını ülkeden çıkarıp çıkarmayacağı yönündeki soruya, "Elbette bu konuşmaları medyada yapmayacağım. Bunlar olgun devlet adamlığı gerektiren hassas ve karmaşık meseleler. Ama hedeflerimiz aynı. Fark şu ki, geçmişte meşru olmasa bile fiilen iş başında olan kişi ile birlikte çalışmamız mümkün değildi. Onunla çalışamadık. Yaptığı hiçbir anlaşmaya sadık kalmadı ve her anlaşmayı bozdu" şeklinde cevap verdi. ABD’nin Venezuela’nın ikinci ismi Rodriguez ile çalışıp çalışmayacağı sorusuna Rubio, "İnsanlar hakkında değerlendirmelerimizi yapacağız. Biz değerlendirmeyi, geçiş sürecinde kamuoyuna yaptığı açıklamalara ve birçok durumda geçmişte yaptıklarına göre değil, bundan sonra ne yaptıklarına göre yapacağız. Yani göreceğiz" dedi.

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu Haber

Venezuela gerginliği: Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da ABD protestosu

ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı. ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması, dünya gündeminde bomba etkisine neden oldu. Maduro ve eşinin Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edilmesinin ardından ABD’nin eylemlerini kınayan çok sayıda kişi Arjantin, İngiltere ve Yunanistan’da sokaklara döküldü. İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen gösterilerde ABD Başkanı Donald Trump’a tepki gösteren kalabalık, ABD aleyhinde sloganlar attı. Ben Woodward adlı gösterici, "Bu açıkça emperyalist bir saldırganlıktır. Eğer bu ülkeyi kontrol edemezlerse, yaptırımlar, tehditler ve sonunda bombalar ve adam kaçırmalarla zorbalık yaparlar. Venezuela’da gördüğümüz şey tam olarak budur" dedi. "ABD’NİN VENEZUELA’YI BOMBALAMA EYLEMİ BİR DEVLET TERÖRİZMİDİR" Londra’daki protestoya katılan Reagan Gray ise, "ABD’nin Venezuela’yı bombalama eylemi bir devlet terörizmidir. Bu, emperyalist devlet terörizmidir. Bu eylem, onların başından beri hedefledikleri şeyi gerçekleştirmek için yani demokratik yollarla seçilmiş bir yönetimin devrilmesi için yapıldı. Böylece ABD, Venezuela altınına, Venezuela petrolüne ve kaynaklarına el koyabilecekti" şeklinde konuştu. "VENEZUELA’NIN MADEN ZENGİNLİKLERİNİ SÖMÜRMEK İSTİYORLAR" Yunanistan’ın başkenti Atina’daki protesto gösterisinde ise "Latin Amerika’da ABD hegemonyasını tamamlama planı hayata geçiriliyor" vurgusu yapıldı. Protestoya katılan Yannis Simopoulos, "Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmeyi amaçladıklarını iddia etseler de niyetleri açık. Başkan Trump’ın bizzat kendisinin de söylediği gibi, Venezuela’nın maden zenginliklerini sömürmek istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz Haber

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin CNN Türk televizyonuna yaptığı değerlendirmesini paylaştı. Bahçeli değerlendirmesinde, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicholas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarında ise bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016'da Türk milletinin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunulması daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı Haber

Maduro ve eşi New York’ta federal gözetim altına alındı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi, ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) tarafından yürütülen operasyon kapsamında New York’a getirildi. Manhattan’da yapılan ilk gözaltı işlemlerinin ardından çift, Brooklyn’deki New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne sevk edildi. Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’daki federal mahkemede hakim karşısına çıkması bekleniyor. ABD’li yetkililerden edinilen bilgilere göre Nicolas Maduro, Cumartesi sabahının erken saatlerinde ABD’ye ait bir helikopterle Venezuela’nın başkenti Caracas’tan alındı. Maduro, Karayip Denizi’nde güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmayan bir noktada ABD Donanması’na ait USS Iwo Jima gemisine bindirildi. Buradan Küba’daki Guantanamo Bay Naval Base’ne götürülen Maduro, kısa süreli beklemenin ardından başka bir uçakla New York eyaletinin kuzeyinde bulunan Stewart Air National Guard Base’e sevk edildi. Üsse inişin ardından Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında helikopterle Manhattan’a getirildi. MANHATTAN’DA İLK DURAK DEA GENEL MERKEZİ Maduro ve eşi, Manhattan’a ulaştıktan sonra ilk olarak ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin (DEA) New York genel merkezine götürüldü. Burada kimlik tespiti, parmak izi ve resmi gözaltı işlemleri yapıldı. DEA binası çevresinde geniş güvenlik çemberi oluşturulurken, bina giriş ve çıkışları kısa süreli olarak kontrollü şekilde kapatıldı. Yetkililer, gözaltı sürecine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, işlemlerin tamamlanmasının ardından Maduro ve eşinin Brooklyn’e sevk edilmesine karar verildi. BROOKLYN’DE FEDERAL GÖZETİM ALTINA ALINDILAR Maduro ve eşi, Manhattan’daki işlemlerin ardından Brooklyn’de bulunan New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne getirildi. Gözetim merkezinin ana girişinin kullanılmadığı, çiftin yan kapıdan yoğun güvenlik önlemleri altında içeri alındığı görüldü. Güvenlik güçleri, Maduro’nun merkeze girişinin görüntülenmesine izin vermedi. Merkez çevresinde uzun namlulu silahlarla görev yapan güvenlik personelinin yanı sıra zırhlı araçlar ve ek polis ekiplerinin konuşlandırıldığı dikkat çekti. Basın mensupları ise dar bir alanda kordon altına alınarak kontrollü şekilde görev yapabildi. Mahkeme sürecinin pazartesi başlaması bekleniyor ABD basını, Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’da bulunan New York Güney Bölge Federal Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarılmasının planlandığını bildirdi. Mahkeme sürecine ilişkin suçlamalar ve iddianamenin kapsamına ilişkin bilgileri ABD Adalet Bakanı Pam Bondi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. GÖZETİM MERKEZİ ÖNÜNDE KUTLAMA Maduro ve eşinin federal gözetim merkezine getirildiği haberinin duyulmasının ardından, Metropolitan Gözetim Merkezi önünde toplanan kalabalık bir grup gelişmeyi kutladı. Venezuela bayrakları taşıyan grup, ülkelerinin "diktatörlükten kurtulduğunu" savunarak sloganlar attı ve şarkılar söyledi. Göstericilerin gece geç saatlere kadar merkez önünde bekleyişi sürdü. OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK DİKKAT ÇEKTİ Gözetim merkezi çevresinde olağanüstü güvenlik önlemleri uygulanırken, çevredeki sokaklarda sık sık kimlik kontrolleri yapıldığı görüldü. Güvenlik kaynakları, alınan önlemlerin hem tutukluların güvenliği hem de olası protesto ve taşkınlıkların önlenmesi amacıyla artırıldığını belirtti. Maduro ve eşinin gözetim merkezine sevki sırasında beyaz zırhlı bir araçla getirildiği görüldü. Bu süreçte zırhlı aracın, güvenlik güçlerine ait araç konvoyu ve polis helikopterleri ile takip edilmesi dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.