SON DAKİKA
Hava Durumu

#Abdullah Güler

Söz Bursa - Abdullah Güler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abdullah Güler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi Haber

AK Parti’den TSK personeli ve sözleşmeli erler için yeni kanun teklifi

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirtti. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyledi. Güler, 17 maddelik MSB Teşkilatı ve TSK Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını aktardı. Güler, yedi yıl görev süresini dolduran sözleşmeli er ve erbaşların kamuda istihdam edilmesini kolaylaştırdıklarını söyleyerek, "Mevcut uygulamadaki verimsizlikleri ortadan kaldırmak adına infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli, kadro ve sözleşmeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına yapılacak alımlarda yüzde 10 kontenjan ayrılması zorunluluğu getiriyoruz. Bu şekilde 7 yıllık görev süresini tamamlamış olan sözleşmeli erbaş ve erlerimiz bu alanlarda yetişmiş bir personel olarak askeri disiplin içerisinde hem sportif, fiziki gelişmişliği ve uzmanlığıyla beraber bu kadrolarda çok daha faydalı olacağını da düşünüyoruz. Diğer bir kanun teklifimiz de terör örgütleriyle mücadelede idari, istikrar ve güvenlik teminatı sağlamak arzu ediyoruz. Özellikle FETÖ başta olmak üzere farklı terör örgütleriyle ve tüm şer odaklarıyla mücadelemiz aktif ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Kritik görevlerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, Merkez, Taşra, Yurtdışı Teşkilatı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeliyle askeri ve kolluk öğrencileri ve bunların adayları hakkında terör iltisakı nedeniyle tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davalarda göreve iade yönünde verilen mahkeme kararlarının uygulanması için nihai kararların kesinleşmesi şartını getiriyoruz. Kritik görev icra eden bu alanlarda güvenlik risklerini bertaraf etmek ve idari istikrarı korumak adına bu adımı elzem görüyoruz. Kararın kesinleşmesi sonrasında göreve iade edilen personelin özlük hakları geriye dönük olarak hak kaybı yaşanmayacak şekilde ödeneceğinden hiçbir mağduriyeti de burada sebebiyet vermeyeceğini de ifade etmek istiyoruz. Diğer bir maddemizle uzman erbaş hakları ve sicil güvencesi Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda uzman erbaşlarımızın özlük haklarında kanunilik ilkesini tüm tam manasıyla oluşturmak istiyoruz. Sicil yılı kapsamını, notlandırma esaslarını ve astubaylara geçiş şartlarını doğrudan kanunlaştırarak hukuk güvenliğini sağlamış oluyoruz. Ayrıca asker alma kanunu kapsamında askerlik hizmetinden muaf tutulan vatandaşlarımızın da uzman erbaşlığa başvurabilmelerini de önüne açıyoruz. Diğer bir kanun maddemizde zor şartlarda görev yapan denizaltı personelimize destek sağlıyoruz. Zor şartlar altında çalışan denizaltı personelimize her daim göreve ve harbe hazır tutmak ana gayesiyle özellikle dar ve kısıtlı alanda sıcak yatak usulüyle zorlu görevler icra eden denizaltı personelimize daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda da gemide konaklama imkanı sağlayarak burada bir kaybı önlemeye çalışıyoruz. Çünkü kendilerinin daimi olarak bulunduğu limanlar dışındaki diğer limanlarda denizaltından çıkışlarda maalesef konaklama giderleri ödenmiyor da bunu da en azından kısmi olarak telafi etmiş olacağız. Diğer bir madde de eğitim faaliyetlerin devamlılığını sağlamak için Milli Savunma Bakanlığı bir üyesindeki eğitim ve öğretim kurumlarında ders vermek üzere görevlendirilen emekli subay (7:09) ve astsubaylarımız ile öğretim elemanlarına ek ders ücreti ödenmesi uygulamasını 2029-2030 eğitim öğretim dönemi sonuna kadar uzatıyoruz ve burada herhangi bir zafiyetin oluşmasını da engellemiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya yönelik iptal kararı vermesinden sonra, bu konunun 12. yargı paketinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya Güler, 12. Yargı paketinin çalışıldığını belirtti. Güler, "Anayasa Mahkememizin iptal ettiği süresiz nafaka kararı henüz resmi gazetede gerekçeli olarak yayınlanmadı. Anayasa Mahkememiz tabii burada kanunumuzda verilebileceğine dair ama Yargıtay içtihatlarıyla süresiz hale gelen uygulamada burada hangi gerekçeye dayandığını bilmiyoruz. Tabii o gerekçeli karar çünkü 9 aylık bir süre verildi. Gerekçeli karar resmi gazete yayınlandıktan sonra buradaki gerekçeye uygun olarak kanun maddemizi hazırlarız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunarız. Anayasa Mahkememiz nasıl bir bakış açısıyla bunu değerlendirdi? Onu gündemimize alıp önümüzdeki tabii bu hemen bu yargı paketinde yer alması mümkün değil. Çünkü gerekçe henüz daha ortada yok. 9 aylık zaten bir süre var. Önümüzdeki aylarda bu yayınlandıktan sonra değerlendirilir" şeklinde konuştu. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında teklif hazırlandığı iddialarına yönelik ise Güler, "Yapısal manada gerek idari, gerekse de kanun düzleminde geçici ve müstakil kanun yapılacağını zaten ifade ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki odaklanmamız gereken husus şu. Terörsüz Türkiye, bölgemizin terörden arındırılmış, sadece Türkiye değil, hem ülkemizde hem de bölgemizde asla silahın ve şiddetin bir daha konuşulmayacağı, bir daha bu topraklarda yer alamayacağı bir mahiyette kalıcı çözümleri imza atmak. Tabii bu kararlı duruşumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlı duruşu, açıklamaları, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yine yol gösterici, kararlı duruşu, açıklamaları yine tabii DEM ve heyetinin bu manada çalışmalarımız devam ediyor. Ama henüz elimizde bir taslak diyeceğiniz, bir yasal teklif diyeceğiniz bir şey varsa öyle bir durum yok. Ama bunu güçlendirecek, bunu kalıcı hale getirecek, silah bırakmanın varlığını tamamen ortadan kaldıracak geçici ve müstakil bir kanun çalışmaları da tabii olacaktır" dedi.

Emekliden "İkramiye" isyanı: "Tasarrufun bedelini biz ödemeyelim" Haber

Emekliden "İkramiye" isyanı: "Tasarrufun bedelini biz ödemeyelim"

AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in “Emekli aylığı artışlarında çok ciddi kesintilerle beraber kaynak üretmede zorlandık. Hem Ramazan, hem Kurban Bayramı ikramiyelerinin ödenebilmesi için 150 milyar lira kaynak aktarıyoruz. Özel bir kaynak oluşturmak gerekiyor, zorluklarımız da ortada. Kanun teklifimizde emekli bayram ikramiyesine yönelik bir düzenleme bulunmuyor.” açıklaması, emekliler cephesinde tepkiyle karşılandı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; ikramiyenin, en düşük emekli aylığına endekslenmesi çağrısı yaptı. ‘Emeklilerin Bekleyecek Gücü Yok’ Emeklilerin artan hayat pahalılığı karşısında ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirten TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, sabit gelirli vatandaşları zorluyor. Şubat ayında kira artış oranı yüzde 34’ü bulmuşken insanların barınma sorunu giderek derinleşiyor. Bayram ikramiyesi ise emekliler için yalnızca sembolik bir ödeme değil. Bayram öncesinde torununa harçlık verebilmek, evine rahatça alışveriş yapabilmek, emekliler için büyük bir moral kaynağıdır. İkramiyede artış yapılmaması, emeklilerde hayal kırıklığı yaratmıştır.” dedi. Ekonomik koşulların zorluğuna dikkati çeken Başkan Kenan Pars, “Mevcut şartlar herkes için zor olabilir; ancak bu süreci en ağır hisseden kesim, sabit gelirli emeklilerdir. Tasarruf ve denge arayışlarının bedeli sürekli emekliye ödetilmemelidir. Bugün en düşük emekli aylığı, TÜFE kaybı ve dolaylı vergiler düşüldüğünde fiilen 15 bin 500 TL seviyesine kadar gerilemiş durumda. Emeklilerin bekleyecek gücü yok. Ertelemeyin, oyalamayın! Ek ödeme oranını en az yüzde 10’a çıkarın.” ifadelerini kullandı. En Düşük Aylık, Yoksulluk Sınırının Yüzde 19’u! En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesinde belirlendiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in son açıklamasına göre; açlık sınırı 32 bin 365 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 105 bin 424 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, emeklilerimizin gerçek yaşam koşullarını yansıtmaktadır. En düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 61,8’ini karşılayabilmektedir. Yoksulluk sınırına baktığımızda ise durum daha da vahim. Bu aylık, yoksulluk sınırının sadece yüzde 19’unu karşılıyor.” değerlendirmesini yaptı. Şubat enflasyon rakamlarına da değinen Pars, “TÜİK’e göre; Şubat ayında enflasyon yüzde 2,96 oranında, yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 oranında oldu. Ocak 2026'da TÜFE aylık 4,84 yıllık enflasyon yüzde 30,65 olmuştu. Enflasyon Araştırmaları Grubu ENAG’a göre ise şubatta aylık enflasyon 4,01 oranında, yıllık bazda ise yüzde 54,14 olarak açıklandı. Enflasyon, rakamlarda düşüyormuş gibi görünse de buna kimsenin inanması mümkün değil. Bu rakamları açıklayanlar, sokağa bir çıksın da acı gerçeklerle yüzleşsin. Sokağın enflasyonu yüzde 120’nin üzerinde hala.” diye konuştu. ‘İkramiye, En Düşük Emekli Aylığına Endekslenmeli’ Emeklilerin yıllarca ülkeye hizmet etmiş, üretmiş ve vergi vermiş bireyler olduğunu hatırlatan Kenan Pars; taleplerinin ayrıcalık değil, insanca yaşam hakkı olduğunu dile getirdi. Bayram ikramiyesinde yapılacak makul bir artışın sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu belirten Pars, hükümeti ve ilgili kurumları kararı yeniden değerlendirmeye davet etti. Emeklilerin alım gücünü artıracak kalıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Pars, “Emekli ikramiyesi, en düşük emekli aylığına endekslenmeli. Mevcut durumda bu, 20 bin TL’ye denk geliyor. Emeklinin huzuru, toplumun huzurudur. Emekliye yapılacak artış, emeklinin ve ailesinin yüzünü güldürecektir. Emekli, bu parayı yastık altına koymayacak ve bu sayede ekonomide de yüzler gülecektir. Sosyal devlet, en kırılgan kesimini koruyabildiği ölçüde güçlüdür. Unutulmamalıdır ki; emeklinin yüzü gülerse, toplumun vicdanı rahat eder. Biz TÜED Uludağ Şubesi olarak emeklimizin yaşadığı sıkıntıları her türlü platformda en yüksek sesle dile getirmeye, kapıları aşındırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu Haber

En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 "milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır" dedi. Güler, 2 kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sunduklarını belirterek, 31 madde içeren Tapu Kanunuyla Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair bir kanun teklifi olduğunu ve ikinci kanun teklifinin de en düşük emekli aylıklarına ilişkin hüküm içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulduğunu aktardı. Güler, Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında bilgi vererek, "Anayasa Mahkemesi'nin son dönemlerde vermiş olduğu bazı iptal kararları vardı. Bu iptal kararlarında esas amaçlara hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ve elverişlilik prensipleri kapsamında bu maddeleri biz yeniden değerlendirdik. Teklifimizde SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak ve Temmuz aylarında 6 aylık TÜFE oranlara esas alınarak memur emekli aylıkları emekli sandığı ise enflasyon farkını ilave olarak toplu sözleşmede öngörülen oranlar dikkat alınarak arttırılmaktadır. Buna göre 2026 yılı itibariyle SSK ve Bağkur emekli aylıkları Ocak 2026 tarihinden itibaren yüzde 12.19 oranında memur emekli aylıkları ise emekli sandığı yüzde 6.85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere toplam yüzde 18.60 oranında arttırılmaktadır. Bununla birlikte halen 16 bin 881 TL olan ödenen en düşük emekli aylığı 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12.19’un üzerinde yaklaşık bu olan emekli sandığı da emekli olan emeklerimize uygulanan zam oranına yaklaşık o da yüzde 18.48 oranında arttırılmak suretiyle 20 binr TL'ye yükseltilmek lüzumu doğdu. Sosyal devlet ülkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli ödemesi yirmi bin TL olarak uygulanacaktır" ifadelerini kullandı. Güler şöyle konuştu: "Özellikle bu toplamda 16 bin 881 TL olarak uygulanmış olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin 700 küsur kişi idi. Şimdi 20 bin TL'ye bu oran arttırılmak suretiyle yaklaşık bu 20 bin TL'den yararlanacak olan emekli sayımız 4 milyon 917 bin kişiye çıkmaktadır. Toplamda mevcut bütçe kapsamı içerisinde ki uzun zamandır da çalışıyoruz. Çünkü bizim ekonomi politikalarımız kapsamında Türkiye'nin dezenflasyon süreci ve orta vadeli doğram kapsamında da bütçe disiplinini bozmadan bütçenin kendi kuralları içerisinde herhangi bir olumsuzluğa sevkiyat vermememiz açısından da bazı kalemlerde de uygulamalar yapılmak suretiyle bu aradaki fark Hazine’den ödenecektir. Bu rakamda yaklaşık 69. 5 milyar TL'dir. Bu 6 aylık dönem içerisinde Hazinenizden Sosyal Güvenlik Kurumu’na 69.5 milyar TL gibi bir rakamda artarmış olacağız." Güler, Tapu Kanunu ile ilgili değişiklikler hakkında ise, "Yapı güvenliğinin arttırılmasını, denetimsiz ve plansız yapılaşmanın önlenmesini, yangın güvenliği başta olmak üzere yapılan tüm yaşam döngüsü boyunca etkin şekilde izlenmesini bu çerçevede ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri burada olabildiğince yer vermeye çalıştık. Yine kooperatifler ve yapı denetim kuruluşlarına, beton üreticilerine, zemin etkili firmalarına kadar inşaat sürecinin tüm aktörlerine ilişkin sorumlulukta açık ve net şekilde bu kanun teklifinde tanımlanmaktadır. Böylece böylelikle özellikle yapı inşa süreçleri kapsamında beton, demir ve diğer özel durumları da Bakanlığımızın elektronik ortamda yakın takip edilmesi de sağlanmış olacaktır. Bir de Tapu Kanunumuzda yapılan üzerinde bir de yetkili değerleme kuruluşlarındaki bu kamu kuruluşları finans işlerimizin hazırlamış olduğu değerleme raporlarında taşınmaza ilişkin bu verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün elektronik bir ortamda gönderilmesi zorunlu hale getiriliyor. Kat mülkiyeti kavramında yapılan düzenlemelerle site ve apartman yönetimlerinde yaşanan keyfiliğe veya haksız taleplere son vermeye başlıyoruz. Aidat artırma yetkisinin katmalikler kurumuna bırakılması suretiyle özellikle malik sayısının fazla olduğu toplu yapılardan yönetim planlarını değiştirilmesinde yaşanan güçlüklerde de dikkate alınmak suretiyle karar nisabını 5’te 4 yerine 3’te 2 olarak uyguluyoruz. Ve aidat yükseltme hususlarında mutlaka katmalikleri yönetimde bırakılmasını öneriyoruz. Kooperatifler Kanununda yapılan düzenlemeyle de yapı kooperatiflerinin son konu tamamlanmadan ve kesin maliyet insafı ortaya çıkartılmadan ortaklara bireysel tapu devri hususunda da bir önlem yetiştiriyoruz. Dolayısıyla ileride meydana gelecek mülkiyet sorunları ve kooperatiften kaynaklı hukuki sorunları da bu surette engellemiş olacağız. Yine Damga Vergisi kanununda yapılan bazı düzenlemeler var" şeklinde konuştu.

AK Parti Grup Başkanı Güler: “Hukuk kuralları şahsa göre değişmez” Haber

AK Parti Grup Başkanı Güler: “Hukuk kuralları şahsa göre değişmez”

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, “Hukuk kuralları şahsa göre, kişiye göre, zümreye göre değişmez. Geçmişteki uygulamalarımız tatbikatımız belli” dedi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay kararına ilişkin genel görüşme önergesinin ön görüşmesini yapmak üzere olağanüstü toplanmasına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu söyleyen Güler, verilen kararlara riayet edilmesi gerektiğini daha önce nasıl hukuka uygun karar veriliyorsa bundan sonra da aynı şekilde karar verilmesi gerektiğini söyledi ve Türkiye’de kişiye özel yasa çıkartılmadığını belirtti. “ORTADA BİR KARAR YOK” Daha önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruların ‘Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespitiyle Anayasanın başlangıç kısmıyla 2, 6, 84, 95 ve 153’üncü maddelerine aykırılığı nedeniyle iptaline ve yürürlüğünü durdurması talebinde bulunulmuştur’ şeklinde olduğunu ve bunun sadece bir talep olduğunu söyleyen Güler, “Aslında Anayasa Mahkemesi geçmiş tarihlerde buna benzer ve bu içerikteki farklı kararlar verildiği için ben bu konuda yeniden bir karar vermiyorum diyor. Dolayısıyla ortada bir gerekçesiyle beraber ve etkisiyle beraber, sonuçlarıyla itibarıyla ortada bir karar yok. Ben bu konularda, bu talep konusunda, yani milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitiyle diğer Anayasaya aykırılıklarla ilgili ben karar vermeme, verilmesine yer olmadığına şeklinde bir hüküm veriyorum diyor” ifadelerini kullandı. “ANAYASAMIZIN 85’İNCİ MADDESİNE AÇIKÇA AYKIRI BİR İŞLEM TESİS ETMİŞTİR ANAYASA MAHKEMESİ” Son verilen karar ile Anayasa Mahkemesinin kendi içtihatını yok saydığını söyleyen Güler, “Peki bu şekliyle kararlar verildi. Bu karar ne ifade ediyor? Değerli arkadaşlar bu karar Anayasa Mahkemesi'nin kendisinden buna benzer verilen kararları maalesef hem kendi içtihatını burada yok saymış, kendi içtihatından kopmuş, hem de Anayasamızın 85’inci maddesine açıkça aykırı bir işlem tesis etmiştir Anayasa Mahkemesi” ifadelerine yer verdi. Güler daha sonra konuşmasına şöyle devam etti: “Anayasanın 148. maddesi, Anayasa Mahkemesi kanunlarının, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüğünün anayasaya şekli ve esas bakımlarından uygun olup olmadığını denetler ve bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunda düzenlenir. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapıldı. Hak ihlali kararı verdi. Ne yapması gerekiyor? Hemen şunu yapması gerekiyor; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi kuruluş ve yargılama usulleri kanunu gereğince 50. madde. Diyor ki; bölümler esasen kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere bireysel başvuru yapan ilgililere ve Adalet Bakanlığı'na tebliğ edilir ve mahkeme internet sayfasında yayınlanır. Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa ihlal ve sonuçların ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yani Anayasa Mahkemesi'nin anayasa 148, 6616, 6216 sayılı yasanın 50. maddesi gereğince ilgili mahkemeye ve Adalet Bakanlığı'na bildirmekten başka bir şey var mı? Türkiye Büyük Millet Meclisi bu bu yöntemde bir yerde duruyor mu? Yok.” “HUKUK KURALLARI ŞAHSA GÖRE, KİŞİYE GÖRE, ZÜMREYE GÖRE DEĞİŞMEZ” Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu belirten Güler, “Hukuk kuralları şahsa göre, kişiye göre, zümreye göre değişmez. Geçmişteki uygulamalarımız tatbikatımız belli. Bizim mevcut bu durum içerisinde ortada Anayasamızın 154. maddesi kapsam içerisinde somut norm denetimiyle beraber yeniden mahkeme tarafından verilmiş bir karar İstinaf ve Yargıtay süreciyle kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü var. Bu mahkumiyet hükmü ilgili somut norm denetimine tabi mahkemelerce kaldırılmadan yeni bir hüküm tesis edilmeden siz burada Anayasa Mahkemesi'ni sadece karar verilmesinde yer olmadığına şeklindeki bir hükmü ifade eden bir kararla hiçbir işlem tesis edemezsiniz. Dolayısıyla kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi hukuk zemininde, hukuk kuralları içerisinde bu işlemlerin yapılması için değerli” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.