SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

Söz Bursa - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti Haber

Devlet Bahçeli'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel mesaj! O detaylar dikkat çekti

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."

Gürlek: "Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin vermeyeceğiz" Haber

Gürlek: "Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin vermeyeceğiz"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde 2016 yılında işlenen çifte cinayetin 10 yıl sonra aydınlatıldığını belirterek, "Hiçbir suçun karanlıkta kalmasına izin vermeyecek, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti tecelli ettirmek için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik ortaya koyduğu kararlı iradenin sonuç vermeye devam ettiğini ifade etti. Gürlek, "Adalet zamanaşımına uğramaz" ilkesiyle hareket eden yargı teşkilatının, karanlıkta kaldığı düşünülen olayların üzerine kararlılıkla gittiğini belirtti. Bakan Gürlek, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mazı Köyü’nde 2016 yılında Fatma ve İbrahim Teryaki’nin hayatını kaybettiği cinayetin, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin koordinasyonuyla yeniden ele alındığını kaydetti. Gürlek, yürütülen titiz ve çok yönlü soruşturma sonucunda cinayetin 10 yıl sonra tüm yönleriyle aydınlatıldığını aktardı. Gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar sonucunda olayın aile içinden kişiler tarafından işlendiğinin tespit edildiğini belirten Gürlek, şüphelilerin geçmişte dikkatleri farklı yöne çekerek adli süreci manipüle etmeye çalıştıklarının ortaya çıkarıldığını ifade etti. Gürlek, soruşturmada alınan ikrarlar ve elde edilen deliller doğrultusunda cinayetin gerçek failinin tutuklandığını bildirdi. Paylaşımında soruşturmayı yürüten Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı ile Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı başta olmak üzere süreçte görev alan tüm personele teşekkür eden Gürlek, hukuk devletinde hiçbir suçlunun cezasız kalmayacağını vurguladı.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

Ahmet Büyükgümüş Bursa'dan seslendi: "Siyaseti koltuk kapma oyunu olarak görmedik!" Haber

Ahmet Büyükgümüş Bursa'dan seslendi: "Siyaseti koltuk kapma oyunu olarak görmedik!"

Bursa'da düzenlenen AK Parti Doğu Marmara Bölge Strateji Toplantısı'nda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Siyaseti bir koltuk kapma oyunu olarak görenlerden hiçbir zaman olmadık. CHP'nin de kendi içlerindeki düştükleri o koltuk mücadelesi bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama bizim buradaki sınırımız ve onların bilmesi gereken hadleri, bu olayları bahane ederek milletimizin huzurunu kaçırmak, toplumu bölmek, insanların arasına nifak sokmak onların haddi değil. Bu tutum karşısında AK Parti teşkilatları olarak da kararlılıkla ve milletimize hizmet etmenin verdiği sorumlulukla inşallah duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bizim düşmanımız değil, rakibimizdir" dedi. AK Parti Teşkilat Başkanlığı Doğu Marmara Bölge Strateji Toplantısı, Uludağ Swissotel'de düzenlendi. Toplatıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş’ün yanı sıra AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, İstanbul, Düzce, Yalova, Bilecik, Sakarya ve Kocaeli il başkanları ve teşkilat mensupları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Büyükgümüş, "Dünyanın içinden geçtiği bu dönemde yeni bir eşiğin arifesinde olduğumuz şu günlerde insanlık namına, adalet namına, hak namına en önemli sözü olan milletlerden biriyiz. Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği sadece bir siyasi irade değil, aziz milletimizin geçmişiyle, geleneğiyle, medeniyet birikimiyle tüm dünya mazlumlarına umut olacak bir siyaseti temsil ediyoruz. Öyle inanıyoruz ki bu teşkilatın neresinde görev alıyorsak, mahalledeysek mahallede, köy temsilciliğindeyse orada, gençlik kollarında, kadın kollarında, ana kademede, belediye meclislerinde, kabinede, milletvekilliklerinde her neredeysek geçmişiyle, bugünüyle ve tüm bu birikimle dünyaya söyleyeceğimiz sözle davamızı, mücadelemizi ve liderimizi temsil ediyoruz. Biz siyaseti bir ideal için, bir mücadele için, dava bildiğimiz değerleri yeryüzünde hakim kılmak için gerçekleştiriyoruz. Birçok toplantıda ifade ettim ama burada tekrarlamakta beis görmüyorum. AK Partimiz aramızdan bazıları milletvekili olsun, belediye başkanı olsun, bakan olsun diye yola çıktığımız bir siyasi hareket değildir. Bizim için bakanlar, bizim için mevkiler mücadelemizi, ideallerimizi gerçekleştirmek için birer sadece sorumluluk, birer sadece fonksiyon niteliğindedir. Bu davada, bu aziz teşkilatın çatısı altında biz mücadelemize hiyerarşik bakmayız. Kabinesinden mahalle teşkilatlarına, bakanlarından köy temsilcilerine kadar bir ve beraber davamızı, ideallerimizi gerçekleştirecek bir hareket içerisinde yer aldığımıza inanıyoruz" dedi. Büyükgümüş, "3 Kasım 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle, büyük dönüşümlerle, reformlarla Türkiye’nin hak ve özgürlüklerden, eğitim altyapısına, ulaştırmadan adalete, sağlığa, tüm politika başlıklarında üzerine koyduğumuz bir birikimle yolumuza devam ediyoruz. Nasıl 70’li yıllarda işte bu salonlarda bir araya gelindiğinde ve Ayasofya’nın özgürlüğü için dua edildiğinde sadece sözde değil, sahada düzenlenen programlarla, yapılan çalışmalarla adeta varlığıyla tüm teşkilatımız nasıl dua etmişse ve elhamdülillah bugün geldiğimiz noktada o gün uzak denilen hedeflere ulaşmışsak, Allah’ın izniyle bugün yapacağımız çalışmalarla, edeceğimiz dualarla, varlığımızla tüm faaliyetlerimizle sadece sözde değil, halimizle, duruşumuzla gerçekleştireceğimiz dualarla inşallah Rabbim bu nesle Mescid-i Aksa’nın da özgür olduğu günleri gösterecektir" ifadelerini kullandı. "SİYASETİ KOLTUK KAPMA OYUNU OLARAK GÖRMEDİK" Çocukluk hatırasından örnek veren Büyükgümüş, "Bizim küçüklüğümüzde bir oyun vardı. 5 çocuk, bir müzikle 4 sandalye olur. Bir kişi ayakta kalır, elenir. Sonra sandalye sayısı 3’e düşer. Çocukların sayısı 4’e düşer. Son kişi kalana kadar devam eder. Yani siyaseti bir koltuk kapma oyunu olarak görenlerden hiçbir zaman olmadık. Ve bu teşkilatın ruhuna, mayasına bunun sirayet etmesine de asla ve asla izin vermeyeceğiz. Hep ideallerimiz için, hep ümmetin, insanlığın ve milletimizin geleceği için bu çalışmalarda var olduğumuzu ve bu istikamette ilerlediğimizi her buluşmamızda yeniden teyit ederek çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. "TÜRKİYE ÜZERİNDEN SOSYAL AMELİYATA İZİN VERMEYECEĞİZ" Bölgesel gelişmelere de değinen Büyükgümüş, "Dünyanın içinden geçtiği ve bölgemizde yaşanan gelişmeleri her birimiz takip ediyoruz. Komşumuz İran’da meydana gelen çatışmalar, Körfez'de yaşananlar, Lübnan’da olanlar, Suriye’nin uzun bir sürenin ardından tekrar devleti, milleti, toplumsal hayatı toparlayan girişimleri, hepsi gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Bu gelişmeler yaşanırken asla ve asla kimsenin Türkiye üzerinden bir sosyal ameliyata girmesine müsaade etmeyeceğiz. Vakarlı duracağız, dikkatli duracağız. Türkiye olarak insanlığın ve milletimizin geleceği için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Son 10 yılda İranlı yöneticilerin Suriye’de, Yemen’de, Lübnan’da işlemiş olduğu insan hakları ihlalleri, burada yaşanan acılara sebebiyet vermeleri tarihsel bir vakadır. Ama bugün dönüp de o gelişmelerin hesabını soracağımız gün değildir. Bugün Tahran’da şehit olan 160 kız çocuğunun hesabını soracağımız bir geleceği hep birlikte inşa etmenin cehdinde olma vaktidir. Körfez’deki kardeşlerimiz onlar da burada büyük bir acı içerisindeler. Büyük bir çatışma içerisindeler. Onlar da bizim kardeşimiz. Siyonizmin planı açık ve net. Müslüman’ın Müslüman’a güvenini ortadan kaldırmak. Böl, parçala, yönet anlayışıyla coğrafyaları yeniden şekillendirmek. İşte bu tablo karşısında Türkiye’nin devlet olarak aklı, milletimizin feraseti, duygusu, heyecanı ve tüm bunları bir araya getirecek olan AK Parti’nin, Cumhur İttifakımızın varlığı, duruşu, akılla, heyecanla, duyguyla ve ferasetle yoluna devam edecek bir geleceği hep birlikte inşa etmemiz gereken bir zaman dilimindeyiz. Yapacağımız tüm faaliyetlerde ortaya koyacağımız her emeğin bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüyle, sahadaki mücadelesiyle, masadaki diplomatik duruşuyla, insanlığın geleceği için büyük bir siyasi iradeye dönüşeceğini hiçbir zaman gönlümüzden çıkarmamalıyız. Sürekli faaliyetlerimize bu inanç ve kararlılıkla sarılmamız lazım" dedi. "CHP BİZİM DÜŞMANIMIZ DEĞİL, RAKİBİMİZDİR" Türkiye’deki siyasi gelişmelere de değinen Büyükgümüş, "Dünyada bunlar yaşanırken, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri de herkesin gördüğünü belirten, şikayet edenler CHP’li. Ellerindeki bilgileri, belgeleri mahkemeye ulaştıranlar CHP’li. İtirafçı olanlar CHP’li. Ya AK Parti bunun neresinde? Hiçbir yerinde değil. Ama Özgür Özel bir gün kalkıyor bu işin savcısı oluyor. Bir gün yatıyor, bu işin avukatı oluyor. Tabii kendi içlerindeki düştükleri o koltuk mücadelesi bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama bizim buradaki sınırımız ve onların bilmesi gereken hadleri, bu olayları bahane ederek milletimizin huzurunu kaçırmak, toplumu bölmek, insanların arasına nifak sokmak onların haddi değil. Bu tutum karşısında AK Parti teşkilatları olarak da kararlılıkla ve milletimize hizmet etmenin verdiği sorumlulukla inşallah duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bizim düşmanımız değil, rakibimizdir. Millete hizmet için daha iyi söz söylemek için daha tesirli fikirler üretmek için Türkiye’yi geleceğe taşıyacak azmi kararlı daha da büyütmek için biz rekabet etmek istiyoruz. Ama böyle bir karşımızda rakibimiz maalesef yok. Dünyada birtakım gelişmeler oluyor. İşte komşumuzda savaş var. Bölgemizde kriz var. Bütün bunları aşacak yeni fikirler ortaya koyun. Yeni sözler söyleyin. Ama yok. ‘Ben Erdoğan’a nasıl saldırırım? Ben Erdoğan’a nasıl iftirada bulunurum?’ Kusura bakmayın, dünyanın zalimleri, dünyanın hegemonları, dünyanın ağa babaları zaten Erdoğan’la uğraşıyor. Senin uğraşman, senin söz söylemen onun için hiçbir anlam, hiçbir kıymet ifade etmez. Ama bütün bu gelişmeler, bütün bu yaşananlar milletimizin hafızasında yer eder" şeklinde konuştu. "BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE VURGUSU" Konuşmasını sürdüren Büyükgümüş, "Sadece dünyadaki değişimi değil, Türkiye’nin içerisinden geçtiği bu önemli zaman diliminde kendi hevesleri ve kendi kafalarındaki sorunları millete boca etmek için tüm bunları siyaset zannedenlere karşı sahadaki en güçlü vereceğimiz cevap, AK Parti teşkilatları olarak güçlü varlığımız, birliğimiz ve beraberliğimiz olacaktır. Bugün isimleri ne olursa olsun, sözleri ne olursa olsun Türkiye’de iki siyasal anlayış yoluna devam edecek mi, duracak mı? Milletimiz önümüzdeki yıllarda buna karar verecek. Biz Türkiye’nin büyük ve güçlü Türkiye olarak yoluna devam etmesini istiyoruz. İddialarıyla, tarih şuuruyla, medeniyet birikimiyle, insanlığa söyleyeceği sözle. Ama maalesef o beyler Türkiye’nin Avrupa’nın kenarında iddiasız küçük bir ülke olarak yoluna devam etmesi gerektiğini söylüyor. CHP Genel Başkanı Avrupa Birliği bayrağının önünde fotoğraf çektirip, ‘bizim sözümüz buralarda geçiyor’ nasıl der? Yani yine bakın, izahı olmayan bir şeyin mizahı oluyor. Ama bütün bunlar milletle bağının koptuğu, millete söyleyecek bir sözü olmayan ve kendi içine düştükleri koltuk mücadelesiyle o koltuktan elde ettikleri rantla geleceği kendi gelecekleri olarak gören bir anlayışa karşı mücadele ettiğimizi hiçbir zaman gönlümüzden, zihnimizden çıkarmamalıyız. Biz inşallah Türkiye’nin büyük ve güçlü bir Türkiye olarak yoluna devam etmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Daha nice 25 yıllar burada milletimizin duasıyla, ruh kökümüzden aldığımız güçle siyaset yapmaya sadece bugün değil, geleceği inşa etmeye AK Parti olarak devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. Toplantı konuşmanın ardından basına kapalı olarak devam etti.

Hukuk camiası tek yürek: Avukat Hatice Kocaefe için adalet yürüyüşü Haber

Hukuk camiası tek yürek: Avukat Hatice Kocaefe için adalet yürüyüşü

Bursa'nın Gürsu ilçesinde yaşanan ve genç avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği silahlı saldırı, hukuk camiasını ayağa kaldırdı. Olayın ardından Türkiye'nin dört bir yanından gelen avukatlar, Bursa Barosu öncülüğünde Bursa Adliyesi önünde yürüyüş düzenledi. 29 Nisan saat 17.00 sıralarında Ağaköy Mahallesi'nde meydana gelen olayda, alacak meselesi nedeniyle açılan icra takibi nedeniyle taraflara yönelik saldırıda genç avukat Hatice Kocaefe göğsünden vurularak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Kocaefe, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda kız kardeşi Elif Ç. de yaralandı. Olayın ardından Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Metin Öztosun ve İbrahim Kaboğlu başta olmak üzere çok sayıda baro başkanı ve avukat Bursa'da bir araya geldi. Adliye önünde toplanan kalabalık, sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirirken yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Avukatlar, dosyanın tarafı değildir. Avukatlar adaletin yanındadır. Genç meslektaşımız haince katledilmiştir. Artık bu saldırıların son bulmasını, meslektaşlarımızın ölmemesini istiyoruz. Buna dur denilmesini talep ediyoruz." Yapılan açıklamada, "Elif Çalışkan ile şüpheli arasında bulunduğu belirtilen husumet kapsamında gerçekleştirildiği; meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe'nin ise yalnızca avukatlık görevini ifa ettiği için bu menfur saldırının hedefi olduğu anlaşılmaktadır. Avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesi, savunma makamına yöneltilmiş en ağır tehditlerden biridir. Avukatlar, temsil ettikleri kişi ya da davalar nedeniyle hedef haline getirilemez. Bu tür bir yaklaşım; savunma hakkını, adil yargılanma ilkesini ve hukuk devletinin temelini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Avukata yönelik şiddet kabul edilemez. Olayla ilgili soruşturma sürerken, hukuk camiası saldırının tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor" denildi.

Bakan Akın Gürlek duyurdu: Toplumsal davalar için özel birim kuruldu Haber

Bakan Akın Gürlek duyurdu: Toplumsal davalar için özel birim kuruldu

Kabine toplantısının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Biz bir birim kurduk. İşte faili meçhuller, daha önce takipsizlik falan verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 11 tutuklu bulunduğunu, Vali ile ilgili sürecin devam ettiğini ifade eden Bakan Gürlek, "Soruşturma devam ediyor. Başsavcımız takip ediyor" ifadelerinde bulundu. Gülistan Doku’nun cansız bedenine ulaşılıp ulaşılmadığı sorusuna ilişkin Bakan Gürlek, "İşte önemli olan bu mezarın yerini bulmak. Cesedin yerini tespit etmek. Çalışma yürütüyor arkadaşlar" şeklinde konuştu. Adalet Bakanlığı’nda özel bir birim kurduklarını ifade eden Gürlek şu ifadelere yer verdi: "Biz bir birim kurduk. İşte faili meçhuller, daha önce takipsizlik falan verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor. İncelenip eksik ve aksak noktalar var mı diye bakılacak. Özellikle toplumda böyle hassasiyet oluşturan, infial oluşturanlar. Tabii herkesin davası kendi için önemli ama toplumda hassasiyet oluşturan davalara ilişkin bir birim kurduk, oraya çektik bunları. Şimdi bir de tecrübeli gözlerin bakması farklı olur. Gülistan'dan sonra tabii bir beklenti var ama her dosya illa öyle olacak diye bir şey yok yani. Ama kararlılıkla ve titizlikle üstüne gidilecek."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.