SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet Bakanı

Söz Bursa - Adalet Bakanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet Bakanı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın: "4688 sayılı kanun miadını doldurdu, sıfırdan yasa şart" Haber

Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın: "4688 sayılı kanun miadını doldurdu, sıfırdan yasa şart"

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun yerine sıfırdan bir kanun yapılması, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonuna yakışır bir yasa için herkesin sorumluluk alması gerektiği bir zemindeyiz ve bu konuda bir reforma ihtiyaç var" dedi. Memur-Sen tarafından, kamu görevlilerinin sendikal hak ve özgürlükleri ile mali ve sosyal haklarını belirleyen Toplu Sözleşme sistematiğinin düzenlendiği '4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun ele alındığı ‘4688 Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar 2’ Sempozyumu düzenlendi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen programda, ilgili kanunun eksik ve tamamlayıcı yönleri ele alındı. Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1995 yılında anayasa değişikliğinden sonra 4688 sayılı Yasanın 2001'de yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, "Bu yasa 2010 yılında referandum sürecinde Memur-Sen olarak gayretimizle ve hükümetin referandum paketine dahil etmesiyle birlikte toplu sözleşme hakkını içerecek şekilde yeniden ikinci mevzuat olarak revize edildi, gözden geçirildi ve toplu sözleşme sistemiyle mevcut toplu sözleşme sistemiyle o günkü şekillenen boyutuyla bilemediniz üç en fazla beş toplu sözleşme yapılır. Ondan sonra bu yasa tıkanır ve yeni tartışmak yeni tartışma mecbur hale gelir demiştik. Hakikaten de kanunun üzerinden 25 yıl geçti. Toplu sözleşme hakkını elde edişimizin 16’ıncı yılı ve 2001 yılında 873 bin olan kamu görevlisi sayısı bugün 4 milyonu buldu. Memur emeklisi sayısı da 2,5 milyonu aştı" açıklamasında bulundu. "4688 SAYILI KANUNU’NDA REFORMA İHTİYAÇ VAR" Yalçın, 4688 Kanun’un kamu görevlileri sendikacılığına ilişkin yükü taşıyabilecek boyutta olmadığının belirterek, "4688 Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun uluslararası hukuku dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi ve reform edilmesi şarttır. Memur-Sen olarak biz yasanın eksik ve sorunlu taraflarını hazırladığımız raporlarla, düzenlediğimiz sempozyum, kongre, çalıştaylarla, katıldığımız Kamu Personeli Danışma Kurulu Toplantısında bu konudaki tespitlerimizle, hükümet yetkilileriyle yaptığımız diplomasi ile ilgili görüşmelerle ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşadığımız krizlerle detaylarını, gerekçelerini, alternatiflerini tüm boyutlarıyla ortaya koyduk. Geride bıraktığımız bir önceki toplu sözleşme olan 7’inci dönem toplu sözleşmede de yasanın değişikliğine ilişkin bir mutfak çalışması yapılmasını ve bunun hükümete sunulmasını kararlaştırdık ama aradan geçen 2 yıl içerisinde bu çalışma tamamlanamadı. Birkaç göstermelik toplantıyla ötelendi, oyalandı ve memur sendikacılığı 8’inci dönem toplu sözleşmede aynı yasal boşlukla tekrar masaya zorlanılmış oldu ve masa krizle bitti" ifadelerine yer verdi. "TOPLU SÖZLEŞMEDE 30 GÜNLÜK SÜRE YETERLİ DEĞİL" Yalçın, toplu sözleşme görüşmelerinde bine yakın maddenin görüşüldüğünü ve 30 günlük sürenin hiçbir meselenin sağlık bir şekilde tartışılmasına müsaade etmediğini sözlerine ekledi. Toplu sözleşmede uzlaşma halinde gidilen hakem heyetinin de sağlık bir yapıda olmadığını ifade eden Yalçın, "Alternatif uzlaştırma yolları arabuluculuk sistemi de maalesef sürecin içerisinde alınmamış durumda. Uygulamada ortaya çıkan sorunların çözümü, için ise yargı yolu dışında hiçbir mekanizma yok. Oradan da sonuç çıkartmak pek mümkün değil. Toplu sözleşme kazanımlarımızın güvencesi yok. Toplu sözleşme hükümleri bir idari kararla iptal edilebiliyor. Komedi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bazı kurumlar sözleşme hükümlerini çeşitli gerekçelerle uygulamıyor" ifadelerine yer verdi. "BİZİM SENDİKA YASAMIZ ILO SÖZLEŞMELERİNE UYGUN DEĞİL" Yalçın toplu sözleşmede yasasında tarafların eşitliği ilkesinden dayanışma aidatına, sendikal güvencelerden yedekli masa sistemine kadar birçok sorunun olduğunu savunarak, "Bizim sendika yasamız altına imza attığımız Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) sözleşmelerine uygun değil. İç hukuk ILO normlarına uygun olmadığı gibi uygulamada ve uyuşmazlıklarda da Anayasanın 90’ıncı maddesi işletilmiyor. Kanunlar sosyolojiye uyumlu olmalıdır. Değişen şartlara göre yenilenmeliler. Aksi takdirde ihtiyaca cevap veremez hale gelirler. Bugün yaşadığımız durum tam da bu. Netice itibariyle kanun ortada. Yaşanan sorunlar da ortada. Eskiler ‘tatbiki mümkün olmayanın ıslahı da mümkün olmaz’ demişlerdir. Onun için kanunun yerine sıfırdan bir kanun yapılması, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir yasa için herkesin sorumluluk alması gerektiği bir zemindeyiz ve bu konuda bir reforma ihtiyaç var. Sıfırdan bir çalışma gerekiyor. "EMEĞİN DEĞERİNİ BULMASININ, HAKKANİYETLİ PAYLAŞIMIN İLK ŞARTI OLDUĞUNA İŞARET ETTİK" Memur-Sen olarak 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun yenilenmesi için çalışmalar yaptıklarını ve bu çalışmaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına teslim ettiklerini söyleyen Yalçın, "Emeğin değerini bulmasının, hakkaniyetli paylaşımın ilk şartı olduğuna işaret ettik. Adaletin de ancak adil yasalarla mümkün olabileceğini ifade ettik. Adaletin olmadığı yerde insanın da emeğin de güvende olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu nedenle düzenlediğimiz bu sempozyumun amacı da adil bir sendika yasasının inşa edilebilmesi, ortaya çıkarılabilmesidir. Onun için bu mevzuatı mümkün kılmak için bu tartışmaları nitelikli olarak yapmaya çalışıyoruz" dedi. Program, Memur-Sen Başkanı Yalçın’ın konuşmasının ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un konuşmasıyla devam etti.

Bakan Tunç’tan net cevap: "12. Yargı Paketi'nde infaz düzenlemesi yok, af söz konusu değil!" Haber

Bakan Tunç’tan net cevap: "12. Yargı Paketi'nde infaz düzenlemesi yok, af söz konusu değil!"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "12. Yargı Paketi'nde infaz düzenlemesi yok, af söz konusu değil" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM'de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bakan Tunç, 11. Yargı Paketi ile ilgili düzenlemelerin yılbaşından önce TBMM'den geçerek yasalaştığını hatırlatarak, "Tabii bu düzenlemeler içerisinde Covid düzenlemesi olarak bilinen husus da vardı. Burada özellikle asıl çok da gündeme gelmiyor. Toplumsal huzur ve güveni daha da tahkim etmeye yönelik önemli düzenlemeler de vardı. Özellikle örgüt üyeliğinin, örgütlü suçların cezalarının arttırılması, yine çocukların örgüt faaliyeti kapsamında suça sürüklenmesinin önlenmesiyle ilgili önemli düzenlemeler vardı. Yine meskun mahalde silah atmanın cezası arttırıldı. Düğünlerde, nişanlarda ve kutlama günlerinde, o günleri mateme dönüştüren olayların önlenmesiyle ilgili olarak düzenlemeler yapıldı, buna kuru sıkı dahil. Bütün bu olaylarla ilgili olarak cezalarda bir artırıma gidildi. Trafikte yol kesme müstakil suç haline getirildi. Yine bilişim suçlarıyla mücadele kapsamında önemli düzenlemeler vardı 11. Yargı Paketi'nde ve araç kiralamalardan kaynaklanan suçların önlenmesine ilişkin düzenlemelerden tutun da birçok Türk Ceza Kanunu'nda önemli düzenlemeler hayata geçti" açıklamasında bulundu. "BAZI BASIN ORGANLARINDA YER ALAN ‘COVİD DÜZENLEMESİNDEN YARARLANDI, DIŞARIDA SUÇ İŞLEDİ' İBARESİ DOĞRU DEĞİL" Covid düzenlemesinin içeriğine de değinen Tunç, "31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işleyenler bakımından infaz eşitliğinin sağlanmasıyla ilgili bir düzenleme. Yani burada cezası kesinleşenlerle davası devam edenler, cezası kesinleşmeyenler arasında 31 Temmuz 2023'den önce suç işleyenler bakımından bir eşitsizlik söz konusuydu. Böyle bir eleştiriyi ortadan kaldırdı Mecliste yapılan düzenleme ve bu düzenlemeden şu ana kadar 38 bin 57 kişi yararlandı. 50 binden fazla kişi değil. Burada şunu da açıkça ifade etmek lazım. Bazı basın yayın organlarında şu haberlere rastlıyoruz; ‘Covid düzenlemesinden yararlandı, dışarıda suç işledi' şeklinde. Burada Covid düzenlemesinden yararlananlar açık cezaevinde bulunanlar ve açık cezaevinden tahliye olan kişiler. Şimdi açık cezaevlerindeki hükümlüler 3 ayda bir zaten izne çıkabiliyorlar. Dolayısıyla cezalarının artık son kısmında olan, topluma uyum sağlaması bakımından bütün dünya ülkelerinde bu şekilde düzenlemeler vardır. Topluma uyum sağlaması bakımından infaz sistemimizde olan bir husus. Burada 'açık cezaevinden tahliye oldu, suç işledi' şeklindeki ibare doğru değil" dedi. Bakan Tunç, 11. Yargı Paketi'nde bulunan kapalı cezaevinden açık cezaevine geçişi 3 yıl erkene alan düzenlemede ise kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, cinsel suçlar, örgütlü suçların ve terör suçlarının kapsam dışında bırakıldığını hatırlattı. "YENİ BİR İNFAZ KANUNU ŞU ANDA SÖZ KONUSU DEĞİL" Gerçekleştirilen düzenlemelerle amaçlarının ceza adaletinin sağlanması ve ceza adaletinin etkinliğinin arttırılması olduğunu söyleyen Tunç, sözlerine şöyle devam etti: "Bu anlamda yeni bir infaz kanunu şu anda söz konusu değil. Yani işte af söylentileri vesaire bunlar kesinlikle söz konusu değil arkadaşlar. Şu anda TBMM Yargı Reform Strateji Belgesi kapsamında yargı paketlerini peyderpey Meclisin gündemine getiriyor milletvekillerimiz. Biz de Adalet Bakanlığı olarak teknik destek vermeye devam ediyoruz. 10. ve 11. Yargı Paketleri yasalaştı. Bunlar ceza adalet sistemiyle ilgiliydi. Şimdi 12. Yargı Paketi'yle ilgili hazırlıklar devam ediyor. Biz teknik çalışmaları tamamladık, milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik. Orada da hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik uzun süren davaları daha çabuk sonuçlandırmaya yönelik, duruşmaların daha sadeleştirilmesine yönelik, yine ara buluculuk sisteminin daha etkin hale getirilmesi, noter yardımcılığı sistemi, bir kısım yargı işlemlerinin, çekişmesiz yargı işlemlerinin yargı dışında çözülebilmesini sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler olacak. Dolayısıyla 12. Yargı Paketi infaz düzenlemesiyle ilgili değil, hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmak ve yargıda gecikmeyi önlemeye yönelik önemli düzenlemeler içeriyor."

Bakan Tunç'tan o avukatın paylaşımına tepki: "Soruşturma başlatıldı" Haber

Bakan Tunç'tan o avukatın paylaşımına tepki: "Soruşturma başlatıldı"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve Haber

Bakan Tunç’tan ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: DEM Parti heyetiyle kritik zirve

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinin gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk" dedi. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'u ziyaret etti. "‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNE İLİŞKİN GENİŞ KAPSAMLI DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDUK" Bakan Tunç, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmede kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını aktararak, "Ülkemizin ve milletimizin geleceği için büyük bir öneme sahip olan ‘Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde Devletimizin ilgili kurumları tarafından büyük bir koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar ile TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortaya koyacağı yol haritası kapsamında atılacak adımları konuştuk" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE YÜZYILINI TERÖR OLMADAN DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE İNŞA EDECEĞİZ" Huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşmanın herkesin arzusu olduğunu belirten Tunç, "Millet olarak hepimize büyük acılar yaşatan, ülkemizin kalkınmasının ve daha da güçlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan terörün tamamen sona ermesi; gençlerimizin, çocuklarımızın, milletimizin daha huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşması hepimizin ortak arzusudur. Aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine daima sahip çıkacak, süreci hassasiyetle yürütmeye devam edeceğiz. Ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşıyacak, Türkiye Yüzyılını terör olmadan daha güçlü bir şekilde inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan İBB soruşturması çıkışı: "Yargıya müdahale edip durdurun diyemezsiniz" Haber

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan İBB soruşturması çıkışı: "Yargıya müdahale edip durdurun diyemezsiniz"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Cumhuriyet savcıları delilleri araştırmak görevleridir. Yargı bağımsızlığı içerisinde bu işlemler gerçekleşir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına müdahale edip durdurun diyemezsiniz. Anayasa 138 maddesi açıktır. Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez. İddianame boş demeyin" dedi. Bakan Tunç, TBMM Genel Kurulundaki Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin sunumunun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. İBB soruşturmasına yönelik ilişkin yargı süreçleriyle ilgili eleştirilere cevap veren Tunç, "Bu soruşturmadan yönelik eleştirileriniz var. Bunu gürültü çıkararak, bağırarak yapmaya çalışıyorsunuz. 4 bin sayfalık iddianame ortada. Burada biz peşinen kim suçludur bizim buradan söylememiz mümkün değildir. Buna karar verecek olan mahkemelerdir. Cumhuriyet savcıları delilleri araştırmak görevleridir. Yargı bağımsızlığı içerisinde bu işlemler gerçekleşir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına müdahale edip durdurun diyemezsiniz. Anayasa 138 maddesi açıktır. Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez. İddianame boş demeyin. Size o tavsiyeleri veren büyüğünüz var. Size o tavsiyeleri iki yıl önce Cumhurbaşkanı adayı gösterdiğiniz eski Genel Başkanınız diyor ‘Arının. CHP seçmenini üzmeyin ‘diyor" dedi.

Bakan Tunç duyurdu: 11. Yargı Paketi Adalet komisyonu'nda kabul edildi! 'Suçla daha etkin mücadele sağlayacak' Haber

Bakan Tunç duyurdu: 11. Yargı Paketi Adalet komisyonu'nda kabul edildi! 'Suçla daha etkin mücadele sağlayacak'

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen 11. Yargı Paketi’nin huzur, adalete erişim ve suçla mücadele alanlarında önemli düzenlemeler içerdiğini belirterek teklifi hayırlı olması temennisiyle duyurdu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen ve kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen "Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin hayırlı olmasını diledi. 12 farklı kanunda değişiklik öngören teklifin, toplam 38 maddeden oluştuğunu belirten Tunç şu paylaşıma yer verdi: "Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgemizde yer alan hedeflerimiz kapsamında geliştirilen denetim paketi; huzur ve barışı daha da tahakkuk eden, adalete erişimi daha da güçlendiren, geleceğimizin teminatı suçunu koruyan, çocuklarımızı hedef alan suç imkanlarıyla etkin mücadele sağlayan, trafikte sigortanın güvenliğine ayrılanlara cezaları artışı, mutlu günlerimizi üzüntüye çeviren performansın korunmasının sonuna kadar geçen, ceza adaleti sistemi güçlendiren, bilişim ve dolandırıcılık suçlarıyla daha etkin mücadele sağlayan oluşumlar içerir. Kanun Teklifinin TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilmeyen süreç emeği ve katkısı bulunan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum."

Bakan Tunç: "Pazarlık söz konusu değil" Haber

Bakan Tunç: "Pazarlık söz konusu değil"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı'ndaki Yargı Teşkilatı Toplantısı'nda gazeteciler ile bir araya geldi. Soruları yanıtlayan Bakan Tunç, yargıya güvenin önemini belirterek, "Adalet sistemiyle ilgili bir dezenformasyon, adalete güvensizliğe neden olur. Zaten bu dezenformasyonu yapanların amacı da bu, o güvensizlik oluşsun ve bundan hükümet zarar görsün. Neticede millet zarar görür bundan. Dolayısıyla yargıya güven önemli. Mesela bizi telaşlandıran bir örnek vardı: 'Ceren Özdemir'in katili açık cezaevine çıktı. Yakında topluma karışacak. Katiller aramızda dolaşıyor' diye. Herkesin tanıdığı bir gazeteci yayın yaptı Youtube'dan. Sonra hemen ya bu böyle olmaması lazım, bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan adam nasıl açık cezaevine çıkar? Acaba var mı bir şey diye bir araştırdık. Adam hala yüksek güvenlikli cezaevinde de çıkması mümkün değil. Ama ne oldu o yayın? Milyonlarca yayıldı. O yayının altına yorumlar yapıldı. İşte adalet! Türkiye'de hukuk yok vesaire. Tabii, ne oluyor o zaman? Adalete güven zedeleniyor. Vatandaşlarımızın adalete güven duygusunun zedelenmemesi lazım" ifadelerine yer verdi. Bazı basın mensuplarının dezenformasyon yaptığını belirten Tunç, "Bazı basın mensupları var ki konuyu gazeteciliğin ötesine taşıyor. Başka bir amaç taşıyor. O, onun bir dezenformasyon olduğunu, yalan haber olduğunu aslında biliyor. Her meslekte olduğu gibi yargının içerisinde yanlış yapanlar da olabilir. Ama bunun sistem içerisindeki ayrışmasını yine yargı kendisi yapar. Gazetecilikte de öyle. Özellikle yargı ile ilgili, adalet ile ilgili konularda yorum yaparken ya da bir sosyal medya paylaşımını gördüğümüzde hemen inanmamamız lazım. 'Acaba, bu böyle mi' diye doğruluğunu tespit etmek lazım. Özellikle yargıya güveni sarsmaya yönelik birtakım propagandalar da yapılıyor" dedi. Bakan Tunç siber suçlar hakkında sorulara, "Bunlar internet yoluyla örgütleniyorlar. İzmir'deki olayda 3 polis şehit oldu. Bunu yapan 16 yaşındaki bir çocuk. Bu çocuk tamamen kendi içine kapalı, hiç ailesinin bile haberi olmadan bilgisayar başında resmen bir eğitim almış ama ona eğitim verenleri de tanımıyor. Tamamen dijital ortamda, internet ortamında görüştüğü, suratını görmediği, yazışmalardan etkilenip kendisini adeta bir örgüt mensubu gibi görüyor. En son yaptığı paylaşımda, 'işte ben' diyor, 'gideceğim, katliam yapacağım' vesaire diye mesaj atıyor. Babasının silahını alıyor ve orada polislerimizi şehit etti. Burada hem bu tür suçlar hem işte uyuşturucu ticareti, sanal bahis, sanal kumar, yasa dışı bütün faaliyetler, yani artık bu teknoloji çağında dolandırıcılık, kripto para vesaire tüm bunlar internet ortamında yapılan eylemler. Şimdi bunlar gerçek hayatta yapılırsa zaten suç. Gerçek hayatta bunları kovalamak daha kolay ama dijital ortamda bunların izini sürmek kolay değil" ifadelerine yer verdi. "11. YARGI PAKETİ'NDE BİLİŞİM SUÇLARIYLA İLGİLİ DÜZENLEMELERİMİZ VAR" Siber suçlara karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi hakkında konuşan Tunç, "2 hafta önce Vietnam'daydık, Siber Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ni imzaladık. Bütün ülkelerin problemi. Bu suçlar sadece ülke sınırında değil, ülke sınırını aşıyor. Dolayısıyla, ülkelerin tek başına mücadele etmesi mümkün değil. O zaman oturup bir sözleşme yapalım, bu konuda yasalarımızı düzenleyelim, birlikte mücadele edelim düşüncesi hasıl oldu ve biz 80 ülkenin bakanı oradaydık. İlk imzalayan ülkelerden birisiyiz. Bizim 11. Yargı Paketi'nde bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemelerimiz var. Bilişim yoluyla işlenen suçların önlenmesi, internet yoluyla işlenen suçların önlenmesine dair bir kanunumuz var ama o genelde kişilik hakları, sosyal medyadaki erişimin engellenmesi falan onları düzenliyor. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçlarıyla ilgili yapılan düzenlemeler, daha detaylı yapacağımız düzenlemeler" dedi. Yeni nesil suçta sanal dünyanın önemine vurgu yapan Bakan Tunç, "Sanal ortamda suç tespit edebilmek için, nasıl sokakta gece bekçiler var, polis devriye geziyor aynı devriyelerin sanal ortamda da gezmesi lazım siber polislerin. Nasıl açık alanda güvenliğe önem veriyorsak, siber alemde de güvenliğe önem vermemiz lazım. Bizim bu konuda adliyelerde bilişim suçları büroları var. Yeni nesil suç şebekeleri dediğimiz, TCK 220'de yer alan düzenlememiz var. Milletvekillerimiz şu anda bunu teklife daha dönüştürmediler. 11. Yargı Paketi'nde olacak. Çocukları suça sürükleyen, suçta çocukları araç olarak kullananlarla ilgili cezaların arttırılması söz konusu" şeklinde konuştu. 11. Yargı Paketi hakkında bilgi veren Tunç, "Teklifle; örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarının hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır. Böylelikle suçla daha etkin mücadele edilmesi ve toplumsal huzur ve sükûnun sağlanması amaçlanmaktadır. Buna göre, örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis iken 5 yıldan 10 yıla çıkartılacak. Örgüt üyeliği suçunun cezasının üst sınırı 4 yıl hapis iken 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmektedir. Yine örgütün silahlı olması halinde cezada dörtte birinden yarısına kadar yapılan artırım, sadece yarısı oranında olacak şekilde düzenlenmektedir. Buna göre silahlı bir örgütü yöneten kişiye 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilirken teklife göre 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir" ifadelerine yer verdi. Ayrıca çocukların suçlarda araç olarak kullanılmasına ceza artışı hakkında bilgi vererek, "Diğer yandan, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar artırılacağı kabul edilmektedir. Örneğin örgüt faaliyeti çerçevesi çocuğa bir yeri silahla taratan, birini tehdit ettiren ya da yaralattıran örgüt yöneticisine yöneticilik suçundan dolayı verilecek ceza yarısından bir katına artırılabilecektir. Buna göre 7 yıl 6 ay olacak alt sınırdaki hapis cezası 1/2 oranında artırılırsa 11 yıl 3 ay; 15 yıl olacak üst sınırdaki hapis cezası bir kat artırılırsa 30 yıl olabilecektir. Mevcutta çocuğu araç olarak kullanma diye bir suç yoktu" dedi. "ÖZEL, YARGI MENSUPLARINA HAKARET EDİYOR, TEHDİT EDİYOR, BUNLAR KABUL EDİLEBİLECEK BİR ŞEY DEĞİL" Bakan Tunç, Özgür Özel'in açıklamaları hakkında ise, "Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, özellikle 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili başlayan soruşturmaların başından itibaren tamamen konuyu, sanki bunlar bir adli soruşturmalar değilmiş, tamamen siyasi amaçla yapılmış soruşturmalarmış gibi bir algı çalışması yapıyor. 19 Mart'tan beri yaptığı bütün toplantılarda özellikle bu soruşturmaları eleştiriyor ama eleştirirken kamuoyuna yansıyan birtakım suçlamaları var. İşte ortaya çıkan Beşiktaş iddianamesi var, İBB Başkanı'nın yaptığı, suç teşkil ettiği iddia edilen suçlamalar var. Bunların esasıyla ilgili herhangi bir şey söylemiyor. Tamamen suçlamaları reddediyor, bu doğru değil. Bunu yaparken de yargı mensuplarına hakaret ediyor, tehdit ediyor, bunlar kabul edilebilecek bir şey değil" değerlendirmesinde bulundu. Soruşturmaların sonucunun beklenmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, "Soruşturmaların sonucunu beklersiniz. Bu konuda iddialarla ilgili konulara açıklık getirirsiniz. İstanbul İl Başkanlığı ile ilgili olarak topladığınızı iddia ettiğiniz valiz dolusu paraların, nereden aldığınızı, nasıl toplandığını, kimlerin buraya getirdiğini gündeme getirmiyorsunuz. Sanki hiç ortada suç yokmuş; haksız bir şekilde üzerine gidiliyormuş bir algı oluşturuyor. Yargılama aşamasında, iddianame ortaya çıktıktan sonra yargılama, ilk derecede de iş bitmiyor. Bunun istinafı var, itiraz süreçleriniz olacak, Yargıtay'ı var. Tüm bu süreçler kendi yargı mekanizması içerisinde yürüyecek konular. Ama tabii, olayı farklı bir tarafa çekerek, özellikle kamuoyunu bu davalar bakımından etkilemeye çalışan bir siyaset izleniyor. Bu doğru değil" dedi. "TERÖRÜ SONLANDIRMA NOKTASINDA ÖNEMLİ AŞAMALAR KAYDETTİK" TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunu çalışması hakkında değerlendirmelerde bulunan Tunç, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki komisyonda konuşulanları açıklayamıyoruz, basına kapalı. Ülkemiz, terörle mücadelede gerçekten çok enerji kaybetti. 41 yıl geçti. Şehitler verdik, trilyonlarca kaybımız oldu, ülkemizin gelişmesinin ve kalkınmasının önünde çok büyük engel oldu terör. İstiyoruz ki bundan sonra terör diye bir problemimiz kalmasın. Güvenlik güçlerimiz, ülke içinde ve dışında büyük fedakarlıklar gösterdiler. Terörü sonlandırma noktasında önemli aşamalar kaydettik. Teröre zemin hazırlayan, o teröre mazeret olarak gösterilen bütün unsurları ortadan kaldırdık. Demokratikleşme adımlarının atılması, Kürtçe yasaklarının kaldırılması zaten İmralı'nın çağrısında da bunlar ifade ediliyor. Hepsini söylüyor, diyor ki; 'Artık bir anlamımız kalmadı.' 'Demokrasi için, demokratikleşme için, kimliğimizin var olması için mücadele ettik ama şu anda Türkiye oraları aştı' diyor" ifadelerine yer verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısının önemli olduğunu vurgulayan Tunç, "Sayın Devlet Bahçeli'nin gruptaki çağrısı çok cesurca, tarihi bir çağrıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Ahlat'ta ondan önceki konuşmalarıyla da bütünleştiği iç cephe vurgusu, milli birlik, kardeşlik vurgusu tüm bunlarla beraber yaklaşık işte 1 yıl geçti. Bu 1 yıllık süre içinde terör örgütü İmralı'da açıklama yapıldıktan sonra kendini feshetti. Silahları yakmayla ilgili bir görüntü gördük, çekilmeyle ilgili açıklamalar oldu. Burada silah bırakma süreci önemli. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Milli Savunma Bakanlığımız süreci izliyor. Diğer yandan Mecliste kurulan 'Terörsüz Türkiye Komisyonu' dediğimiz, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da geniş kesimleri dinledi. Sivil toplumundan tutun da şehit ailelerine varıncaya kadar herkesi dinledi, bakanları dinledi" ifadelerini kullandı. "TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAH BIRAKIRSA KANUN ÇIKACAK GİBİ PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİL" Çalışmalar hakkında bir pazarlık olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, "Meclisin yüzde 90'ının temsili sayesinde orada geniş bir mutabakat var. Bizler de Adalet Bakanlığı olarak bu süreci destekleyen, bu süreci kolaylaştıran, idari uygulamalarla neler yapıldığını Komisyona anlattık. Mevcut mevzuatımız çerçevesi içerisinde yapılan çalışmaların çoğu kamuoyuna yansımadı. Ama uygulamalar, sürecin sağlıklı işlemesi ve sürecin kalıcı hale gelmesi bakımından da önemliydi. Gerek hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili endişelerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar, gerek idare ve gözlem kurullarının, cezaevlerinde iyi hal değerlendirilmesine ilişkin yaptıkları çalışmalar. Bu süreçte özellikle yargı kurumlarının da sürece hassasiyetle baktıklarına şahit olduk. Sürecin kolaylaştırılması konusunda ki yapılan çalışmaları anlattık. Bir pazarlık değil, sürecin getirdiği adımlar olabilir. Yani terör örgütü silah bırakırsa kanun çıkacak gibi pazarlık söz konusu değil böyle hukuk devleti olmaz. Böyle bir pazarlık sürecine devlet girmez. Komisyon süreci önemli, herkes dinlendi. Rapor hazırlayacak ve orada çizilecek yol haritası çerçevesinde yasal düzenleme gerekiyorsa zaten Meclis bu konuda adım atacaktır. Burada özellikle milletimizin hassasiyetleri bizim için önemli. Bu sürecin onları rahatsız edecek bir noktaya gelmemesi önemli. Bu konuda özellikle hassas davranarak milletimizin isteği doğrultusunda biz yol alacağız" dedi. Gazetecilerin Demirtaş hakkındaki karar sorularına Bakan Tunç şu şekilde cevap verdi: "Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tek kararı değil bu biliyorsunuz. Yani Öcalan kararı da var geçmişte, Kavala kararı da var. Bakanlar Komitesi'nde görüşmeleri devam edenler de var. Burada Demirtaş ile ilgili dava Kobani Davası. Hepinizin bildiği gibi, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 16 Mayıs 2024 tarihinde Demirtaş ve arkadaşları mahkum olmuştu. Bir kısım sanıklar süreli hapis cezaları ve beraatler de almıştı. Kobani olaylarının azmettiricisi açılan dava 22. Ağır Ceza Mahkemesinde sonuçlanmıştı. Şimdi bu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinde görülüyor. Burada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkı ihlal edildi. Tutuklamaya yönelik ihlaller nedeniyle, iddia nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi'nin 5. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan başvuruyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi ihlal kararı verdi. Bu daire kararına itiraz edilecek mi, edilmeyecek mi gibi bir kamuoyunda tartışmalar oldu. Burada bu süreçlerde biz daire kararlarının Genel Büyük Dairede görüşülmesini istiyoruz. Büyük Daireye gitmeden önce 5 kişilik bir panel var. Bu panel 'görüşülmesine gerek yok' dedi ve daire kararı bu anlamıyla kesinleşti. Daire kararı şu anda Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilecek." Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uyduğunun altını çizen Tunç, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uymayan bir ülkeyiz şeklinde bir genelleme yapılıyor. Bu doğru değil. Bütün ülkelerin uymadığı kararlar var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan ülkelerin karara uyma ortalaması yüzde 79. Türkiye'nin uyma oranı ise yüzde 91. Türkiye'de bazı davalar, özellikle dışarıdan da çok siyasallaştırılıyor. O siyasallaştırılan davalar öne çıkarılarak sanki Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hiçbirine uymuyor gibi bir algı çalışması yapılıyor" ifadelerine yer verdi. Tunç, Demirtaş davasında ise ilk dereceden hüküm verildiğini ve bu hüküm istinafta hükümözlü olarak devam ettiğini ve değerlendirmenin şu anda mahkemenin önünde olduğunu açıkladı. Bakan Tunç yaptığı toplantıda yeni anayasa çalışmaları hakkında ise, "Yeni anayasa konusu Türkiye için önemli. 'Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına girdik' diyoruz. 'Artık darbeler devri kapanmıştır' diyoruz. Biz darbecilerin yazdırdığı bir anayasayla yönetiliyoruz. Millet tarafından milletin temsilcileri tarafından yazdırılan bir anayasa değil. Millet oy verip kabul etmek zorunda kaldı ama bir an önce demokratik siyasi hayata geçebilmek için kabul ettiği bir anayasa. Sadece darbeciler tarafından yazdırılmış olması bile tek başına anayasanın değişmesi için yeterli bir sebeptir. Diğer yandan, yamalı bohça gibi; 170 küsur madde var, 180 değişiklik var. Yani, maddeden fazla değişiklik yapılmış. Mülga maddeler var, sıkıyönetimle ilgili maddeler var ama hep boş maddeler. Bizim amacımız hem yeknesaklığı oluşturmak, sonradan oluşan kurumların diğer maddelerle uyumunu sağlamak, yeni krizlere yol açmamak, hem de demokratik, sivil, katılımcı bir anlayışla yeni anayasayı milletin temsilcileri ile yazıp millet tarafından onaylanmasını sağlamak" dedi. Yeni anayasanın Türkiye için bir kazanç olacağını söyleyen Tunç, "Böyle bir anayasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ikinci yüzyılının başlangıcında çok büyük kazanç olur. Temel hak ve özgürlükleri önceleyen, her kesimin kendini içinde bulduğu bir toplum sözleşmesi hüviyetinde bir anayasayı bu ülke yapabilir. Darbe anayasasından da kurtulmuş oluruz. Darbeleri anmak kötü bir şey. O eski karanlık günlere bir daha geri dönmeyelim, bu ülkede bir daha darbe olmasın diye önemli yapısal reformlar da yaptık. İç Hizmet Kanunu 35. maddeyi hep darbelere gerekçe gösterirlerdi. Biz bu maddeyi 14 Temmuz'da yürürlükten kaldırdık. Ertesi gün darbe kalkışması oldu. En son görüştüğümüz kanun oydu Meclis'te. Sıkıyönetimi düzenleyen maddeler kaldırıldı, darbeciler yargılanamaz denilen maddeler kaldırıldı. Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı, Yüksek Askeri Şura'nın yapısı, askeri yargının kaldırılması bunlar çok demokratik adımlar. Ama bunlar hep muhtelif zamanlarda farklı gerekçelerle yapabildiğimiz ilerlemeler. Ama diyoruz ki artık topyekun millet Meclisinde milletvekillerimizin uzlaşmasıyla bir Anayasa yapalım. İnşallah olur. Terörsüz Türkiye konuştuğumuz şu ortamda, milletvekillerimiz yeni anayasa çalışması içerisinde olursa ve bu konuda uzlaşma sağlanırsa inşallah milletimize olan borcumuzu yerine getirmiş oluruz" ifadelerine yer verdi.

Bakan Tunç'tan CHP'li Başarır'a tepki Haber

Bakan Tunç'tan CHP'li Başarır'a tepki

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözleri nedeniyle tepki göstererek, ''Bugün de görüyoruz Sayın Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak kelimelerle hakaret ediyorlar. Bu muhalefet anlayışına milletimiz bugüne kadar geçit vermedi, bundan sonra da geçit vermeyecek" dedi. Bartın Üniveristesi'nin akademik yıl açılışna katılmak üzere memleketi Bartın'a gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada meşalelerle karşılanan Tunç, yaptığı konuşmada CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın CHP Bursa 39. Olağan Kongresi'ndeki konuşmasında Cımhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerine tepki gösterdi. Bakan Tunç, "AK Parti kuruluşundan bu yana geçen 23 yılda kesintisiz iktidarını devam ettiriyor. Cumhur İttifakı ile beraber millete hizmet yolunda emin adımlarla yola devam diyoruz. 23 yılda ülkemizin 81 vilayetini hiçbir ayrım yapmadan yatırımlarla donattık, eser siyaseti yaptık. Muhalefet karalama siyaseti yaparken, biz eser ürettik, milletimiz için çalıştık. Milletimiz ne istiyorsa onu yaptık. Milletimizin istemediği hiçbir şeyi de yapmadık. İktidarda hep milletimizin hissiyatına tercüman olmaya çalıştık. Sayın Cumhurbaşkanımızın uzun yıllar iktidarda kalmasının sebebi milleti dinlemesidir. Kadrolarıyla beraber millet ne istiyorsa onu yapmasıdır. Ana muhalefetin de bu ülkede uzun yıllar iktidar olamamasının sebebi eserlere karşı gelmesidir, hakaret siyaseti yapmasıdır. Sürekli karalama siyaseti yapmasıdır. Bugün de görüyoruz Sayın Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak kelimelerle hakaret ediyorlar. Milletin defalarca seçtiği, 13 yıl başbakanlık yapan ve iki defa halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanımıza maalesef ağza alınmayacak cümlelerle hakaret eden bir muhalefet anlayışı var. Bu muhalefet anlayışına milletimiz bugüne kadar geçit vermedi, bundan sonra da geçit vermeyecek. Milletimiz hep eser siyaseti dedi, hizmet siyaseti dedi" diye konuştu. Bakan Tunç, parti binası önünde yaptığı konuşmanın ardından il başkanlığında partililerle sohbet etti.

Bakan Tunç: “Rojin Kabaiş olayında hiçbir nokta karanlıkta kalmayacak” Haber

Bakan Tunç: “Rojin Kabaiş olayında hiçbir nokta karanlıkta kalmayacak”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Van Gölü yakınında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturma sürecinin devam ettiğini söyledi. Tunç, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan ek bir uzman mütalaası talep edildiğini açıkladı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabı 'X' üzerinden Van Gölü yakınında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin açıklama yaptı. Adalet Bakanı Tunç paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Van ilimizde 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolan ve 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş adlı evladımızın hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma çok yönlü şekilde devam etmektedir. Hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden bu elim olayın aydınlatılması amacıyla, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan kapsamlı inceleme sonucunda hazırlanan rapor, soruşturma dosyasına girmiştir." "İSTANBUL ADLİ TIP KURUMUNDAN KONUYA İLİŞKİN EK BİR UZMAN MÜTALAASI TALEP EDİLMİŞTİR" Olaya ilişkin ek bir uzman mütalaası talep edildiğini aktaran Tunç, "Otopsi, biyolojik, toksikolojik ve histopatolojik analizler sonucunda hazırlanan bu rapora ek olarak İstanbul Adli Tıp Kurumundan konuya ilişkin ek bir uzman mütalaası talep edilmiştir. Soruşturma sürecinde kamera kayıtları, telefon incelemeleri, HTS dökümleri ve tanık ifadeleri de detaylı biçimde değerlendirilmiş, evladımızın kullandığı telefonun kilidinin açılması için yurtdışından uzmanların da dahil olduğu teknik çalışma ve bazı dijital materyallerin incelemeleri devam etmektedir" ifadelerinde bulundu. "TÜM SÜREÇ TİTİZLİKLE YÜRÜTÜLMEKTEDİR" Soruşturma dahilinde, hiçbir ayrıntı göz ardı edilmeden bütün deliller ve raporlar derinlemesine incelendiğini vurgulayan Bakan Tunç, "Yargı makamlarının koordinasyonunda tüm süreç titizlikle yürütülmektedir. Başta Rojin evladımızın acılı ailesi olmak üzere milletimiz müsterih olsun; soruşturmada tek bir nokta dahi karanlıkta kalmadan maddi gerçeğin mutlaka ortaya çıkarılması için yoğun bir gayret gösterilmektedir" dedi. Tunç, hayatını kaybeden Rojin Kabaiş'e Allahtan rahmet dilerken, ailesine ve yakınlarına sabır diledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.