SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ağır Ceza Mahkemesi

Söz Bursa - Ağır Ceza Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağır Ceza Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ümit Karan dosyasında karar: Ağır ceza'da 10 yıl hapis istemi! Haber

Ümit Karan dosyasında karar: Ağır ceza'da 10 yıl hapis istemi!

stanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan eski futbolcu Ümit Karan hakkında 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talebiyle iddianame düzenlendi. Uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla 16 Ocak günü tutuklanan eski Futbolcu Ümit Karan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Ümit Karan 'sanık' sıfatıyla yer aldı. İddianamede, Ş.N.Ö. adlı şahsın 14 Ocak 2026 tarihinde 'tanık' olarak alınan ifadesinde, "Ümit Karan isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle 7 ay önce görüştük, yaklaşık 3 kez uyuşturucu madde kullandık. Ümit Karan'a asla uyuşturucu madde getirmedim. Ümit Karan kendisi uyuşturucu madde getirip bana ikram etti, bunun karşılığında herhangi bir şekilde ücret ödemedim" şeklinde beyanda bulunması üzerine soruşturmanın başlatıldığı aktarıldı. "KESİNLİKLE UYUŞTURUCU MADDE İKRAM ETMEDİM" İddianamede, soruşturma üzerine Ümit Karan'ın Bakırköy'de bulunan evinde yapılan aramada herhangi suç veya suç unsuruna rastlanılmadığı belirtildi. Şüpheli Karan'ın iddianamede yer alan savcılık ifadesi ise, "Ben uyuşturucu madde kullanmadım. Herhangi bir şekilde kimseye de uyuşturucu madde vermedim. Geçmişte yurt dışında ne olduğunu bilmediğim bir şey kullandım. Herhangi bir şekilde hiçbir kıza uyuşturucu madde vermedim. Ş.N.Ö. isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle ilişkim olmuştur. Ancak kendisine uyuşturucu verme gibi bir durum asla olmamıştır. Bu şahıs ile ilişkimde sıklıkla kavga etmemizden dolayı böyle bir şey söylemişse kabul etmiyorum. Ben dışarıda kimseye uyuşturucu madde ikram etmedim. Göstermiş olduğunuz whatsapp görüşmesindeki fotoğraf bana aittir. Kesinlikle uyuşturucu madde ikram etmedim. T.Ü. isimli şahsı 20 yıldır tanımaktayım. İlk tanıştığım zaman sinemada müdür olarak görev yapmaktaydı, şu an tekstil işi ile uğraşmaktadır. Kendisinin uyuşturucu satıp satmadığını bilmiyorum. G.G. isimli şahsı tanırım. Kendisiyle 4 yıl önce tanıştık. Arada bir yemek yemişliğimiz olmuştur. Bana uyuşturucu madde vermediler, kız arkadaşıyla arasında nasıl bir ilişkisi var bilmiyorum. N.İ. isimli kişi de yanlış hatırlamıyorsam G.G.'nin kız arkadaşı diye biliyorum. Aramızda uyuşturucu madde ile ilgili herhangi bir ilişki olmamıştır. Ş.N.Ö. isimli kişiyle bu kişilerin iletişimleri devam etmiş olabilir. R.K. isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle yaklaşık 2 yıl önce tanıştık, kendisini müzisyenim diye tanıttı, aramda uyuşturucu madde ilişkisi olmadı. Ş.N.Ö. ile tanıştığımda kendisi benim arkadaşlarıma da sevgililik teklifi etmişti. Ben bu kızdan kaçmaya çalışıyordum. Aramızda duygusal bir ilişki olmuştur ancak kendisine uyuşturucu madde vermedim" ifadelerini kullandı. UYUŞTURUCU MADDE TESPİT EDİLDİ İddianamede, tanık Ş.N.Ö.'nün beyanlarının doğruluğunun teyidi amacıyla Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemede, hem Ş.N.Ö.'nün, hem Ümit Karan'ın uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden 'kokain' isimli uyuşturucu kullandığının tespit edildiği vurgulandı. Öte yandan, Ümit Karan'ın vücut örneklerinde tespit edilen kokain maddesini 3 farklı zamanda bir kullanıcıya temin etmek, sağlamak, başkasına vermek suretiyle üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği de iddianamede yer aldı. İddianamede, şüpheli Ümit Karan hakkında, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, satın alma' suçuna istinaden, 10 yıldan az olmamak kaydıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Muhittin Böcek ve oğlundan şok itiraf: "1 Milyon Euro istendiği beyanı doğrudur" Haber

Muhittin Böcek ve oğlundan şok itiraf: "1 Milyon Euro istendiği beyanı doğrudur"

Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklanarak belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmek için savcılığa başvurdu. Muhittin Böcek'in, ifadesinde, CHP Genel Merkezi'nin adaylık ve kampanya sürecindeki talepleri iddiasına ilişkin oğluna 'Parti genel merkezi birtakım maddi manevi taleplerde bulunabilir, sen bunları takip et ve yerine getir çünkü ben sahada olacağım' dediği öğrenildi. Gökhan Böcek'in 1 milyon Euro istendiğine yönelik beyanı için de "Oğlum Gökhan'ın 1 milyon Euro istendiğine yönelik bu yönde söylediği beyanı doğrudur" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında 5 Temmuz 2025'te tutuklanan ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek'in soruşturma kapsamında ifadeleri alındı. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmek amacıyla savcılığa başvuru yapan Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek, Antalya Adliyesi'ne getirildi. "ANTALYA'DA İKTİDARI VE MUHALEFETİ İŞ BİRLİĞİYLE HİZMET ETTİM" Muhittin Böcek, ifadesinde 5 Temmuz 2025 tarihine kadar Antalya'da görev yaptığını belirterek, "En son 05/07/2025 tarihine kadar Türkiye'nin dünyaya açılan yüzü Antalya'da başarı ile iktidarı muhalefeti iş birliği ile hizmet ettim" dedi. 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla İstanbul merkezli başlayan soruşturmanın yetkisizlikle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiğini belirten Böcek, yapılan soruşturma neticesinde açılan dava üzerine Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamasının devam ettiğini söyledi. "GENEL MERKEZİN SİZLERDEN MADDİ VE MANEVİ TALEPLERİ OLABİLİR" Muhittin Böcek, 2024 yılı Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı sürecine ilişkin ifadesinde, adaylığı açıklanmadan önce CHP Genel Merkezi binasında yapılan bir toplantıya katıldığını anlattı. Böcek, "2024 yılı Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı süreci öncesindeki kampanya ve adaylığım öncesi, hatırladığım kadarıyla tam emin olmamakla birlikte 2024 yılı Ocak ayı içerisinde, henüz Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığım açıklanmadan önce, 2024 yılı yerel seçimlerinde adaylığı bulunan ben dahil mevcut belediye başkanları ve henüz belediye başkanı olmayan aday adaylarının bulunduğu bir toplantıya katılmıştım. Bu toplantı CHP Genel Merkezi binası içerisindeki büyük bir salonda gerçekleşmişti" dedi. Toplantıda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in doğrudan şahsına yönelik olmamakla birlikte aday adaylarına yönelik bir konuşma yaptığını belirten Böcek, "Bu toplantı sırasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in doğrudan şahsıma olmamakla birlikte benimle birlikte başkan aday adaylığını ilan eden diğer mevcut belediye başkanlarına ve diğer şahıslara yönelik olarak, ‘Seçim dönemi için genel merkezin sizlerden maddi ve manevi talepleri olabilir, bu konularda yardımcı olun' şeklinde bir söylemi olmuştu" ifadelerini kullandı. "GÖKHAN'A ‘TAKİP ET VE YERİNE GETİR' DEDİM" Muhittin Böcek, söz konusu toplantıdan sonra Antalya'ya döndüğünü ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek ile görüştüğünü belirtti. Böcek, "Söz konusu seçim dönemi için maddi manevi taleplerine dair söylemleri, dediğim gibi orada bulunan ben dahil diğer aday adaylarına söylenmiş bir sözdü. Bu toplantı gerçekleştikten sonra Antalya'ya geldikten sonra Mustafa Gökhan Böcek ile yaptığım görüşmede kendisine, ‘Parti genel merkezi birtakım maddi manevi taleplerde bulunabilir, sen bunları takip et ve yerine getir çünkü ben sahada olacağım' şeklinde söylemlerle ilettim" dedi. ADAYLIĞININ GEÇ AÇIKLANMASINA İLİŞKİN KONUŞTU Muhittin Böcek, Özgür Özel ile birlikte katıldığını belirttiği toplantıdan kısa süre sonra belediye başkan adaylığı konusunun parti MKYK toplantısında kabul edildiğini, ardından nihai karar için konunun parti meclisine havale edildiğini öğrendiğini ifade etti. Böcek, adaylığının geç açıklanmasına ilişkin de konuşarak, "Bu sırada parti genel merkeziyle yaptığım görüşmelerde gerek benim adaylığım, gerekse DEM Parti'nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bir aday ismi açıklaması konusu nedeniyle CHP'nin yerel yönetimlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek bana bu konuyla ilgili CHP yönetiminin DEM Parti yönetimiyle bir görüşme gerçekleştireceğini ve bu görüşme sonrasında parti meclisinde adaylığımın açıklanacağını söylemişti. Zaten Ocak ayı sonunda hatırladığım kadarıyla Büyükşehir Belediye Başkan adaylığım parti yönetimi tarafından açıklanmıştı" dedi. Adaylığının diğer başkan adaylarına göre geç açıklandığını belirten Böcek, bunun parasal herhangi bir menfaat teminiyle ilgisi bulunmadığını savundu. Böcek, "Benim belediye başkanlığı adaylığım diğer başkan adaylarına göre geç açıklanmıştır ancak bunun parasal herhangi bir menfaat teminiyle ilgisi bulunmamaktadır. Dediğim gibi bu gecikme Gökhan Zeybek'in bana söylediği DEM Parti ile yapılacak olan görüşmeden ve o dönemde partinin içinde bulunduğu yoğunluktan kaynaklanmaktaydı. Adaylığımın geç açıklanmasının başkaca bir gerekçesi bulunmuyordu" ifadelerini kullandı. "OĞLUM, PARTİ GENEL MERKEZİNDEN PARASAL TALEPTE BULUNULDUĞUNU SÖYLEDİ" Muhittin Böcek, adaylık sürecinden sonra oğlunun kendisine parti genel merkezinden parasal talepte bulunulduğunu söylediğini belirtti. Böcek, "Bu süreç sonrasında oğlum, tarihini hatırlamamakla birlikte parti genel merkezinden parasal talepte bulunulduğunu bana söyledi. Parti genel merkezinden kastım Özgür Özel'in bu konudaki talimatıdır. Ben de ‘Oğlum sen de imkanlarımız dahilinde gereğini yap' şeklinde cevap vermiştim. İşte Gökhan'ın vermiş olduğu ifadesindeki konu bu şekilde gerçekleşmiştir" dedi. İL VE İLÇE SEÇİM ÇALIŞMALARINA DESTEK İDDİASI Muhittin Böcek, seçim kampanyası döneminde çevredeki bazı il ve ilçelerde seçim görevlilerine ve CHP Antalya İl Başkanlığı'nın çalışmalarına destek sağlandığını öğrendiğini ifade etti. Böcek, "Seçim kampanya döneminde çevremizdeki bazı il ve ilçelere Genel Merkezin tavsiyesiyle seçim görevlilerinin hem de CHP Antalya İl Başkanlığının katkıda bulunduğunu öğrenmiş oldum. Bu arada Genel Merkezden kastım Özgür Özel'in bu konudaki talimatıdır. Örneğin Burdur ili Bucak ilçesine seçim kampanyasında kullanılmak üzere otobüs yardımımız olmuştur. Yine kampanya sürecinde başta Konyaaltı Belediyesi adayı seçim çalışmalarında seçimde kullanılacak malzemeler sağlanmıştır. Yine hatırladığım kadarıyla birtakım eksik malzemeleri ve broşürlerini tedarik ettik. Bir kısmını bastırdık. Yine aynı şekilde Akseki, İbradı, Korkuteli ilçelerinde seçim çalışmalarında da eksikliklerin giderildiğini anlattılar. Bu bağlamda bir kısım harcamalar yapıldığını ifade ettiler. Hala da bu işlerin yapıldığı yerlere bir kısım borçlarımız olduğunu hatırlıyorum" diye konuştu. "ULAŞIM, AĞIRLAYAKIT VE REKLAM GİDERLERİ KARŞILANDI" Muhittin Böcek, seçim dönemindeki ihtiyaçların araç, gereç, yakıt ve reklam giderleri gibi kalemlerden oluştuğunu anlattı. Böcek, "Bu ihtiyaçlar aşağı yukarı araç, gereç, yakıt gideri, reklam gideri gibi eksik kalan kısımların tamamlanması şeklindedir. Başka bir kalem olarak da seçim kampanyası sürecinde Genel Merkezden gelen misafirlerin, belirlenmiş heyetin veya toplantı gibi kampanya yürütecek danışmanların ihtiyaçları, ulaşım, yemek giderleri gibi konular kampanya kapsamında Genel Merkezin öneri ve tavsiyesi üzerine karşılanmıştır" ifadelerini kullandı. "YUSUF YADOĞLU VE ALİ YILMAZ'DAN DESTEK ALINMIŞ OLABİLİR" Bu harcamalara ilişkin parasal karşılık konusunda Gökhan Böcek'in beyanlarının doğru olduğunu söyleyen Böcek, "Bu konudaki harcamalara esas parasal karşılık konusunda Gökhan Böcek'in ifadesindeki anlatımları doğrudur. Beyanında geçtiği şekliyle bu konuda sponsorluk ödemesi adı altında Gökhan'ın beyanında geçen Yusuf Yadoğlu ve Ali Yılmaz isimli iş adamlarından ve yine parti meclis üyelerinden bu konuda destek alınmış olabilir" dedi. "GÖNÜLLÜ ESNAF VEYA İŞ ADAMLARINDAN SAĞLANMIŞ OLABİLİR" Muhittin Böcek, söz konusu desteklerin, ilçe belediyelerinin seçim çalışmalarına destek amacıyla sağlanmış olabileceğini ifade etti. Böcek, "Kendisi bildiğim kadarıyla bahse konu ilçe belediyelerinin seçim çalışmalarına destek olmak amacıyla belediye başkanlığı adaylığım konusunda bize yardımcı olmak isteyen gönüllü esnaf veya iş adamlarından sağlanmış olabilir. İlçe belediyelerinin bu konudaki çalışmalarının tamamı partinin il teşkilatı bünyesindeki Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından organize edilmişti. Gökhan'ın bu şekilde yapıldığını belirttiği yardımlar haricinde ilçe belediyeleri, kendilerinin irtibatlı olduğu gönüllü kişilerden de bu konuda yardım almış olabilirler"diye konuştu. "OĞLUM GÖKHAN'IN 1 MİLYON EURO İSTENDİĞİNE YÖNELİK BEYANI DOĞRUDUR" Muhittin Böcek'e, Mustafa Gökhan Böcek'in 2 Mayıs 2026 ve 10 Mayıs 2026 tarihlerinde alınan ifadelerinin adaylık süreciyle ilgili para verilmesine ilişkin bölümleri de okundu. Böcek, bu konuda verdiği ifadede, "02/05/2026 tarihli ifadesinin içeriğinde geçtiği şekliyle ve yukarıda ifade ettiğim haliyle CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in izah ettiğim toplantı sırasında söylediği sözler akabinde, Gökhan Böcek'e parti genel merkezinin adaylık ve kampanya çalışmaları için maddi ve manevi yardım talepleri konusunda gereğini yapması için söylemlerde bulunduğum doğrudur. Bu görüşmeden kısa bir süre sonra Mustafa Gökhan Böcek benimle yaptığı bir görüşmede, oğlum bana adaylık sürecinden bir süre önce tarihini hatırlamadığım bir gün gelerek, Özgür Özel'in talebi üzerine Veli Ağbaba tarafından arandığını ve 1 milyon Euro istendiğini söylemesi üzerine ben oğluma ‘Sen gereğini yap' şeklinde söyledim. Oğlum Gökhan'ın 1 milyon Euro istendiğine yönelik bu yönde söylediği beyanı doğrudur" ifadelerini kullandı. "200 BİN DOLAR KONUSUNUN DETAYINI BİLMİYORUM" Muhittin Böcek'e, Mustafa Gökhan Böcek'in 10 Mayıs 2026 tarihli ifadesinde yer alan, Özgür Özel'in talebi üzerine Antalya'daki lansman sırasında 200 bin dolar verilmesine ilişkin beyanı da soruldu. Böcek, "Bu konunun detayını bilmiyorum. Fakat yukarıda da izah ettiğim gibi ben Genel Merkezin bu yönde bir talebi olacağından karşılanması hususunu kendisine bildirmiştim. Ben Gökhan'a daha önceden seçim çalışmaları sırasındaki talepleri karşılaması yönünde talimat vermiştim" diye konuştu.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti Haber

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gününde tutuklu sanıklar savunma yaptı. Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ise "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Dava kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor. Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve iş insanı Fazlı Ateş'in müdafileriyle birlikte savunmada bulundu. 41 SANIKLI DAVA ANTALYA 6'NCI AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NDE GÖRÜLÜYOR Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İDDİANAMEDE 258 MİLYON 600 BİN TL'LİK MÜSADERE TALEBİ İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. "HİÇBİR MÜŞTEKİ DOĞRUDAN BENİM TEHDİT YA DA ZORLAMA YAPTIĞIMA DAİR BEYANDA BULUNMAMIŞTIR" Tutuklu sanık Muhittin Böcek, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları değerlendirdi. Böcek, "Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim ve önceki ifadelerini de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan kendilerine dönük bir tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bu müştekilerin büyük çoğunluğu, ne ihbar suretiyle kendilerinden talepte bulunduğuma dair ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yaptıklarına dair beyanda bulunmamıştır" dedi. Bazı müştekilerin ilk ifadelerinde adını dahi anmadığını savunan Böcek, "Geriye kalan bazı müştekiler ise ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken, sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanmak korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. "MAL BEYANIMI YASAL SÜRELERE UYGUN OLARAK VERDİM" Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 18 Nisan 1999'dan bu yana yasal sürelere uygun şekilde mal beyanında bulunduğunu söyledi. Böcek, "18 Nisan 1999'dan bugüne kadar yasada yer alan sürelere uygun olarak mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yeri olan, babamdan kalan yerlerdir. Antalyalı hemşehrilerimiz beni 6 defa seçerken, o insanlar benim hayırseverlikte ilk sırada olduğumu bilir. Bu süreçte kaynağı belirsiz ve fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Ben hayatım boyunca milletin parasını millete harcadığım için bu insanları kimseye aşağılatmadım. Bunlar son derece üzücü ve dava siyasidir" dedi. "GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN KARALAMA YAPILDI" Savunmasında basına yansıyan iddialara da tepki gösteren Böcek, gizlilik kararına rağmen hakkında karalama yapıldığını öne sürdü. Böcek, "Günlerdir Antalya kamuoyunda, gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı olmasına rağmen, o gün sonrası benim avukatlarımda dahi olmayan bilgilerle, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşörün yaptığı karalamalarla her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek" ifadelerini kullandı. Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu. "CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE İLAÇ SAYIM 12 İKEN NEDEN 22 OLDU?" Sağlık durumuna ilişkin raporlara da değinen Böcek, hastalıklarının raporlarda yer aldığını ancak cezaevinde kalmasına engel bulunmadığı yönünde sonuç verildiğini söyledi. Böcek, "Sağlık raporuna gelecek olursak, hastalığımın gerçekliği satır satır yazılmışken, sonucunda cezaevinde yaşamaya devam edilebilir sonucu çıkmıştır. Heyet raporu çıkmadan kendini gazeteci sananlar, ‘Rapor olumsuz çıkacak' diye yazdı. 32 yıldır görev yapıyorum, bir kez rapor almadım. Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu? Eğer iyiysem, cezaevine girdiğimden beri neden 15 kez hastaneye gittim? Bir diğer rahatsızlığım uyku apnesi. Apneye dair kullanmam gereken ekipmanlar, şartlar gereği mümkün olmamaktadır. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. "ALEYHTE OLAN HUSUSLARI KABUL ETMİYORUM" Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de duruşmada savunma yaptı. Böcek, savunmasında hakkındaki aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. "SOMUT ZORLAMA YOKTUR" Mustafa Gökhan Böcek'in savunmasının ardından müdafisi söz aldı. Avukat, iddianamede müvekkili hakkında yer alan suçlamalara ve "suçu meslek edinen kişi" değerlendirmesine ilişkin beyanda bulundu. Avukat, dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını savunarak, "Birinci olay üzerinde somut zorlama yoktur. İkinci olayda şahsın belediyede imza yetkisi yoktur. Savcılığa şunu sormak istiyoruz; fiili yetkisi olmayan kişi süreci nasıl etkilesin? Selahattin Artun açıkça belirtmiştir ki, hak edişlerin geciktirilmesi ya da öne alınması mümkün değildir. Öznel korku ile icbar aynı şey değildir" dedi. "ZEYNEP'E ALINAN EV BORÇ İLİŞKİSİDİR" Gökhan Böcek'in müdafisi, Zeynep Kerimoğlu'na alındığı belirtilen eve ilişkin olayın borç ilişkisi olduğunu savundu. Avukat, "Zeynep'e alınan evle ilgili olayın borç ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Yusuf Yadoğlu, verdiği ifadesinde müvekkilin 30 milyonu borç olarak istediğini söylemiştir. Yadoğlu açıkça borç verdiğini söylemiştir. Anlatılan her şey kişisel kaygıdan ibarettir. Zeynep Kerimoğlu'na ödendiği öne sürülen 80 milyon TL'ye ilişkin ödeme, Bülent Ç. ile ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında yapılmıştır" dedi. "KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN KİŞİNİN İRTİKAP SUÇU İŞLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL" Emin Kemal Hesapçıoğlu'nun beyanlarına da değinen Gökhan Böcek'in avukatı, Hesapçıoğlu'nun sıradan bir kişi olmadığını belirterek, "Emin Kemal Hesapçıoğlu sıradan bir insan değildir. ‘Kandırıldım, bilmiyordum' ifadeleri ticaret hukukunda bile kabul edilmez bir durumdur" diye konuştu. Müdafi, Yıldız Maktav'a alınan aracın bedelinin nakit olarak ödendiğini savunarak, "Yıldız Maktav'a alınan aracın bedeli nakit olarak ödenmiştir. Araç alındıktan 1 ay sonra ceza kesilmiştir, tarihler uyuşmamaktadır. Hesapçıoğlu, belediye ile ilgili her akışta Gökhan'a ulaşıp Muhittin Böcek'ten randevu talep etmiştir. Üstüne yapışmış gibi verdiği ifadeler doğru değildir" dedi. Avukat, Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım ise yapay ve komik durmaktadır. İşe yarar ifade verirsem tahliyesi olabilirim psikolojisinin bir ürünüdür. Muhittin Böcek'in hiçbir transferden ve görüşmeden haberi yoktu. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değildir. Müvekkilim 10 aydır tutuklu, yurt dışından kendisi gelip teslim oldu. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "SAVCININ MÜTALAASINA KATILIYORUM, TAHLİYEMİ İSTİYORUM" Tutuklu sanık Fazlı Ateş de duruşmada savunma yaptı. Ateş, savcılığın ara mütalaasına yönelik yaptığı savunmada, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Duruşmada sanık ve müdafi savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

Bursa’dan İstanbul’a kritik atama! HSK kararnamesinde dikkat çeken detaylar! Haber

Bursa’dan İstanbul’a kritik atama! HSK kararnamesinde dikkat çeken detaylar!

Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yayımlanan kararname ile 12 hakim ve savcının görev yeri değişti. Karara göre, Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Faruk Kaynak, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı ise Fatih Kocaman oldu. HSK tarafından yayımlanan kararnameye göre, Pınar Şafak, İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanlığından Bakırköy Hakimliğine; Sadullah Güler, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine; Mesut Bilen, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. Gökberk Sunal ise, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine; Semra Tekin Doğan, İstanbul Hakimliğinden İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanlığına; Ramazan Yılmaz Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığından Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine; İdris Arda Aygün, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğinden İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. Faruk Kaynak, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığından Amasya Cumhuriyet Başsavcılığına; Çağlayan Çakmak Kocaman ise Amasya Hakimliğinden Antalya Hakimliğine; Fatih Kocaman Amasya Cumhuriyet Başsavcılığından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına; Yakup Ali Kahveci, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine; Mehmet Akif Katırcı ise Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinden Antalya Bölge Adliyesi Cumhuriyet Savcılığına atandı.

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek! Haber

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek!

Beykoz Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ davasında görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Beykoz Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasında Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da salonda hazır bulundu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise izleyici olarak duruşmayı takip etti. Önceki celse tahliye edilen ve sonrasında Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci mahkemeye geldi. İnci'nin duruşma bitene kadar salonda kalmasına karar veren mahkeme, duruşma sonrasında hakkındaki yakalama kararı ile ilgili gerekli işlemlerinin yapılması için emniyet ekiplerine talimat verdi. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Tutuksuz sanık Uğur İnci, "Geçen tahliye kararından sonra tekrar yakalama geldi. Eşimin bir rahatsızlığı çıktı kanser olduğunu öğrendik bununla ilgili tedavi görüyor. 11 yaşındaki çocuğumuzla ilgilendim. Buraya kendi irademle geldim kaçma gibi bir durum yoktur. Zaten bu süreçte evdeydim. Raporları da getirdim. Ben uzun yıllardır Beykoz Belediyesiyle çalışıyorum. Teknik işlerini yaklaşık 10 senedir yapıyorum. Belediyenin birçok biriminde çözüm ortağı olarak çalıştım. Yönetim de yeni geldiği için ilk başta bizimle çalışmak istemediler. Alacağım ücret eski yönetimden kalmaydı" dedi. "MANEVİ OLARAK AĞIR BİR KÜLFET YÜKLEMEKTEDİR" Tutuklu sanık Alaattin Köseler, "188 gün sonra mahkeme görülmeye başlandı. 3 günlük mahkeme sürecinde tahliye edildim, bir gün sonra tutuklandım. 166 gün sonra buradayım. Tutukluluğumun toplam süresi bugün itibariyle 356 gün. Ben dosyası tamamlanmamış hiçbir ödeme yapmadım. Suçsuzluğumu Beykoz halkına açıklamam bana manevi olarak ağır bir külfet yüklemektedir. Dosyada mali menfaat paylaşımına dair bir delil yoktur. Ben Beykoz'un evladı olarak 11 ay hizmet ettim. Devletin kuruşuna göz atmadım" dedi. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dosyayı tekrar bilirkişiye gönderen mahkeme heyeti, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 28 Nisan’a erteledi.

Adliye saldırısında vurulan uzman çavuş hayata tutundu Haber

Adliye saldırısında vurulan uzman çavuş hayata tutundu

Yoğun bakımdan çıkan ve servise alınan Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut, gözlerine açtığında hep beraber memlekete Bingöl'e gideceğiz diyen yakınlarına, "Yok yok bizde kalalım. Evde yer var" diye konuştu. Doktorların hayata döndürmek için seferber olduğu Uzman Çavuş Uğur Bulut'un yoğun bakımdan çıkması ailesi, sevenleri, mesai arkadaşlarını sevince boğdu. İHA'ya konuşan baba Abdullah Bulut, "Suçlular en ağır cezayı alsın" dedi. Olay, 13 Aralık Cuma günü öğle saatlerinde meydana geldi. Bursa 6. Ağır ceza mahkemesinde görülen duruşma salonunda tutuklu sanık Mertcan Akça ile baba Köksal Akça mahkemeye gelen müşteki Tolga Ergün'ün babası Kemal Ergün tarafından silahla vuruldu. Arbede esnasında kurşunların isabet ettiği baba-oğul olay yerinde hayatını kaybederken, 2 jandarma personeli ağır yaralandı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 26 yaşındaki Uzman Çavuş Nurettin Yaşar kaldırıldığı hastanede 14 Aralık'ta şehit düştü, arkadaşı Uğur Bulut ise hastanede tedavi altına alındı. “SUÇLULARIN EN AĞIR CEZAYI ALACAĞINA İNANIYORUM” Duruşma salonundaki saldırıda mermi sağ şakağından girerek kafasının arkasından çıkan ve kafa tasında çatlak ve beyin kanaması yaşayan Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi'nde acil ameliyata alındı. Saatler süren ameliyat sonrası Bulut, hayata tekrar tutundu. Yaklaşık 5 gün kaldığı yoğun bakımdan çıkan Bulut'u kapıda bekleyen ailesi ve yakınları karşıladı. Yakınları sevinç gözyaşı dökerken, kuzeninin, "Bingöl'e gideceğiz, üstünü başını giydirelim" sözlerine uzman çavuş Uğur Bulut, "Yok yok bizde kalalım. Bizim evde yer var" diye karşılık verdi. 5 gündür çocuklarını yalnız bırakmayan Bulut ailesi hastanede beklerken, sevinç gözyaşlarına boğulan baba Abdullah Bulut ise “Çok şükür durumu iyiye gidiyor. Ben suçluların en ağır ceza almasını istiyorum. Arkadaşı şehit düştü, Allah geride kalanlarına sabır versin. Biz bütün askerlerimize duacıyız" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.