SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ak Parti

Söz Bursa - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik'ten İsrail'e sert tepki: 'Mekansal soykırımdır' Haber

Ömer Çelik'ten İsrail'e sert tepki: 'Mekansal soykırımdır'

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın bir bölgesinde daha yeni işgalci-yerleşimci konut inşaatı için ihale açma planını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırganlık, Batı Şeria'yı fiilen ikiye bölmeyi ve Doğu Kudüs'ü izole etmeyi hedeflemektedir" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, resmi sosyal medya hesabından İsrail’in saldırılarına dair açıklamada bulundu. İsrail’in Batı Şeria’yı Gazze'leştirmeye dönük soykırım politikasının devam ettiğini belirten Çelik, İsrail’in adımlarının Gazze ve Batı Şeria dışında tüm insanlığı hedef aldığını dile getirdi. Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Netanyahu şebekesinin Batı Şeria’yı ‘Gazzeleştirme’ye dönük soykırım politikası devam ediyor. İsrail’in yasa dışı yerleşim yerlerini genişleterek Filistinlileri vatansızlaştırmaya dönük saldırganlığı mekansal soykırımdır. ‘Yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ kavramları yanlıştır; bu işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcı şiddettir. İsrail’in Batı Şeria’da yürürlüğe koymaya çalıştığı E1 planı soykırımcı şiddetin yeni ve tehlikeli bir aşamasıdır. İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın bir bölgesinde daha yeni işgalci-yerleşimci konut inşaatı için ihale açma planını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırganlık, Batı Şeria'yı fiilen ikiye bölmeyi ve Doğu Kudüs'ü izole etmeyi hedeflemektedir. Bu da iki devletli çözüm perspektifini yok etme amacı taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız yıllardır BM başta olmak üzere pek çok zeminde ‘İsrail’in sınırları neresidir?’ diye sorarak bu işgalciliğe tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. İsrail uluslararası toplumun tüm kurallarını çiğnemektedir. İsrail’in adımları sadece Gazze ve Batı Şeria’yı değil, tüm insanlığı ve kuralları hedef almaktadır. Adına ‘yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ denilen işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcılığa herkes karşı çıkmalıdır. Buna karşı tüm ülkeler ortak ve somut adımlar atmalıdır."

Başkan Erol’dan AK Parti’nin 25. yaşına özel anlamlı mesaj! Haber

Başkan Erol’dan AK Parti’nin 25. yaşına özel anlamlı mesaj!

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, 14 Ağustos 2001'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kurulan AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Başkan Erol, "Geride kalan çeyrek asrın yalnızca bir siyasi partinin değil, Türkiye'nin değişim ve dönüşüm yolculuğunun da önemli bir dönemi" dedi. Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, 25 yıllık süreci siyasi mücadele, teşkilat birlikteliği, hizmet anlayışı ve Türkiye'nin geçirdiği değişim ekseninde değerlendirdi. BAŞKAN EROL: "25 YILDIR TEK GAYE: GÜÇLÜ DEVLET, GÜÇLÜ TÜRKİYE" AK Parti'nin 25 yıllık siyasi geçmişinin yalnızca seçim başarıları üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Başkan Erol, geride kalan dönemde Türkiye'nin ve AK Parti'nin çok sayıda kritik süreçten geçtiğine dikkat çekti. Başkan Erol, "Bu dava kolaylıkla bugünlere gelmedi. 2001'den bugüne ülkemizin ve milletimizin iradesini hedef alan pek çok engelle, siyasi ve ekonomik sınamayla karşı karşıya kaldık. Türkiye'nin geleceğine ilişkin ümidimizi hiçbir zaman kaybetmedik. Her güçlük karşısında milletimize güvendik, birlik ve beraberliğimize daha sıkı sarıldık. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın azmi, kararlılığı ve güçlü liderliğiyle başladığımız yolculuğa aynı inançla devam ettik" ifadelerini kullandı. 25 YILLIK AK PARTİ VİZYONU KESTEL'İN GELECEĞİNE YÖN VERİYOR Türkiye'nin son 25 yılda yaşadığı değişim ve dönüşüm, yerel yönetimlerde hayata geçirilen çalışmalarla da şehirlerin geleceğine taşınıyor. Kestel Belediyesi de bu süreçte ilçenin ihtiyaçları ve gelecekteki gelişimini merkeze alan yatırımlarını sürdürüyor. Kentsel dönüşümden yeni yaşam alanlarına, ulaşımdan sosyal desteklere, eğitimden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla Kestel'in yaşam kalitesinin artırılması ve ilçenin geleceğe daha güçlü hazırlanıyoruz. "Liderimize yol arkadaşı, birbirimize dava arkadaşı, gönül arkadaşı ve hizmet arkadaşı olduk" AK Parti'nin çeyrek asırlık siyasi mücadelesinin temelinde güçlü teşkilat yapısının bulunduğunu kaydeden Başkan Erol, partinin farklı kademelerinde görev üstlenenlerin ortak bir sorumluluk anlayışıyla hareket ettiğini belirtti. Başkan Erol, "Bu 25 yıllık yolculuk boyunca Bakanlarımız, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve teşkilatlarımızın her kademesinde görev yapan dava arkadaşlarımızla büyük bir sorumluluğu birlikte taşıdık. Liderimize yol arkadaşı, birbirimize dava arkadaşı, gönül arkadaşı ve hizmet arkadaşı olduk. Görevlerimiz ve makamlarımız değişse de bizi bir arada tutan milletimize hizmet etme idealimiz hiçbir zaman değişmedi" dedi. Türkiye'nin ulaşımdan sağlığa, eğitimden enerjiye, savunma sanayiinden sosyal politikalara kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşadığını belirten Başkan Erol, 25 yıllık siyasi yolculuğun eser ve hizmetlerle birlikte okunması gerektiğini söyledi. Başkan Erol, Türkiye'nin geçirdiği dönüşüme ilişkin, AK Parti'nin 25 yıllık hikâyesini Türkiye'nin son çeyrek asrından ayrı düşünmek mümkün olmadığını ifade ederek, "Milletimizin yıllarca beklediği yatırımlar birer birer hayata geçirildi. Yapılamaz denilen projeler tamamlandı, Türkiye kendi teknolojisini geliştiren, kendi savunma sistemlerini üreten ve bölgesinde güçlü bir irade ortaya koyan bir ülke hâline geldi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlılığı ve liderliği, Türkiye'nin önüne konulan engeller karşısında bizlere her zaman daha fazla çalışma sorumluluğu yükledi" diye konuştu. "BİRLİĞİMİZE VE BERABERLİĞİMİZE SIMSIKI SARILARAK DEVLETİMİZİN VE MİLLETİMİZİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAĞIZ" Siyasetin ve yerel yönetimlerin kendileri için bir makam alanı değil, millete karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Başkan Erol, görev yaptıkları her alanda bu anlayışla hareket ettiklerini belirtti. Başkan Erol, "Bizlere verilen her görevi milletimizin emaneti olarak gördük. Bulunduğumuz makamların yüklediği vebali biliyoruz. Bu vebalin altında kalmamak için gece gündüz çalışmayı, daha fazla sorumluluk almayı kendimize görev bildik. Zor zamanlarda yük olmayacağız, yük alacağız. Dert olmayacağız, derman olacağız. Birliğimize ve beraberliğimize sımsıkı sarılarak devletimizin ve milletimizin gücüne güç katacağız" ifadelerini kullandı. AK Parti'nin 25 yılda Türkiye siyasetinin yanı sıra devlet yönetimi ve toplumsal hayat üzerinde de kalıcı bir iz bıraktığını ifade eden Başkan Erol, siyasi hareketin geleceğe ilişkin sorumluluğunun geçmişten daha az olmadığını söyledi. Başkan Erol, "Bu hareket, 25 yıldır milletinin talebini siyasetin merkezinde tutmuş, karşılaştığı her zorluğa rağmen Türkiye'nin büyüme ve güçlenme iradesinden vazgeçmemiştir. Bugün önümüzde yeni hedefler ve taşıdığımız daha büyük sorumluluklar var. Geçmişte elde edilen başarılarla yetinmeden Türkiye'nin yarınları için daha fazla çalışmak zorundayız" dedi. "GÖNLÜ AK, VİCDANI AK, GELECEĞİ AK OLAN TÜM DAVA ARKADAŞLARIMA SELAMLARIMI SUNUYORUM" AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümünün aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıcı olduğuna işaret eden Başkan Erol, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "14 Ağustos 2001'de milletimize güvenerek çıkılan bu yolun bugün 25. yıl dönümünü kutluyoruz. Çeyrek asır boyunca bu davaya omuz veren, teşkilatlarımızın her kademesinde sorumluluk üstlenen, emeğini ve gönlünü ortaya koyan bütün dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Gönlü AK, vicdanı AK, geleceği AK olan tüm dava arkadaşlarıma selamlarımı sunuyorum. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, milletimizden aldığımız güçle ilk günkü heyecanımızı kaybetmeden ikinci çeyrek asrımıza yürüyoruz. Birliğimizi koruyacak, sorumluluğumuzu büyütecek, milletimiz için çalışmaya ve Türkiye'nin geleceğine eser bırakmaya devam edeceğiz. AK Partimizin 25. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun."

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor Haber

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos'ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "PERDE İLE KONUŞAN BİR KADRO ASLA OLMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "HEPSİ DE BU VATAN TOPRAĞINDA MÜLK SAHİBİDİR, EV SAHİBİDİR" 1,5 ay sonra AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İMTİYAZ SAĞLAMANIN DEĞİL; EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNİ VERDİK" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "CAHİL, GERİ KAFALI BAZI FOSİLLER ÇIKIYOR, BAŞÖRTÜSÜNE, BAŞÖRTÜLÜYE KİN KUSUYOR" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "MÜTEKEBBİR BİR ÜSLUPLA BİZE DERS VEREMEZ" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "KUTUPLAŞMADAN NEMALANAN, EN BAŞINDAN İTİBAREN CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLMUŞTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. 'Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın' dediler. 'O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin' dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "BİZ CHP İÇİNDEKİ BU KAVGANIN, BU İÇ SAVAŞIN TARAFI DEĞİLİZ" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye'nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "BU MİLLETİN DEĞERLERİNDEN BESLENMESİ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİDİR" Erdoğan, arzularının Türkiye'nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. 'Siyonizm' adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, 'senden benden' diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye'nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye'nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz" dedi. "GÖRÜŞ AYRILIKLARIMIZ ELBETTE OLACAKTIR, BUNLAR BİZİM ZENGİNLİĞİMİZDİR" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye'nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, 'Her ne olursan ol, yine gel' dedik. Yunus gibi, 'Gelin tanış olalım', Hacı Bektaş gibi, 'Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda' dedik." "AK PARTİ KİTABININ ŞİRAZESİNİN DAĞILMASINA ASLA GÖZ YUMMAYIZ" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana 'Uğurlar olsun' dediğimiz gibi, yolumuza girene de 'Hoşgeldin' der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması! Haber

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin "İşçi hakları"na ilişkin grup önerisi üzerine AK Parti Grubu adına söz alarak bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıç, çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların hayat şartlarının iyileştirilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek, dünyadaki olumsuz gelişmelerin ekonomiye olan etkilerine rağmen vatandaşların bu süreçte yalnız bırakılmadığını ve sosyal devlet anlayışından taviz verilmediğini kaydetti. Dünyada son yıllarda eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve siyasi gelişmeler gerçekleştiğine dikkat çeken Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, enerji ve gıda piyasalarındaki dalgalanmalar, küresel ticarette ortaya çıkan belirsizlikler ve finansal piyasalardaki kırılganlıkların birçok ülkenin ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Nitekim gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede enflasyonla mücadelenin uzun süre gündemin en önemli başlıklarından biri olduğunu dile getiren Kılıç, bu durumun vatandaşların alım gücü üzerinde baskılar oluşturduğunu ve Türkiye'nin de bu küresel gelişmelerden doğal olarak olumsuz noktada etkilendiğini dile getirdi. Ak Parti hükümetlerinin vatandaşları bu süreçte yalnız bırakmadığını vurgulayan Milletvekili Kılıç, sosyal devlet anlayışı doğrultusunda çok önemli adımlar atıldığını kaydetti. Sosyal devlet anlayışlarının hiçbir zaman sadece bir söylemden ibaret kalmadığını, doğrudan vatandaşa dokunan somut politikalara dönüştüğünü belirten Kılıç, bu kapsamda 2026 yılı bütçesinden 400 milyar TL'lik kaynak aktarılarak doğal gaz için yüzde 45, elektrik için ise yüzde 55 oranında devlet desteği sağlandığını açıkladı. Toplumsal refahtan pay alamayan vatandaşların da düşünüldüğünü ifade eden Kılıç, bu doğrultuda sosyal yardımlaşma bütçesini tam 917 milyar TL'ye çıkardıklarını kaydetti. Ekonomideki güncel istihdam ve işsizlik verilerini de paylaşan Ahmet Kılıç, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de istihdam edilen kişi sayısının 32 milyon 166 bine ulaştığını, işsizlik oranının ise yüzde 8,2 seviyesine gerilediğini belirtti. Konuşmasında 2002 yılı ile günümüzü dolar bazında kıyaslayan Kılıç, bu durumu verilerle ortaya koydu. Kılıç, 2002 yılında en düşük memur maaşı 238 dolar iken, 2026 yılı itibarıyla bu tutarın 1.291 dolara yükselerek dolar bazında yüzde 400 artış gösterdiğini ilan etti. En düşük emekli aylığının ise 2002'de dolar bazında 40 dolar seviyesindeyken 2026'da 430 dolara çıktığını belirten Kılıç, burada dolar bazında büyük bir artışın bir artışın söz konusu olduğunu vurguladı. Asgari ücretin de 112 dolardan 604 dolara çıktığını söyleyen Kılıç, böylece dolar bazında yüzde 500'lük bir artış sağlandığını kaydetti. Ortaya koyduğu bu verilerin, uygulanan ekonomi programının istihdamı koruyan ve üretimi destekleyen yönünü açıkça gösterdiğini ifade eden AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, bunun yanında ekonomik istikrarın güçlendirilmesi amacıyla da önemli adımlar atmaya devam ettiklerini dile getirdi. Muhalefet tarafından önergede dile getirilen hususların zaten ilgili Bakanlıkların, kamu kurumlarının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde olan konular olduğunu hatırlatan Kılıç; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili tüm kurumların ücret politikalarını, emeklilerin durumunu ve sosyal destek mekanizmalarını sürekli olarak değerlendirdiğinin altını çizdi. Cumhur İttifakı olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Kılıç, bütçe imkânları çerçevesinde başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına yürekten inandığını belirtti.

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!" Haber

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından, bir Avrupa parlamentosu üyesinin Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki açıklamalarına yönelik açıklamalarda bulundu. Bir Avrupa Parlamentosu üyesinin Türkiye hakkında ‘sömürge komiseri’ üslubuyla konuşmasının kendisi için siyasi bir utanç ve parlamento değerlerinin istismarı olarak ifade eden Çelik, parlamentonun bu durumu ciddi bir şekilde ele alması gerektiğini dile getirdi. "ADALET BAKANIMIZI VE KABİNEMİZİN HERHANGİ BİR ÜYESİNİ HEDEF GÖSTERMEK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR" Açıklamasında, siyasi bir niteliği olmadığı halde açıklamalarda bulunan bu üyenin ciddiye alınacak bir tarafının olmadığını söyleyen Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir. Avrupa Parlamentosu adına yapılan bu saygısızlığın arkasındaki saikler, bu köklü kurum tarafından ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı, bir tartışma konusu olamaz. Avrupa Parlamentosu geçmişte nitelikli bir siyaset ve insan hakları okuluydu. Bugün ise ‘sömürge komiseri’ edasıyla konuşan bazı niteliksiz siyasetçilerin ‘güdümlü siyasi lobi’ faaliyetleri yüzünden değer kaybetmektedir. Türkiye hakkında geçmiş yıllarda hazırlanan raporların da gerçeği yansıtmak ve diyalog kapılarını açmak yerine, bazı siyasi odakları tatmin etmek üzerine kurulduğu görülmüştür" ifadelerine yer verdi. Parlamentonun saygın geçmişine ve hakkaniyetli yaklaşımlarına uygun her türlü diyaloğa önem verdiklerini de değinen Çelik, Türkiye’nin egemenlik haklarına yapılan hiçbir saygısızlığa izin vermeyeceklerine de vurgu yaptı. Çelik, şöyle devam etti: "Avrupa Parlamentosu’nun başta Gazze olmak üzere temel insanlık konularında tarihin doğru tarafında duramayan yanlışlarını güçlü şekilde telafi etmesi gerekir. Avrupa Parlamentosu insanlık ittifakının güçlü bir destekçisi olacak birikime sahiptir ve bu birikime önce parlamento üyelerinin saygı duyması gerekir. Bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu yaptırım araçlarını doğru ve saygın biçimde kullanmak istiyorsa, Siyonistlerin Gazze’deki soykırım suçlarını destekleyen Avrupalı siyasetçileri gündemine almalıdır. Avrupa’daki siyonist soykırım destekçisi siyasetçilere yaptırım kararı almayan AP’nin diğer konularda söz söyleme zemini yoktur. Bugün Avrupa Parlamentosu’nun bazı üyelerinin çeşitli etkiler altında siyasi bağnazlığın vesayeti ile hareket ettiği pek çok gündem vardır. Türkiye’ye dönük bu bağnaz siyasi dilin hiçbir hükmü yoktur. Avrupa Parlamentosu üyesi sıfatı taşıyan bazılarının siyasi yobazlıkla Türkiye’yi hedef almasını reddediyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun bu siyasi yobazları demokrasi ilkokuluna göndermesi en doğru seçenektir."

Uzman erbaş kanun teklifi komisyonda kabul edildi Haber

Uzman erbaş kanun teklifi komisyonda kabul edildi

Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Milli Savunma Komisyonu’nda kabul edildi. TBMM Milli Savunma Komisyonu, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar başkanlığında toplandı. Toplantıda konuşan teklifin imza sahiplerinden AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, "Kanun teklifi sadece bazı mevzuat değişikliklerini içeren teknik bir düzenleme değildir. Bu teklif aynı zamanda ülkemizin güvenliği için gece gündüz görev yapan kahraman personelimizin ve güvenlik teşkilatlarımızın ihtiyaçlarına cevap verme iradesinin bir sonucudur. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrılmaz bir parçası olan personelimiz sınır ötesi harekâtlardan hudut güvenliğine, terörle mücadeleden kritik üs bölgelerindeki görevlere kadar devletimizin en zor ve en riskli vazifelerinde büyük bir fedakârlıkla görev yapmaktadırlar. Kar, kış, dağ, bayır demeden ailelerinden ve sevdiklerinden uzak şekilde vatan nöbeti tutan personellerimiz, ordumuzun operasyonel gücünün en önemli unsurlardan biridir. Devletimize sadakatle hizmet eden personellerimizin görev süreleri boyunca ve görev sonrasında karşılaştıkları sorunların çözülmesi sadece bir personel politikası meselesi değil, aynı zamanda bir vefa meselesidir" ifadelerini kullandı. "DÜZENLEMENİN OLUMLU OLDUĞUNU DEĞERLENDİRİYORUZ" Teklifin beklenen bir düzenleme olduğunu ifade eden CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan ise, "Takipçisi olduğumuz ve muhalefet olarak sık sık dile getirdiğimiz düzenlemenin olumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Zaten beklenen bir düzenlemeydi, gecikmiş bir düzenlemeydi hatta. Milli Savunma Komisyonu adı üzerinde milli bir Komisyon. Ve bu Milli Komisyon'un gereklerini, şartlarını yerine getirmek için biz ilk günden beri sorumluluğumuzun farkında olarak birlik beraberlik içerisinde ama eleştirilerimizi de söylemekten geri kalmadan bu Komisyon çalışmalarını götürmeye çalışıyoruz" dedi. TEKLİFTE ÖNCE ÇIKAN MADDELER Teklif ile Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük hakları düzenlenecek, sözleşmeli erbaş ve erlere kamuda istihdam imkanı sağlanacak. Bu kapsamda en az 7 yıl hizmet yapan ve başvuru tarihi itibarıyla 41 yaşını doldurmamış olan erbaş ve erler, kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik personeli, zabıta memuru, itfaiye eri olabilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nda yapılan düzenleme ile orduevleri, askeri gazinolar ve kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri de askeri bina olduğu için askeri mahal vasıf ve mahiyetine sahip olacak. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan astsubayların muvazzaf olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetleri hizmetine alınamayacaklarına ilişkin açık hüküm bulunurken, subaylara ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle de değişiklik yapılıyor. Buna göre Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar hariç olmak üzere Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar, Kanun'da yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınamayacak. Teklifle Uzman Erbaş Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. 26 Haziran 2019'da askerlik süresinin kısalması nedeniyle muvazzaflık hizmetini yapmış olan çavuş, onbaşı ve erlerin uzman erbaş olabilmesi için "müracaat yapılan yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla 27 yaşını bitirmemiş olmak" şartı yeterli olurken, bu hususa yönelik düzenleme yapılması ile başta şehit yakınları olmak üzere askerlik hizmetinden muaf tutulanların uzman erbaş olmak için müracaat edebilmelerine yönelik düzenleme yapılıyor. Uzman Erbaş Kanunu'na "Sicil" başlığı ekleniyor. Düzenleme ile uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 Mayıs tarihinden başlayıp, bir sonraki yılın 2 Mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsayacak" 17 maddelik teklif, Milli Savunma Komisyonu’nda kabul edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.