SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anayasa

Söz Bursa - Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur" Haber

CHP'den DEM parti ziyaretinde 'Ara seçim' çıkışı: "Dört koltuk boşaldı, sandık zorunluluktur"

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, beraberindeki heyetle DEM Parti'yi ziyaret etti. Günaydın, Mecliste dört koltuğun boşaldığını belirterek, "O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Seçim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, DEM Parti'yi ziyaret etti. CHP'li heyetin DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç ve Tunceli Milletvekili Ayten Kordu ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapıldı. Günaydın, Türkiye'de çok ciddi bir iktisadi ve yönetilme sorunu olduğunu savunarak, "Erken seçim talebini karşılamayan AK Parti'nin Anayasa'nın 78. maddesini hatırlamasında fayda var. Çünkü ara seçim bir tercih değil, bir zorunluluk. Anayasa 78 diyor ki; 'En son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra bir sonraki seçime de bir yıl varsa bu dönem içerisinde bir ara seçim yapılır eğer Mecliste boşalmalar varsa.' Bizim Kırıkkale, Afyon, Adıyaman ve Kastamonu milletvekillerimiz istifa etmek suretiyle seçimlere girdiler ve belediye başkanı seçildiler. Demek ki bu dört koltukta bir boşalma var. Kocaeli Milletvekili Sayın Hasan Bitmez'in kürsüde vefatı sonrasında Kocaeli'nde boşalma var. Ayrıca İstanbul birinci bölgede rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve Murat Kurum'un da bakan olması dolayısıyla boşalmalar var. O halde burada ara seçimin yapılması için gerekli koşullar oluşmuştur" dedi. Günaydın, baskın seçimle ilgili soru üzerine, "Adını nasıl koyuyorlarsa, baskın seçim mi olur, erken seçim mi olur? Derhal bunun kararını alsınlar ve sandığı getirelim milletin önüne. Millet iradesini ortaya koysun. Eğer bunu bir butlan kararına, başka bir deyişle faul yaparak rakiplerini ringin dışına atma çabasının sonrasına koymaya çalışıyorlarsa bu bir demokratik mücadele ortamı olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir buçuk yıldır her gün bir başka kumpas kuruluyor. O kumpaslar kimi zaman milletvekillerimize, kimi zaman partimizin kurumsal kimliğine yöneliyor" diye konuştu. ÖZKAN YALIM'IN İFADESİ Tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın ifadesine yönelik soruya Günaydın, "Özkan Yalım'ın etinden, sütünden, derisinden, tırnağından yararlanmak için büyük bir gayret içerisindeler. En son verdiği ifadeden sonra bunlar yeniden mi aklına gelmiş ki alıp İstanbul'a götürdüler ve yeni ifade verdirdiler. Özkan Yalım'a ifade verdirilme biçimiyle nereye varılmaya çalışıldığını anlamak son derece basit. Biz yıllarca bu işlerin içerisinde olduk. Bunların hepsini savuştururuz. Ancak çok açık söyleyeyim. Özkan Yalım'ın son ifadesinde ortaya çıkıyor. Orada da şu anda milletvekili olan ve geçmişte PM üyeliği yapmış olan arkadaşlarımıza yönelik açık iftira var. Tabii sabahleyin bunu okuyunca tarihlere baktık. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkmak için Mart 2018 yılında bir gezi yapıyor parti. Söz edilen tarihte orada olduğu iddia edilen kadın milletvekili arkadaşımız henüz bir ilçe yöneticisi" cevabını verdi. "YASA TEKLİFİNİ BİRLİKTE HAZIRLAMAK GİBİ ÖNCELİKLERİMİZ VAR" DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli ise, Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak Meclise dönmesini beklediklerini söyledi. Terörsüz Türkiye sürecinde partilerin yasa teklifleri sunmasıyla ilgili soru üzerine Temelli, "Bizim yasa teklifimizi sunmamız o kadar zor bir şey değil. Ama bizim özellikle demokratik müzakere zemininin zenginleşmesi önceliğimiz. Dolayısıyla bir yasa teklifini birlikte hazırlamak gibi önceliklerimiz var. Bütün partilere çağrımız bu yönde. Komisyonun oluşması zaten önemli bir müzakere zeminiydi. Bu müzakere zeminini yeniden canlandırmak, hele hele bu kadar önemli bir yasanın konuşulduğu bir yerde canlandırmak çok çok önemli olacaktır diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Özgür Özel’den rest: "Ara seçimden kaçmayın, şartınızı söyleyin" Haber

Özgür Özel’den rest: "Ara seçimden kaçmayın, şartınızı söyleyin"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Ara seçimin bir anayasa amir hükmü olduğunu tartışma kaldırmadığı bir noktadayız" dedi. Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile TBMM başkanlık makamında görüştükten sonra açıklama yaptı. Özel, Can Atalay'ın Meclis kütüğüne çoktan kaydedilmesi gerektiğini savunarak, "Burada şu hatırlatmayı yapmak isterim arkadaşlar. Anayasa Mahkemesi kararlarına birinci kademe mahkemesinin uymamasının patenti bugün Adalet Bakanı'na ait. Yine birinci kademe mahkemesinin uymamasına güç verme, katkı sağlama, bunu savunma aktivizmi de bugünkü Adalet Bakanı'na ait. Kendisi ki aldığı bazı mahkeme kararlarında burada rahmetli Sırrı Süreyya Önder'e verdiği mahkumiyet kararlılığında on beşte on beşle bozulduğu kadar anayasaya aykırı olduğunu da hatırlayalım" dedi. Özel şöyle devam etti: "Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği diğer kararlarda Meclisin birlikte çözüm aradığı birçok konuda hem Meclisin önünü açacak hem Türkiye'yi rahatlatacak hem de bundan sonra yapılması gereken yasal düzenlemelerle ilgili süreç konusunda meclisin kararlılığını, birlikteliğini ve bu sürecin birtakım kazanımlarını basit incelik göreve başlaması kayyum atanan belediyelere, üçü Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait, 10 tanesi Dem Parti'ye ait seçilmiş belediye başkanlarının göreve dönmesi, geziden tutuklu olup defalarca haklarında hak ihlali kararı verilmiş olan kişilerin göreve dönmesi, Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hak ihlali kararı verdiği noktalarda gerektiği işlerin yapılması ve bunun ötesinde yapılması gereken işler konusunda altıncı ve yedinci madde veya kısımlar neleri söylüyorsa o konuda bir demokratik uzlaşıyla adımların atılmasının son derece önemli olduğunu bir kez daha ifade ettik, ifade etmek isteriz" ifadelerini kullandı. "BÜTÜN MUHALEFETİN ARA SEÇİMİ İSTEDİĞİ BİR NOKTADAYIZ" Ara seçim konusunda Özel, "Kendisine partiler arasındaki bir uzlaşıyla kendisine görev düşebileceğini söyledik. Biz de uzlaşıyı aramanın da Meclis Başkanının görevleri arasında olduğunu kendisine ifade etme imkanı bulduk" diye konuştu. Bütün muhalefetin ara seçim istediğini söyleyen Özgür Özel, "Ara seçimin bir anayasa amir hükmü olduğunun tartışma kaldırmadığı bir noktadayız. Bu noktada biz Meclis Başkanımızın iç tüzük hem kendisinin görevlerini tanımlayan 14 ve 15 maddeleri hem de danışma kurulu Meclis ne çalışacak, ne karar verilecek, ne gereken karar verilecek. Uzlaşı aranan 19. maddesinin Meclis Başkanı tarafından işletilmesi ve hepimizin üzerinde büyük anayasaya uymak lazım" dedi. "ARA SEÇİMDEN KAÇMAYIN" Dün grup toplantısında gerekirse 50 veya 55 milletvekili istifasını istemesinin hatırlatılması üzerine Özel, "-İstifa ettirsin milletvekillerini, gelsin görelim- diyorlar. -22 istifa gelir, 20’sini kabul ederiz, ikisini etmeyiz-. Bunlar hani siyasi dilinde değil, normalde köyde anlatılır, çakallık derler. Pozisyonunuzu netleştirin diyorum. Diyorlar ki -siz ilk önce bir istifa ettirin bakalım-. Hiç ara seçimden kaçmayacağınızı söyleyin. Şartınızı söyleyin kardeşim" ifadelerini kullandı.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz" Haber

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vaktinin çoktan geldiğini belirterek, "Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Muhtemel bir İran-ABD savaşının kimseye bir şey kazandırmayacağını, aksine bölgenin kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, gelen davet üzerine Türkiye'nin Gazze Barış Kurulu toplantısına katılacağını da belirterek, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti. "GÖRÜŞMELERİMİZDE TİCARET, YATIRIMLAR, SAVUNMA SANAYİİ, ÖZELLİKLE ENERJİ, ULAŞIM VE DAHA BİRÇOK KONUYU DEĞERLENDİRDİK" Etiyopya'nın Afrika'nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz Etiyopya, Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu. "BİRLİKTE GÜZEL İŞLERE İMZA ATTIK, İNŞALLAH BUNDAN SONRA DA ATACAĞIZ" Etiyopya'nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı'na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara sürecinden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ, AFRİKA'DAKİ MESELELERE ÇIKAR ODAKLI, TARAFGİR BİR GÖZLE BAKMADIK, BAKMIYORUZ" Türkiye'nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de, sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE MEZUNLARI AFRİKA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE SİYASETTEN İŞ DÜNYASINA, AKADEMİDEN SİVİL TOPLUMA HER ALANDA AKTİF GÖREVLER ÜSTLENİYOR" Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi. "TAM ENTEGRASYONA DAİR ADIMLARI ANBEAN TAKİP EDİYORUZ" Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu. "İRAN'I HEDEF ALAN YENİ BİR SAVAŞ KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, AKSİNE BÖLGEMİZ KAYBEDER" Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "BARIŞ KURULU TOPLANTISI İÇİN DAVET GELDİ, TÜRKİYE OLARAK TOPLANTIYA KATILACAĞIZ" Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi. "AVRUPA'NIN MEVCUT SAVUNMA VE GÜVENLİK MEKANİZMALARINA TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMESİNİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR" Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır." "ANAYASA KONUSUNDA HENÜZ BİR TAKVİM ORTAYA ÇIKMIŞ DEĞİL, BİZ HAZIRLIKLARIMIZI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ" Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi'deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı' filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep Hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi'den otobüslere doldular ve o gün bizim grup toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir'de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ AMA CHP'YE DE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara'nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasındaki küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın, sabırlı olacaksın. Vakti, saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu. "BİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BATAKLIKLA İLGİLENMİYORUZ, SADECE İŞİMİZE BAKIYORUZ" Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğini ve ‘Umudumu kestim' şeklindeki sözlerini sorması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın genel başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi. "AİLE YAPISININ KORUNMASI İÇİN İKTİDAR OLARAK TEYAKKUZ HALİNDEYİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi: "Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya'nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Bakan Yumaklı: 517 milyon fidan ve tohum toprakla buluştu Haber

Bakan Yumaklı: 517 milyon fidan ve tohum toprakla buluştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yıl içerisinde tam 517 milyon fidan ve tohumu ülkemizin bereketli topraklarıyla buluşturduk" dedi. Bakan Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğünün 2025 yılı içerisinde gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Orman alanlarını artırmaya, ormanları verimli hale getirmeye ve fidanlar ile tohumları geleceğe umut olarak dikmeye devam ettiklerini vurgulayan Yumaklı, yapılan ağaçlandırma ve erozyonla mücadele çalışmaları sayesinde Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ilk 3 ülke arasında yer aldığına işaret etti. Bakan Yumaklı, bugün 23,4 milyon hektar orman varlığıyla, ülkenin yüzölçümünün yüzde 30’unun ormanlarla kaplı olduğunu bildirdi. "517 milyon fidan ve tohumu ülkemizin bereketli topraklarıyla buluşturduk" Yumaklı, ağaçlandırma çalışmalarını hız kesmeden sürdürdüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: "2025 yılı bizim için yoğun bir ağaçlandırma çalışmasıyla geçti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlattığımız 'Yeşil Vatan Seferberliği' kapsamında, küresel iklim krizinin etkilerini en aza indirebilmek için fidan ve tohumları toprakla buluşturuyoruz. Bu yıl içerisinde tam 517 milyon fidan ve tohumu ülkemizin bereketli topraklarıyla buluşturduk. 2024 yılında bu rakam 500 milyondu. 2019 yılından beri kutladığımız 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nde 2025 yılında 1 milyon 280 bin 491 vatandaşın katılımıyla 14 milyon 914 bin fidanı toprakla buluşturularak yeni bir rekor kırdık." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde 600 milyon fidan ve tohumun toprakla buluşturulması hedefine emin adımlarla ilerlediklerini dile getiren Yumaklı, "Bu seneki kampanyamız, diğerlerinden farklı olarak 1 yıl devam edecek olmasıdır. Yani 11 Kasım 2025’te başladığımız seferberlik, 2026’nın kasım ayına kadar sürecek. Bu süre zarfında 1 yıl boyunca çeşitli kurum ve kuruluşlarla etkinliklerimiz devam edecek. İnşallah ülkemiz orman sevgisi konusunda tüm dünyaya örnek olmaya devam edecek ve bu alanda yeni rekorlara imza atacaktır" açıklamasını yaptı. "Ormanı korumak; vatanı, insanı ve dünyayı korumaktır" Orman yangınları konusunda tüm tedbirlerin alındığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti: "Yangınlardan sonra, bu yanan yerlerin imara açıldığı yönünde dezenformasyon yapılıyor. Anayasa’nın 169. Maddesi çok açıktır ve yanan alanların yeniden ağaçlandırılması görevini verir. Bizler de yanan orman alanlarını bir sonraki yıl tekrar ağaçlandırıyoruz. Bizim için orman, sadece yeşil bir alan değil, vatanın ayrılmaz bir parçasıdır. Ormanı korumak; vatanı, insanı ve dünyayı korumaktır. Bu kararlılıkla, teknolojiyle güçlenerek, yeşil vatanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz."

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı! Haber

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı görevine atanan Dr. Melike Savaş’ın makam odasındaki Atatürk portresinin indirildiğine ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine, 11 Eylül 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bir soru önergesi iletti. Pala, Bakanlığa bağlı bir kurumda yaşanan bu olayın Cumhuriyetin kurucu değerlerine aykırı bir tutum olduğunu, kamuoyunda haklı bir tepki yarattığını ifade etti. Milletvekili Pala, konu hakkında “Kamu kurumlarında Atatürk portresinin bulundurulması, tıpkı Türk bayrağı gibi Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve ulusal birlik anlayışının bir simgesidir. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki görevine yeni atanan bir yöneticinin makamındaki Atatürk portresini kaldırmaya yeltenmesi, Cumhuriyetimizin ve Bakanlığın kuruluşundan bu yana yerleşen kurum kültürüne karşı bir tavır olarak algılanmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanı açıklama yapmalıdır.” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu, alınan kararın gerekçesi, Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında bulundurulan Atatürk portrelerine dair düzenlemeler ve Bakanlığın konuyu inceleme süreçleri hakkında kendisine iletilen sorulara, Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bu karar incelenmelidir; kurumların Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez” Pala, “Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra örgütleri ile bağlı kuruluşlarında makam odalarında Atatürk’ün portresinin duvara asılı olarak bulundurulmasına ilişkin bir düzenlemesi var mıdır?” sorusuyla önergesinde olayın idari ve hukuki boyutuna dair somut bilgi istedi. Kararın kim tarafından alındığını, yazılı talimat bulunup bulunmadığını, benzer uygulamalar için Bakanlıkta yürürlükte olan standartların ve kurum içi yönergelerin ne olduğunu sordu. Pala, “Atatürk’ün portresinin bulundurulması, Cumhuriyet’in değerleriyle kurumsal bağlılığın bir ifadesidir; kimse Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal hafızasını gölgeleyemez.” ifadesini kullandı.

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar Haber

Bahçeli'den DEM Parti'nin Diyarbakır mitingine yeşil ışık: "Ne var bunda? toplansınlar

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "DEM Parti'nin 4 Ocak'ta düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda?" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde teröristbaşı Abdullah Öcalan'a özgürlük talebi kapsamında 4 Ocak tarihinde Diyarbakır'da düzenlenecek mitinge ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bahçeli, Anayasa ve yürürlükteki yasalar kapsamında herkesin gösteri, açık hava toplantısı yapmaya ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarında hakkı olduğuna dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "Demokrasinin doğası, genel geçer ilkeleri bu hususta bellidir, bilinmektedir. CHP'nin bugüne kadar 75 miting yaptığı, irili ufaklı diğer partilerin her zemin ve platformda salon veya açık hava toplantıları düzenlediği bir ortamda DEM Parti'nin miting yapması büyütülecek ve mesele yapılacak bir husus değildir. Kanaatimce DEM Parti'nin 4 Ocak 2026'da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda? DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki kararlı adımlarını görüyor, değerli buluyorum. Ancak şunun da unutulmamasını ümit ediyorum; PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ve özgürlüğüne kavuşma talebinin bulunmadığı ortadadır. Bu çağrı bizim için tek bağlayıcıdır. Bundan mülhem DEM Parti'yle bölücü terör örgütünün tüm bileşenlerinin 27 Şubat çağrısının hilafına tavır ve tutum içinde olmalarının ‘Terörsüz Türkiye' hedefini sekteye uğratmasa bile yavaşlatacağını değerlendiriyorum. 4 Ocak 2026'da toplansınlar, taleplerini açıklasınlar, buna diyeceğim bir şey olmaz. Ne var ki 27 Şubat çağrısını hiç kimse gözden uzak tutmasın, bu çağrının gölgelenmesine de hizmet etmesin. Bu vesileyle Diyarbakırlı kardeşlerimi hasretle, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Olağan bir gelişmeye olağanüstü bir anlam yüklemenin hiçbir sonucu olmayacağını bilhassa paylaşmayı zaruri addediyorum."

BGC’den Bursa Emniyet Müdürü Gökce’ye ziyaret Haber

BGC’den Bursa Emniyet Müdürü Gökce’ye ziyaret

Ziyarette, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğunu, buna paralel olarak en güçlü yerel medyanın Bursa’da görev yaptığını söyledi. Doğru, hızlı ve tarafsız habercilikte bilgiye zamanında ulaşmanın önem taşıdığını ifade eden BGC Başkanı Kolaylı, hem polisin, hem de gazetecilerin kamu adına görev yaptıklarını belirterek, “Öncelikle BGC yönetim kurulu olarak Bursa’daki yeni görevinizin hayırlı olmasını diliyoruz. Halkın haber alma özgürlüğü adına görev yapan basın mensubu arkadaşlarımız kaynağından doğru bilgi aldığında, kamuoyu doğru bilgilendiriliyor. Bu anlamda emniyet müdürlüğümüz ile basınımız arasında yıllardır süregelen doğru bilgiyi kaynağından alma anlamında işbirliği var. Bilgi akışının sağlıklı işleyişi açısından haberciler olarak bu iletişimin devam etmesini bekliyoruz” dedi. Bursa Emniyet Müdürü Kadir Gökce’yi, BGC merkezi, Bursa Basın Müzesi, BGC Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi ve etkinlik salonlarının yer aldığı Basın Kültür Sarayı’na da davet eden BGC Başkanı Nuri Kolaylı, “Toplum yararına her konuda destekçiniz olacağız” dedi. Ziyarette konuşan Bursa Emniyet Müdürü Kadir Gökce de, Polis Akademisi’nden 1992 yılında mezun olarak Komiser Yardımcısı rütbesiyle Konya’da göreve başladığını, o günden bu yana da basın mensuplarıyla kamu adına iletişim içinde olduğunu ifade etti. Son olarak 2023 yılında atandığı Hatay İl Emniyet Müdürlüğü görevini sürdürürken de basın çalışanlarıyla iletişimi en üst seviyede sağlama gayreti içinde olduğunu söyleyen Bursa Emniyet Müdürü Kadir Gökce, “Bursa’yı tanıma sürecini hızla tamamladım diyebilirim. Asayiş açısında nüfusa oranla oldukça iyi durumdayız. Hedefimiz başta uyuşturucu olmak üzere suça karşı gerekli mücadeleyi sürdürerek, hukuk ve Anayasa çerçevesinde vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini en üst seviyede sağlamak olacak. Bu süreçte sizlerle de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi anlamında işbirliği içinde olmaya özen göstereceğiz” dedi. Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Işıkkent, İbrahim Öge, Barış Yankı İçöz, Hasiye Yiğitbay, Ahmet Akhan, Necat Kırbulut, Enhar Güneş, Musa Öztürk, Hurşit Topal ile Genel Sekreter Sinan Tunç katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.