SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ankara

Söz Bursa - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dervişoğlu’ndan İttifak açıklaması: Görüşme dahi yok! Haber

Dervişoğlu’ndan İttifak açıklaması: Görüşme dahi yok!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, ‘İftar Buluşmaları' programı kapsamında Ankara'da gazetecilerle iftar yaptı. Dervişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), NATO'nun en güçlü ordularından biri olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Ülke güvenliği teminat altındadır. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordudur. Türk milleti de basiretli bir millettir. Ülkenin güvenliğini tartışma konusu yapmak gibi bir düşüncenin asla sahibi olamam. Bir kere bunu, milli duygularım engeller. Türkiye'nin hem ordusunun hem de teknolojik yeterliliklerinin çok üst düzey olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin jeopolitik durumu da zaten buna emrediyor" ifadelerini kullandı. "CHP'NİN YARIN BİR ÖNERGE VERECEKLERİNE DAİR DUYUMLARIMIZ VAR" İBB davasının canlı yayınlanıp yayınlanmaması konusuna ilişkin soruları cevaplayan Dervişoğlu, "Hassasiyetle üzerinde durulması icap eden bir şey. Ayrıca benim doğrudan bir karşı duruşum da yok. Ayrıca desem ki bu duruşmalar canlı yayınlansın, onu sağlayacak gücüm de yok. Cumhuriyet Halk Partisi'nde de yok, İYİ Parti'de de yok. Dolayısıyla bu speküle edilmiş bir konu. Hem yargılananlar hem de Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir şey istiyorsa kanun teklifini verdiler, meclisin gündemine gelirse biz İYİ Parti olarak ona evet oyu veririz ama o kaygıları ifade ederek. Yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" şeklinde konuştu. "2023 SEÇİMLERİNDEN SONRA İYİ PARTİ OLARAK HERHANGİ BİR SİYASİ PARTİYLE YAPTIĞIMIZ İTTİFAK GÖRÜŞMESİ DAHİ YOKTUR" İstanbul'da yaptığı konuşmayı hatırlatan ve iktidara talip olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Aksaray'da konuşurken de bayrağı İstanbul'da kaldırdım, iktidar yolculuğunu Aksaray'dan başlatıyorum diye dile getirdim. İttifak konusuna gelince zamanından önce herhangi bir değerlendirme yapmayacağım. Ayrıca buna tek başına karar verecek olan da ben değilim. Kiminle ittifak yapılacak ya da hiç kimseyle yapılmayacak türünden bir karar çıkacaksa bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Ben şahsımla ilgili kararları tek başıma alırım. Partimle, ülkemle ilgili kararları, partinin en yetkili organlarında konuşarak ve tartışarak almaktan yanayım. 2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur. Ümit Özdağ ile bir görüşmemiz yok. Ümit Bey de böyle bir görüşmenin olmadığını biliyor. Ümit Bey'in ifadesi de şu, ittifak olmaya yakın görüyor İYİ Parti'yi. Ben de konuşmamız gereken şeyler var diyorum. Mesele o" diye konuştu. "İYİ PARTİ, ALTINDA TOPLANILABİLECEK BİR ŞEMSİYE PARTİ HALİNE GELMİŞTİR" Dervişoğlu, "Yüzde 9 oy bizim bir işimize yaramıyor, Türkiye'nin de işine yaramıyor. Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor. İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir. Bizimle birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit oluyoruz, zamanı gelince konuşuruz. İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye'yi oradan çıkartıp alacağız. Buna 'üçüncü yol' demiyorum. Bizim yolumuz, Türkiye'nin kurtuluşunun yegane yolu olarak tanımlanacak hale gelecektir" dedi.

Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi! Uzmanından korkutan obezite uyarısı Haber

Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi! Uzmanından korkutan obezite uyarısı

Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, her geçen gün artan obezite sorununa ilişkin, "Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır. Bugünün fazla kilolu çocuğu da yarının kronik hastası olacaktır" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Obezitenin yalnızca estetik kaygılarla ilişkilendirilebilecek bir durum olmadığını, metabolizmayı, hormon sistemini ve bağışıklık mekanizmalarını etkileyen çok faktörlü ve kronik bir hastalık olduğunu belirten Sevim, "Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de artan obezite oranları, toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Obezite, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca son araştırmalar, obez bireylerin enfeksiyonlara karşı daha yüksek risk altında olduğunu da göstermektedir. Ne yazık ki Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi ve dünyada da 3. sırada yer almaktadır. Her geçen gün salgın gibi artan bu soruna karşı cerrahi operasyon en etkin tedavi yöntemidir. Toplumda hala bu ameliyatlara karşı estetik beklenti anlayışı hakimken, obezitenin kronik hastalık riskleri beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır" dedi. "BUGÜNÜN FAZLA KİLOLU ÇOCUĞU YARININ KRONİK HASTASIDIR" Yetişkinlerde yükselen oranların çocukluk çağı obezitesinin hızlı artışıyla paralel olarak daha ciddi sağlık problemleri riskini beraberinde getirdiğine dikkati çeken Sevim, çocukluk çağı obezitesiyle ilgili, "Bugünün fazla kilolu çocuğu, yarının kronik hastası olacaktır. Çocukluk çağında başlayan obezite, erişkin dönemde daha ağır metabolik sorunlara yol açar. Bu nedenle erken tanı ve bütüncül yaklaşım büyük önem taşır. Çocuklarımızın kilo kontrollerini büyük bir ciddiyetle takip etmeliyiz. Eğer diyet ve egzersiz yöntemleri ile çözülemeyen çocukluk çağı obezitelerinde 14 yaşını aşkın vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan çocuklar için cerrahi operasyon önerebilmekteyiz" diye konuştu. DİYET LİSTESİ DEĞİL SAĞLIKLI YAŞAM ÖĞRETİSİ Modern yaşamın obeziteyi tetikleyen unsurlarına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Erhan ise şu ifadeleri kullandı: "Ultra işlenmiş gıdaların artışı, hareketsiz şehir yaşamı, ekran süresinin yükselmesi ve sağlıklı gıdaya erişimde sosyoekonomik eşitsizlikler, her yaş grubunu etkisi altına alan bir sorundur. Bu başlıkların her geçen gün artmasıyla obezite, geleceğin en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, bazı bireyler için obezite ile mücadelede, bazıları için de mide ameliyatları sonrası verilen kilonun korunmasında hayati öneme sahiptir. Bu nedenle katı diyetler değil, bireye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandıracak planlı yaklaşımlar üzerinde çalışılmalıdır. Toplum olarak iyi ve sağlıklı yaşamı öğrenmeli, uygulamalı ve gelecek kuşaklara da örnek olmalıyız. Toplumsal farkındalığı yükseltmeli, obezite ile 7’den 70 mücadele etmeliyiz."

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!" Haber

Bahçeli’den Dünyaya Rest: "Sıra Türkiye’de diyenlere cevabımız; ölümden öte köy yoktur!"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi. "ABD'NİN İSRAİL'İN TAHRİK VE TERTİBİNE GELEREK İRAN'A SALDIRGANLIĞI DENGELERİ SAKATLAYACAK MAHİYETTEDİR VE GAYRİ MEŞRUDUR" Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD'nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran'a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi. "Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır" İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail'in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. Hamaney'in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu'nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran'ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran'ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu. "KOMŞU ÜLKEMİZ İRAN'IN BAŞINA GELEN DEHŞET VERİCİ MUSİBETLERDEN ÜLKEMİZİ SOYUTLAMAK İMKANSIZDIR" İran'a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye' hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu. "ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR" MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran'dır.' İsrail'in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız' açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?' diye sorgulamış. ABD'nin bir emekli albayı ise ‘İran'dan sonra sıra Türkiye'de' diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız aynısıyla tarihi ve manevi hakikattir" dedi. Konuşmasında, İran'ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir" Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti. "ANAYURT POLİTİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİDİR" Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu'nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu'dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu'nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu'daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu. "ANKARA, ÇİZİLEN MİLLİ COĞRAFYANIN YÖNETİM MERKEZİDİR" Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel hatıralarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh' kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara'ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı'nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus'taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi. "ÖNCELİKLE MÜDAFAA EDECEĞİMİZ TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ, BEKASI, İÇ BARIŞ VE HUZUR ORTAMIDIR, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİYLE YAPMAK İSTEDİĞİMİZ DE BUDUR" Başkent Ankara'nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın şartlarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye'nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye'nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara'dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

Bursa akaryakıt sektöründe "Ortak Akıl" buluşması: Bayiler maliyet baskısı altında! Haber

Bursa akaryakıt sektöründe "Ortak Akıl" buluşması: Bayiler maliyet baskısı altında!

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası (PÜİS) iş birliğinde “Bursa Akaryakıt Bayileri Toplantısı” gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri artan maliyetler ve düşük kâr marjlarının bayileri zor durumda bıraktığını söyledi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu ve Meclis Üyesi İlhan Parseker’in yanı sıra PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, PÜİS Bursa İl Başkanı İrfan Koç ile sektör temsilcilerinin katılımıyla BTSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda akaryakıt bayilerinin sorunları ve çözüm önerileri konuşuldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay toplantıda sektör temsilcilerine birlik ve ortak akıl çağrısında bulundu. Toplantıya katılan Genel Başkan İmran Okumuş başta olmak üzere PÜİS yöneticilerine ve misafirlere teşekkür eden Burkay, “Birçok konuda problemlerimiz var. Zaten varlık sebebimiz de şikâyet ettiğimiz bu problemlerdir. Önemli olan, bu sorunları nasıl karşıladığımız, nasıl tespit ettiğimiz ve nasıl çözüm ürettiğimizdir. Bu süreç ekonomimizi yakından ilgilendiriyor.” dedi. Krizlerin Yüzde 50’si Psikolojiktir Sektör temsilcilerinin önemli projelere imza attığını vurgulayan Burkay, Meclis Üyeleri İlhan Parseker, Erol Dağlıoğlu ve sektör temsilcilerinin Ankara nezdinde yürüttükleri çalışmalara dikkat çekerek, “Gerçek anlamda sektörün temsilinde önemli görevler üstlendiler, ciddi projeler ürettiler.” dedi. Ekonomide yaşanan zorluklara da değinen Burkay, krizlerin yalnızca ekonomik değil psikolojik boyutunun da bulunduğunu belirterek, “Krizlerin yüzde 50’si psikolojiktir. Ekonomik rasyolar elbette önemli ancak toplumun umudunu aldığınızda toparlanma daha da zorlaşıyor. Bu toplantılar geleceğe daha pozitif bakmamızı sağlıyor.” diye konuştu. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere ilişkin de bilgi veren Burkay, 2025 yılında kurdukları TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun (GSYF) Türkiye’nin en büyük fonlarından biri haline geldiğini söyledi. Burkay, toplantının sektör adına somut çıktılar üretmesini temenni ederek, kamu ve özel sektör iş birliğiyle akaryakıt sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunların kalıcı çözüme kavuşacağına inandığını ifade etti. Kar Payının Adil Bölüşümünde Önemli Kazanımlar Elde Ettik PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, toplantıda yaptığı sunumda sendikanın girişimleriyle sektörün elde ettiği kazanımları ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Türkiye’de akaryakıt sektörünün tarihsel gelişimine değinen Okumuş, sektörün serbest piyasa yapısı içerisinde önemli dönüşümler geçirdiğini belirterek, bayilerin hak ve menfaatlerinin korunmasının her zaman öncelikleri olduğunu söyledi. Dört dönemdir Genel Başkanlık görevini yürüttüğünü hatırlatan Okumuş, “Sektör sahip çıktığı sürece çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Birlik ve dayanışma içinde hareket ettiğimizde sonuç alıyoruz.” dedi. Türkiye genelinde yaklaşık 13 bin akaryakıt bayisi bulunduğunu ifade eden Okumuş, özellikle bayiler aleyhine yapılan düzenlemelere karşı yoğun mücadele verdiklerini dile getirdi. Okumuş, dağıtım şirketleri ile bayiler arasındaki toplam kâr payının daha adil bir şekilde bölüşülmesi noktasında önemli kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Bayilerimizin ayakta kalabilmesi için maliyet baskısının hafifletilmesi ve gelir dağılımının dengelenmesi adına ciddi girişimlerde bulunduk.” diye konuştu. < Bursa’da PÜİS Bölge Başkanlığı Kurulacak Sendika olarak hem ilgili bakanlıklar hem de düzenleyici kurumlar nezdinde temaslarını sürdürdüklerini kaydeden Okumuş, amaçlarının bayilerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. PÜİS’in teşkilatlanma çalışmalarına da değinen Okumuş, 15. Bölge Başkanlığı’nı Bursa’da kurmayı hedeflediklerini açıkladı. Bursa merkezli kurulması planlanan Bölge Başkanlığı’nın; Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Kütahya, Bilecik ve Yalova’yı kapsayacağını belirten Okumuş, bu illerde toplam 1.031 lisanslı istasyon bulunduğunu söyledi. Söz konusu istasyonların 356’sının Bursa’da faaliyet gösterdiğini ifade eden Okumuş, bölgesel yapılanmayla birlikte temsil gücünün artacağını ve sorunlara daha hızlı müdahale edilebileceğini vurguladı. Okumuş, toplantıya ev sahipliği yapan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve meclis üyelerine teşekkür etti. Sorunlara Çözüm İçin Ortak Akıl Vurgusu BTSO Meclis Üyesi İlhan Parseker, petrol ve akaryakıt sektörünün yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm odaklı bir yaklaşım çağrısında bulundu. PÜİS’in köklü bir sendika olmasına rağmen geçmişte ivme kaybettiğini ifade eden Parseker, Okumuş’un genel başkanlığa gelmesiyle sendikanın yeniden eski gücüne kavuştuğunu söyledi. Parseker, “İmran Bey, sektörün tüm sorunlarını etkili şekilde dile getirerek çözüm noktasında başarılı girişimlerde bulundu. BTSO çatısı altında komitemizin de oldukça verimli çalışmaları oldu.” diye konuştu. Sektörel sorunların çözümü için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Parseker, İbrahim Burkay öncülüğünde EPDK, Ticaret Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde yaptıkları girişimlerin önemine dikkat çekti. Parseker, “İşlerini güçlerini bir kenara bırakıp Ankara kapılarında sektör adına mücadele eden bu isimlerin motive edilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. İstasyonlar Sadece Arsa Değeriyle El Değiştiriyor Petrol istasyonlarının ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını dile getiren Parseker, “Bir dönem iyi kazanan, nesiller boyu aileleri ayakta tutan istasyonlar vardı. Bugün ise özellikle Anadolu’da istasyonlar el değiştiriyor, para kazanamıyor. Maliyetler hızla artarken; işçilik giderleri, POS komisyonları ve banka yükleriyle sektör içinden çıkılamaz hale geldi.” dedi. Kâr marjlarının son derece düşük seviyelerde kaldığını ifade eden Parseker, “Girdiler çok arttı ancak satış fiyatlarını biz belirleyemiyoruz. Aşağıya satıyoruz, yukarıya satamıyoruz. Devletin belirlediği fiyatlarla yetinmek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle birçok istasyon artık işletme değeriyle değil, sadece arsa değeriyle el değiştiriyor.” şeklinde konuştu. LPG Yetkili Personel Eğitimlerinde Değişiklik Önerisi PÜİS Bursa İl Başkanı İrfan Koç, sendikanın Genel Başkan İmran Okumuş öncülüğünde sektörün sorunlarına çözüm üretmek amacıyla yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Göreve geldikleri günden bu yana teşkilatlanmaya büyük önem verdiklerini belirten Koç, Bursa’da 14 ilçe başkanı atadıklarını ifade etti. Her ay düzenli toplantılar gerçekleştirdiklerini kaydeden Koç, ilçe başkanlıklarının kendi bölgelerinde bayilerle birebir temas halinde olduğunu dile getirdi. Gerçekleştirilen toplantıda da sektörün güncel sorunlarının ele alınacağını belirten Koç, ev sahipliği dolayısıyla BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve meclis üyelerine teşekkür etti. Akaryakıt sektörünün önemli başlıklarından birinin de LPG yetkili personel eğitimleri olduğunu vurgulayan Koç, “LPG Yetkili Personel Eğitimleri Makine Mühendisleri Odası tarafından düzenleniyor. Ancak eğitimlerin mesai saatleri içerisinde yapılması iş gücü ve zaman kaybına yol açıyor. Personel eğitim ve sertifikalandırma sürecinin akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından verilmesi daha doğru olabilir. Bu durum süreci hızlandıracak ve mağduriyetleri ortadan kaldıracaktır. Birçok sorunun çözüldüğü gibi bunun da çözüleceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Bursa’nın kredi notuna dev vizyon: Fitch görünümü 'Pozitif'e yükseltti! Haber

Bursa’nın kredi notuna dev vizyon: Fitch görünümü 'Pozitif'e yükseltti!

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin uzun vadeli yabancı ve yerel para cinsi kredi notu görünümünü yukarı yönlü revize etti. Fitch tarafından yapılan açıklamada, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin not görünümünün ‘stabil’den ‘pozitif’e çıkarıldığı, kredi notunun ise ‘BB-’ olarak korunduğu bildirildi. Kararın Türkiye’nin ülke kredi notu görünümünün kısa süre önce ‘pozitif’e yükseltilmesinin ardından geldiğine dikkat çeken kuruluş, ülke not görünümündeki iyileşmenin yerel yönetimlerin kredi profilleri üzerinde de anlamlı bir etki oluşturduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca yerel ve bölgesel yönetimlere ilişkin derecelendirmelerin normal koşullarda belirli bir takvim çerçevesinde gözden geçirildiği hatırlatıldı. İhraççıların kredi değerliliğinde kayda değer değişiklikler yaşanması halinde planlanan inceleme tarihleri beklenmeden not aksiyonu alınabildiği de ifade edildi. Kuruluş, Türkiye’nin makroekonomik görünümündeki iyileşmenin belediyelerin finansal profillerini desteklediğini ve bu nedenle takvim dışı bir güncellemenin gerekli görüldüğünü belirtti. Öte yandan Ankara, İzmir, Konya ve Manisa için planlı bir sonraki değerlendirme tarihi 5 Haziran 2026 olarak açıklanırken; Antalya, Bursa, İstanbul, Mersin ve Muğla için bu tarih 12 Haziran 2026 olarak duyuruldu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın kredibilitesi en yüksek kurumlar arasında bulunmasının Bursa’yı yabancı yatırımcılar için daha önemli hale getireceğini belirtti. Sahip olunan kaynakları, etkin ve verimli kullanmayı sürdüreceklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullara rağmen Bursa’mıza yatırımlarımızı sürdürüyoruz ve vatandaşlarımızın yanında oluyoruz. Öz kaynaklarımızı doğru kullanarak Bursalılara güven veriyoruz. Bundan sonra da uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından tam not olmaya devam edeceğiz” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Tekin’den "Siber Zorbalık" mesaisi: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dijital kalkan geliyor! Haber

Milli Eğitim Bakanı Tekin’den "Siber Zorbalık" mesaisi: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dijital kalkan geliyor!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz" dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadelede farkındalığın artırılması amacıyla ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım' çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara'da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, siber zorbalık konusunda RTÜK ile birlikte çalıştıklarını ve bu kapsamda MEB müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili programlara yer verdiklerini belirtti. Tekin, "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem toplumumuzun sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz. Medya okuryazarlığı konusunda öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturmak amacıyla RTÜK ile ortak bir proje başlamıştık. Bunu iki boyutla yapmıştık. Bir tanesi MEB'in müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili farkındalığı arttıracak programlara yer vermek, ikincisi de MEB bünyesinde ‘1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek' talebe hakkında kanun kapsamında yurt dışında dijital medyanın da dahil olduğu, medya okuryazarlığı konusunda lisansüstü eğitim yapmak üzere iletişimci arkadaşları yurt dışına gönderme sürecini başlatmıştık. Bunun devamında da geçtiğimiz yıl eğitim öğretim süreçlerimizde ciddi bir değişiklikle gündeme aldığımız ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli' adıyla kamuoyunda bilinen öğretim programlarında yaptığımız değişikliklerle bu kapsamda 9 farklı okuryazarlık türünü programlarımızın içerisine dahil ettik. Bunlardan bir tanesi yine medya okuryazarlığı. Onu RTÜK ile beraber yürütüyoruz" diye konuştu. "İNSANIN HAYATI KENDİLİĞİNDEN BİR DÜZEN İÇERİSİNDE ARTMIYOR" Siber zorbalığın dijital dünyanın gelişmesi olduğu kadar başka problemlerden de kaynaklandığını ifade eden Tekin, "Her ne kadar bugün burada RTÜK'ün organize ettiği programdan siber zorbalık, dijital güvenlik ve koruyucu mekanizmalar başlığı altında konuşuyor olsak da ben bu meselenin aslında çağın ürettiği zihniyet ikliminden ayrı bir biçimde okunmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor. İnsanı insan kılan, iradesine istikamet kazandıran, hürriyet ile hevesi birbirinden ayırmasını sağlayan bir çerçeveye ihtiyaç duyulmakta. Çerçeve anlamını muhafaza eden bir sınır olarak görmek lazım, haysiyeti koruyan bir ölçü olarak almak lazım. Mahremiyeti mümkün kılan durumu, edep duygusu olarak görmek gerekir. Birlikte yaşamayı sürdürülebilen, sürdürülebilir kılan saygı ve adalet zemini olarak görmek gerekiyor. Evlatlarımız için ise bu çerçeve güven üreten bir istikrar duygusu" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZ SADECE OKULLARDA DEĞİL, AYNI ZAMANDA SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINDA DA YER ALIYORLAR" Dijital dünyanın gençlerin fikirlerini paylaştığı bir ortam olarak gözükmesinin yanı sıra birtakım riskler de bulundurduğunu vurgulayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ise, "Günümüz dünyasında gençlerimiz sadece okullarda, parklarda ya da sokaklarda değil, aynı zamanda ekranlar, oyunlar ve uygulamalar ile sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar. Dijital dünya gençlerin arkadaşlık duygusu, eğlendiği, öğrendiği, düşündüğü ve fikirlerini paylaştığı yeni bir yaşam alanı haline gelmiş durumda. Fakat bu yeni yaşam alanı aynı zamanda dijital şirket, siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali gibi pek çok riski beraberinde bulunduruyor. Bu anlamda gençlerimizin dijital dünyadaki risklere karşı dayanıklılığını artırarak, bilinçli bireyler olarak var olmalarını sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymamız gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katıldı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.