SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ar-Ge

Söz Bursa - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ULUTEK’te kritik zirve: "TÜBİTAK sadece proje değil, satış bekliyor" Haber

ULUTEK’te kritik zirve: "TÜBİTAK sadece proje değil, satış bekliyor"

ULUTEK Teknopark, 2026 yılına hızlı bir giriş yaparak bölgedeki girişimciler ve KOBİ’ler için kritik öneme sahip devlet desteklerinin ele alındığı bilgilendirme seminerine ev sahipliği yaptı. MAT Danışmanlık iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte konuşan Selman Nadir Akbaş, “TÜBİTAK, ticarileşmeyecek bir maceraya destek vermek istemiyor. Beklenti sadece proje üretmeniz değil, onu satmanızdır” uyarısında bulundu. Bursa’nın teknoloji ve inovasyon üssü ULUTEK Teknopark, “Gelecek İçin İnovasyon” vizyonu doğrultusunda firmaların finansal kaynaklara erişimini kolaylaştırmaya devam ediyor. ULUTEK Seminer Salonu’nda gerçekleştirilen “TÜBİTAK & KOSGEB Destekleri Bilgilendirme Semineri”nde, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu güncel hibe ve teşvik süreçleri ele alındı. MAT Danışmanlık kurucuları Selman Nadir Akbaş ve Güler Karaköse’nin konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, özellikle Ar-Ge ve inovasyon odaklı projeler için yol haritaları paylaşıldı. “GİZLİLİK BAHANESİYLE DETAY SAKLAMAYIN” Seminerin odak noktasını oluşturan TÜBİTAK destek programları ve başvuru süreçlerine ilişkin bilgiler paylaşan Selman Nadir Akbaş, kurumun proje değerlendirme süreçlerinde dikkat ettiği temel hususlara değindi. Başvuruların PRODİS (Proje Değerlendirme İzleme Sistemi) üzerinden yapıldığını hatırlatan Akbaş, şeffaflık konusunda da uyarılarda bulundu. Akbaş, “TÜBİTAK’ın temel beklentisi; üzerinde çalıştığınız konunun fikri ve sınai mülkiyet haklarını alıp, hem yurt içinde hem de yurt dışında koruyarak ticarileştirmenizdir. Kurum, ticarileşmeyecek bir maceraya destek vermek istemiyor. Bu nedenle ‘veri gizliliği’ gerekçesiyle üstü kapalı proje yazmayın; hakemler projenin gerçekten hayata geçip geçmeyeceğini tüm adımlarıyla görmek istiyor. Ayrıca yapay zekâ kullanımı serbest olsa da, projede nasıl ve ne ölçüde kullanıldığının açıkça belirtilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “PROJE SÜRECİ 7 YILI BULABİLİYOR” TÜBİTAK projelerinin sabır gerektirdiğini vurgulayan Akbaş, “Bir projenin değerlendirmesi 3 ila 6 ay sürse de, ticarileşme izleme süreçleriyle birlikte projenin gündeminizden çıkması 6-7 yılı bulabiliyor. Ayrıca TÜBİTAK projeleri mutlaka ön finansmana ihtiyaç duyar; bu yüzden firmanın finansal gücünün ve ekibinin yetkinliğinin güçlü olması şart” dedi. “KOSGEB BAŞVURULARI İÇİN SON GÜNLER” KOSGEB’in yeni dönem desteklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler Karaköse ise özellikle “İş Geliştirme Desteği” kapsamındaki fırsatlara dikkat çekti. 2026 yılı ilk dönem başvurularının 31 Ocak’ta sona ereceğini hatırlatan Karaköse, destek limitlerinin girişimciler için önemli bir kaldıraç oluşturduğunu ifade etti. Karaköse sunumunda “KOSGEB, ‘İş Geliştirme Desteği’ kapsamında 1,5 milyon TL’ye varan, yüzde 80 oranında geri ödemeli destek sağlayarak firmaların büyüme sürecini desteklemeyi hedefliyor. Özellikle yazılım, personel ve makine-teçhizat giderlerinin desteklenmesi, teknoloji odaklı girişimlerin elini güçlendiriyor. Girişimcilerimizin 31 Ocak tarihine kadar nitelikli projelerle başvurularını tamamlamaları büyük önem taşıyor” diye konuştu. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Bursa Uludağ Üniversitesi "seçkinler ligi"nde: TÜBİTAK projelerinde Türkiye 9.'su! Haber

Bursa Uludağ Üniversitesi "seçkinler ligi"nde: TÜBİTAK projelerinde Türkiye 9.'su!

TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından yürütülen “1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” 2025 yılı 2. dönem sonuçlarına göre, üniversitenin sunduğu 10 proje daha desteklenmeye hak kazandı. Yılın ilk döneminde kabul edilen 10 projenin ardından aynı performansı sergileyen BUÜ; projeleri desteklenen 99’u üniversite, toplam 108 kuruluş arasında Türkiye 9’uncusu olarak önemli bir akademik kazanım elde etti. NİHAİ HEDEF: BİLİM, PROJE VE AR-GE ODAKLI BİR YAPI OLUŞTURMAK Başarıyı değerlendiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesinden biri olmanın verdiği sorumlulukla hareket ettiklerini ve bu sonucun "seçkinler liginde" üst sıralara tırmanma kararlılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. 2025 yılı genelinde yakalanan ivmeyi koruyarak ilk 10 kurum arasına girmelerinin, üniversitenin akademik üretim kapasitesini ve niteliğini tescillediğini belirten Rektör Yılmaz; nihai hedeflerinin bilim, proje ve Ar-Ge odaklı bir yapı inşa etmek olduğunun altını çizdi. BUÜ’nün artık sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, katma değerli bilgi üreten stratejik bir üsse dönüştüğünü ifade eden Rektör Yılmaz; “Dünya genelinde ilk bin üniversite arasına girme vizyonuna ancak bu tür bilimsel proje ve akademik emekle ulaşılabilir. Yönetim olarak araştırmacıları teşvik etmeye ve altyapı imkânlarını güçlendirmeye hız kesmeden devam edeceğiz. Bu gurur tablosunun asıl mimarları farklı disiplinlerde özveriyle çalışan akademisyenlerimizdir. Hocalarımıza, Ar-Ge Koordinatörlüğümüze, Proje Ofisimize ve bu çalışmalarda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. EN FAZLA PROJE DESTEĞİ ALAN 9 ÜNİVERSİTE ARASINDA TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı’nın (ARDEB) açıkladığı listede; Prof. Dr. Abdullah Yalçın, Prof. Dr. Derya Yeşilbağ, Prof. Dr. Fatma Olcay Topaç, Prof. Dr. Mehmet Orhan, Prof. Dr. Murat Zencirkıran, Doç. Dr. Dilek Pirim, Dr. Öğr. Ü. Mehmet Kara, Dr. Öğr. Ü. Ömer Uysal, Arş. Gör. Berkcan Doğan ve Doktora Sonrası Araştırmacı Emine Gonca Tuna yer aldı. Toplam 10 proje kabulü ile BUÜ, Türkiye genelinde en fazla proje desteği alan 9. yükseköğretim kurumu olmayı başardı.

BUÜ’de sürdürülebilir yapılar için yeni araştırma laboratuvarı açıldı Haber

BUÜ’de sürdürülebilir yapılar için yeni araştırma laboratuvarı açıldı

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), teknoloji ve inovasyon odaklı vizyonuna bir yenisini ekleyerek, ileri yapı malzemeleri alanında sektöre yön verecek olan “3B Yazdırılabilir Beton Laboratuvarı”nın açılışını gerçekleştirdi. İnşaat Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Mardani koordinatörlüğünde hizmet verecek olan laboratuvarın açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Vekili Emrah Mutlu, İMO Bursa Şubesi Başkanı Atilla Erdem ile çok sayıda akademisyen ve sektör temsilcisi katıldı. Üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Birimi desteğiyle hayata geçirilen laboratuvar, sürdürülebilir ve inovatif yapı çözümleri üzerine nitelikli araştırmalara ev sahipliği yapacak. "PROJE VE YAYIN KÜLTÜRÜNÜ DESTEKLİYORUZ" Açılışta konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Mühendislik Fakültesi ve İnşaat Mühendisliği bölümünün üniversitenin en dinamik birimleri arasında yer aldığını hatırlattı. BAP birimi aracılığıyla öz kaynaklarını bilimsel araştırmalar için en etkin şekilde kullandıklarını belirten Rektör Yılmaz, proje ve yayın kültürü güçlü olan akademisyenlerin bu fonlardan öncelikli olarak yararlandığını ifade etti. Prof. Dr. Ali Mardani’nin bilimsel başarısı ve yayın taahhüdü ile bu desteği hak ettiğini dile getiren Yılmaz, üniversite içindeki fonların yanı sıra dış fonların kullanımının da akademik derinlik açısından kritik önem taşıdığını belirterek laboratuvarın hayırlı olmasını diledi. BURSA, BİLİMLE BÜYÜYECEK Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise modern üretim anlayışında makinelerden ziyade akıl, yazılım, tasarım ve inovasyonun ön planda olduğunu vurguladı. Büyükşehir Belediyesi olarak bilime olan inançlarının tam olduğunu ifade eden Gazioğlu, üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür fonlamaların ve iş birliklerinin arkasında durmaya kararlı olduklarını belirtti. Bursa’nın ancak bu tür yüksek teknolojili projelerle gerçek anlamda gelişebileceğini söyleyen Gazioğlu, yerel yönetim olarak bilimsel gelişimin her aşamasında destek vermeye hazır olduklarını yineledi. BİLİM VE BURSA’NIN GÜCÜ BÜYÜK İŞLERE KAPI ARALIYOR İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetim olarak teknoloji, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı bir belediyecilik anlayışını benimsediklerini söyledi. Dünyadaki teknolojik gelişmelerin Bursa ve Türkiye’de eş zamanlı olarak karşılık bulmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Taban, laboratuvarda üretilen 3 boyutlu yazıcı çıktılarını ve kent mobilyalarını son derece kıymetli bulduğunu belirtti. Bilimin sanayi şehri Bursa’nın güçleriyle birleşmesinin büyük işlere kapı aralayacağını ifade eden Taban, bu inovatif girişimin gelecekteki daha büyük projelerin sembolik bir başlangıcı olduğunu vurguladı. “BİLİMİN IŞIĞINDA YENİ PROTOKOLLERE HAZIRIZ” Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Gemlik’in bir deprem bölgesinde yer alması nedeniyle yeni nesil inşaat teknolojilerine duyulan ihtiyacın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversite ile iş birliği içerisinde yürütülen protokollerin önemine değinen Deviren, ilçenin sadece sanayi değil, aynı zamanda tarım ve turizm kimliğiyle de bilimin ışığında gelişmesi gerektiğini ifade etti. Üniversite-kent buluşmasının bir parçası olmaktan gurur duyduğunu belirten Deviren, akademik bilginin saha uygulamalarındaki rehberliğine her zaman ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. “YAPI SEKTÖRÜNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLATIYORUZ” Laboratuvarın vizyonunu paylaşan Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Mardani, merkezin ekonomik ve ekolojik yaklaşımlarla 3 boyutlu yazdırılabilir yüzey sistemleri üzerine yoğunlaşacağını belirtti. Mardani, çalışma alanlarının sadece beton basmakla sınırlı olmadığını; kent mobilyalarından yapay resiflere, hava kalitesini iyileştiren fotokatalitik yüzeylerden geçirgen malzemelere kadar geniş bir yelpazede Ar-Ge yürüteceklerini ifade etti. Sanayi ortaklı projelerin hâlihazırda TÜBİTAK sürecinde olduğunu müjdeleyen Mardani, Jet Robotik, Cihan Grup ve Kalekim-Lyksor Kimya gibi paydaşların desteğiyle bilimsel bilginin ticarileşerek toplumsal faydaya dönüşmesini hedeflediklerini vurguladı.

Türk Telekom: Türkiye 5G’ye her yönüyle hazır Haber

Türk Telekom: Türkiye 5G’ye her yönüyle hazır

Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNİ FİBERLE BİRBİRİNE BAĞLAYARAK DİJİTAL GELECEĞİ BUGÜNDEN İNŞA EDİYORUZ" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye'nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G EKOSİSTEMİNDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMAK AMACIYLA YERLİ ÇÖZÜMLER GELİŞTİRDİK" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.

ASKON Bursa Başkanı Emre Yıldız’dan 2026 mesajı: "Üretim ve gençlik odaklı büyüyeceğiz" Haber

ASKON Bursa Başkanı Emre Yıldız’dan 2026 mesajı: "Üretim ve gençlik odaklı büyüyeceğiz"

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Bursa Şubesi, 2025 yılı boyunca eğitimden sanayiye, dış ticaretten girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede yürüttüğü çalışmalarla iş dünyasına katkı sundu. Şube Yönetim Kurulu Başkanı Emre Yıldız, yıl boyunca yürütülen faaliyetleri değerlendirirken, 2026 yılında gençlik, girişimcilik ve üretim odaklı çalışmaları artırarak kente ve ülke ekonomisine katkıyı sürdüreceklerini vurguladı. Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları Kapsamında İş İnsanları Bir Araya geldi ASKON Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Emre Yıldız, eğitimden dış ticarete, büyüme modellerinden sanayi ve teknolojiye kadar birçok konuda üyeler ve iş dünyasıyla bir araya geldiklerini belirtti. ‘Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları’ başlığında toplantılar düzenlediklerini belirten Yıldız, “Düzenlediğimiz etkinliklerde, iş dünyasındaki değişimleri doğru okumaya katkı sunan ve üyelerimizi güçlü temaslarla buluşturan bir yaklaşım benimsedik. Bununla birlikte, üniversite–sanayi entegrasyonunu güçlendirme hedefimizle şehrimizdeki üniversitelerimizle iş birliği protokolleri imzalayarak girişimcilik ve inovasyon odaklı projeler, staj ve uygulamalı eğitim imkânları ile üyelerimize yönelik Ar-Ge ve eğitim faaliyetlerini bu iş birliklerinin merkezine aldık.” dedi. “Kurumsal Yönetim Ödülümüz, Bursa’daki güçlü yapılanmamızın bir yansımasıdır” Şubenin Bursa iş dünyasına yönelik yürüttüğü faaliyet ve projeleriyle ASKON Genel Merkez tarafından Kurumsal Yönetim Ödülüne layık görüldüğünü de belirten Yıldız, “ASKON Genel Merkezimiz tarafından Bursa Şubesi olarak Kurumsal Yönetim ödülüne layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Bu ödül; Bursa’daki teşkilat yapımızın, kurumsal işleyişimizin ve üyelerimizle birlikte oluşturduğumuz güçlü yönetim anlayışının bir yansımasıdır. Yürüttüğümüz çalışmalarla yalnızca üyelerimize değil, Bursa iş dünyasına ve ülke ekonomisine değer katmayı hedefliyoruz. ASKON Bursa olarak, kentimize ve ülkemize katkı sunacak çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. ASKON Bursa’dan Geleceğin İş İnsanlarına Yönelik Gençlik Çalıştayı İş dünyası ile genç kuşaklar arasındaki etkileşimi güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Yıldız, 23–25 Ocak 2026 tarihlerinde ASKON Bursa Gençlik Çalıştayı’nı gerçekleştireceklerini söyledi. Çalıştayın gençlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkı sunacak bir platform olarak kurgulandığını ifade eden Yıldız, “Gençlik Çalıştayımız kapsamında; Türk kültürü, milli kalkınma, teknoloji ve girişimcilik başta olmak üzere farklı komiteler altında çalışmalar yürütülecek. Türkiye’nin farklı illerinden, lise düzeyinde eğitim gören öğrencilerimiz üç gün boyunca oturumlar, konferanslar ve etkileşimli programlarla bir araya gelerek kendilerini ifade edebilecekleri, çözüm üretebilecekleri bir ortamda buluşacak. Milli ve manevi değerlerle donanmış; girişimci, yenilikçi ve sorumluluk sahibi bir gençliğin yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” dedi. 2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre Yıldız, yürütülen çalışmalarla Bursa iş dünyasına ve ülke ekonomisine kalıcı değer üretmeyi hedeflediklerini vurguladı. Yıldız, “Önümüzdeki dönemde de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek; daha nitelikli çalışmalar ve güçlü iş birlikleriyle kentimizin ekonomik kapasitesini artırmayı, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme hedeflerine somut katkılar sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın Ar-Ge kapasitesini büyültmek için iş dünyası ULUTEK'te bir araya geldi Haber

Bursa’nın Ar-Ge kapasitesini büyültmek için iş dünyası ULUTEK'te bir araya geldi

ULUTEK Teknopark’ta gerçekleştirilen Üniversite-Sanayi İş Birliği Programı, Bursa’nın teknoloji üretme kapasitesini, akademik bilgi birikimini ve sanayinin değişen ihtiyaçlarını aynı platformda buluşturdu. Toplantıda Ar-Ge odaklı üretimin geliştirilmesi, akademi-sanayi etkileşiminin kurumsallaştırılması, yeşil mutabakatın sektörlerde oluşturduğu dönüşüm ve Bursa’nın ihtiyaç duyduğu yeni teknoloji ekosisteminin nasıl şekillendirilmesi gerektiği kapsamlı bir biçimde ele alındı. ULUTEK Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, araştırma üniversitelerinin Türkiye’nin kalkınma vizyonundaki yerine dikkat çekerek ULUTEK’in bu noktadaki misyonunu şu sözlerle ifade etti; "Üniversitemiz araştırma üniversitesi unvanıyla büyük bir sorumluluk taşıyor. Bu sorumluluğun sanayi ile bütünleşmesini sağlayan en önemli yapılardan biri teknokentlerdir. ULUTEK olarak hem üniversitemizi hem de teknokent firmalarımızı aynı platformda buluşturan mekanizmaları güçlendiriyoruz. Bugün burada yaptığımız gibi, tarafları bir araya getirmek önemli; fakat daha önemlisi bu iş birliğini sürdürülebilir kılacak sistematik bir yapı oluşturmak. Her iş birliğinin mutlaka bir projeye, bir çıktı ya da katma değere dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz. Bursa’nın Ar-Ge kapasitesini büyütmek için bu dönüşümü birlikte inşa etmek zorundayız." Programda söz alan Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, üniversitenin araştırma üniversitesi kimliğini güçlendirmek için yürüttükleri faaliyetleri belirterek, "Güçlü bir sanayiye sahip olan Bursa’da araştırma üniversitesi olarak daha üst sıralarda yer almak için yoğun bir çaba gösteriyoruz. Bu dönem özellikle Ar-Ge’ye yatırım yapan firmalarla sistematik bir çalışma yürütüyoruz. Her hafta firmalarımızla bir araya geliyor, çıktı odaklı ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bu görüşmelerde Avrupa Birliği projelerini nasıl artırabileceğimizi, yayınlarımızı nasıl güçlendirebileceğimizi ve firmaların akademiyle hangi durumlarda iş birliği kurabileceğini değerlendiriyoruz. Hocalarımızla birlikte sanayiye daha çok yaklaşmak, akademisyenlerimizi sanayinin ihtiyaçlarıyla daha sık buluşturmak ve bu etkileşimi somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda bu değerli organizasyon için ULUTEK Yönetimine teşekkürlerimizi sunarız" şeklinde konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca üniversitenin araştırma üniversiteleri arasında yer almasının getirdiği sorumluluk ve avantajlara vurgu yaptı. Ar-Ge’nin sürdürülebilir kalkınmanın en kritik unsurlarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karaca, "Üniversite olarak hem ulusal hem de uluslararası arenada yenilikçi projeler üretme kapasitemizi her geçen yıl artırmayı çabalıyoruz. Araştırma üniversitesi statümüz, sanayi ile iş birliğini güçlendiren, bilgi ve teknoloji transferini hızlandıran önemli bir itici güçtür" dedi. Üniversite-sanayi etkileşiminin, bölgesel ve ulusal ekonomiye yüksek katma değer sağlayacağını belirten Prof. Dr. Karaca, ULUTEK ile yürütülen çalışmaların bu açıdan büyük önem taşıdığını ifade etti. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, hem sanayinin gelişimi hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesi için üniversitelerle yakın çalıştıklarını belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek için komitelerimiz ve çalışma gruplarımızla ortak mekanizmalar kuruyoruz. Asıl ihtiyacımız olan şey; bu etkileşimi düzenli, periyodik ve yapısal bir modele dönüştürmek. Üniversitelerimizle sanayicilerimizi daha sık ve daha planlı biçimde aynı masada buluşturursak Bursa'nın rekabet gücünü çok daha hızlı artırabiliriz" diye konuştu. Küresel dönüşümün sanayi yapısını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, "Bugün artık üniversite-sanayi iş birliğini çok daha net konuşmamız gereken bir dönemdeyiz. Yeşil Mutabakat’ın gereklilikleri ve önümüzdeki dönüşüm dalgası, mevcut iş modellerimizin tamamını etkiliyor. Son 3-4 yıldır teknolojide ve iş süreçlerinde ciddi bir kırılma yaşıyoruz. Bu dönüşümün sağlıklı yönetilebilmesi için ekosistemi güçlendirmemiz, akademik dünyanın bilgi birikimini sanayiye daha etkin şekilde aktarmamız gerekiyor. Sanayici olarak bazı konuları anlatmakta zorlanıyoruz; bu nedenle ihtiyaçların doğru tanımlandığı, sektörlerin doğru yönlendirildiği bilimsel bir kurula veya koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç var" dedi. Ekosistemin bütün paydaşları içine alan kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk ise, "Üniversite, sanayi ve kamu birlikte hareket ettiğinde gerçek bir dönüşümden söz edebiliriz. Güçlü bir ekosistem olmadan sürdürülebilir gelişim sağlamak mümkün değil" ifadelerini kullandı. ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz’ün ev sahipliğinde düzenlenen programa; Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, BUÜ Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk ve BUÜ Mühendislik Fakültesi bölüm başkanları katılım gösterdi.

Türk yan sanayisinden küresel atağı: ÜÇEL kauçuk dünya pazarlarında vites yükseltti Haber

Türk yan sanayisinden küresel atağı: ÜÇEL kauçuk dünya pazarlarında vites yükseltti

Küresel otomotiv tedarik sektöründe 2025 yılı; maliyet artışları, bölgesel talep daralmaları ve rekabet şartlarının sertleştiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv yan sanayi firmaları da bu tabloya karşı, uluslararası fuarlar, doğrudan müşteri ilişkileri ve hedef ülke programları ile pazar paylarını korumaya ve güçlendirmeye çalışıyor. Bursa merkezli ÜÇEL Kauçuk, 2025’i "küresel yeniden yapılanma yılı" ilan ederek dünya pazarlarında daha etkin bir stratejiye yöneldi. ÜÇEL Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, şirketin bu dönemde beş prestijli fuarda Türkiye’yi temsil ettiğini, UİB ve BTSO’nun yurtdışı programlarına katıldığını ve farklı ülkelerde bağımsız müşteri ziyaretleri gerçekleştirdiğini söyledi. "FUARLAR, YENİ İŞ BİRLİKLERİNE KAPI AÇTI" Genel Müdür Hüseyin Oruç, bu yıl Haziran ayında düzenlenen Automechanika İstanbul’da önemli ilişkilerde bulunduklarını ifade etti. Oruç, yılın ikinci yarısında da küresel vitrindeki yerlerini koruyarak, Ekim ayında Fransa’daki Equip Auto Paris, Kasım ayının başında ABD’de gerçekleştirilen AAPEX Las Vegas ve Kasım ayının sonunda da Çin’de düzenlenen Automechanika Shanghai fuarlarına katıldıklarını belirtti. Oruç, bu organizasyonlarda ürün gamlarını ve AR-GE kapasitelerini uluslararası ziyaretçilere tanıttıklarını, farklı pazarlardan gelen yoğun ilginin de şirketin global hedeflerini desteklediğini aktardı. "Farklı kıtalara yayılan bu organizasyonlar, hem global görünürlüğümüzü artırdı hem de yeni iş birliklerinin temelini attı" diyen Oruç, şirketin üretim kalitesinin özellikle Avrupa ve Amerika pazarlarında yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. UİB VE BTSO PROGRAMLARI STRATEJİYE YÖN VERDİ Fuarların yanı sıra Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından düzenlenen yurtdışı sektör programlarına da katıldıklarını hatırlatan Genel Müdürü Hüseyin Oruç, beş farklı ülkede yapılan incelemelerin şirketin 2025-2028 ihracat planlamasına önemli katkılar sağladığını söyledi. Oruç, "Bu ziyaretlerde tedarik zinciri yapısı, rekabet şartları ve pazarın teknik ihtiyaçları sahada incelendi. Elde ettiğimiz veriler, ihracat stratejimizin temelini oluşturuyor" dedi. "DOĞRUDAN MÜŞTERİ İLİŞKİSİNİN 2025’İN KİLİDİ OLARAK GÖRÜYORUZ" Hüseyin Oruç, şirket Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Amerika’da gerçekleştirdikleri bağımsız müşteri ziyaretlerine de özel bir parantez açarak şunları söyledi; "Bu birebir ilişkiler sayesinde mevcut projeleri değerlendirdik, ürün performanslarına ilişkin geri bildirimleri yerinde aldık ve yeni talep trendlerini gözlemledik. Bu sayede uluslararası iş birliklerimizi derinleştirdik ve yeni projeler için güçlü bir başlangıç yaptık." "SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME HEDEFİMİZDEN TAVİZ YOK" ÜÇEL Kauçuk’un üretim gücüne, yenilikçi AR-GE yaklaşımına ve çevreci üretim modeline de değinen Oruç, şirketin gelecek dönem yol haritasını şu sözlerle özetledi; "Geleceğin pazarlarını bugünden hazırlıyoruz. Daha yüksek teknolojiye dayalı ürünler, çevreci üretim teknikleri ve müşteri odaklı mühendislik çözümleriyle global pazarda sürdürülebilir büyümeye kararlıyız."

Makine Sektörü MEEXX Fuarı’nda buluştu Haber

Makine Sektörü MEEXX Fuarı’nda buluştu

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) ve BTSO iştiraki KFA Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle düzenlenen Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX) Bursa Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Makine sektörünün yenilikçi platformu olarak öne çıkan fuarda bu yıl toplam 30 bin metrekarelik alanda 120’ye yakın firma son teknoloji ürünlerini yerli ve yabancı alıcılarla buluşturuyor. Türkiye’nin önde gelen makine üretim ve ihracat merkezi Bursa, sektörde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Makine İmalatçıları Birliği ve KFA Fuarcılık iş birliğiyle bu yıl yeni bir vizyona kavuşan Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX) makine üreticileri, teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve tedarik zincirinin tüm paydaşlarını aynı platformda bir araya getiriyor. 6 Aralık’a kadar devam edecek fuara Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya’dan nitelikli alım heyetleri de katılıyor. Makine Sektörü Teknolojik Bağımsızlığın Temeli Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık ve MİB iş birliğiyle düzenlenen Bursa Fuar Merkezi’ndeki yılın son fuarında sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. Burkay, makine sektörünün yalnızca sanayi dalı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını temsil eden en stratejik alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Yapay zekâdan sensör teknolojilerine ve karanlık fabrikalara uzanan yeni üretim döneminde geri kalmanın mümkün olmadığını söyleyen Burkay, Bursa’nın makine üretiminde köklü tecrübesi ve dünya çapında söz sahibi firmalarıyla önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. “Üretmek Tek Başına Yeterli Değil” Burkay, “Türkiye makine sektörü 57 bin girişimcisi ve 28 milyar dolarlık ihracatı ile Türkiye’nin lokomotifi durumunda. Ancak bunun yanında sektörde 45 milyar dolar ithalat yapıyoruz. İthal edilen makinelerin yüzde 70’i ise ülkemizde üretimi yapılan makineler. Bu nedenle fuarların, teknolojimizi tanıtmak ve yerli üretimi küresel pazarlara taşımak adına kritik bir görevi var.” dedi. Üretmenin tek başına yeterli olmadığını, ürünlerin mutlaka dünya ile buluşturulması gerektiğini kaydeden Burkay, MEEXX’in hem yurt içi hem de yurt dışı alıcıların Bursa makine sektörünü yakından tanıması için önemli bir platform sunduğunu belirterek fuarın hayırlı olması temennisinde bulundu. Türkiye Avrupa’nın Dördüncü Büyük Makine İhracatçısı Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İğrek, fuarı yeni adıyla yeni bir milat olarak gördüklerini belirterek destekleri için BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a ve KFA Fuarcılık’a teşekkür etti. Konuşmasında makine sektörünün Türkiye ekonomisi için önemine dikkat çeken İğrek, “Yıllık makine üretimimiz 60 milyar doların üzerinde. 2024 ihracatımız 28 milyar dolar. 2002 yılına göre 14 kat artış sağladık.” dedi. Türkiye'nin makine ihracatında dünyada 13’üncü, Avrupa’da ise 4’üncü sırada olduğunu belirten İğrek, sektörün yüzde 70 yerlilik oranına, kilogram başına 6,2 dolar ihracat birim fiyatına ve 550 bin kişilik istihdam etkisine sahip olduğunu dile getirdi. “Fabrika Üreten Fabrikalarız” Küresel koşullara değinen İğrek, “Dünya çok zor bir dönemden geçiyor. Küresel talep daralıyor, Avrupa’da ekonomik yavaşlama ve belirsizlik mevcut. Çin ve Güney Asya’nın agresif fiyat rekabeti tüm pazarları zorluyor. Finansman maliyeti yüksek, kurların yatay seyri ihracat baskısını artırıyor.” dedi. Buna rağmen Türk makine sektörünün dayanıklılığını vurgulayan İğrek, “Türk makine sektörü en dayanıklı, en hızlı uyum sağlayan sanayi yapılarından biri. Krizlerden güçlenerek çıkmakla ilgili anahtarları olan bir sektörüz.” ifadelerini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın sözlerine atıfta bulunan İğrek, “Sayın Bakanımızın ifade ettiği üzere biz fabrika üreten fabrikalarız. Makine, Türkiye’nin en stratejik alanlarından biri. Son dönemde HAMLE, HiT-30, YTAK gibi tarihin en geniş kapsamlı yatırım teşvik programları devreye alınıyor. Kamu alımlarında yerli makine avantajı sağlanıyor, AB eko-tasarım ve yeşil dönüşüm destekleri mevcut. Tüm bu politikaları makine üretiminde bir üst lige çıkmamızı sağlayacak önemli adımlar olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı. “MEEXX Yeni ve Kritik Bir Eşik Olacak” Bu sıçramanın mühendislik kabiliyetiyle oluşturulacak farkla yapılabileceğini belirten İğrek, “Artık sadece fiyatla rekabet dönemi bitmiştir. Hedefimiz daha ucuza üretmek değil, verimli ve akılcı üretmek olmalıdır. Küresel rekabette geride kalma lüksümüz yok. Bu dönüşümün içinde olmak zorundayız. Özellikle Ar-Ge’de paradigma değişimine ihtiyacımız var. Gücümüzü bilimle, mühendislikle, eğitimle artıracağız.” ifadelerini kullandı. Fuarın yeniden Bursa’ya kazandırılmasına katkı sunanlara teşekkür eden İğrek, “Dünya zor bir dönemden geçiyor, rekabet sert, pazarlar daralıyor. Ama Türk sanayisi güçlü ve köklüdür. Sektör vizyon sahibidir, mühendislerimiz yetenekli, girişimcilerimiz cesurdur. Bu nedenle iddiamız nettir: Türkiye makine ve teknoloji üretiminde bölgesel değil, küresel güç olacaktır. MEEXX bu yolda yeni ve kritik bir eşik olacaktır.” diye konuştu. “Birlik Beraberlik Ruhunu Sanayimize Yansıtmak Zorundayız” Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise Bursa’nın birçok alanda olduğu gibi sanayide de Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Altun, “Riskler var, fırsatlar da var. Her millet kendi öz gücünden fırsat üretmek zorundadır. Biz fedakârlığı, birlik ve beraberliğiyle öne çıkan bir milletiz. Bu ruhu sanayimize de yansıtmak zorundayız” diye konuştu. Sektörün dayanışma, devlet desteği ve gerçeklerle uyumlu çok yönlü bir bakış açısıyla her krizi aşacağına inandığını dile getiren Altun, “Bu fuarlarda küçük bir temas, iyi bir diyalog büyük bir güvenin kapısını açabilir. Bu güveni Türk misafirperverliği ile birleştirerek başka milletlerde olmayan bu değerle rekabeti artırabiliriz. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, bereketli bir fuar diliyorum.” dedi. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret etti. Fuar; torna, freze ve CNC tezgâhlarının yer aldığı talaşlı imalat teknolojilerinden gaz altı, TIG, MIG ve punta sistemlerini kapsayan kaynak teknolojilerine kadar birçok alanda en yeni çözümleri bir araya getiriyor. Bilgisayar destekli tasarım ve üretimi geliştiren CAD/CAM uygulamaları, mekanik bakım ve arıza giderme teknolojileri, otomasyon ve robotik sistemler ile hidrolik ve pnömatik çözümler de fuarın öne çıkan teknoloji başlıkları arasında yer alıyor. Fuarda ayrıca canlı demo alanları, uygulamalı gösterimler ve seminerler ziyaretçilere dinamik bir deneyim sunuyor.

Maysan Mando’dan önemli başarı Haber

Maysan Mando’dan önemli başarı

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, önemli bir başarıya daha imza attı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından bu yıl 28’incisi düzenlenen "Bursa 250 Büyük Firma Araştırması- 2024" sonuçları, kentin ekonomik dinamiklerini ortaya koyarken, Maysan Mando da listedeki yükselişini sürdürdü. Bursa sanayisinin üretim, ihracat, istihdam ve katma değer performansını mercek altına alan bu önemli çalışmada Maysan Mando, 2023 listesinde 77. sırada yer alırken, 2024 listesinde ise 63. sırada yer aldı. Maysan Mando ayrıca sektörel sıralamada 18. sırada yer aldı. Maysan Mando’nun ilgili araştırma listesindeki bu ilerleyişi, şirketin Bursa ekonomisindeki ağırlığını ve istikrarlı büyüme performansını gözler önüne sererken, şirketin rekabet gücünü, operasyonel mükemmelliğini ve Bursa ile ülke sanayisine olan değerli katkısının da önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Sektöre yön veriyor Öte yandan, Güney Kore merkezli HL Mando ve Çukurova Holding ortaklığıyla faaliyetlerini sürdüren Maysan Mando, Türkiye ve Avrupa’da ağır ticari araç segmentinde pazar liderliğini korurken, binek ve hafif ticari araçlardan otobüs, kamyon, traktör ve askeri uygulamalara kadar geniş bir ürün gamıyla sektöre yön veriyor. Şirket, Türkiye’deki orijinal ekipman üreticileri (OEM) ile yakın iş birliği içinde çalışarak bu yıl OEM pazarında liderliği ele geçirdi ve satış sonrası pazarda da lider konumunu güçlendirdi. Maysan Mando, Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla da otomotiv sektörünün geleceğine yön veren inovatif çözümler geliştirmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.