SON DAKİKA
Hava Durumu

#Arabuluculuk

Söz Bursa - Arabuluculuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arabuluculuk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!" Haber

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bakan Fidan, "Savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktararak, İsrail’in süreci uzatma eğiliminde olabileceğini ve ABD üzerinde etkili olmaya çalışacağını ifade etti. "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi" ABD ile İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığına dair değerlendirmelerin arttığını dile getiren Fidan, "Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp ‘müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım’ denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" şeklinde konuştu. "Savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz" Bakan Fidan, savaşın ardından Körfez ülkelerinde önemli değişimlerin yaşanabileceğini belirterek, savunma sanayii alanında yeni arayışların gündeme gelebileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin İran’dan beklentilerini ortaya koyabileceğini ve belirli şartlar karşılığında ekonomik iş birliğine yönelebileceğini ifade eden Fidan, "İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz" dedi. "Körfez ülkeleri, ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar" İran tarafından Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğun dikkati çeken Bakan Fidan, şöyle devam etti: "Körfez ülkeleri bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar, ‘Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu’ diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar." "Başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor" Mevcut durumun devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini dile getirdiğini aktaran Fidan, "Toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, Riyad’da düzenlenen toplantının İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. Fidan, "Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı yayma çabalarına karşı olduğunu vurgulayan Fidan, toplantıda İsrail’in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de gündeme getirdiklerini söyledi. Arabuluculuk ve Türkiye’nin rolü Bakan Fidan, Türkiye’nin istikrar odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirterek, taraflar arasında kazanım ve üstünlük arayışının öne çıkmasının çözümü zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin hem doğru teşhisler hem de yapıcı teklifler sunduğunu dile getiren Fidan, güçlü ve dengeli bir politika izlemeye devam edeceklerini kaydetti. "AB ile ilişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, daha iyiye de gidebilir" Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, Avrupa tarafında da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularında görüşmelerin sürdüğünü belirten Fidan, şu ifadelere yerdi: "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor."

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?" Haber

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı'nın savunma sistemleri ve savaş uçaklarına ilişkin söylemlerine yönelik, "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan saldırılar başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ve iç politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış" Orta Doğu'daki gelişmelerin giderek ağırlaştığını belirten MHP lideri Bahçeli, ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik operasyonlarının bölgede şiddeti artırdığını söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti: "ABD-İsrail koalisyonun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11'inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir. Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır." "Siyonist-emperyalist çıkar ortaklığının askeri ve politik iradesi nefretle sarılmıştır" Söz konusu saldırıların bölgeyi ateşe attığına dikkati çeken Bahçeli, askeri gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerin etkisiz kaldığını aktardı. Bahçeli, "Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır: Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır. Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Bunun yanında ABD Başkanı'nın, 'savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz' demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. "İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?" Gazze'deki çocuk ölümlerine de değinen Bahçeli, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını belirterek, şöyle devam etti: "2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkaran; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur? Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti? Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis'te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı'yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir." "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir" Orta Doğu'da Sünni-Şii husumeti çıkarmak isteyenlere karşı Müslümanların dikkatli olması gerektiğini dile getiren Bahçeli, İran'da Kürtleri silahlandırıp içten çökertme planı yapanlara dikkati çekti. Bahçeli, "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk, Kürt'ün kardeşi; Kürt, Türk'ün alın yazısı, kader ortağıdır" ifadelerine yer verdi. Bahçeli, İran'dan ateşlenen bazı füze ve İHA'ların Türkiye ve Azerbaycan hava sahasına yönelik risk oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin egemenlik haklarının ihlal edilemeyeceğini vurguladı. Bu olaylara ilişkin Tahran tarafından yapılan özür mahiyetindeki açıklamaları olumlu karşıladığını belirten Bahçeli, "9 Mart tarihinde, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep'te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyetidir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz" dedi. Türkiye ile İran'ın komşu iki ülke olduğunu belirten Bahçeli, iki ülkeyi karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyonlara dikkat edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bahçeli, "Elbette Türkiye'yle İran'ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal etmiyoruz" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarını etkiliyor" ABD-İsrail saldırılarının küresel enerji piyasalarını da etkilediğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret etti. Bahçeli şöyle konuştu: "Dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı fiilen kapatılmıştır. ABD-İsrail'in İran'ı hedef alan saldırıları küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır." "Türkiye arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" Bölgede barışın tesis edilmesi için diplomasi ve diyalog çağrısında bulunan Bahçeli, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini söyledi. Bahçeli, "Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" ifadelerini kullandı. "Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın" Bahçeli konuşmasında iç politikaya ilişkin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Erdoğan F-35'leri dostu Trump'tan alamadı. F-16'lar modernize edilemedi. Korkudan S-400'ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar" açıklamalarının gerçeği yansıtmadığına dikkati çekerek "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin. CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır. Allah'a çok şükür Türkiye'nin her şeyi vardır" dedi. "Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuştur" Ayrıca İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu davada mahkeme salonunda selamlama konuşması talebini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir. Milletimiz CHP'nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir" şeklinde konuştu.

Avukatlık kanunu'nda neler değişecek? İşte ilk detaylar Haber

Avukatlık kanunu'nda neler değişecek? İşte ilk detaylar

Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, "Bu maksatla Avukatlık kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık" dedi. Bakan Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosunun düzenlediği iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Gürlek, mülkün temelinin adalet, adaletin temelinin ise savunma hakkı olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Bu maksatla Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık. Yargı reformu strateji belgesinde savunmanın güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olarak önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununu güncelleyecek avukatların birlik, beraberlik ve belge temin yetkilerini genişletecek, stajyer avukatlara destek verecek düzenlemeler yapacağız. Amacımız avukatların mesleğini güven içinde saygınlıkla ve etkin şekilde icra edebileceği bir ortamı hazırlamaktır. Savunmanın güçlenmesi, yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise adaletin güçlenmesidir" dedi. Avukatlar yalnızca müvekkillerini temsil etmediğini aynı zamanda hukuk devletinin teminatı olduğunu anlatan Bakan Gürlek, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi uygulamalarda elde edilen başarılarda avukatların rolünün çok büyük olduğunu kaydederek, "Son yıllarda avukatlık mesleğini güçlendirmek için önemli adımlar attık. Hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. Hukuk fakültelerine, kaliteyi arttıracak düzenlemeler yaptık. E-duruşma sistemini hayata geçirerek avukatların yargılamalarda bulundukları yerden katılmasını sağladık. UYAP entegrasyonunu genişlettik. Bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını düşürdük. Mesleğe yeni başlayan avukatlar için baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği imkanı getirdik. Adli yardım gelirlerini arttırdık. Bunlar savunmanın sesine kulak verilerek hayata geçirilmiş düzenlemelerdir" diye konuştu.

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi! Haber

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi!

MÜZAKERE SÜRECİ VE UYUŞMAZLIK NEDENLERİ 13 Ekim 2025'te başlayan görüşmelerde bugüne kadar toplam 54 madde üzerinde anlaşma sağlanırken, ücret artışı ve sosyal hakları içeren 38 ana madde ve 1 yönetmelikte uzlaşılamadı. Arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kalması ve resmi raporun bugün sendikaya ulaşmasıyla birlikte süreç yeni bir aşamaya taşındı. Sendikanın grev kararı almasındaki temel etkenler şunlardır: Yetersiz Ücret Teklifleri: MESS'in ilk 6 ay için sunduğu teklifin kademeli olarak %10'dan %18'e çıkarılmasına rağmen, bu oran enflasyonun altında kaldığı gerekçesiyle kabul edilmedi. Kazanılmış Haklar: İşveren sendikasının mevcut hakları geriye götürecek tekliflerde bulunması uyuşmazlığın ana nedenlerinden biri oldu. Ekonomik Şartlar: Türk Metal, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında metal işçilerine sunulan bu tekliflerin "reva görülemeyeceğini" belirtti. "SÖZÜN BİTTİĞİ YER": GREV VE EYLEM KARARI Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu, bugün Ankara'da gerçekleştirdiği toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız" ifadelerini kullandı. Üyelerinin alın terini korumak ve insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek amacıyla grev kararının alındığı vurgulanırken, sonuç alıncaya kadar iş yeri sahalarında ve meydanlarda eylemlere devam edileceği bildirildi.

Bakan Tunç: 826 bin 548 dosya çözüme kavuşturuldu Haber

Bakan Tunç: 826 bin 548 dosya çözüme kavuşturuldu

 Hukuk anlaşmazlıklarında bunu sağlayan arabuluculuk uygulaması önemli bir kazanım. Her geçen yıl daha etkin hale getirdiğimiz arabuluculuk ile 2024 yılında 826 binin üzerinde dosyada taraflar el sıkışarak anlaştı” dedi. Adalet Bakanlığı tarafından hukuk uyuşmazlıklarının mahkemeye yansımadan dostane usullerle çözüme kavuşturulmasını sağlayan arabuluculuk uygulamasıyla 2024 yılı içerisinde 826 bin 548 dosya çözüme kavuşturuldu. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle adalete erişimin güçlendirildiğini, anlaşmazlıkların dostane bir şekilde çözüldüğünü ve toplumsal barışa katkı sağlandığını belirten Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bakan Tunç, sistemde aktif olarak 45 bin 154 arabulucunun görev aldığını vurgulayarak, arabuluculuğun başladığı 2013 yılından itibaren de 4 milyon 300 binin üzerinde dosyada anlaşma sağlandığını kaydetti. Arabuluculuk uygulaması kapsamında yargılamaların uzun sürmesi başta olmak üzere birçok sorunun giderilmesine katkı sağlanıyor. Uygulama hukuk sistemimize 2012 yılında 6325 sayılı “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu” ile kazandırıldı ve ilk olarak 14 Kasım 2013 tarihinde ihtiyari arabuluculuk ile uygulanmaya başladı. 2024 yılı içerisinde ihtiyari arabuluculuk kapsamında 613 bin 697 dosya ve dava şartı arabuluculuk kapsamında 212 bin 851 dosya olmak üzere toplam 826 bin 548 dosyada anlaşma dostane bir şekilde sağlandı. 'TOPLUMSAL BARIŞA KATKI SAĞLIYOR' Arabuluculuk uygulamasının başladığı günden bu güne 4 milyon 316 bin 754 dosyada taraflar anlaşıp el sıkıştı. Toplumsal barışa katkı sağlayan arabuluculuk uygulamasından alınan olumlu geri dönüşlerle birlikte kapsamı da genişletildi. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve tarımsal üretim sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.