SON DAKİKA
Hava Durumu

#Aselsan

Söz Bursa - Aselsan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aselsan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Memişoğlu’ndan Hantavirüs açıklaması: "Salgın riski yok, müsterih olun" Haber

Bakan Memişoğlu’ndan Hantavirüs açıklaması: "Salgın riski yok, müsterih olun"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında sağlık gündemine dair açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır. Türkiye, COVID-19 pandemisinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya ispat etmiş bir ülke. Bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden bir tanesi olduk. Şu anda da sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü salgını önlemeye ve takip etmeye muktediriz. Bu tip risklere karşı paydaşlarımızla birlikte hazırlıklıyız" dedi. Hantavirüs testi yapılan 5 vatandaşın test sonuçlarının negatif olduğunu açıklayan Memişoğlu, "İki vatandaşımız gemiden daha önce ayrılmıştı, onları da karantinaya aldık. Üç vatandaşımızı kendi uçağımızla gemiden indikleri andan itibaren izole şekilde aldık. Bu beş kişinin Hantavirüs testleri negatif çıktı, 42 günlük karantina süreci devam ediyor" diye konuştu. "TÜRKİYE SAĞLIK SİSTEMİYLE DÜNYADA EN İYİ SAĞLIK HİZMETİ SUNAN ÜLKELERDEN BİRİ OLMUŞ DURUMDA" Türkiye’nin sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bizim atalarımız ve medeniyetimiz sağlık sistemini hep ön planda tutmuş. Şimdi biz 2002’den beri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık alanında inanılmaz bir gelişim süreci yaşadık. Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda" şeklinde konuştu. "TÜSEB SON BİR SENEDE 2 BİN PROJEYİ DESTEKLEDİ" TÜSEB’in son bir senede 2 bin projeyi desteklediğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Türkiye esasında sağlık alanında üretim yapma konusunda TÜSEB’in, USHAŞ’ın kurulmasıyla son 10-15 yıl içinde önemli adımlar attı. Bu çalışmalar, bir buçuk sene evvel Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle ortaya koymasıyla çok daha yoğunlaşmaya başladı. Biz ‘Üreten Sağlık’ modelinin merkezine Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını koyduk. TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi" ifadelerini kullandı. CAR-T hücre tedavisindeki uygulamaların aralık ayından beri yapıldığı vurgulayan Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti: "Üreten Sağlık Portalı’nı oluşturduk. Bu portal vasıtasıyla, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığında fikri, finansı ve üreticiyi bir araya getiriyoruz. Yani esasında yaptığımız şu; bilim insanının, fikir insanının fikrini, bilgisini alıp bunu finansla ve üreticiyle buluşturmak ve onu ticari ürün hâline getirmek. Ticari ürün haline getirme aşamasından itibaren Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle de büyük bir sağlık üretim sistemi, ekosistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Biz yaklaşık bir hafta evvel, yerli renkli doppler ultrasonografi cihazının üretim ve geliştirme süreçleri için imzaları attık. Böylece Türkiye iki sene sonra kendi doppler ultrasonografi cihazını üretebilir hâle gelecek. Hematolojik kanser, kan kanseri tedavileriyle ilgili 4-5 yere TÜSEB vasıtasıyla destek verdik. Yerli CAR-T hücre tedavisinde ilk üretim ve uygulamamızı aralık ayında Ankara Etlik Şehir Hastanemizde gerçekleştirdik ve birçok hastamıza başarıyla uyguladık. Antalya, İstanbul, Kayseri gibi başka illerde de başlıyor" "TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİCİSİNE VE BİLİM İNSANINA ÇOK BÜYÜK KATKISI VAR" Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanlarına katkısının yüksek olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Türkiye’de 985 tane çok kapsamlı klinik çalışma var, bunların 10’u yerli fikirle üretilmiş. Biz istiyoruz ki bu sayıyı artıralım. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB olarak Türkiye’ye faydası olacak yerli bir fikrin klinik çalışmalarını birlikte yürütüyorsak bu klinik çalışmalardaki hastalarımızın maliyetini Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılayacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Bunun Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var" dedi. "YERLİ KALP-AKCİĞER MAKİNESİNİ ASELSAN’LA BERABER ÜRETTİK" TÜSEB aracılığıyla 8 aşı için "Yerli Aşı Çağrısı"na çıkıldığını ve Hepatit A aşısını yerli üretim olarak yapıldığını söyleyen Bakan Memişoğlu, Hepatit A aşısının hastanelere verildiğini söyledi. Yutulabilir tablet şeklindeki endoskopi cihazını, dünyada birkaç ülkenin yapabildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin preklinik çalışmasını yaptığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik. İlk olarak Bilkent Hastanesine teslim ettik. Önümüzdeki günlerde ilk defa kullanacağız. Biz yerli üretilen, gerçekten millî değerleriyle yeni şeyler söyleyen her türlü girişimi ve teknolojik yatırımı destekliyoruz. Böylece Türkiye esasında sağlıkla ilgili yeni büyük bir yol kat etmeye başladı. Türkiye; sağlık turizmi dâhil, ilaç sanayisi dâhil, malzeme ve cihaz üreticisi dâhil, altyapısıyla sağlık sektörü olarak büyük bir potansiyele sahip. Bunu her zaman ifade ediyorum; bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmaktır" diye konuştu. "BİN 700 TANE KENDİ SAĞLIK ÜRETİCİMİZ VAR" Bakan Memişoğlu, "Bu ihracat hedefini başarabilecek bir altyapı ve insan gücüne, artı şu anda bunu yapabilecek kapasiteye sahip bir ülke Türkiye. Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var bizim. 800 tane ilaç fabrikamız, 200’ü kendi ilacını üreten fabrikamız var. Bunlara baktığınız zaman bilim insanlarıyla, şehir hastaneleriyle, TÜSEB’in desteğiyle biz bunu rahatlıkla başarabilecek bir kapasiteye sahibiz. Ama şu anda baktığınızda yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ilaç ihracatımız, 2-3 milyar dolar arasında bir sağlık turizmi kapasitemiz var ama bu bize artık yetmez. Biz bunun çok daha üstüne çıkabilecek altyapıya sahibiz" dedi. "SMA İLACIMIZI KENDİMİZ ÜRETİYORUZ ARTIK" SMA ilaçlarının Türkiye tarafından üretildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Bilim insanımız, mühendisimiz, sağlık üreticimiz üretsin. Biz Sağlık Bakanlığı olarak bunları sağlık sistemimizde kullanmaya hazırız. Yeter ki onlar üretsinler. Baktığınız zaman 2.000 tane proje destekliyoruz. SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık. Klinik çalışmalar başladı. SMA ilacının özel sektör ve onlarla beraber TÜSEB’in desteğiyle, TİTCK’nin ruhsatını verdiği preklinik çalışmasının son aşamasına gelerek insanlarımıza kullandırdığımız kendi SMA ilacımızı üretiyoruz. Ben bunu uluslararası alanda da söylüyorum; Türkiye artık sağlıkta sadece bir pazar gibi gözükmesin. Türkiye sağlıkta artık teknolojisinde, üretiminde bir ortaktır, bir rol ortaya koyucudur diyoruz" şeklinde konuştu. "SON BİR SENE İÇİNDE 7 MİLYON İNSANIMIZI TARADIK" ‘Koruyan Sağlık’ kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Memişoğlu, "‘Koruyan Sağlık’ kapsamında kanserle ilgili; biz ücretsiz olarak belli yaş grubundaki insanlara Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde kanser taraması yapıyoruz. Esasında tedaviden önce korunmayı ön plana tutmamız gerekiyor. Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık. Bunlardan 276 binini kanser şüphesiyle hastanemizden randevu alarak ikinci ve üçüncü basamaklarda takip ettik. Ve ileri tetkiklerle destekleyerek 28 bin kişiye erken kanser teşhisi koyduk. Böylece kanseri hem tedavi ettik hem de insanların yaşamını yeniden kazandırdık. ‘Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun’ diyoruz. Bu erken taramaları, ücretsiz taramaları Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplumumuzun özellikle gidip yaptırmasını istiyoruz" dedi. Sezaryen ameliyattan bahseden Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti: "Vatandaşımızın sağlıklı kalmak için de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını istiyoruz. Sadece hastalık için bizden hizmet almasınlar. Sağlıklı kalmak, sağlıkla yaşamlarını sürdürmek için biz onları Sigara Bırakma Polikliniklerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine bekliyoruz. Ben Sağlık Bakanıyım. İnsanlara sağlıklı olmayı ve nasıl sağlıklı kalınacağını da anlatmakla mükellefim. Nasıl sigara içmeyin diyorsam, sigara sağlığa zararlıdır diyorsam, sigara insanları öldürür, akciğer kanseri yapar, kalp krizi geçirme riskini artırır, damar hastalıklarına neden olur diyorsam; sezaryenin de bir ameliyat şekli olduğunu, zorunlu kalmadıkça sezaryen yapılmaması gerektiğini, fizyolojik olanın yani doğal olanın normal doğum olduğunu, vajinal doğum olduğunu, hem anne sağlığı açısından hem de çocuk sağlığı açısından normal olanın doğal doğum olduğunu söylüyorum." "TÜRKİYE’DE İLK DEFA GEÇEN SENE SEZARYEN ORANI DÜŞME MEYLİNE GİRDİ" Türkiye’de sezaryen oranının ilk defa geçen sene düşme meyline girdiğini ifaden Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bu ameliyat türü (sezaryen) ne zaman gerekli? 10 doğumdan en fazla bir buçuğunda; yani 1 ile 1,5 arasında. Ama biz şu anda Türkiye’de 10 doğumdan 6’sını, yarısından çoğunu sezaryen yapıyoruz. 59,7 şu anda sezaryen oranımız. İlk doğumda sezaryen oranımız yüzde 30,4; yani 3 doğumdan 1 tanesi. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü tıbbi olarak 10 doğumdan 1 tanesinin sezaryen olması gerektiğini söylüyor. Şimdi eğer siz 10 doğumdan 6’sını sezaryen yapıyorsanız demek ki en az 4’ünü isteğe bağlı sezaryen yapıyorsunuz. Biz her hastanede koordinatör ebeler görevlendirdik. Ebelerin doğuma girmesini ve onu koordine etmesinin mevzuatının altyapısını oluşturduk. İlk kez anne olacak anne adaylarına gebeliğinin son üç ayında ebelerimiz eşlik edecek. ‘Annelik Yolculuğu’ diye bir telefon uygulaması yaptık. Hastanelerimizde, Aile Hekimliklerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde Gebe Okulları oluşturduk." "Ben anne adaylarımızla ve hekimlerimizle hep beraber sezaryen oranlarımızı sağlıklı hale getirmek istiyorum. Şu anda Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi yıllar sonra. Bunu biz hep beraber daha da düşüreceğiz."

Bahçeli: Türk ve Kürt anca beraber kanca beraberdir! Haber

Bahçeli: Türk ve Kürt anca beraber kanca beraberdir!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, İran-İsrail-ABD savaşı ve Terörsüz Türkiye başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramazan Bayramı’nı geride bıraktıklarını anımsatan Bahçeli, Bayram boyunca savaşların devam ettiğini belirterek, "Ramazan Bayramı’nı doğasına müzahir şekilde hangi seviyede kutlayabildiğimizi elbette takdirlerinize sunuyorum. Siyonist-emperyalist cinayet şebekesi Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi" açıklamasında bulundu. "ARAMIZA SAÇILMAK İSTENEN NİFAK TOHUMLARINI ÇÜRÜTMEK İÇİN HER ZAMANKİNDEN FAZLA ARZULUYUZ" Bahçeli, etrafa kanla, silahla, şiddetle çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ettiklerinin altını çizerek, "Milli birlik ve kardeşliğimizin güçlenen iç barış ve huzur ortamının en büyük direncimiz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız, sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceğiz. Biz kavgayı ağacın yaprağına yazıyoruz, sonbahar gelince yapraklar kurusun diye. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgar esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneş açınca erisin diye. Dostluğu, kardeşliği ve hasbi sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazıyoruz, onlar büyüsün de dünyayı A’dan Z’ye sarsın diye. Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kudretli bir devlet gayretimizdir" ifadelerine yer verdi. "‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ HEDEFİ ÖNÜMÜZDEKİ TARİHİ BİR FIRSAT KAPISIDIR" Türkiye’nin küresel güç olması için yeni bir imkan doğduğunu belirten Bahçeli, "Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı barış ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık Türk-İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyor, bu zulmetin son bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliğin ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayış ve özlemindeyiz. fBöylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye’mizi de bir kutup başı yapacaktır" diye konuştu. Katar’da kaza kırıma uğrayan helikopterdeki şehitlere ilişkin de konuşan Bahçeli, "Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, Bunun sonucunda bir askerimizin ve iki Aselsan çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum" dedi. "ABD, İSRAİL VE İRAN’IN AÇIKLAMALARI BARIŞ ÜMİTLERİNİ SEKTEYE UĞRATMAKTADIR" Bahçeli, Birleşmiş Milletler’in kurulduğu günden beri en aciz dönemini yaşadığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Trump’ın ‘İran’ı yok edeceğiz’ tehdidi, İran Dışişleri Bakanı’nın ‘Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir’ açıklaması, İsrail Başbakanı’nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek ‘Savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini’ ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır. Siyonist-emperyalist haydutluğun, dünya için stratejik öneme haiz İran’ın Pars Doğal Gaz Sahası’nı ve Natanz Nükleer Tesisini vurması, bunun ardından İran’ın, Katar ve Suudi Arabistan’daki rafinelerin yanında İsrail’in nükleer sahası olan Arad ve Dimona’ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kabus senaryolarının tedavüle sokulması, Üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, Üçüncü Dünya Savaşı’nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, Enerji krizinin kapıya dayanması, bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı’nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir." "‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ HEDEFİMİZE DUDAK BÜKENLER ŞİMDİ KÖŞE BUCAK SAKLANMAKTADIR" İran’ın dini liderlerinin, devlet ve siyaset hayatındaki üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınmasına rağmen rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen İran halkının saldırılara karşı etten duvar ördüğünü dile getiren Bahçeli, "Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki, bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden "Terörsüz Türkiye" hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamd olsun teyit edilmiştir. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Terörsüz Bölge’ çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "TÜRK İLE KÜRT BOZULMAYACAK KARDEŞLİĞİN NİŞANESİDİR" Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, Türkiye’nin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyu olduğunu kaydederek, "Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz" dedi. "'TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ HEDEFİ KAPSAMINDA İHTİYAÇ DUYULAN, HUKUKİ DÜZENLEMELER YERİNE GETİRİLECEKTİR" Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde hukuki adımların da atılacağını da söyleyen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti: "'Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır.Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. ‘Terörsüz Türkiye’ dedik, Allah’ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur." "TÜRK İLE KÜRT ANCA BERABER KANCA BERABERDİR" Bayramın ardından, söz konusu reformların aşama aşama hayata geçeceğine inandığını vurgulayan Bahçeli, "Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan maşeri vicdanın beklentisine müzahir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye’mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir, gerçekçi milletseverlik ve milliyetçiliktir. Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir. Birliğin olduğu yerde dirlik vardır, esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır, ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve teenni ile yol alacağız. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE MEVSİMLİK BİR MACERA DEĞİLDİR" Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ süreci sonunda bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecek bir ülke olacağının altını çizen Bahçeli, "Türk milleti kardeşliğine ve kaderine önşartsız sahip çıkacak. Terörsüz Türkiye belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir; bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynu eğik çıkacak taraflar da asla olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli tuluat tiyatrosu değildir; özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlakı hâkimdir. Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliğiyle Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır" dedi. "Dışişleri Bakanımız son derece dengeli şekilde Türkiye’nin mesajlarını anlatmaktadır" Türkiye’nin, ABD-İsrail ortaklığının İran’ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle icra ettiğini kaydeden Bahçeli, "Memnuniyetle söylemeliyim ki, Türk dış politikasının uygulayıcıları; görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde cesur ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımızın diplomatik temasları aralıksız sürmektedir. Dışişleri Bakanımız son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye’nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarına anlatırken, faal şekilde barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır" şeklinde konuştu. "ULUSLARARASI TOPLUM SICAK SAVAŞ ORTAMINA TRİBÜNDEN BAKMAYI TERK ETMELİDİR" Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş ikliminin yalnız bir bölgeyle sınırlı kalmayacağını, yayılacak ve yaygınlaşacağını belirten Bahçeli, "Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin, buna bazı İslam ülkeleri de dahil İspanya Başbakanı’nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündemiç hareket etmeleri insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihi bir mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabii hakkımızdır. Çünkü bu dünya insanım diyen herkesin ortak yaşam alanıdır" ifadelerini kullandı. "ASIL REJİM DEĞİŞİKLİĞİ, ASIL YÖNETİM DEĞİŞİMİ İSRAİL’DE YAŞANMALIDIR" Bahçeli, masum insanların ölümünün cinayet olduğunu ve cinayete ortak olanların da insanlık karşısında suçlu olduğunu vurgulayarak, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in ABD’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail’in 20 Mart’ta Suriye’nin güneyindeki askeri alt yapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerilimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur. Lübnan’a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Ortadoğu’nun kanayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz, 59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınamamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir" açıklamasında bulundu.

Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol: ''Çelik Kubbe'yi adım adım inşa ediyoruz" Haber

Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol: ''Çelik Kubbe'yi adım adım inşa ediyoruz"

Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol, "Dünyada savaştan değil barıştan beslenen bir nesil yetişiyor. TEKNOFEST kuşağı gönlüyle vicdanıyla da fark oluşturuyor. Dünyanın en modern yaklaşımlarından Çelik Kubbe'yi adım adım inşa ediyoruz. Gece gündüz milletimizin desteğiyle dur durak bilmeden çalıştığımızı buradan rahatlıkla söyleyebilirim. Aselsan Ankara'da Avrupa'nın en büyük radar ve elektronik harp tesisine sahip. Bu teknolojide de dünyanın son teknolojisine ulaşmış durumdayız" dedi. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, teknolojiye gönül veren milyonları bu kez İstanbul'da buluşturdu. Aselsan tarafından geliştirilen Çelik Kubbe unsurları da TEKNOFEST'te sergilendi. Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol, "Şu anda Aselsan'nın geliştirdiği sistemlerin önünde duruyoruz. Çelik Kubbe'nin bazı unsurları. Tüm bu işler insanla oluyor gerçekten. Aselsan'nımızın ve şirketlerimizin ve savunma sanayinin esas gücü o yetişmiş insan kaynağıdır. O yüzden TEKNOFEST geleceğin projelerini geliştirecek gençlere yapılan en büyük yatırım en önemli faaliyetlerden biri. Buranın paydaşı olmak parçası olmak bizim için gurur verici. Her geçen gün büyüdüğünü görmek geliştiğini görmek, her TEKNOFEST'te bir seviye ilerlediğimizi görmek, milletimizin desteğini görmek bizi oldukça memnun ediyor. Buralarda geleceğin teknolojilerinde yapacaklarımızın yarışmalarını yapıyoruz. İşte bugün hava savunma sistemlerimizin önünde duruyoruz arkamızda gelişmiş hava savunma sistemleri var. Şu anda hava savunma sistemleri yarışması devam ediyor. TEKNOFEST içerisinde. Hemen yan tarafımızda insansız deniz araçlarımız var" ifadelerini kullandı. "DÜNYADA SAVAŞTAN DEĞİL BARIŞTAN BESLENEN BİR NESİL YETİŞİYOR" "TEKNOFEST kuşağı gönlüyle vicdanıyla da fark oluşturuyor" diyen Akyol, "Geçtiğimiz haftalarda insansız sualtı araçların yarışmalarını yaptık. İşte yapay zeka ile ilgili bütün ürünlerde çalışıyoruz. Hemen arkamızdaki stantlarda havacılıkta yapay zeka yarışmaları var. Dolayısıyla savunma sanayinde tarıma gıdadan afete bütün teknolojilerde burada ciddi bir çalışma var. Yabancı konuklarımız oldu gerçekten birçoğu hayranlıkla bu festivali bu etkinliği takip ediyorlar. Biz paydaş olmaya destek olmaya devam edeceğiz. Bu gençlerle geleceğin Türkiye'sini inşa edeceğiz. Ama aynı anda aklıyla bilgisiyle gerçekten fark ortaya koyan bu Gençlik, bu TEKNOFEST kuşağı gönlüyle vicdanıyla da fark oluşturuyor. Buralarda dünyaya barış ve huzuru tesis edecek bir nesil yetişiyor. Dünyada savaştan değil barıştan beslenen bir nesil yetişiyor. Yıkan, yakan yıpratan değil imar eden bir nesil yetişiyor. Bunların desteklenmesi bunların giderek artması ülkemizin geleceğinin teminatıdır" ifadelerini kullandı. Çelik Kubbe'nin adım adım inşa edildiğini söyleyen Akyol, "Aselsan, 50 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra ambargolardan ders almış bir milletin iradesiyle kurulmuş bir şirket. O gün aldığımız ders kimseye muhtaç olmadan bağımsız bir savunma sanayini inşa etmekti. Bugün 50'nci yılda geldiğimiz noktada Avrupa'nın en büyük hava savunma sistemlerini üretici tesislerin inşaatına başladık. Sayın Cumhurbaşkanımızla dünyanın en modern yaklaşımlarından Çelik Kubbe'yi adım adım inşa ediyoruz. Dünya çapında bir iş geldiğimiz seviye gerçekten gurur duyulacak bir seviye ama yapılacak çok iş olduğunu, daha fazla üretmek için gece gündüz çalıştığımızı ve her geçen yıl bir öncekinden daha fazla sistemi teslim ettiğimizi söyleyebilirim. Kahraman ordumuz bunların yerleşimini nerede kullanılacağını ne kadar kullanılacağını ne zaman kullanılacağını çok iyi bir şekilde planlıyorlar. Bize düşen teknolojik olarak yeni sistemleri eklemeye devam ederken kazandığımız yeteneklerden daha fazla üretmek. İşte son teslimat töreninde cumhurbaşkanımızın katıldığı törende 47 unsuru teslim ettik ama her geçen gün ve yıl daha fazlasını teslim edecek yeni yetenekler ekleyecek şekilde yol haritamıza sabit bir şekilde devam ediyoruz. Gece gündüz milletimizin desteğiyle durdurak bilmeden çalıştığımızı buradan rahatlıkla söyleyebilirim. Etkinliklerimizin bir kısmını burada milletimizin de görmesine imkan sağlandı, ben tekrar destekli" ifadelerini kullandı. Radar sistemi hakkında konuşan Akyol, "Radarlarda Çelik Kubbe'nin parçaları havada olan bütün tehditleri erken safhada görmek ona göre hava sahasını kontrol etmek üzere kurgulanmış şunu söyleyebilirim Aselsan Ankara'da Avrupa'nın en büyük radar ve elektronik harp tesisine sahip bu teknolojide de dünyanın son teknolojisine ulaşmış durumdayız. Galyum nitrat tabanlı radar sistemlerini entegre devresinden başlayacak şekilde tamamını geliştirmiş ve üretmiş durumdayız. Daha fazlasının teslim edilmesi, daha uzun menzillere çıkılması yönünde de devamlı bir AR-GE çalışması yapıyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.