SON DAKİKA
Hava Durumu

#Asgari Ücret

Söz Bursa - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı Haber

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısını Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Yerleşkesi’nde gerçekleştirdi. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu, Şube Konferans Salonu’nda, Bursa Milletvekilleri Mehmet Atmaca, Ahmet Kılıç, Hasan Toktaş, Selçuk Türkoğlu, Orhan Sarıbal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Tözün Bingöl, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Mahmut Demiröz, Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Mehmet Şen, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Cenk Köklü, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Faruk Çolak, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Veli Koç, Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Adem Zambak, Makina Mühendisleri Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çarıkçı, İç Mimarlar Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Aras, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Onur Çinko, TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanları ve İMO Bursa Şubesi üyeleri katılımıyla gerçekleşti. İMO Bursa Şubesi 19. Dönem Olağan Genel Kurulu’na siyasi partiler ve yerel yönetim temsilcilerinden yoğun ilgi gösterildi. Divan Kurulu’nun seçilmesi ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Genel Kurul’da konuşan, İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin gerçekleştirdiği faaliyetler, kent gündemine yönelik çalışmaları ve üyelerine yönelik etkinlikleri ile açıldığı günden bugüne dek daima örnek bir oda olduğunu belirterek, “19. Dönem Yönetim Kurulu olarak, mesleğimizin etik değerlerini ve kamuoyu gözündeki saygınlığını koruyabilmek ve hak ettiği kıymete ulaştırmak için bütün gayretimizle çalıştık. Şubemiz, üyelerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sosyal etkinlikler düzenlemek gibi sınırlı yetkilere sahip olmasına rağmen; meslek odasının asli görevlerinden biri olduğuna inandığımız meslek itibarını hak ettiği seviyeye taşımak adına, görev süremiz boyunca mesleğimiz ve meslektaşlarımız için girişimlerde bulunmaya, kanun ve protokol teklifleri sunmaya ve bu çalışmaların hayata geçmesi için mücadele etmeye devam etmiştir. 1954 yılında çıkarılmış 6235 sayılı TMMOB Yasası o günün koşullarında oluşturulmuş ve meslek odalarının tüzel kişilik kazanması açısından çok önemli bir kanundur. Kanunda kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak olan TMMOB; Ne yazık ki o kadar çok sığ ideolojik söylemler altında boğulmuştur ki meslek adına yaptığı çalışmalar bu söylemlerden kendini sıyırıp gösterememiştir. Bu sebeple, meslek odaları sadece meslek ve meslektaş siyaseti yaparak, her siyasi partiye eşit uzaklıkta değil eşit yakınlıkta durarak diyalog kurmalıdır. Bizler, meslek sorunlarını çözmek adına hedeflerimizi belirlemiş, odaları siyasetin arka bahçesi yapan değil siyaseti sorunların çözümü noktasında en büyük araçlardan biri olarak gören yönetim metodumuz ile yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz. Bu gerekçelerle 1954 yılının şartları ile oluşturulmuş bu TMMOB Yasası ile bugün mühendis ve mimarların yaşadığı problemleri çözüme kavuşturmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve üyelerinin bu birliğin gerekliliğine inancını sürdürmek mümkün olamamaktadır. Ülke çapında yaygın olamayan, örgütsüz bir yapılanma ile gerçekçi ve amaca yönelik hiçbir başarı sağlanamayacağı da açıktır. TMMOB’da 71 yıldır sürdürülen merkezi demokrasi anlayışının artık yerelden yönetim şekline dönüşmesinin, temsil ve müdahale açısından son derece faydalı olacağı açıktır. Bu sebeple TMMOB dışındaki bütün odalarda olduğu gibi il odacılığı yönetim sistemine geçilmeli; İMO Bursa Şubesi artık “Bursa İnşaat Mühendisleri Odası” olmalıdır. Bir diğer taraftan ise 1938 yılında yürürlüğe girmiş olan Meslek Kanunumuzun günümüz şartlarına uygun hale getirilerek güncellenmesi, meslektaşlarımızın hak ve sorumluluklarının olması gereken seviyeye çıkartılması artık bir zorunluluktur. İnşaat mühendisleri, yaptığı eserlerle insanların barınma, çalışma, ulaşım ve altyapıya kadar her alanda ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bizler attığımız imzalar ile yaptığımız her projeden ömür boyu sorumlu tutulan bir mesleğin mensuplarıyız. İnşaat mühendisi hata yaptığında, bir değil yüzlerce hatta binlerce kişinin zarar görme olasılığı vardır. İnşaat Mühendisliği medeniyet mesleğidir. Son derece önemli olan mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğu bugüne kadar yaşadığımız depremler ile bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. “Altın” kıymetindeki mesleğimiz, üzülerek söylüyorum ki, hak etmediği şekilde her geçen yıl irtifa kaybetmektedir. Ama bilinmelidir ki ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak mesleklerden bir tanesi de kuşkusuz İnşaat Mühendisliği mesleğidir” dedi. Depremi Beka Sorunu Olmaktan Çıkartmanın Tek Yolu İnşaat Mühendisliğini Ayağa Kaldırmak “Gelecek nesillerin meslek ilkeleri ve etik kurallarına bağlı yetişmesi, gelecekte olası depremlerin afet haline dönüşmemesi için deneyimli meslektaşlar olarak bizlere büyük sorumluk düşmektedir” diyen Serdar Atilla Erdem, şunları söyledi: “Gençlerimizi iyi yetiştirmek, değerlerimizi korumak, birlik ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Elbette bunlar bizlerin sorumlulukları olup kanun yapıcılara da bu anlamda önemli görevler düşmektedir. Bu çerçevede yeni dönemde meslektaşımız olan milletvekillerimizin de desteği ile TBMM İmar Komisyonuna Meslek Kanunu ile TMMOB Yasası ve Yetkin Mühendislik çalışmalarımızı sunmuş bulunuyoruz. Medeniyet mesleği dediğimiz inşaat mühendisliğinin Her geçen yıl itibar kaybına uğruyor olması asla kabul edilebilir değildir. Toplum ve kanun koyucular olarak bu mesleğin kıymetini bilip, itibarını hakkettiği yere getirmek için depremlerde daha kaç can kaybı vermemiz gerekiyor. 99 Depremi ve 6 Şubat Depreminde on binlerce insanımızı yitirirken devletimizin üzerine de milyarlarca dolar maddi yük binmiştir. Bu sebeple deprem bir beka sorunu değildir de nedir demeye devam edeceğiz. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise ’inşaat mühendisliği bilimi ışığında sektörümüzü ilgilendiren kanuni düzenleme, yönetmelikleri çağına uygun hale getirerek inşaat mühendisliğini daha etkin sağlamak adına depremselliğin asli meslek grubu olan biz inşaat mühendislerinin sorunlarını çözmekten geçer’ diyoruz. Acil çözüme kavuşması gereken bir başka önemli konu da SGK ile odamız arasında geçmişte imzalanmış ancak daha sonra iptal edilmiş olan protokolün tekrar yürürlüğe alınmasıdır. Meslektaşlarımızın yaptıkları görevin ehemmiyeti ve aldıkları sorumluluk ile doğru orantılı olacak şekilde ücretlendirilmesi en temel haklarıdır. Meslektaşlarımızın istihdam edildikleri iş yerlerinde işe giriş meslek kodlarının inşaat mühendisi olarak seçilmesi ve ücretlerinin, odamızın belirlediği inşaat mühendisi asgari ücret bedelinin altında olmaması adına SGK protokol görüşmeleri gerçekleştirdik, yeni dönemde yetki almamız halinde bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Eylül ayında çok sayıda meslektaşımızın katılımı ile odamız bünyesinde, mesleğimizin sorunlarını ve çözüm yollarını hedef alan, ülkemize örnek olacak inşaat mühendisliği çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çıktılarının çok değerli olduğu çalıştayımızı sonuçlandırıp raporladık. Bu raporumuzu yetkililere sunduk, takipçisi olacağız.” Kent Yöneticilerimiz Akademik Bakış Açısının Önemi Ve İhtiyacını Unutmamalı Son yıllarda yeni üniversiteler ve inşaat mühendisliği bölümlerinin açılmasıyla birlikte yeni üye sayısının giderek arttığını söyleyen Başkan Serdar Atilla Erdem, “Ülkemizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin geleceğini gençlere emanet etmiş ve demiştir ki; “Mühendislik, ülkemizin kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Bilim ve teknolojiye olan bu bağlılık, ülkemizi aydınlık yarınlara taşımak için en önemli adımlardan biridir. Sanat ve bilim, milletimizin ruhunu besler.” İşte bu şiarla bizler de mesleğimizin geleceğini gençlerimize emanet ediyoruz. Mesleğimizin etik değerlerinin korunması ve bilimsel bakış açısının geliştirilmesi onların elinde. Bu bilinci aktarmak, birlikteliği güçlendirmek de bizlerin elindedir. Deneyimli meslektaşlarımızın da gençlerimize destek olmak suretiyle bu bakış açısını aşılamalarını istiyoruz. Bu nedenle görev aldığımız dönem boyunca yaptığımız gibi deneyimli meslektaşlarımız ile genç meslektaşlarımızı buluşturacak toplantılar organize etmeye devam edeceğiz. İMO Bursa Şube olarak bugüne kadar çözüm odaklı ve yapıcı bir bakış açısı ile kent sorunlarına dair çözüm önerilerimizi sunduk. Bursa’daki birçok projeye baktığımızda da akademik bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Kent yönetiminde, akademik odaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşın taleplerini ve önerilerini almadan hareket ettiğinizde içinden çıkılamaz sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi sanayinin önemi tartışmasızdır. Ancak yaşamın sürdürülebilmesi için su, tarım, yeşil alan, barınma, ulaşım ve altyapı gibi temel ihtiyaçların da en az sanayi kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve diyoruz ki Bursa tarımı ile doğal kaynakları ile sanayisi, ulaşım ve altyapısı ile turizm ve kültürel varlıkları ile sürdürülebilir büyüyen vizyonu ile 2050 yılına tüm paydaşların içinde olduğu şeffaf ve ortak akılla planlanmalıdır. Bizler İMO Bursa Şubesi olarak, her defasında Bursa’nın sanayisi büyürken planlı ve sürdürülebilir gelişimin esas alınması gerektiğini vurguluyoruz. Sanayimizin nicelik olarak genişlemek yerine nitelik olarak derinleşme hedefi ile planlanması ve 1/100.000’lik çevre düzeni planı tamamlanmadan çakılacak her bir çivinin yanlış olacağının altını çiziyoruz. Bizler şehrimiz için mesleki deneyim ve bilgilerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu her alanda dile getiriyoruz. Kent yöneticilerimizin de alt yapıdan, üst yapıya, kentsel dönüşümden, ulaşıma kadar tüm yatırımlarda akademik bakış açısının önemi ve ihtiyacını unutmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak isteriz” diye konuştu. İMO Bursa Şubesi olarak Bursa’nın yarına olmayan tüm yanlışlara karşı durmaya devam edeceklerini vurgulan Başkan Erdem, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kim yaparsa yapsın, bedeli ne olursa olsun, yanlış her kararın sonuna kadar karşısında olacağımızı, olması gereken çözüm yolları ile her platformda yetki sahiplerine destek olacağımızı, mesleğimizin geleceğimizin güvenli ellerde olması için gayret edeceğimizi bir kez daha ilan etmek isteriz. Mesleğimiz ve Bursa’mız için dertlenen başta siz değerli meslektaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımızı güç birliğine davet ediyor ve diyorum ki Bursa hepimizin, hep birlikte hem mesleğimizi hem Bursa’mızı hak ettiği yere taşıyıp ayağa kaldıralım. Katılımcı Üye, Güçlü Oda şiarıyla bütün meslektaşlarımı yarın gerçekleşecek olan 20. Dönem Yönetim Kurulu seçimlerinde oy kullanmaya ve odamıza sahip çıkmaya davet ediyorum.” Genel Kurul, faaliyet raporunun okunmasının ardından Yönetim Kurulu Başkan Adayları Ferdi Tercanlıoğlu ve Serdar Atilla Erdem’in konuşmalarının ardından, aday Yönetim Kurulu Üyelerinin ve üyelerin konuşmaları, gündem maddeleriyle ilgili görüş ve temennilerin iletmesiyle son buldu. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısı 15 Şubat Pazar günü yapılacak seçimlerle devam edecek.

Kenan Pars’tan vekillere sert tepki: "Maaşımızı size bağışlayalım, yeter ki susun!" Haber

Kenan Pars’tan vekillere sert tepki: "Maaşımızı size bağışlayalım, yeter ki susun!"

Geçinemediğini söyleyen milletvekili ve emekli maaşı ile namus meselesini bir tutan vekilin açıklamalarına ateş püsküren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Maaşımızı bu vekillere bağışlayalım. Biz dalga geçilecek insanlar değiliz, 17 milyon nüfusumuzla asıl dalga biziz!” dedi. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; asgari ücret, açlık ve yoksulluk sınırının altında ezilen emekli maaşı ile ilgili iki milletvekilinin yaptığı açıklamalara sert sözlerle veryansın etti. ’BU KADAR ÇOK AĞLAMASINLAR’ Emekli maaşı ile ilgili siyaset cephesinden inanılmaz değerlendirmeler geldiğini kaydeden TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Bir milletvekilinin, aylık 500 bin liraya yaklaşan milletvekili ve emekli maaşına rağmen geçinmekte zorlandığı yönündeki açıklamasını hayretler içerisinde izledik. Şok etkisi oluşturan bu milletvekilinin ailesine ait köftecinin, 2023-2024 yıllarında 49,2 milyon lira kazanç beyan ettiği yönündeki haberleri de aynı şekilde şaşkınlıkla okuduk. 2026 itibarıyla milletvekili maaşı 273 bin 196 liraya ve emekli milletvekili maaşı da 177 bin 658 liraya yükseltildi. Söz konusu vekilin ‘Emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel bunları bir ay içerisinde idare et, yap. Meclis’te yemeklerin hepsine 5 defa zam yaptılar! Sizin yüzünüzden zamlı yiyoruz.’ Açıklaması gerçekten akıl almaz. Bu, nasıl bir düşünce yapısı?” diye konuştu. Emekliler ile adeta dalga geçildiğini kaydeden Kenan Pars, “Yine bir partiden başka bir partiye transfer olan bir milletvekilinin ‘Emekli maaşının üzerinde tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre’de yaşamıyorsun. Şu taraftan İngiliz geldiği zaman benim avrada bakacak da senin namusuna bakmayacak mı ya?’ sözleri, tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Milletin emanet ettiği koltuklarda oturan bu şahıslar, hangi ülkede yaşadıklarını bilmiyor galiba! Madem bu kadar çok ağlıyorlar, biz de bir kampanya başlatalım. Halihazırda geçinmeye yetmeyen emekli maaşımızdan, çoluk çocuğumuzun 3 kuruş rızkından alıp bu geçinemeyen vekillere bağış olarak gönderelim!” dedi. ’TORUNLARIMIZIN YÜZÜNE BAKAMIYORUZ’ En düşük emekli maaşının, kamuoyunun ısrarlı tepkisine rağmen ancak 20 bin lira seviyesine getirildiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in Ocak ayı rakamlarına göre; açlık sınırı 31 bin 223 liraya, yoksulluk sınırı da 101 bin 706 liraya çıktı. Asgari ücretin 8 bin 75 lira, açlık sınırının 11 bin 223 lira ve yoksulluk sınırının 81 bin 706 lira altında maaşa mahkum edilen emekli, tam anlamıyla ölüm-kalım savaşı veriyor. Emekliye acilen eşit maaş için intibak düzenlemesi yapılmalıdır. Emekli, bugün açlık sınırının da sınırlarını zorluyor. En düşük emekli aylığı, en azından asgari ücrete eşitlenmelidir. Emekli aylığı ile yaşam maliyeti arasındaki uçurum, her geçen gün daha da büyümektedir. Evde eşlerinin, çocuklarının, torunlarının yüzüne bakamayan emeklinin sorunları çözülmezse geçim sorununa bağlı toplumsal bunalım hali daha da derinleşecektir. Asgari değil, insanca yaşamak istiyoruz!” ifadelerini kullandı. ’ASIL DALGA, 17 MİLYONLA BİZİZ!’ Ocak ayı enflasyon rakamlarına da değinen Pars, "TÜİK'in rakamlarına göre; 2026 Ocak enflasyonu yüzde 4,84, yıllık enflasyon ise yüzde 30,65 olarak gerçekleşti. ENAG'ın verilerine göre de enflasyon; aylık yüzde 6,32, yıllık yüzde 53,42 oldu. Sokakta, çarşı-pazarda hissettiğimiz gerçek enflasyon ise yüzde 120'nin üzerinde. Aralık ayında enflasyon 0,89 iken ne hikmetse Ocak ayında yüzde 5'e yakın enflasyon çıktı! Bunun asıl nedeni, emekliye zam vermemek için Aralık enflasyonunu düşük tutmaktır. Bu, gerçek bir enflasyon değil. Yüksek fiyat artışları, emeklileri hızla yoksullaştırmaktadır. Bu nedenle, geçim kriterlerini karşılayacak adil ve sürdürülebilir bir aylık hesaplama sistemine acilen dönülmelidir. 2008'de eski kanundan gelen taban aylık kaldırılmasaydı. Ocak ayı emekli taban aylığı 50 bin lirayı bulacaktı. Yani bugünkü taban maaştan 30 bin lira fazla olacaktı. Emekliler olarak gerekli cevabı en yakın zamanda vereceğiz. Biz dalga geçilecek insanlar değiliz, 17 milyon nüfusumuzla asıl dalga biziz!" şeklinde konuştu.

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

CHP ve TÜRK-İŞ zirvesi: Gündem emekli aylıkları Haber

CHP ve TÜRK-İŞ zirvesi: Gündem emekli aylıkları

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay'ı ziyaret etti CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, beraberindeki heyetle TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay'ı ziyaret etti. Karasu, TÜRK-İŞ Genel Merkez'inde yapılan görüşmede TBMM Genel Kurulunda en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandığını hatırlattı. "Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında hem de genel kurulda emeklinin bu ücretle yaşayamayacağına, emeklinin bir sefalet ücretine teslim edildiğini ve bununla ilgili önerilerimizi, görüşlerimizi, fikirlerimizi ifade ettik. En azından en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine taşınması gerektiğini, emekliye ayrıca seyyanen bir zam yapılması gerektiğini genel kurulda ifade edeceğiz" dedi. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay ise, ziyaretinden ötürü CHP heyetine teşekkür etti. Atalay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler başladığı zaman bütün Komisyon üyelerine ve siyasi partilerin grup başkanvekillerine taleplerini ilettiklerini söyledi. Memur emeklilerinin memur sözleşmesinden istifade ettiğini ama işçi emeklilerinin işçi sözleşmesinden istifade edemediğini belirten Atalay, "Şu anda 5 milyona yakın zannediyorum en düşük emekli maaşı alan insanımız var. Bu ülkede en çok rahat ettirmemiz gereken insan topluluğu emekliler. Emeklilerin yaşam düzeyini belli bir noktaya çekmek durumundayız. İcraat noktasında inşallah bugün veya yarın en azından emeklinin arzu ettiği belli bir ücret seviyesine çekilir de emekli bir nefes alır" diye konuştu. CHP heyetinde Ulaş Karasu'nun yanı sıra CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Gamze Taşcıer ve Okan Konuralp yer aldı.

Özgür Özel’den Trump çıkışı: “Ya direneceğiz ya da herkesin tepesine binecek” Haber

Özgür Özel’den Trump çıkışı: “Ya direneceğiz ya da herkesin tepesine binecek”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingleri kapsamında, Çankırı'daki 15 Temmuz Milli İrade Meydanı'nda vatandaşlara seslendi. Ekonomi üzerinden AK Parti'yi eleştiren Özel, "AK Parti 24 yıldır iktidarda. Türkiye'yi nereden nereye getirdi. Yoksullukta Avrupa birincisi, işsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi, yoksullukta Avrupa birincisi. 5 alanda birden birinci. 5 altın madalyası yok, AK Parti'nin kara düzeninin 5 tane utanç madalyası var boynunda. Geçtiğimiz hafta Edirne'deydim, Edirneliler her hafta Yunanistan'a geçip orada alışveriş yapıyorlar. Türkiye'de etin kilosu bin lira, Yunanistan'da 500 lira. Bir otobüse doluşup, bir arabaya doluşup alışverişi oradan yapıp geliyor. Bin liralık eti Yunanistan'da 500 liraya alıyor. Bizde asgari ücret 500 Euro, Yunanistan'da bin 400 Euro. Bizden 3 katı fazla asgari ücret alıp yarı fiyatımıza et yiyebiliyorlar" dedi. "BU BİR SEFALET ÜCRETİDİR" Asgari ücrete ve en düşük emekli maaşına sonuna kadar itiraz ettiklerini belirten Özel, kendileri iktidara geldiklerinde bugünkü şartlarda en düşük emekli maaşının asgari ücretle eşit olacağını ifade ederek, "Emekliler emekli maaşının kaç para olacağını bekliyorlar. En düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında olacak. 19 bin 800 lira civarında olacak. Bu bir sefalet ücretidir. Buradan Çankırı'nın AK Partili, MHP'li emeklilerine söylüyorum, AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün en düşük emekli maaşı 1,5 çeyrek altın alıyor. Emekli maaşını 22 bin lira yapsalar ancak iki çeyrek altın alacak. AK Parti'den önce 8 çeyrek, AK Parti gelmiş 2 çeyrek. Bu AK Parti'nin kara düzenidir, bu haksızlıktır. Bu yıllarca çalışılan, alın teri dökülen, dirsek çürütülen, göz nuru harcanan ve devletin ‘yeter, sen çalışma, bugüne kadar sen bize baktın, şimdi çalışanlar sana bakacak' dediği emekliye haksızlıktır, vefasızlıktır ve vicdansızlıktır. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum, bu iktidar sizi bitirmiştir, bu iktidarı bitirme vakti şimdi size gelmiştir" diye konuştu. "CUMHURİYET HALK PARTİSİ İKTİDARINDA BUGÜN OLSA ASGARİ ÜCRET 39 BİN LİRA OLACAK" İktidara geldiklerinde vergide adalet sağlayacaklarını belirten Özel, "Tarihte ilk kez oluyor, asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugün olsa asgari ücret 39 bin lira olacak, söz veriyoruz. Ayrıca adaletsiz vergi düzenini değiştireceğiz. Bunlar gibi vergiyi tabana değil, tavana yayacağız. Çok kazanandan çok, az alandan az alacağız. Bu meydan gibi hiç kazanamayanlardan hiç vergi almayacağız. Bugün Türkiye dünyanın en acımasız vergi sistemini uygulamaktadır. 10 lira verginin en az 65'i dolaylı vergiler. Fabrikatörden de kapıdaki bekçisinden de aynı vergiyi alan dolaylı vergilerle dönmektedir. Elektriğe, suya, telefona, yoğurda, pirince, zeytin yağına, çocuk bezine multi milyarder de en gariban da aynı vergiyi ödemekte. Bunun üstüne vergilerin kalan yüzde 23'ü gelir vergisinden. Hepimizin daha eline almadığı maaşından alınan gelir vergisinden alınmaktadır. Geriye yüzde 11, çok kazanan üreticiden, ihracatçıdan, zenginden, holdinglerden, anonim şirketlerden aldıkları vergi. Yoksuldan yüzde 89 vergi alan, zenginden yüzde 11 iktidar alan AK Parti'nin kara düzeni gidecektir. Çankırı'dan sesleniyorum, bir devri kapatmaya, yeni bir devri açmaya geliyoruz. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak" şeklinde konuştu. "Biz bu ülkede kardeşlik ve huzur olsun istiyoruz" diyerek konuşmasını sürdüren Özel, "Kavga değil, milletin sorunun sorunları çözülsün itiyoruz. Ama ne yazık ki AK Parti yönetimi bunu istemiyor. O gerginlik istiyor ki yoksulluk konuşulmasın, o kavga istiyor ki işsizlik konuşulmasın, o kutuplaşma istiyor ki bu millet kucaklaşmasın, hep birlikte kurtuluşu aramasın. Bunun için 2026 yılının ilk mitinginde, Anadolu'nun bağrında, bu yarenler diyarında bütün Türkiye'ye diyorum ki Tayyip Erdoğan'ın kutuplaştırmasına inat kucaklaşmaya, düşmanlaştırmasına inat kardeşliğe, AK Parti'nin, MHP'nin seçmeniyle muhalefetin seçmeni omuz omuza vermeye, yoksulluğu yenmeye geliyoruz" ifadelerini kullandı. "ENFLASYON HEDEFİN İKİ KATINA ÇIKTI, FARKI BU MİLLETİN CEBİNDEN ÇIKTI" Enflasyonun hedeflerin çok üzerinde kaldığını kaydeden Özel, "Yüzde 17,5 enflasyon hedefiyle yola çıkıp yüzde 30 enflasyonla yılı bitirenlere soruyorum, bu yıl ne oldu, savaşa mı girdik, ekonomiyi allak bullak edecek afet mi oldu, ne oldu da ‘yüzde 17' deyip enflasyon yüzde 30'a çıktı?. Hedefin iki katına çıktı, farkı bu milletin cebinden çıktı. Bu ülkede maalesef 19 Mart'ta bir sivil darbe oldu. Ülkeyi seçimle kazanamayacaklarını görenler geleceğin iktidarına darbe yapmayı, geleceğin Cumhurbaşkanına darbeye yapmaya, Ekrem İmamoğlu'na darbe yapmaya kalkıştılar. Bütün kriz de buradan çıktı. Karşımızda darbe kendisine yapılınca, ‘koşun yardım edin' deyip, sonra sıkışınca rakibine darbe yapanlar var" dedi. "TRUMP 400 YILLIK KAİDEYİ AYAKLARININ ALTINA ALIRKEN ERDOĞAN KORKUSUNDAN BİR KELİME EDEMEMEKTİR" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Maduro'ya yönelik düzenlenen saldırı üzerinden eleştiren Özel, şu ifadelere yer verdi: "Bugün dünyanın öbür ucundaki Venezuela'da ülkenin liderine ve karısına Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir operasyon yapıldı ve ülke dışına kaçırıldı. Buradan açıkça söylüyorum. Maduro seçimleri güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulaklarına kulak kabartmadığında yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan ‘kardeşim Maduro' diyordu. Bugün Erdoğan'ın her lafı yiyip sustuğu, randevu almak için kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği, randevu almak için Amerikan malına vergi indirimi, Çin malına gergi bindirimi teklifi ettiği Erdoğan, Trump'ın Venezuela'ya darbesine, Maduro'yu alıp ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Buradan herkes görsün ki Erdoğan Maduro yanlış yaparken de yanlışa yanlış diyememiştir, bugün yanlış Venezuela'ya yapıldığında, Amerika, Birleşmiş Milletler sistemini alt üst ettiğinde, bugün Trump 400 yıllık kaideyi ayaklarının altına alırken Erdoğan korkusunda bir kelime edememektir. Bir danışmanı twit atmış, twitini sildirdiler. Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum. Sen Trump'tan korkan, meşruiyeti onun oval odasında arayan, doğruya doğru demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan bir siyasetin insanısın. Biz 6. Filo'yu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, geldiklerinde birileri kırmızı halı sararken düşman donanmasına bakıp ‘geldikleri gibi gidecekler' diyen anti emperyalistlerin partisiyiz." "TRUMP'IN DÜZENİ DÜNYA DÜZENİ OLAMAZ" Trump'a tepki gösteren Özel, "Dünyaya sesleniyorum, Trump'ın düzeni dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada, Anadolu'da Trump'ın tepesine bineceği bir cumhuriyet yoktur. Çünkü bu cumhuriyet, kanla, mücadeleyle ve emperyalizme, işgale direnerek kurulmuştur. Ne Trump'tan ne de Amerka'dan korkumuz yoktur, korkanlara yazıklar olsun" şeklinde konuştu.

Medya Buluşmaları'nda 2025 gündemi masaya yatırıldı Haber

Medya Buluşmaları'nda 2025 gündemi masaya yatırıldı

Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Medya Buluşmaları’ programında deneyimli gazeteciler Tayfun Çavuşoğlu ile Necati Kartal, geride bırakılmaya hazırlanan 2025’in yerel ve ulusal gündemlerine ilişkin dikkat çeken noktalara parmak bastı. Toplumsal farkındalığı artırma amacıyla pek çok projeye imza atan Osmangazi Belediyesi, Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde Medya Buluşmaları çerçevesinde 2025’te yerel ve ulusal gündemlerin öne çıkan detayları ile dönüm noktalarını baz alan önemli bir söyleşi gerçekleştirdi. Sevda Kurul’un moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide Bursa medyasının deneyimli iki usta kalemi Tayfun Çavuşoğlu ve Necati Kartal, çarpıcı ayrıntıları değerlendirdi. "Bursa’nın En Önemli Olayı Arap Şükrü Sokağı’nda Yapılan Yeni Düzenleme" Bursa gündeminin ana başlıklarına değinen Tayfun Çavuşoğlu, 2025’in kent özelinde en önemli detayının Bursaspor’un şampiyonluğu olduğunu dile getirdi. Yerel yönetimler açısından bakıldığında en dikkat çeken noktanın Arap Şükrü Sokağı’ndaki değişim olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Arap Şükrü Sokağı, tarihi niteliklere sahip bir bölge olmakla beraber, sonradan yapılan sundurma benzeri camekanlı yapılarla bir metrelik dar geçit haline dönüşmüştü. Osmangazi Belediyesi’nin burada yapmış olduğu çalışmayı çok değerli buluyorum. Turistikaçıdan bölge tarihi niteliğine kavuşurken, güvenlik açısından da gereği yapılmış oldu. Bir diğer önemli hadise de Hanlar Bölgesi’nde yapılan çalışmaların son şeklini almış olması. Eski Bursa ile yeni Bursa kucaklaşmış oldu. Son olarak yapılan otoparklar ve çevre düzenlemeleriyle beraber orada çalışmaların tamamlanması çok önemli." diye konuştu. Ayrıca basının en karanlık dönemlerinden birini yaşadığını da belirten Çavuşoğlu, basının cendere içinde görev yapmaya çalıştığını kaydetti. "ÜRETMEYEN BİR TÜRKİYE’YE DOĞRU GİDİYORUZ" Ekonomik açıdan Türkiye’yi 2026 yılında zorlu bir dönemin beklediğine işaret eden Kartal ise şunları söyledi: "Türkiye’de iktidarın sürekli oy kaybettiğini, muhalefetin güçlendiğini görüyoruz ama yakın zamanda bir seçim göremiyoruz. Ekonomik olarak da Mehmet Şimşek’in uygulamış olduğu talebi kısacağız ve bu şekilde enflasyonu düşüreceğiz üzerine kurulu ekonomi politikası neredeyse iflas etmiş vaziyette. Çünkü talebi durduracağız derken 30 milyon insanı yoksullaştırdılar. Türkiye’de belki de ilk kez açlık sınırının altında asgari ücret görüyoruz. Dün Ankara Sanayi Odası Başkanı çok önemli bir açıklama yaptı ‘90’lı yıllardan beri ilk kez Türkiye’de sanayinin, gayri safi milli hasıla içerisindeki payı 38 iken, yüzde 19.8’lere düştü’ diye. Yani üretmeyen bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz, yarı yarıya azalmış. Dolayısıyla ben ekonomik olarak iyi görmüyorum." Konuşmaların ardından Osmangazi Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Süleyman Çavlı, günün anısına gazeteciler Tayfun Çavuşoğlu ile Necati Kartal’a teşekkür hediyesi takdiminde bulundu.

Ticaret Bakanlığı'ndan asgari ücret uyarısı: "Fırsatçılığa kesinlikle izin verilmeyecek!" Haber

Ticaret Bakanlığı'ndan asgari ücret uyarısı: "Fırsatçılığa kesinlikle izin verilmeyecek!"

Ticaret Bakanlığınca 2026 yılı asgari ücretinin fiyatlama davranışlarına etkisine ilişkin yapılan açıklamada, haksız ve ölçüsüz fiyat artışına izin verilmeyeceği vurgulandı. Ticaret Bakanlığı tarafından 2026 yılı asgari ücretinin fiyatlama davranışlarına etkisine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde, 2026 yılı asgari ücreti yüzde 27 oranında artırılarak, net 28 bin 75 Türk lirası olarak belirlenmiştir. Belirlenen asgari ücretin, çalışma hayatımıza, üretim yapımıza ve ülke ekonomimize hayırlı olmasını temenni ederiz" ifadeleri kullanıldı. "FİYATLAMA DAVRANIŞLARI ÜZERİNDE GEREKÇE GÖSTERİLEREK HAKSIZ VE ÖLÇÜSÜZ FİYAT ARTIŞLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE İZİN VERİLMEYECEK" Belirlenen asgari ücretin ardından fiyatlama davranışlarına olumsuz etkilenmesine izin verilmeyeceği vurgulanan açıklamada, "Bu süreçte özellikle vurgulama gereği duyduğumuz husus, asgari ücret artışının, fiyatlama davranışları üzerinde gerekçe gösterilerek haksız ve ölçüsüz fiyat artışlarına dönüştürülmesine, Ticaret Bakanlığımızca kesinlikle izin verilmeyeceğidir. Asgari ücret, toplam maliyet unsurlarından yalnızca biri olup, artış oranının tüm mal ve hizmet fiyatlarına birebir yansıtılması ekonomik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bu çerçevede, ücret artışını bahane ederek fahiş fiyat uygulamalarına yönelen işletmelere karşı gerekli tüm idari ve hukuki tedbirler kararlılıkla uygulanacaktır" açıklamasında bulunuldu. "VATANDAŞIMIZIN ALIM GÜCÜNÜ HEDEF ALAN HİÇBİR UYGULAMAYA MÜSAMAHA GÖSTERİLMEYECEKTİR" Bakanlık açıklamasında sürekli denetimlerin gerçekleştirileceği aktarılarak, şu ifadeler kullanıldı: "Ticaret Bakanlığımız koordinasyonunda; Tarım ve Orman Bakanlığı, İl Ticaret Müdürlükleri ve İl Tarım Müdürlükleri denetim ekipleri ülke genelinde sahada aktif şekilde görev yapmaktadır. Ayrıca, Ticaret Bakanlığımıza bağlı İç Ticaret Genel Müdürlüğü ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından yoğun ve sürekli denetimler gerçekleştirilmektedir. Vatandaşlarımızın, haksız fiyat artışı ve fırsatçılık içeren uygulamalarla karşılaşmaları halinde, Ticaret Bakanlığımıza ve resmi bildirim kanallarına gecikmeksizin başvurmaları büyük önem arz etmektedir. Yapılan her bildirim titizlikle değerlendirilmekte ve derhal işleme alınmaktadır. Gerekli hallerde, idari para cezaları istisnasız uygulanacak tüketiciyi mağdur etmeye yönelik haksız fiyat uygulamalarına ilişkin yaptırımlar, güncellenmiş ceza tutarları üzerinden en ağır şekilde hayata geçirilecektir. Fiyat istikrarını bozan, piyasada adil rekabeti zedeleyen ve vatandaşımızın alım gücünü hedef alan hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir."

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu Haber

Asgari ücrette yüzde 27 zam: Bakan Işıkhan yeni rakamları duyurdu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir" dedi. Çalışanları ve dolaylı olarak toplumun tamamını ilgilendiren yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç sona erdi. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026’da geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında üçüncü toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında saat 18.00’de başladı. Toplantının ardından Işıkhan, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıkladı. "Talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 12 Aralık’ta başlattığı müzakerenin tamamlandığını ve yeni Asgari Ücret miktarının tespit edildiğini belirten Işıkhan, "Bakanlık olarak çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabii bu süreçte, sizin de çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük. Bu süreçte işçi konfederasyonlarımızla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerimizi yaparak, fikirlerini aldık ve onları, karar alma sürecine dahil ettik. Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü oluşturan sosyal diyalogun çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyoruz" diye konuştu. "SATIN ALMA GÜCÜNÜN KORUNMASI VE YAŞAM KALİTESİNİN GELİŞTİRMESİNİ HEDEFLEMEKTEYİZ" İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurlar olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, "Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp birlikte alın teri döktüysek Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Bu ülke çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınma, vatandaşımıza refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz" şeklinde konuştu. "HİÇBİR ZAMAN MUHALEFETİN POPÜLİST YAKLAŞIMLARINI DA CİDDİYE ALMADIK" Popülist olmadıklarını dile getiren Işıkhan, "Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda 'kimseyi dışarıda bırakmayan' bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır" ifadelerini kullandı. "TEMEL HEDEFİMİZ İŞÇİLERİMİZİ DE, İŞVERENLERİMİZİ DE MEMNUN EDECEK, BİR DENGE SEVİYESİNİN TESPİT EDİLMESİDİR" Türkiye’nin yarınlarının, bugünün emek ve üretim gücünü daha nitelikli hale getirerek güvence altına alınabileceğini vurgulayan Işıkhan, "Bu anlayışla, asgari ücrette de çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Burada temel hedefimiz işçilerimizi de işverenlerimizi de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesidir. Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "1 OCAK 2026 TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE; NET ASGARİ ÜCRET 28 BİN 75 LİRA OLARAK BELİRLENMİŞTİR" Son olarak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yaptığımız bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre nominal olarak 171 kat, reel olarak ise yüzde 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl bin lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl bin 270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.