SON DAKİKA
Hava Durumu

#Atatürk

Söz Bursa - Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel’den tarihi çağrı: "Kapı kapı gezip oyları teker teker toplamaya var mısınız?" Haber

Özgür Özel’den tarihi çağrı: "Kapı kapı gezip oyları teker teker toplamaya var mısınız?"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Tarihin en uzun, en kalabalık, en mücadeleci seçim sath-ı mailindeyiz. Bugün seçimin 298'inci günü. Çok kaçsalar bininci güne kadar kaçarlar. Gerekirse bin günlük seçim kampanyası neferi olmaya var mısınız? Kapı kapı gezmeye, köy gezmeye, bulup konuşup ikna etmeye, oyları teker teker toplamaya var mısınız?" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli'de gerçekleştirilen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine ve Merkezefendi Belediyesi Atatürk Bilim Merkezi açılışına katıldı. Programda konuşan Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, belediye başkanlarının şehirleri için günlük, haftalık değil 20 yıllık planlar yapması gerektiğini ve vizyoner olması gerektiğini belirterek, "Bugün burada bir binayı değil, geleceği gökyüzüne aydınlığa açan güzel bir kapıyı açıyoruz. Göreve geldiğimizde sizlere bir söz vermiştik. Hiç kimse bu şehirde yatağa aç girmeyecek, bu şehirde hiç kimse kendisini sahipsiz hissetmeyecek demiştik. Bugün karşınızda alnımız ak, başımız dik duruyorsak sizlerin verdiği destek sayesindedir. İyi ki varsınız. Bu yolculuğa ‘önce insan' diyerek çıktık. Ülke yangın yeriyken buna kayıtsız kalamazdık. Sosyal belediyeciliğe Denizli'de bir anlam kattık. Çocuklarımızı Hak Süt'le buluşturduk. Halk Et'i sizlerle birlikte açtık. Bu da yetmez dedik, marketlerimizi açtık. Son olarak mandıramızı açtık. Etimizi, sütümüzü, peynirimizi kendimiz üretiyoruz. Denizli'de sizlerle birlikte bir fırın kurduk. Halk Ekmek'i Denizli'nin dört bir tarafında sizlerle buluşturuyoruz. 50 mahallemizin 25'inde kadın çocuk yaşam merkezlerimizi kurduk. Kadın üretimin içerisinde olmalı dedik. Kadın kooperatiflerimiz ünlü markalara satış yapıyorlar. Söz veriyorum kooperatif işini daha da geliştireceğiz. 3 kreşimizi açtık. Yeşil alan sayımızı 5 kat arttırdık. Bunlar da yetmez yeni dönem projelerimizin devamını getireceğiz. Balık halini yeniden yapacağız. Ama bugünün anlamı başka. Belediye başkanlarının vizyonu olmalı. Belediye başkanları günlük, haftalık, aylık değil, şehrinin 20 yılını planlamalı. Burası o hayalin, o vizyonun vücut bulmuş hali. Şehrimize hayırlı olsun. Burası sadece Denizli'nin değil, Ege'nin parlayan yıldızı olacak. Pretoryumumuz olacak, çocuklar farklı hikayeleri hissedecek. Şehrimizdeki iklim krizini burada çözmeye çalışacağız. Çocuklarımıza burada depremle mücadeleyi öğreteceğiz. ‘En hakiki mürşit ilimdir' diyen, ‘Benim ümidim gençliktir' diyen Atatürk'ün adını bu bilim merkezinde yaşatacağız" dedi. "HER KESİMİN BİRLİKTE MUTLU OLDUĞU ŞEHRİ BERABER OLUŞTURACAĞIZ" Her kesimin birlikte olduğu bir şehri inşa etmeye çalıştıklarını ifade eden Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Hep birlikte bu şehrin kaynaklarına sahip çıkacağımıza inanıyorum. Birlikte yol yürüdüm. 15 belediye başkanımla bu şehrin hizmetkarı olmak bizim için onurların en büyüğü. ‘Ben' diyenlerin değil, ‘Biz' diyenlerin küçücük gemiyle çıktıkları yolculukta mermilerin üstüne gülerek gidip, canlarını siper edenlerin o sayede bugün bu güzel bayrağımızın altında, bu güzel ezanımızın altında birlikte kardeşçe yaşamamıza vesile olan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını binlerce kez milletle anıyoruz. Bu şehrin insanlarının ayrıştırıldığı değil, farklı renkleriyle birlikte mutlu oldukları bir şehri beraber oluşturacağız. Çünkü ben bu şehrin insanlarına baktığımda farklı renklerini tek bir renk olarak görüp, herkese ve her kesime hizmetkar olmaya devam edeceğim sözünü veriyorum" ifadelerini kullandı. "BU MEYDANDA İTİRAZ EDENLER VAR" Yağmur nedeniyle sahne yerine parti otobüsü üzerinde konuşmasını yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Denizli'de inanılmaz bir yağmur var. Kimse gelmez, millet saçak altında durur. O meydan dolmaz, bugün bu miting patlar' dediler. Dediler ki ‘Bir sahne var, önü çok büyük bir meydan.' Dedim ki ‘Yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta, genel başkan kuruda olmaz.' ‘Otobüsü çekin' dedim, ‘Ben oraya gideceğim, o meydan da dolacak. Rahmet yağacak, o meydan tıklım tıklım olacak.' İşte Saraçhane ruhuyla, mücadele ruhuyla, eylem ruhuyla bu meydanı dolduranlara helal olsun, selam olsun. Canım Denizli'me, güzel Denizli'me, yiğit Denizli'me selamlar olsun. Bugün bu meydanda itiraz edenler var. Her türlü haksızlığa, vicdansızlığa, eşitsizliğe itiraz edenler var. Cumhurbaşkanı adayımızın tutukluluğuna itiraz da bu meydanda, asgari ücretin ev geçindirememesinden mustarip emekçi de bu meydanda. Açlık sınırının üçte ikisine mahkum edilen emekli de bu meydanda, pamuk üreticisi beyaz altın üretirken şimdi borç batağında olan çiftçi de bu meydanda. Siftahsız esnaf da bu meydanda. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik Denizli'de. ‘Umudunu kesmiş gençler, valizleri zihninde toplamış ve ‘Fırsat olursa yurt dışına giderim, başka ülkede yaşarım' diyen gençler 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermişlerdi' demiştim. Şimdi o gençler; belki yoksul, barınma sorunu olan, her türlü güçlükle baş eden ama umudu diri olan gençler burada. Genciyle yaşlısıyla, emeklisiyle, emekçisiyle, köylüsüyle, esnafıyla selam olsun sizlere, hepinize" dedi. "DENİZLİ'Yİ NASIL YÖNETİYORSAK TÜRKİYE'Yİ DE ÖYLE YÖNETECEĞİZ" Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerine değinen Özel, "Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum. ‘CHP nasıl yönetecek?' Vallahi Denizli'yi nasıl yönetiyorsak; akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli'yi nasıl yönetiyorsak; Türkiye'yi öyle yöneteceğiz. Bir yandan tabii yaptıklarımızı söylerken bugün burada bir istisna yapacağım. İstisna şudur. Normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki ‘Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey, Atatürk'ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı'nı bile allem ettiler, kallem ettiler kapattılar. Adını İstanbul koydular. Türkiye'de dünya kadar tesisi kapatıp, sonra adını başka koyarak açıyorlar. Oysa Denizli'de konuşmayı yapacağın meydanda, Ege'nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk'ün gösterdiği hedefe yürümek için evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi, havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek ve sevdirecek bir bilim merkezi var. Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk' dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik. Helal olsun Şeniz Başkanıma. Bu ülkede bu millete çok zulmettiler. Bu milletin aklını karıştırmaya çok çalıştılar. İftiralar attılar, tekerlemeler yaptılar. Ama bu milletin gönlünden bir tek şeyi sökemediler. Sökemeyecekler. Bu millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hem askeridir, hem evladıdır, hem yurttaşıdır" şeklinde konuştu. "TARİHİN EN MÜCADELECİ SEÇİM SATH-I MAİLİNDEYİZ" Seçim sürecine girdiklerini söyleyen Özel, "Tarihin en uzun, en kalabalık, en mücadeleci seçim sath-ı mailindeyiz. Bugün seçimin 298'inci günü. Çok kaçsalar bininci güne kadar kaçarlar. Gerekirse bin günlük seçim kampanyası neferi olmaya var mısınız? Ekrem Başkan yerine cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Kapı kapı gezmeye, köy gezmeye, bulup konuşup ikna etmeye, oyları teker teker toplamaya var mısınız? Yollarda, sokaklarda, köylerde ve fabrikalarda birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar" diye konuştu.

ADD Bursa’dan tarihi çıkış: "Okullar tarikat alanı olsa da Kubilaylar bitmez" Haber

ADD Bursa’dan tarihi çıkış: "Okullar tarikat alanı olsa da Kubilaylar bitmez"

1930’da Menemen’de laik Cumhuriyet’e karşı girişilen kanlı ayaklanmada şehit edilen Asteğmen Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki, katledilişlerinin 95. yılında Bursa’da düzenlenen törenlerle anılıyor. ADD Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, yayımladığı mesajda laiklik vurgusu yaparak önemli bir müjdeyi de paylaştı. "UNUTMAK, YENİ KATLİAMLARA KAPI ARALAMAKTIR" Açıklamasında Menemen Olayı’nın sadece geçmişte kalan bir olay değil, Cumhuriyet rejimine yönelik bir irtica girişimi olduğunu belirten Akdoğan, "Kubilaylar unutulmamalı. Eğer unutulmasaydı; Maraş, Çorum, Sivas katliamları yaşanmazdı; Bahriye Üçoklar, Uğur Mumcular bugün aramızda olurdu," dedi. BURSA MUALLİM MEKTEBİ’NDEN YENİ ANITA Kubilay’ın mezun olduğu Bursa Muallim Mektebi’nin (Çelebi Mehmet Lisesi) 2020 yılında yıkılmasına ve anma törenlerinin zorlaştırılmasına değinen Akdoğan, Kubilay’ın anısının Bursa’da yeni bir anıtla ölümsüzleşeceğini duyurdu. AKDOĞAN, SÜRECE DESTEK VERENLERE ŞU SÖZLERLE TEŞEKKÜR ETTİ: "Osmangazi Belediyemizin değerli desteği ve Ulusal Günler Platformu işbirliği ile Bursa’mızda Kubilay anıtı yükseliyor. Bu anıtla Kubilay’ın mücadelesi gelecek kuşaklara taşınacak. Desteklerinden dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Sn. Erkan Aydın’a ve büstü hazırlayan Mimar Sn. Pınar Öktem Doğan’a teşekkür ediyoruz." "İNANDILAR, DÖVÜŞTÜLER, ÖLDÜLER" Emperyalizmin 100 yıldır Türkiye’yi üniter yapısından koparıp bir "din devletine" dönüştürme çabasından vazgeçmediğini vurgulayan Akdoğan, açıklamasını şu sert ifadelerle noktaladı: "Bugün Derviş Mehmetlerin torunları, Şeyh Saitlerin isimlerini meydanlara verse de, okulları tarikatların mürit toplama alanına dönüştürse de; Derviş Mehmetlerin olduğu her yerde Kubilaylar da vardır. Cumhuriyetin çocukları, Atatürk’ün Bursa Nutku’nda ifade ettiği gibi emaneti sonsuza dek savunacaktır."

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması Haber

Bir Ülkede iki ordu olmaz: Ömer Çelik'ten SDG ve 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partinin kongre merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesinde yürüttüğü çalışmalarda çok önemli bir aşamanın tamamlandığını ve gelinen noktada siyasi partilerin raporlarını teslim ettiğine dikkati çekerek, "Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem bizim hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler ortaktır ve benzerdir. Yaklaşımlar ve değerlendirmeler konusunda büyük bir oranda uyum vardır. Bu da Cumhur İttifakı açısından, böylesine büyük bir meselenin çözümü için Türkiye’yi terörsüz günlere ve bağlantılı olarak bölgemizi terörsüz bir ortama kavuşturmak amacıyla takip edilen bir iradeyi ifade etmektedir. Şimdiye kadar yol haritası işlemiştir" dedi. AK Parti olarak sunulan raporda görüşlerinin çok açık bir şekilde ifade edildiğini belirten Çelik, "Arkadaşlarımız da aynı şekilde, bu bütçe vesilesiyle yapılan konuşmalarda bunu net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Önümüzdeki dönemde şimdiye kadar boşaltılan mağaralar vardır, sembolik düzeyde bırakılan silahlar vardır. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar; terör örgütünün fesih sürecinin fiilî olarak görülebildiği, tespit ve teyit edilebildiği birtakım raporların ve gözlemlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durum, birçok konuyu son derece kolaylaştıracaktır" diye konuştu. "CUMHURBAŞKANIMIZIN KOYDUĞU ŞAŞMAZ İRADE 17-25 ARALIK’TA VE 15 TEMMUZ GECESİNDE GİRİŞİMLERİN BERTARAF EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR" FETÖ terör örgütü tarafından Türkiye’nin milli egemenliğine yönelik gerçekleştirilen 17-25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünün yıl dönümüne de değinen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuş oldu" ifadelerini kullandı. "İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ‘SARI HAT YENİ SINIRDIR’ DEMESİ, ASLINDA ATEŞKESİN TAM ZITTINA BİR AÇIKLAMADIR" Varılan ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye dönük olarak İsrail tarafından her gün yeni bir eylem ve saldırganlık üretildiğini vurgulayan Çelik, "Şu ana kadar Gazze’nin yüzde 58’i fiilen işgal altındadır. Burada tabii birtakım hatlar oluşturulmuştur. Bunlardan biri ‘Sarı Hat’tır. Aslında ‘Sarı Hat’, ateşkese ulaşmak için gerekli askerî önlemlerden biri olarak ortaya konulmuştur. Ancak İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ‘Sarı Hat yeni sınırdır’ demesi, aslında ateşkesin tam zıttına bir açıklamadır. Bu, ateşkese hizmet eden değil; tam tersine Sarı Hat’ı bir ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır. Bu durum, ateşkesin bütün mekanizmalarına ve ateşkese ulaşmak için işletilmesi gereken yol haritasının tüm dinamiklerine aykırıdır. Dolayısıyla burada, ‘Sarı Hat’ başta olmak üzere bütün bu hatların aslında geçici bir askerî önlem olduğunu ve ateşkese ulaşmak amacıyla oluşturulduğunu unutmamak gerekir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "GALİP BEY BUGÜN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, AÇIKLAMASINDA HERHANGİ BİR BAKANIMIZI KASTETMEDİĞİNİ İFADE EDİYOR" Bir gazeteci tarafından AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı hedef aldığı iddia edilen sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiği dış politika çizgisi; hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de genel başkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız arasında ya da parti yetkililerimiz arasında herhangi bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde, kabinedeki hiçbir arkadaşımızın Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir. Bu konuda görüşümüzü baştan beri söylüyoruz. Bu çerçevede Dışişleri Bakanımızın söyledikleri de Cumhurbaşkanımızın iradesinin bir neticesidir. Millî Savunma Bakanımızın ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü faaliyetler de bu iradenin ve bu çerçevenin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı şekilde bu iradenin kapsamındadır. Bütün bunlar, siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaştırılarak Cumhurbaşkanımıza; çeşitli güvenlik ve değerlendirme toplantıları vesilesiyle arz edilmektedir. Konular en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınmakta, bir çerçeve oluşturulmakta ve en sonunda devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla burada bakanlarımız arasında ya da parti ile kabine arasında bir çelişki aramak doğru değildir. Zaman zaman bazı yorumlar görüyoruz; 'şu kişi sert konuşuyor, bu kişi yumuşak konuşuyor' deniliyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Tutumumuz nettir. Bu nedenle; Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı arasında, bu konuda herhangi bir ayrım ya da farklı bir yöne bakma söz konusu değildir. Biraz önce bahsettiğim mekanizma çerçevesinde, devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve verdiği talimatlar yerine getirilmektedir. Galip bey bugün bir açıklama yapmış, kendisinin başka bir şeyi kastederek bu sözleri söylediğini, burada herhangi bir bakanımızı kastetmediğini ifade ediyor" cevabını verdi. "BİR ÜLKEDE İKİ ORDU OLMAZ, İKİ SİLAHLI GÜÇ OLMAZ" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in SDG’nin entegrasyonuna yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde iki silahlı güç olacağı düşünülüyorsa bunun sonu iç savaş senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar kaybeder, Türkmenler kaybeder, Kürtler kaybeder; Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Şiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiğimiz ise Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın birlikte kazandığı; kardeşçe, onurlu, refah ve barış dolu bir geleceğin bölgemizde inşa edilmesidir. Dolayısıyla ‘10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama bunu bloklar hâlinde uygularım’ demek, aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceğim demektir ki bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu sözlerin söylenmesinin sebebi maalesef bir yanlışlıktır" dedi. "TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ASKERİ VE DİĞER ALANLARDAKİ HAZIRLIĞI HER ZAMAN VAR" Çelik, 10 Mart Mutabakatı’na uyulmadığı takdirde bir operasyonun söz konusu olup olunmayacağı sorulması üzerine şu cevabı verdi: "Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak için askeri ve diğer alanlardaki hazırlığı her zaman var, bunda bir problem yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki-üç gün, iki-üç hafta ya da iki-üç ay beklemesine bile gerek yok. Şu anda Cumhurbaşkanımız ‘başkomutan’ olarak emir verdiği anda silahlı kuvvetler, bunu yerine getirecek hazırlıklara sahiptir. Biz, bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduğu zaman bu tereddütsüz yerine getirilir" ifadelerini kullandı. "DEM PARTİ TARAFINDAN CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDEVU İSTEYECEĞİ İFADE EDİLDİ, HENÜZ ONUNLA İLGİLİ BİR TAKVİM YOK" DEM Parti tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme talebinin gelip gelmediğinin sorulması, DEM Parti’nin AK Parti grubuyla hafta sonu gerçekleştirdiği görüşmenin hatırlatılması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler, henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz, bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı bir şekilde söylüyor. Bu seferde aynı şekilde onlar da biz de görüşleri nezaketli bir şekilde söyledik. Ortak düşündüğümüz noktalar, ortak düşünmediğimiz noktalar var. Komisyona verdiğimiz raporda ortaya koyduğumuz ilkeler doğrultusunda, eğer orta yollar bulunabilirse, bunun önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaştırabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "İSHAK ARKADAŞIMIZA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN BU EYLEMİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINIYORUZ" TBMM'de 2026 yılı bütçe görüşmelerinin tamamlanıp oylama sürecine geçileceği sıra milletvekilleri arasında yaşanan arbedenin sorulmasının ardından Çelik, "Siyasette zaman zaman tansiyon yükselebiliyor. Keşke bu tansiyon hiçbir zaman fiziki şiddete dönüşmese ama dün maalesef İshak arkadaşımıza yönelik çok açık bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bir kişi beğenmediği bir durumu sözle ifade edebilir. Ancak İshak arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz. Akşam kendisiyle beraberdik. İshak bey, ortamı yatıştırmak ve tarafları ayırmak amacıyla oradayken, ismini anmak istemediğim bir kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Sonrasında CHP Grup Başkanvekilleri gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Bunu önemli buluyoruz. Ancak esas olan, İshak beye yapılan bu saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez bir barbarlık ve vandallık. Bunun için açık bir özür dilenmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu barbarlığı ve vandallığı gerçekleştiren kişiyle ilgili olarak CHP tarafından bir ceza sürecinin işletilmesi de Meclis’in itibarı ve mehabeti açısından son derece kıymetli olacaktır" ifadelerini kullandı. "HER TARTIŞMADA AK PARTİ SIRALARINA DÖNEREK ‘ATATÜRK DÜŞMANISINIZ’ ŞEKLİNDE İSTİSMAR SİYASETİ YAPMAK MESELEYİ ÇÖZMEMEKTEDİR" Siyasi alanda birçok tartışmanın yaşanabileceğini ve siyasi akılla cevap verilemeyecek bir konu olmadığını kaydeden Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Sık sık tartışma şu noktaya getirilmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, 'Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz' demektedir. Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı bir partinin devamı olmak ki bunun da ayrıca tartışılması gereken boyutları vardır bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtmek için bir gerekçe olamaz. Biz bugün yapılan bir yanlıştan, yanlış bir politikadan, yanlış bir davranıştan söz ediyoruz. Ancak hemen konu buraya çekiliyor. Dün grup başkanımız da sordu; ‘eğer Atatürk’ün partisiyiz diyorsanız ve bizi suçluyorsanız, ikinci genel başkanınız Cumhurbaşkanı olduğunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı?’ Bu açık bir sorudur. Demek ki her alanda, pür bir şekilde ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek, CHP’nin bütün eylemlerini temize çekmiyor. Ben de buradan bir soru sorayım; Atatürk, vasiyetinde kendisine ait olan İş Bankası hisselerinden elde edilen temettülerin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. Ancak CHP bunu defalarca yerine getirmemiş, Atatürk’ün vasiyetine uymamıştır. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyeti gereği kendilerine verilmesi gereken temettüleri, CHP Atatürk’ün vasiyetine uymadığı için mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Cep telefonundan 'CHP İş Bankası hisseleri temettü Atatürk' şeklinde arama yapabilir; bu konuda çok uzun bir yargı süreci çıkıyor. Bu nedenle her tartışmada 'Atatürk’ün partisiyiz' demek ya da AK Parti sıralarına dönerek 'Siz Atatürk düşmanısınız' şeklinde bir istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmemektedir. Bu sağduyulu bir yaklaşım da değildir."

Osmangazi'de 'Cumhuriyetin Çalıkuşları’ paneli gerçekleşti Haber

Osmangazi'de 'Cumhuriyetin Çalıkuşları’ paneli gerçekleşti

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Osmangazi Belediyesi, Cumhuriyetin eğitimci öncü kadınlarının yaşamı ve bıraktıkları mirasa odaklanan anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Tarihi Şadırvanlı Han’da Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve STK’lar işbirliğinde düzenlenen ‘Cumhuriyetin Çalıkuşları’ adlı panelde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin eğitimci ilk kadın milletvekilleri konuşuldu. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, 5 Aralık’ın aynı zamanda Atatürk’ün ufkunu yansıtan bir simge niteliğinde olduğunu belirterek, "İlk kadın milletvekilleri 8 Şubat 1935’te seçildi, ilk yemin ettikleri gün ise 1 Mart 1935. 18 kadın milletvekilimiz var, 13 tanesi eğitimcidir, her biri bu yurdun evlatlarının yetişmesi için fedakarlıklar yapmıştır, hiçbirinin hayatı tesadüflerle meclise taşınmamıştır, her birinin izi vardır, alın teri vardır." diye konuştu. İLK KADIN MİLLETVEKİLLERİ ANLATILDI Akabinde panel konuşmacıları Bursa Kadın Kuruluşları Birliği Dönem Koordinatörü ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Bursa Şube Başkanı Sibel Özbudak, Bursa Kız Lisesi Mezunları Derneği Başkanı Serap Erzen, Bursa Kadın Ressamlar Derneği’nden Banu Durgunlu ve Türk Anneler Derneği’nden Gizay Tanca Çolpan, Türk kadınlarının mücadelesini anlattı. Afyonkarahisar milletvekili olarak 1935 yılında meclise giren Mebrure Gönenç’ten bahseden ve kendisinin ilk yemin eden kadın milletvekili olduğunu kaydeden Sibel Özbudak, "Bu göreviyle sadece kendi dönemine değil, kendinden sonraki dönemine de yol açan bir figür haline gelmiştir. Milletvekilliği süresince reform hareketleri, yasama çalışmalarında aktif rol almıştır. Gönenç, sadece bir siyasetçi değil, eğitimin ve kadın haklarının da savunucusudur." şeklinde konuştu. "TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN HER ÇABAYI GÖSTERECEĞİZ" Katkılarından dolayı Osmangazi Belediyesi’ne de teşekkür eden Özbudak, "18 kadın milletvekilimiz meclise giriyor ama bugün meclise baktığınızda aynı yüzdelik oranı göremiyoruz. Hepimiz aynı Türkiye’de yaşıyoruz ama maalesef kadının önündeki engeller hiçbir şekilde kaldırılmıyor. Biz toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için elimizden gelen her çabayı göstereceğiz. Biz, Bursa Kadın Kuruluşları Birliği olarak kısıtlı imkanlarla bu işleri yapmaya çalışıyoruz, bu doğrultuda Osmangazi Belediyesi ilk günden beridir bize çok destek veriyor, yaptığımız çalışmalarda ön ayak oluyor, o yüzden birlikteliğimiz çok kıymetli." ifadelerini kullandı. "ÇOK BÜYÜK BİR GURUR YAŞADIK" Bursa Kız Lisesi Mezunlar Derneği Başkanı Serap Erzen de Fakihe Öymen’in hayatını anlatarak, "Fakihe Öymen bizim müdürümüz, 1931 yılında okulumuza Atatürk tarafından müdür olarak atanmış. Tabii bizler onun izinden gidiyoruz, onun aydınlattığı, açtığı yoldan ilerliyoruz. 2001 yılı mezunumuz Fatma Deniz, Berlin Üniversitesi’ne rektör olarak atandı, böyle bir günde bu haberi alarak çok büyük bir gurur yaşadık." sözlerine yer verdi. Bursa Kadın Ressamlar Derneği’nden Banu Durgunlu da, aynı zamanda bir resim öğretmeni olan ilk kadın milletvekillerinden Bahire Bediz Morova Aydilek’in hayatını aktardı. Durgunlu, "Seçme ve Seçilme Hakkı ile beraber kadın sanatçılar kültür ve sanatsal alanda daha görünür oldular." yorumunu yaptı. Türk Anneler Derneği’nden Gizay Tanca Çolpan ise, eğitimci ve çevirmen olan ilk kadın milletvekillerinden Fatma Esma Nayman’ı hayatını anlatarak, şunları söyledi; "Kadınlarımız toplumda çok ciddi yerlerde, bunun temeli tabii ki o gün yapılan devrimler. Seçme hakkı ile atılan temeller sayesinde bugün buradayız. Osmangazi Belediyesi’ne bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Kadın güçlenirse toplum güçlenir, kadın yürürse ülke yürür, kadın eşitse demokrasi tam olur." Panelin ardından Mutlu Çınar, konuşmacılara teşekkür sertifikası verdi.

Öğretmenler günü İnegöl’de törenlerle kutlandı Haber

Öğretmenler günü İnegöl’de törenlerle kutlandı

1928 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını kabul ettiği 24 Kasım Öğretmenler Günü, yurt genelinde olduğu gibi İnegöl’de de düzenlenen törenlerle kutlandı. İnegöl’de 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlama programı, sabah 10.00’da Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen çelenk töreniyle baladı. Kaymakam Eren Arslan ve Belediye Başkanı Alper Taban’ın da katıldığı törende, Milli Eğitim Müdürlüğü çelengi öğrenciler ve Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin tarafından anıta bırakıldı. BEŞİNCİ MEVSİMDE HÜZÜNLÜ KUTLAMA Atatürk anıtındaki tören sonrası, öğretmenler günü kutlama programı 10.30’da Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu tarafından hazırlanan programla devam etti. Salonda bir yandan öğretmenler gününün mutluluğu yaşanırken, diğer yandan İnegöl’de hayatını kaybeden lise öğrencisinin hüznü vardı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan öğretmenler günü programında bazı sahne gösterileri, vefat eden öğrencinin hüznü nedeniyle iptal edildi. MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ZENGİN, VEFAT EDEN ÖĞRENCİYİ ANDI Video gösterileri ve müzik dinletilerinin sunulduğu programda, günün anlam ve önemine ilişkin konuşan Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin, “24 Kasım, Millet Mekteplerinin açılışı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baş öğretmen unvanını alması vesilesiyle 1981 yılından bu yana öğretmenler günü olarak kutlanan, bizim için bir vefa günüdür. Ne yazık ki bugün Zeki Konukoğlu Anadolu Lisesi’nden bir öğrencimizi kaybetmenin tarifsiz acısıyla buradayız. Bir öğretmen için öğrencisini kaybetmek, kelimelerin taşımakta zorlandığı bir yüktür. Çünkü öğrenci, sadece sınıfta oturan bir çocuk değildir. Umutla baktığımız bir gelecektir. Yarınlara dair kurduğumuz hayaldir. Bu acı nedeniyle, Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu tarafından büyük emeklerle hazırlanan programın birçok bölümünü çıkardık. Uzun zamandan beri hazırlık yapan idarecilerimize, öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi. NESİLLERİN YETİŞMESİNDE EN BÜYÜK KATKI VERENLER ÖĞRETMENLERİMİZ İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban da hayatını kaybeden öğrenci için çok üzüldüklerini dile getirerek; “Öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Bugün çok kıymetli bir gündeyiz. Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum. Nesillerin yetişmesinde en büyük katkı verenler, öğretmenlerimiz. Her ne kadar anne-babalar çocuk yetiştirse de öğretmenler bu işi meslek olarak yapıyor. İşiniz çok zor farkındayım. Öğretmenlerimizin hepimizin üzerinde çok büyük katkı ve destekleri var” diye konuştu. ÖĞRETMENLİK, BİR MESLEKTEN ÖTE Kaymakam Eren Arslan ise öğretmenliğin aslında bir görev, bir meslek gibi olmadığını ifade ederek; “Tüm mesleklerden farklı olduğunu biliyoruz. Oku diye başlayan inancımız, ilmi Çin’de de olsa arayın diye bizlere görev olarak verilen inancımız, bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum diyen inancımızın paydaşları olarak öğretmene verilmesi gereken değer ve kıymetli anlatacak söz bulamıyorum. Bizlerin hayatında esin kaynağı olan büyük öğretmenlere çok ihtiyacımız var. İnşallah tüm öğretmenlerimiz milletimize, gençlerimize esin kaynağı olacak, istikamet çizecek bir anlayışla görevlerini inşa ederler ve geleceğin büyük Türkiye’sini inşa ederler. Bu duygularla ben de elim bir şekilde kaybettiğimiz öğrencimize Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum” diye konuştu. Konuşmalar sonrası emekli öğretmenlere hizmet şeref belgelerinin takdimi yapıldı. Şiirlerle süslenen programda, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin yemin töreni de gerçekleştirildi. 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin takdim edilmesiyle program son buldu.

Bahçeli: ''Alırım yanıma üç arkadaşımı İmralı'ya giderim'' Haber

Bahçeli: ''Alırım yanıma üç arkadaşımı İmralı'ya giderim''

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı'ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi. MHP Lideri Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan'ın Gence şehrinden Türkiye'ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir. Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem de uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi. Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi. Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı. C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesinin kuşkusuz aydınlanacağı ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir. Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cahil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu. "KARA KUTUNUN DEŞİFRE EDİLMESİNİ SABIRLA BEKLEMEK LAZIMDIR" Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır. Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi. "ALIRIM YANIMA 3 ARKADAŞIMI, İMRALI'YA GİTMEKTEN VE BİR MASA ETRAFINDA YÜZ YÜZE GELMEKTEN DE İMTİNA ETMEM" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı'ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı'ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde 'Terörsüz Türkiye' hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı'ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis'te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma 3 arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı'ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem. Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı. "ARTIK TÜRK ADALETİ KARAR VE HÜKMÜNÜ VERECEKTİR" İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105'i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi. "YARGILAMA EN BAŞTA TRT OLMAK ÜZERE, TÜM TELEVİZYONLARDAN CANLI YAYIN OLARAK GERÇEKLEŞMELİDİR" Geciken adaletin adalet olmayacağının ortada olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı: "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır."

Bursa Skal Kulübü’nden 10 Kasım’a özel anma toplantısı Haber

Bursa Skal Kulübü’nden 10 Kasım’a özel anma toplantısı

Turizm profesyonelleri, Uluslararası Skal Dernekleri Federasyonu (USDF)’nun aktif kulüplerinden biri olan Bursa Skal Kulübü Kasım ayı olağan toplantısı, 10 Kasım’a özel bir anlamla, Cumhuriyet döneminin simge yapılarından biri olan Atatürk Palas’ta yoğun bir katılımla gerçekleşti. Gecede Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Recep Çohan, USDF Başkanı Emre Gezgin, BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar, Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, Ayvalık Skal Kulübü Başkanı Cem Aksoy, gazeteci ve köşe yazarı Namık Göz, gazeteci Sevda Kurul, Ramada Çekirge Hotel Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Uşaklı ve çok sayıda davetli ile Skal Bursa Kulübü üyeleri yer aldı. “Atatürk’ü yalnızca özlemle anmak değil, O'nu anlamak da genç nesillere anlatmak da görevimizdir” Toplantının açılış konuşmasına bu ilke ile başlayan Skal Bursa Başkanı Meltem Işık Mısırlıoğlu, Atatürk’ün fikirlerini ve mirasını anlamak için 10 Kasımların önemini vurguladı, ardından Skal Türkiye Direktörü Deniz Anapa’nın mesajını paylaştı. Mısırlıoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “10 Kasım, yalnızca bir yas günü değildir. Bu tarih, bir milletin yeniden var oluşunun mimarını, bize bağımsız bir vatan ve özgür bir gelecek armağan eden büyük önderi anlama günüdür. Atatürk’ün ‘En büyük eserim’ dediği Cumhuriyet, bizlere bıraktığı en kıymetli emanettir. Onun ilke ve devrimleri, bugün de yolumuzu aydınlatan birer meşaledir. Bizlere düşen görev, Atatürk’ü yalnızca anmak değil; onu anlamak, fikirlerini yaşatmak ve her alanda onun gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda ilerlemektir. Bu duygu ve düşüncelerle, ebediyete intikal eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.” Saygı duruşunun ardından söz alan USDF Başkanı Emre Gezgin, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmasının ardından 10 Mayıs'ta görevi devralan federasyon yönetim kurulunun yeni dönem hedeflerini, ilkelerini ve gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Gecede ayrıca Gazeteci Namık Göz, ADD Bursa Şubesi Başkanı Gürhan Akdoğan, BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Recep Çohan da birer konuşma yaparak Atatürk’ün mirası, Cumhuriyet değerleri ve çağdaş Türkiye vizyonu üzerine düşüncelerini paylaştılar. Program, Atatürk’ün sevdiği şarkılar eşliğinde düzenlenen akşam yemeğiyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.