SON DAKİKA
Hava Durumu

#Atık Su

Söz Bursa - Atık Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Su haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fikret Aslan’dan sert çıkış: "Bursa veren ama alamayan bir şehir haline geldi" Haber

Fikret Aslan’dan sert çıkış: "Bursa veren ama alamayan bir şehir haline geldi"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı, Bursa'nın Türkiye ekonomisine sağladığı katkı ile kendisine ayrılan kamu yatırımları arasındaki derin uçurumu, rakamsal verilerle kamuoyunun dikkatine sundu. "2025 Faaliyet Raporu’nda, ülke ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa'nın, merkezi bütçeye yaptığı büyük katkının aksine, kamu yatırımlarından adil bir pay alamadığı vurgulandı. Kişi Başına Düşen Kamu Yatırım Miktarı Bursa’da 38 Bin TL iken Rize’de 157 Bin TL Faaliyet yılının tamamlanması münasebetiyle düzenlenen basın toplantısında, Bursa'nın kişi başına yaklaşık 14 bin dolar GSYİH ile Türkiye'nin en yüksek ekonomik üretim kapasitesine sahip illerinden biri olduğuna işaret edildi. Yıllık ihracatı 40 milyar dolar bandına yaklaşan kentin, sanayi ve dış ticarette ülke ekonomisine güçlü bir destek sağlarken, kişi başına düşen kamu yatırımlarında ise benzer ekonomik büyüklükteki birçok ilin gerisinde kaldığı kaydedildi. Rapora göre, Bursa'da kişi başına kamu yatırımı yaklaşık 38 bin Türk Lirası seviyesinde iken, bu rakamın Antalya 54 Bin, Diyarbakır 72 Bin, Sivas 131 Bin, Rize’de 157 Bin Türk Lirası'nın üzerine çıktığı belirtildi. “Adil ve Şeffaf Yatırım Endeksi Oluşturulmalı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, "Bursa, veren bir şehirdir, fakat alan bir şehir değildir. Bu açık adaletsizlik sürdürülemez; üreten şehirler cezalandırılamaz." ifadelerini kullandı. Yatırım Endeksinde kriter nedir ki Bursa’ya 38 Bin TL düşerken neden Rize 157 Bin olmuştur, şeklinde konuşan Aslan, çözüm önerisi olarak, "Bursa Özelinde Adil Yatırım Endeksi" oluşturulmasını ve bu raporun her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunularak, planlı kalkınma hedefi doğrultusunda bölgesel ve uygulanabilir çözümler önerilmesini gündeme getirdi. Bursa’da Trafik Sorununa Neşter : Yaya Öncelikli Şehir Modeli Yıllık faaliyet raporunda, şehrin kronikleşen ulaşım problemleri de kapsamlı bir şekilde ele alındı. Ulaşımın artık sadece bir trafik meselesi olmaktan çıkarak, bir yaşam kalitesi ve ekonomik verimlilik sorunu haline geldiği açıklandı. Bu bağlamda sunulan çözüm önerileri arasında; entegre bir ulaşım master planının acilen hayata geçirilmesi, yayalaştırılmış kent merkezlerinin oluşturulması, raylı sistem, demiryolu yük taşımacılığı ile deniz ulaşımının entegrasyonu ve yaya öncelikli şehir modeline geçiş yer aldı. Yüksek Hızlı Tren Projesinin, “Hızı Gittikçe Düştü” Ulaşım konusundaki sözlerini sürdüren İl Başkanı Fikret Aslan, "Sadece şehir içi ulaşım değil, şehirler arası ulaşımda da Bursa halkına konfor getirecek yatırımlar son derece yavaş ilerlemektedir. Özellikle yıllardır tamamlanması beklenen Yüksek Hızlı Tren hattı, sonradan hızlı tren projesine dönüştü, şu sıralarda ise bitirilmek bir yana, bitişe bile yaklaşmamıştır. Üç yıl önce açılacağı taahhüt edilen hızlı tren hattındaki inşaat çalışmaları halen devam etmekte olup, hattın ne zaman hizmete gireceği netlik kazanmamıştır." şeklinde konuştu. Kentsel Dönüşüm, Var Olan Krizi Daha Da Derinleştiriyor ! Anahtar Parti' Bursa İl Başkanlığının 2025 raporunda, kentsel dönüşüm politikalarının da mercek altına alındığı görüldü. Mevcut politikaların deprem güvenliğini merkeze almak yerine, plansız ve bilinçsiz bir 'yerinde dönüşüm' anlayışına odaklandığı tespitine yer verildi. Bursa'daki kentsel dönüşüm uygulamalarının, şehircilik ilkelerinden uzaklaşarak aynı zamanda altyapı krizini daha da derinleştirdiği vurgulandı. Özellikle +0,50 gibi yüksek emsal uygulamalarıyla aynı altyapı üzerinde nüfus yoğunluğunun katlanarak arttığına dikkat çekilen raporda, farklı mahallelerden verilen örnekler üzerinden çarpık yapılaşma eleştirildi. Ranta Karşı Önlem: Dört Paydaşlı Adil Model Konut sağlığına ilişkin görüşlerini aktaran İl Başkanı Fikret Aslan, "Kentsel dönüşüm, bina sayısını artırmak için değil; can güvenliğini sağlamak amacıyla yapılır. Ne yazık ki Bursa'da bu temel ilke tersine çevrilmiştir." dedi. Raporda ayrıca, dikey yapılaşma ile gelen can güvenliği sorunlarının toplumsal olarak olumsuz yansımaları da ele alındı. Gelişmiş toplumlardaki yatay örneklere, ülkemizde de yer verilmesi gerektiği vurgulanırken aynı zamanda ekolojik kent kaygısıyla ve dönüşüm sürecinin risk temelli bir önceliklendirme anlayışı ile belediye-mülk sahibi-müteahhit-kiracı dengesini gözeten dört paydaşlı adil bir model ve sağlam teşvik mekanizmaları ile yeniden ele alınması gerektiği üzerinde duruldu. Acil Merkezlerin Acileyeti Kaldırıldı ! Basın toplantısının dikkat çeken bir diğer gündem maddesi ise 112 Acil Çağrı Sistemindeki yetersizlikler ve anlamsız değişiklikler oldu. Bursa'da 2026 yılında yapılan bir değişiklikle, 112 Acil Sağlık Hizmetleri'ndeki ambulans şoförü işçiler, herhangi bir bildirim yapılmaksızın ve bilgileri dışında, bir gün içinde görevden alınarak farklı birimlere gönderildi. Yerlerine ise paramedik ve ATT (Acil Tıp Teknisyeni) ler zorunlu olarak ambulans şoförlüğü görevine getirildi. Bu kararın ardından işçilerin mobbinge uğradığı ve görev yerlerinin habersiz değiştirildiği belirtildi. Uygulama, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Yetkililer, kararı ambulans şoförlüğü kadrolarının "maliyetinin yüksek olması" ile gerekçelendirirken, paramedik ve ATT'lerin asli görevi olan hayat kurtarıcı tıbbi müdahaleler yerine şoförlük yapmaya zorlandığı vurgulandı. Personelin bir kısmında Ambulans Sürüş Teknikleri Eğitimi (ASGE) bulunmuyor ve bazıları ilk kez bu büyüklükte araç kullanıyor. Bu durumun trafik güvenliğini tehdit ettiği ve can kaybı riskini artırdığı ifade ediliyor. Konuyla ilgili olarak sendikalar ve sağlık emekçileri, yaşananların sadece bir personel sorunu değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekiyor. İl başkanı Fikret Aslan "Artan nüfus ve çağrı yoğunluğuna rağmen, sistem ne çağrı merkezi ne de sahada hazır bulunması gereken profesyonel ekipler açısından yeterli personel ve teknik altyapı ile desteklenmemektedir. Bu durum, randevulu sistemde ve acil durum müdahalelerinde ciddi gecikmelere yol açmaktadır. Şehir merkezinden uzakta konumlandırılan şehir hastanelerinin fayda/zaman oranı herkesin malumu. Şehrin içinde hizmet vermesi planlanan Ali Osman Sönmez Hastanesi ile ilgili olarak ise, vatandaşlarımız hala somut bir hizmete kavuşamamıştır." açıklamasını yaptı. Plansızlık Bursa’yı Çöpe Götürüyor ! Bursa’da günlük ortalama 3.500 – 4.000 ton civarında evsel atık toplanıyor. Bu atıklar şu anda ağırlıklı olarak Hamitler (Yenikent) Düzenli Depolama Sahası ve kısmen İnegöl depolama alanına gönderiliyor. Ancak Hamitler çöplüğü 1995 yılında hizmete girmiş ve 2025 yılına kadar kullanılması planlanmıştı. Gelinen noktada Hamitler’in dolma sınırına yaklaştığı ve mevcut haliyle en fazla 2027 yılına kadar kente hizmet verebileceği öngörülüyor. Buna rağmen, Hamitler sonrasına dair yeni bir depolama sahası halen planlanmamış durumda. Bu hazırlıksızlık, yakın gelecekte Bursa’yı göz göre göre ciddi bir atık kriziyle karşı karşıya bırakma riski taşımaktadır. Hamitler tesisinin vazifesini tamamlamasına iki yıldan az kalmışken, yeni tesisin yeri hâlâ belirlenmedi. Bu durum, birkaç yıl içinde kentin çöp bertaraf kapasitesinin yetersiz kalacağı ve atıkların nereye gideceği konusunda ciddi bir kaos yaşanabileceği anlamına gelmektedir. Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Fikret Aslan, “Nüfus artışı ve hızlı kentleşme de dikkate alındığında Bursa’nın kaybedecek bir günü bile yok; acilen uluslararası standartlarda, geri dönüşümü maksimum düzeyde değerlendiren, çevre dostu bertaraf süreçlerini içeren yeni tesislere ihtiyaç var.” Dedi Bursa Susuz Bırakılmakla Kalamadı, Faturasını Da Vatandaşa Yüklediler. Toplantıda "Vatandaş Artık İsyan Ediyor" başlığı ile gündeme taşınan bir diğer önemli konu ise, BUSKİ'nin su faturası tarifesinde yürürlüğe koyduğu yeni kademe değişikliği ve fiyat artışları oldu. 2025 yılında metreküp başına 25,38 Türk Lirası olan birim fiyatın, 2026 Ocak ayı faturalarında 33,28 Türk Lirası'na yükseldiği; ikinci kademe birim fiyatın ise 48,22 Türk Lirası'ndan 63,23 Türk Lirası'na çıkarıldığı belirtildi. Birinci kademe su kullanım sınırının 18 metreküpten 14 metreküpe düşürülmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca, atık su birim fiyatının 6,35 Türk Lirası'ndan yaklaşık 16,64 Türk Lirası'na; ikinci kademe atık su bedelinin 12,06 Türk Lirası'ndan 31,62 Türk Lirası'na yükseldiği aktarıldı. Bakım bedelinin 15,87 Türk Lirası'ndan 24,96 Türk Lirası'na, çevre bedelinin ise 49,5 Türk Lirası'ndan 76 Türk Lirası'na çıkarıldığı kaydedildi. Evsel katı atık bedeli, katı atık bertaraf bedeli, çevre temizlik payı ve bakım bedellerindeki artışlarla birlikte toplamda yaklaşık % 200'e varan bir fiyat yükselişinin söz konusu olduğu ifade edilildi. 4 Kişilik Bir Aile Sudan Bile Tasarruf Edecek Hale Geldi. Genelde yoksullukla, yerelde ise yetersizliklerle mücadele etmek zorunda kalan dört kişilik bir ailenin aylık bütçesini, artık temel bir ihtiyaç olan musluk suyunun dahi zorladığına dikkat çekildi. Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan İl Başkanı Fikret Aslan, "Vatandaşın o meşhur sözü olan 'artık aldığımız havaya da bedel ödeyeceğiz' dönemi iyice can sıkmış, milletin sabrı tükenmiştir. Aziz milletimiz, her alanda köklü bir değişimi sabırsızlıkla beklemektedir." şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı.

Başkan Bozbey’den Bursa için korkutan uyarı: "İnegöl ve Kestel’de maske dağıtabiliriz!" Haber

Başkan Bozbey’den Bursa için korkutan uyarı: "İnegöl ve Kestel’de maske dağıtabiliriz!"

Marmara Belediyeler Birliği (MBB) ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın hava kirliliği açısından büyük bir risk altında olduğunu belirterek, “Çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Halkımızın daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir Bursa'da yaşamalarını istiyoruz” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaları artırmak, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek ve mevcut durumun bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini sağlamak amacıyla ‘Hava Kirliliği ve Çevresel Etkileri Paneli’ düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra aynı zamanda Halk Sağlığı Uzmanı olan CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, akademisyenler, kamu kurumları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. “HEPİMİZ AYNI HAVAYI SOLUYORUZ” Programda konuşan MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yeşilin, beyazın ve mavinin bir araya gelerek eşsiz bir doğa dokusu oluşturduğu Bursa'da hava kalitesinin düşük olduğunu vurguladı. Bunda kentin coğrafi konumunun, yeryüzü yapısının ve sanayi yoğunluğunun etkili olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa hava kirliliği açısından bugün de çok büyük bir risk altındadır. Kentimizin hava kalitesi gelecek kuşaklar için de önem taşıyor. Göreve geldiğimiz günden itibaren havamız ve suyumuz için birçok çalışma yaptık ve bunları kamuoyuyla paylaştık. Önemli çağrılar yaptık. Havamızı ve suyumuzu kimlerin kirlettiğini açıkladık. Bu konuda herkesin sorumluluk sahibi olması gerektiğini her platformda dile getirdik. Hepimiz aynı havayı soluyoruz. Havamız ne kadar temizse, insan sağlığı açısından o kadar kaliteli bir yaşam sunarız” diye konuştu. “AMACIMIZ, TEMİZ, SAĞLIKLI VE YAŞANABİLİR BURSA” Bursa’da hava kirliliğinin en yüksek olduğu yerin İnegöl olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, hava kirliliği açısından Kestel ve Gürsu’nun da İnegöl’ü takip ettiğini söyledi. Kentin farklı noktalarına yerleştirilen hava kalitesi ölçüm cihazlarıyla canlı takip yapabildiklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bu tür çalışmalarımızı genişleteceğiz. Muhtemelen İnegöl'de ve Kestel'de maske dağıtacağız. Çünkü durum bunu gösteriyor. Hava kirliliği, insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kentlerin geleceğini doğrudan etkileyen bir konudur. Sanayi kimliğiyle öne çıkan Bursa’da özellikle kış aylarında partikül madde değerlerinde yaşanan artış, hepimizin yakından takip ettiği önemli bir sorundur. Bizler halk sağlığını önceleyen, temiz çevreyi merkeze alan bir anlayışa sahibiz. Amacımız, halkımızın daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir Bursa'da yaşamasını sağlamaktır” dedi. “GELECEK KUŞAKLARA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR” Yılların ihmali ve düşüncesizliği sonucu Nilüfer Çayı’nın kirlendiğini ve buna sebep olan kurumlardan birinin de BUSKİ olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, bunun yanında 155 kaçak deşarj da tespit ettiklerini hatırlattı. Bunlara yönelik işlemlerin sürdürüldüğünü anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu süreci kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevreyi kirleten her unsurla mücadele edeceğiz. 2026 yılı içerisinde atık su ve altyapı projelerini büyük ölçüde tamamlayacağız. Eksikleri gidererek kentimizin havasını ve suyunu korumak için gereken adımları atacağız. Ovaakça bölgesindeki atıkların da Nilüfer Çayı’na karıştığını biliyoruz. Bu konuda proje hazırladık. İnşaat süreci başladı ve kısa sürede faaliyete başlatacağız. Yıllarca bu kentte görev yapan insanların duyarsızlığı bir Bursalı olarak beni son derece üzdü. Gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz var. Çocuklarımız ve torunlarımız bu kentte yaşayacak” diye konuştu. “KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİYLE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ” Hava kalitesi ölçümüyle ilgili Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, dünya genelinde yaşanan iklim krizine de dikkat çekerek gerekli tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguladı. Sorunların ancak tüm kurumların iş birliğiyle çözülebileceğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “Kurumlar arası iş birliğiyle ve ortak akılla hareket etmek zorundayız. El ele verdiğimizde hava kirliliğine karşı daha etkili ve kalıcı çözümler üretebileceğimize inanıyorum. Düzenlenen panelin, Bursa için yol gösterici sonuçlar ortaya koyacağını inanıyorum” dedi. “BURSA’NIN TEMİZ HAVA EYLEM PLANINA İHTİYACI VAR” CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın uzun yıllardır hava kirliliğiyle mücadele ettiğini söyledi. Çarpık kentleşme, endüstri ve ulaşım gibi etkenlerden dolayı hava kirliliğinin Bursa’da ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Pala, “Bursa, yıllar boyunca Türkiye genelindeki ölçüm istasyonları arasında en kirli ilk 10 kent arasında olmuştur. Nilüfer ölçüm istasyonunda partikül madde (PM10) değeri 367 seviyesine ulaştı. Bu açık bir alarm durumudur. Hava kirliliği, sadece Bursa merkezde değil, 17 ilçede ciddi sorundur. Bursa’da her yıl 3 bine yakın insan hava kirliliği sebebiyle hayatını erken kaybediyor. Çok sayıda çocuk hava kirliliğine bağlı hastalıklara yakalanıyor. Bu hastalıkların bir bölümü ömür boyu sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini sigara kadar ciddi bir sağlık tehdidi olarak tanımlıyor. Bursa’nın çok ciddi temiz hava eylem planına ihtiyacı var. Umarım hep birlikte temiz hava soluduğumuz günleri yaşarız” diye konuştu. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Cihat Kahraman, Bursa genelinde kentsel hava kalitesini yakından takip ettiklerini, Bursalıların sağlıklı hava teneffüs etmelerini sağlamak amacıyla çalıştıklarını ifade etti. Hava kirliliğiyle mücadelede sunduğu yol gösterici destekler için Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür eden Kahraman, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, konuşmaların ardından panel oturumlarıyla devam etti. ‘Farklı dinamikler perspektifinden hava kalitesi’ konulu birinci oturumda, Prof. Dr. Ülkü Alver Şahin ‘Kent havasının kirlilik dinamikleri ve kaynak dağılımları’, Doç. Dr. Aşkın Birgül ‘Bursa’da hava kalitesi ve emisyon kaynaklarının bilimsel değerlendirilmesi’, Derya Sarıoğlu ‘Hava emisyon yönetimi çalışmaları’, Prof. Dr. Burcu Onat ‘İç ortam hava kalitesi: Bina içi kirlilik kaynakları ve yönetimi’, Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ‘Temiz hava hakkı ve çevresel adalet perspektifi’, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan ‘Hava kirliliğinin halk sağlığı üzerine etkileri’ başlığında sunum yaptı. ‘Yerelde havayı yönetmek’ temalı ikinci oturumda ise, Bursa, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri tarafından ‘hava kalitesi ve izleme yönetimi’ hakkında bilgi verildi. Program, moderatörlüğünü Barış Can Üstündağ’ın yaptığı ‘Hava sohbetleri-Birlikte konuşalım: Çevre için paylaşılan sorumluluklar’ oturumuyla sona erdi.

Türkiye'nin atık su yönetimine BTÜ öncülük ediyor Haber

Türkiye'nin atık su yönetimine BTÜ öncülük ediyor

Atık su yönetimine dair taslak mevzuatın hazırlanmasının hedeflendiği 47,5 milyon TL bütçeli proje kapsamında, sanayi sektörlerinden kaynaklı atık su durumu incelenecek ve yeni yol haritası belirlenecek. Güney Marmara’nın ve Bursa’nın tek teknik üniversitesi olan Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), ülkenin ve şehrin sorunlarının çözümcüsü olmaya devam ediyor. Bu kapsamda çağın en büyük sorunu haline gelen su problemine de kayıtsız kalmayan BTÜ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile imzaladığı protokol ile "Türkiye’nin Endüstriyel Atık Su Profilinin Belirlenmesi Projesi"ni (TENAP) faaliyete aldı. Bursa Teknik Üniversitesi koordinasyonunda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi, Medeniyet Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğinde yürütülen proje ile Türkiye’de faaliyet gösteren sanayi sektörlerinden kaynaklı atık su durumuna ilişkin mevcut durum ortaya konacak. TENAP kapsamında sektörel atık su profili çıkarılacak ve sektörel deşarj kriterleri geliştirilecek. Elde edilen belirtilere dayanarak, etkin bir endüstriyel atık su yönetimi sağlamak amacıyla mevzuat güncellemeleri yapılacak, atık su yönetiminde yeni bir yaklaşım modeli geliştirilecek ve sürdürülebilir bir endüstriyel atık su yönetim sistemine geçiş için altyapı oluşturulacak. Uzman akademik kadrodan oluşan bir ekiple yürütülecek projenin, 15 Ekim 2026’da tamamlanması öngörülüyor. Çalışma sonunda ise Türkiye’deki su kirliliği kontrol yönetmeliğinin yeniden belirlenmesi amaçlanıyor. Endüstriyel atık su profillerini belirleyecek olan çalışma kapsamında; endüstriyel atık su deşarjlarının kontrolüne yönelik ihtiyaçların belirlenmesi ve buna ilişkin strateji geliştirilmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda; sektöre özgü üretim aşamalarının ve atık su kirletici parametrelerinin araştırılması, sektörel deşarj kriterlerinin geliştirilmesi, kirleticilerin arıtılabilirlik durumunun, arıtma teknolojilerinin ve atık suların yeniden kullanım imkanlarının incelenmesi ve bu kapsamda yatırım ihtiyaçlarının tespit edilmesine ilişkin çalışmalar gerçekleştirilecek. Sektörel çalışmalar; literatür çalışmaları, saha ziyaretleri, anket uygulamaları, atık su örnekleme ve analiz çalışmaları ve benzeri çalışmalar ile desteklenerek bir taslak mevzuatın hazırlanması hedefleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Bursa Teknik Üniversitesi arasında imzalanan protokolle hayata geçen projenin önemine vurgu yapan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "Günümüzde endüstriyel atık suya ilişkin mevcut durumun iyi tespit edilmesi ve günümüz şartlarına uygun olarak yeni standartların geliştirilmesi büyük önem arz ediyor. Bu kapsamda sanayinin ağırlıklı olarak bulunduğu Bursa’mızda faaliyet gösteren bir üniversite olarak, elimizi taşın altına koymak istedik. Bakanlığımızın desteğiyle faaliyete aldığımız çalışmamız ile kamu, sanayi ve üniversite iş birliği ile sürdürülebilir endüstriyel atık su yönetimi konusunda önemli adımlar atacağız. Atık su yönetimi alanında yapılacak her türlü yeniliğe öncülük edecek olan projemizin, ekonomik ve çevresel anlamda da büyük faydalar sağlayacağına inanıyoruz. BTÜ olarak ülkemizi, çevremizi ve toplumumuzu ilgilendiren konularda öncülük etmeye devam edeceğiz" dedi.

Arıtma ve geri dönüşümde örnek kooperatifçilik modeli: Yeşil Çevre Haber

Arıtma ve geri dönüşümde örnek kooperatifçilik modeli: Yeşil Çevre

1998’de Bursa’nın doğusunda kurulan S.S. Yeşil Çevre Hizmet ve İşletme Kooperatifi, kamu ve özel sektör iş birliğinin Türkiye’deki önemli örneklerinden… Kestel Organize Sanayi Bölgesi ( KOSAB), Uludağ Organize Sanayi Bölgesi (Uludağ OSB), Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi (BOSAB), Kestel ve Gürsu ilçe yerleşim alanları ve İsabey bölgesindeki endüstriyel sanayi tesislerinin bulunduğu bölgelere hizmet veren ‘Yeşil Çevre’, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir çevre hedefi ile çalışmalarını sürdürüyor. Dağınık alanlarda faaliyetlerini sürdüren sanayi tesisleri açısından önemli bir model olan Yeşil Çevre’nin, 56 ortakla başlayan hizmet yolculuğu bugün 496 ortakla devam ediyor. Ve önümüzdeki süreçte yapılması planlanan yeni yatırımlarla hizmet kapasitesi ve hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor. Kooperatifin Gürsu’da bulunan tesisinde; Genel Müdür Mehmet Aydın ile bir araya gelerek, kuruluştan bugüne tesis hakkında konuştuk, sürece yönelik bilgi aldık. Bize, İşletme ve Projeler Müdürü Çağatay Çetinkaya, İşletme Sorumlusu Yasin Davan, Çevre Danışmanı Rumeysa Duran ve Ambalaj Atığı Ayrıştırma Tesisi İşletme Müdürü Adil Bayraktar da eşlik etti. KOOPERATİFİN KURULUŞU Öncelikle, Yeşil Çevre Hizmet ve İşletme Kooperatifi Genel Müdürü Mehmet Aydın kooperatifin kuruluş sürecini anlattı:   “Kooperatif, ortak arıtma tesisi fikri ile yola çıkılarak 1998’de kuruldu.  Kestel, Gürsu, Barakfakih alanları ana kolektör hattımıza bağlandı. O dönemde buradaki sanayicileri ikna etmek o kadar kolay olmuyor. 2004’e kadar çalışmalar sürüyor ve temel atılıyor. Bulunduğumuz yer o zaman için Gürsu Belediyesi’nin katı çöplük alanı. Burası satın alındı. Ve 2006’nın haziran ayında arıtma hizmetine başlandı. Proje, 27 kilometre uzunluğunda kolektör hatları, fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma ünitelerini bünyesinde barındıran, o günün en son teknolojilerine göre 52 bin 500 m3/gün kapasite ile başladı. Sonrasında yapılan yeni yatırımlarla kapasite 150 bin m³/güne yükseltildi.” SEKTÖREL İŞ BİRLİĞİ Kamu ve özel sektör iş birliği ile kurulan 429 ortaklı kooperatifte Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BUSKİ kamu ortakları. Kooperatifin 153 endüstriyel, 273 evsel ortağı bulunuyor.  Valilik ve Büyükşehir’in ortaklığının yapıya değer kattığını belirten Mehmet Aydın, “Valilik ve Büyükşehir ile parasal ilişki yok. BUSKİ ise, Gürsu ve Kestel’deki atıksu bedelini tahsil ederek Yeşil Çevre’ye ödemesini yapıyor. Bunun dışında 2 tip ortağımız var. Prosesinde suyu kullananlar endüstriyel ortaklarımız, su kullanmayanlar da evsel ortaklarımız. Evsel ortaklar, çalışanlarının günlük kullandığı suya göre değerlendiriliyor. Tesise gelen suyun yüzde 30’u evsel, yüzde 70’i endüstriyel. Bölgede henüz ortak olmamış 21 evsel işletme var.  Onları da yapının içerisine dahil etmek istiyoruz. Bu arada Valiliğin bize şöyle bir katkısı da oluyor. Görev yeri değişip Bursa’dan giden valilerimiz gittikleri yerlere bizi anlatıyor. Örnek model olarak gösteriliyoruz” açıklamasını yaptı. ORTAK YATIRIM Kamu ve özel sektörün içe içe olduğu böyle bir yapının Türkiye’de başka bir yerde olmadığını dile getiren Mehmet Aydın tesisin üç OSB’ye hizmet verdiği vurgusunu yaparak şunları söyledi: “Bu yapı kurulduğunda bu OSB’lerin hiçbiri yoktu. İşletmeler bireysel olarak buraya ortak oldular. O sanayi kuruluşları kendi arıtma tesislerini kursalardı ciddi bir maliyet oluşacaktı. Kaldı ki uygun alanları da olmayabilirdi. Dolayısıyla bu yönleri ile bakıldığında ortak yatırım olduğu için arıtma da ekonomik oluyor. Bu model ortaklarımıza şöyle bir avantaj da sağlıyor: Çevre Bakanlığı, bizi kontrol ettiğinde bu bölgenin tamamı kontrol edilmiş oluyor. Bireysel anlamdaki sorumluluk ortadan kalkmış oluyor.” KONTROL SİSTEMİ Arıtma tesisinde; günde ortalama 95 bin m3/gün, aylık ortalama 2 milyon 850 bin m3/ay, yıllık ortalama 34 milyon 200 bin m3/yıl su arıtılarak Samanlı’ya deşarj ediliyor. Arıtma tesisinin bu anlamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ciddi bir kontrol sisteminden geçirildiğini de söyleyen Aydın, laboratuvar süreci ve bakanlık kontrol sistemi hakkında şu bilgileri verdi: “Biz laboratuvarımızda günlük giriş ve çıkışları analiz ediyoruz. ‘Tablo 19’ değerleri var. Biz değerleri buna uygun hale getirmek zorundayız. Bakanlığın uzaktan izleme kabini mevcut. 7/24 kontrol ediyor. Ayrıca gezici ekibi 3’er aylık periyotlarda gelip numune alarak kontrollerini yapıyor. O nedenle Bakanlık tarafından belirlenen kriterlerin dışında bir işlem yapılması mümkün değil.” HEDEFTEKİ PROJELER Tesisin başlangıçtan bugüne yatırım maliyeti 35 milyon 152 bin 390 dolar. Neredeyse tamamının sanayici tarafından karşıladığı bu yatırım maliyeti içerisinde sadece BUSKİ’nin katılım payı ile 2 milyon TL. BEBKA desteği bulunuyor. Yeşil Çevre’de yeni proje planlamaları olduğunu ve yatırımların devam edeceğini belirten Mehmet Aydın, “İş sağlığı iş güvenliği ortak sağlık birimi kurmak istiyoruz. Laboratuvarı akredite laboratuvar yapmak istiyoruz. İleri arıtma geri kazanımı 50 bin m3 suyu, günlük geri kazanmak istiyoruz. Bir de mevcut arıtma kapasitemizi fiili 150 bin m3/güne çıkarmak istiyoruz. Çamur bertaraf tesisimiz var. Çamuru yakarak bertaraf ediyoruz. Bursa’da ilk olarak çamuru yakarak bertaraf eden tesisiz. Burada çıkan buharı kurutmada kullanıyoruz. Bizim için daha ekonomik oluyor. Ayrıca ambalaj toplama ayrıştırma tesisimizi de tamamladık. Kuruluş amacımız, ortaklara hizmet etmek, katma değer sağlamak. O gayeyle hareket ediyoruz. Kapsamlı bir bertaraf tesisi kurup buradan enerji elde etmek istiyoruz. Çamuru yakacağız, çer çöpü yakacağız, bahçelerde budama sonucu oluşan atıkları yakan ve enerji elde eden bir model var bunu kurmak istiyoruz. Bir de güneş panellerinden enerji elde edeceğiz. Yakında onun da inşaatı başlıyor. İlaveten tehlikeli atıklarla ilgili bir projemiz var. Tehlikeli atıkların transferini sağlayacak bir lojistik oluşturacağız. Fabrikadan alıp ilgili tesise ileteceğiz” dedi. AKREDİTE LABORATUVAR Halihazırda; atıksu arıtma hizmeti, çevre danışmanlık hizmeti, ambalaj atık ayrıştırma hizmeti ve laboratuvar hizmeti verilen tesiste, ortakların çıkış suyu analizleri yapılarak ithalatçıları istediğinde gönderiliyor. ‘Akredite Laboratuvar’ olma taleplerinin ortakların ihtiyaçlarına daha iyi hizmet verebilmek adına olduğunu ifade eden Aydın, “Bugün için ortaklarımızın analizlerinde bizim laboratuvar sonuçlarımız kabul ediliyor. Ancak gelecekte, bu laboratuvar akredite değil denildiğinde, -ki o ihtimal var- o zaman ortaklarımız bu işlemleri yüksek maliyetlerle dışarıda yaptırmak zorunda kalırlar. Biz bu olasılığın önüne geçebilmek adına hazırlık yapıyoruz. Sonuçlarımız şimdilik ihtiyacı görüyor. Ancak geleceği düşünerek bu laboratuvarı akredite etmek istiyoruz. Çünkü burada ortağımızın suyunu bin 600 TL’ye analiz ederken, dışarıda bu işlem 15 bin TL’ye yapılıyor” şeklinde konuştu. EĞİTİME DESTEK Yeşil Çevre olarak eğitime destek veren bir kuruluş olduklarını da ifade eden Mehmet Aydın, “Çevre mühendisliğinde okuyan öğrencilere burada staj yaptırıyoruz. Staj yapan arkadaşlarımız bizimle çalışma imkânı da buluyor. Orta öğretime destek veriyoruz. Bölgede çevre ile ilgili yapılan faaliyetlere sponsor oluyoruz. İki ilçeden (Gürsu ve Kestel) ilköğretim ve ortaöğretimden öğrencilere tesisimizi gezdirerek bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Bir de boyama kitabımız var. Onları da anaokulu öğrencilerine dağıtıyoruz. Onlara da çevre bilinci aşılıyoruz. Sosyal faaliyetlere destek veriyoruz. Her yıl 10 bin ağaç dikiyoruz. Ortaklarımızla tehlikeli yağların toplanmasını koordine ediyoruz. 3 ayda bir de çıkan bültenimiz ver. Orada bilgilendirme ve bilinçlendirme yapıyoruz” açıklamasını yaptı. EKONOMİK ÇÖZÜM Son olarak kooperatif olmanın avantajlarından da bahseden Yeşil Çevre Genel Müdürü Mehmet Aydın, “En temel avantaj elbette düşük maliyetli olması. Ve bu bölgede çevresel anlamda her türlü yasal sorumluluğu, Yeşil Çevre olarak ortaklarımız adına yürütüyoruz. Onlar adına bu işi yapan, işi bu olan, her şekilde prosedüre uygun hareket eden bir işletmeyiz.  Ortakların her biri kendi içinde suyu geri kazanım yapsa, bu ciddi bir maliyet. Ama biz burada onlar adına bu işi düşük maliyetle, prosedüre uygun çözümlüyoruz. 429 ortağımız bu yönüyle çok rahat” bilgisini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.