SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa

Söz Bursa - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kayıhan Pala'dan yetkililere "Sıcak" çağrı! Haber

CHP'li Kayıhan Pala'dan yetkililere "Sıcak" çağrı!

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, sıcak hava dalgalarına karşı risk gruplarını koruyacak önlemler almak üzere, yetkilileri göreve çağırdı. Pala, geçen yıl, 24 Ekim 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle vermiş olduğu soru önergesinde, iklim krizine ve sıcak hava dalgalarına karşı risk gruplarını korumak amacıyla alınan önlemleri sormuş, ancak Anayasal zorunluluk olduğu halde yanıt alamamıştı. Pala, bu durumu ve alınması gereken önlemleri 7 Mart 2026 günü yayınladığı basın bülteni ile duyurmuştu. Bugünlerde Avrupa’nın yeniden sıcak hava dalgalarıyla karşılaştığını vurgulayan Prof. Pala, sıcak hava dalgalarına karşı alınması gereken önlemleri bir kez daha dile getirdi. Sıcak hava dalgaları, iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki en doğrudan ve en yıkıcı etkilerinden biri. Geleneksel olarak sadece meteorolojik bir istatistik olarak görülen aşırı sıcaklar, aslında toplumun kırılgan kesimlerini doğrudan hedef alan ve "sessiz katil" olarak tanımlanan bir halk sağlığı acil durumudur. Küresel ortalama sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,2°C (2023 rekorunda 1,45°C) artış göstermesi, uç sıcaklık değerlerinin görülme sıklığını dramatik şekilde değiştirmiştir. Bu durum, sadece termometrelerin yükselmesi değil, sağlık sistemlerinin alışık olmadığı ve biyolojik sınırları zorlayan bir termal stres yüküyle karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir. Sıcaklığın insan fizyolojisi üzerindeki baskısı, vücudun ısı dengesini koruyan mekanizmaların (terleme, cilt kan akımı) iflas etmesiyle başlar. Bu baskı, sadece “sıcak çarpması” olarak adlandırılan doğrudan vakalarla değil, mevcut kronik hastalıkların tetiklenmesi sonucu oluşan ağır hastalanma veya ölüm olarak da kendini gösterir. Isı dengesi için kalbin aşırı çalışması; kalp yetmezliği ve damar içi pıhtılaşma riskini artırır. Artan sıcaklık, yer seviyesindeki ozon ve partikül kirliliğini tetikleyerek KOAH ve astım ataklarını şiddetlendirir. Sıvı kaybı, elektrolit dengesizliği ve böbrek yetmezliğine yol açarak diyaliz hastaları için hayati risk oluşturur. 2003 Avrupa sıcak dalgasında 15 bini yalnızca Fransa’da olmak üzere 70 binin üzerinde fazladan ölüm kaydedilmiştir. Ülkemizde yapılan bazı akademik çalışmalarda da 2003-2017 yılları arasında yalnızca İstanbul’da aşırı sıcaklar nedeniyle 4 binin üzerinde fazladan ölüm yaşandığı bildirilmiştir. Yaşlılar (75+) susama refleksinin azalması ve ısı düzenleme kapasitesinin zayıflaması nedeniyle en yüksek risk grubudur. Diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak hava dalgalarına karşı savunmasızdır. İnşaat ve tarım işçileri, açık havada çalışmaya bağlı olarak mesleki maruziyet nedeniyle doğrudan risk altındadır. Risk, sadece termometrenin kaç dereceyi gösterdiğiyle değil; o sıcaklığın hangi sosyal sınıfa, hangi barınma kalitesine ve hangi "yalnızlık" düzeyine çarptığıyla doğrudan ilişkilidir. 2003’te Paris’te yaşanan sıcak hava dalgaları felaketi, riskin mekânsal ve sosyal boyutunu netleştirmiştir. Sıcak hava dalgaları nedeniyle ölenlerin büyük çoğunluğu yalnız yaşamakta, yaklaşık yarısı kötü havalandırılan evlerde ikamet etmekteydi. Sosyal izolasyon, yardım çağırma sürecini imkansızlaştırarak ölüm oranlarını çarpan etkisiyle artırmıştır. Türkiye, iklim krizinin "sıcak noktası" olan Akdeniz Havzası'ndaki konumu nedeniyle çok ciddi bir tehdit altındadır. Ülkenin demografik ve kentsel ısı adası yapısı, bu tehdidi bir sistemik krize dönüştürme potansiyeline sahiptir. Türkiye'deki yüksek kötü kentleşme düzeyi ve betonlaşma, sıcak hava dalgalarını sıradan bir olay olmaktan çıkarıp, milyonlarca insanı etkileyebilecek, iklim göçlerini ve kentsel altyapı krizlerini tetikleyebilecek bir soruna dönüştürmektedir. Sıcak hava dalgalarına karşı başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, diğer bakanlıkların ve paydaşların yetki ve sorumlulukları netleştirilmelidir. Meteoroloji ile entegre biçimde sağlık temelli eşikler saptanmalı, risk gruplarına yönelik farkındalık çalışmaları artırılmalıdır. Yalnız yaşayan yaşlılar ve hastalar önceden belirlenmeli ve yerel yönetimler ve sağlık ekipleri tarafından belli aralıklarla kendileriyle iletişim kurulmalıdır. Acil servislerde kapasite artışı sağlamak amacıyla, “Yeşil alan” yaklaşımı sona erdirilmeli, acil servisler yalnızca acil hastalara hizmet sunacak biçimde düzenlenmelidir. Dış ortamda çalışan emekçiler için ısı düzeyine göre çalışma saatleri düzenlenmeli, dinlenme araları artırılmalı, suya erişim ve kişisel koruyucu donanım sağlanmalıdır. Sıcak hava dalgaları, Türkiye'nin iklim krizine karşı mücadelesinde "en ölümcül" ancak "en az görünür" alanlardan biridir. Ulusal ve yerel düzeyde eylem planlarının uygulamaya konulması kaçınılmazdır. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıkları iklim krizine ve sıcak hava dalgalarına karşı risk gruplarını korumak üzere görevlerini yapmaya çağırıyoruz.

Bursa'dan Avrupa'ya eğitim köprüsü: My Happy Me Haber

Bursa'dan Avrupa'ya eğitim köprüsü: My Happy Me

Bursa Şehit Piyade Er Rahim Keskin Ortaokulu’nun ortakları arasında yer aldığı uluslararası eTwinning projesi, Türkiye ile Avrupa’nın 6 farklı ülkesindeki öğrencileri aynı hedefte buluşturdu. Binlerce kilometre uzaklıktaki çocuklar, mutluluk, sağlıklı yaşam ve duygusal farkındalık temalarında ortak çalışmalar gerçekleştirerek eğitimde sınırların artık anlamını yitirdiğini gösterdi. Bursa Şehit Piyade Er Rahim Keskin Ortaokulu, Avrupa'nın farklı köşelerinden öğrencileri ve öğretmenleri aynı proje çatısı altında buluşturarak uluslararası eğitim iş birliğine önemli bir örnek oluşturdu. "My Happy Me" adlı eTwinning projesi sayesinde binlerce kilometre uzaklıktaki çocuklar ortak etkinliklerde bir araya gelirken, farklı kültürler arasında güçlü dostluk köprüleri kuruldu. Bursa Şehit Piyade Er Rahim Keskin Ortaokulu İngilizce Öğretmeni Adile Kaplan ile Kuzey Makedonya’dan Gabriela Stojanovska'nın kuruculuğunu üstlendiği proje; Türkiye, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, Romanya ve Kuzey Makedonya’dan öğretmen ve öğrencileri aynı amaç etrafında buluşturdu. Proje boyunca öğrencilerin duygusal, sosyal ve fiziksel iyi oluşlarını destekleyen çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Projede Şehit Piyade Er Rahim Keskin Ortaokulu İngilizce öğretmenleri Çiğdem Çıtlık ve Mine Çelik Karakoç, Ankara Eryaman Cumhuriyet Ortaokulu'ndan Yasemin Merve Sabuncuoğlu, Bursa Yıldırım Şerif Rabia Kutlucan Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Nevin Baykal, Muğla Selahattin Göktuğ Ortaokulu İngilizce Öğretmeni Sinem Sül ve Müzik Öğretmeni Dilara Işık Kaya da aktif görev aldı. Öğrenciler proje kapsamında nefes egzersizlerinden sanat çalışmalarına, dans etkinliklerinden duygu paylaşımına kadar pek çok faaliyet gerçekleştirdi. Çevrim içi buluşmalar sayesinde farklı ülkelerde yaşayan çocuklar hem birlikte öğrenme deneyimi yaşadı hem de kültürel etkileşim fırsatı buldu. Projenin en dikkat çeken çalışmalarından biri ise Ocak ayında düzenlenen ‘Teşekkür Haftası’ etkinliği oldu. Yedi ülkede eş zamanlı yürütülen etkinlikte öğrencilere ‘Hayatınızda en çok neye teşekkür ediyorsunuz?’ sorusu yöneltildi. Yapılan değerlendirmede, dil, din ve kültür farklılıklarına rağmen öğrencilerin en fazla verdiği yanıtın ‘Ailem’ olduğu ortaya çıktı. Bu sonuç, dünyanın farklı noktalarında yaşayan çocukların ortak duygular ve değerler etrafında buluşabildiğini gözler önüne sererken, aile kavramının evrensel önemini de bir kez daha ortaya koydu. Proje ortakları, sevgi, destek ve aidiyet duygusunun tüm çocuklar için ortak bir değer olduğuna dikkat çekti. Proje süresince öğrencilerin gelişimlerini takip edebilmeleri amacıyla ortak bir ‘Well-being Passport (İyi Oluş Pasaportu)’ da hazırlandı. Öğrenciler bu pasaport aracılığıyla hem etkinliklere katılımlarını kayıt altına aldı hem de kişisel gelişim süreçlerini takip etme fırsatı buldu. Uluslararası iş birliğinin başarılı örneklerinden biri olarak gösterilen ‘My Happy Me’ projesi, öğrencilerin yabancı dil becerilerini geliştirirken sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarına, farklı kültürleri tanımalarına ve dünya vatandaşlığı bilinci oluşturmalarına katkı sağladı.

Osmangazili Badmintonculardan Bulgaristan'da çifte başarı Haber

Osmangazili Badmintonculardan Bulgaristan'da çifte başarı

Osmangazi Belediyespor Kulübü’nün başarılı badminton sporcuları Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, Bulgaristan’da düzenlenen U19 VICTOR Bulgarian Junior Open Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle hem kulüplerini hem de Türk badmintonunu uluslararası arenada başarıyla temsil etti. 18 farklı ülkeden 145 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen ve Avrupa gençler badmintonunun önemli organizasyonları arasında gösterilen U19 VICTOR Bulgarian Junior Open Turnuvası, genç sporcuların kıyasıya mücadelelerine sahne oldu. Turnuvada Osmangazi Belediyespor’un milli sporcuları Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, gösterdikleri üstün performanslarla dikkatleri üzerine çekerek önemli başarılara imza attı. Tek Kadınlarda Elifnur Demir’den Gümüş Madalya Turnuvanın Tek Kadınlar kategorisinde mücadele eden Osmangazi Belediyesporlu sporcu Elifnur Demir, organizasyon boyunca ortaya koyduğu başarılı performansla finale kadar yükselmeyi başardı. Rakiplerini birer birer geride bırakarak adını final müsabakasına yazdıran genç sporcu, şampiyonluk mücadelesinde Çin Taipei’li rakibiyle karşı karşıya geldi. Büyük çekişmeye sahne olan final karşılaşmasında ilk seti 16-21 kaybeden Elifnur Demir, ikinci sette ortaya koyduğu etkili oyunla rakibini 21-17 mağlup ederek maçı karar setine taşıdı. Final setinde de son ana kadar mücadeleyi bırakmayan başarılı sporcu, seti 16-21 kaybederek turnuvayı ikinci sırada tamamladı. Elde ettiği bu sonuçla gümüş madalyanın sahibi olan Elifnur Demir, uluslararası düzeyde önemli bir başarıya imza attı. Çift Kadınlara Osmangazi Belediyespor Damgası Turnuvanın Çift Kadınlar kategorisinde ise Osmangazi Belediyesporlu sporcular Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu birlikte mücadele etti. Turnuva boyunca uyumlu oyunları, yüksek mücadele güçleri ve başarılı performanslarıyla dikkat çeken ikili, rakiplerini geride bırakarak finale yükselme başarısı gösterdi. Final müsabakasında da büyük bir mücadele ortaya koyan Osmangazi Belediyesporlu sporcular, turnuvayı ikinci sırada tamamlayarak gümüş madalya kazandı. Böylece Elifnur Demir turnuvayı iki ayrı kategoride final oynayarak çifte başarıyla tamamlarken, Zeynep Berre Ocakoğlu da uluslararası düzeyde önemli bir derece elde ederek kariyerine değerli bir başarı daha ekledi. Osmangazi Belediyespor Kulübü, Bulgaristan’da elde edilen bu önemli başarılarla uluslararası spor platformlarında adından söz ettirmeye devam ederken, Türk badmintonunun geleceği adına umut veren performanslar sergileyen Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, gösterdikleri azim, disiplin ve mücadele ruhuyla Türkiye’nin gururu oldu.

Citroën’e Avrupa’dan prestijli ödül: C3 Aırcross zirveye yerleşti! Haber

Citroën’e Avrupa’dan prestijli ödül: C3 Aırcross zirveye yerleşti!

Otomotiv dünyasında konforu yeniden tanımlayan Citroën, C3 Aircross modeliyle AUTOBEST Conquest 2026’da önemli bir başarıya imza atarak Avrupa’nın “En Kullanıcı Dostu Otomobili” unvanının sahibi oldu. Yenilikçi yaklaşımı, yüksek konfor seviyesi ve erişilebilir mobilite çözümleriyle öne çıkan C3 Aircross, hem jüri değerlendirmelerinde hem de tüketici nezdinde güçlü bir karşılık buldu. AUTOBEST tarihinde ilk kez hayata geçirilen halk oylamasıyla kullanıcıların da sürece dahil olması, C3 Aircross’un geniş kitleler nezdindeki başarısını pekiştirdi. Ocak–Mart 2026 döneminde Avrupa genelinde gerçekleştirilen online oylamada halk oyları toplam sonucun yüzde 50’sini oluşturdu. 28 Mart’ta düzenlenen AUTOBEST Conquest Show’da açıklanan sonuçlarla birlikte Citroën, kullanıcı odaklı mobilite vizyonunu uluslararası alanda bir kez daha tescillemiş oldu. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Citroën Marka Direktörü Bora Duran, “C3 Aircross’un AUTOBEST Conquest 2026’da bu prestijli ödüle layık görülmesi, Citroën olarak kullanıcı odaklı yaklaşımımızın ve erişilebilir mobilite vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. Bu başarı, aynı zamanda Citroën’in yenilikçi ürün stratejisinin ve müşteri beklentilerini doğru analiz eden yaklaşımının da önemli bir sonucu. Yeni dönemde de konforu, teknolojiyi ve ulaşılabilirliği bir arada sunan modeller geliştirmeye devam edeceğiz. Türkiye’de de büyük ilgi gören C3 Aircross’un kazandığı bu global ödülün son derece hak edilmiş bir başarı olduğunu ve rüştünü yeniden ispatlamış olmasından büyük gurur duyduğumuzu belirtmek isterim” dedi. Kullanıcı odaklı başarı 2001 yılında kurulan AUTOBEST, 25. yılında hayata geçirilen AUTOBEST Conquest formatı ile sektör ile kullanıcıları daha da yakınlaştırıyor. 32 Avrupa ülkesinden bağımsız otomotiv gazetecilerinden oluşan jüri, fiyat, ulaşılabilirlik, servis ağı, yedek parça bulunabilirliği, tasarım, çok yönlülük ve teknoloji gibi 13 temel kriter üzerinden değerlendirme yaptı. Kullanıcı dostu yaklaşımıyla öne çıkan C3 Aircross, pratik çözümleri ve günlük yaşamı kolaylaştıran özellikleri sayesinde AUTOBEST “En Kullanıcı Dostu Otomobili” kategorisinde birinciliği elde etti. Bu çift yönlü değerlendirme hem uzman görüşlerini hem de gerçek kullanıcı deneyimlerini yansıtarak ödülün değerini daha da artırdı. Konfor, teknoloji ve erişilebilirlikte yeni referans noktası Türkiye’de hibrit ve tamamen elektrikli versiyonlarıyla sunulan C3 Aircross, Plus ve Max donanım seçenekleriyle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Hibrit versiyonda sunulan 7 kişilik oturma düzeni esnek kullanım avantajı sağlarken, tamamen elektrikli ë-C3 Aircross ise farklı menzil seçenekleriyle günlük kullanımda pratik ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Citroën’in konfor odaklı DNA’sını yansıtan modelde, C-Zen-Lounge® konsepti, Head-Up Display, Advanced Comfort® koltuklar ve çift kademeli hidrolik süspansiyon sistemi gibi özellikler yer alıyor. Bu donanımlar hem şehir içi hem uzun yolculuklarda üst düzey konfor ve akıcı bir sürüş deneyimi sunuyor. Ayrıca 10,25 inç dokunmatik ekranlı yeni nesil bilgi-eğlence sistemi ve gelişmiş sürüş destek teknolojileri, modern kullanıcıların güvenlik ve bağlantı beklentilerini karşılıyor. Model, 145 HP güç üreten 48V hibrit sistemi ve 83 kW’lık elektrikli motor seçenekleriyle performans ve verimliliği dengeli şekilde bir araya getiriyor. Ayrıca 100 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde elektrikli versiyon, kısa sürede yüksek şarj seviyelerine ulaşarak kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıyor. AUTOBEST Conquest 2026’da elde edilen bu önemli başarı, Citroën’in kullanıcı ihtiyaçlarını odağına alan yaklaşımını ve yenilikçi ürün stratejisini bir kez daha tescilliyor. Markanın konfor, teknoloji ve erişilebilirlik üzerine kurulu DNA’sı, C3 Aircross ile daha geniş kitlelere ulaşmaya devam ediyor. Citroën, elektrikli ve hibrit mobilite çözümlerine yaptığı yatırımlarla sürdürülebilir ulaşımın geleceğine yön verirken, kullanıcılarına her koşulda konforlu ve yenilikçi bir sürüş deneyimi sunmayı sürdürüyor. AUTOBEST Conquest 2026’da Avrupa’nın “En Kullanıcı Dostu Otomobili” seçilen C3 Aircross hakkında detaylı bilgiye ise citroen.com.tr websitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

İran’dan ABD’ye uyarı: "ABD’li askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacak" Haber

İran’dan ABD’ye uyarı: "ABD’li askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacak"

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin İran’a yönelik kara harekatına hazırlandığı iddiaları için, "ABD’li komutan ve askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacaktır. Güçlü silahlı kuvvetlerimiz, bu tehdidin hayata geçirilmesi halinde ordunuzun çöküşü için anbean beklemektedir" dedi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik kara harekatı ve işgal tehditlerine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Zülfikari, "ABD Başkanı, hiç şüphesiz Epstein dosyalarındaki geçmişi ve terör örgütü Mossad’ın baskısıyla siyonist rejimin başbakanının İran’a karşı yürütülen savaş ve saldırı sürecinde bir oyuncağı haline gelmiştir. Dünyanın en yalancı başkanlarından biri olarak tanınan Trump’ın ortaya koyduğu söylemlerinin temeli yoktur ve asla güvenilir değildir. Ne yazık ki ABD yönetimi, ordusunun komutasını, hatalı ve tehlikeli kararlarıyla ABD ordusunu adeta bir ölüm bataklığına sürükleyen birine teslim etmiştir" diye konuştu. "ABD ASKERLERİ BÖLGEDE HER GÜN ÖLÜMLE KARŞI KARŞIYA" ABD askerlerinin sahadaki durumuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Zülfikari, "ABD askerleri bölgede her gün ölümle karşı karşıya kalıyor. Yok edilen üslerden kaçan askerler, korkudan bölgedeki sivil ve ekonomik merkezlere sığınıyor, ancak orada da hedef alınıyor. ABD’li üst düzey komutanlar ise savaş alanından binlerce kilometre uzakta, cephedeki askerlerden direnç bekliyor. Trump bir gün savaş söylemleriyle gündem oluşturuyor, aynı gün geri adım atıyor. Bir yandan müzakereden söz ederken, saatler sonra savaş kararı alıyor. Bu dengesiz ve yalancı kişi, ABD halkına, Avrupa’ya ve özellikle Orta Doğu ülkelerine büyük zararlar verdi. ABD Başkanı yalnızca güç dilinden anlıyor" ifadelerini kullandı. "İŞGAL YALNIZCA HAYAL, SONUCU AĞIR OLUR" ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir kara harekatına ilişkin sert ifadeler kullanan İbrahim Zülfikari, "Trump’ın İran topraklarına yönelik kara harekatı ve işgal tehditleri yalnızca bir hayaldir. Biz uzun süredir böyle bir adımı bekliyoruz. İşgal ve saldırının sonucu, saldırganlar için yalnızca aşağılayıcı bir esaret ve ağır bir yenilgi getirecek, ABD’li komutan ve askerler Basra Körfezi’nde köpekbalıklarına yem olacaktır" şeklinde konuştu. "ABD halkı bunun bedelini ağır öder" ABD yönetimine çağrıda bulunan Zülfikari, "ABD ordusunun komutanları ve yöneticileri İran tarihine bakmalı ve bu halkın işgalcilere nasıl karşılık verdiğini görmelidir. Dengesiz bir başkanın yanlış kararları yüzünden askerlerini esaret ve ölüme sürüklememelidir. Aksi halde bunun bedelini ABD halkı ağır şekilde ödeyecektir. Güçlü silahlı kuvvetlerimiz, bu tehdidin hayata geçirilmesi halinde ordunuzun çöküşü için anbean beklemektedir" dedi.

Bursa’nın "Küçük Venedik"i sezonu açtı! Gölyazı’da sular 10 yılın zirvesinde Haber

Bursa’nın "Küçük Venedik"i sezonu açtı! Gölyazı’da sular 10 yılın zirvesinde

Avrupa'nın en güzel kasabaları arasında gösterilen, "Küçük Venedik" olarak nitelendirilen Bursa'nın Uluabat Gölü'ne kıyı Gölyazı Mahallesi, turizm sezonunu açarken, eksiklerinin giderilmesini bekliyor. Uzun yıllar şubat ayı yağış ortalaması metrekareye 75 kilogram olan Bursa'da bu yıl kar ve yağmur yağışları iyi oldu. Şubatta Bursa metrekareye 129 kilogram yağış alırken, Uludağ'da 107, Karacabey 95 ve Mustafakemalpaşa ise 106 kilogram oldu. "YAŞAYAN GÖL" Yağmurların ve eriyen karların etkisiyle baraj ve göllerdeki doluluk oranları arttı. "Uluslararası Yaşayan Göller Ağı"na dahil ve "Türkiye'de Yaşayan Göl" ünvanına sahip tek göl olan Uluabat Gölü de yağışlardan nasibini aldı. Göl sularının, 10 yıldır görülmedik şekilde yükselmesi turizm merkezi olan Gölyazı'nın sokaklarını, evlerini ve bazı kafelerini su altında bıraktı. Yükselen sularla yine "Küçük Venedik" benzetmesi yapılan Gölyazı Mahallesi, turizm sezonunu açtı. Bu yıl kayıkla gezintiye çıkanlar, meşhur köprüsünün altından geçebilecek, kıyı kesimlerde dolaşabilecek, su seviyesi yükselen ve genişleyen gölde unutulmadık bir gün yaşayabilecek. ONBİNLERCE KİŞİ GELİYOR AMA SAĞLIK MERKEZİ YOK Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, Ramazan Bayramı ile turizm sezonunu açtıklarını belirterek, "Küçük Venedik"in ziyaretçi ağırlamaya başladığını söyledi. Bu yıl su seviyesinin yükselmesi dolayısıyla yerli ve yabancı turist sayısında artış beklediklerini dile getiren Cihanoğlu, şöyle konuştu: "Turistlerin tam istediği gibi oldu Uluabat Gölü ve kıyı mahallemiz Gölyazı. Ama eksiklerimiz çok. Kıyı Kanunu'na yönelik düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Gölyazı‘ya baştan aşağı bir el değmesi lazım. Sahil düzenlemesi yapıldı ama Anıtlar Kurulu durdurdu. Taşlar orada kaldı. Turistik mahalleyiz, haftada 50-100 bin ziyaretçi geliyor ama sağlık merkezi yok, doktor yok, iğne yapacak hemşire yok, acil durumda müdahale edecek sağlık çalışanı yok." "Gezintiye çıkan hayran kalacak" Cihanoğlu, Avrupa'nın en güzel kasabalarından biri olarak gösteriliyor ama bir cemiyet yapacak yerlerinin olmadığını vurgulayarak, "Mahalle halkının bile başını sokacak yeri yok. Ağlayan Çınar'a el değmesi lazım, çünkü bizim için çok önemli, bakımı yok" dedi. Eksiklerin gelecek turistlerle ilgili olmadığına dikkati çeken Cihanoğlu, "Gölümüz gezintiye iç olmadığı kadar uygun. Şimdi köprü altından çadırlı kayıklar geçemez ama biraz sular çekilince o da olacak. Suyumuz temizlendi, kayıkların gidemeyeceği yer yok. Gezintiye çıkan hayran kalacak. Gölyazı'yı, Küçük Venedik'i merak edenleri bekliyoruz" dedi.

Tofaş’tan 386 milyon Euro’luk dev yatırım! Bursa, Dünyanın ticari araç üssü oluyor Haber

Tofaş’tan 386 milyon Euro’luk dev yatırım! Bursa, Dünyanın ticari araç üssü oluyor

Türkiye otomotiv sanayinin köklü kuruluşu olan ve bu yıl kuruluşunun 58. yılını kutlayan Tofaş, yerli otomotiv sanayisinin ihracat pazarlarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Tofaş, daha önce Doblo ile gerçekleştirdiği ABD ihracatına, K0 kodlu orta boy hafif ticari araç ürün grubu ile kaldığı yerden devam edecek. Bu kapsamda Tofaş Fabrikası’nda 2032 yılına kadar üretilecek olan yeni K0 model ailesinin, 2027 yılında Ram ProMaster City ismiyle ABD’ye ihracatına başlanacak. 230 bin adedi Kuzey Amerika yolcusu Ram ProMaster City ile Kuzey Amerika ihracatına yeniden başlamaya hazırlandıklarını söyleyen Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, “Bu ihracat, Türk otomotiv sanayisinin Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendirmesi açısından önemli bir adım. Ülkemiz otomotiv sanayi ve Tofaş adına mutlu ve gururluyuz” dedi. Bu yıl üçüncü çeyrekte K9 model ailesinin yeniden Tofaş’ta üretimine başlayacaklarını da hatırlatan Cengiz Eroldu, “Üretimine başladığımız K0 ürün ailesinde toplam 386 milyon Euro’luk yatırım yapıldı. 2032 yılına kadar yaklaşık 1 milyon adetlik üretim planladığımız K0 projesinin 230 bin adedini 2027 yılından itibaren Kuzey Amerika’ya ihraç edeceğiz” diye konuştu. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyoruz Tofaş’ın üretim hacmi ve çeşitliliğini artırarak Stellantis Fabrikaları arasındaki güçlü konumunu daha da üst seviyeye taşıyacağını ve ihracat pazarlarını genişleteceklerini söyleyen Eroldu: “Üretim ve Ar-Ge yetkinliklerimizi daha geniş pazarlara ulaştırmaktan mutluluk duyuyoruz. K9 ve K0 projelerimizle, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını destekliyoruz. Türkiye’nin ticari araç üretiminde Avrupa’daki lider konumunu güçlendirmesine katkı sağlıyor olmaktan ayrıca gurur duyuyoruz. Tofaş, Stellantis’in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumundadır. Şirketimiz, iç pazara üretim yapan bir yapıdan, dünya pazarları için ürün geliştiren ve bu ürünleri global ölçekte ihraç eden bir yapıya dönüşmüştür. Yıllar içerisinde geliştirdiğimiz modellerimizle pek çok başarıya imza attık. Küresel pazarlar için bir üretim ve Ar-Ge merkezi olmamız, son yıllarda hayata geçirdiğimiz projelerin başarılarıyla birleşerek Türkiye’de önemli üretim ve ihracat adetlerine ulaşmamızı sağladı. K0 projesiyle Kuzey Amerika pazarına yeniden ihracat yapmaya başlayacağız. Daha önce Doblo ile bu tecrübeyi yaşamıştık. Bugün ise çok daha deneyimli ve güçlü bir şekilde bu büyük pazar için yeniden üretim yapacağız” dedi 1.6 litrelik turbo motor 166 HP gücünde Kuzey Amerika pazarına Ram ProMaster City ismiyle sunulacak ve Tofaş tarafından üretilecek yeni orta boy hafif ticari van, 1.6 litrelik dört silindirli turbo beslemeli motorla yollara çıkacak. 166 HP güç ve 221 lb-ft tork üreten motor, gücünü 8 ileri otomatik şanzıman aracılığıyla ön aksa aktarıyor. Güvenlik teknolojileri arasında otomatik acil frenleme destekli çarpışma uyarısı, sürücü dikkat uyarısı ve yan perde hava yastıkları yer alıyor. 4,7 metreküp taşıma hacmi ve 2,82 metre uzunluğundaki yükler için sunduğu geniş yükleme zemini sayesinde araca iki standart ABD paleti arka arkaya yerleştirilebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.