SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa Birliği

Söz Bursa - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İhracatçıya 1 trilyonluk kredi desteği: Bakan Bolat yeni müjdeleri peş peşe sıraladı! Haber

İhracatçıya 1 trilyonluk kredi desteği: Bakan Bolat yeni müjdeleri peş peşe sıraladı!

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Türkiye’nin 273,4 milyar doları mal, 122,6 milyar doları hizmet olmak üzere toplamda 400 milyar dolara yaklaşan ihracata ulaştı. 2026 hedefimiz ise 410 milyar dolar" dedi. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Texhibition İplik, Kumaş ve Tekstil Aksesuarları Fuarı (Texhibition İstanbul) kapılarını ziyaretçilere açtı. Fuarda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bölgedeki savaş ve çatışmaların gölgesinde Ramazan ayının buruk geçtiğini belirterek, "Özellikle İran’a yönelik saldırılar ve artan gerilim endişe verici" dedi. Türkiye’nin barıştan yana net bir tutum sergilediğini vurgulayan Bolat, bir yandan diplomatik girişimlerle ateşkes çağrısını yinelediklerini, diğer yandan ekonomide üretim, ihracat ve istihdamı desteklemeye devam ettiklerini ifade etti. "Biz hiçbir komşumuzun ve dünya ülkelerinin ateş içinde olmasını asla istemiyoruz" Bölgede yaşanan savaştan kaynaklı buruk bir Ramazan geçirdiklerini ifade eden Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Bölgemiz büyük bir ateş çemberinin tam ortasında. Son birkaç yıla baktığımızda kuzeyimizde, güneyimizde, doğumuzda ve batımızda maalesef çatışmaların, bölgesel savaşların, krizlerin yoğun bir şekilde olduğunu görüyoruz. Biz hiçbir komşumuzun ve dünya ülkelerinin ateş içinde olmasını asla istemiyoruz. Komşumuz İran'a yönelik olarak İsrail üzerinden yoğun bir saldırı oldu ve burada İran tarafının da Körfez ülkelerine, bölge ülkelerine yönelik ateş açması söz konusu oldu. Bu anlamda biz bu saldırıların bir an önce sona erdirilmesini, ateşkesin sağlanmasını gerçekten güçlü bir şekilde istiyoruz. Mübarek Ramazan ayında bu saldırılar gerçekten büyük bir infiale sebebiyet verdi. Ama buna rağmen ekonomide ve toplumsal hayatta her şey devam etmek zorunda. Bu nedenle Texhibition Fuarı da İstanbul'umuzun, Türkiye'nin en büyük fuar merkezi İFM'de gerçekleştiriliyor" şeklinde konuştu. "GEÇEN YIL BÜTÇEMİZİN YÜZDE 60'INI TİCARET BAKANLIĞI OLARAK İHRACATÇILARIMIZA DESTEKLERDE KULLANDIK" Türkiye’nin batıdan Fas'a, doğudan Çin'e kadar olan coğrafyada en gelişmiş sanayi ülkesi olduğunu vurgulayan Bolat, "Biz bu sanayimizle 273,4 milyar dolar geçen yıl ihracat yaptık ve bu ihracatın yüzde 93'ü sanayi ürünleriydi. Yine hizmetler sektöründe 122,6 milyar dolar ihracat yaptık. Toplamda 400 milyar dolara yaklaşmıştık. Bu yıl için de 410 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı hedefimizi gerçekleştirmek için sizlerle birlikte çok büyük gayret ve çalışmanın içindeyiz. Geçen yıl bütçemizin yüzde 60'ını Ticaret Bakanlığı olarak ihracatçılarımıza desteklerde kullandık. Bu çok önemli bir oran ve hükümet olarak KOBİ'ler için, başta tekstil, giyim, deri, ayakkabı, mobilya sektörlerinde istihdamı korumak kaydıyla kişi başına 2 bin 500 lira destek verdik. Geçen hafta hükümetimiz 100 milyar liralık KGF kredi paketini hazırladı. Piyasa şartlarından çok çok iyi oranlarda firma başına 50 milyon lira üst limitli olarak bu destek de 36 ay vadeli olarak sizlerin istifadesine sunuldu. Eximbank ve Türkbank, Ziraat Bankası, diğer özel bankalar, Vakıfbank; Merkez Bankası'ndan aldığımız ihracat reeskont kredilerini sizlere aktarıyorlar. Bu kredilerin toplamı da 1 trilyona ulaştı. Bunun finansman sübvansiyon açısından ihracatçılarımıza getirdiği yarar 250 milyar Türk lirası" dedi. "OCAK AYINDAN BU YANA BÜTÜN FUARLARDA ÇOK YOĞUN İLGİ VAR" Eximbank’ın geçen yıl 54 milyar dolarla desteklerini kapattıklarını belirten Bolat, "Bu yıl bu rakam 59-60 milyar dolara çıkacak. Türkbank 75 milyar liraya çıkmıştı, o da bu yıl 100 milyarı inşallah geçecek. İGE 210 milyar lira kefalet veriyor. Bütün bu çabalarımız sizler için. 2026'da fuarlarımız çok canlı başladı. Bütün arkadaşlardan aldığımız bilgilere göre, Ocak ayından bu yana bütün fuarlarda çok yoğun ilgi var. Eğer bu fuarda prestijli fuar desteğinden yararlanılmak istenmez, başka bir fuarda bu hakkımı kullanacağım denirse de 393 bin liraya kadar yine Ticaret Bakanlığı desteği sizin emrinizde. Mart ayında geçen yıl yapılan Texhibition fuarlarına biz bakanlık olarak yaklaşık 140 milyon lira katılımcıların ve fuar organizasyonunun tanıtım giderlerine desteklerimizi sunduk. Avrupa Birliği gibi ülkelerle mukayese ettiğimizde Türkiye büyüme yarışında ilk üçün içinde. Türkiye 1,6 trilyon dolarlık bir milli gelire sahip. 10 yıl önce, 20 yıl önce hiçbirimiz böyle bir rakamı hayal bile edemezdik. Kişi başına milli gelir 2025 yılı sonunda 18 bin 40 dolar oldu. İhracatımız 400 milyar dolara geldi mal ve hizmetler bazında. Bütün bu yapılanlar halkımızın, vatandaşımızın takdirine her zaman mazhar oldu. Halkımıza minnet borçluyuz, şükran borçluyuz" diyerek sözlerini tamamladı.

AB Tescilli Suruç Narından ilk kez kebap yapıldı Haber

AB Tescilli Suruç Narından ilk kez kebap yapıldı

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaretle tescillenen "Suruç Narı" ilk kez farklı bir lezzetle gündeme geldi. İlçede Suruç narından ilk kez kebap hazırlanarak vatandaşların beğenisine sunuldu. Bölgenin bereketli topraklarında yetişen ve aromasıyla öne çıkan Suruç narı, ustaların elinde mangalla buluşarak özgün bir kebap çeşidine dönüştü. Hem yöresel ürünü tanıtmak hem de farklı bir tat ortaya koymak amacıyla hazırlanan nar kebabı, kısa sürede ilgi odağı oldu. "NARIN EKŞİLİĞİ VE AROMASI ETE FARKLI BİR LEZZET KATIYOR" İlk kez nar kebabı hazırladıklarını belirten kebap ustası Mehmet Ay, hem yapım sürecini hem de içeriğini anlattı. Deneme yanılma usulüyle bu noktaya kadar geldiklerini belirten Ay, "Kebap ustasıyım, bugün misafirlerimize Suruç'un meşhur ve tescilli narından sebzeli nar kebabı yaptık, kendileri de çok beğendi. İçeriğinde tuz, pul biber, Urfa isotu, bol nar taneleri var. Kuzu kıyma kullanıyoruz ve yarı yarıya oranda kuyruk yağı ekliyoruz. İki ayrı ürün hazırlıyoruz, biri kuzu kıymadan, diğeri tavuk kıymadan. Aslında birçok deneme yanılma yöntemiyle bu aşamaya geldik. Kabuklu denedik, suyuyla kebap yapmayı düşündük. En son nar tanelerini etin içine hapsedip o şekilde pişirdik ve ortaya muazzam bir tat çıktı" dedi. Ay, narın doğal ekşiliğinin, kuyruk yağıyla harmanlanan kıyma ile dengelendiğini, Urfa isotunun ise kebaba yöresel karakter kattığını ifade etti. "HEM TATLI HEM ACI DENGESİ ÇOK GÜZEL" Nar kebabını ilk kez deneyen Ferhat Ada isimli müşteri ise lezzetten etkilendiğini belirterek, "Sebzeli nar kebabını tavsiye üzerine denedim. Daha doğrusu tavsiye üzerine geldim. İlk önce önyargılıydım ama tadına bakınca narın aromasıyla etin birleşimi gerçekten güzel. Özellikle tatlı ve acı dengesi çok iyi ayarlanmış. Arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum" dedi. Siverek'ten özel olarak geldiğini söyleyen Hasan Altındağ da, "Suruç'un narı zaten meşhur. Nar kebabı için geldim, gayet güzel bir lezzet olmuş" ifadelerini kullandı. AB TESCİLLİ İLK VE TEK ÜRÜN Suruç narı için ilk olarak 2020 yılında Suruç Belediyesi tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıldı. 2021 yılında coğrafi işaret tescil belgesi alınan ürün, 2023 yılında Avrupa Birliği nezdinde de tescillenerek uluslararası koruma altına alındı. Böylece Suruç Narı, Şanlıurfa'da Avrupa Birliği tarafından tescillenen ilk ürün olma özelliğini kazandı. Gastronomi alanında yeni bir yorum olarak ortaya çıkan nar kebabı, hem bölgenin marka değerini artırması hem de yöresel ürünlerin farklı sunumlarla tanıtılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İlçede esnaf ve vatandaşlar, nar kebabının Suruç'a özgü yeni bir lezzet olarak menülerde kalıcı yer edinmesini bekliyor.

Batı Trakya’da İznik rüzgârı: Başkan Usta’dan Gümülcine ve İskeçe’ye çıkarma Haber

Batı Trakya’da İznik rüzgârı: Başkan Usta’dan Gümülcine ve İskeçe’ye çıkarma

İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesine bir ziyaret gerçekleştirerek Gümülcine ve İskeçe’de çeşitli temaslarda bulundu. Ziyaret kapsamında diplomatik temsilciler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve bölge kanaat önderleriyle bir araya gelen Başkan Usta, Batı Trakya’nın tarihî ve kültürel birikimine vurgu yaparak, “Batı Trakya, ortak hafızamızın, kadim kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın çok kıymetli bir parçasıdır. Bölgedeki soydaşlarımızın kültürünü yaşatma iradesi ve toplumsal dayanışması bizler için büyük bir değer taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. DİPLOMATİK VE KURUMSAL TEMASLAR GERÇEKLEŞTİ Başkan Usta, ziyaret kapsamında Gümülcine Başkonsolosluğu’nu ziyaret ederek Başkonsolos Aykut Ünal ile bir araya geldi. Görüşmede bölgedeki gelişmeler, yerel iş birlikleri ve kültürel bağların güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret programı çerçevesinde Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa’yı da ziyaret eden Başkan Usta, müftülerin Batı Trakya’da yürüttükleri hizmetlerin toplumsal birlik ve kültürel süreklilik açısından önemine dikkat çekerek, emekleri ve misafirperverlikleri için şükranlarını sundu. Batı Trakya da kültürümüzün yaşatılması amacıyla 1928 yılında kurulan Gümülcine Türk Gençler Birliği ile 1927 yılında kurulan İskeçe Türk Birliğini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Usta Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Sedat Hasan ve İskeçe Türk Birliği Başkanı Kerem Abdurrahimoğluna misafirperverlikleri için teşekkür edildi. Program kapsamında ayrıca İskeçe’ye bağlı Mustafçova (Myki) Belediye Başkanı Av. Ahmet Kurt ile makamında bir araya gelen Başkan Usta, görüşmede yerel yönetimler düzeyinde iletişimin artırılması, karşılıklı tecrübe paylaşımı ve ortak çalışma alanlarına ilişkin toplantı gerçekleştirdi. Ziyaretin önemli başlıklarından biri de ekonomik ve kurumsal iş birliği oldu. Başkan Usta, İskeçe Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Marianthi Maliaroudaki ile gerçekleştirilen görüşmede; İznik ile İskeçe arasında turizm, tarım, çini ve el sanatları alanlarında iş birliği imkânlarını, ayrıca ortak Avrupa Birliği projeleri geliştirilmesini ele aldı.Görüşmeye ilişkin değerlendirmede Başkan Usta, “Karşılıklı saygı ve iyi komşuluk anlayışıyla şehirlerimiz arasındaki ekonomik ve kültürel bağları güçlendirmeye devam edeceğiz.” dedi. Ziyaretlerin planlanması ve hazırlanmasında İskeçe Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Fatih Türkmen’in emeğinin çok büyük olduğu vurgulayan Başkan Usta, temaslar boyunca eşlik eden Türkmen’e destekleri ve katkıları nedeniyle özellikle teşekkür etti.Ayrıca, İskeçe Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi, bölgede faaliyet gösteren Türk iş insanı Hayrettin Nurettinoğlu’nun da ziyaret sürecine katkı sağladığını belirtilerek kendisine teşekkür edildi. “BATI TRAKYA İLE KÖPRÜLERİ GÜÇLENDİRECEĞİZ” İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, ziyaretin sonunda Batı Trakya’nın kültürel zenginliği ve köklü toplumsal yapısına dikkat çekerek, Batı Trakya, haritada bir sınırın ötesinde görünse de gönlümüzde daima en yakınımızda olan bir gönül coğrafyasıdır; orada yaşayan Türk kardeşlerimiz ise diline, inancına, kimliğine ve kültürüne yüzyıllardır vakarla sahip çıkan, sevinciyle sevindiğimiz, hüznüyle yüreğimizin burkulduğu kıymetli soydaşlarımızdır. En büyük temennimiz; Batı Trakya Türklerinin bulundukları topraklarda huzur içinde, eşit haklarla, saygı ve güven ortamında yaşamaları, ana dillerini ve kültürel değerlerini özgürce yaşatmalarıdır; çünkü biz inanıyoruz ki barışın ve iyi komşuluğun yolu, karşılıklı anlayıştan, diyalogdan ve insan onurunu merkeze alan yaklaşımlardan geçer. İznik’ten Batı Trakya’ya uzanan gönül köprülerimizi diri tutmayı bir görev bilerek, kardeşliğimizi güçlendiren her selamı, her kültürel bağı ve her dayanışma adımını çok değerli görüyor; Batı Trakya’daki tüm kardeşlerime sağlık, esenlik ve huzur diliyor, muhabbetle selamlıyorum” diye belirtti.

AB’den ekonomide devrim gibi karar: 48 saatte şirket kurulabilecek! Haber

AB’den ekonomide devrim gibi karar: 48 saatte şirket kurulabilecek!

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupalı liderlerin "Tek Avrupa, tek pazar" önerisinde anlaştığını ifade ederek, "1992’de ortak pazardan tek pazara geçmiştik. Şimdi tek pazardan bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz" dedi. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Belçika’daki tarihi Alden Biesen Kalesi’nde düzenlenen Gayriresmi AB Liderler Zirvesi’nin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Costa, birlik üyesi ülkelerin bugün Avrupa’nın rekabet gücü hakkında bir beyin fırtınası gerçekleştirdiklerini söyledi. Costa, gayri resmi zirvede liderlerin mart ayında yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesinde yeni bir enerji ve aciliyet hissi ile Avrupa ekonomisinin geleceği için birçok konuda uzlaşı sağladıklarını duyurdu. Costa, "Öncelikle Ursula’nın liderlere gönderdiği son mektupta ortaya konulduğu şekilde, sadeleştirme gündemimizi ilerletmeye devam etme konusunda oybirliği ile mutabakat var" dedi. Avrupalı liderler, "Tek Avrupa, tek pazar" önerisini kabul etti Costa, liderlerin ayrıca AB’nin stratejik sektörlerde rekabet gücüne erişebilmesi için "Avrupa’nın tek pazardan çok daha fazlası olması gerektiğini" savunan eski İtalya Başbakanı Enrico Letta’nın parçalı bir tek pazardan, bütünleşmiş bir tek pazara geçiş önerisini kabul ettiklerini açıkladı. Costa, "Bu aciliyet arz ediyor ve 2026 ve 2027 yılları içinde yapılması gerekiyor. Aynı zamanda şirketler için "28’inci rejim" konusunda hızlı bir şekilde ilerlemenin önemi konusunda da mutabık kaldık" ifadelerini kullandı. Costa, "28’inci rejim" sayesinde şirketlerin, 27 üye devlet genelinde geçerli olacak sade ve tek şirket hukuku üzerinden kesintisiz faaliyet göstermesinin sağlanacağını ifade etti. Costa, zirvede liderlerin ayrıca elektrik fiyatlarının düşürülmesi ve Avrupa’da bazı sektörleri korumak ve güçlendirmek için strateji geliştirilmesi konusunda mutabık kaldıklarını ifade etti. Liderlerin ayrıca Avrupa’ya daha fazla yatırımın nasıl çekilebileceğini tartıştıklarını ifade eden Costa, "Daha fazla yatırım olmadan rekabetçilik olmaz. Bugünkü odağımız, büyük ölçüde özel yatırımları nasıl harekete geçirebileceğimiz konusuydu" dedi. AB Konseyi Başkanı Costa, "Bugünkü tartışmanın sonuçlarını mart ayındaki AB Liderler Zirvesi’nde somut taahhütler ve zaman çizelgelerine dönüştüreceğiz. Sonrasında uygulamaya odaklanacağız. Açık konuşmak istiyorum. 2026’da Avrupa sonuç alacak. Geçen yıl savunmada sonuç aldık ve bu yıl da rekabet gücü alanında sonuç alacağız" ifadelerini kullandı. "Bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz" Basın toplantısında AB liderlerinin tek pazar konusunda her şeyi yapmaya hazır olup olmadıkları yönünde bir soruya AB Konseyi Başkanı Costa, "Bu toplantı gerçekten oyun değiştirici oldu. Çünkü tüm liderler, Enrico Letta’nın parçalı bir tek pazardan, ‘tek Avrupa için tek pazara geçiş’ önerisini kabul etti ve benimsedi. 1992’de ortak pazardan tek pazara geçmiştik. Şimdi tek pazardan bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz. Bu iddialı. Önce Komisyonun sonra da Konsey ve liderlerin yapacak çok işi olacak. Ama 2027 sonuna kadar bu tek pazarı tamamlama gibi iddialı bir hedefi kabul ettik. Baskı ve aciliyet duygusu muazzam. Bu da dağları yerinden oynatabilir" ifadeleriyle cevap verdi. "2027 yılı sonunda ‘Tek Avrupa, tek pazar’ hedefine ulaşmış olmak istiyoruz" AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Tek Avrupa, tek pazar. Bugünkü tartışmanın manşeti gerçekten buydu ve hedefimiz de bu. 2027 yılı sonunda, ‘Tek Avrupa, tek Pazar’ hedefine ulaşmış olmak istiyoruz" dedi. AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının bugünkü toplantıda Avrupa’nın rekabet gücü konusunda çok iyi bir tartışma gerçekleştirdiklerini vurgulayan Von der Leyen, "Mart ayındaki bir sonraki AB Liderler Zirvesi’nde ‘Tek Avrupa, tek Pazar’ için bir yol haritası, bir eylem planı teklif edeceğim. Bu plan, zaman çizelgeleriyle, hedeflerle ve ayrıca teslimat için net bir süre sınırıyla ne yapacağımızı ayrıntılı bir şekilde ortaya koyacak" dedi. Hedeflerinin bu belgenin sadece Komisyon tarafından değil, Avrupa Konseyi ve Parlamento tarafından da onaylanması olduğunu ifade eden Von der Leyen, "Tek Avrupa, tek pazar" stratejisinin ilk yapı taşının şirketler için AB düzeyinde ve ulusal düzeyde "idari yükü azaltmak" olacağını söyledi. İkinci yapı taşının ise 27 üyeli birliğin tek pazarının parçalanmışlığı nedeniyle ortaya çıkan zorlukların aşılması amacıyla bütünleşmiş bir tek pazar inşası olacağını ifade eden Von der Leyen, "Bu nedenle mart ayındaki AB Liderler Zirvesi’nden önce 28’inci rejim teklifi yapacağız. Buna ‘EU Inc.’ diyoruz. Burada prensip, Avrupa Birliği’nin neresinde olursanız olun, dijital olarak 48 saat içinde bir ‘EU Inc.’ kurabilecek olmanız. Her şey tamamen dijital işletilebilsin ve AB’nin tamamında tek ve sade kurallar geçerli olsun. Bu yüzden 28’inci rejim diyoruz" dedi. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, diğer yapı taşlarının ise tek enerji piyasası inşası, dijital alandaki adımlar ve ticaret olacağını söyledi. "Enerji fiyatları düşmek zorunda" Basın toplantısında enerji fiyatlarının ne zaman düşeceğine ilişkin bir soru alan Von der Leyen, "Enerji fiyatları düşmek zorunda. Üç yıl önce Rusya’nın tetiklediği enerji krizinden bu yana geldiğimiz noktaya bakıldığında zaten düştü fakat daha da düşmesi gerekiyor. Çünkü fiyatlar, yapısal olarak çok yüksek" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Von der Leyen, düşük karbon kaynakları ile üretilen ucuz enerjinin gerektiği yere gerektiği zamanda iletilemediğini ve altyapı yetersizliğinin çözülmesine odaklanılacağını da ifade etti.

Bursa’da dev tatbikat: 30 ülkeden uzmanlar tarihi mirası kurtarmak için Osmangazi’de buluştu! Haber

Bursa’da dev tatbikat: 30 ülkeden uzmanlar tarihi mirası kurtarmak için Osmangazi’de buluştu!

Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, AFAD iş birliği ve Avrupa Birliği destekli PROCULTHER-NET 2 Projesi kapsamında 30 ülkeden uzmanlar, Bursa’da buluşarak kültürel mirasın afetlere karşı korunmasına yönelik uluslararası tatbikat gerçekleştirdi. Afetlere karşı dirençli bir kent hedefiyle pek çok projeyi hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) iş birliğiyle kültürel mirasın afetlere karşı korunmasına yönelik uluslararası nitelik taşıyan önemli bir projeye ev sahipliği yaptı. Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan ve İtalya koordinatörlüğünde yürütülen PROCULTHER-NET 2 (Kültürel Mirası Afetin Sonuçlarından Koruma Projesi) kapsamında, Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nda geniş katılımlı bir saha tatbikatı gerçekleştirildi. 30 farklı ülkeden sivil savunma ve arama kurtarma uzmanlarının katıldığı tatbikatta afet öncesi, anı ve sonrası senaryolar üzerinden endüstriyel mirasın nasıl korunabileceği uygulamalı olarak test edildi. Tatbikatın Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nın 12 dönümlük alanında yer alan ve 18. yüzyıldan günümüze ulaşan yaklaşık 30 tarihi yapı üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci, sözlerinde şu ifadelere yer verdi; "İtalya’nın koordinatörlüğünü yaptığı 30 farklı ülkeden 53 tane sivil savunma ve arama kurtarma uzmanın, aynı zamanda restoratörler, inşaat mühendisleri ve mimarların da olduğu uzman bir ekibi ağırlıyoruz. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın afetten kurtarılmasına yönelik tatbikat gerçekleştiriliyor. 6 Şubat depremlerinde de gördüğümüz üzere kültürel miraslarımızın yok olması sebebiyle tarihimiz de yok oluyor. Endüstriyel miras olan bu alan içerisinde, bu mirasların nasıl korunabileceğine yönelik senaryolar geliştirilerek tatbikatlar yapılıyor." PROCULTHER-NET 2 Proje Müdürü Tiziana Vicario da, Avrupa genelinde afetlere karşı dayanıklı bir iş birliği ağı kurmayı hedeflediklerini söyleyerek, "Bugün Bursa’dayız, Bundan önce Almanya, Fransa, Portekiz, İspanya ve İtalya’da da yer aldı. Romangal İpek Fabrikası ve Muradiye Külliyesi’nde hem somut hem somut olmayan varlıkların afetlere karşı korunmasına yönelik saha çalışmaları yürütüyoruz. Biz burada bir şablon oluşturuyoruz, hepimiz afet kuşağında yaşıyoruz. Avrupa’da afetlere dirençli bir birlik oluşturabilmek için, burada yaptığımız çalışmalarla bu şablonu kullanarak, proje kapsamındaki bütün ülkelere yardımcı olmayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Tiziana Vicario, projeye destekleriyle kendilerine yardımcı olan Osmangazi Belediyesi’ne ve İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na teşekkürlerini sundu. AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Jeoloji Mühendisi Fatih Aydın ise İtalyan yetkililerle yürütülen ortak proje kapsamında detaylı bir tatbikat gerçekleştirildiğinin altını çizerek, AFAD Bursa ve Osmangazi Belediyesi koordinasyonuyla gerekli tüm desteklerin sunulduğunu belirtti. Romangal Turgut Yılmazipek Fabrikası’nda ve Muradiye Külliyesi’nde tatbikatların yapıldığını kaydeden Aydın, kültürel mirasın korunması noktasında geliştirilen formların oluşturularak, tatbikat çerçevesinde dikkate alındığını da sözlerine ekledi. Tatbikatta senaryo gereği afetten zarar görmüş yer sahibi rolündeki belediye yetkililerinden bilgiler alan uzmanlar, standart formlar ve risk analizleriyle yapıları değerlendirdi. Afet senaryolarına karşı müdahale yöntemlerine ilişkin notlar tutan ekipler, özellikle kültürel mirasın korunmasına yönelik titiz bir çalışma yürüttü. PROCULTHER-NET 2 Projesi ile afet risklerinin yoğun olduğu bölgelerde kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak standartlar geliştirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.

Matlı Grubu’ndan dev yatırım: Yakamoz Yağ’ı bünyesine katarak "Protein Merkezi" hedefini güçlendirdi! Haber

Matlı Grubu’ndan dev yatırım: Yakamoz Yağ’ı bünyesine katarak "Protein Merkezi" hedefini güçlendirdi!

Türkiye’nin önde gelen sanayi ve gıda gruplarından Matlı Şirketler Grubu, gıda ve tarım odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir satın almaya imza attı. Grup, İzmir Çiğli’de faaliyet gösteren Yakamoz Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerini devralarak bitkisel yağ üretiminde kapasitesini ve entegre yapısını güçlendirdi. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan tesisle birlikte Matlı Grubu; yem, hayvansal üretim ve gıda alanlarındaki yatırımlarına bitkisel yağ üretimini de ekleyerek tarımdan sofraya uzanan entegre zincirini daha da sağlamlaştırdı. Temelleri “Altınyağ” markasıyla atılan ve Türkiye’nin en köklü bitkisel yağ tesisleri arasında yer alan Yakamoz Yağ, modern altyapısı ve yüksek üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesis; günlük 700 tona kadar soya fasulyesi işleme kapasitesine sahip olup ayçiçeği, kanola, keten ve aspir gibi farklı yağlı tohumların işlendiği kırma hatlarıyla faaliyet gösteriyor. Günlük 350 ton rafine yağ üretim kapasitesine sahip tesiste, 21 bin 600 ton kapasiteli yağlı tohum depolama çelik siloları ile 13 adet ham yağ tankı bulunuyor. “Protein Şirketi” vizyonunda yeni halka Matlı Şirketler Grubu, tarım ve gıda başta olmak üzere 10 farklı sektörde faaliyet gösteren entegre yapısıyla Türkiye’nin protein ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Grup için protein; yalnızca bir ürün değil, gıda güvenliği, sağlıklı nesiller ve güçlü bir ekonomi açısından stratejik bir unsur olarak konumlanıyor. Türkiye’yi kişi başı protein tüketiminde Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarına taşımayı amaçlayan Grup; yerli üretimi, yem ve hammadde fiyatlarında istikrarı ve toplumsal bilinçlenmeyi önceliklendiriyor. 60 yıllık deneyimiyle yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve üretim kapasitesini sürekli artıran Matlı; tarımdan perakendeye, enerjiden lojistiğe kadar “topraktan sofraya” tüm süreci tek çatı altında yönetiyor. 10 Sektörde 30 Şirket, 12 Marka Bugün Matlı Şirketler Grubu; 30 şirketi, 12 markası, 2 Ar-Ge merkezi, binlerce çalışanı ve yaygın bayi ağıyla Türkiye ekonomisinin stratejik aktörleri arasında yer alıyor. Entegre üretim modeli ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla gıda zincirinin tüm halkalarında katma değer yaratmayı hedefliyor. Yakamoz Yağ’ın bünyeye katılmasıyla birlikte Matlı Grubu; hammadde tedarik güvenliğini artırırken bitkisel ve hayvansal üretimi kapsayan protein odaklı büyüme stratejisinde güçlü bir sinerji oluşturmayı amaçlıyor. Bu adım, grubun Türkiye’nin protein merkezi olma hedefi doğrultusunda attığı stratejik hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor. Özer Matlı; “Tarımdan sofraya uzanan entegre yapımız var” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, satın almaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Karacabey’den çıkan ve bugün Türkiye’ye mal olmuş bir marka olarak, stratejik sektörlerin başında gelen tarıma kararlılıkla yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yakamoz Yağ’ın bünyemize katılması, yalnızca bitkisel yağ üretiminde kapasite artışı değil; tarımdan sofraya uzanan entegre yapımızı tamamlayan, protein ekosistemimizi daha da güçlendiren stratejik bir adımdır. Gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir üretimin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde, hammadde tedarik güvenliğini artıran yatırımları son derece kritik görüyoruz. Bu satın alma ile hem ülkemizin tarım ve gıda sektörüne uzun vadeli katkı sağlamayı hem de Türkiye’yi protein alanında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize bir adım daha yaklaşmayı amaçlıyoruz.”

Bursa Tekstili Paris’te gövde gösterisi yaptı: BTSO ile İhracat Seferberliği Haber

Bursa Tekstili Paris’te gövde gösterisi yaptı: BTSO ile İhracat Seferberliği

Türkiye’nin tekstil başkenti Bursa, sektörde yaşanan zorluklardan ihracatla çıkış yolu arıyor. Sektör temsilcileri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ihracat odaklı çalışmaları kapsamında KFA Fuarcılık organizasyonuyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen, Premire Vision ve Texworld fuarlarına katıldı. Tekstil ve moda endüstrisinin geleceğine yön veren Premire Vision Paris Fuarı, bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Kumaş, iplik, deri, tasarım ve aksesuar alanlarında faaliyet gösteren üreticilerin yer aldığı fuarda, sektöre yön veren yeni trendler ve üretim yaklaşımları öne çıktı. Yaklaşık bin 300 firmanın stant açtığı fuarda, 200 Türk firması yer aldı. Premire Vision Fuarı’na Bursa’dan 54 firma stant açarak katıldı. Fuarda yer alan Bursalı firmalar, yenilikçi koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturma imkânı yakaladı. Bu yıl ustalık, zanaatkârlık geleneği ve gelişmiş üretim kültürünü küresel tasarım ve inovasyon anlayışıyla bir araya getiren fuar, farklı coğrafyaların bilgi birikimi ve üretim becerilerini görünür kılarken, firmalara yeni pazarlara açılma ve uluslararası iş birlikleri geliştirme açısından önemli fırsatlar sundu. Dünya tekstil tedarik zincirinin önemli platformlarından biri olan Texworld Paris Fuarı da sektörün yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. 35’ten fazla ülkeden yaklaşık bin 300 katılımcının yer aldığı fuarda Çin, Hindistan, Kore, Tayvan, Bangladeş ve Pakistan gibi küresel üretim merkezlerinin yanı sıra Kamboçya, Vietnam, Ruanda, Mısır ve Myanmar gibi gelişmekte olan tedarik merkezleri de yer aldı. Türkiye’den 54, Bursa’dan ise 17 firma fuarda stant açarak ürünlerini uluslararası alıcıların beğenisine sundu. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun, her iki fuarı da ziyaret ederek, stant açan Bursa firmalarıyla bir araya geldi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, tekstil sektöründe zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, Bursa iş dünyasının tüm olumsuzluklara rağmen üretim ve ihracat iştahını koruduğunu söyledi. Bu süreçten güçlenerek çıkmak için fuar katılımlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğur, Türk ihracatçıların uzun yıllara dayanan mücadelesiyle başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya genelinde önemli pazarlara erişim sağladığını ifade etti. Elde edilen bu kazanımların korunması için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Uğur, Paris’te düzenlenen fuarın dünyanın en önemli sektörel buluşmaları arasında yer aldığını kaydetti. BTSO olarak KFA Fuarcılık organizasyonuyla firmaların bu önemli fuara katıldıklarını belirten Uğur, ihracat yolculuklarında firmaları desteklemeye devam edeceklerini söyledi. BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun ise BTSO liderliğinde yürütülen çalışmaların firmalara yeni iş birliği fırsatları sunduğunu belirtti. Bayram Uçkun, "Sektörümüz adına küresel ölçekteki yenilikleri yakından görmek ve yeni ticaret köprüleri kurmak açısından önemli bir fuarı yerinde inceleme fırsatı bulduk. BTSO Yönetim Kurulumuza sektörümüze sundukları destekler için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. KFA Fuarcılık’ın yurtiçi ve yurtdışı organizasyonlarla üretici için ihracat ortamı hazırladığını vurgulayan Akdem Tekstil İhracat Yöneticisi Bilal Yüksel da fuar organizasyonlarının ihracat açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu fuar, birçok ülkeden katılımcının yer aldığı ve bizim özel olarak hazırlandığımız bir fuar. Bu fuarda yedinci yılımız ve bu sürenin tamamında KFA Fuarcılık ile birlikte yer aldık. Kısa süre önce yine KFA Fuarcılık organizasyonuyla Londra’daydık. Bu organizasyonlar firmalarımız için önemli fırsatlar oluşturuyor. Bizler de bu imkânları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği Haber

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü, akademisyenlerin uluslararası araştırma ekosistemine katılımını artırmak amacıyla "Ufuk Avrupa Programı Bilgi Günü" başlığı altında kapsamlı bir etkinlik düzenledi. TÜBİTAK uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, Avrupa Birliği’nin dev bütçeli hibe programları ve stratejik işbirliği fırsatları masaya yatırıldı. ULUTEK Teknopark ev sahipliğinde yapılan etkinlikte, araştırmacıların uluslararası hareketliliğini ve kariyer gelişimini destekleyen Marie Skłodowska-Curie Actions (MSCA) kapsamındaki burs ve araştırma olanaklarının yanı sıra; Sağlık, Dijital, Endüstri, Uzay, Gıda ve Biyoekonomi gibi kritik tematik alanlardaki güncel çağrılar detaylandırıldı. Katılımcılar, proje geliştirme süreçlerinden konsorsiyum kurma stratejilerine kadar pek çok teknik konuda birinci ağızdan bilgi alma fırsatı buldu. UFUK AVRUPA İLE İŞBİRLİKLERİ SINIRLARIN ÖTESİNE TAŞINIYOR Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştoğlu, BUÜ’nün zaman içerisinde güçlü bir proje kültürü kazandığını, ancak bu kültürün yerel odaklı TÜBİTAK projelerinden daha geniş bir uluslararası ekosisteme evrilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği projelerine başvurmanın sadece üniversiteye değil, aynı zamanda ülkeye ciddi bir kaynak aktarımı sağlayacağını belirten Kırıştoğlu, bu programların temelinde ortak çalışma disiplini ve geniş ağlar kurma hedefinin yattığını ifade etti. Uzmanlarla yapılacak birebir görüşmelerin teknik bilgi birikimini artıracağını dile getiren Kırıştoğlu, etkinliğin tüm katılımcılar için somut kazanımlarla sonuçlanmasını dileyerek konuşmasını tamamladı. “GÜÇLÜ BİR ARAŞTIRMA EKOSİSTEMİ HEDEFLİYORUZ" Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ise konuşmasında, Ufuk Avrupa Programı’nın sadece bir finansman kaynağı değil, aynı zamanda disiplinler arası çalışmayı teşvik eden ve bilimsel çıktıları toplumsal faydaya dönüştüren stratejik bir araç olduğunu belirtti. Üniversitenin uluslararası görünürlüğünü ve proje üretim kapasitesini artırmayı hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Esra Karaca, etkinliğin gelecekte kurulacak güçlü konsorsiyumlar için bir zemin hazırladığını ifade etti. Katılımcıların proje fikirlerini doğrudan uzmanlarla değerlendirmesinin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Karaca, bu tür organizasyonların üniversitedeki uluslararası proje kültürünün yaygınlaşmasına ve başvuruların nitelik olarak artmasına önemli katkılar sunacağına inandığını dile getirdi. BİREBİR GÖRÜŞMELERLE PROJELER ŞEKİLLENDİ Sunumların ardından düzenlenen "Birebir Görüşme" seanslarında, akademisyenler kendi proje taslaklarını TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal İrtibat Noktası uzmanlarına sundu. Bu etkileşimli süreç, başvuru hazırlığındaki araştırmacılara değerlendirme kriterleri ve başarılı bir dosya hazırlama konularında rehberlik sağladı.

Avrupa sınırında vize protestosu krizi: Türk şoförler 75 saattir mahsur! Haber

Avrupa sınırında vize protestosu krizi: Türk şoförler 75 saattir mahsur!

Batı Balkan ülkelerinden Avrupa'ya yük taşıyan tır şoförlerinin Schengen vize kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla 20'den fazla Avrupa Birliği sınır kapısında geçişleri durdurmasının ardından AB sınırlarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Aralarında Türk tır şoförlerinin de bulunduğu yüzlerce sürücü günlerdir sınır kapılarında mahsur kalırken, Türk tır sürücüsü Ali Kurt 75 saatlik bekleyişini anlattı. Batı Balkan ülkelerinden Avrupa'ya yük taşıyan tır şoförleri, Schengen vize kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla 20'den fazla Avrupa Birliği sınır kapısında geçişleri durdurdu. Eylemler nedeniyle AB sınırlarında kilometrelerce araç kuyruğu oluşurken, aralarında Türk tır şoförlerinin de bulunduğu yüzlerce sürücü günlerdir sınır kapılarında mahsur kaldı. Sınırda bekleyenlerden biri olan Türk tır şoförü Ali Kurt, yaşadıklarını anlattı. 26 Ocak Pazartesi günü saat 12.00'de Hırvatistan'a geçişi sağlayan Batina Sınır Kapısı'nın kapatıldığını belirten Ali Kurt, 75 saattir beklediklerini söyledi. "Otobüs ve taksiler geçiyor ama tırlar için kapı kapalı" diyen Kurt, yalnızca iki tanker tırına izin verildiğini, diğer tüm tır trafiğinin durdurulduğunu ifade etti. TEMEL İHTİYAÇLAR BÜYÜK SORUN Sırada hem Avrupa plakalı hem de Türk plakalı tırların bulunduğunu belirten Kurt, en büyük sıkıntının temel ihtiyaçlar olduğunu vurgulayarak, "Sınır kapısına yakın olanlar tuvalete ulaşabiliyor ancak sıranın gerisinde, yaklaşık 4 kilometre arkada kalan arkadaşlarımız tuvalete bile gidemiyor. Duş imkânı zaten yok" dedi. Geceleri ciddi güvenlik sorunları yaşandığını da dile getiren Kurt, "Mülteciler bazı araçların dolaplarını patlatıyor, yiyeceklerimizi çalıyor. Uykusuzluk ve tedirginlik had safhada" sözleriyle yaşananları anlattı. BİLGİ YOK, BELİRSİZLİK VAR Resmi kaynaklardan herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını söyleyen Kurt, hem Türkiye'den Avrupa'ya gidecek hem de Avrupa'dan Türkiye'ye dönecek şoförlerin sürekli kendilerinden bilgi almaya çalıştığını ifade etti. Kurt, "Sıranın en başındayız, herkes bize soruyor. Kapı açık mı, geçen var mı diye. Mesaj kutularımız doldu. Bu yüzden her gün video paylaşıyoruz sadece bilgilendirme amacıyla" dedi. DAYANIŞMA BEKLERKEN KIRGINLIK YAŞADILAR Paylaştıkları videolara gelen bazı yorumlara tepki gösteren Kurt, "Susuz musunuz, bir ihtiyacınız var mı diye sorulacağına ‘Orada ne işiniz var' gibi yorumlar geliyor. Bu onların ayıbı. Canları sağ olsun" ifadelerini kullandı. Sırbistan tarafında bekleyen sürücülere yerel yönetimler tarafından ekmek ve su desteği sağlandığını aktaran Kurt, Hırvatistan tarafında bekleyen tır şoförleri için aynı desteğin olmadığını söyledi. Kurt, Bulgaristan'dan Sırbistan'a girmeye çalışan şoförlerin de benzer sıkıntılar yaşadığını belirtti. "ORTADA BİR TAŞKINLIK YOK" Eylemlere ilişkin yanlış bir algı oluştuğunu vurgulayan Kurt, "Bağıran çağıran yok. Polislerle karşı karşıya gelinen bir durum da yok. Zaten destek verilecek bir kalabalık da yok. Mevcut durum bu" dedi. Aradan geçen 75 saate rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını belirten Kurt, "Buradayız. Hâlâ beklemedeyiz. Herkes Allah'a emanet" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.