SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa Birliği

Söz Bursa - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV Haber

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, "NATO zirvesi olacak diye Meclis'i, kamu kurumlarını, sokakları kapatan olağanüstü hal var" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dün İzmir'de olduğunu hatırlatan Özel, "İzmir'de Küçük Menderes Havzası'ndaydık. Bir günde altı ilçemizi ziyaret ettik. Bayındır'da çiçek üreten kadınlarla sabah kahvaltı sofrasında buluştuk. Ödemiş'te rahmetli Ecevit ile aynı meydanda bir römork kasasının üzerindeydik. Kiraz'da aşure dağıtırken, Beydağ'da keşkek döverken, Tire'de sokaklara sığmazken binlerle, on binlerle birlikteydik. Son olarak Konak'a, Kordon'a gittik. Zira bir sokak arkasındaki babaevimize. On binlerle birlikte İzmir'de bir kez daha kucaklaştık. Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın, mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde, İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "ÜMİT EDİYORUZ Kİ EN KISA ZAMANDA TÜRKİYE'YE TESLİM EDİLECEK" Gülistan Doku soruşturması hakkında konuşan Özel, "Annesi ilk gün nasılsa öyle. Gördünüz, ‘İlk günden beri yanımızdaydınız' diyor. Olmaya devam edeceğiz. İlk gün iki gözü iki çeşmeydi, yine iki gözü iki çeşme. Tabii büyük bir mücadele verdi. Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarımız, hukukçu milletvekillerimiz, tüm milletvekillerimizin yanında parlamentodaki muhalefet partileri sahip çıktılar. O dönemde hiç unutulmasın, şehrin bürokrasisi ve orada şüpheli sözler söylediğimizde ‘Devletin valisine diyorsun. Emniyet müdürüne diyorsun, polise mi bunu söylüyorsun?' diyen dönemin İçişleri Bakanı ve şimdi karşılaştığımız durum. Heyetimiz gidip rapor ettiğinde ilk tebrik edenlerden biriydim. Orada, Tunceli'de bir kadın cumhuriyet başsavcısı, adındaki o ‘cumhuriyet' unvanını bugünlerde en çok hak edenlerden biri. Her şeye rağmen 1,5 yıldır, öyle bir-iki aydır değil. Göreve atandığı günden beri kararlılıkla bu işin üstüne gidiyor. Bizim arkadaşlarımız basın toplantısında oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini, devlet düşmanı ilan ediliyorduk. Dönemin İl Emniyet Müdürü tutuklu, dönemin valisi tutuklu, valinin oğlu tutuklu, işaret edilen kişi Amerika'da tutuklu. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek" dedi. "NATO ZİRVESİ OLACAK DİYE MECLİS'İ, KAMU KURUMLARINI, SOKAKLARI KAPATAN OLAĞANÜSTÜ HAL VAR" Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "Ankara'da binalardan çıkıp gidince gittiğimiz yerlerdeki heyecanı, desteği, enerjiyi görünce daha önce görmediğimiz bir öfkenin bir enerjiye, o enerjinin bir kararlılığa dönüştüğünü görünce zaman zaman diyoruz ki ‘Bir şeyler oluyor.' Bıraktığımız Ankara'da da bir şeyler oluyor. Öyle Ankara değil ama Erdoğan'a yakışan, bugünkü iktidarın yönetim anlayışına yakışan ama hepimizi utandıran bir şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanlarına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini artık akıl almaz boyutlara taşıyan, Meclis'i kapatan, bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan, sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bu ayrı. Bir de NATO zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması var" ifadelerini kullandı. "İKTİDARA YAKIN KALEMLER HEDEF TAHTASINA GENCECİK BİR İNSANI ALDILAR" Komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmaya ilişkin Özel, "Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış. Ben de tavsiye edilince, daha doğrusu üzerine konuşulmaya başlayınca açtım tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili, bizim mitinglerle ilgili bir kısımda da dalga geçiyor. Ekrem Başkan'ı eleştiriyor. Okuduğu kitapları, dönüp gelip eleştiriyor, şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor, hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor ama ‘Ben onun terapistliğine talibim' diyor. ‘Ama beni tutmazlar' diyor. ‘Para içeride kalsın diye aileden tutarlar' falan diyor. Bu kadar Erdoğan'la ilgili dediği. Bu kadar. Diyor ki, ‘Ya 600'lü yıllarda dördüncü kitaba ‘son kitap' demişler, çok iddialı değil mi?' diyor. Ama sonra da dönüyor diyor ki, ‘Ben olsam korkarım daha sonra yenisi çıkar' diyor. Sonra da ‘Çıkmadı' diyor. Başka da bir şey yok. Efendim ‘Dini değerlerle alay bilmem ne' falan filan. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına gencecik bir insanı aldılar. Sonra gösteri videosunu bir gece içinde engelleyip hakkında soruşturma açtılar" dedi. "YÜZDE 32,6'LIK ENFLASYONLA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ" Gelir ve servet adaletsizliğinin çok önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Özel, "Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80'i Afrika standartlarında, yüzde 20'si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. Yüzde 32,6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz. Dünyada beşinci sıradayız. Avrupa Birliği'nin enflasyon ortalaması yüzde 3,3. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 3,3, Türkiye'ninki yüzde 33. Yani Türkiye'deki hayat pahalılığı hızı Avrupa'dakinin tam 10 katı ve her seferinde bir zam, bir önceki zammın üstüne binerek ilerliyor. Şimdi gıda enflasyonunda yine Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Dünyayı düşünün, dünyadaki bütün ülkeleri düşünün. Dünyadaki ülkelerin tamamında enflasyonu ve gıda enflasyonu bizden kötü olan dört ülke var sadece. Gerisinde gıda enflasyonda çok daha yüksek durumdayız. Gıda enflasyonumuz yüzde 35. Dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye'deki gıda enflasyonu, bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz" şeklinde konuştu. "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV" Türkiye'de vergi düzeninin olmadığını, vergi adı altında halkın soyulduğunu söyleyen Özel, "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV. Net söyleyelim, hep söyleyelim, anlatalım. Bir ülkede dolaylı verginin payı yüzde 65 ise o ülke yoksulu, emekliyi, emekçiyi sömüren, zengini kayıran bir vergi düzeni içindedir. Çünkü vergi kazanandan alınır. Çok kazanandan çok alınır, çok serveti olandan çok alınır. Az olandan daha az alınır, kazanmayandan vergi alınmaz. Vergi kazananın ödeyeceği bir şeydir. Türkiye'de 100 lira vergi toplanıyor; 65 lirası dolaylı, 24 lirası gelir vergisi yani maaşlardan ve diğer gelirlerden, 11 lirası kurumlar vergisi. Yani o çok konuşulan, hakkında çok konuşulan çok kazananlar verginin yüzde 11'ini, geri kalan sizler verginin yüzde 89'unu yani 10 liralık verginin dokuz lirasını ya hiç vergi vermemesi ya da çok azını vermesi gerekenler, 10 liralık verginin 1 lirasını gerçekte vermesi gerekenler ödüyor. Dolaylı vergi zengin ile fakir ayırmayan vergidir. Dolaylı vergi elektrikten, sudan, telefondan, her türlü tüketimden alınan vergidir" dedi.

Romanya'daki İHA krizi büyüyor: Putin'den sert açıklama! Haber

Romanya'daki İHA krizi büyüyor: Putin'den sert açıklama!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Romanya’da bir apartmana isabet eden insansız hava aracının (İHA) Rus ordusuna ait olduğuna yönelik açıklamaları eleştirerek, "Bir inceleme yapılmadan bu ya da şu İHA’nın hangi ülkeye ait olduğunu kimse söyleyemez" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) toplantısına katılmak üzere bulunduğu Kazakistan’da basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Romanya Savunma Bakanlığı’nın Rus ordusuna ait bir insansız hava aracının (İHA) Romanya’daki bir apartmana isabet ettiğine ilişkin açıklamasına yönelik bir soru alan Putin, söz konusu İHA’nın Rusya’ya ait olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. Putin, aracın Ukrayna’ya ait olabileceğini öne sürdü. Gün boyu temaslar gerçekleştirmesi nedeniyle olaydan geç haberdar olduğunu söyleyen Putin, "Bunun Rusya’ya ait bir İHA olduğunu kim söylüyor? Bir inceleme yapılmadan önce bu ya da şu İHA’nın hangi ülkeye ait olduğunu kimse söyleyemez" dedi. Putin, daha önce Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Finlandiya, Polonya ve Baltık ülkelerinde de görüldüğünü söyledi. Rus lider, "İlk tepki, tıpkı Romanya’da olduğu gibi aynıydı: ‘Ruslar geliyor’ denilmişti. Ancak kısa bir süre sonra bunun Rus İHA’larıyla hiçbir ilgisinin olmadığı ortaya çıkmıştı" ifadelerini kullandı. Putin ayrıca, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in "Rusya’nın yeni bir sınırı aştığını" öne sürdüğü açıklamasına da tepki göstererek, Leyen’in İHA enkazını bizzat incelemediğini söyledi. Putin Romanyalı yetkililere olayla ilgili bilgileri ve muhtemel İHA parçalarını Moskova ile paylaşma çağrısında bulunarak, bu doğrultuda Rusya’nın da kendi soruşturmasını yürütebileceğini söyledi. NE OLMUŞTU? Romanya Savunma Bakanlığı, gece saatlerinde Rusya’ya ait bir İHA’nın Galati şehrindeki bir apartmana isabet ettiğini, 2 kişinin yaralandığını açıklamıştı. Romanya Cumhurbaşkanı Nicusor Dan ise Rusya'nın Köstence Başkonsolosu Andrey Kosilin'in istenmeyen kişi ilan edildiğini, başkonsolosluğunun da kapatılması kararının alındığını duyurmuştu.

Bulgaristan’dan teknoloji yatırımı çağrısı: “Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı” tanıtıldı Haber

Bulgaristan’dan teknoloji yatırımı çağrısı: “Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı” tanıtıldı

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD) ile Bulgaristan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen “Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu”, iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. 'Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu'nda, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yatırım fırsatları masaya yatırıldı. Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunmak amacıyla düzenlenen forumda; yatırım fırsatları, sanayi iş birlikleri, bölgesel ekonomik entegrasyon, teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir ticaret başlıkları ele alındı. Türkiye–Bulgaristan Ekonomik İlişkileri İçin Güçlü Mesajlar Verildi Forumun açılışında konuşan KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, organizasyonun yalnızca bir yatırım forumu değil, aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasında yeni bir ekonomik vizyonun güçlü bir adımı olduğunu ifade etti. Güler konuşmasında, iki ülke arasında sadece ticaretin değil; ortak yatırımların, sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin ve stratejik iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kısa süre önce gerçekleştirilen Burgaz İş Forumu’nda bölgesel ekonomik entegrasyon, yatırım fırsatları, sınır ötesi iş birlikleri ve yeşil dönüşüm gibi önemli başlıkların ele alındığını hatırlatan Güler, Bursa’da düzenlenen forumun bu vizyona farklı bir boyut kazandırdığını belirtti. “Artık bölgemizin yalnızca ticaret yapan değil; birlikte üreten, birlikte büyüyen ve stratejik iş birlikleri geliştiren bir yapıya ihtiyacı var” diyen Güler, KIRCAALİSİAD’ın bu süreçte aktif rol almaya devam edeceğini ifade etti. BTSO Başkanı Burkay: “Bulgaristan ile Güçlü Bağlarımız Var” Forumda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güçlü kültürel ve insani bağlara dayandığını vurguladı. Burkay, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin yaklaşık 7,5 milyar dolara ulaştığını belirterek, Bursa’nın üretim gücü ve ihracat kapasitesiyle bu ilişkilerde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Bulgaristan’ın Avrupa Birliği içindeki stratejik konumuna dikkat çeken Burkay, Bursa iş dünyasının Bulgaristan üzerinden Avrupa pazarına erişim konusunda önemli fırsatlara sahip olduğunu söyledi. Büyükelçi Cholakov’dan “Güçlü Dostluk” Vurgusu Bulgaristan Ankara Büyükelçisi Anguel Cholakov da konuşmasında, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iş birliklerinin yalnızca ticaretle sınırlı olmadığını; ekonomik, akademik, kültürel ve sosyal alanlarda da güçlü bir ortaklık zemini bulunduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirten Cholakov, forumun bu ilişkilerin geliştirilmesi adına önemli bir platform sunduğunu kaydetti. Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı Projesi Tanıtıldı Forum kapsamında Bulgaristan’da hayata geçirilmesi planlanan “Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı” projesi de katılımcılara tanıtıldı. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında Sviştov kentinde kurulması planlanan teknoloji parkının; yatırımcılar, sanayi kuruluşları ve teknoloji firmaları açısından önemli fırsatlar sunacağı ifade edildi. Yeni İş Birlikleri İçin Güçlü Zemin Oluştu Forum boyunca gerçekleştirilen ikili görüşmeler ve networking temasları sayesinde, Türkiye ve Bulgaristan arasında yeni ticaret bağlantılarının kurulması ve ortak yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi adına önemli temaslar gerçekleştirildi. KIRCAALİSİAD tarafından yapılan değerlendirmede, forumun yalnızca bugünün değil, gelecekte hayata geçirilecek daha büyük ekonomik projelerin de başlangıcı niteliğinde olduğu vurgulandı. Türkiye ile Bulgaristan arasında sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi adına çalışmalarını sürdüren KIRCAALİSİAD, önümüzdeki dönemde de benzer uluslararası organizasyonlarla iş dünyasını bir araya getirmeye devam edeceğini ifade etti.

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan sert eleştiri: “Sağlıkta geriye gidiş var!” Haber

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan sert eleştiri: “Sağlıkta geriye gidiş var!”

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, geçtiğimiz ocak ayında ancak yayınlanabilen 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nın özellikle son on yılda ülkemizde sağlık sisteminin birçok alanında ilerleme kaydedilemediğini, bunun yanı sıra bazı göstergelerde ise geriye gidişi ortaya koyduğunu ifade etti. Konuya ilişkin Pala, “Sağlık İstatistikleri Yıllığı, ülkemizde sağlık sistemi performansının ve kamu kaynaklarının etkin kullanımının izlenmesinde takip edilen en temel resmî kaynaklardan biridir. En son yayımlanan 2024 Yıllığı, Sağlık Bakanlığı’nın bir gurur tablosuymuş gibi kamuoyuna yansıttığı sağlık sisteminde “eşitlik”, “erişilebilirlik”, “verimlilik” ve “kalite” alanlarında gerçekte düşük bir performansı gösteriyor. Örneğin ülkemizde 2024 yılı itibarıyla bebek ölüm hızı Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla 2,9 kat, beş yaş altı ölüm hızı ise 3 kat daha yüksek. Bebek ölüm hızı ve çocuk ölüm hızı AB, OECD ve DSÖ Avrupa Bölgesinin çok üzerindedir! Bu durum kabul edilemez” dedi. Bölgeler arasında bebek ölüm hızında büyük farklılık olduğunu söyleyen Pala, Doğu Karadeniz bölgesinde binde 5,8 olan bebek ölüm hızının, Güneydoğu Anadolu bölgesinde binde 13,6 olduğunu dile getirerek sağlık alanındaki eşitsizliklere dikkat çekti. “Bu vahim tablonun hesabı verilmelidir” diyen Pala, Sağlık Bakanlığı’na 14 Ocak 2026 tarihinde bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Alınan kararlar yetersiz; Bakanlık hedeflerini tutturamıyor!” Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’nın soru önergesine yanıt vermeyerek neden olduğu sorunların sorumluluğunu almadığını ifade etti. Pala, 2024 yılı Sağlık İstatistikleri Yıllığı’ndaki temel sağlık göstergelerini şu sözlerle değerlendirdi: “2024 yılı verilerine göre Türkiye’de doğumda beklenen yaşam ümidi Avrupa Birliği ortalamasına göre 2,7 yıl, OECD ülke ortalamasına göre ise 3,2 yıl geridedir. Ancak Türkiye her zaman böyle bir ülke değildi. AKP’nin ilk iktidara geldiği yıllarda ülkemizde doğumda beklenen yaşam ümidi DSÖ Avrupa Bölgesi ülkelerinden yüksekti; ancak bu seyir 2014 yılına kadar durağanlaştı ve sonrasında Türkiye bu ülkelerin gerisinde kaldı. İyi yönetilemeyen pandemi döneminde ise bu fark iyice açıldı. Pandemi sonrasındaki yıllarda da fazladan ölümlerde gözlenen yükseklik sürüyor. Türkiye’de kaçınılabilir nedenlere bağlı ölüm hızı yüksek seyretmesine karşın, Sağlık Bakanlığı uzun yıllardır “Önlenebilir Nedenlere Bağlı Ölüm Hızı” ve “Tedavi Edilebilir Nedenlere Bağlı Ölüm Hızı”nı düşürmek için etkili önlemler alamıyor.” Prof.Pala, Sağlık Bakanlığı’nın kronik hastalıkların görülme sıklığındaki yükselişi önleyemediğini, örneğin şeker hastalığı görülme sıklığının yüzde 16,5 ile DSÖ Avrupa Bölgesindeki ülkelerin ortalamasının (Yüzde 7,8) iki katının üzerine çıktığını ekledi. Prof. Dr. Pala, Türkiye’de sağlık alanındaki mevcut olumsuz tablonun meydana gelmesinde, koruyucu hizmetlerin geri plana atılmasının ve tedavi edici hizmetlerin kalitesindeki gerilemenin etkili olduğunu söyledi. Pala “Aşı kapsayıcılığının azalması, aşıyla korunulabilen hastalıklar açısından önemli bir toplum sağlığı tehdidi oluşturmaktadır. Örneğin 2019 yılında yüzde 97 olan KKK (Kızamık, kabakulak, kızamıkçık) aşısının kapsayıcılığının Batı Anadolu bölgesinde yüzde 90’a, İstanbul’da yüzde 92’ye ve Türkiye genelinde yüzde 94’e kadar gerilemesi kabul edilemez. Bu durum bulaşıcı hastalık salgınlarına davetiye çıkartabilir. Nitekim son haftalarda İstanbul ve değişik illerden kızamık olgu sayılarında artış bildirimleri gelmektedir. Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine göre 2016 yılına kadar 9 olguya inen kızamık, sonrasında hızla yükselerek 2024 yılında 1.582 olguya çıkmıştır. Bakanlık faaliyet raporunda bu alanda biriken aşısız nüfus bulunduğunu ve bu sebeple hedeflerine ulaşamadığını kabul etmiştir. Buna karşın bu nüfusun nasıl biriktiğine ve toplumdaki aşı tereddüdünü nasıl gidereceklerine dair soruları yanıtlamamaktadır” dedi. Pala, ülkemizde tütün kullanımının çok yüksek olduğuna, solunum ve kalp-damar hastalıkları tüm ölümlerin yarısından fazlasına neden olurken tütün kullanımıyla mücadelede son yıllarda yetersiz kalındığına, aksine tütün kullanımının son dönemde daha da arttığına da değindi. “Sağlıkta Dönüşüm Programının yarattığı ‘kışkırtılmış sağlık talebi’ etkili bir sağlık sisteminin önündeki en temel engeldir!” Pala, Adalet ve Kalkınma Partisinin sağlığı ticarileştiren politikaları nedeniyle kışkırtılmış bir sağlık talebi yaratıldığını, bu durumun ise nitelikli hizmete zamanında erişimin önündeki en büyük engellerden biri haline geldiğini ifade etti. Konuya ilişkin Pala, “Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nda 2024 yılında kişi başı hekime müracaat sayısının 12,2’ye yükseldiği görülmektedir ki bu sayı OECD ortalamasının neredeyse iki katıdır. Ancak bu gösterge sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini değil, sistemin içinden geçtiği nitelik krizini gözler önüne sermektedir. Mevcut sistemde hekimler hasta başına 5 dakika ayırarak hizmet sunmak zorunda bırakılmakta, sevk zincirinin olmayışı hastanelerdeki yükü katlayarak artırmakta ve hastaların erken taburcu edilmesine neden olmaktadır. Bakanlık OECD ülkelerinde ortalama 8,3 gün olan hastanede ortalama kalış günü süresinin ülkemizde neden 4,2 gün olduğunu ve bu durumun erken taburcu edilen hastaların sağlığını nasıl etkilediğini açıklamalıdır” ifadesini kullandı. Pala, bin kişiye düşen MR ve BT görüntüleme sayılarındaki rekorların Türkiye’ye ait olduğunu ancak bu rekorların hastaların sağlığı üzerinde olumlu etkisinin olmadığını; Türkiye’de doğumda beklenen yaşam ümidinin ve sağlıklı yaşam ümidinin OECD ülkeleri ortalamalarının çok gerisinde olduğunu sözlerine ekledi. Pala açıklamalarını “Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı veriler, sağlığın bir sermaye birikimi ve kâr maksimizasyonu aracı olarak görüldüğünü ve bu yaklaşımla alınan kararların halkın sağlığı üzerinde olumlu etki yaratamadığını açık olarak gösteriyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin sağlık politikalarıyla yurttaşların sağlık sorunlarını çözmek olanaklı değildir. Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. CHP iktidarında bu sağlık sistemi kurulacaktır.” diyerek bitirdi.

Bursa Ticaret Borsası ve Gürsu Belediyesi iş birliğiyle girişimci kadınlar dünyaya açılıyor Haber

Bursa Ticaret Borsası ve Gürsu Belediyesi iş birliğiyle girişimci kadınlar dünyaya açılıyor

Bursa Ticaret Borsası ile Gürsu Belediyesi arasında, genç kadınların girişimcilik ekosistemine entegrasyonunu sağlamak amacıyla hazırlanan “Genç Girişimciliğinin Artırılması İçin: Genç Kadınlar Teknoloji ve Liderlik Projesi” kamuoyuna tanıtıldı. Proje ile kadınların küresel girişimcilik ekosistemine dahil edilmesi ve dijitalleşen dünyada güçlü birer aktör olmaları hedefleniyor. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) ve Gürsu Belediyesi, genç girişimci kadınların teknoloji temelli iş fikirlerini uluslararası boyuta taşımak amacıyla örnek bir iş birliğine imza attı. Türkiye Ulusal Ajansı tarafından Avrupa Birliği Erasmus+ KA152-YOU programı kapsamında desteklenen ve 29 bin 359 Avro hibe almaya hak kazanan “Genç Girişimciliğinin Artırılması İçin: Genç Kadınlar Teknoloji ve Liderlik Projesi” lansman toplantısı, Bursa Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa; Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyeleri İlker Birgül ve Emrah Silmez, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ve İcra Komitesi Üyeleri katıldı. Program kapsamında, Bursa Ticaret Borsası ve TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu’nun koordinasyonunda gerçekleştirilecek faaliyetlerin yol haritası paylaşıldı. “Genç kadınlarımızın yarınlarına dokunacağız” Toplantının açılışında konuşan TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen, projenin kadın girişimciliği için taşıdığı kritik öneme değindi. Şen, “Bugün burada genç kadınlarımızın geleceğine dokunacak, onları teknoloji, liderlik ve girişimcilik alanlarında daha güçlü hale getirecek çok kıymetli bir adım atıyoruz. Yerel yönetimler ile iş dünyasının ortak hareket etmesinin önemini bu iş birliği ile bir kez daha görüyoruz. Projeye olan inancı ve vizyonu dolayısıyla Bursa Ticaret Borsası Başkanı Sayın Özer Matlı’ya ve güçlü katkıları için Gürsu Belediye Başkanı Sayın Mustafa Işık’a teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Özer Matlı: “Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı gençler ve kadınlar olacak” Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı projenin; gençlerin, kadınların ve girişimcilik ekosisteminin geleceğine yönelik atılan çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde gençlerin üretime, inovasyona ve girişimciliğe yönlendirilmesinin son derece değerli olduğunu ifade eden Başkan Matlı, “Bursa Ticaret Borsası olarak bizler, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer aldığı, gençlerin fikirlerini cesaretle hayata geçirebildiği bir geleceğin, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Güçlü iş birlikleri Bursa’ya değer katıyor Yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin, ulusal ve uluslararası projelerde şehrimize ve bölgemize önemli fırsatlar kazandıracağını kaydeden Özer Matlı, “Bu doğrultuda koordinatör kurum olarak yürüteceğimiz sürecin, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu’muzun katkıları ve sahadaki güçlü çalışmalarıyla çok değerli çıktılar ortaya koyacağına inanıyorum. Projede emeği geçen başta Gürsu Belediye Başkanı Sayın Mustafa Işık olmak üzere katkı sunan herkese teşekkür ediyor; projemizin kurumlarımıza, şehrimize ve gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Işık: “Kadınları güçlendirmek, geleceği güçlendirmektir” Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ise hedeflerinin gençlerin girişimcilik cesareti kazanarak geleceğe hazırlanması olduğunu vurguladı. Erasmus+ programı kapsamında Türkiye, Almanya ve Fransa’dan gençlerin katılımıyla Gürsu’da gerçekleştirilecek projenin; yapay zekadan e-ticarete, dijital pazarlamadan finansal okuryazarlığa kadar geniş bir eğitim yelpazesi sunduğunu belirten Başkan Işık, “Amacımız, gençlerimizin yalnızca bilgi edinmesini değil, aynı zamanda çözüm geliştiren bireyler olarak yetişmesini sağlamaktır. 1500’den fazla gence ulaşmayı hedeflediğimiz bu girişimle yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve uluslararası iş birliklerinin güçlenmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Unutulmamalıdır ki; kadınları güçlendirmek, geleceği güçlendirmektir” diye konuştu. Yerelden küresele kadın girişimciliği hamlesi Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen resmi lansman programı, Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ve Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık arasında imzalanan iyi niyet protokolü ile sona erdi. Bursa Ticaret Borsası’nın koordinatör kurum, Gürsu Belediyesi’nin yerel ortak olduğu projede; Türkiye’nin yanı sıra Almanya ve Fransa’dan genç kadın girişimciler yer alıyor. 12 ay sürecek olan proje kapsamında, Gürsu Ericek Adrenalin Parkı’nda geniş kapsamlı eğitim ve uygulama faaliyetleri yürütülecek. Proje süresince katılımcı genç kadınlara dijital pazarlama, yapay zeka, blockchain ve finansal yönetim gibi kritik alanlarda sertifikalı eğitimler verilecek.

Ümit Özdağ: "Baronlar dururken torbacı kovalamayın" Haber

Ümit Özdağ: "Baronlar dururken torbacı kovalamayın"

"Cumhuriyet Çocukları Gururla Kutluyor" 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, bayramın sadece bugünün çocuklarına değil, Cumhuriyet tarihini yaşayan herkese ait olduğunu vurguladı. Ancak son günlerde yaşanan okul saldırılarına değinen Özdağ, çocukların eğitim sisteminde güvende olmadığını savundu. Eğitimde Tarikat Eleştirisi Milli Eğitim Bakanlığı'nın pedagojik ilkeleri ihlal ederek tarikat ve cemaatlerle iş birliği yaptığını öne süren Özdağ, "Bu uygulama gençlerimizi küresel rekabetten alıkoyuyor. PISA ve üniversite başarı sıralamaları ortadadır" dedi. "Baronlar Dururken Torbacı Bacağı Kırmayın": Okul önlerindeki uyuşturucu ve sanal kumar tehlikesine dikkat çeken Özdağ, "Baronlarla tanışık olup torbacıların bacağını kırmanın faydası yok. Önce baronların bacağı kırılmalı" ifadelerini kullandı. Demografik Tehlike Türkiye'de doğum oranlarının 1,4’e düştüğünü hatırlatan Özdağ, "Erdoğan üç çocuk diyor ama asgari ücretli bir aile üç çocuğa nasıl bakacak? Toplum hızla fakirleşiyor" dedi. AB ve Ekonomi Çıkışı Özdağ, Avrupa Birliği yetkilisi Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kategoride "tehdit" olarak görmesine de tepki gösterdi: AB İlişkileri Avrupa Birliği ile mevcut "tam üyelik" oyununun sürdürülebilir olmadığını belirten Özdağ, "Gümrük Birliği’ni sona erdireceğiz. Yerine 'Serbest Ticaret Bölgesi' modelini kuracağız" dedi. Özelleştirme Tepkisi Alsancak Limanı ve otoyolların özelleştirilme çabalarını eleştiren Özdağ, "65-70 milyar dolar kazanacağımız varlıkları 6-7 milyar dolara satıyorlar. Biz bütün bu süreçleri durduracağız" uyarısında bulundu. "Ekonomide Rasyonel Çöküş" Yeni Şafak gazetesinin manşetine atıfta bulunan Özdağ, iktidarın kendi yayın organlarının bile ekonomideki çöküşü kabul ettiğini söyledi.

TÜİK 2025 verileri açıklandı: Türkiye Nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk Haber

TÜİK 2025 verileri açıklandı: Türkiye Nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocuklar oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Çocuk verisini paylaştı. Buna göre, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfusun yüzde 51,3'ünü erkek çocuklar, yüzde 48,7'sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5'ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2025 yılında yüzde 24,8 oldu. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,1, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 16,9, 2080 yılında yüzde 15,2 ve 2100 yılında yüzde 14,5 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,0, 2040 yılında yüzde 16,7, 2060 yılında yüzde 13,9, 2080 yılında yüzde 11,1, 2100 yılında yüzde 9,9 olacağı öngörüldü. Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,3, 2040 yılında yüzde 18,9, 2060 yılında yüzde 18,7, 2080 yılında yüzde 18,9, 2100 yılında yüzde 18,6 olacağı öngörüldü. Türkiye'nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 17,6 oldu. AB üye ülkeleri içinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, yüzde 22,7 ile İrlanda, yüzde 20,4 ile Fransa ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, yüzde 14,5 ile Malta, yüzde 14,9 ile İtalya, yüzde 15,5 ile Portekiz oldu. Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü. ÇOCUK NÜFUS ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL ŞANLIURFA OLDU ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 43,3 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 39,2 ile Şırnak, yüzde 36,7 ile Mardin izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 15,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 16,9 ile Edirne ve yüzde 17,7 ile Kırklareli izledi. Türkiye'de 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranı yüzde 41,9 oldu ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 977 bin 795 oldu. Hanelerin yüzde 41,9'unda 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 27,3 ile Tunceli olduğu görüldü. Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 14,1'inde iki çocuk, yüzde 5,7'sinde üç çocuk, yüzde 1,9'unda dört çocuk, yüzde 1,1'inde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü. ÇOCUK NÜFUSUN 2025 YILINDA YÜZDE 30,5'İNİN 10-14 YAŞ GRUBUNDA YER ALDIĞI GÖRÜLDÜ Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2020 yılında çocuk nüfusun yüzde 26,9'unun 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,7'sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,2'sinin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 16,2'sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2025 yılında yüzde 22,7'sinin 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,8'inin 5-9 yaş grubunda, yüzde 30,5'inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 18,0'ının 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü. Canlı doğan bebek sayısı 2024 yılında 937 bin 559 oldu Doğum İstatistiklerine göre 2024 yılında canlı doğan bebek sayısı, 937 bin 559 oldu. Doğan bebeklerin 481 bin 825'i erkek, 455 bin 734'ü ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,7'sini tekil, yüzde 3,2'sini ikiz, yüzde 0,1'ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanede gerçekleşen doğumların canlı doğumlar içindeki oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2024 yılında yüzde 99,4 oldu. Beşli karma aşı (DPT+IPV+Hib) 3 doz ile aşılama oranı 2023 yılında yüzde 98,8 iken 2024 yılında yüzde 96,0 oldu. Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki çocuklar için 64,3 yıl oldu Hayat Tabloları, 2022-2024 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Türkiye'de 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 72,1 yıl, erkek çocuklar için 69,5 yıl ve kız çocuklar için 74,7 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre 64,3 yıl oldu. Erkek çocuklar için bu süre 61,7 yıl iken kız çocuklar için 66,9 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü. BEBEKLERE KONULAN EN POPÜLER ERKEK İSMİ ALPARSLAN, KIZ İSMİ ALYA OLDU ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Göktuğ ve Metehan; en popüler kız bebek isimleri ise Alya, Defne ve Gökçe oldu. Doğan erkek bebeklerin 7 bin 527'sine Alparslan, 6 bin 36'sına Göktuğ, 5 bin 393'üne Metehan, kız bebeklerin 8 bin 751'ine Alya, 7 bin 731'ine Defne, 7 bin 603'üne ise Gökçe ismi verildi. Türkiye'de 2025 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Ömer; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Ecrin olduğu görüldü. Çocuk bağımlılık oranı 2025 yılında yüzde 29,7 oldu Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, 2019 yılında yüzde 34,1 iken bu oran 2025 yılında yüzde 29,7'ye düştü. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk bağımlılık oranının 2030 yılında yüzde 25,5, 2040 yılında yüzde 22,1, 2060 yılında yüzde 23,3, 2080 yılında yüzde 23,4, 2100 yılında yüzde 21,5 olacağı öngörüldü. Özel gereksinim raporu alan çocuk sayısı 2024 yılında 96 bin 83 oldu Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında ilk kez özel gereksinim raporu alan çocukların sayısı 96 bin 83 oldu. İlk kez özel gereksinim raporu alan çocukların yüzde 62,6'sını erkek çocuklar, yüzde 37,4'ünü ise kız çocuklar oluşturdu. Beş yaşındaki çocukların net okullaşma oranı yüzde 82,5 oldu Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2024/'25 öğretim yılında yüzde 82,5 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 82,8, kız çocuklar için yüzde 82,3 oldu. İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2024/'25 öğretim yılında yüzde 95,4, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,1 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 82,9 oldu. İLKOKUL TAMAMLAMA ORANI YÜZDE 98,6 OLDU Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, ilkokul tamamlama oranı 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,6 oldu. Ortaokul tamamlama oranı 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 96,6 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranı yüzde 81,3 oldu. Özel eğitim alan öğrencilerin oranı yüzde 3,4 oldu Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre Türkiye genelinde 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı 17 milyon 956 bin 523 oldu. Bu öğrencilerin yüzde 51,3'ünü erkek öğrenciler, yüzde 48,7'sini ise kız öğrenciler oluşturdu. Özel eğitim gerektiren bireylere (işitme, görme, ortopedik ve hafif düzeyde zihinsel engelli) hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumlarında örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı ise 602 bin 729 oldu. Özel eğitim alan öğrenciler örgün eğitimdeki öğrencilerin yüzde 3,4'ünü oluşturdu. Özel örgün eğitime devam eden öğrencilerin yüzde 62,7'sini erkek öğrenciler, yüzde 37,3'ünü ise kız öğrenciler oluşturdu. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan çocukların oranı yüzde 36,8 oldu Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan çocuk nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklarında yüzde 36,0, kız çocuklarında ise yüzde 37,8 olduğu görüldü. Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı Evlenme İstatistiklerine göre 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında yüzde 7,3 iken bu oran 2025 yılında yüzde 1,5'e düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında yüzde 0,5 iken bu oran 2025 yılında yüzde 0,1 oldu. BABASI VEFAT ETMİŞ ÇOCUKLARIN SAYISI 251 BİN 929 OLDU ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında 21 milyon 375 bin 930 çocuk nüfusun içinde sadece babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, sadece annesi vefat etmiş çocuk sayısının 79 bin 214, hem annesi hem de babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 907 olduğu görüldü. KORUYUCU AİLE YANINDA BAKIMI SAĞLANAN ÇOCUK SAYISI 10 BİN 841 OLDU Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 15 bin 508 olduğu görüldü. Mevcut koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 10 bin 841 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı 2025 yılında 681 oldu. Boşanma davaları sonucu, velayeti anneye verilen çocukların oranı yüzde 74,6 oldu Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 oldu. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin yüzde 74,6'sının anneye, yüzde 25,4'ünün ise babaya verildiği görüldü. Çocuklar en fazla dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle hayatını kaybetti Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre 2024 yılında 1-17 yaş grubunda çocuk ölümleri en fazla, dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden 1-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 2024 yılında bin 538 oldu. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle 765 çocuk, iyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle 666 çocuk, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle 413 çocuk hayatını kaybetti. BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 9,0 OLDU Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre 2009 yılında bebek ölüm hızı binde 13,9 iken 2024 yılında binde 9,0 oldu. Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2009 yılında binde 17,7 iken 2024 yılında binde 11,1 oldu. Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2024/'25 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için yüzde 79,2, kız çocuklar için yüzde 83,5 olduğu görüldü.

Ekonomik zorluklara rağmen dev artış: 2,2 Milyon esnaf sınırı aşıldı! Haber

Ekonomik zorluklara rağmen dev artış: 2,2 Milyon esnaf sınırı aşıldı!

ürkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülke genelinde esnaf ve sanatkâr sayısının mart ayında 2 milyon 263 bin 674’e yükseldiğini ve lokanta sektörünün zirvede olduğunu söyledi. Türkiye genelinde esnaf ve sanatkâr sayısı mart ayı itibarıyla 2 milyon 263 bin 674’e, toplam iş yeri sayısı ise 2 milyon 553 bin 165’e ulaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 75 bin esnaf iş yeri açtı. Bu arada 34 bin iş yeri de kapanmış oldu. Ülkemizdeki hem ekonomik sıkıntılar, aynı şekilde çevremizdeki savaş nedeniyle bu üç aylık periyot zamanında bile esnaf sayısındaki artış çok önemli. Bundan lokantacılık sektörü yani hizmet sektörü ilk başta, ondan sonra sırasıyla büfecilik, bakkallık, kahvecilik, aynı şekilde kıraathane, motorlu taşıtlar, nakliye sektörü gibi sektörler geliyor" dedi. 2026 yılının ilk üç ayında iş yeri açılış ve kapanış verilerini de değerlendiren Palandöken, "Bilindiği üzere TESK'in 2,5 milyona yakın esnaf sanatkarının iş yeriyle birlikte üyesi mevcut. Bunun tabii en önemli bölümlerinden biri de bilindiği üzere esnaf sanatkarın geleneksel hayatın vazgeçilmezi. Bu arada hizmet sektöründeki bu yapılmış olan sayısal rakamlara göre terk edilen mesleklerinde de yine tabii genel konjonktürdeki insanların bu değişken ekonomideki sıkıntılarından kaynaklanan. Buna rağmen 439 bin kadın üyesiyle Türkiye'deki sivil toplum kuruluşu içerisinde sayısal büyüklüğe sahip ticari işletmeler. Böylelikle kadın üyeleri de pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınların iş hayatındaki çalışma alanlarının genişletmesiyle ilgili de periyodik hizmet içi eğitimler TESK tarafından veriliyor. Yine aynı şekilde Avrupa Birliği projelerine de öncülük yapan TESK, bu yılki ilk üç aydaki olumsuzluklara rağmen ticari hayata atılan esnaf sayısında da gerçekten büyük bir ivme kazanmış oldu" ifadelerini kullandı.

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti Haber

İhracat şampiyonunda Kemal Yazıcı dönemi! OİB yeni yönetimini seçti

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Toplantı Salonu’nda yapıldı. Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.