SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avukat

Söz Bursa - Avukat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avukat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının görülmesine başlandı Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının görülmesine başlandı

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanık, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma, sanıkların yoklamaları ile başladı. İzleyicilere uyarıda bulunan mahkeme başkanı, "Duruşmada tezahürat yapılması halinde izleyici olmadan duruşmaya devam ederiz. Herkes bu tarz davranışlardan kaçınsın. Sanığa bir yararı yok bu tavrın. Kimliğine bakılmaksızın görüntü ve ses kaydı yapan kişi suç işliyordur" ifadelerini kullandı. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Silivri Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü'nde görülen duruşmada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Öte yandan, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi, Burhanettin Bulut, Sevgi Kılıç, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ile çok sayıda milletvekili ve parti meclis üyesi ve Türkiye Barolar Birliği Başkanvekili Vahap Şener, Beşiktaş Belediyesinin tutuklu Başkanı Rıza Akpolat'ın eşi Yeşim Akpolat duruşmada izleyici olarak yer aldı. Sanıklar, salona girdiği sırada izleyici bölümünden tezahürat seslerinin yükselmesi üzerine heyet, uyarıda bulundu. Salonda, yoklamalar alınmaya başlanırken, duruşmanın ilerleyen saatlerinde sanıkların savunmalarının alınmasına başlanacak. MAHKEME BAŞKANINDAN İZLEYİCİYE UYARI Mahkeme başkanı izleyicileri uyardı. Uyarıda, "Duruşmada tezahürat yapılması halinde izleyici olmadan duruşmaya devam ederiz. Herkes bu tarz davranışlardan kaçınsın. Sanığa bir yararı yok bu tavrın. Kimliğine bakılmaksızın görüntü ve ses kaydı yapan kişi suç işliyordur. Basın mensupları telefonu mesajlaşmak amacıyla kullanabilir. İzleyiciler bu tarz davranışlardan kaçınsın. İzleyiciden bir sözlü sataşma olursa izleyici olmadan devam ederiz. Herkes kurallara uysun. Örgütlü suçlarda en fazla 3 avukat sınırı var ama duruma talebe göre değerlendirebiliriz. Her sanık yönünden 20 avukat alsak zaten salona sığmaz ama imkanlar dahilinde talepleri karşılamaya çalışırız. Duruşmayı haftanın 5 günü yapmayı planlıyoruz. Ama arada 1'er gün ara verebiliriz. Bunlar gidişatta belli olacak mutlak değil. Öncelik tutuklu sanıkların savunmaları. Savunma ve iddia bütünlüğü açısından savunmaları kurum bazlı almanın daha sağlıklı olacağı kanaatine vardık" ifadelerini kullandı.

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!" Haber

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!"

Bursa Barosu, başkan ve kurul üyeleriyle birlikte çok sayıda avukat, Bursa Adalet Sarayı önünde, avukatlara yönelik fiziki saldırılara ve özellikle genç avukatları açlığa mahkum eden düşük CMK ücret tarifesine tepki gösterdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, yaptığı basın açıklamasında, Yalova’da Av. Zekeriya Polat’ın katledilmesinden ötürü “Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu” dedi. Öztosun şöyle konuştu: “Bizler avukat meslektaşlarımızın ağır ekonomik ve mesleki sorunları için mücadele ederken, sorunlarımızı görünür kılmaya uğraşıp milletvekilleri dahil tüm kapıları çalarken, bir meslektaşımız ekonomik sorunları sebebiyle intiharın eşiğine gelmesin diye çabalarken, geçen hafta kiralananın tahliyesi esnasında bıçaklı saldırıya uğrayan Bursa Barosu avukatı olan meslektaşımızın duruşması için İstanbul’da bulunduğumuz sırada, Yalova'da, Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiği bilgisi bizleri derinden sarsmıştır. Biraz önce de İzmir’de Av. Ali Aydın’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik. Avukat Zekeriya Polat da daha önce katledilen Av. Servet Bakırtaş ve Bursa Barosu avukatı Özgür Aksoy gibi sadece ve yalnız avukatlık yaptığı için öldürüldü. Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu. Meslektaşımızın katledildiği gece yarısı ise empatiden fersah fersah uzak olan ve bizlere adeta açlıktan ölün dercesine CMK ücret tarifesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Geçen hafta da genç avukatların bağkur pirim destekleri kaldırılmıştı. Avukatların öldürüldüğü, tehdit edildiği, darp edildiği ve devletin pozitif olarak koruma tedbiri almadığı tüm bu süreçlerde tüm olana bitene seyirci kalındığı ve hatta bizleri çok umursamadığı da tekrar gün yüzüne çıktı.” “ARTIK BİLDİRİLER YAZMAK VE YAS TUTMAKTAN BIKTIK” Artık bildiriler yazmak ve yas tutmaktan bıktık. Her bir avukat ölümünün artık son olmasını beklerken çoğalan ölümler, bizlerin canından bir parça daha koparmaya devam ediyor. Oysa bizler adaletin tecellisi için yapıyoruz bu mesleği. Savunma olmazsa, ‘yargılama olmaz’ diyoruz. Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hak ile özdeşleşir. Avukatız biz avukatız, sadece avukat! Borcunuzun veya davanızın sebebi değiliz biz! Avukat kalmayınca savunma, savunma kalmayınca hukuk, hukuk kalmayınca adalet ve huzur kalmayacak. Bunu bilin istiyoruz. Bizler bu cübbeleri; insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin elbet kazanacağına inanarak giydik ve giymeye devam ediyoruz. AVUKATLARIN DEĞİL, HUKUKUN YAŞAMI MESELESİ Tüm bunlar artık bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama meselesi haline gelmiştir. Avukatların sürekli ve sistematik bir biçimde hedef alınmasını, savunma makamında olan avukatların seslerinin kısılmasını, mesleki ve ekonomik sorunlarla baş başa bırakılmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini, CMK’da avukata yönelik saldırıların tutuklama nedeni haline getirilmesini, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ivedilikle imzalanmasını talep ediyoruz. Bununla beraber CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesini de artık kabul etmiyoruz. Hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkileyen hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engelleyen bu tarifelerin düşüklüğü de yetmezmiş gibi alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. EŞİT EMEĞE EŞİT ÜCRET CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda yapılacak yasal düzenleme ile AAÜT’nin 1/2 sinden az olamayacak şekilde belirlenmesi ve KDV yükünden de kurtarılması gerekmektedir. Çünkü ekmek kadar değerli olan adalet hizmetlerinde KDV olamaz, olmamalıdır. Bu basın açıklamasını hazırlarken dün İstanbul’da adliye içinde bir kadın hakim erkek bir savcının silahlı saldırısına uğradı. Meslektaşımız hakime geçmiş olsun diyoruz. Bu olay da kadına yönelik şiddetin ne boyuta geldiğini açıkça gösterdi. Kadının toplumsal statüsü ne olursa olsun bir şiddet mağduru olabileceğini gösteren bu durum aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile hızlanan, devletin etkin korunma mekanizmalarında aksamasına yol açan bir cezasızlık politikasının yarattığı bir sonuç. Yıllardır dilimizde tüy bitercesine mücadele ettiğimiz şey tam da bu Biz bununla mücadeleye devam edeceğiz. ADLİYELER EN ÇOK AVUKATLARIN İŞYERİ Öte yandan bu olayla ilgili basın açıklaması yapan bir dernek, adliyeleri hakim savcıların işyeri olarak nitelendirmiş ancak avukatları atlamış. Evet adliyeler hakim savcıların işyeri ancak en çok avukatların işyeri olan bir yer. Arkamızda görülen adliye 26 yıldır burada ve her gün içeri girerek çalıştığımız işyerimiz. Onlarca başsavcının, yüzlerce hakim savcının bir kaç yıl görev yapıp ayrıldığı ancak biz avukatların her gün çalıştığı işyerleri adliyeler… O yüzden de burada çalışan herkes gibi korunmaya ve eşit davranılmaya hakkımız bulunmakta. O sebeple bunu göz ardı eden bu açıklamayı ve bu bakış açısına sahip hukuk politik zihniyeti de kabul etmiyoruz. Tüm bunlara ve zorluklara rağmen avukatlar, tarih boyunca korkuya teslim olmadı, olmayacak. Avukatlar ve barolar da gerek fiziki şiddet, gerek ekonomik şiddet, gerek savunma makamına yönelen baskılar karşısında susmayacak ve geri adım atmayacaktır. Mesleklerimizi can güvenliği içinde yapmak ve diğer tüm sorunlarımızı daha görünür kılmak için devam eden günlerde de yapacağımız açıklama ve eylemlerle birlikte can güvenliklerimiz ve CMK tarifesi dahil acil tüm taleplerimiz sağlanana kadar, CMK ve OCAS sistemini meslektaşlarımızın desteği ile kapamak dahil yapacağımız açıklama ve eylemlerde siz değerli meslektaşlarımızın ve kamuoyunun desteğinizi talep ediyoruz.”

Bakan Tunç'tan o avukatın paylaşımına tepki: "Soruşturma başlatıldı" Haber

Bakan Tunç'tan o avukatın paylaşımına tepki: "Soruşturma başlatıldı"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.

Bursa’da Güzellik Salonu tuzağı: Broşür dağıtan gençlere yardım etmek isterken 25 bin liralık icra şoku Haber

Bursa’da Güzellik Salonu tuzağı: Broşür dağıtan gençlere yardım etmek isterken 25 bin liralık icra şoku

Bursa'da iki arkadaş, sokakta broşür dağıtan gençlere yardımcı olmak isterken güzellik salonunun icra tuzağına düştü. Cilt analizi yaptırmak için girdikleri salonda imzaladıkları prosedür belgesi, kısa süre sonra 22 bin ve 25 bin liralık icra dosyalarına dönüştü. Cumhuriyet Caddesi'nde broşür dağıtan genç kızlara destek olmak isteyen Ceren Yıldız ve Yağmur Kurt, güzellik salonuna girerek bilgi aldı. Kendilerine cilt bakımı için bir prosedür kağıdı imzalatıldı. Daha sonra sık sık telefonla aranan 4 ay sonra da adreslerine icra kağıdı gönderilen iki arkadaş, senet imzalamadıklarını belirterek sadece bilgi almak istediklerini söyledi. Ancak salon tarafından defalarca aranarak randevuya zorlandılar. Aylar sonra gelen icra kâğıdıyla şok yaşayan Ceren Yıldız, "İyilik yapalım derken mağdur olduk. 12 bin lira istendi, avukat derken e-Devlet'te 22 bin lira görünüyor. Birçok mağdur olduğunu öğrendik" dedi. Yağmur Kurt ise, "Gençlere yardımcı olmak istedik ama icra dosyasıyla karşılaştık. Benim e-Devlet'te 25 bin lira görünüyor. Başta korktuk ama cesaret ettik, diğer mağdurlar da seslerini çıkarmalı" diye konuştu. Kapısına gittikleri güzellik salonunu boş bulan mağdurlar, çevredeki esnaftan da çok sayıda kişinin aynı yöntemle dolandırıldığını öğrendi. Firmanın telefonlarının ise sürekli meşgul çaldığı belirtildi.

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?" Haber

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?"

Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada kardeşleri Kader Tut ve Raşit Günyer'in avukatı, son günlerde müvekkilleri hakkında ortaya atılan iddiaları reddederek, tek amaçlarının kardeşlerinin ölümünün aydınlatılması olduğunu söyledi. Avukat Sevilay Demirsu müvekkillerinin miras ya da maddi hiçbir beklentisinin bulunmadığını vurgulayarak, Güllü'nün torunu Azra Karmen'nin devlet koruması ve denetimi altına alınması, tüm mal varlığının da çocuk reşit olana kadar devlet güvencesine alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na başvurduklarını açıkladı. Kader Tut ve Raşit Günyer'in, birleşen dosyada müşteki sıfatıyla önümüzdeki günlerde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verecekleri belirtildi. POLİÇE İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE Basında yer alan sigorta poliçesi iddialarının kendi çalışmaları sonucu ortaya çıktığını belirten avukat, savcılıkta maddi bir hata yapıldığını ve bu nedenle "poliçe yok" cevabı alındığını söyledi. Avukat Demirsu, "Güllü'nün ölümünden dört gün sonra bireysel emeklilik poliçesi için başvuru yapıldığı ve paranın çekildiği yönünde ihbar aldıklarını ifade ederek, konunun yeniden araştırılması için savcılığa dilekçe sunduklarını açıkladı. Talebe yanıt verilmemesi halinde Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na ayrıca başvurulacağı bildirildi. "40 SAYFALIK RAPOR: KAZA DEĞİL, CİNAYET" Açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise dosyaya sunulan 40 sayfalık bilimsel mütalaa oldu. Avukat Demirsu, raporda Güllü'nün ölümünün kaza olmadığı, bir ya da birden fazla kişinin itmesi veya ivmesiyle gerçekleşmiş olabileceğine dair güçlü ve kesin bulgular bulunduğunu söyledi. Mütalaanın UYAP üzerinden dosyaya yüklendiği bildirildi. "ŞÜPHELİ SIFATLAR DEĞİŞEBİLİR" Avukat Sevilay Demirsu, Tuğberk hakkında dün alınan ifadenin müşteki-şüpheli sıfatıyla alındığını hatırlatarak, ceza soruşturmalarında sıfatların delillere göre değişebileceğini belirtti. Tuğberk'in olayla bağlantısına dair delillerin savcılığa sunulmaya devam edildiği kaydedildi. "Bir cinayet soruşturmasında en kritik sorulardan biri, bu ölümden kimin fayda sağladığıdır" diyen avukat, poliçeye ilişkin bilgilerin netleşmesiyle soruşturmanın seyrinin değişebileceğini söyledi.

Minguzzi ailesinin avukatı: "Tehdit ediliyoruz, aileme bir şey olursa hesabını kim verecek?" Haber

Minguzzi ailesinin avukatı: "Tehdit ediliyoruz, aileme bir şey olursa hesabını kim verecek?"

Kadıköy’de bit pazarında bıçaklanarak öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, kendisine ve ailesine yönelik tehdit mesajları aldığını söyleyerek, "Bana, eşime, üç çocuğuma bir şey olursa bunun sorumlusu kim olacak? Bunun hesabını kim verecek?" dedi. Kadıköy’de İtalyan şef Andrea Minguzzi’nin oğlu Mattia Ahmet Minguizzi’nin öldürülmesine ilişkin 2 sanığın yargılandığı dava 2 Ekim tarihine ertelendi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma öncesinde Anadolu Adliyesi’nin önünde açıklama yapan Minguzzi ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, "1 Mayıs tarihinde ortaya çıkan yeni kamera kayıt ve görüntüleriyle birlikte biz başsavcılık makamına şikayetçi olmuştuk. 7 Mayıs tarihinde failler gözaltına alındı ve tutuklandı. Olayın faillinin 14 yaşındaki A.Ö ve 17 yaşındaki M.A.D. olduğu tespit edildi. Şüphelilerin dijital verilerine, bilgisayarlarına el konuldu. Bunlar üzerinde inceleme yapılmasını talep etti" dedi. "SANIK SAYISI 4’E YÜKSELECEK" "Kamera kayıtlarında Ahmet Minguzzi'nin arkadaşlarıyla olay yerine gitmesi, parka gitmesine dair hiçbir görüntü yok" diyen Epözemir, "TÜBİTAK yalnızca 4 saniyeyi kurtarabilmiş. Gelen yazı cevabında 30 günlük süre geçtiği için görüntülerin silindiği söyleniyordu. Bu adli tıp raporu, dijital verilere ilişkin rapor ve pazar yerindeki bilirkişi incelemesi raporu geldikten sonra Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 2 fail hakkında ‘çocuğa karşı kasten öldürme’ suçuna yardım etmeden kamu davası açıldı. Bu iddianame birleştirme talebiyle mahkemeye gönderildi. Mahkeme birleştirme kararı verecek ve bu dosyada yargılanan sanık sayısı 4’e yükselecek" ifadelerini kullandı. Reddi hakim talepleri doğrultusunda mahkeme başkanının dosyadan çekildiğini belirten Epözdemir, "Bugün duruşmada 7 tanık dinlenecek. 7 tanıktan bir tanesi mahkemeye mazeret vererek iştirak edemeyeceğini söyledi. Bu tanıklar bıçağın atıldığı yerin tezgah sahibi, bıçağın alındığı yerin tezgah sahibi" dedi. "KORKMUYORUZ, SONUNA KARAR HUKUKİ MÜCADELEMİZ SÜRECEK" Avukat Rezan Epözdemir, "Aile bize talepte bulunduktan sonra biz hak arama özgürlüğü kullanmak bakımından mağdur ailenin yanında olduk. Hukuk devletinin gereği olarak bu sürecin takipçisi olduk. Peki ne oldu? Önce aileye karşı tehditler, sonra mezara saldırı. Aile tehdit edildi. Bununla yetinilmedi bana, eşime tehditler yapıldı. Aileye yapılan tehditler ve mezar saldırısı bakımından iddianameler tanzim edildi. Bize yapılan tehditler bakımından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında örgüt dosyası var. Birleştirme söz konusu oldu. Bir örgütlü yapı var mı diye. Ne yazık ki bunlar bakımından üzülerek söylüyoruz ki herhangi bir hukuki süreç işlenmedi. Herhangi bir fail yakalanmadı. Biz burada bir adalet mücadelesi veriyoruz. Hak arama mücadelesi veriyoruz. Mesaj veriliyor. Korkmadık, korkmuyoruz. Sonuna kadar hukuki mücadelemiz devam edecek" ifadelerini kullandı. "AİLEME BİR ŞEY OLURSA BUNUN SORUMLUSU KİM OLACAK?" "Bana, eşime, üç çocuğuma bir şey olursa bunun sorumlusu kim olacak? Bunun hesabını kim verecek? Bunu çok merak ediyorum" diyen Epözdemir, "Bütün yetkili makamlara, valiliklere, emniyete, yargıya kadar en üst düzeye bilgi verdik. Biz bir an önce bu konuyla ilgili faillerin tespit edilmesini istiyoruz." dedi. "ÖLÜMLE TEHDİT EDİLİYORUZ" Kendisine gönderilen tehdit mesajlarını okuyan avukat Epözdemir, "Ölümle tehdit ediliyoruz. Eşim ölümle tehdit ediliyor. Aile huzurumuz bozuluyor. Faillerden biri tespit ediliyor. Başsavcılık gerekeni yapıp sevk ediyor tutuklamaya ama sulh ceza hakimliği her ne hikmetse serbest bırakıyor. Çünkü avukatın değeri, önemi yok Türkiye'de. Çünkü Türkiye'de hak arama mücadelesi veren avukatın güvencesi yok. Bunlar bizi korkutamaz. Biz sonuna kadar bu canilerin, bu faillerin emsal mahiyette cezalandırılması için sonuna kadar hukuki mücadelemizi vereceğiz. Bu caniler emsal mahiyette cezalandırılacaklar. Adalet tecelli edecek. Maddi gerçek ortaya çıkacak. Kimsenin endişesi olmasın" diye konuştu.

Ebru Polat dolandırıcılıkla mücadele için avukat oldu Haber

Ebru Polat dolandırıcılıkla mücadele için avukat oldu

Sosyal medya üzerinden güvenini kazandıkları ev hanımlarına evlerinden paketleme işi yaparak para kazanma vaadinde bulunan dolandırıcıların önce 500 lira ürün ücreti, ardından 4 bin lira kargo ücreti isteyerek vatandaşları mağdur ettiği iddia edildi. Söz konusu sosyal medya hesabında adının ve fotoğrafının kullanıldığını iddia eden avukat Ebru Polat, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dilekçede, Polat’ın adını ve resimlerini kullanan bir sosyal medya hesabının kendisini destekçisi gibi göstererek sayfalarında paylaştığı, insanların nitelikli olarak uzun zamandır bu şekilde dolandırıldığı aktarıldı. Dilekçede Polat’ın bu kişilerden takipçileri sayesinde haberdar olduğu belirtildi. Dilekçede bu sitelerin mağdurlardan önce 500 lira isteyerek evlere ürün gönderme vaadinde bulundukları, ardından ürün göndermek için 4 bin lira kargo ücreti istedikleri belirtildi. “SAYFASINDA PHOTOSHOP YAPARAK BENİ PAYLAŞTILAR" Suç duyurusunda bulunduktan sonra adliyede açıklama yapan Polat, “Paketlemeden önce ’Bizlere güven açısından 500 TL kapora yatırmanız gerek’ diyen bir çete var. Özellikle diyor ki, ‘Evden çalışacaksınız, 500 lira yatıracaksınız ve biz size ardından ürünleri göndereceğiz. Ürünleri gönderdiklerinde de emrivaki şekilde ‘Biz size ürün gönderdik, bir 4 bin lira kargo parası göndermeniz gerek’ diyorlar. ‘Böyle bir şey yoktu. 500 lira istemiştiniz, 4 bini gönderemem’ dediğiniz andan itibaren de tehditler başlıyor. Tehditler de şu şekilde; ‘Bu 4 bin TL’yi göndermezsen hakkında yasal işlem başlatacağım, evine icra göndereceğim’ tarzı bir dolandırıcılık çetesi yaklaşık 2 yıldır varmış. Çok kişi mağdur edilmiş. Bu dolandırıcılık çetesinin yaptığı hata ne oldu; sayfasında photoshop yaparak ‘Ebru Polat da bizim en büyük destekçimiz’ diyerek beni paylaştı. Bu hataya düştü, tabii benim avukat olduğumu bilmiyordu. Bunu görür görmez sevenlerim beni uyardı. Ben ’Sakın güvenmeyin’ deyip, birçok kişiyi bu durumdan kurtardım. Hemen gelip şikayette bulunup, haklarında soruşturma başlattık” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.