SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Söz Bursa - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Yıldırım'ın Sağlığına İpotek Koyuluyor!" Haber

"Yıldırım'ın Sağlığına İpotek Koyuluyor!"

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, sağlık alanında kullanılan arazilerin ve hastanelerin özelleştirilmesi planına sert tepki gösterdi. Yıldırım, parti üyeleri ve vatandaşların katılımıyla Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir basın açıklaması düzenledi. "Sağlıkta bir suikast" İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım yaptığı açıklamada, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca alınan özelleştirme kararlarını eleştirerek, "Bugün burada, sadece alınmış basit bir özelleştirme kararı için değil, Yıldırım'ın sağlık alanındaki geleceğine yönelik bir suikastın halk nezdindeki itirazını dile getirmek için toplanmış bulunmaktayız" dedi. Satışa çıkarılan alanlar tek tek sıralandı Yıldırım, özelleştirilmesi planlanan alanları şöyle sıraladı: - Samanlı Mahallesi'nde sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş toplam 241.574 metrekare arsa - Yüksek İhtisas Hastanesi'nden kalan 19.795 metrekare arsa - Göğüs Hastanesi'nden kalan 6.276 metrekare arsa - Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mevcut alanı 10.321 metrekare Tayfun Yıldırım, "Yıkılan hastanelerimizin yerine yeni sağlık kompleksleri yapılması beklenirken, israf ve talan sonucu bütçenin açık vermesiyle bu araziler göz göre göre satılmak isteniyor" ifadelerini kullandı. "İş insanları teklif vermesin" İş insanlarına seslenen Yıldırım, "Hiçbir iş insanımız bu ihalelere teklif vermemeli ve bu araziler sağlık alanında kullanılarak vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam etmelidir" dedi. Şehir Hastanesi sonrası çile Bursa Şehir Hastanesi açılmadan önce Yıldırım'da dört büyük hastanenin aktif hizmet verdiğini hatırlatan Tayfun Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: "Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve önünde bulunduğumuz Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi aktif olarak hizmet vermekteydi. Ama Şehir Hastanesi açıldıktan sonra önce Göğüs Hastanesi, sonrasında da Yüksek İhtisas Hastanesi kapatıldı." Yıldırım, "Yıldırımlılar ya Şevket Yılmaz Hastanesi'nde çileye talip olmak ya da 31 kilometre uzaktaki Şehir Hastanesi yollarında perişan olmak zorunda" diye ekledi. "105 doktor hizmet veriyor" Ağız ve Diş Hastanesi'nde 105 doktorun görev yaptığını belirten Tayfun Yıldırım, "Sadece Yıldırım halkına değil, Bursa'nın tamamına ve hatta çevre illere hizmet vermektedir. Eğer bu kararname ile satışlar gerçekleşirse, Yıldırımlı vatandaşlarımız bu kolaylıktan da mahrum bırakılacak" dedi. "Bu bir memleket meselesidir" Yıldırım, özelleştirme kararının parti meselesi olmadığını vurgulayarak, "Bu durum partiler üstü bir durumdur. Her partinin ve STK'nın bu durum karşısında tepkisini dile getirmesi gerekmektedir. Eğer bu alanlar satılırsa, Yıldırımlılar bunu asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde gereken cevabı mutlaka verecektir" ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı'na zor sorular Açıklamasında Yıldırım Belediye Başkanı'na yönelik sert sorular yönelten Tayfun Yıldırım, şunları söyledi: - "Neden suskunluğunu koruyor?" - "Neden gerekli mercilere baskı yapmıyor?" - "Alınan bu kararın yanlış olduğunu bile bile, neden itiraz etmiyor?" - "Yıldırım'ın geleceğine vurulan bu darbe, kendileri tarafından vurulduğu için midir suskunluğu?" Sosyal belediyecilik anlayışını eleştiren Yıldırım, "Sosyal belediyeciliği makarna ve kömür dağıtmak, üç harfli marketlerden indirim kartı vermekten ibaret zannedenlere sesleniyorum: Sosyal belediyecilik, vatandaşlarının eşit hizmet alma koşullarına ulaşmasını sağlayan belediyeciliktir" dedi. Tayfun Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Yıldırımlı vatandaşlarımızın öksüz ve mahsun bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini ve Yıldırımlıların hak ettiği değeri görmeleri için elimizden ne geliyorsa yapacağımızı bilmenizi isteriz."

A Parti’den okulda şiddete tepki: "Artık yeter!" Haber

A Parti’den okulda şiddete tepki: "Artık yeter!"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına ilişkin sert bir basın açıklaması yaptı. Aslan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların tüm Türkiye’nin yüreğini yaktığını belirterek, “Artık yeter! Okullarımız şiddetin değil, geleceğin kalesidir” dedi. Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “HER ÇOCUK DEVLETE EMANET” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “SADECE KINAMAK YETMEZ” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 MADDELİK GÜVENLİK ÇAĞRISI Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması Haber

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması

Kamu Denetçiliği Kurumu, Bursa Barosunun başvurusu üzerine, Orhaneli Termik Santralının çevre ve insan sağlığını hiçe sayarak çalıştırılması karşısında Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit etti. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ve komisyon üyesi avukatlar, DOĞADER Başkanı Murat Demir, 10 köyün muhtarının katıldığı basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı, Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Av. Jülide Arıkan Çetin okudu. Açıklamada şöyle denildi: “Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün ve Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yok sayan cevaplarına karşı 29.07.2025 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurarak hukuki süreci başlatmıştık. Başvurumuzda Orhaneli ilçesinde yer alan termik santrali işleten şirketin çevre, doğa, canlı sağlığını yok sayan, yalnızca şirket faaliyetlerini ve kâr amacını önceleyip önemseyen faaliyetlerinin yarattığı tahribatlar ve ihlallere ilişkin Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün tarafımıza vermiş olduğu yanıtların yetersizliğini konu ederek ilgili idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden bahisle tarafımıza verilen cevaplar kamu denetçiliği kurumuna bir başvuru şeklinde taşınmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından başvurumuz üzerine yapılan inceleme neticesinde ilgili idarelerden ve termik santrali işleten şirketten alınan savunmalar değerlendirilmiş ve 22.01.2026 tarihinde vermiş oldukları tavsiye nitelikli karar ile başvurumuz haklı ve hukuka uygun bulunmuştur. Orhaneli Termik Santralini işleten şirketin faaliyetlerinin insan, doğa, çevre ve tüm canlı sağlığını tehdit ettiği tespitleri ile yapılan değerlendirmede bu hususları raporlamayan, denetlemeyen ve bir yaptırım uygulamayan idarelere yönelik tavsiye nitelikli karar verilmiş ve ilgili idarelere tebliğ edilerek mevcut hukuka aykırılığı gidermeleri talep edilmiştir. Bu aşamadan sonra yine Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukatlar olarak sürecin takipçisi olacak, tavsiye kararının muhatabı olan idarelerin bu karara uyup uymayacağı tarafımızca gözlemlenecek aksi halde ise gereken yasal yollara başvurulacaktır. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı Anayasamızca korunan temel bir insan hakkı olup insan, doğa ve çevre sağlığını önceleyen bakış açısı ile bu bakış açısını ihlal eden ve bu bakış açısına zarar veren tüm faaliyetlerin karşısında hukuk mücadelesi vereceğimizi bir kez daha ifade ederiz.”

Prysmian işçileri Mudanya sokaklarında: "Sadaka değil, toplu sözleşme istiyoruz" Haber

Prysmian işçileri Mudanya sokaklarında: "Sadaka değil, toplu sözleşme istiyoruz"

Bursa’da Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi Prysmian fabrikası işçileri, MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecine ilişkin alınan eylem kararları kapsamında Mudanya’da yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Edinilen bilgilere göre, Prysmian fabrikasından çıkan işçiler Mudanya BUDO Meydanı’na kadar yürüyerek eylemlerini sürdürdü. Yürüyüşün ardından meydanda toplanan işçiler, taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Eyleme; Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Örgütlenme Sekreteri Fehmi Elmacı, Bursa Şubesi yöneticileri, Prysmian İşyeri Sendika Başkanı Ekrem Şaş, işyeri temsilcileri ve çok sayıda sendika üyesi katıldı. Yürüyüş boyunca işçiler, "Metal işçisi direnişin simgesi", "İşçiler açken patronlara huzur yok", "Direne direne kazanacağız" ve "Sadaka değil, toplu sözleşme" sloganları attı. Birleşik Metal-İş Sendikası, yürüyüş ve basın açıklamasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 24 Aralık’ta açıklanan eylem kararlarının kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Açıklamada, Genel Başkan Özkan Atar’ın, metal işçilerinin patronların dayattığı sefalet şartlarına boyun eğmeyeceğini, kazanılmış hakların gasp edilmesine izin verilmeyeceğini ve haklı talepler için mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğini vurguladığı ifade edildi. Eylem, yapılan basın açıklamasının ardından olaysız şekilde sona erdi.

CHP Gençlik Kollarından 'MESEM' çıkışı: "Ucuz iş gücü olarak görülen çocukların tam karşısındayız" Haber

CHP Gençlik Kollarından 'MESEM' çıkışı: "Ucuz iş gücü olarak görülen çocukların tam karşısındayız"

CHP Gençlik Kolları, MESEM uygulamasına karşı ve 16 gencin tutuklanmasına karşı 81 ilde açıklama yaptı. Bursa'da da gerçekleştirilen açıklamada, "MESEM bir AKP projesidir. Ve bizler, ucuz iş gücü olarak görülen çocukların eğitim haklarından mahrum bırakılarak, doğrudan işçileştirildiği bu düzenin tam karşısında duruyoruz" denildi. CHP Bursa Gençlik Kolları, çocuk işçiliği meşrulaştıran, sömürüyü derinleştiren MESEM uygulamasına tepki göstermek ve MESEM'i protesto ettiği için tutuklanan öğrencilerle dayanışmak için 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Bursa'da Şehreküstü Meydanı'nda gerçekleştirilen açıklamaya CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Gençlik Kolları Yöneticileri, TİP Bursa İl Başkanlığı katıldı. Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora yaptığı açıklamada, "Okulda olması gereken çocuklar iş cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele etmek bu ülkede yaşayan biz gençlerin, boynumuzun borcudur" dedi. Bora, "AKP iktidarının her geçen yıl parça parça dağıtıp bir kenara attığı eğitim sistemiyle çocuklar işçileştiriliyor, gençler geleceksizleştiriliyor. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmuyor. Yaşadığımız tüm bu kötülük bir kara düzenin sonucudur. Bu kara düzenin bugünkü görüntüsü ise MESEM’lerdir" diye konuştu. MESEM sistemiyle çocukların eğitim almadığını, ucuz iş gücü olarak görülerek sömürüldüğünün vurgulandığı açıklamada, "Bu sistem yüzbinlerce çocuğun okulla bağını kesiyor. Lise çağındaki bir çocuğun haftada 1 gün okula, 4 gün atölyeye, sanayiye, fabrikaya gittiği bir düzene mesleki eğitim denebilir mi? Açıkça ifade etmek isteriz ki MESEM çocukların doğrudan işçileştirildiği, yasalarla sömürüldüğü bir AKP projesidir. Ve bizler CHP Gençlik Kolları olarak, ucuz iş gücü olarak görülen çocukların eğitim haklarından mahrum bırakılarak, doğrudan işçileştirildiği bu düzenin tam karşısında duruyoruz" ifadeleri kullanıldı. 2025 yılında 86 çocuk işçinin katledildiğinin hatırladıldığı açıklama şu sözlerle son buldu: "Sayın Bakan’ın bakanlık yaptığı dönem içerisinde MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuk sayısı 16. Bu iktidar için yalnızca bir sayı olabilir. Ama bizim için değil. Onlar bizim her sabah aynı güneşe uyandığımız, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı hayalleri paylaştığımız kardeşlerimiz. Okulda olması gereken çocukların atölyelerde emeği sömürülmesin, çocuklar iş cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele etmek bu ülkede yaşayan biz gençlerin, boynumuzun borcudur. MESEM uygulamasını protesto ettiği için hukuksuzca tutuklanan Türkiye İşçi Partili 16 arkadaşımızla dayanışma içerisinde olduğumuzu da buradan açıkça ifade etmek istiyoruz. Arkadaşlarımızın yarım kalan sözleri bize emanettir."

Atış Yapı mağdurları çözüm bekliyor Haber

Atış Yapı mağdurları çözüm bekliyor

Atış Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve iştirakleri hakkında yürütülen ‘nitelikli dolandırıcılık' soruşturması kapsamında şirket yöneticilerinin tutuklanmasının ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyum olarak atanması binlerce aile için yeniden umut oldu. Bugün bir araya gelen mağdurlar, basın açıklaması yaptı. Mağdurlardan Sadiye Dinç, "Biz sadece başımızı sokacak bir yuva istedik, lüks değil. Ama kandırıldık. Hayallerimiz maketlerde kaldı" diyerek gözyaşlarını tutamadı. Dinç, yaklaşık 3 bin 500 ailenin mağdur edildiğini belirterek, "Bize güven verdiler, biz de ömrümüzün birikimini verdik. Şimdi ne evimiz var ne paramız" dedi. TMSF'nin süreci devralmasının yeni bir başlangıç olduğunu belirten Dinç, "Bu sadece bir el koyma değil, mağdurların evlerine kavuşma süreci olmalı. Biz hakkımızın yeni ortaklıklar arasında kaybolmasını istemiyoruz" diye konuştu. Dinç, "Bu yaşananlar artık ekonomik değil, tamamen insani bir krizdir. Yıllardır belirsizlik içinde yaşamak bizleri hem maddi hem manevi olarak çökertti" dedi. Mağdurlar, TMSF sürecinde bir "mağduriyet fonu" oluşturulmasını, yerel yönetimlerden ise imar kolaylığı sağlanması ve projelerin tamamlanmasına destek verilmesini istedi. Yarım kalan projelerin tamamlanması için finansal çözüm geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, Bursa milletvekillerinden de konuya dahil olmaları istendi. Mağdurlar daha sonra gökyüzüne siyah balon bıraktı.

Bozbey’in Doğancı Barajı’ndaki açıklamasına Oktay Yılmaz’dan yanıt Haber

Bozbey’in Doğancı Barajı’ndaki açıklamasına Oktay Yılmaz’dan yanıt

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in Doğancı Barajı’nda kentin su sorununa ilişkin yaptığı basın açıklaması, kent siyasetinde yeni bir tartışma yarattı. Yıldırım Belediye Başkanı ve AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Oktay Yılmaz, sosyal medyadan bir açıklama yaparak Bozbey’in sözlerine yanıt verdi. Yılmaz, Bozbey’in Doğancı Barajı’nda yaptığı açıklamanın, mevcut yönetimin su konusundaki yaklaşımını ortaya koyduğunu belirtti. “Bursa iki yaz mevsimini su sıkıntısıyla geçirdi. Bursalılar susuzluk çekerken Büyükşehir yönetimi bahaneler üretmekle meşgul,” diyen Yılmaz, Bozbey’i çözüm üretmeye çağırdı. Bursa’da yaz aylarında yaşanan su kesintileriyle ilgili tartışmalar, iki belediye başkanının açıklamalarıyla yeniden gündeme taşındı. Bozbey’in Doğancı Barajı’nda yaptığı değerlendirmelerde su kaynaklarının durumu ve alınan önlemler öne çıkarken, Yılmaz’ın eleştirileri de kamuoyunda yankı buldu. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, sosyal medya'da yaptığı paylaşım Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in Doğancı Barajı’nda yaptığı basın açıklamasını hayret ve ibretle izledim. Yeni yönetimin siyaseti haline dönüşen öngörüsüzlük ile iki koca yaz mevsimini geçiren Mustafa Bozbey ve ekibi, Bursa’nın su problemine bahane uydurmaya… pic.twitter.com/WnslwfjNF2 — Oktay Yılmaz (@oktayyilmaz16) October 20, 2025

CHP Bursa İl Kadın Kolları: Rojin için adalet istiyoruz Haber

CHP Bursa İl Kadın Kolları: Rojin için adalet istiyoruz

Van'da, kaybolduktan 18 gün sonra sahilde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Biyolojik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ve göğüs ve vajina bölgesinde 2 erkek DNA’sına rastlandığı açıklanan rapor sonrası CHP Bursa İl Kadın Kolları Başkanlığı basın açıklaması düzenledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, geçen yıl 27 Eylül’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Kabaiş’in 15 Ekim’de Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulundu. Soruşturma sürerken, Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi Merkezi tarafından hazırlanan rapor, 10 Ekim’de dosyaya girdi. Paylaşılan raporda Kabaiş’in göğüs ve vajina iç bölgesinde 2 ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği açıklandı. CHP Bursa İl Kadın Kolları Başkanlığı, İl Başkanlığında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, İl Kadın Kolları Yöneticileri ve İlçe Kadın Kolları Başkanları katıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Adı Rojin Kabaiş . Henüz yirmi bir yaşındaydı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde okul öncesi öğretmenliği okuyordu. Bir sabah kulaklığını, suyunu ve kekini aldı , Van Gölü kıyısına yürümek üzere evinden çıktı. Bir daha geri dönmedi. On sekiz gün sonra cansız bedeni bulundu.Raporlarda ölüm nedeni “boğulma” yazıldı.Ama bir annenin içi hâlâ yanıyor.Bir baba, kızının neden öldüğünü bilmeden uykusuz gecelere mahkûm.Bir ülke, bir genç kadının sessizce yok oluşuna yine tanıklık ediyor. Rojin’in adı aydınlık demekti. Ama karanlık yine bir kadının hayatına çöktü.Hayalleri vardı. Çocuklara sevgiyi, umudu öğretmek istiyordu.Bir yaşam daha yarım kaldı. Biz, CHP Bursa İl Kadın Kolları olarak bu sessizliği kabul etmiyoruz. Rojin için adalet istiyoruz. Gerçeğin ortaya çıkmasını, suçlunun bulunmasını ve bir daha hiçbir genç kadının kaybolmamasını istiyoruz. Her öldürülen kadında eksiliyoruz. Her susuşumuzda suça ortak oluyoruz. Bu yüzden susmayacağız. Rojin’in adaletini talep ediyoruz. Çünkü onun adı aydınlıktı. Ve biz o aydınlığı geri istiyoruz."

Ziraat Bankası'ndan 'logo değişim' iddialarına yanıt Haber

Ziraat Bankası'ndan 'logo değişim' iddialarına yanıt

Ziraat Bankası'ndan 'logo değişikliği' yönündeki iddialara ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunuldu. Halihazırda mevcut logonun yer aldığı şube tabelalarıyla yazılı ve görsel tüm materyallerin kullanımına devam edildiği ifade edilen açıklamada, daha önce açıklamaların yapılmasına rağmen, benzer iddiaların aynı kaynaklardan kasıtlı olarak gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Konuyla ilgili yazılı basın açıklaması yapan banka, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı gibi herhangi bir maliyetin de söz konusu olmadığının altı çizildi. Bankada son 13 yıldır yapılan yıl sonu değerlendirme toplantılarında, Türkiye'nin her bölgesinde görev yapan şube yöneticileriyle geride kalan yılın hedef gerçekleşmelerinin ele alındığı, sektörün genel değerlendirmesinin yapıldığı belirtilen açıklamada özetle şunlar kaydedildi: "Bu noktadan hareketle önümüzdeki yılın hedef ve beklentileri paylaşılmakta olup iddia edildiği gibi bir maliyet de söz konusu değildir. Bir firmanın kullandığı krediye ilişkin ise bankacılık usul ve esaslarına aykırılık kesinlikle bulunmadığı gibi halen tarımsal faaliyetleri devam eden firma, kredilerini 2023 yılında ödeyerek kapatmıştır. Bankamız 161 yıllık köklü geçmişiyle yukarıda bahsedilen konular ve diğer konuların tamamında bankacılık usul ve esasları ile sektör normları çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Bankamızın, bu tür mesnetsiz iddialarla yıpratılmaya çalışılmasına itibar edilmemesini ve konuyla ilgili her türlü yasal hakkımızın saklı tutulduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız." ​​​​​​​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.