SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bilim Insanları

Söz Bursa - Bilim Insanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilim Insanları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ediz Ün’den Çiğ Süt fiyatına sert tepki: "Bu fiyat üretici zarar etsin demektir!" Haber

Ediz Ün’den Çiğ Süt fiyatına sert tepki: "Bu fiyat üretici zarar etsin demektir!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatının hem süt üreticisini hem de et üreticisini yeni bir krizin içine sürükleyeceğini belirtti. Ün, açıklanan fiyatın maliyetlerle hiçbir şekilde örtüşmediğini vurguladı. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatla kendi verilerini dahi inkâr ettiğini ifade eden Ün, 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açıklanan 22 lira 22 kuruşluk çiğ süt tavsiye fiyatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 19’luk bir artış anlamına geldiğini söyledi. Buna karşın Konseyin kendi internet sitesinde yer alan verilere dikkat çeken Ün, şunları kaydetti: “Aralık ayı verilerine göre süt yemi bir yılda yüzde 29, yonca yüzde 36, mısır silajı yüzde 47, saman ise yüzde 100 artmış durumda. Yani üreticinin tüm girdileri çiğ süt fiyatının çok üzerinde artarken, açıklanan bu fiyat ‘üretici zarar etsin’ demektir. Ulusal Süt Konseyi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri, sanayiciler, üretici temsilcileri ve bilim insanları var. Hiçbiri bu tabloyu görmüyor mu?” Konseyde alınan kararın sorumluluğuna da dikkat çeken Ün, “Sanayici kârını düşünür, bakanlık gıda enflasyonu artmasın diye fiyatı baskılar; bunu anlıyoruz. Peki bilim insanları bu maliyetleri görmüyor mu? Üreticiyi temsil edenler bu karara nasıl ‘evet’ dedi? Yarın üreticinin yüzüne nasıl bakacaklar?” ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyatın yalnızca süt sektörünü değil, et üretimini de olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Ün, Türkiye’nin geçmişte bu süreci acı şekilde yaşadığını hatırlattı: “Bu filmi daha önce izledik. Süt para etmeyince yüz binlerce süt hayvanı kesime gitti. Önce et fiyatları düştü ardından kısa süre sonra et fiyatları yükseldi hem süt hem et üreticisi zarar etti. Ardından damızlık hayvan kalmadı ve Türkiye, hayvancılığa verdiği destekten çok daha fazlasını ithal hayvan ve et için harcadı. Bu yüzden diyoruz ki; süt hayvancılığı desteklenmeden et hayvancılığı ayakta kalamaz.” Süt üreticisi zarar ederken tüketiciye bir fayda sağlanmadığını da vurgulayan Ün, TÜİK verilerine işaret etti. Ün, “TÜİK’in son açıkladığı alt kalemlere göre süt fiyatları yüzde 24, peynir yüzde 31, tereyağı ise yüzde 36 artmış durumda. Şubat ayında tablo daha net görülecek. Eğer raf fiyatlarındaki artış, çiğ süt fiyat artışının üzerinde devam ederse bu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sanayicinin yanında durduğunu gösterir. Bu da hem üreticiye hem tüketiciye bakanlık eliyle zarar verilmesi demektir” dedi. Türkiye’deki hayvancılık krizinin artık bir girdaba dönüştüğünü söyleyen Ün, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi: “Türkiye, AKP’nin başarısız tarım politikaları nedeniyle 2010 yılından bu yana hayvancılık krizinin içindedir. Bu krizden çıkış için öncelikle bu Tarım ve Orman Bakanı görevden alınmalıdır. İthalatı çözüm olarak gören bu anlayış, yakında süt ve süt ürünleri ithalatına da yönelir. Türkiye’nin artık üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım politikasına ihtiyacı var. Aksi halde bu girdaptan çıkmamız mümkün değildir.”

BTÜ’den aftlara hızlı ve doğal çözüm Haber

BTÜ’den aftlara hızlı ve doğal çözüm

Bursa Teknik Üniversitesi bilim insanları, aft tedavisine yeni bir alternatif getiriyor. İnsan ağzı hücrelerinden elde edilen hidrojel yeni malzeme tasarımı sayesinde ağızdaki aftlar, lokal uygulama ile tedavi edilecek. Malzemenin diğer yöntemlere göre çok daha etkili olması ve hemen sonuç vermesi hedefleniyor. BTÜ’nün, "Ağız Ülserlerinin Tedavisine Yönelik, Biyouyumlu Polimer Tabanlı, Hücre Kültüründen Elde Edilen Hücresizleştirilmiş Ekstraselüler Matriks ve Antioksidan Destekli Hidrojel Yama Geliştirilmesi" başlıklı projesi, TUBİTAK 1002-A kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Çalışmanın yürütücülüğünü, YÖK Doktora Sonrası Araştırmacı İstihdamı (DOSAİ) programı kapsamında BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nde görev yapan Dr. Halime Serinçay üstleniyor. Projede, Biyomühendislik Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Gökçe Taner, Dr. Öğretim Üyesi Münevver Müge Çağal ve Araştırma Görevlisi Kübra Bezir araştırmacı, yüksek lisans öğrencisi Hilal Akar ise bursiyer olarak yer alıyor. YENİ MALZEME KISA VE ETKİLİ TEDAVİ SAĞLAYACAK Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde görülen ağız aftlarının tedavisine yönelik çalışma ile ağız ülserlerinin (aft) lokal tedavisinde kullanılmak üzere insan vücuduyla uyumlu, yapışkan, antioksidan, mikropları öldüren ve yenileyici özelliklere sahip hidrojel temelli bir yama sistemi geliştirilmesi hedefleniyor. Aftların tekrarladığını ve kişinin yaşam kalitesini düşürmesi nedeniyle kısa sürede tedavisinin önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Halime Serinçay, çalışma kapsamında aftların kısa ve etkili bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacak malzemeyi üreteceklerini söyledi. Malzeme insan ağzı hücrelerinden elde edilecek Yürütücü Serinçay, insanın ağız hücrelerinden elde edilen hücresizleştirilmiş dokularla elde edilecek olan biyofonksiyonel hidrojelin doğal doku ortamını taklit ederek iyileşmeyi destekleyeceğini dile getirdi. Dr. Halime Serinçay, "Ayrıca son yıllarda etkileri ile dikkat çeken, yüksek antioksidan kapasitesiyle bilinen aronya meyvesi ekstraktı, lezyon bölgesinde oksidatif stresi azaltmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla formülasyona dâhil edilecektir" dedi. PİYASADAKİ ÜRÜNLERİN ETKİSİ DÜŞÜK Dr. Halime Serinçay, aft tedavisinde yaygın olarak kullanılan sprey, gargara, solüsyon ve jel formlarının ağız içi uygulamalarda çeşitli dezavantajları olduğunu belirtti. Serinçay, "Ağız boşluğunun sürekli nemli ve hareketli yapısı nedeniyle sıvı formlar lezyon bölgesinde uzun süre tutunamamakta, bu da etkin maddenin etkisini azaltmaktadır. Jel formlar ise daha iyi tutunma sağlasa da, tükürükle seyrelerek genellikle 2-3 saat içinde ortamdan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle, yapışma kapasitesi yeterli, kaygan yüzeye karşı dayanıklı ve etkili bir formülasyon geliştirilmesinin önemli bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir" diye konuştu. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, projenin BTÜ’nün bilimsel üretkenliğini yansıttığını belirterek, "Üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen bu nitelikli çalışma, hem sağlık alanında önemli bir ihtiyaca çözüm sunmayı hem de yerli ve yenilikçi ürün geliştirmeyi hedefliyor. Araştırmacılarımızı bu başarılarından dolayı tebrik ediyor, bu tür projelerin destekçisi olmaya devam edeceğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. BTÜ olarak toplumun yaşam kalitesini artıracak çalışmalara öncülük etmekten gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

Karsak Deresi için çözüm arayışları hız kazandı Haber

Karsak Deresi için çözüm arayışları hız kazandı

Gemlik Körfezi’ne yoğun kirlilik taşıyan ve ilçe içinde hem çevresel hem de estetik açıdan ciddi sorunlar yaratan Karsak Deresi ile ilgili çözüm arayışları hız kazandı. Sorunun kalıcı biçimde çözülebilmesi için düzenlenen toplantıda, bilim insanları ve ilgili kurum temsilcileri bir araya geldi. Toplantıya Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Belediye Başkan Yardımcısı Zülküf Zor, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı, BUSKİ Kanalizasyon Daire Başkanı Hüseyin Kaygısız, BUSKİ Kanal Proje Şube Müdürü Nuray Yeşil ile Gemlik Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü yetkilileri katıldı. Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı, dere üzerindeki kirletici yükün azaltılması için teknik öneriler sundu. Çakmakçı, “Bazı noktalarda kirleticileri tutmak için tersib bentleri yapılabilir, ancak bu yöntem çözünmüş maddeleri engellemez. Deniz suyu verilmesi canlılığı artırabilir fakat dereyi tuzlu suya dönüştürür. Güzergah incelenerek farklı çözüm yolları üretilebilir. Ayrıca, tortuların temizlenmesi için arazi çalışmalarına ihtiyaç var.” dedi. Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ise Karsak Deresi’nin geçmişte doğal yaşam açısından zengin bir kaynak olduğunu vurguladı: “Gemlik Körfezi müsilajla büyük zarar gördü. Karsak Deresi’nde eskiden balık tutardık, şimdi ise sanayi atıkları nedeniyle canlı kalmadı. Karsak ve Çarşı derelerini nasıl kurtarabiliriz diye çalışıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey de bu konuda olumlu görüş bildirdi. Uzmanların görüşlerini önemsiyoruz. Dereyi her hafta düzenli olarak temizliyoruz. Toplantının ardından heyet, Karsak Deresi’nin Orhangazi güzergahı, Gemlik Çağlayan mevkii ve Körfez’e döküldüğü alanlarda incelemelerde bulundu. Uzmanlar, yapılan gözlemler sonucunda hazırlayacakları raporla deredeki kirliliğin azaltılmasına yönelik somut adımların belirlenmesi için çalışmalara başlayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.