SON DAKİKA
Hava Durumu

#Borç

Söz Bursa - Borç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borç haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok" Haber

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70'inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İRAN'LA İLGİLİ BELİRSİZLİK OLMASAYDI, ÇOK BÜYÜK İHTİMALLE PETROL FİYATLARI 60'LI DOLARLARI AŞMAZDI" Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran'la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60'lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İLK DEFA BU KADAR YOĞUN YATIRIMCI İLGİSİ GÖRÜYORUM" Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong'da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007'den ta 2018'e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye'nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye'nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye'nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "YATIRIMCILARIN İLGİSİNİN NEDENİ TÜRKİYE'NİN SAVUNMA GÜCÜ" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye'ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO'nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO'nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT'nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye'nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye'de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "YATIRIMCILAR BİZE DEZENFLASYONUN GÖRÜNÜMÜNÜ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ SORUYORLAR" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi' gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye'yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye'nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya'dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya'nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye'ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4'ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "TÜRKİYE CARİ AÇIK SORUNUNU DA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KONTROL ALTINA ALDI" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye'nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023'e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5'lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024'te yüzde 0,8'e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024'te Türkiye cari fazla vermiş. 2025'te altın hariç Türkiye 0,3'lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1'i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "NET REZERVLER, YANİ SWAP HARİÇ, BÜTÜN YÜKÜMLÜLÜKLER HARİÇ, 80 MİLYAR DOLAR CİVARI" Türkiye'nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20'nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20'nin altına, yüzde 17-18'ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran'ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM ÖNEMLİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜ VE KKM STOKU BÜYÜK ORANDA KALKTI" ‘Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023'ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "DEZENFLASYONDA BİR BOZULMA YOK GEÇİCİ BİR TAKIM FAKTÖRLERLE BİR YAVAŞLAMA SÖZ KONUSU" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs'ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "ARZ YÖNLÜ, YAPISAL DÖNÜŞÜM KANALINDAN DEZENFLASYONU ÇOK ÖNEMSİYORUZ" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19'un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "OCAK AYINDA BİR YÜKSEK FAİZ ÖDEMESİ OLDU" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016'dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016'da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53'ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016'da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "GÜNDEMİMİZDE KURUMLAR VERGİSİ, GELİR VERGİSİ, KDV ARTIŞI YOK" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV'de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "SAHTE FATURALARA İLİŞKİN CİDDİ BİR YAPAY ZEKA ALGORİTMALARINI DEVREYE ALDIK" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye'deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Hiç görmediği babasından kalan borçla hayatı karardı Haber

Hiç görmediği babasından kalan borçla hayatı karardı

Bursa'da yaşayan 29 yaşındaki Fatma Karaca, 5 yaşındayken babası Remzi Kürtçü'nün ailesini terk etmesiyle çile dolu bir hayat yaşamaya başladı. Eşi evi terketmesine rağmen resmi olarak boşanmayan Gülşen Kürtçü ise bir süre sonra başka bir adamla dini nikahla evlendi. 16 yaşına kadar annesinin yanında yaşayan Fatma Kürtçü de evlenip Karaca soy ismini aldı. Fatma Karaca, 23 yaşına geldiğinde Tekirdağ'daki bir hastaneden gelen telefon ile hayatının şokunu yaşadı. Daha önce hiç görmediği babasının öldüğünü öğrenen Karaca'ya cenazeyi teslim alması gerektiği belirtildi. Bursa'dan Tekirdağ'a giden Fatma Karaca, babasının cenazesini teslim alarak Hamitler Mezarlığı'na defnettirdi. Hiç görmediği babasından 800 bin TL borç kaldı Fatma Karaca, geçtiğimiz gün evine gelen tebligat ile hayatının ikinci şokunu yaşadı. Genç kadına gelen tebligatta, babasının 800 bin lira borcu olduğu ve bunu 1 hafta içerisinde ödemesi gerektiği bildirildi. Bunun üzerine soluğu adliyede alan Karaca, babasının ölümünün ardından ilk 15 gün içerisinde borca ve alacaklara karşı reddi miras yapmadığı için hukuksal olarak bir şey yapamayacağını öğrendi. Yaşadığı dramı gözyaşlarıyla anlatan Karaca, Bir haber geldi, dediler ki 'Baban vefat etti, kimsesiz mezarlığına gömülecek.' Benim babam yalnız, böyle kimsesiz bir şekilde ölmüş. Ben dayanamadım dedim ki, 'Bunca zaman bana sahip çıkmadı, ama ben son görevimi yerine getireyim.' Gittim babamı Tekirdağ'dan Bursa'ya getirdim. Ona bir mezar yeri satın aldım, son görevimi yaptım. Bu adamın hiçbir akrabası yoktu. O sırada sonradan akrabaları çıktı. Tam 6 sene oldu babam öleli. Sonradan halalarım ortaya çıktı. Benim babam zamanında bunlardan vekalet almış ve kötüye kullanmış. Şu an bunun suçlusu biz oluyoruz. Benim elimde yaklaşık 800 bin TL'lik bir borç var. Şu an benim annem başkasıyla birliktelik yapıyor ve ondan olan çocukları da benim babamın üstüne kayıt ediliyor. 6 yıldır babamın maaşını alıyor çocuklar, yetim parası alıyorlar. Ben annem tarafından 16 yaşında evlendirildim ve hala çilem bitmiyor. Kalp rahatsızlığı olan bir evladım var. 3 ay oldu işe başladım. Derdimi kimseye anlatamıyorum, hangi kapıya gitsem başka bir tarafa yönlendiriyorlar. Benim bu borcu ödeyecek hiçbir gücüm, malım mülküm yok. Sadece bir maaşım var, onunla da zor geçiniyorum zaten. Bir sürü borcum var. Hiç bugüne kadar görmediğim, tanımadığım, ismini, sesini bile duysam tanımayacağım bir babamdan bana 800 bin TL borç kalıyor. 7 gün içinde ödeme emri geliyor elime. Ben bunu kabul etmiyorum, edemiyorum. Keşke elimde olsa da verebilsem ama yok" dedi.

''Borç 7,1 milyar değil, 25 milyarı aştı" Haber

''Borç 7,1 milyar değil, 25 milyarı aştı"

Borçlar milyon milyon değil, milyar milyar artıyor. Bu para nerede harcandı?" diye konuştu. Bursa'da gazetecilerle buluşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, basınla her ayın ilk haftası düzenlenecek olan toplantılarda buluşup, gelişmeleri paylaşacaklarını söyledi. Yöneltilen soruları da tek tek cevaplayan Başkan Bozbey şöyle konuştu; "Göreve başlamamızı geciktirenler, tazminatlarını alanlar, tayinlerini yaptıranlar, içeride bir takım işleri sürdürenleri biliyoruz ve gerekeni yapacağız. Hiç kuşkunuz olmasın. Yaşanan bu gelişmelerin sizlerin de vicdanlarını yaraladığını biliyorum. Merak etmeyin değerli Bursalılar burada biz olduğumuz sürece Bursalının hakkı, hukuku yenmeyecek. Göreve geldiğimiz andan itibaren yaptığımız çalışmalar sonucunda önce söz verdiğimiz gibi suya yüzde 25 indirim yaptık. Tüm meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Oy birliği ile alınan kararla gerçekleşti. Dilimiz kimliğimiz diyerek tabelalarda beklenen kararı aldık. Daha önce alınmış ancak uygulanmamış. Uygulamaya da başlıyoruz. Yıllardır mücadelesini verdiğimiz yol kenarlarındaki otopark sorununu çözdük. O otoparkları ücretsiz hale getirdik. Bursalıların önceki dönem borçlarını sildik. Spor salonu inşaatında değişiklik yapmak için proje çalışmalarına başladık. 3 bin 100 kişilik spor salonunu 5 bin seyirci kapasitesine çıkarmak üzere arkadaşlarımız yoğun çalışıyor. Kayapa’daki katı atık depolama tesisinin çalışmalarına da son verdik. Ortak akıl ile doğru yer arayışını başlatmış olduk. Sözlerimizi bir bir tutuyoruz. Tutmaya da devam edeceğiz. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren daire başkanlarımızdan, şirket müdürlerimizden mevcut durumun tespitini öğrenmek için toplantılar yaptık, raporlar aldık. Günler süren toplantılar halen devam ediyor. Bu toplantılar neticesinde 15 iş günü içerisinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin borçlarının yüzde 60-70 civarında erişebildiğimiz şekilde tespitini yapabildik. Her geçen gün tespit edebildiğimiz borç büyümeye devam ediyor." Borç 7,1 milyar değil, 25 milyarı aştı" Göreve gelmeden önce belediye borcunun 7,1 milyar lira olduğu açıklandığını belirten Başkan Bozbey, "Ancak devir teslim esnasında yani 6 Mayıs'ta Büyükşehir Başkanvekili aynı zamanda Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, borcun iştiraklerle 20 milyar lira civarında olduğunu belirtmişti. Bizim ekibimiz gece gündüz çalışarak ve yaklaşık yüzde 70 araştırmayı ancak yapabildiğimizi söylüyorum. Ulaşamadığımız noktalar var, bu çalışmalar devam ediyor. Tablonun tamamı ortaya çıkınca bunu da kamuoyu ile paylaşacağız. Ulaştığımız borç bilgilerini Bursa Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ ve diğer iştiraklerimiz olmak üzere paylaşıyoruz. Bursa Büyükşehir borcu 10 milyar 309 milyon civarında. BUSKİ’nin borcuna baktığımızda 10 milyar 132 milyon lira. Bağlı şirketlere baktığımızda toplam olarak değerlendirdiğimizde yaklaşık olarak 4 milyar 635 milyon lira bir borç var. Üstelik incelemelerimiz tamamlanmadı. Acı ama gerçek tablo bu. 7.1 milyar ile başlayan 20 milyar ile devam eden sürecin 25 milyarı aştığını görüyoruz. Borçlar milyon milyon değil, milyar milyar artıyor. Bu para nerede harcandı? Trafik sorunu mu çözüldü? Metro mu yapıldı? Büyük kentsel dönüşüm mü yapıldı? Bursa'nın planlama sorunu mu çözüldü? Bu paralar nereye gitti. Bu parayla neler yapılabilirdi? 25 milyar lira ile 19 kilometre metro hattı yapılabilirdi. 110 kilometre hafif raylı sistem yapılabilirdi. 155 kilometre metrobüs hattı yapılabilirdi. 2 bin 100 adet kreş yapılabilirdi. 60 metrekareden 21 bin sosyal konut yapılabilirdi. Belediyeye bağlı şirketlerin ihale ve satın almalarındaki usulsüzlükler ile belediyeye 5.5 milyar lira gibi büyük bir borç yükleyen yeni stadyum örneği gibi, T2 hattı çok sorun olmuştu. Yerine metrobüs yapılsaydı 3 milyar avantaj sağlanacaktı. Bunların finansman maliyetlerini konuşmuyoruz. Her geçen bunların faiz yükleri üzerine biniyor. Bunun gibi yanlış projelerle Bursa bu bedelleri ödemeye üzgünüm ki mahkum. Bu süreçte 16 kişinin ilişiği kendi istekleri doğrultusanda kesilmiş. 10 milyon liranın üzerinde tazminat ödemesi yapılmış. Yönetici, çalışan, orada şirketlere ve diğer yerlere baktığımızda yılbaşından bu yana 524 civarında ilave personel alınmış sadece Binted üzerinden şirketlerle beraber 2024 yılbaşından beri toplam 524 personel alınmış. 41,5 milyon lira aylık ilave maliyet biniş" diye konuştu. "Sadece Tarım A.Ş.’de fazladan ödenen aylık 5.8 milyon artı KDV bir rakam var" Arabayatağı’nda kentsel dönüşüm adı altında konut projesinde, 2+1 dairenin 1,5 misline ihalesinin seçim öncesi yapıldığını öğrendiklerini belirten Bozbey, "Hafriyatı Büyükşehir Belediyesi yapmış, sadece konutların yapımına harcanan. 2+1 dairenin maliyeti bu proje sonucunda 4,5 ile 5 milyon liraya mal olacak. O bölgede 2+1 daireyi siz kaç liraya takas yapabilirsiniz? Ya da satabilirsiniz. Yapılan usulsüzlükleri bundan sonra da kamuoyunun bilgisine sunacağız. Bu şirkette güncel ihalelerinde güncel ve bağımsız denetçilerle mercek altına alınacağını kamuoyunun bilmesini istiyorum. Diğer bir örnek Tarım A.Ş., 10 tır çekicisi için aylık 2,2 milyon artı KDV ödeme yapılmış. Her ay Tarım A.Ş.’de 5.8 milyon artı KDV fazladan kiralanan araçlar için ödeniyor. 4 tanesi kilometre yapmıyor. 6 tanesi ortada yok. 10 tır çekicisi için aylık 2.2 milyon artı KDV para ödeniyor. 4 tanesi depoya geliyor, 6 tanesi ortada yok. Depoya gelenler de hiç çalıştırılmıyor. Ancak bununla birlikte 28 tane farklı araç Tarım A.Ş.’ye getirilip veriliyor, tırların faturası ödeniyor 28 araç kullanılıyor. 28 aracın aylık maliyetine geldiğinizde 80 bin lira araç başına ödenmiş oluyor. Gerçekten akıl alacak gibi değil. Sadece Tarım A.Ş.’de fazladan ödenen aylık 5.8 milyon artı KDV bir rakam var. Bu kötü tabloyu basın mensupları ve kamuoyu ile paylaşmamızın nedeni elbette mazeret üretmek değil. Yapılanları gerçekleri ortaya çıkarmak ve bunları kamuoyu ile paylaşıp bundan sonra bu gibi hatalara, yanlışlara kamuoyunun duyarlı olmasını sağlamak, hiç kimsenin bu hataları yapmamasını sağlamaktır. Bursalıların hiç kuşkusu olmasın, hizmetlerde her hangi bir aksama yaşanmayacak. Aynen seçim zamanında söylediğimiz gibi biz çözümlerle geldik. Bu çözümlerimizi de açıkladık. Tasarruf yapacağız, yanlış proje yapmayacağız. Projelerimizi taraflarla konuşup katılımcı anlayışla yapacağız" şeklinde konuştu. "Öğrencilerimizi mağdur etmeyeceğiz" Ayrıca nasıl yönetildiği belli olmayan eski yönetimdeki bazı kişilerin pay sahibi olduğu, belirsiz kaynaklardan fonlanan ve belediyeye büyük hukuki sorunlara yol açabilecek BURSKOOP üzerinden verilen bursları da incelemeye aldıklarını belirten Başkan Bozbey, "Gençlerimizin mağdur edilmesi bizim açımızdan önemli ve doğru değil. Gençleri mağdur etmemek için bir çözüm ürettik. Gençlerimizin burslarını tüm riske rağmen, bursları ödedik. İncelemelerimiz ve yasal mevzuata dayanak aramamız gerekiyordu. Bundan sonraki süreçte yasa ve yönetmeliklere uygun gerçek ihtiyaç sahibi öğrencilerimize ulaşan bir eğitim desteği planlayacağız. Seçim döneminde esnaf odalarımızla yapılan anlaşmaya istinaden hiç bir denetim ve kriter dikkate alınmadan ihalesi 199 milyon artı KDV yaklaşık 213 milyon civarında olan hediye çeklerini de incelemeye aldık. İhtiyaç sahipleri emin olsun ki bundan sonraki süreçte hak yerini bulacak. Sosyal belediyecilik anlayışı ile gerçekten ihtiyaç sahibi hemşehrilerimize hizmet eden bir Büyükşehir Belediyesi olacak. Bu konuda bazı esnaflarımız kamuoyunda bizi eleştireler anlamda gündeme getirmeye çalıştılar, esnaflarımız hiç merak etmesin. Esnaflarımız mutlaka paralarını son kuruşuna kadar alacaklar. Onların kefili Mustafa Bozbey’dir. Ödeme yapılacak. Ancak burada yasa ve yönetmeliklere uygun olmadan dağıtılan Bursalının, sizlerin parasının nereye gittiği önemlidir. 6 gün gecikmeyle bugün burslar yattı. Yasal zeminle ilgili araştırmalar devam ediyor. Birçok öğrenci maille ve başka kanalla ulaştılar. Yatırılmadığını ve zorda kaldıklarını söyledi. Öğrencilerimizin zorda kalmasını istemiyoruz. Yasal olmasını istiyoruz. BURSKOOP, bildiğiniz kooperatif, bir hisse büyükşehirin, 3 şirketin hissesi görünüyor, diğer şahısların hissesi görünüyor. Bence bir çok belediye öğrencilere eğitim desteği veriyor. İstanbul, Ankara yasal olarak veriyor. Bunun kriterleri var. Siz bu kriterleri uygulamakla sorumlusunuz. Kriterlere uysalar dahi kooperatife her ay o şirketlerin para aktarması gerekecek. Şirketler parayı nereden alıyor. Daire başkanlığının bütçesinden alıyor. KDV dahil alıyor. Bir iş yapar şirket yüzde 20 ilave koyar, kar koyuyor üzerine. Aradaki fark yüzde 40 oluyor. Seçim öncesi dağıtılan çekler 500’er lira. Daire Başkanlığı’na maliyeti 660 lira. Vatandaşa verilen 500 lira Burfaş veriyor. Burfaş’a ihale ediliyor. Burfaş alıp KDV ve karını koyuyor 660 lira fatura ediyor. Vatandaşa 500 lira veriliyor. Böyle bir duruma gerek yok. Siz eğer destek olacaksanız daire başkanlığı üzerinden destek olabilirsiniz. Siz burs verecekseniz ilgili daire başkanlığından verirsiniz KDV'de ödemezsiniz. Kart 16 projesi de var. İhtiyaç sahibi çok sayıda vatandaşımız olmasına rağmen gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamayan bu kartları tek tek tespit etmeye başladık. Gerçek ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza da bu kartları yine adı değişebilir vermeye devam edeceğiz" dedi. "Milli ve dini bayramlarımızı coşku ile kutlayacağız" Bütün konuları bağımsız denetçiler ve müfettişlerle denetleneceğini ve sonrasında raporları kamuoyu ile paylaşılacağını belirten Bozbey, "Tüm bunları hayata geçirirken de uzun yıllardır kent yöneticiliği yapmış, proje ve çalışmaları ile kendilerini ispat etmiş arkadaşlarla birlikte çalışıp Bursalıları birlikte gülümseteceğiz. Tüm atamalarda görülecektir ki, tüm kamuoyunun bildiği gibi çalışma arkadaşlarımız işlerini layiki ile yapmakta ve sonuna kadar hak etmektedirler. Bizi duygusal olarak derinden etkileyen bir durum var. Bursa Büyükşehir sosyal medya hesaplarını devraldıktan sonra yaptığımız incelemelerde ne yazık ki hiç bir vatandaşımızın belediye sosyal medya hesaplarına 30 Ağustos ve Atatürk hakkında yorum yapmadığını gördük. İncelemeye aldık. Gördük ki Atatürk ve 30 Ağustos kelimeleri bu hesaplarda kısıtlanmış. Zaten milli bayramlarla ilgili düşüncelerini biliyoruz. Kurucumuz Ulu Önder Atatürk hakkında bu kadar ileri gidileceğini ummuyorduk. Bir şoku da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak ve kentimizi süslemek için depoları kontrol ederken yaşadık. Nüfusu 3.3 milyon olan bir Büyükşehir Belediyesi’nin deposunda sadece ve sadece 10 adet Atatürk Bayrağı olduğunu gördük. Başka bayraklardan yüzlercesi var. Hızlıca Atamızın bayraklarını bastırarak kentimizi boydan boya donattık. Bu konuda tavizimiz yoktur. Gerekli işlemler başlatılmıştır. Bugün buradaysak, bu salonda isek özgürce gelmişsek Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesindedir. Hemşehrilerimiz merak etmesin milli ve dini bayramlarımız Bursa’da özgürce, coşku ve huzurla kutlanacak 19 Mayıs Atatürk'ü anma ve Gençlik Spor bayramımızda coşkuyla atamızı anmak için 17-18-19 Mayıs'ta tüm hemşehrilerimizi Hüdavendigar Kent Parkı’na bekliyoruz" dedi. "Kent anayasası ile Bursa'nın 2100 yılını planlayacağız" Soğuksu Sanayi Bölgesi ile ilgili de tavrını ortaya koyan Başkan Bozbey, "İtirazımızı yapacağız. 1/100.000 projenin başlangıç aşamasındayız. Bu süreçte bu olumsuzlukları kentte görmek istemiyoruz. Bu plan içinde münazara edeceğiz ve katılımcı modelle yapacağımız 2050 vizyon planını ve ardından 2075 ve 2100 planlarını bunun içinde görmemiz gerekiyor. Kentin ne tarafa büyüyeceğini, ihtiyaçların ne olacağı bu çalışmalarla ortaya çıkacak. Kent Anayasası ortaya çıkacak. Kent bunun haricinde bir şey yapmayacak. Kent yöneticileri buna sadık kalacak. Ayrıca 1/100.000 planı yaparken hepsini düşüneceğiz. Kentin yağmalanmasına asla izin vermeyeceğiz. Tiny house ve benzerleri doğru işler değil. Plan dışında mevzi olarak yapılan bu uygulamaların yarın kente başka sorunlar yükleyeceğini hepimizin bilmesi lazım. Ben de duyuyorum, ama bunlara asla izin vermeyeceğiz. Bu kentin eğer konut ihtiyacı varsa, onlar 1/100.000 planda değerlendirilecek planda olan yerler ancak imar anlamında gündeme gelecektir. Aksi mümkün değil" dedi. "Hükümet katı atık bedellerini emlak vergileriyle çözecektir" Katı atık bedelleri konusu son derece önemli bir konu olduğuna da değinen Başkan Bozbey, "Zamanında biz de talep etmiştik. Ama gördüğümüz kadarıyla yasal mevzuatta bir sorun var. İlçe belediyeleri bunu toplayabiliyor. İşyerlerinden özellikle. Ama bir de ödemiş olduğumuz her konut için hem Mayıs ayında hem de Kasım aylarında emlak vergisi var. Hükümetin bir yasa değişikliği ile bu katı atık bedelleriyle ilgili konuyu ilçe belediyelerinin emlak vergileri ile çözülmesi konusunda düzenleme yapmasıyla sorun ortadan kalkacak. Su ile toplandığı zaman bunun üzerine KDV biniyor. Maliyet artıyor. Bunun için bu hassas bir konu. Evet ilçe belediyeleri gelirleri açısından haklı olabilirler. Emlak vergilerine dönüştürülürse KDV yükünden kurtulmuş olur. Bu öneriyi hükümete ve genel merkezimize bildirdi. Çalışmalar yapacaklar" dedi. Bursaspor’daki sürecin ne kadar içinde olduğu sorulan Başkan Bozbey, "Bursaspor Başkanı Sinan Bür'ün benden talebi olmadı. Biz hiç bir randevu talebini de olumsuz karşılamıyoruz. Akşam 02.30’da eve gittim. Yarıma kadar belediyede misafir ağırladım. İnanın herkesi kabul etmek istiyoruz. Fakat zaman sınırlı. Biz de kendimize çalışma payı ayırmamız gerekiyor. Bursalılardan özellikle istiyorum. Biraz öteleyelim sonra hep beraber görüşeceğiz herkesle kucaklaşacağız. Yarın akşam Bursaspor'un geleceği ile ilgili önemli toplantı olacağını düşünüyorum. Bursaspor’un bu konumda olması hepimizin içini acıtıyor. Doğru bulmuyoruz. Yapılan yanlışların ne olduğunu herkes biliyor. Sokaktaki gence de sorsanız rahatlıkla ifade ediyor. Bu yanlışların ortadan kalması için nedenler var" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.