SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Barosu

Söz Bursa - Bursa Barosu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Barosu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması Haber

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması

Kamu Denetçiliği Kurumu, Bursa Barosunun başvurusu üzerine, Orhaneli Termik Santralının çevre ve insan sağlığını hiçe sayarak çalıştırılması karşısında Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit etti. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ve komisyon üyesi avukatlar, DOĞADER Başkanı Murat Demir, 10 köyün muhtarının katıldığı basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı, Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Av. Jülide Arıkan Çetin okudu. Açıklamada şöyle denildi: “Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün ve Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yok sayan cevaplarına karşı 29.07.2025 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurarak hukuki süreci başlatmıştık. Başvurumuzda Orhaneli ilçesinde yer alan termik santrali işleten şirketin çevre, doğa, canlı sağlığını yok sayan, yalnızca şirket faaliyetlerini ve kâr amacını önceleyip önemseyen faaliyetlerinin yarattığı tahribatlar ve ihlallere ilişkin Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün tarafımıza vermiş olduğu yanıtların yetersizliğini konu ederek ilgili idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden bahisle tarafımıza verilen cevaplar kamu denetçiliği kurumuna bir başvuru şeklinde taşınmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından başvurumuz üzerine yapılan inceleme neticesinde ilgili idarelerden ve termik santrali işleten şirketten alınan savunmalar değerlendirilmiş ve 22.01.2026 tarihinde vermiş oldukları tavsiye nitelikli karar ile başvurumuz haklı ve hukuka uygun bulunmuştur. Orhaneli Termik Santralini işleten şirketin faaliyetlerinin insan, doğa, çevre ve tüm canlı sağlığını tehdit ettiği tespitleri ile yapılan değerlendirmede bu hususları raporlamayan, denetlemeyen ve bir yaptırım uygulamayan idarelere yönelik tavsiye nitelikli karar verilmiş ve ilgili idarelere tebliğ edilerek mevcut hukuka aykırılığı gidermeleri talep edilmiştir. Bu aşamadan sonra yine Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukatlar olarak sürecin takipçisi olacak, tavsiye kararının muhatabı olan idarelerin bu karara uyup uymayacağı tarafımızca gözlemlenecek aksi halde ise gereken yasal yollara başvurulacaktır. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı Anayasamızca korunan temel bir insan hakkı olup insan, doğa ve çevre sağlığını önceleyen bakış açısı ile bu bakış açısını ihlal eden ve bu bakış açısına zarar veren tüm faaliyetlerin karşısında hukuk mücadelesi vereceğimizi bir kez daha ifade ederiz.”

Bursa Barosu’ndan 6 Şubat açıklaması: "Adalet de göçük altında kaldı" Haber

Bursa Barosu’ndan 6 Şubat açıklaması: "Adalet de göçük altında kaldı"

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta aynı günde iki kere gerçekleşen depremlerde kaybettiğimiz on binlerce yurttaşımızın ve 121 meslektaşımızın acısını bir kez daha yüreklerimizde hissediyor, hayatlarını ve yakınlarını kaybeden meslektaşlarımızı ve vatandaşlarımızı unutmuyoruz… 6 Şubat depremleri nedeniyle sorumluluk makamındaki herhangi bir üst yönetici veya siyasi bugüne kadar istifa etmediği gibi, suç duyularına rağmen yıkımlarda sorumluluğu olan, buraları plansızca imara açan, ruhsatlandıran, denetimini yapmayan hiçbir üst düzey kamu yöneticisine herhangi bir kovuşturma açılmamış, Marmara Depremi'nde olduğu gibi yine etkili bir cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmayarak, çöken binlerce ruhsatlı binanın altında kalarak can veren yurttaşların yaşam hakkı yine ve yeniden ihlal edilmiştir… Ülkemizin yaşadığı bu insanlık krizine bir de cezayı hak edenlerin cezasızlığı sebebiyle vicdan ve adalet krizi de eklenmiştir. Yıkılan binalar gibi adalet de göçük altında kalmıştır. Vefat edenlerin hayatta kalan aileleri halen bu adalet göçüğünün altında ıstırap çekmektedir. Bursa Barosu olarak tüm bu adaletsizlikleri ve bunca adaletsizliğe göz yumanları da unutmuyor; gerçek hesapları soracağımız güne kadar mücadele kararlılığıyla 6 Şubat depremlerinde ölen tüm yurttaşlarımızı ve meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, onları unutmuyor, unutturmuyoruz.

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız! Haber

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız!

Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, Meyra AŞ tarafından işletilen maden tesisine ait atık barajı, aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, maden atıklarının Sarıyer Deresi’ne dolduğu ve yeraltı sularına karışarak bölgede boyutu henüz ölçülemeyen bir doğa katliamına yol açtığı belirtildi. "BİLİM VE HUKUK DİNLENMEDİ, FELAKET GELİYORUM DEDİ" Bursa Barosu, 2019 yılından bu yana akademik odalar ve köylülerle birlikte sürdürülen hukuki mücadeleye dikkat çekerek, bilirkişi raporlarının bu tehlikeyi yıllar öncesinden haber verdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Açtığımız davalarda bilirkişi raporları ile atık barajının zarar görmesi halinde tüm Yenişehir Ovası'nın etkileneceği açıkça belirtilmişti. Ancak kâr hırsıyla hareket eden şirkete idare ve yargı kararıyla yol verildi. Bilim, hukuk ve vicdan dinlenmedi." HUKUK SÜRECİNDEKİ "GARABETLER" ZİNCİRİ Açıklamada, ÇED Olumlu kararının iptali için verilen mücadelenin Danıştay’daki daire değişikliği ve içtihat farklılıklarıyla sekteye uğratıldığı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi’nin bozma kararlarına rağmen, dosyanın devredildiği Danıştay 4. Dairesi’nin davayı reddettiği ve bu durumun "hukuki bir garabet" olduğu ifade edildi. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun ise henüz sonuçlanmadığı kaydedildi. "SORUMLULAR CEZALANDIRILANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ" Sarıyer Deresi üzerinden Barcın Mahallesi ve Yenişehir Ovası’na yayılan atıkların geri dönüşü olmayan zararlar verdiği belirtilirken, Bursa Barosu sorumlular hakkında yasal sürecin başlatılacağını duyurdu: Çevre Katliamı: Atıklar yeraltı sularına karışarak tarım arazilerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Kolluk Müdahalesi Hatırlatıldı: Geçmişte hak arayan köylü kadınların gözaltına alındığı ve yolların kesildiği protestolar hatırlatılarak, gelinen noktanın telafisi imkansız bir yıkım olduğu vurgulandı. Hukuki Takip: Sorumluların cezalandırılması için gerekli suç duyuruları ve başvurular ivedilikle yapılacaktır.

Bursa Barosu duyurdu: Tahtalı'daki hazır beton projesine yargı "Dur" dedi Haber

Bursa Barosu duyurdu: Tahtalı'daki hazır beton projesine yargı "Dur" dedi

Nilüfer’in tarım ve hayvancılıkla nefes alan bölgesi Tahtalı Mahallesi, doğasını korumak için başlattığı hukuk savaşını kazandı. Özel bir firma tarafından zeytinliklerin ve ekili alanların tam ortasına yapılması planlanan hazır beton üretim tesisi projesi için Bursa Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı, yargıdan döndü. BİLİRKİŞİ RAPORU: "İNCELEME YETERSİZ" Tahtalı sakinlerinin yaşam haklarını savunmak adına Bursa Barosu’na başvurmasıyla başlayan süreçte, Bursa 1. İdare Mahkemesi’nde iptal davası açıldı. Dava kapsamında bölgede yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporu, projenin yaratacağı tehlikeyi gözler önüne serdi. Raporda; tesisin insan ve çevre sağlığı üzerindeki muhtemel etkilerinin idare tarafından yeterince incelenmediği açıkça vurgulandı. Bu değerlendirmeyi yerinde bulan mahkeme, Valiliğin kararını hukuka aykırı bularak iptal etti. BURSA BAROSU’NDAN TAHTALI’YA MÜJDE ZİYARETİ Kararın ardından Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Genel Sekreter Av. Yener Poroy, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ve komisyon üyesi avukatlar Tahtalı Mahallesi’ni ziyaret etti. Köylülerle bir araya gelerek yargı kararını paylaşan Baro heyeti, bölgede sevinçle karşılandı. "YURTTAŞLARIMIZIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Ziyaret sırasında bir açıklama yapan Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, sağlıklı bir çevrede yaşamanın anayasal bir hak olduğunu hatırlattı. Öztosun, "Doğamıza ve yaşam alanlar

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!" Haber

Bursa Barosu’ndan adliye önünde "Yaşam ve geçim" isyanı: "Ölmekten de bildiri yazmaktan da bıktık!"

Bursa Barosu, başkan ve kurul üyeleriyle birlikte çok sayıda avukat, Bursa Adalet Sarayı önünde, avukatlara yönelik fiziki saldırılara ve özellikle genç avukatları açlığa mahkum eden düşük CMK ücret tarifesine tepki gösterdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, yaptığı basın açıklamasında, Yalova’da Av. Zekeriya Polat’ın katledilmesinden ötürü “Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu” dedi. Öztosun şöyle konuştu: “Bizler avukat meslektaşlarımızın ağır ekonomik ve mesleki sorunları için mücadele ederken, sorunlarımızı görünür kılmaya uğraşıp milletvekilleri dahil tüm kapıları çalarken, bir meslektaşımız ekonomik sorunları sebebiyle intiharın eşiğine gelmesin diye çabalarken, geçen hafta kiralananın tahliyesi esnasında bıçaklı saldırıya uğrayan Bursa Barosu avukatı olan meslektaşımızın duruşması için İstanbul’da bulunduğumuz sırada, Yalova'da, Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiği bilgisi bizleri derinden sarsmıştır. Biraz önce de İzmir’de Av. Ali Aydın’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik. Avukat Zekeriya Polat da daha önce katledilen Av. Servet Bakırtaş ve Bursa Barosu avukatı Özgür Aksoy gibi sadece ve yalnız avukatlık yaptığı için öldürüldü. Avukatı müvekkili ile özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güçle yine ölüm kustu. Meslektaşımızın katledildiği gece yarısı ise empatiden fersah fersah uzak olan ve bizlere adeta açlıktan ölün dercesine CMK ücret tarifesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Geçen hafta da genç avukatların bağkur pirim destekleri kaldırılmıştı. Avukatların öldürüldüğü, tehdit edildiği, darp edildiği ve devletin pozitif olarak koruma tedbiri almadığı tüm bu süreçlerde tüm olana bitene seyirci kalındığı ve hatta bizleri çok umursamadığı da tekrar gün yüzüne çıktı.” “ARTIK BİLDİRİLER YAZMAK VE YAS TUTMAKTAN BIKTIK” Artık bildiriler yazmak ve yas tutmaktan bıktık. Her bir avukat ölümünün artık son olmasını beklerken çoğalan ölümler, bizlerin canından bir parça daha koparmaya devam ediyor. Oysa bizler adaletin tecellisi için yapıyoruz bu mesleği. Savunma olmazsa, ‘yargılama olmaz’ diyoruz. Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hak ile özdeşleşir. Avukatız biz avukatız, sadece avukat! Borcunuzun veya davanızın sebebi değiliz biz! Avukat kalmayınca savunma, savunma kalmayınca hukuk, hukuk kalmayınca adalet ve huzur kalmayacak. Bunu bilin istiyoruz. Bizler bu cübbeleri; insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin elbet kazanacağına inanarak giydik ve giymeye devam ediyoruz. AVUKATLARIN DEĞİL, HUKUKUN YAŞAMI MESELESİ Tüm bunlar artık bir meslek meselesi değil, hukukun yaşama meselesi haline gelmiştir. Avukatların sürekli ve sistematik bir biçimde hedef alınmasını, savunma makamında olan avukatların seslerinin kısılmasını, mesleki ve ekonomik sorunlarla baş başa bırakılmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesini, CMK’da avukata yönelik saldırıların tutuklama nedeni haline getirilmesini, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ivedilikle imzalanmasını talep ediyoruz. Bununla beraber CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesini de artık kabul etmiyoruz. Hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkileyen hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engelleyen bu tarifelerin düşüklüğü de yetmezmiş gibi alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. EŞİT EMEĞE EŞİT ÜCRET CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda yapılacak yasal düzenleme ile AAÜT’nin 1/2 sinden az olamayacak şekilde belirlenmesi ve KDV yükünden de kurtarılması gerekmektedir. Çünkü ekmek kadar değerli olan adalet hizmetlerinde KDV olamaz, olmamalıdır. Bu basın açıklamasını hazırlarken dün İstanbul’da adliye içinde bir kadın hakim erkek bir savcının silahlı saldırısına uğradı. Meslektaşımız hakime geçmiş olsun diyoruz. Bu olay da kadına yönelik şiddetin ne boyuta geldiğini açıkça gösterdi. Kadının toplumsal statüsü ne olursa olsun bir şiddet mağduru olabileceğini gösteren bu durum aslında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile hızlanan, devletin etkin korunma mekanizmalarında aksamasına yol açan bir cezasızlık politikasının yarattığı bir sonuç. Yıllardır dilimizde tüy bitercesine mücadele ettiğimiz şey tam da bu Biz bununla mücadeleye devam edeceğiz. ADLİYELER EN ÇOK AVUKATLARIN İŞYERİ Öte yandan bu olayla ilgili basın açıklaması yapan bir dernek, adliyeleri hakim savcıların işyeri olarak nitelendirmiş ancak avukatları atlamış. Evet adliyeler hakim savcıların işyeri ancak en çok avukatların işyeri olan bir yer. Arkamızda görülen adliye 26 yıldır burada ve her gün içeri girerek çalıştığımız işyerimiz. Onlarca başsavcının, yüzlerce hakim savcının bir kaç yıl görev yapıp ayrıldığı ancak biz avukatların her gün çalıştığı işyerleri adliyeler… O yüzden de burada çalışan herkes gibi korunmaya ve eşit davranılmaya hakkımız bulunmakta. O sebeple bunu göz ardı eden bu açıklamayı ve bu bakış açısına sahip hukuk politik zihniyeti de kabul etmiyoruz. Tüm bunlara ve zorluklara rağmen avukatlar, tarih boyunca korkuya teslim olmadı, olmayacak. Avukatlar ve barolar da gerek fiziki şiddet, gerek ekonomik şiddet, gerek savunma makamına yönelen baskılar karşısında susmayacak ve geri adım atmayacaktır. Mesleklerimizi can güvenliği içinde yapmak ve diğer tüm sorunlarımızı daha görünür kılmak için devam eden günlerde de yapacağımız açıklama ve eylemlerle birlikte can güvenliklerimiz ve CMK tarifesi dahil acil tüm taleplerimiz sağlanana kadar, CMK ve OCAS sistemini meslektaşlarımızın desteği ile kapamak dahil yapacağımız açıklama ve eylemlerde siz değerli meslektaşlarımızın ve kamuoyunun desteğinizi talep ediyoruz.”

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi Haber

Bursa Barosu'ndan 2026 CMK tarifesi çıkışı: Milletvekillerine talep mektubu gönderildi

Bursa Barosu, 2026 yılıyla birlikte yürürlüğe girecek yeni CMK ücret tarifesinin adil ve hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi ve ödemelerin en geç bir ay içerisinde yapılmasına ilişkin talepleri içeren mektubu Bursa milletvekillerine gönderdi. Mektupta şöyle denildi: “Her yıl yeniden belirlenen CMK hizmeti gereği avukatlara ödenecek olan ücreti belirleyen tarifenin, verilen hizmetin karşılığını yansıtmaktan uzak olması; tüm talep ve itirazlarımıza rağmen her yıl angarya şeklinde nitelendirilebilecek ücretlerin belirlenmeye devam edilmesi ve bununla beraber ücretlerin avukatlara ödemesinin gecikmelerle gerçekleştirilmesi meslektaşlarımızı ekonomik açıdan büyük zorluklara sürüklemektedir. Tüm bu durumlar da hem avukatların yaşam koşullarını ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmesini olumsuz etkilemekte hem de vatandaşların savunma ve hukuki yardım alma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını da engellemektedir. Bir de bu yetmezmiş gibi çok düşük ücretlerle alınan bu kamusal sorumluluğa karşı avukatlar ölçülü olmayan hakkaniyete aykırı olarak cezai ve tazminat sorumluluğuyla da karşı karşıya kalmaktadır. Anayasamızın 2. Maddesi ile düzenlenen ‘Sosyal Devlet İlkesi’ adalete, savunma ve adil yargılanma hakkına erişimin eşitlik temelinde güvence altına alınmasını öngörmektedir. CMK sistemi kapsamındaki müdafi/vekil görevlendirmeleri de bu doğrultudadır. CMK kapsamında görevlendirilen müdafi/vekil ile özel müdafi/vekil arasında, harcanan emek, nitelik ve en önemlisi sorumluluk bakımından fark yoktur. Buna rağmen, CMK Ücret Tarifesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi arasındaki makas her yıl artmaktadır. Eşit emeğe eşit ücret talebinin hakkaniyetten ve adaletten doğan bir gereklilik olması nedeniyle CMK ücret tarifesinin artık bu doğrultuda belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan hizmetin karşılığı olan avukatlık ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesi; kamu hizmeti niteliğindeki bu göreve ilişkin avukatlık ücretinden alınan KDV'nin kaldırılması ya da en azından oranın % 1'e düşürülmesi ve görevlendirmelere ilişkin ödemelerin en geç bir ay içerisinde gerçekleştirilmesine ilişkin talep ve önerilerimizin ilgili komisyonda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dile getirilmesi ve konunun takibi konusunda siz sayın vekilimizin desteğini bekleriz.”

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi’nden şiddetle mücadele protokolü Haber

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi’nden şiddetle mücadele protokolü

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi arasında kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili ortak çalışma protokolü imzalandı. Bursa Barosu Başkanlık makamında gerçekleştirilen törende protokole Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren imza attı. Gemlik Belediye Başkanı Deviren, Gemlik’in iki farklı yıkım tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu, birinin depremsellik açısından yapı stoğunun sağlıksızlığı; diğerinin de kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusundaki risk sıralamasında Bursa ilçeleri arasında birinci sırada olmasından ötürü toplumsal yıkım olduğunu ifade etti. Bursa Barosu ile yapılacak ortak çalışmayla toplumsal yıkım riskini en aza indirmeye çalışacaklarını belirtti. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Kadın Hakları Merkezi’nin, okullarda, mahallelerde bilinçlendirme çalışmaları yaptığını, toplumsal cinsiyet eşitliği ve haklarının ne olduğunun kadınlara anlatıldığını belirtti. Öztosun, KHM üyesi meslektaşlarının bu çalışmaları gönüllü yaptıklarını ifade ederek, “Toplumun tüm kesimlerini bilinçlendirme bugünden yarına olacak değil. Birlikte mücadeleyle başarıya ulaşmak mümkün olacaktır” dedi. Törene, Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Aslı Evke Yetkin, sayman Av. Nilay Parlar, yönetim kurulu üyesi Av. Gülender Adıgüzel Özcan, KHM Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş, KHM sorumlusu Av. Özlem Gürgen Eldem, yk genç temsilcilerinden Av. Kardelen Akgün, Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Zülküf Zor, hukuk danışmanı Av. Levent Dağdeviren ve belediye bürokratları katıldı.

Bursa Barosu Kadın Hakları merkezi: Kadınlar yaşayacak, şiddet duracak! Haber

Bursa Barosu Kadın Hakları merkezi: Kadınlar yaşayacak, şiddet duracak!

Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'nde, Mirabel Kardeşler'in anısına, kararlılıkla bir kez daha haykırdı: Kadınlar yaşayacak, şiddet duracak! Bursa Barosu Başkanlığı’ndaki basın açıklamasını Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş okudu. Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Aslı Evke Yetkin, sayman Av. Nilay Parlar, yönetim kurulu üyesi Av. Müberra Gülen Aydın’ın ile avukatların da katıldığı açıklamada şu mesajlar verildi: “Bugün burada, kadına yönelik şiddetin her türüne karşı kararlılıkla durmak ve hukukun üstünlüğünü savunmak için bir araya geliyoruz. Kadına yönelik şiddet, münferit bir olay olmanın çok ötesinde, hayatın her alanına sızmış sistemsel bir kriz olarak varlığını sürdürmektedir. Bu, yalnızca fiziksel bir yara değil; insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve adaletin temelden sarsılmasıdır. Kadınların yaşam hakkı, vücut bütünlüğü ve onuru vazgeçilemezdir; bu hakların korunması devletin birincil yükümlülüğüdür. Bizler biliyoruz ki şiddet, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerini sürdürmenin aracıdır. Kadının toplumsal, ekonomik ve siyasal alanda ikinci plana atılması; şiddetin zeminini güçlendirmektedir. Bu nedenle mücadelemiz, sadece şiddetin sonuçlarıyla değil, onu üreten toplumsal zihniyetle ve ataerkil düzenle mücadeledir. Türkiye’nin bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, hem hukuki hem de toplumsal düzeyde ciddi bir korumasızlık ve cesaretlenme ortamı yaratmıştır. Ancak açıkça biliyoruz ki; insan hakları evrenseldir ve hiçbir siyasi karar kadınların yaşam hakkını askıya alamaz. İç hukukumuzdaki en temel dayanağımız olan 6284 sayılı Kanun, bir lütuf değil, kadın mücadelesinin bir kazanımıdır ve kadınların yaşam güvencesidir. 6284 Sayılı Kanun'u uygulamaktan imtina eden, koruma tedbirlerini keyfi olarak geciktiren adli ve idari personel ile kolluk kuvvetlerinin kökleşmiş cinsiyetçi tavırları, kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmakta ve cinayetlere zemin hazırlamaktadır! Kadınların yaşam hakkını güvence altına alan BU YASANIN RUHUNU yok sayan her eylem, kabul edilemez bir kusurdur. Mağdurların can havliyle yaptığı defalarca süren başvurulara rağmen, yasal sorumluluğu olan makamların ağır ihmali sonucu yaşanan her can kaybı, bizim için bir utanç vesikasıdır! Hukukçular ve kadın hakları savunucuları olarak bu ihmaller zincirinin kırılması ve sorumluların en ağır şekilde hesap vermesi için mücadelemiz sürecektir! Biz Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, 6284’ün etkin ve eksiksiz uygulanması için bu kanuna dün olduğu gibi bugün de tüm gücümüzle sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz! Adalet sistemi, ataerkil şiddetin karşısında caydırıcı olma niteliğini tamamen yitirmiştir. Bugün Türkiye’de yargı, kadın katillerinin sığınağı haline gelmiş; “iyi hâl”, “haksız tahrik” gibi erkeklik indirimleri, kadınların canına kastedenleri adeta ödüllendiren bir pratiğe dönüşmüştür. Bu artık münferit bir hata değil; doğrudan kadınları hedef alan bir şiddet politikasıdır. Yargının görevi, faillere bahane yaratmak değil; kadınların yaşam hakkını korumaktır. 2025 yılı, kadınlar için bir kriz değil, bir ulusal aciliyet hâlidir. Bugün itibarıyla Türkiye’de 411 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Şunu söylemeyim ki bu açıklamayı okurken bu sayının artabileceğini bilmek boğazımı düğümlüyor. Bu sayı; her gün en az bir kadının erkek şiddeti tarafından hayattan koparıldığını gösteriyor. Bunlar sayı değil; isimleri, hikâyeleri, hayalleri olan kadınlardır. Arzu Khalılova, Yasemin Bulut, Sevgi Yandık, Yasemin Uludağ, Başak Gürkan… Erkek şiddeti kız kardeşlerimizi aramızdan aldı; korunmaları gerekirken yalnız bırakıldılar, adalet sessiz kaldı. Ve sadece öldürülen kadınlar değil, şüpheli kadın ölümleri de bu ülkenin en karanlık gerçeğidir. Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku, yıllardır akıbeti açıklanmayan, gerçeği karartılan kadınlar olarak hafızamızda duruyor. Sadece Bursa’da bu yıl 37 kadın öldürüldü. Mudanya’da eski eşi tarafından bıçaklanan kız kardeşimiz hâlâ entübe durumda yaşam mücadelesi veriyor. Şiddet artık kapımızda değil; evlerimizde, sokaklarımızda, yanımızda. Kadınlar en güvende olmaları gereken yerlerde, kendi yaşam alanlarında katlediliyor; “aile içi mesele” diye susturulan erkek şiddeti hayatlarını çalıyor. Bu ölümler ne kaderdir ne de “olacağı varmış”tır. Bunlar politik, önlenebilir ve hesap sorulabilir cinayetlerdir. Susmayacağız, unutmayacağız, affetmeyeceğiz. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak sesleniyoruz: Kadınların yaşam hakkını yok sayan her karara, her indirime, her gecikmeye ve her sessizliğe karşı duracağız. Bu ülkede kadınlar ölmeye devam ederken hiçbir kurum, makam veya fail rahat uyuyamayacak. Biz soracağız, onlar hesap verecek! Yaşamak istiyoruz ve yaşayacağız! Ataerkil zihniyete karşı renklerimizi birleştirerek ve isyanımızı büyüterek mücadelemize devam edeceğiz.”

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı Haber

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı

Bursa Barosu ile Osmangazi Belediyesi arasında kadın hakları konusunda ortak çalışma protokolü imzalandı. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi'nde gerçekleşen törende hazırlanan protokole, Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın imza attı. Bursa Barosu Başkanı Öztosun, imza töreninde yaptığı konuşmada, son yıllarda kadın haklarına yönelik yanlış bir hukuk politik bakış açısı ve onun yarattığı bir ortama tanık olduklarını ve bu sebeple kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığını hatırlatarak, “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa, şiddeti engellemek için çıkarılmış bir yasadır ve dayanağı da İstanbul Sözleşmesi idi. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekmesinden sonra kadınlar uluslararası korumadan yoksun kalmıştır” dedi. Öztosun, Bursa Barosu olarak uluslararası korumanın ilkelerine sahip çıkarak 6284’ün önündeki her türlü engele, her türlü negatif bakış açısına karşı durduklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Değerli Bursa Barosu üyelerinin bu kanunun korunması ve uygulanmasıyla ilgili mücadelesi çok değerli. Bu mücadelenin paydaşı olan Osmangazi Belediyesi’ne de çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da, “Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda maalesef eksiğiz. Hemen her gün bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz. Artık önlenemez bir duruma geldi. Toplumun sosyoekonomik yapısının bozulmasının yanı sıra adı İstanbul olan sözleşmeden çıkmamızın psikolojik de olsa sonucu olduğunu düşünüyoruz. Partimiz iktidara geldiğinde ilk icraatlarından biri İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmek olacaktır. Umarım şiddet engellenir de Bursa Barosu ile imzaladığımız protokolü uygulamaya gerek kalmaz” diye konuştu. Baroevi'ndeki imza törenine Bursa Barosu Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Gülender Adıgüzel Özcan, Kadın Hakları Merkezi (KHM) Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş, KHM Sorumlusu Av. Özlem Gürgen Eldem, avukatlar ve Osmangazi Belediyesi'nden de başkan yardımcıları Mutlu Esendemir, Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal ile belediye bürokratları katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.