SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Barosu

Söz Bursa - Bursa Barosu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Barosu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Barosu'ndan net laiklik ve cemaat açıklaması Haber

Bursa Barosu'ndan net laiklik ve cemaat açıklaması

Kamuoyunda tarikat ve cemaat olarak bilinen yapılara yönelik son adli operasyonların ardından Bursa Barosu'ndan kapsamlı bir açıklama geldi. Laiklik, hukuk devleti ve örgütlenme özgürlüğü ilkelerine dikkat çeken Baro yönetimi, bu yapıların kamu kurumları ve toplumsal yaşam üzerindeki etkisine karşı uyarıda bulundu. "SIRF KENDİLERİNİ ÖYLE TANIMLIYORLAR DİYE STK OLAMAZLAR" Din ve vicdan özgürlüğünün temel bir hak olduğunu ancak kapalı hiyerarşik yapıların sivil toplum kuruluşu olarak görülemeyeceğini belirten Bursa Barosu, şu değerlendirmede bulundu: "Kişilerin bir lidere veya dini otoriteye mutlak bağlılığı üzerine kurulan yapıların; yalnızca vakıf, dernek veya şirket üzerinden faaliyet göstermeleri onları demokratik sivil toplum kuruluşuna dönüştürmez. Devlet; çocukların eğitimini, barınmasını, sosyal yardımı ve temel ihtiyaçlarını denetimsiz bu tür yapılara bırakamaz." "LİYAKAT YERİNE AİDİYET KONULAMAZ" Açıklamada, kamu kadrolarında geçmişte yaşanan paralel yapılanmalara atıfta bulunularak, hiçbir dini odağın devlet organlarında nüfuz kurmasına izin verilmemesi gerektiği hatırlatıldı. Devletin tarikatlar arasında ayrım yapmadan tüm benzer yapılara eşit hukuk uygulamasının zorunlu olduğu vurgulandı. "CUMHURİYET'İN GÜVENCESİ LAİKLİKTİR" Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesinin inanç özgürlüğünün teminatı olduğuna işaret edilen açıklamada, "Türkiye'nin ihtiyacı bir tarikatın yerine bir başkasının güçlendirilmesi değil; hiçbir yapının devlete, eğitime ve kamusal yaşama hükmedemediği laik ve demokratik hukuk devletidir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadelerine yer verildi.

Maden işçilerinin eylemine müdahaleye Bursa Barosu'ndan tepki Haber

Maden işçilerinin eylemine müdahaleye Bursa Barosu'ndan tepki

Bursa Barosu, ödenmeyen işçilik alacakları için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapan maden işçilerine yönelik müdahale ve ardından gelen gözaltılara sert tepki gösterdi. Barodan yapılan açıklamada, işçilerin ve sendika yöneticilerinin anayasal haklarını kullandığı vurgulanarak, uygulanan kısıtlamaların kabul edilemez olduğu belirtildi. "MÜDAHALE VE EV HAPSİ TALEBİ KABUL EDİLEMEZ" Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin eylemine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde, ödenmeyen işçilik alacakları için anayasal haklarını kullanarak eylem yapan işçilere müdahale edilmesi; Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve sendikacıların gözaltına alınarak ev hapsi talebiyle mahkemeye sevk edilmeleri kabul edilemez. İşçilerin ücret ve diğer işçilik alacaklarını talep etmeleri bir lütuf değil, emeğin karşılığını istemekten doğan en temel haklarıdır." "TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI ANAYASAL GÜVENCEDEDİR" Açıklamada Anayasa'nın 34. ve 51. maddelerine atıfta bulunularak, herkesin izin almaksızın barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile sendikal faaliyet özgürlüğüne sahip olduğu hatırlatıldı. Kamu makamlarının görevinin işçileri engellemek değil, haklarını özgürce kullanabilecekleri ortamı sağlamak olduğu vurgulandı. Bursa Barosu'ndan Talepler Sıralandı -Bursa Barosu, açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak taleplerini şu şekilde sıraladı: -İşçilerin hak ettikleri ücret ve tüm işçilik alacakları derhal ödenmelidir. -Hak arama özgürlükleri ve sendikal faaliyetler engellenmemelidir. -Gözaltına alınan sendika yöneticileri ve üyeleri hakkında özgürlükleri kısıtlayıcı tedbirlere son verilmelidir. Açıklama, "Emeğin, örgütlenme özgürlüğünün, sendikal hakların ve hak mücadelesinin yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadeleriyle tamamlandı.

Avukat Hatice Kocaefe cinayetinde ilk duruşma tarihi! Haber

Avukat Hatice Kocaefe cinayetinde ilk duruşma tarihi!

Bursa’nın Gürsu ilçesinde 28 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen ve savunma makamına yönelik şiddeti bir kez daha gündeme taşıyan Avukat Hatice Kocaefe cinayetinde yargı süreci başlıyor. İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat Hatice Kocaefe, ablası Elif Çalışkan’ın ticari alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibi nedeniyle hedef alınmıştı. Ağaköy Mahallesi'nde ablası ve babasıyla yürüdüğü sırada otomobilden açılan ateş sonucu göğsünden vurulan Kocaefe hayatını kaybetmiş, ablası Elif Çalışkan ise yaralanmıştı. "PUSU KURMADIM" SAVUNMASINI GÜVENLİK KAMERALARI ÇÜRÜTTÜ Olayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekiplerince yakalanan baş şüpheli Hakkı Çetin ifadesinde; borcun geri çekilmesini istediğini ancak saldırının planlı olmadığını, tarafları tesadüfen gördüğünü ve amacının öldürmek olmadığını öne sürdü. Ancak soruşturma dosyasına giren güvenlik kamerası kayıtları, şüphelinin olay öncesinde araçla bölgede uzun süre keşif yaptığını ortaya koydu. Yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında gözaltına alınan 7 şüpheliden Hakkı Çetin ile birlikte A.Ç., E.Ü., S.S. ve H.S. tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. GÖZLER 23 EYLÜL'DEKİ İLK DURUŞMADA Cinayetin ardından Türkiye Barolar Birliği ve Bursa Barosu, saldırının yalnızca bir kişiye değil, adalet sistemine ve savunma hakkına yönelik olduğunu belirterek davaya müdahillik talebinde bulundu. Hatice Kocaefe cinayetine ilişkin davanın ilk duruşması 23 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 10.00'da Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Duruşmaya Türkiye Barolar Birliği temsilcileri, çevre il baroları ve Avukat Hakları Merkezlerinden çok sayıda avukatın katılması bekleniyor.

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!" Haber

Bursa Barosu’ndan ‘Mutlak Butlan’ çıkışı: "Hukuk kavramları siyasal mühendislik aracına dönüştürülemez!"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair teknik bir hukuk meselesi değildir. Bu süreç; hukuk devleti, demokratik siyasal yaşam, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal örgütlenme özgürlüğü bakımından doğrudan anayasal düzeni ilgilendiren çok yönlü bir meseledir. Siyasi partiler, Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iradesine yönelik yargısal müdahaleler; ancak açık anayasal sınırlar içerisinde, ölçülülük ilkesine uygun ve demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilerek gerçekleştirilebilir. Parti delegelerinin özgür iradesiyle oluşmuş kurultay sonuçlarının, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı üzerinden tüm sonuçlarıyla yok sayılmasının; hukuki güvenlik, belirlilik ve demokratik meşruiyet ilkeleri bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma riski bulunduğu açıktır. Özel hukuk alanına ait istisnai bir hükümsüzlük müessesesi olan “mutlak butlan” kavramının, siyasal alanı yeniden dizayn edecek şekilde genişletilmesi; hukuk devleti ilkesini zedeleyen, yargının tarafsızlığına ilişkin toplumsal güveni sarsan ve demokratik rekabetin yargı eliyle şekillendirilmesi yönünde son derece sakıncalı bir yaklaşımdır. Demokratik süreçlerin, seçimlerin ve kurultayların; yıllar sonra adli yargı mercilerinde “butlan” iddialarıyla tartışmaya açılabilir hale gelmesi, yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm anayasal düzeni istikrarsızlaştırabilecek sonuçlar doğurur. Böyle bir yaklaşımın kabulü halinde, geçmişte halk iradesiyle şekillenmiş Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi dahil pek çok sürecin de yargısal tartışma konusu yapılmasının önü açılacaktır. Öte yandan seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda Anayasa ile münhasır yetki verilen Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına dolaylı biçimde müdahale sonucunu doğurabilecek girişimler; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını ve hukuk güvenliğini de zedeleme riski taşımaktadır. Hiçbir demokratik hukuk düzeninde milyonlarca yurttaşın siyasal temsil iradesi, tartışmalı yargısal yorumlarla ortadan kaldırılamaz. Siyasal meşruiyetin asli kaynağı mahkeme koridorları değil, halkın özgür iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı şekillendirmek değil; hukuku, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde uygulamaktır. Mahkemelerin, siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur. Aksi halde yargı, adalet dağıtan bir erk olmaktan uzaklaşarak siyasal tartışmaların merkezine yerleşen bir müdahale aracına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, demokratik toplum düzenini koruyan gerçek bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü; yalnızca iktidarlar için değil, muhalefet partileri, seçmen iradesi ve toplumun tamamı için güvence oluşturduğu ölçüde anlam taşır. Bursa Barosu olarak; demokratik siyasal yaşamın yargısal müdahalelerle baskı altına alınmasına, hukuk kavramlarının siyasal mühendislik aracına dönüştürülmesine, anayasal kurumların görev alanlarının tartışmalı hale getirilmesine ve seçmen iradesini zedeleyecek her türlü girişime karşı hukukun evrensel ilkelerini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Hukuk camiası tek yürek: Avukat Hatice Kocaefe için adalet yürüyüşü Haber

Hukuk camiası tek yürek: Avukat Hatice Kocaefe için adalet yürüyüşü

Bursa'nın Gürsu ilçesinde yaşanan ve genç avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği silahlı saldırı, hukuk camiasını ayağa kaldırdı. Olayın ardından Türkiye'nin dört bir yanından gelen avukatlar, Bursa Barosu öncülüğünde Bursa Adliyesi önünde yürüyüş düzenledi. 29 Nisan saat 17.00 sıralarında Ağaköy Mahallesi'nde meydana gelen olayda, alacak meselesi nedeniyle açılan icra takibi nedeniyle taraflara yönelik saldırıda genç avukat Hatice Kocaefe göğsünden vurularak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Kocaefe, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda kız kardeşi Elif Ç. de yaralandı. Olayın ardından Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Metin Öztosun ve İbrahim Kaboğlu başta olmak üzere çok sayıda baro başkanı ve avukat Bursa'da bir araya geldi. Adliye önünde toplanan kalabalık, sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirirken yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Avukatlar, dosyanın tarafı değildir. Avukatlar adaletin yanındadır. Genç meslektaşımız haince katledilmiştir. Artık bu saldırıların son bulmasını, meslektaşlarımızın ölmemesini istiyoruz. Buna dur denilmesini talep ediyoruz." Yapılan açıklamada, "Elif Çalışkan ile şüpheli arasında bulunduğu belirtilen husumet kapsamında gerçekleştirildiği; meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe'nin ise yalnızca avukatlık görevini ifa ettiği için bu menfur saldırının hedefi olduğu anlaşılmaktadır. Avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesi, savunma makamına yöneltilmiş en ağır tehditlerden biridir. Avukatlar, temsil ettikleri kişi ya da davalar nedeniyle hedef haline getirilemez. Bu tür bir yaklaşım; savunma hakkını, adil yargılanma ilkesini ve hukuk devletinin temelini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Avukata yönelik şiddet kabul edilemez. Olayla ilgili soruşturma sürerken, hukuk camiası saldırının tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor" denildi.

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması Haber

"Şirket kârı önceledi, idareler izledi!" Bursa Barosu'ndan zehir zemberek termik santral açıklaması

Kamu Denetçiliği Kurumu, Bursa Barosunun başvurusu üzerine, Orhaneli Termik Santralının çevre ve insan sağlığını hiçe sayarak çalıştırılması karşısında Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit etti. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ve komisyon üyesi avukatlar, DOĞADER Başkanı Murat Demir, 10 köyün muhtarının katıldığı basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı, Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Av. Jülide Arıkan Çetin okudu. Açıklamada şöyle denildi: “Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün ve Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün denetim yükümlülüklerini yok sayan cevaplarına karşı 29.07.2025 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurarak hukuki süreci başlatmıştık. Başvurumuzda Orhaneli ilçesinde yer alan termik santrali işleten şirketin çevre, doğa, canlı sağlığını yok sayan, yalnızca şirket faaliyetlerini ve kâr amacını önceleyip önemseyen faaliyetlerinin yarattığı tahribatlar ve ihlallere ilişkin Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün tarafımıza vermiş olduğu yanıtların yetersizliğini konu ederek ilgili idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden bahisle tarafımıza verilen cevaplar kamu denetçiliği kurumuna bir başvuru şeklinde taşınmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından başvurumuz üzerine yapılan inceleme neticesinde ilgili idarelerden ve termik santrali işleten şirketten alınan savunmalar değerlendirilmiş ve 22.01.2026 tarihinde vermiş oldukları tavsiye nitelikli karar ile başvurumuz haklı ve hukuka uygun bulunmuştur. Orhaneli Termik Santralini işleten şirketin faaliyetlerinin insan, doğa, çevre ve tüm canlı sağlığını tehdit ettiği tespitleri ile yapılan değerlendirmede bu hususları raporlamayan, denetlemeyen ve bir yaptırım uygulamayan idarelere yönelik tavsiye nitelikli karar verilmiş ve ilgili idarelere tebliğ edilerek mevcut hukuka aykırılığı gidermeleri talep edilmiştir. Bu aşamadan sonra yine Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi avukatlar olarak sürecin takipçisi olacak, tavsiye kararının muhatabı olan idarelerin bu karara uyup uymayacağı tarafımızca gözlemlenecek aksi halde ise gereken yasal yollara başvurulacaktır. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı Anayasamızca korunan temel bir insan hakkı olup insan, doğa ve çevre sağlığını önceleyen bakış açısı ile bu bakış açısını ihlal eden ve bu bakış açısına zarar veren tüm faaliyetlerin karşısında hukuk mücadelesi vereceğimizi bir kez daha ifade ederiz.”

Bursa Barosu’ndan 6 Şubat açıklaması: "Adalet de göçük altında kaldı" Haber

Bursa Barosu’ndan 6 Şubat açıklaması: "Adalet de göçük altında kaldı"

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta aynı günde iki kere gerçekleşen depremlerde kaybettiğimiz on binlerce yurttaşımızın ve 121 meslektaşımızın acısını bir kez daha yüreklerimizde hissediyor, hayatlarını ve yakınlarını kaybeden meslektaşlarımızı ve vatandaşlarımızı unutmuyoruz… 6 Şubat depremleri nedeniyle sorumluluk makamındaki herhangi bir üst yönetici veya siyasi bugüne kadar istifa etmediği gibi, suç duyularına rağmen yıkımlarda sorumluluğu olan, buraları plansızca imara açan, ruhsatlandıran, denetimini yapmayan hiçbir üst düzey kamu yöneticisine herhangi bir kovuşturma açılmamış, Marmara Depremi'nde olduğu gibi yine etkili bir cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmayarak, çöken binlerce ruhsatlı binanın altında kalarak can veren yurttaşların yaşam hakkı yine ve yeniden ihlal edilmiştir… Ülkemizin yaşadığı bu insanlık krizine bir de cezayı hak edenlerin cezasızlığı sebebiyle vicdan ve adalet krizi de eklenmiştir. Yıkılan binalar gibi adalet de göçük altında kalmıştır. Vefat edenlerin hayatta kalan aileleri halen bu adalet göçüğünün altında ıstırap çekmektedir. Bursa Barosu olarak tüm bu adaletsizlikleri ve bunca adaletsizliğe göz yumanları da unutmuyor; gerçek hesapları soracağımız güne kadar mücadele kararlılığıyla 6 Şubat depremlerinde ölen tüm yurttaşlarımızı ve meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, onları unutmuyor, unutturmuyoruz.

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız! Haber

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız!

Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, Meyra AŞ tarafından işletilen maden tesisine ait atık barajı, aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, maden atıklarının Sarıyer Deresi’ne dolduğu ve yeraltı sularına karışarak bölgede boyutu henüz ölçülemeyen bir doğa katliamına yol açtığı belirtildi. "BİLİM VE HUKUK DİNLENMEDİ, FELAKET GELİYORUM DEDİ" Bursa Barosu, 2019 yılından bu yana akademik odalar ve köylülerle birlikte sürdürülen hukuki mücadeleye dikkat çekerek, bilirkişi raporlarının bu tehlikeyi yıllar öncesinden haber verdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Açtığımız davalarda bilirkişi raporları ile atık barajının zarar görmesi halinde tüm Yenişehir Ovası'nın etkileneceği açıkça belirtilmişti. Ancak kâr hırsıyla hareket eden şirkete idare ve yargı kararıyla yol verildi. Bilim, hukuk ve vicdan dinlenmedi." HUKUK SÜRECİNDEKİ "GARABETLER" ZİNCİRİ Açıklamada, ÇED Olumlu kararının iptali için verilen mücadelenin Danıştay’daki daire değişikliği ve içtihat farklılıklarıyla sekteye uğratıldığı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi’nin bozma kararlarına rağmen, dosyanın devredildiği Danıştay 4. Dairesi’nin davayı reddettiği ve bu durumun "hukuki bir garabet" olduğu ifade edildi. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun ise henüz sonuçlanmadığı kaydedildi. "SORUMLULAR CEZALANDIRILANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ" Sarıyer Deresi üzerinden Barcın Mahallesi ve Yenişehir Ovası’na yayılan atıkların geri dönüşü olmayan zararlar verdiği belirtilirken, Bursa Barosu sorumlular hakkında yasal sürecin başlatılacağını duyurdu: Çevre Katliamı: Atıklar yeraltı sularına karışarak tarım arazilerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Kolluk Müdahalesi Hatırlatıldı: Geçmişte hak arayan köylü kadınların gözaltına alındığı ve yolların kesildiği protestolar hatırlatılarak, gelinen noktanın telafisi imkansız bir yıkım olduğu vurgulandı. Hukuki Takip: Sorumluların cezalandırılması için gerekli suç duyuruları ve başvurular ivedilikle yapılacaktır.

Bursa Barosu duyurdu: Tahtalı'daki hazır beton projesine yargı "Dur" dedi Haber

Bursa Barosu duyurdu: Tahtalı'daki hazır beton projesine yargı "Dur" dedi

Nilüfer’in tarım ve hayvancılıkla nefes alan bölgesi Tahtalı Mahallesi, doğasını korumak için başlattığı hukuk savaşını kazandı. Özel bir firma tarafından zeytinliklerin ve ekili alanların tam ortasına yapılması planlanan hazır beton üretim tesisi projesi için Bursa Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı, yargıdan döndü. BİLİRKİŞİ RAPORU: "İNCELEME YETERSİZ" Tahtalı sakinlerinin yaşam haklarını savunmak adına Bursa Barosu’na başvurmasıyla başlayan süreçte, Bursa 1. İdare Mahkemesi’nde iptal davası açıldı. Dava kapsamında bölgede yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporu, projenin yaratacağı tehlikeyi gözler önüne serdi. Raporda; tesisin insan ve çevre sağlığı üzerindeki muhtemel etkilerinin idare tarafından yeterince incelenmediği açıkça vurgulandı. Bu değerlendirmeyi yerinde bulan mahkeme, Valiliğin kararını hukuka aykırı bularak iptal etti. BURSA BAROSU’NDAN TAHTALI’YA MÜJDE ZİYARETİ Kararın ardından Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Genel Sekreter Av. Yener Poroy, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ve komisyon üyesi avukatlar Tahtalı Mahallesi’ni ziyaret etti. Köylülerle bir araya gelerek yargı kararını paylaşan Baro heyeti, bölgede sevinçle karşılandı. "YURTTAŞLARIMIZIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Ziyaret sırasında bir açıklama yapan Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, sağlıklı bir çevrede yaşamanın anayasal bir hak olduğunu hatırlattı. Öztosun, "Doğamıza ve yaşam alanlar

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.