SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Milletvekili

Söz Bursa - Bursa Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında! Haber

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yaptığı ziyaret sonrasında, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına karşın halen sağlık hizmetlerinin uygunsuz koşullarda sunulmak zorunda kalındığını ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunlar olduğunu açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi, 6 Şubat depremleri sonrasında üç yıl içerisinde yaşanan gelişmeleri incelemek üzere deprem illerinde 28-30 Ocak 2026 günlerinde heyetler görevlendirdi. Deprem illerinden Hatay, Osmaniye ve Gaziantep’te depremin etkilerini yerinde incelemek ve ilgililerle görüşme yaparak bir rapor hazırlamak üzere CHP MYK üyesi Bihlun Tamaylıgil, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurul Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurul Başkanı Sibel Yanıkömeroğlu, CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurul Başkanı Yalçın Karatepe ve CHP Sağlık Politika Kurul Başkanı Kayıhan Pala’dan oluşan bir heyet görevlendirildi. Heyet üyeleri, kendi görev alanlarıyla ilişkili raporları CHP Genel Merkezine sundular. Cumhuriyet Halk Partisi sağlık heyeti, 28 Ocak 2026 günü Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde dört aile sağlığı merkezini, konteynerlerde hizmet sunan diş hekimliği muayenehanelerini, konteynerlerde hizmet sunan eczaneleri, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Cahit Özer’i ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr.Sıtkı Sönmez’i ziyaret etti; sağlık meslek örgütleri ve sendikalar ile durum değerlendirmesi yaptı. 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yapılan gözlemler, saha ziyaretleri ile meslek örgütleri ve sendika ziyaretleri ışığında, depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde henüz sağlık alanında tam bir toparlanmanın söz konusu olmadığını dile getiren Pala, bu durumun özellikle birinci basamakta çok belirgin oluğunu vurguladı. Ölüm, yaralanma ve kayıplar 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden yurttaş sayısı yerel kaynaklara göre 23 bin 65 kişidir. Ölen sağlık çalışanı sayısı 332 olarak paylaşılmaktadır. Bu kayıpların 63’ünün hekim olduğu, hekimlerin 5’inin cenazesine halen ulaşılamadığı ifade edilmektedir. Toplam yaralı sayısı 30 bin 762 olarak bildirilmektedir. Yaralı sağlık çalışanı sayısının 528 olduğu aktarılmaktadır. Depremde kol ve bacak gibi uzuvlarını kaybedenlerin sayısı ile bu kişilerin ortez/protez ihtiyaçlarının karşılanması ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimleri hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Bugüne kadar haklarında bilgi edinilemeyen toplam kayıp sayısı ise 145 olarak bildirilmektedir. Depremde yıkılan ve hasar gören sağlık kuruluşları Toplam 56 Aile Sağlığı Merkezinin depremden etkilendiği kaydedilmiştir. Kamuda ayrıca, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası, İskenderun Devlet Hastanesi Ek Binası, Hassa Devlet Hastanesi ve Erzin Devlet Hastanesinin hizmet sunamaz duruma geldiği ifade edilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 21 Şubat depreminden sonra tadilata alındığı aktarılmaktadır. Bununla beraber, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 21 Şubat depreminde hasar aldığı, tadilat sonrasında yeniden faaliyete geçtiği bildirilmektedir. Özel sektörde ise, Özel Defne Hastanesi, Özel Akademi Hastanesi, Özel Doğu Akdeniz Hastanesi, Özel Deniz Hastanesi, Özel Güney Park Hastanesi ve Özel Yaşam Tıp Merkezinin hizmet sunamaz duruma geldiği kaydedilmektedir. Deprem sonrasında yeni inşa edilen sağlık kuruluşları Yalnızca 5 Aile Sağlığı Merkezinin tamamlandığı ve hizmete açıldığı aktarılmaktadır. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şirince Ek Hizmet Binası hizmete açılmış durumdadır. Defne Devlet Hastanesi de hizmete açılan yapılar arasında sayılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinde yeni bina inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, eski bina ağır hasar alınca deprem sonrasında hızlıca tamamlanarak hizmete açıldığı bildirilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesi inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, tamamlanarak açıldığı ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesi Acil Durum Hastanesi hizmete alınmış durumdadır. İskenderun Devlet Hastanesi Eski SSK Semt Polikliniği ile Samandağ Devlet Hastanesi Karaçay Semt Polikliniği de hizmete açılmış olarak listelenmektedir. İnşası devam edenler ve yeni başlayanlar bölümünde 50 Aile Sağlığı Merkezinin inşasının sürdüğü belirtilmektedir. Depremin 3.yılında sağlık kuruluşlarında mevcut durum Depremin üçüncü yılı biterken, 280 aile hekiminin konteyner aile sağlığı merkezinde hizmet verdiği, yaklaşık 50 aile hekimi kadrosunun boş olduğu, bu bölgelerde yaşayan yaklaşık 150 bin yurttaşın birinci basamak sağlık hizmetlerinden yoksun kaldığı bildirilmektedir. Ziyaret edilen, konteynerde hizmet sunmaya çalışan dört aile sağlığı merkezinde, koşulların sağlık hizmeti sunmaya hiç elverişli olmadığı gözlenmiştir. Hekimler 8-9 metrekarelik iyi ısıtılamayan, yazın soğutulamayan, iyi havalandırılamayan, muayene masasının zor sığdığı, muayene paravanının kullanılmasının çok zor olduğu bir alanda günde ortalama olarak 70 hastaya bakmaya zorlanmaktadır. Bazı ASM’lerde bölge dışı hasta başvurusu çok fazladır. Bazı ASM’lerde su akmamasının yanı sıra, hemen tüm ASM’lerde sık sık kesilen elektrik ve internet nedeniyle hizmet sunmak çok zor olmaktadır. Hemşirelerin oturacağı bir alanları yoktur. Her ASM’de Aşı Takip Sistemi olmadığı için ancak haftada bir gün aşı yapılabilmektedir. Enjeksiyon, pansuman ve aşı aynı konteynerde çok dar bir alanda yapılmaya çalışılmaktadır. ASM çalışanları mutsuz, umutsuz ve tükenmiş durumdadır. Hatay’da ASM’ler normal koşullarda hizmet sunuyormuş gibi, depremin etkilemediği diğer illerdeki ASM’lerden beklenen hizmetlerin tümünün Hatay’daki ASM’lerden de beklenmesi büyük bir sorundur. ASM’de çalışanların barınma sorunları sürmektedir. ASM’lerde hastalar için bekleme alanları da yoktur. Açık alanda ve ayakta bekleyen hastalar durumdan yakınmaktadır. Üzerinden üç yıl geçtiği halde yalnızca 5 ASM binasının yapılabilmiş olması büyük bir sorundur. Bugüne kadar 50 ASM binası hizmete alınabilmeliydi. Yeni bina yaptırılmamasının yanı sıra Rasim Gali Aile Sağlığı Merkezi örneğinde olduğu gibi, az hasarlı ASM binaları da hızlıca onarılarak hizmete alınamamıştır. Sağlık Bakanlığı Hatay’da birinci basamak sağlık hizmetlerini yok saymaktadır. Ayrıca yeni yapılan TOKİ binalarının olduğu bölgelerde birinci basamak sağlık kuruluşları için alan ayrılmamış ve bina yapılmamış olması da büyük bir sorundur. Altınözü Devlet Hastanesinin 120 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu, bunun 20’sinin yoğun bakım yatağı olduğu ifade edilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesinin 75 yatak kapasitesi bulunduğu, 25 poliklinik odası ile 5 yataklı Yoğun Bakım Ünitesine sahip olduğu aktarılmaktadır. Belen Devlet Hastanesinde yatak sayısının 25 olduğu kaydedilmektedir. Defne Devlet Hastanesinde 300 toplam yatak, 58 poliklinik, 10 ameliyathane, 54 yoğun bakım yatağı ve 41 acil müşahede yatağı bulunduğu bildirilmektedir. Dörtyol Devlet Hastanesinin 400 yatakla A2 rolünde tescillendiği, 90 poliklinik, 172 adet çift kişilik yataklı servis odası, 20 palyatif bakım yatağı ve 62 yoğun bakım yatağı bulunduğu belirtilmektedir. Erzin Devlet Hastanesi mevcut durum listesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği fonları ile inşa edilen Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 adet helikopter pisti bulunduğu, 550 yatak kapasitesinin 126 yoğun bakım, 30 diyaliz ve 68 acil yatağı içerecek şekilde yapılandığı bildirilmektedir. Aynı hastanede 12 ameliyathane ve 101 poliklinik kapasitesi bulunduğu aktarılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinin 100 yatak kapasiteli olduğu ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesinin toplam 3 yerleşkede 650 kadro yatakla hizmet verdiği, 76 yoğun bakım, 9 çocuk yoğun bakım, 13 yenidoğan yoğun bakım ve 123 poliklinik kapasitesinin bulunduğu belirtilmektedir. Kırıkhan Devlet Hastanesinin 210 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu kaydedilmektedir. Kumlu Devlet Hastanesi 20 yatak kapasitesi ile çalışmaktadır. Reyhanlı Devlet Hastanesinin 103 yatak kapasiteli olduğu bildirilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 160 yatak kapasitesi bulunduğu ifade edilmektedir. Yayladağı Devlet Hastanesinde yatak kapasitesinin 27 olduğu aktarılmaktadır. Hatay’da sağlık hizmetlerinin mevcut durumuna ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünden talep edilen bilgi ve rapor karşılanamamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın deprem öncesi ve deprem sonrasındaki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu ortaya koyan herhangi bir raporunun bulunmaması büyük eksikliktir. Deprem öncesine göre kıyaslandığında Hatay’da nüfus başına yatak sayısı ve yoğun bakım yatağı sayısı düşük kalmıştır. Hatay’da yoğun bakım yatağı eksikliği büyük bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Depremden önceki yıllarda 6 olan on bin kişi başına düşen yoğun bakım yatağı sayısı 4,1’e düşmüştür. Deprem sonrası sağlık emek gücü 2022’de 10 binde 8,4 olan hekim yoğunluğunun 2024’te 16,3’e çıktığı ve artışın yüzde 94 olduğu belirtilmektedir. Eczacı yoğunluğunun 1,3’ten 4,4’e yükseldiği ve artışın yüzde 238 olduğu aktarılmaktadır. Diş hekimi yoğunluğunun 1,6’dan 3,5’e çıktığı ve artışın yüzde 118 olduğu ifade edilmektedir. Hemşire sayısının 2022’de 10 binde 11,7 iken 2024’te 28,0’a yükseldiği, artışın yüzde 139 olduğu aktarılmaktadır. Ebe yoğunluğu da 3,2’den 7,2’ye çıkmış bulunmaktadır. Genel değerlendirmede, sağlık çalışanlarında toparlanma hızına karşın, Hatay’ın sağlık emek gücü açısından ülke genelinin gerisinde kaldığı ve nitelikli kadro eksikliğinin kritik bir sorun olarak devam ettiği vurgulanmaktadır. Sağlık alanına ilişkin sorunlar Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ilçe hastanelerinin fiilen klasik zorunlu hizmet bölgesi hastanelerine dönüştüğü aktarılmaktadır. 2023 Şubat depremlerinden bu yana 24 kez yapılan Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kuralarıyla yüzlerce pratisyen ve uzman hekimin Hatay’a geldiği belirtilmekte, ancak önemli bir bölümünün mecburi hizmet bitiminde tayin ya da istifa yoluyla ayrıldığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek yatak doluluk oranı ile yatak devir hızının sürdüğü bildirilmektedir. Yoğun bakım yatışı ya da sevki gereken hastaların acil serviste bekleme süresinin zaman zaman 72 saati bulduğu ifade edilmektedir. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları için barınma, ulaşım, eğitim olanakları ve sosyal yaşam koşullarında anlamlı iyileşme sağlanamadığı belirtilmekte ve bu nedenle uzun vadeli yaşam planı kurulamadığı vurgulanmaktadır. İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ilçe hastanelerine geçici görevlendirmelerin sürdüğü aktarılmaktadır; bunun yanında Suriye bölgesi hizmet birimlerinde sınır ötesine günlük ya da birkaç günlük geçici görevlendirmelerin de devam ettiği ifade edilmektedir. Sınır ötesine görevlendirilmeler hekimler arasında büyük huzursuzluk yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın ivedi olarak sınır ötesindeki sivil/askeri sağlık kuruluşlarına Hatay’dan görevlendirmelere son vermesi gerekmektedir. Mustafa Kemal Üniversitesinde pediatri asistanı ve öğretim üyesi eksikliği bildirilmektedir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahi hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtilmekte ve el cerrahisi uzmanının bulunmadığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yetişkin alerji ve immünoloji, çocuk hematoloji ve onkoloji, çocuk acil, gelişimsel pediatri ve çocuk nefrolojisi branşlarında aktif hizmet veren hekim olmadığı aktarılmaktadır. Girişimsel radyoloji uzmanının tayin olması nedeniyle Antakya’da bu hizmetin verilemediği de kaydedilmektedir. Ameliyathane, yoğun bakım ve servislerde sürekli personel sayısı ile nitelik yetersizliklerinin yaşandığı bildirilmektedir; ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi temin sorunları nedeniyle hizmet aksamalarının sürdüğü ifade edilmektedir. Kent merkezinde yeterli sayıda güvenli konut bulunmaması nedeniyle hekimlerin ve sağlık emekçilerinin önemli bir kısmının ailelerini daha güvenli ilçelere ya da komşu illere yerleştirdiği belirtilmekte ve bu durumun günlük gidip gelme zorunluluğu yarattığı aktarılmaktadır. Bu koşulların yoğun iş yüküyle birleştiğinde hızlı ve derin bir tükenmişliğe yol açtığı ortadadır. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesinden barınma ve sosyal ihtiyaçlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle çok sayıda öğretim üyesi, öğrenci ve hekimin ayrıldığı bildirilmekte ve kadroların doldurulamadığı ifade edilmektedir. Bu tablonun temel tıp eğitimi, asistan eğitimi, araştırma ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Hatay’da uyuz hastalığının büyük bir sorun olduğu, uzun zamandır devam ettiği hem aile hekimleri hem de eczacılar tarafından dile getirilmektedir. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle, sağlık alanında, başta sağlık kuruluşlarının binaları olmak üzere riskleri ortadan kaldırmak, depreme karşı etkili bir hazırlık yapmak, depremden hemen sonra kısa sürede ve etkili müdahale edebilmek ve uzun olmayan bir zaman içerisinde toparlanmak büyük bir önem taşımaktadır. 6 Şubat depremleri, geçtiğimiz iki yılda, AKP iktidarının ne riskleri ortadan kaldırabildiği ne iyi bir hazırlık yapabildiği ne de hızlı ve etkili bir müdahalede bulunabildiğini göstermiştir. Hatay saha ziyaretleri ile depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde bir toparlanma da yapamadığı açık olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizin kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyacı vardır ve bu sistem CHP iktidarında kurulacaktır.

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi: Tek liste ile seçime gidiliyor Haber

İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde Nehir Özbey dönemi: Tek liste ile seçime gidiliyor

TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi 5. Olağan genel kurulunun ilk oturumu gerçekleştirildi. İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi konferans salonunda gerçekleştirilen organizasyona İyi Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe, Yıldırım Belediye Başkan Vekili Kübra Ezgi Güler, İyi Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Canalp Berkdemir, İyi Parti İl Başkanı İsmail Kaya, TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Makine Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ahmet İhsan Taşkınsel, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube Başkanı Zehra Candan Çakır, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Mutlu, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Veli Koç, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Onur Çinko, Bursa Unesco Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Özaslan, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, YASAV Yönetim Kurulu Başkanı Emire Cantürk Eren, Bursa İTÜ Mezunları Derneği Başkan Vekili Servet Büyükpoyraz, CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, YAPİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sevcan İlici ve şube yöneticileri ile üyeleri katıldı. TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şube Kurucu Başkanı Nur Gül Aslan'ın divan başkanlığını yürüttüğü toplantıda konuşan Şube Başkanı Ali Gözütok, “2009 yılında temellerinin atıldığı şubemizin son iki dönemi benim için bir meslek örgütünden çok daha fazlası, bir okul, bir mücadele alanı, bir dost meclisihaline geldi. 2009 yılında yüz elli üyeyle kurduğumuz şubemiz bugüne geldiğimizde 500’ü aşkın üyesiyle güçlenerek, büyüyerek beşinci olağan genel kurulu gerçekleştiriyor. Bizler sadece mekan değil yaşamı tasarlıyoruz. Sıklıkla dekorasyonla karıştırılan mesleğimiz aslında insan psikolojisinden ergonomiye, malzeme biliminden yapı fiziğine kadar uzanan devasa bir disiplinler bütünüdür. İç mimarlık her birey için bir haktır anlayışını savunuyoruz” dedi. Her bireyin güvenli, estetik, fonksiyonel mekanlarda yaşama hakkı olduğuna vurgu yapan Ali Gözütok, “Bizler engelli bir bireyin hayatını kolaylaştıran o rampa açısını hesaplarken, okullardaki ışık kalitesini belirlerken kamu yararını düşürüyoruz. Kamu sağlığını koruyoruz. İçmimarlık teknik bir disiplindir. Bizler yapı stoğunun içini kullanıcı ihtiyaçlarına göre yeniden inşa eden iç mimarlarız. Yangın yönetmeliğinden akustik konfora sürdürülebilir malzemeden karbon ayak izine kadar birçok detay çözümleyen bir meslek alanıdır iç mimarlık. İçmimarlık kültürel bir mirastır. Bursa gibi tarih kokan bir şehirde eskiyi koruyarak yeniye entegre etmek, mekanın ruhunu yansıtmak biz iç mimarların omuzlarındaki bir sorumluluktur” dedi. Konuşmasında Bursa’nın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Ali Gözütok, “Ülkemizin yaşadığı acı tecrübeler bize göstermiştir ki deprem anındaki yaralanmaların ve can kayıplarının azımsanmayacak bir kısmı sadece yapısal hasarlardan değil yanlış tasarlanmış ve güvenli hale getirilememiş iç mekan öğelerinden kaynaklanmaktadır. İç mimarlık deprem güvenliğinin görünmez bir kahramanıdır aynı zamanda. Bizler projelerimizi üretirken sadece bir konfor alanı yaratmıyoruz. Aynı zamanda yaşam koridoru tasarlıyoruz. Bu nedenle yerel yönetimlere karar vericilere sesleniyoruz. Deprem bilinçli kentler sadece sağlam kolon, kirişlerle değil bilimsel temellere dayanan iç mekan tasarımlarıyla mümkündür. Bizler Bursa Şubesi olarak bu farkındalığı tüm platformlarda dile getirmeye, halkımızı bu konu bu konuda bilinçlendirmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Ali Gözütok’un ardından söz alan İyi Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, “Burada bir genel kuruldan öte bir başarı hikayesine tanıklık ediyoruz. Kuruluşundan bu yana İçmimarlar Odası Bursa Şubesi’nde görev yapan tüm başkanlar ve yöneticilerini tebrik ediyorum” dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Çok genç bir şubenin genel kurulundayız. İçmimarlık mesleğinin kabul edilmesi, mesleğin zorunluluklarının yasallaşması, güçlü örgütlenmenin sağlanması için önemli çalışmalar yürütülüyor. Bursamızın ve odamızın faydasına olacak her çalışmada işbirliklerine hazır olacağız” dedi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa’nın çok hızlı büyüyen bu büyüme ile çarpık bir şekilde yapılaşan bir şehir olduğunu söyledi. Şehrin hızlı ve doğru bir şekilde dönüşüme girmesi gerektiğini belirten Erkan Aydın, “Bu yolda hepimize önemli görevler düşüyor ve yeni dönemde de birlikte Bursamız için birlikte çalışacağımıza inanıyorum” dedi. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç genel kurulun hayırlı olmasını dileyerek, İçmimarlar Şubesi’nin yeni dönemde de önemli işlere imza atacağına olan inancını dile getirerek, yeni yönetime başarılar diledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe, akademik odalar ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının şehirlerin gelişimi açısından önemine vurgu yaparak, “Meslek odaları ve konusunda uzman kişilerin oluşturduğu projelerin, bilgi birikiminin ve alınan kararların Büyükşehir Belediye Meclisi'nde hayata geçirilmesi çok önemli. Biz geçmişte alınan bütün kararları Büyükşehir Belediye Meclisi'nden de geçirerek uygulamaya koyduk. Bu çok önemli bir şeydir. Bunu hep birlikte tekrarlayacağız” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Canalp Berkdemir, genel kurulun hayırlı olmasını dilerken, doğru içmimarinin yangın güvenliği açısından önemine vurgu yaptı. Yıldırım Belediye Başkan Vekili Kübra Ezgi Güler, içmimarlık mesleğinin kent estetiğine, yaşam kalitesine ve mekanlara kattığı değerlerin bilincinde olduklarını belirterek, mesleğin gelişimi için çalışan şube yönetimlerine teşekkür etti. TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Makine Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ahmet İhsan Taşkınsel, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube Başkanı Zehra Candan Çakır, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Mutlu, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Veli Koç, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Onur Çinko, Bursa Unesco Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Özaslan, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, YASAV Yönetim Kurulu Başkanı Emire Cantürk Eren, Bursa İTÜ Mezunları Derneği Başkan Vekili Servet Büyükpoyraz, CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora ve YAPİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sevcanİlici konuşmalarında genel kurulun hayırlı olmasını ve yeni yönetime başarılar diledi. Bursa milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Ahmet Kılıç ve Osman Mesten telgraf göndererek yeni döneme başarılar dilediklerini ilettiler. Konuşmaların ardından toplantı gündemine geçilerek şube 4. Dönem yönetiminin faaliyet filmi izlendi. Dördüncü dönem mali raporu ve denetim kurulu raporlarının okunmasının ardından 2026-2027 dönemi tahmini bütçesi görüşüldü. Program yönetim kurulu ve genel merkez delegelerinin belirlenmesi ve dilek temenniler bölümü ile sona erdi. Odanın yeni dönem kurulları için seçim bugün yapılacak, seçime Nehir Özbey’in başkanlığındaki tek liste ile gidilecek.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi Haber

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, milyonlarca çalışanın ve emeklinin 2026 yılına büyük bir hak kaybıyla girdiğini söyledi. Öztürk, yaptığı hesaplamaları kamuoyu ile paylaştı. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, 2026 Ocak ayı memur ve emekli maaş zamlarının ardından çarpıcı bir analiz paylaştı. TÜİK, İTO ve ENAG verilerini tek tek karşılaştıran Öztürk, "Vatandaşın sofrasından çalınan lokmaları rakamlarla ispatladık. Eğer zamlar gerçek enflasyona göre yapılsaydı, bugün bir memur en az 7 bin TL daha fazla alacaktı" dedi. Öztürk, ekonomi yönetiminin "NAS" politikasıyla döviz kurunu yapay olarak düşük tuttuğunu, bu durumun kâğıt üzerinde refah artışı gibi görünse de gerçekte vatandaşı devasa bir hayat pahalılığına mahkûm ettiğini savundu. Öztürk, "Eğer dolar kuru enflasyon artışına göre serbest kalsaydı, bugün bir dolar TÜİK’e göre 58.55, İTO’ya göre 68.15, ENAG’a göre ise 121 lira olacaktı. Sizin 'dolar bazında büyüdük' yalanınızın arkasında, halkın döviz bazında eriyen alım gücü var!" dedi. NAS İLE BAŞIMIZA ÖRÜLEN ÇORAP: "DOLAR KAÇ LİRA OLMALIYDI?" Kuru enflasyona göre hesaplayan Öztürk, baskılanmış kurun piyasada maliyetleri patlattığını vurgulayarak şu çarpıcı verileri sundu: "Eğer kur, enflasyon artışıyla paralel gitseydi; TÜİK’e göre 1 Dolar 58,55 TL, İTO’ya göre 68,15 TL, sokağın sesi ENAG’a göre ise tam 121,8 TL olmalıydı. Siz kuru baskılayarak ithalatı ucuzlatıp üreticiyi bitirdiniz, artan maliyetlerle de milleti ezdiniz." ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİ’NİN MAAŞI GERÇEK DOLAR KURUYLA KAÇ DOLAR EDİYOR? Öztürk, baskılanmamış dolar kuruyla maaşları kıyasladığında ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi: “Bugün NAS’a göre maaş alan bir asgari ücretlinin maaşının karşılığı 653 dolar iken; TÜİK’e göre maaşı 479 dolar, İTO’ya göre 411 dolar, ENAG’a göre ise 230 dolar ediyor. Aynı şekilde en düşük emekli maaşını alan bir emeklinin maaşı NAS’a göre 440 dolar iken; TÜİK’e göre 323 dolar, İTO’ya göre 277 dolar, ENAG’a göre ise 155 dolar ediyor.” "TÜİK MAKYAJLIYOR, VATANDAŞ EZİLİYOR" CHP’li Öztürk, üç kurum arasındaki makasın artık bir "uçuruma" dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: "TÜİK diyor ki enflasyon %31. İstanbul Ticaret Odası, yani bizzat tüccarın, esnafın verisi enflasyon %38 diyor. Bağımsız bilim insanlarından oluşan ENAG ise %56’yı işaret ediyor. Şimdi soruyorum; pazarda, markette, kirada hangisini yaşıyoruz? Vatandaş ENAG enflasyonunu yaşıyor ama saray ona TÜİK zammını reva görüyor." ÖZTÜRK’ÜN HESAPLAMASI: "EMEKÇİNİN HER AY BİNLERCE LİRA KAYBI VAR" Milletvekili Öztürk, kurum verileri arasındaki farkın maaşlara yansımasını şu çarpıcı rakamlarla özetledi: "Bugün bir memurumuz TÜİK enflasyonu ile %18,6 zam aldı ve Eğer bu zam İstanbul'daki yaşam maliyetini ölçen İTO’ya göre yapılsaydı maaşlar %24 artacaktı. Eğer halkın gerçek enflasyonu ENAG baz alınsaydı bu oran %33 olacaktı. Yani 50 bin lira alan bir memurun cebinden her ay tam 7 bin 200 TL çalınıyor! Emeklimize %12,19 zam verdiler. Şaka gibi! İTO’ya göre bu zam %17, ENAG’a göre %25 olmalıydı. En düşük emekli maaşı alan bir vatandaşımız, sadece bir hesap oyunu yüzünden ayda 3 bin liradan fazla zarardadır." "MAKYAJLI RAKAMLARLA MİLLİ GELİR MASALI" Öztürk, hükümetin baskıladığı döviz kuru sayesinde Türkiye ekonomisini (GSYİH) dolar bazında devasa gösterdiğini ancak bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu belirtti. Öztürk; Maliye Bakanı Memet Şimşek’in “dolar bazında en yüksek maaşı veriyoruz” dediğini ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın GSYİH’in 1.5 trilyon dolar olduğunu söylediğini hatırlattı ve “Tarihin dolar bazında en yüksek maaşlarını veriyoruz diyorlar fakat tarihin dolar bazında en pahalı çayını içtiğimizi, en pahalı yemeğini yediğimizi, en pahalı ayakkabısını giydiğimizi, kısaca en pahalı hayatını yaşadığımızı söylemiyorlar” dedi. Öztürk'ün paylaştığı tabloya göre: * Hükümetin "NAS" Hesabı: Türkiye ekonomisi 1.5 Trilyon Dolar görünüyor. * TÜİK Enflasyonuna Göre: Gerçek ekonomi 1.1 Trilyon Dolar. * İTO Verilerine Göre: Ekonomi 945 Milyar Dolar. * ENAG’ın Gerçek Enflasyonuna Göre: Türkiye ekonomisi aslında sadece 528 Milyar Dolar! Öztürk, "Yani kâğıt üzerinde dünyayı kıskandıran o 1.5 trilyon dolarlık ekonomi, sokağın gerçek enflasyonuna vurduğunuzda yarı yarıya eriyor" ifadelerini kullandı. “KUR İHRACATÇIYI ÜLKEDEN GİTMEYE ZORLUYOR” Öztürk, dolar kurunun ihracatı olumsuz etkilediğini söyleyerek; “Mevcut dolar kuru; ihracatçıyı ve üreticiyi ayakta tutmak bir yana, faaliyetlerini sürdürmesini dahi giderek zorlaştırıyor. Girdi maliyetlerinin büyük bölümü dövize endeksliyken, kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde tutulması; fiyat tutturamayan, rekabet gücünü kaybeden işletmeleri üretimden uzaklaştırıyor, ülkeden gitmeye itiyor. Kâr marjları eriyen, finansmana erişimi zorlaşan firmalar için bu tablo artık yalnızca bir ekonomik sıkışma değil, ülke içinde kalıp kalmama meselesine dönüşüyor. Üretici ve ihracatçı, emeğinin karşılığını alamadığı bu düzende yatırımını, siparişini ve geleceğini başka ülkelerde aramaya zorlanıyor.” ifadelerini kullandı. "BURSALI HEMŞEHRİLERİM PAZARA ÇIKAMIYOR" Bursa’daki durumu da hatırlatan Öztürk, "Bursa’daki ihracatçı, maliyetler yüzünden üretim yapamazken, işçi aldığı maaşla dolar bazında zenginleştiğini sanıyor. Oysa markete girdiğinde o doların hiçbir hükmü kalmadığını görüyor. Döviz bazında hayat pahalılığı altında milleti ezen bu 'NAS' inadı, ekonomiyi bir bataklığa sürüklüyor. Rakamsal büyüme değil, midedeki ekmeğin büyümesi önemlidir Biz bu hesaplamaları TÜİK’in sepetindeki pinpon topuna göre değil, Bursa pazarındaki fileye göre yaptık. Rakamlar yalan söylemiyor; iktidar kendi kurumuna pembe tablolar çizdirirken, vatandaşın ekmeğini küçültüyor" ifadelerini kullandı. "HESABI SANDIKTA SORACAĞIZ" Öztürk sözlerinin sonunda, "Bu sadece bir istatistik farkı değil, bu bir kul hakkıdır. İTO ve ENAG verileri ortadayken halkı TÜİK’e mahkûm etmek, emeği gasp etmektir. Gerçek enflasyon maaşlara yansıyana kadar bu rakamları konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?" Haber

CHP’li Pala’dan Bakan Memişoğlu’na zor sorular: "Kamu kaynakları şirketlere mi akıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay’ın 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nun Bakanlık bünyesinde yürütülen birçok projede ciddi yönetim zafiyetlerini bir kez daha açığa çıkardığını ifade etti. Bakanlığın geleneksel yapı projelerinin yanı sıra Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yürütülen şehir hastaneleri hakkında 19 ayrı usulsüzlüğün saptandığını belirten Pala, mevcut durumun kamu kaynaklarının etkin kullanımı, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve şeffaflık açısından utanç verici olduğunu dile getirdi. Prof. Pala, Sayıştay’ın şehir hastanelerine ait tespitleri ve Bakanlığın diğer projelerinde saptanan usulsüzlüklere değindiği iki kapsamlı soru önergesini Bakan Kemal Memişoğlu’na iletti. Milletvekili Pala, 9 Ekim 2025 tarihinde ilettiği ilk soru önergesinde şehir hastanelerinde Nihai Tamamlama Belgesi’nin düzenlenmemesi, eksik imalat ve ekipman bedellerinin sabit yatırım tutarından düşülmemesi, hizmet sürekliliği ve performans izleme mekanizmalarının işletilmemesi ve sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması gibi çok sayıda yapısal soruna dikkat çekti. Pala, “2025 yılında milletin cebinden her gün 286,6 milyon TL şehir hastanelerine aktarılması planlanmıştı; yıl boyunca bu rakam toplam 104,6 milyar TL idi. Böylesine devasa bir bütçeyi bile kendisine yetiremeyen şehir hastaneleri, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında dile getirdiğimiz gibi, 2025 yılının ilk on ayında kendisine ayrılan bütçenin üzerine çıkmıştır. Sayıştay raporundaki bulgular bu kaynak aktarımının nedenlerini ve KÖİ modelinin kamu yararını gözetmekten ne denli uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bakanlık bu konu hakkında hiçbir açıklama yapamıyor” ifadelerini kullanarak Bakan Memişoğlu’na eleştirilerini dile getirdi. Ardından Pala, Bakanlığın yapım işlerinde ihale dokümanlarının eksik hazırlanması, mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, gerekli hallerde sigorta bedelleri ve sürelerinin düzenlenmemesi gibi usulsüzlüklere dair bilgi talep ettiği ikinci soru önergesini 21 Ekim 2025 tarihinde Bakan’a iletti. Konu hakkında Pala, “Sayıştay raporundaki bulgular yaşanan usulsüzlüklerin yapım işlerinde maliyet artışlarına ve gecikmelere sebep olduğunu göstermektedir. En temel süreçlerin bile yeterlilikle yürütülememesi kamuoyunda Sağlık Bakanlığı’nın yönetim kapasitesine dair ciddi endişeler yaratmaktadır. Bakanlık denetim zafiyetlerinin kök nedenlerini hızla çözmeli, sorumlular da hesap vermelidir” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın, Bakan Memişoğlu kendisine iletilen iki soru önergesine de Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Şehir hastanelerindeki usulsüzlüklerin temelinde kâr hırsı yatarken, Bakanlık yaşananlara açıkça göz yummaktadır!” Prof. Dr. Pala, 9 Ekim tarihli soru önergesinde ilk olarak şehir hastanelerinde tamamlama süreçleri ile sabit yatırım hesaplarına değindi. Nihai Tamamlama Belgesi düzenlenen hastanelerin listesini, fiilen tamamlandığı halde belgesi bulunmayan projelerin gerekçelerini ve nihai tamamlama yapılmayan yerlerde sabit yatırım ile kullanım bedelinin hangi yöntemle hesaplandığını sordu. Ayrıca yer teslimi yapılmadan başlanan projelerde işletme süresi revizyonunun neden yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Konu hakkında, “Nihai tamamlama olmadan ödeme düzeninin kurulması, eksik işin bedelinin kamuya yüklenmesi anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının böylesine kullanılmasına izin verilemez” dedi. Devamında Pala, sözleşme eklerinde öngörüldüğü halde temin edilmeyen tıbbi cihaz ve ekipman bulunan hastaneleri, bunun hizmet kalitesi üzerindeki etkilerini ve şirketlere uygulanan yaptırımları gündeme getirdi. İleri görüntüleme ve onkoloji gibi zorunlu cihazların bulunmadığı hastaneler için net bir temin takvimi ile uygulanacak yaptırımların kamuoyuna ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi: “Sözleşme eklerinde tanımlanmış tıbbi cihaz ve ekipmanın eksiksiz sağlanması sağlık hizmetlerinin kalitesi ile doğrudan ilgilidir. Sayıştay, Kütahya, İzmir, Adana ve Gaziantep şehir hastanelerinde bilgisayarlı tomografi, brakiterapi, ultrasonografi ve dijital patoloji sistemleri gibi önemli ekipmanların temin edilmediğini ayrıntılı biçimde kayda geçirmiştir. Bu eksikler giderilene kadar sözleşme hükümleri uyarınca hata puanı hesaplanmalı ve kesintiler uygulanmalıdır. Aksi halde şirketlerin kârı için hastaların sağlığının gözden çıkarıldığı açıkça ortaya konmuş olacaktır.” “Şehir hastanelerinde kamu kaynaklarını şirketlerin kârına çeviren uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmıyor” diyen Pala, Sayıştay raporlarına göre bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının asgari ölçüm kapasitesinin altında çalıştığını, dolayısıyla ısınma giderlerinin tahsil edilmediğini belirtti. “Dahası bu hastanelerde elektrik, su ve doğal gaz sayaçlarının eksik veya arızalı olduğu gerekçesiyle geriye dönük hesaplamalar da yapılmamaktadır” diye ekledi. 9 Ekim tarihli soru önergesinin sonunda yapı kullanma izinlerindeki gecikmeler dolayısıyla aksayan sağlık hizmetlerine dikkat çekti. “Kütahya Şehir Hastanesi’nde fiili tamamlama yapılmasına karşın yapı kullanma izni alınmadığı için hemodiyaliz alanına hasta kabul edilmemektedir; dahası hizmet sunulmayan alan için işlemler yürütülmeyip şirket kusurlarının üstü örtülmektedir” diyen Pala, ayrıca bazı şehir hastanelerinde görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde randevu ve sonuç sürelerinin sözleşme limitlerini aştığı, buna rağmen hizmet seviyesi anlaşması kapsamında çağrı açılmadığı ve herhangi bir işlemde bulunulmadığını ekledi. “Bulgular şirketlerin kamu kaynaklarını sorumsuzca kullandıklarını açıkça göstermektedir. Bu konuda yaptırımlar neden uygulanmamaktadır?” 21 Ekim tarihli soru önergesinde Pala, öncelikle Bakanlığın diğer yapım işlerinde proje ve ihale dokümanları hazırlanırken sözleşme sürelerinin neden işin büyüklüğünden ve niteliğinden bağımsız olarak belirlendiğini ve bu sebeple yaşanan gecikmelerin maliyete etkisini sorguladı. “Yapılan incelemeler en temel dokümanların üstünkörü hazırlandığını, hatta zemin etütlerinin bile arazilerin mevcut durumunu göstermediğini ortaya koymaktadır. Ülkemizin birçok köşesi deprem riskiyle karşı karşıyayken ve yaşanan gecikmeler sağlık hizmetlerine erişimde ciddi aksamalara sebep olurken Bakanlık kendi hazırladığı mevzuat çerçevesinde yaptırımları ne zaman uygulayacaktır?” sözleriyle Bakan’a çağrısını yineledi. Soru önergesinin sonunda Pala, yapım süreçlerinde sigorta uygulamalarına yönelik ciddi usulsüzlüklerin de Sayıştay raporunda yer aldığını belirtti. “Tespit edilen usulsüzlüklerden en dehşet verici olanlarından biri, kamu kaynaklarına yükü milyonlarca TL olan projelerin mali güvencesini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yetkili olmayan aracıların üstleniyor oluşudur. Bunun yanı sıra gerekli hallerde sigorta bedelleri düzenlenmemiş ve kimi yerlerde iş ve işyeri sigortalarının zorunlu teminatlarında eksiklik yaşanmıştır. Bu uygulamalar gösteriyor ki ne şehir hastanelerini ne de Bakanlığın diğer yapım işlerini yüklenen şirketler sınırlı kamu kaynaklarına ve dolayısıyla kamu yararına karşı bir sorumluluk hissetmekte, Bakanlık ise denetim süreçlerinde açıkça yetersiz kalmaktadır” diyerek sorumluların derhal kamuoyu karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı! Haber

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı görevine atanan Dr. Melike Savaş’ın makam odasındaki Atatürk portresinin indirildiğine ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine, 11 Eylül 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bir soru önergesi iletti. Pala, Bakanlığa bağlı bir kurumda yaşanan bu olayın Cumhuriyetin kurucu değerlerine aykırı bir tutum olduğunu, kamuoyunda haklı bir tepki yarattığını ifade etti. Milletvekili Pala, konu hakkında “Kamu kurumlarında Atatürk portresinin bulundurulması, tıpkı Türk bayrağı gibi Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve ulusal birlik anlayışının bir simgesidir. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki görevine yeni atanan bir yöneticinin makamındaki Atatürk portresini kaldırmaya yeltenmesi, Cumhuriyetimizin ve Bakanlığın kuruluşundan bu yana yerleşen kurum kültürüne karşı bir tavır olarak algılanmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanı açıklama yapmalıdır.” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu, alınan kararın gerekçesi, Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında bulundurulan Atatürk portrelerine dair düzenlemeler ve Bakanlığın konuyu inceleme süreçleri hakkında kendisine iletilen sorulara, Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bu karar incelenmelidir; kurumların Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez” Pala, “Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra örgütleri ile bağlı kuruluşlarında makam odalarında Atatürk’ün portresinin duvara asılı olarak bulundurulmasına ilişkin bir düzenlemesi var mıdır?” sorusuyla önergesinde olayın idari ve hukuki boyutuna dair somut bilgi istedi. Kararın kim tarafından alındığını, yazılı talimat bulunup bulunmadığını, benzer uygulamalar için Bakanlıkta yürürlükte olan standartların ve kurum içi yönergelerin ne olduğunu sordu. Pala, “Atatürk’ün portresinin bulundurulması, Cumhuriyet’in değerleriyle kurumsal bağlılığın bir ifadesidir; kimse Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal hafızasını gölgeleyemez.” ifadesini kullandı.

Bozbey Yıldırım'da sofrayı kurdu: Bursa'nın üçüncü Kent Lokantası Yiğitler’de açıldı! Haber

Bozbey Yıldırım'da sofrayı kurdu: Bursa'nın üçüncü Kent Lokantası Yiğitler’de açıldı!

Bursa Büyükşehir Belediyesi, halkın uygun fiyata ve sağlıklı yemeğe ulaşabilmesi amacıyla Merinos Parkı ve Vatan Mahallesi’nin ardından Yiğitler Mahallesi’nde de kent lokantasını hizmete açtı. Sosyal belediyecilik anlayışıyla insan odaklı hizmetlerini ara vermeden sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların uygun fiyata ve sağlıklı yemeğe ulaşabilmesi amacıyla üçüncü Kent Lokantası'nı, Yıldırım İlçesi Yiğitler Mahallesi’nde hizmete açtı. Hijyenik şartlarda hazırlanmış, besleyici ve lezzetli 4 kap yemek, yanında ekmeği ve suyu ile birlikte vatandaşlara 80 TL’den sunulacak. Yiğitler Mahallesi’nde düzenlenen törene, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Parti Meclis üyesi Canan Taşer, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ülke olarak ekonomik anlamda zor bir dönemden geçtiklerini söyledi. İşsizliğin her geçen gün arttığını, birçok şeye erişimin zor olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam ettiklerini ifade etti. Sosyal belediyeciliğin, dayanışmanın ve halktan yana bir kent anlayışının en somut bir örneğini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, "Kent lokantaları, halkın en temel ihtiyaçlarından birine verilen net bir yanıttır. Bu ihtiyaç, temiz, dengeli ve besleyici yemeklerin herkes için erişilebilir olmasıdır. Kentte yaşayan her birey, sağlıklı, güvenilir ve uygun fiyatlı bir öğüne rahatça ulaşabilmelidir. Tam olarak bunu sağlamak için tesisi hizmete alıyoruz. Yiğitler Kent Lokantamızda; hemşehrilerimiz 4 kap yemeği 80 liraya yiyebilecekler. Hizmetimizi hijyen, temiz, nitelikli ve kaliteli biçimde sunmayı sorumluluk olarak görüyoruz. Bu yalnızca bir yemek hizmeti değildir. Aynı zamanda sosyal adaletin, eşitliğin ve kamusal sorumluluğun bir ifadesidir" dedi. Yiğitler Kent Lokantası’nın günlük bin kişiye kadar sıcak yemek sunabilen, 120 kişilik oturma alanına sahip, toplumun tüm kesimlerine açık bir kamusal buluşma alanı olduğunu vurgulayan başkan Mustafa Bozbey, "Burası; aynı sofrada buluşan, aynı kenti paylaşan insanların mekânıdır. Kent lokantalarımızın en güçlü yönlerinden biri de askıda yemek uygulamasıdır. Bugüne kadar kent lokantalarımızda 6 binden fazla askıda yemek bırakıldı. Bursamızda paylaşma ve dayanışma kültürü yaşıyor, büyüyor ve güçleniyor. Bugüne kadar kent lokantalarımızdan 300 binden fazla hemşehrimiz faydalandı. Bu tablo, doğru bir yerel yönetim politikasının ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. "Biz, bu kenti masadan değil, sahadan yönetiyoruz" diyen Başkan Mustafa Bozbey, Bursalılar için çalıştıklarını, her zaman yanlarında olduklarını vurguladı. Bursa’da büyük dayanışma zincirine bir halka daha eklediklerini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Bu; Bursamızda yaşayan herkes için kurulan, dayanışmayla sunulan bir sofradır. Yiğitler, 75. Yıl, Erikli ve bölge mahallelerimize ve Yıldırımlı hemşehrilerime bir müjdeyi de paylaşmak istiyorum. Kent lokantamızın hemen yanında B Kafe inşaatımız hızla devam ediyor. Yaklaşık bir ay içinde tamamlanacak. Hemşehrilerimiz yemeğini burada yiyecek. Yan tarafta çayını, kahvesini en ucuza içecek. Keyifle sohbet edecekler. Mahallemiz için çok değerli bir sosyalleşme alanı olacak. Yiğitler Kent Lokantamız hayırlı olsun. Yıldırım’da yol ve kentsel dönüşüm ilgili çalışmalar artarak devam edecek. Kentin diğer tarafından ne varsa, Yıldırım’da da o olacak. Yıldırımlılar bunu hak ediyor. Yıldırımlılar hak ettiği değerin karşılığını fazlasıyla alacak" dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, kent lokantasının hayırlı olmasını diledi. CHP’li yerel yönetimlerin ve belediye başkanlarının insanlara destek olmak için sosyal belediyecilik anlayışını uyguladığını belirten Kayışoğlu, herkesin huzur ve refah içerisinde yaşadığı bir dönem istediklerini ve bunun için çalıştıklarını dile getirdi. Konuşmaların ardından açılış kurdelesinin kesilmesiyle Kent Lokantası hizmete açıldı. Başkan Mustafa Bozbey ve beraberindekiler, vatandaşlara yemek ikram etti.

CHP'li Pala'dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ndeki skandala soru önergesi: "Yönetsel zafiyetler, denetim boşlukları!" Haber

CHP'li Pala'dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ndeki skandala soru önergesi: "Yönetsel zafiyetler, denetim boşlukları!"

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Afyonkarahisar’da Temmuz 2025’te yürütülen uyuşturucu ve tefecilik operasyonu kapsamında ortaya çıkan usulsüz reçete ve narkotik etkili ilaçların yasa dışı el değiştirmesi iddialarının, kamu hastanelerinin denetimi ve hasta güvenliği açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde görevli bir tıbbi sekreter ile bir hekimin adının soruşturmada geçmesi üzerine Pala, Sağlık Bakanlığı’na kurum içi denetim mekanizmaları, yaptırımlar ve önceki uygulamalar hakkında kapsamlı bir soru önergesi verdi. Milletvekili Pala, soru önergesinin gerekçesinde operasyonda tutuklanan tıbbi sekreter ile hekimin siyasi bağlantılarına ilişkin basına yansıyan bilgilere dikkat çekti. “Bir hekimin geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili aday adayı olduğu, diğer personelin ise aynı partinin ilçe yönetiminde görev aldığı iddia edilmektedir. Bu tür skandalların önüne geçmek ve sağlık sisteminde güveni yeniden tesis etmek için adli süreçlerin tüm boyutlarıyla şeffaf yürütülmesi zorunludur. Adalet her vatandaş için işlemeli, suçu sabit görülen kişiler hakkında gerekli yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır.” diyen Pala, Bakanlığı idari yaptırım süreçleriyle ilgili açık ve net olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Yaşananlar yönetsel zafiyetleri gözler önüne sermektedir; yüksek riskli ilaçların suiistimaline karşı alınan önlemler yetersiz kalmıştır!” Pala, yaşananların bireysel suiistimallerin ötesinde yönetsel açıkları da gösterdiğini vurguladı. Kamu hastanelerinde narkotik etkili ilaçların temininden reçeteye yazımına, eczaneden çıkışından tüketim kayıtlarına kadar tüm yönetim zincirinde hangi kontrol mekanizmalarının yürürlükte olduğunun açıklanmasını istedi. “Verilen ifadelerde yüksek riskli ilaçların reçetelendirilmesinde ciddi denetim boşlukları olduğu görülmektedir.” ifadesini kullanan Pala, mevcut önlemlerin kağıt üstünde kaldığını belirtti. “Bakanlık geriye dönük taramaları da içeren kapsamlı bir inceleme yürütmeli, narkotik ilaç yönetimindeki yapısal zafiyetleri hızla ortaya çıkarmalıdır.” diye ekleyen Pala, Bakan’dan Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde son beş yılda konu ile ilgili bir usulsüzlük tespit edilip edilmediğine dair bilgi istedi. “Sağlık kuruluşlarında denetim zafiyetleri halk sağlığını tehdit etmektedir; sorumlular görevden el çektirilmelidir!” Prof. Dr. Pala, bir kamu hastanesinin adının usulsüz reçete ve narkotik etkili ilaçların yasa dışı el değiştirmesi soruşturmasıyla anılmasının, büyük özveriyle çalışan sağlık emekçilerinin meslek onurunu ve kamu kurumlarına duyulan güveni zedelediğini belirtti. “Devletin temel görevi yurttaşını korumaktır. Güvenilir kurumlar inşa edilmeden bu görev yerine getirilemez. Sağlık meslek gruplarının itibarına daha fazla zarar verilmeden Bakanlık ve hastane yöneticileri yaşanan bu tablo karşısında gecikmeden sorumluluk almalı ve sorumlular görevden el çektirilmelidir.” çağrısıyla sözlerini noktaladı.

Kılıç  : “Gölecik Barajı Bursa için stratejik önem taşıyor” Haber

Kılıç : “Gölecik Barajı Bursa için stratejik önem taşıyor”

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Ak Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, yapımında yüzde 72 fiziksel ilerleme sağlanan Karacabey Gölecik Barajı’nın tamamlanma sürecinin hızlandırılması için Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’dan talepte bulundu. Bakan Yumaklı, barajın 2027 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini açıkladı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görüşmeleri sırasında söz alan Milletvekili Ahmet Kılıç, Gölecik Barajı’nın Bursa için stratejik önem taşıdığını belirterek, projenin şehrin su güvenliğinden tarımsal kalkınmasına kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı. Milletvekili Kılıç, Gölecik Barajı’nın tamamlanmasıyla Bursa’nın hem içme suyu arzının güçleneceğini hem de tarımsal verimliliğin artacağını ifade ederek şunları söyledi: “Karacabey Gölecik Barajı, Bursa’mızın geleceğine vurulan stratejik bir mühürdür. Şehrimizin içme suyu güvenliğini güçlendiren, tarımsal üretimi destekleyen ve bölgenin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayan bu dev eser, Bursa’ya yapılan en kıymetli yatırımlardan biridir. Suyun ve üretimin her zamankinden daha kritik olduğu bir dönemde, Gölecik Barajı sayesinde hem Karacabey’in hem de tüm Bursa’nın önü açılmaktadır. 23 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Bursa’mıza eser kazandırıyoruz. Bu yatırım, lafla değil işle konuşan bir anlayışın ürünüdür.” Kılıç, ayrıca Bursa’da üretimin artarak devam ettiğine dikkat çekerek, son 23 yılda sebze ve meyve üretiminin 3 milyon tondan 7 milyon tona ulaştığını hatırlattı. Bursa’nın ahududu üretiminde Türkiye birincisi olduğunu, böğürtlen, armut, bezelye ve şeker kamışında da ilk sıralarda yer aldığını belirtti. Milletvekili Kılıç, komisyon görüşmelerinde ayrıca Keles Avdan Göleti ve Osmangazi Güneybayır Göleti’nin iz bedelli statüden çıkarılarak yatırım ödeneği ayrılmasını ve Bursa Ovası sulamasının yatırım programına alınmasını talep etti. Bakan Yumaklı: “430 milyon TL ödenekle çalışmalar sürüyor” Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, komisyon çalışmalarında Kılıç’ın talebine yanıt vererek Gölecik Barajı’nda gelinen son durumu şöyle açıkladı: “Bursa Karacabey Gölecik Barajı ikmal işi kapsamında 2025 yılında sağlanan 430 milyon TL ödenekle çalışmalar devam etmektedir ve %72 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır. Söz konusu işin 2027 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.” Bakan Yumaklı, ayrıca Bursa Ovası sulamasına ilişkin proje yenileme çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Yıldırım’da gururla kutlandı Haber

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Yıldırım’da gururla kutlandı

Cumhuriyet’in 102. yıl dönümü, Yıldırım’da düzenlenen etkinliklerle büyük bir coşku içinde kutlandı. Yıldırım’daki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, kortej yürüyüşü ile başladı. Gökdere Meydanı’nda toplanan binlerce vatandaş, ellerinde bayraklarla, Yıldırım Belediyesi Bayrak Alanı’na yürüdü. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yan ısıra; AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri ve binlerce vatandaşın katıldığı yürüyüş coşkulu görüntülere sahne oldu. ‘KUTLU BİR GÜN’ Yıldırım Belediyesi Bayrak Alanı’nda son bulan kortej yürüyüşünün ardından Belediye Başkanı Oktay Yılmaz meydanı dolduran binlerce vatandaşa hitap etti. Tüm vatandaşların 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Başkan Oktay Yılmaz, “Bugün; bir milletin varoluş mücadelesini, yeniden dirilişini ve istiklal iradesini taçlandıran kutlu bir günü, cumhuriyetimizin 102. yılını hep birlikte idrak ediyoruz. Cumhuriyet; küllerinden yeniden doğan bir milletin adıdır. Cumhuriyet; her türlü zorluğa rağmen ‘hür ve bağımsız yaşayacağız!’ diyen bir iradenin, ortak kaderimizin adıdır. Bu topraklar yalnızca üzerinde yaşadığımız bir coğrafya değil, uğrunda bedel ödenmiş bir vatandır. Aziz milletimiz; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da gösterdiği destansı kahramanlıkla tarihe yön vermiş; ardından cumhuriyet ile bu büyük yürüyüşü taçlandırmıştır” ifadelerini kullandı. ‘EMANETİ GÜÇLENDİRİYORUZ’ Cumhuriyeti yaşatmak için her bir vatandaşa önemli görevler düştüğünü belirten Başkan Oktay Yılmaz, “Bugün bizlere düşen görev; ecdadımızdan emanet aldığımız bu değerleri yaşatmak, güçlendirmek ve bizden sonraki nesillere daha kuvvetli bir şekilde teslim etmektir. Bu anlayışla; Yıldırım’da insanı merkeze alan, gençlerimize güvenen, bilimi, sanatı, kültürü ve üretimi önceleyen bir şehir vizyonunu hep birlikte inşa ediyoruz. Medeniyetimizin kadim mirasını korurken; çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğin Türkiye’si için daha güçlü donanımlarla yetişmesini önemsiyoruz” diye konuştu. TÜRKİYE YÜZYILI VURGUSU Cumhuriyetin kuruluş ideallerinin, Türkiye Yüzyılı vizyonunda yeniden hayat bulduğunu vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz; “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “istikbal göklerdedir” sözü, artık sadece bir ideal değil; Hürkuş, Gökbey, Anka, Kızılelma, Akıncı gibi millî hamlelerle gerçeğe dönüşmüştür. Savunmada, teknolojide, sanayide, uzay çalışmalarında milletimiz; dünyanın öncü ülkeleri arasında yer almaya başlamıştır. Bu başarı; cumhuriyetin ilke ve hedeflerinin bugün de ne kadar güçlü bir karşılığa sahip olduğunun en somut göstergesidir. Yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu “yurtta sulh, cihanda sulh” ideali; bugün bölgemizde barışın, adaletin ve istikrarın tesisinde etkin rol üstlenen Türkiye ile karşılığını bulmuştur. Masada ve sahada söz ve irade sahibi; bölgesinde lider, dünyada muteber bir konuma yükselen Türkiye, Cumhuriyetimizin asırlık yürüyüşünün gurur verici neticesidir” dedi. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR Başkan Oktay Yılmaz’dan sonra kalabalığa hitap eden AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç ise; “Cumhuriyetimizin 102. Yaşı kutlu olsun. Cumhuriyeti kuran temel iradeyi ve vizyon bugün yeniden hayat buldu. Her alanda bağımsız ve güçlü bir Türkiye var. İnşallah bu güçlü Türkiye daha da büyüyecek ve yükselecek” ifadelerini kullandı. Yıldırım Kaymakamı Metin Esen ise Cumhuriyeti yaşatmak için her bir vatandaşa önemli görevler düştüğü vurgulayıp, “Bu güzel ve coşkulu etkinliklerde bizleri buluşturup, Cumhuriyet ruhunu yaşatan Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından sahneye çıkan ünlü sanatçı Mustafa Ceceli, Bayrak Alanı’nı dolduran binlerce vatandaşa unutulmaz bir akşam yaşattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.