SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Şehir Hastanesi

Söz Bursa - Bursa Şehir Hastanesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Şehir Hastanesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da korkutan otel yangını: SPA merkezinde başladı, 7 kişi hastaneye kaldırıldı Haber

Bursa’da korkutan otel yangını: SPA merkezinde başladı, 7 kişi hastaneye kaldırıldı

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan bir otelde çıkan yangın, Bursa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin yoğun çalışması sonucu kontrol altına alındı. Yangında dumandan etkilenen 7 kişi, Çekirge Devlet Hastanesi, Bursa Şehir Hastanesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Nilüfer ilçesi Görükle Mahallesi’nde 48 yatak kapasiteli ve iki bölümden oluşan otelde bulunan 35 vatandaş, itfaiye ekiplerinin hızlı ve koordineli müdahalesiyle güvenli şekilde tahliye edildi. Yangın sırasında üst katlarda mahsur kalan vatandaşlara ulaşmak için merdivenli araçlar ve özel ekipmanlar kullanıldı. İlk değerlendirmelere göre yangının, otelin eksi birinci katında bulunan SPA merkezinden çıktığı tahmin ediliyor. Yoğun dumanın binanın üst katlarına yayılması üzerine itfaiye ekipleri, hem yangını söndürme hem de içeride bulunan vatandaşları kurtarma çalışmalarını eş zamanlı yürüttü. İtfaiye ekiplerinin zamanla yarıştığı müdahale ve kurtarma anları kameralara yansıdı. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemleri alırken, sağlık ekipleri de olası müdahaleler için olay yerinde hazır bekledi. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme sürerken, yapılan denetimlerde otelin mevzuata uygun olduğu ve gerekli kontrollerden geçtiği öğrenildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre yangına 19 araç ve 50 itfaiye personeliyle müdahale edildi. Açıklamada, yangının otelin eksi birinci (-1) katında bulunan SPA bölümünde başladığının tespit edildiği belirtildi. Yangın sırasında yapı içerisinde bulunduğu bildirilen 35 kişi, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla bina içerisinden başarıyla tahliye edildi. Dumandan etkilenen 7 vatandaşın ise sağlık ekiplerine teslim edilerek hastanelere sevk edildiği bildirildi.

Bursa Şehir Hastanesi tüp bebek merkezi ilk yılında ilk bebeğine kavuştu Haber

Bursa Şehir Hastanesi tüp bebek merkezi ilk yılında ilk bebeğine kavuştu

Bursa Şehir Hastanesi bünyesinde 2024 yılı Aralık ayında hizmete giren Tüp Bebek Merkezi'nde ilk bebek doğumu gerçekleşti. Merkezin başarıyla tamamladığı doğum sonrası hem aile hem de sağlık çalışanları büyük mutluluk yaşadı. Bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiği ve annenin durumunun iyi olduğu bilgisini veren Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Özlem Çaylan Canıtez, yaptığı açıklamada merkezin henüz ilk yılında böyle bir başarı elde etmesinin, ekip çalışmasının ve modern teknolojilerin doğru kullanımının bir sonucu olduğunu belirtti. İlk gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu dile getiren Canıtez, "Bakanlığımız desteğiyle tedavi sürecinde ileri embriyoloji teknikleri, titiz laboratuvar çalışmaları ve kişiye özel tedavi protokolleri kullandık. Hastamızın yumurta rezervi, rahim içi yapısı ve hormon profili detaylı şekilde değerlendirildi. Bu analizler sonucunda en uygun tedavi yöntemini belirleyerek kontrollü bir şekilde ilerledik. Embriyonun gelişim süreci boyunca son teknoloji inkübatörler ve embriyo izleme sistemleri kullandık. Transfer sonrası dönemi de yakından takip ettik ve bugün sağlıklı bir bebeği ailemize kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Ortaya çıkan başarının sadece tıbbi bir sonuç değil, aynı zamanda hastayla kurulan güven ilişkisinin de bir yansıması olduğunu kaydeden Canıtez, Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nin bundan sonra da aynı hassasiyetle birçok aileye umut olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 1 YILDA 242 ÇİFTE TÜP BEBEK TEDAVİSİ 1 yıldır faaliyet gösteren üremeye yardımcı tedavi merkezlerine yaklaşık 10 bin hastanın başvurduğuna dikkat çeken Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Uzm. Dr. Nur Pınar Çimen ise, "Bu hastaların çocuk sahibi olabilmeleri için uygun tanı ve tedavi yöntemleri uygulanmıştır. 136 çifte aşılama tedavisi, 242 çifte tüp bebek tedavisi uygulanmıştır. Merkezimizin laboratuvarları çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yanı sıra kanser hastalarının da üreme hücrelerini dondurmaktadır ve bu hastaların doğurganlıklarının korunmasına önemli bir hizmet vermektedir" dedi.

Bursa Şehir Hastanesi’ne uluslararası eğitim yetkisi Haber

Bursa Şehir Hastanesi’ne uluslararası eğitim yetkisi

Bursa Şehir Hastanesi, Avrupa Rejyonal Anestezi Derneği (ESRA) tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda; rejyonal anestezi (Bölgesel uyuşturma), ağrı tedavisi ve yatak başı hedefe yönelik ultrasonografi alanında uluslararası eğitim veren yetkin merkezlerden biri olarak kabul edildi. Bu gelişme ile Bursa Şehir Hastanesi, yalnızca Türkiye’de değil uluslararası düzeyde de eğitim veren öncü sağlık kuruluşları arasında yerini almayı başardı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hande Gürbüz, Bursa Şehir Hastanesi’nin Türkiye’de bu belgeyi alan 4. yetkin merkez olduğunu ve süreç boyunca Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hareket ettiklerini belirtti. Rejyonal anestezinin, birçok ameliyatın genel anestezi olmadan yürütülmesine imkân tanıdığını dile getiren Doç. Dr. Gürbüz, "Bunun yanı sıra ameliyat sonrasındaki şiddetli ağrıların geçirilmesinde de oldukça etkin yöntemler olarak başarı ile kullanılmaktadır. Dolayısıyla hastalarımız ameliyat sonrasındaki iyileşme dönemlerini daha konforlu ve daha rahat bir şekilde geçirebilmektedir" dedi. ULUSLARARASI PRESTİJ Bursa Şehir Hastanesi’nde bu yöntemlerin uzun süredir kullanıldığına dikkat çeken Gürbüz, "Almış olduğumuz bu onayla birlikte sadece Türkiye’den değil, bütün dünyadan anestezi, yoğun bakım ve aile hekimlerinin de eğitimlerine katkıda bulunabileceğiz. Bu bizim için çok büyük bir gurur kaynağı olmakla birlikte hastanemiz içinde uluslararası bir prestij sağlayacaktır. Bu süreçte emeği geçen tüm hocalarıma ve ekip arkadaşlarıma içtenlikle teşekkürlerimi sunuyorum" şeklinde konuştu.

Bursa’da yanık tedavisinde botoks dönemi Haber

Bursa’da yanık tedavisinde botoks dönemi

İki bacağında da derin yanık izleri bulunan 17 yaşındaki Cengiz Özgülmez, aldığı tedavi sonucu gözle görülür değişim olduğunu dile getirdi. 2017 yılında tiner tenekesinin patlaması sonucu vücudunda derin yanıklar meydana gelen Özgülmez, ikamet ettiği İzmir’de çeşitli tedaviler aldı. Aradan geçen 8 yılda bacaklarındaki yanık izleri geçmeyen Özgülmez, doktorunun tavsiyesiyle Bursa Şehir Hastanesi Yanık Merkezine başvurdu. Çocuk Yanık Sorumlusu Doç. Dr. Sabriye Dayı tarafından değerlendirilen Özgülmez’e lazer tedavisinin yanında botoks tedavisi uygulandı. Yaşadığı süreci aktaran Özgülmez, "Sabriye hanımdan bir kere lazer tedavisi gördüm. Bir de botoks tedavisi gördüm ve bana çok iyi geldi. Derilerde gözle görülür değişim var ve ben de kendimi çok iyi hissediyorum. Her iki ayağımda yanıklar var. Bacaklarımda botoks iğnesi yapıldıktan sonra lazer tedavisi uygulanıyor. Gözle görülür bir değişim var. Renkte büyük bir değişim var. Biraz ten rengine dönmeye başladı. Bu tedaviyle etlerim biraz daha yumuşadı. Bileklerim daha sertti. Sabriye hocam çok iyi geldi bana. Her şey için teşekkür ederim" şeklinde konuştu. İlk sonuçlar oldukça olumlu Genelde kozmetik alanda uygulanan botoks uygulamasını yanık vakalarında yeni bir tedavi yöntemi olarak kullanmaya başladıklarını belirten Bursa Şehir Hastanesi Yanık Merkezi Çocuk Yanık Sorumlusu Doç. Dr. Sabriye Dayı ise, ilk sonuçların oldukça olumlu olduğunu vurguladı. Hastalara bu yöntemi hangi durumlarda kullandıklarını açıklayan Doç. Dr. Dayı, "Kasılma ya da büzüşme durumu dediğimiz, eklemini kullanamama durumlarında kullandığımızda; o eklem fonksiyonunun oldukça iyi açıldığını gözlemekteyiz. Kontraktür (Kas esnekliği kaybı) dediğimiz olaylarda veya kaşıntıda da gerçekten çok faydasını görüyoruz. Ayrıca skar dediğimiz yanık sonrası oluşan, aşırı doku olan bölümlerde onların da inceldiğini, renginin normalleştiğini görmekteyiz. Hastalarımızdan bu yönde çok olumlu dönüşler anlamaktayız" dedi.

Glutensiz hayat mümkün Haber

Glutensiz hayat mümkün

Uluslararası Çölyak Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Teker, çölyak hastalığının 'Gluten' isimli proteine karşı bağışıklık sisteminin geliştirdiği antikorların, ince bağırsağın emilim yüzeyinde yıpranmaya yol açmasıyla geliştiğini dile getirdi. Hastaların hiçbir semptom olmadan kan tetkiklerinde anormallik tespit edilmesi sebebiyle başvurabileceği gibi gaz, şişkinlik, bir süredir devam eden kronik ishal şikayetiyle de başvurabileceğini vurgulayan Teker, "Çölyak hastalığı kabızlıkla da seyredebilir. Hastalar, sindirim sistemi şikayetleriyle başvurabileceği gibi cilt bulguları, kaşıntılı kabarık cilt lezyonları, nörolojik bulgular, özellikle çocukluk döneminde epilepsi gibi tedaviye dirençli anemiler veya vitamin eksikliklerine bağlı; örneğin daha erken yaşta görülebilen kemik erimesi tablolarıyla da bize gelebilirler" şeklinde konuştu DİYET ETKİSİNİ HIZLA GÖSTERİYOR Uygun diyet programıyla ilk haftalardan itibaren semptomlarda gerileme başlayabileceği bilgisini veren Teker, "Çölyak tanısı koyduğumuz hastalara biz ömür boyu glutensiz diyet öneriyoruz. Diyete başladıkları zaman 2-3 hafta içerisinde hastaların semptomlarında gerilemeler başlıyor. 3-6 ay seviyesinde ise antikor seviyesine düşme ve 6-12 ay seviyesinde de endoskopik olarak 12 parmak bağırsağında düzelme bekliyoruz. Sadece 12 parmak bağırsağından ziyade bütün ince bağırsağı da tutabilen bir hastalık. İlk karşılaşan bölüm 12 parmak bağırsağı olduğu için bu proteinde öncelikle bu kısım hem daha sık hem de daha etkili bir şekilde tutuluyor" dedi. LENFOMA GELİŞEBİLİR Çölyak hastalığının genetik bir geçişi olduğuna işaret eden Teker, "Dolayısıyla ailelerimizde çölyak hastalığı olan bireyler varsa ve şikayetleri varsa bunlardan baktığımız bir basit kan tetkiki ile çölyak olup olmadığını belirleme şansımız oluyor. Eğer çölyak hastaları, diyetlerine uymazsa ve emilim bozuklukları devam ederse ilerleyen dönemde erken yaşta kemik erimesi gelişimi, dirençli anemiler, halsizlik, kilo kayıpları, ishaller gibi şikayetler olabileceği gibi diyete uymayan çölyak hastalarında lenfoma gelişimi de söz konusu olabiliyor" diye konuştu. DİYETİSYEN DESTEĞİ ALINMALI Hastalığın görülme sıklığının yüksek olduğunun altını çizen Teker, "Şu an diyet dışında bir tedavisi olmadığı için hastalara diyetisyen desteği almalarını öneriyoruz. Çünkü uzun süreli bir tedavi, ciddi hayat tarzı değişiklikleri gerektiriyor. Buğdaydan elde edilen her üründe bu protein mevcut. Dolayısıyla buğdaydan elde edilen makarna, bulgur, irmik gibi şeylerin tüketilmesini de hastalığın bağırsakları etkilemesine ve semptomların ilerlemesine yol açabilir. Bunu sadece ekmek olarak değerlendirmemek lazım. Eğer bireylerde bu tarz sindirim sistemi şikayetleri varsa, bir türlü tedavi edilemeyen demir eksikliği varsa, hastalarda öngörülen yaşın daha öncesinde bir kemik erimesi gelişimi olduysa ve ailelerinde özellikle çölyak hastalığı varsa kendilerinin bir dâhiliye ya da gastroenteroloji polikliniğine başvurarak bu açıdan değerlendirmelerini öneririz" ifadelerini kullandı.

Depresyon yaşlanmanın doğal bir parçası değil Haber

Depresyon yaşlanmanın doğal bir parçası değil

Bursa Şehir Hastanesinde görevli Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Olgun Deniz, Ulusal Yaşlılar Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı tarafından, sağlıklı yaşlanma konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla bu yıl ki temanın ''Depresyonu Önemse Hayata Gülümse'' şeklinde belirlendiğini dile getiren Doç. Dr. Deniz, geriatrik depresyonun 65 yaş ve üzeri bireylerde sık karşılaşılan, ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir ruh sağlığı sorunu olduğunu kaydetti. Depresyonun yaşlanmanın doğal bir parçası olmadığının altını çizen Doç. Dr. Deniz, "Yaşlanma süreci ile birlikte gelen fiziksel ve sosyal değişiklikler, depresyon riskini artırabilir. Sevdiklerini kaybetme, kronik hastalıklar, yalnızlık, sosyal izolasyon ve bağımlılık hissi gibi faktörler, bu dönemde ruhsal sağlığı derinden etkileyebilir. Ancak unutmamalıyız ki depresyon yaşlanmanın doğal bir parçası değildir. Geriatrik depresyonun belirtileri arasında sürekli üzüntü, enerji kaybı, iştah değişiklikleri, uyku problemleri, ilgisizlik ve yaşamdan keyif alamama sayılabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde bir sağlık uzmanına danışmak hayati önem taşır" dedi. PROFESYONEL DESTEK ALINMALI Bireylerin düzenli ruh sağlığı değerlendirmelerini yapmaları gerektiğini vurgulayan Deniz, "Vatandaşlarımız, aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezlerinden ücretsiz bir şekilde hizmet alabilmektedir. 65 yaş ve üzeri bireylerin birinci basamak sağlık tesislerimizde aile hekimlerini ziyaret ederek düzenli ruh sağlığı değerlendirmelerini yaptırmaları ve gerekli görülürse üst merkezlere yönlendirilmeleri önemlidir" şeklinde konuştu. YALNIZ OLMADIKLARINI HİSSETTİRİN Yaşlı bireylerin ruh sağlığına daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Deniz, "Destek grupları oluşturmalı ve onların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler geliştirmeliyiz. Çünkü yaş almak, mutluluk ve huzurdan ödün vermek anlamına gelmez. Sevdiklerimize yalnız olmadıklarını hissettirmek, onların hayatına dokunmanın en anlamlı yollarından biridir. Bu dönemde amacımız yaşama yıllar katmak değil yıllara yaşam katmaktır. Herkese esenlikler dilerim"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.