SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa Uludağ Üniversitesi

Söz Bursa - Bursa Uludağ Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Uludağ Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Erkan Aydın lansmanda duyurdu: Fetih ve spor temalı fotoğraf yarışması başlıyor Haber

Başkan Erkan Aydın lansmanda duyurdu: Fetih ve spor temalı fotoğraf yarışması başlıyor

Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılına özel olarak hazırladığı ulusal nitelikteki fotoğraf yarışmasını düzenlediği lansman toplantısıyla tanıttı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın katılımıyla kamuoyuna duyurulan “Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Özel Fetih ve Spor Temalı Ulusal Fotoğraf Yarışması”, spor ile fotoğraf sanatını aynı çatı altında buluşturdu. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümünü anmak, tarihi mirası gelecek nesillere aktarmak ve fetih ruhunu sporun birleştirici enerjisiyle buluşturmak amacıyla düzenlenen yarışmanın lansman toplantısı, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra BURFOD Yönetim Kurulu Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Serpil Savaş, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Bursa Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler MYO Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Erhan Mutlu Gün, yarışmanın küratörü Fahrettin Beceren ile basın mensupları katılım gösterdi. “Kalıcı Eserler Kazandırmış Olacağız” Yarışmanın, tarih bilincini pekiştirirken spor kültürünün yaygınlaşmasına ve fotoğraf sanatı aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunacağını söyleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti: “700’üncü yıl fetih etkinliklerini Aralık ayında başlattık. Bu kapsamda, fetih etkinliklerinin bir yenisi olan Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Özel Fetih ve Spor Temalı Ulusal Fotoğraf Yarışması’nı tanıtmak üzere bir araya geldik. Spor temalı olarak düzenlenecek yarışmada; futbol, basketbol, voleybol ve diğer branşlarda, sanat eseri niteliği taşıyan fotoğraflar değerlendirilecek. Yarışma 14 Şubat 2026 tarihinde başlayacak olup, 25 Ağustos 2026 saat 23.00’te sona erecek. Dereceye giren eserler ise 7 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak. Yarışmada ödül alan eserleri düzenleyeceğimiz sergide sanatseverlerle buluşturarak kalıcı eserler kazandırmış olacağız. Bu yarışmanın yanı sıra Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali’nin ikincisini de düzenleyeceğiz. Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören festivalin bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşmesini bekliyoruz. Ayrıca Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Yarışması’nı geleneksel hale getirdik ve bu yıl da düzenleyeceğiz. Türk edebiyatının büyük ustalarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın düşünsel ve edebi mirasını yaşatmayı, yeni nesillere aktarmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte Türk edebiyatına yeni kalemler kazandırmayı amaçlıyoruz.” “700’üncü Yılı Fotoğraflarla Ölümsüzleştireceğiz” Bursa’da bir ilke imza attıkları yarışmayı şehrin 700’üncü yılına yakışır şekilde planladıklarını söyleyen BURFOD Yönetim Kurulu Başkanı Serpil Savaş, “Yarışmadaki amacımız, Ulu Önder Atatürk’ümüzün söylediği gibi ‘Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’ sözünü ilke edinerek gençlerin sportif faaliyetlere katılmasını sağlamak ve bu faaliyetleri fotoğrafçı dostlarımızın anı yakalayarak ölümsüzleştirmesidir. Bu doğrultuda yarışmamızı Türkiye Fotoğraf Federasyonu’nun desteği, Bursa Sinema Fotoğraf Sanatı Derneği’nin katkısı ve Osmangazi Belediyesi’nin sunmuş olduğu imkanlarla gerçekleştireceğiz. Yarışmamız 14 Şubat 2026 tarihinde başlayacak, 25 Ağustos’ta sona erecek; jüri toplantısının ardından 7 Eylül’de sonuçlar açıklanacaktır. Hedefimiz, 11 Eylül Bursa’nın kurtuluşu kapsamında düzenlenecek sergiyle tüm sanatseverleri bir araya getirebilmektir. Yarışma dijital fotoğraf ve drone olmak üzere iki kategoriden oluşmaktadır. Ödüller her iki kategori için ayrı ayrı verilecektir. Bu yarışmanın hayata geçirilmesinde bizlere fikir veren, destek olan herkese teşekkür ediyor; tüm fotoğrafçı dostlarımızı Bursa’mıza davet ediyorum” diye konuştu. Yarışmanın Ayrıntıları Açıklandı Osmangazi Belediyesi ile Bursa Sinema ve Fotoğraf Sanatı Derneği (BURFOD) iş birliğinde, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu yarışma yönergesine uygun olarak düzenlenen ulusal fotoğraf yarışması, 14 Şubat 2026 tarihinde başlayacak. Yarışmaya son başvuru tarihi ise 25 Ağustos 2026 saat 23.00 olarak belirlendi. Yarışmanın küratörlüğünü Fahrettin Beceren üstlenirken, seçici kurulda Bursa Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler MYO Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Erhan Mutlu Gün, BURFOD Yönetim Kurulu Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Serpil Savaş, Fotoğraf Sanatçısı Mine Kasapoğlu, Osmangazi Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü personeli Ebru Kamur ile Mustafa Mesut Şık yer alıyor. “Dijital Renkli” ve “Drone” olmak üzere iki kategoriden oluşan yarışmada Dijital Renkli kategorisinde dereceye girenlere birincilik ödülü 50 bin TL, ikincilik ödülü 40 bin TL, üçüncülük ödülü 30 bin TL verilecek. Ayrıca iki mansiyon ödülünün her biri 20 bin TL, Kurum Özel Ödülü 40 bin TL olacak. Sergilemeye değer görülen en fazla 91 eserin her biri için 3 bin TL ödül verilecek. Drone kategorisinde de birinciye 30 bin TL, ikinciye 20 bin TL ve üçüncüye 10 bin TL ödül takdim edilecek.

Osmangazi’de türküler bu kez garipliği anlattı Haber

Osmangazi’de türküler bu kez garipliği anlattı

Osmangazi Belediyesi’nin kültürel mirası yaşatmak ve Anadolu’nun hafızasında yer eden ezgileri yeni kuşaklarla buluşturmak amacıyla düzenlediği “Anadolu’nun Türkü Yolları” programı, bu kez ‘gariplik’ temasıyla dinleyicilerin karşısına çıktı. Anadolu’nun dört bir yanından derlenen gariplik türküleri, yoğun katılımla gerçekleşen gecede Bursalı sanatseverlerle buluştu. Asırlardır dilden dile aktarılarak günümüze ulaşan, kimi zaman gurbeti, kimi zaman hasreti, kimi zaman da kimsesizliği anlatan türküler, Osmangazi Belediyesi’nin titizlikle hazırladığı “Anadolu’nun Türkü Yolları” programında yeniden hayat buldu. Ses sanatçısı Salih Taşkın ve saz sanatçısı Selçuk Oruç’un ahengiyle bezenen, Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emir İlhan’ın da hikaye anlatımlarıyla zenginleşen etkinlikte, yüzyılların biriktirdiği duygular, sözlerde ve melodilerde bir kez daha yeşerdi. ‘Gariplik’ etrafında şekillenen gecede, Anadolu insanının yüreğindeki yalnızlığını, sabrını ve direncini yansıtan ezgiler, dinleyenlere hem hüzünlü hem de derin bir yolculuk yaşattı. Yoğun ilginin gösterildiği programda seslendirilen eserlerle, Anadolu’nun ruhuna dokunan, gurbeti sılaya bağlayan tınılar bir kez daha keşfedilirken; garipliğin yalnızca bir kimsesizlik hali değil, aynı zamanda bir duruşu, vakarı ve sabrı simgelediği türküler aracılığıyla anlatıldı. “Her İnsanın Bir ‘Garip’ Olduğu Anlar Olabilir” ‘Gariplik’ ile ilgili türkülerin okunmasının çok değerli olduğunu kaydeden ses sanatçısı Salih Taşkın, “Ülkemizin çeşitli yörelerinden güzel türkülerimizi okumaya çalıştık. Osmangazi Belediyesi’ne, buraya gelen herkese çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. Saz sanatçısı Selçuk Oruç da, “Garip temasında, kendinden bir kesit bulmamak mümkün değil. Her insanın bir garip olduğu anlar olabilir. Ben çok mutlu oldum. Hem hüzünlendim, hem de gerilere doğru gittim” açıklamasında bulundu. Türkülerin, dinleyicilerin içine tamamen sindiği güzel bir gece olduğuna değinen Doç. Dr. M. Emir İlhan ise, “Çok hisli bir gece oldu. Anadolu’nun bir ucundan öteki ucuna bir derleme ile türkülerde garibi, gariplilerin türkülerini anlatmaya çalıştık” diye konuştu. Geceye katılan sanatseverler, etkinlikten büyük keyif aldıklarını belirterek, desteklerinden dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.

Bursa’da bir ilk! Karaman mahallesi "Ruh Sağlığı" için pilot bölge seçildi Haber

Bursa’da bir ilk! Karaman mahallesi "Ruh Sağlığı" için pilot bölge seçildi

Projenin Genel Koordinatörlüğünü ve Bursa Uludağ Üniversitesi Bilim ve Doğa Topluluğu Başkanlığı’nı yürüten Zeynep Göksu İnayet, pilot uygulamanın ilk aşamasında 50 kişilik öğrenci grubuyla kapsamlı bir panel gerçekleştirildiğini belirtti. Panelde; Nilüfer Kent Konseyi Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sosyolog Doç. Dr. Berkay Aydın, Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Dr. Didem Acar ve Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Merve Karaburun konuşmacı olarak yer aldı. Türk Psikologlar Derneği ve Genç Psikologlar Meclisi paydaşlığında gerçekleştirilen panelde, ruh sağlığı okuryazarlığının önemi çok yönlü olarak ele alındı. Mahallede farkındalık için poster atölyesi Projenin ikinci aşaması ise Karaman Mahallesi Muhtarlığı ile Karaman Kadın Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği iş birliğinde gerçekleştirildi. Aralık ayında düzenlenen Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Paneli’nin kazanımları doğrultusunda, Karaman Mahallesi’nde Poster Hazırlama Atölyesi düzenlendi. Atölyede, mahalle sakinleri ile topluluk üyesi üniversite öğrencileri bir araya gelerek ruh sağlığı temalı posterler hazırladı. Hazırlanan posterlerin, pilot çalışma bölgesi olan Karaman Mahallesi’nde ilerleyen süreçte farkındalık oluşturmak amacıyla kullanılacağı ifade edildi. Kadınlardan yoğun ilgi Atölyeye katılan Karaman Mahallesi’nde yaşayan kadınlar, ruh sağlığına dair merak ettikleri sorulara uzmanlar ve öğrenciler aracılığıyla yanıt buldu. Samimi ve etkileşimli bir ortamda gerçekleşen etkinlikte katılımcılar keyifli ve öğretici anlar yaşadı. Proje ekibi, Karaman Mahallesi’ndeki pilot uygulamanın ardından farklı mahalle muhtarlıklarıyla iş birliği yaparak üçüncü etaba geçmeyi planlıyor. Muhtar Hatice Avcı: “Mahallemiz adına gurur duyuyoruz” Karaman Mahallesi Muhtarı Hatice Avcı, pilot mahalle olarak seçilmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Avcı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Karaman Mahallesi’nin böylesine anlamlı ve toplumsal faydası yüksek bir projede pilot bölge olarak seçilmesi bizler için büyük bir mutluluk. Özellikle kadınlarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığı konusunda bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Bu tür çalışmalar, mahalle kültürünü güçlendirdiği gibi bireylerin kendilerini daha güvende ve değerli hissetmelerini sağlıyor.” Avcı, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan iş birliklerinin mahalleler için önemli bir kazanım olduğuna dikkat çekerek, projede emeği geçen akademisyenlere, öğrencilere ve organizasyon ekibine teşekkür etti.

Nilüfer’de hayat kurtaran adım: Deprem simülasyon merkezi kapılarını yeniden açtı Haber

Nilüfer’de hayat kurtaran adım: Deprem simülasyon merkezi kapılarını yeniden açtı

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve GEA Arama Kurtarma iş birliğiyle “Afetlere Hazırlık Toplantısı ve Toplumsal Dayanıklılık Semineri” düzenlendi. Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Merkezi’nde gerçekleştirilen programda yenilenen Deprem Simülasyon Merkezi de eğitim faaliyetlerine yeniden başladı. ÖĞRENCİLERE DEPREM SİMÜLASYONU EĞİTİMİ Etkinlik, öğrencilerin katılımıyla Deprem Simülasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlerle başladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in de takip ettiği eğitimde, deprem anında yapılması gerekenler uygulamalı olarak gösterildi. Simülasyon eğitiminin ardından düzenlenen seminere Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in yanı sıra, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, akademisyenler, meclis üyeleri ve çok sayıda gönüllü katıldı. “AFET ÖNCESİNDE SORUMLULUK ALIYORUZ” Seminerin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ta yaşanan acıların unutulmadığını belirterek, bu acılardan ders çıkararak geleceğe hazırlanılması gerektiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Deprem sadece fay hatlarında değil; ihmalde, gecikmede ve ertelenen kararlarda yıkıcı oluyor. Zamanında yapılmayan dönüşümler, karşımıza can kaybı olarak çıkıyor. Biz Nilüfer’de sadece afet sonrasında değil, afet öncesinde de sorumluluk alan bir anlayışla çalışıyoruz” dedi. Yenilenen Deprem Simülasyon Merkezi’nin sadece bir eğitim alanı değil, bir “hayat kurtarma noktası” olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer için hazırladıkları kentsel dönüşüm modeline de değindi. Bilimden sapmadan, ranttan uzak durarak ve insan hayatını merkeze alarak dönüşümü gecikmeden hayata geçirmek istediklerini kaydeden Başkan Şadi Özdemir, “Çünkü biliyoruz ki kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değil, hayat kurtarmaktır” diye konuştu. “SİVİL TOPLUM AYAĞI GÜÇLENMELİ” Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ise 1999 depreminden bu yana toplumun afet sonrası dayanışma konusunda güçlü olduğunu ancak afet öncesi hazırlıkta eksiklikler bulunduğunu belirtti. Afetle mücadelenin sadece devletten veya belediyeden beklenemeyeceğini söyleyen Aydın, “Bu bir kriz durumu ve ne zaman olacağı belli değil. Bu işin sivil toplum ayağının da güçlenmesi gerekiyor. Mahalle komitelerimiz ve gönüllülerimizle birlikte, her yurttaşın afet anında ne yapacağını bildiği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “BURSA’NIN ZEMİNİ ÖZEL ÇALIŞMA GEREKTİRİYOR” Seminerde, “Kahramanmaraş Depremleri Işığında Nilüferliler İçin Çıkarımlar” başlıklı bir sunum yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şenkaya da, Bursa’nın zemin yapısına dikkat çekti. Risk azaltma çalışmalarının afet yönetiminin en önemli parçası olduğunu vurgulayan Şenkaya, şunları söyledi: “İstanbul için hesaplanan hasarın yüzde 10’u gerçekleşse bile, Bursa’daki afet yönetimi büyük bir çıkmaza girebilir. Bursa, Nilüfer, Yıldırım ve Osmangazi bir ovanın üzerine kurulu. İstanbul’da işe yarayan zemin parametreleri burada yeterli olmayabilir. Yeni yapılan binalar yönetmeliği uygun olsa bile, zemin doğru tanımlanmazsa sıvılaşma veya büyütme etkisiyle hasar alabilir. Bu nedenle Nilüfer özelinde mikro bölgeleme çalışmaları yaparken, ilçenin kendi zemin gerçeklerine uygun şartnameler geliştirilmeli.” “BİLGİ TEK BAŞINA YETMEZ” Eğitimci sosyolog ve GEA Arama Kurtarma Ekibi sorumlusu Kemal Karadayı da afet psikolojisi ve sosyolojisi üzerine konuştu. Uluslararası arama kurtarma deneyimlerinden örnekler paylaşan Karadayı, enkaz altından kurtarılan insanların yüzde 85’inin profesyonel ekipler tarafından değil vatandaşlar tarafından çıkarıldığını söyledi. Afet anında insan beyninin ilkel tepki sisteminin devreye girdiğini anlatan Karadayı, bilginin davranışa dönüşmesi için tekrarlanması ve simülasyonlarla pekiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Karadayı, “Bir kişi yaşayacağı şeyi önceden tecrübe etmişse, o an ilkel tepkiyi verme olasılığı düşüyor. Bu yüzden simülasyon merkezlerinin çok büyük faydası var” diye konuştu.

Şehrin kalbinde felsefe rüzgarı: Şadırvanlı Han’da "dil felsefesi" tüm yönleriyle ele alındı. Haber

Şehrin kalbinde felsefe rüzgarı: Şadırvanlı Han’da "dil felsefesi" tüm yönleriyle ele alındı.

Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı. Gerçekleştirdiği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları ile felsefeyi yalnızca akademik bir alan olmaktan çıkararak toplumun her kesimine ulaştıran anlamlı buluşmalara imza atan Osmangazi Belediyesi, ‘Şehrin Kalbinde Felsefe Rüzgarları Esiyor’ mottosundan hareketle dil felsefesi konusunu masaya yatırdı. Şadırvanlı Han’ın tarihi atmosferinde Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Zeki Özcan, 1880’li yıllarda ortaya çıkan dil felsefesinin amacına ve anlamına yönelik düşüncelerini kapsamlı bir şekilde aktardı. Dil felsefesinin amacının, anlamı, anlaşmayı ve insanlar arası iletişimi iyileştirme hedefiyle dilin analiz edilmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Zeki Özcan, “Önceden felsefe, sadece kavramlara dayalı yapılıyordu. Dil felsefesiyle birlikte felsefe artık dilimizde anlamı belirleyen, faktörleri ve anlamı belirsizleştiren, faktörleri belirleyerek daha iyi anlamayı, anlaşmayı ve iyi bir iletişim kurmayı amaçlamaktadır” diye konuştu. “Kelimeleri Kendi İstediğimiz Gibi Kullanamayız” Dilin yaşayan bir organizma olarak tanımlayarak, temel ayırt edici özelliğinin de kullanımı olduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti: “Dilin kullanımı keyfi değildir, uzlaşımsaldır. Herkes dilin içine doğar ve dilde kullanılan anlamları öğrenir, kullanır. Başka bir deyişle, kavramları, kelimeleri kendi istediğimiz gibi anlayıp, istediğimiz gibi kullanamayız. Zaten dil felsefesinin ayırt edici özelliği buradan gelir. Anlamın psikolojik sübjektif kavramlarla değil, toplumda öğrenilen, kullanılan ifadelerden öğrenileneceğini kabul eder. Dil felsefesine göre insan bir soğan gibidir, soğanın en dış kabuğunda kültür vardır, ikinci kabukta sosyal hayat vardır, üçüncü kabukta psikolojik durumlar vardır. Dil felsefesi, soğanın dış kabuğundaki kültürdeki anlamı, kullanımı, referansları temel alarak insanların nasıl daha iyi bir hayat ortaya koyabilmelerini, düşüncelerini nasıl daha berraklaştırılmaları gerektiğini ifade eder. Düşünce mi dili, dil mi düşünceyi doğurur? Gerçekte dil ve düşünce arasında öncelik sonralık ilişkisi yoktur. Biz bir şeyi düşünmeye başladığımız anda dilimiz vardır, dilimizle ifade ederiz. Dilimizden ayrı düşünce yoktur.” “İnsanın Düşüncesinin Sınırları Diliyle Kısıtlı” Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hızalan da, Bursa’da son yıllarda yoğun felsefe etkinliklerinin olduğunu belirterek, “Dil felsefesi, felsefenin alt dalı mı, birebir kendisi mi, o kadar önemli. Çünkü dil insanın her şeyi. İnsanın dünyasının, düşüncesinin sınırları diliyle kısıtlı, dili kadar düşünebiliyor” ifadelerini kullandı. Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Dr. Gürkan Kaya tarafından, moderatör Prof. Dr. İbrahim Hızalan ile konuşmacı Prof. Dr. Zeki Özcan’a teşekkür belgesi verildi.

Çeyrek asırlık gelenek devam ediyor: Nilüfer’de 24. Uluslararası Spor Şenlikleri heyecanı başladı. Haber

Çeyrek asırlık gelenek devam ediyor: Nilüfer’de 24. Uluslararası Spor Şenlikleri heyecanı başladı.

Nilüfer’de çeyrek asra yaklaşan bir gelenek olan Uluslararası Spor Şenlikleri’nin 24’üncüsü için hazırlıklar başladı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kaymakamlığı, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nilüfer Belediyespor Kulübü iş birliğinde gerçekleştirilecek organizasyonun ilk koordinasyon toplantısı Buzz Park’ta yapıldı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in yanı sıra; Nilüfer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Esra Gürler, Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramiz Arabacı, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ile birlikte şenlikte görev alacak Tertip Kurulu’nda görevli okul müdürleri, branş koordinatör ve branş yürütme kurulu üyesi öğretmenler katıldı. ÇEYREK ASRA YAKLAŞAN GELENEK Toplantının açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir organizasyonu 24 yıldır sürdürmenin gururunu yaşadıklarını belirtti. Şenliğin arkasında büyük bir emek olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, tertip komitesinden öğretmenlere kadar sürece katkı sunan herkese teşekkür etti. Geçtiğimiz yıl 166 okuldan yaklaşık 20 bin öğrencinin şenliklere katıldığını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Bu yıl da artistik cimnastikten satranca, atletizmden basketbola kadar tam 24 farklı branşta yarışmalar düzenleyeceğiz. Nilüfer’in her köşesinde sporun coşkusunu birlikte hissedeceğiz” dedi. İKİ MİLLİ BAYRAMI BİRLEŞTİREN ŞENLİK Şenlik takviminin özel bir anlam taşıdığına dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, 20 Nisan ile 20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek organizasyonun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kapsadığını söyledi. Başkan Şadi Özdemir, “Bu şenlik; hem çocuklarımızın neşesi hem de gençliğimizin enerjisi demek. Takvimimiz iki büyük milli bayramımızı birbirine bağlıyor” diye konuştu. HEDEF SPOR KÜLTÜRÜ Nilüfer’i bir “Spor Kenti” yapma hedefleri olduğunu ve bu kapsamda bir spor manifestosu açıkladıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, sözlerine şöyle devam etti: “Biz sporu sadece kupa ve madalya kazanmak olarak görmüyoruz. Spor her yaştan vatandaşımız için bir haktır, erişilebilir olmalı ve bir yaşam biçimine dönüşmelidir. Amacımız herkesin spor yaptığı sağlıklı bir Nilüfer yaratmak. Ayrıca bu şenliklerde sadece Nilüferli gençler olmayacak. Yurt içi ve yurt dışındaki kardeş kentlerimizden gelen misafirlerimizle burada kardeşlik köprüleri kuracağız. Sporun dili barıştır, dostluktur. Kazananın dostluk ve kardeşlik olmasını diliyorum.” “EĞİTİMLE SPORUN BULUŞTUĞU ŞENLİK” Nilüfer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Esra Gürler de toplantıda yaptığı konuşmada, eğitim ile sporun buluştuğu bu organizasyonun öğrenciler için önemine değindi. Şenliklerin okullar arası dayanışmayı güçlendirdiğini belirten Gürler, “Öğrencilerimizin sporla buluşmasını sağlayan ve onlara kendilerini ifade etme imkanı sunan çok kıymetli bir organizasyon. Bu şenliklerde kazanılan asıl başarı skorlar değil; kurulan dostluklar ve edinilen değerlerdir. Emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Toplantı, şenliğin uygulama sürecine dair teknik detayların görüşülmesiyle sona erdi.

BUÜ'de "Modern dünyanın kökenleri" konuşuldu Haber

BUÜ'de "Modern dünyanın kökenleri" konuşuldu

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Sosyoloji Bölümü, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaparak merhum Prof. Dr. Hüsamettin Arslan anısına düzenlenen seminerler kapsamında Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Aktürk'ü misafir etti. BUÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, Aktürk'ün ödüllü eseri "Modern Dünyanın Kökenleri" üzerinden Batı tarihine ve sosyal bilimlerdeki yerleşik paradigmalara yönelik ezber bozan bir perspektif sunuldu. "HÜSAMETTİN ARSLAN'IN MİRASINA YAKIŞAN BİR AKADEMİK BULUŞMA" Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Bengül G. Akosman, sosyal bilimlerde özgün bir tez ileri sürmenin zorluğuna değinerek Prof. Dr. Şener Aktürk'ün çalışmasının ulus devlet ve soykırım literatürünün ötesinde çok değerli bir katkı sunduğunu ifade etti. Aktürk'ü BUÜ'de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Akosman, Hüsamettin Arslan'ın derslerinde oryantalizm eleştirilerini ilk kez duyan bir kuşak olarak, bu sunumun Arslan'ın mirasına ve ruhuna çok uygun düştüğünü vurguladı. Batıcı ve oryantalist görüşlerin sorgulanmasında bu tür akademik buluşmaların kritik öneme sahip olduğunu belirten Akosman, sözü Prof. Dr. Şener Aktürk'e devretti. ŞENER AKTÜRK'TEN BATI MERKEZLİ SOSYAL BİLİME İTİRAZ Konuşmasına BUÜ'ye ve Sosyoloji Bölümüne teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Şener Aktürk, bu seminerin merhum Hüsamettin Arslan'ın ölüm yıl dönümüne denk gelmesinin kendisi için taşıdığı manevi öneme dikkat çekti. Aktürk, çalışmasının temelinde yatan "Batı Avrupa'daki Müslüman ve Yahudi nüfusların nasıl tamamen yok edildiği" sorusunun, Batı merkezli sosyal bilim paradigmasına bir karşı çıkış niteliği taşıdığını anlattı. Modernitenin alamet-i farikası olarak görülen "tek din ve tek mezhepli toplum" düzeninin, sanılanın aksine 19. veya 20. yüzyılın değil, 11. yüzyıldan itibaren Papalık liderliğindeki ruhban sınıfının yürüttüğü sistemli bir nüfus mühendisliğinin sonucu olduğunu savundu. "BATI'NIN TEK TİPÇİ KİMLİĞİ İKİ KILIÇ DOKTRİNİ İLE İNŞA EDİLDİ" Batı Avrupa coğrafyasında bir zamanlar var olan büyük Müslüman ve Yahudi topluluklarının silinmesinin tarihte eşi benzeri olmayan bir durum olduğunu belirten Aktürk, bu süreci "İki Kılıç Doktrini" kavramıyla açıkladı. Papalığın hem dini hem de siyasi otoriteyi elinde topladığı bu dönemde, Katolik olmayan azınlıkların temel haklarından mahrum bırakılarak adeta hedef gösterildiğini anlattı. Aktürk, Avrupa'daki parçalı siyasi yapıyı kendi lehine çeviren ruhban sınıfının, azınlıkları tasfiye ederek bugünkü tek tipçi Batı kimliğini inşa ettiğinin altını çizdi. "MODERN NÜFUS MÜHENDİSLİĞİNİN TEMELLERİ ORTA ÇAĞ'DA ATILDI" Konuşmasının son bölümünde Orta Çağ toplumunu şekillendiren "Üç Sınıf Kuramı"na değinen Prof. Dr. Şener Aktürk, bu hiyerarşik yapıda Katolik olmayan hiçbir unsura yer verilmediğini vurguladı. Aktürk, papalığın ruhban sınıfı üzerindeki mutlak otoritesinin, azınlıkların mülksüzleştirilmesinin ve Avrupa'daki siyasi bölünmüşlüğün krallar üzerinde kurduğu baskının, bu kitlesel yok oluşun temelini oluşturduğunu belirtti. Günümüzde ulus devletlere atfedilen nüfus mühendisliği yöntemlerinin ilk ve en geniş kapsamlı örneklerinin Orta Çağ Katolik dünyasında görüldüğünü ve bu yapının modern dünyanın bürokratik temellerini attığını vurgulayan Aktürk, sunumunu akademisyen ve öğrencilerden gelen sorularla tamamladı.

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği Haber

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü, akademisyenlerin uluslararası araştırma ekosistemine katılımını artırmak amacıyla "Ufuk Avrupa Programı Bilgi Günü" başlığı altında kapsamlı bir etkinlik düzenledi. TÜBİTAK uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, Avrupa Birliği’nin dev bütçeli hibe programları ve stratejik işbirliği fırsatları masaya yatırıldı. ULUTEK Teknopark ev sahipliğinde yapılan etkinlikte, araştırmacıların uluslararası hareketliliğini ve kariyer gelişimini destekleyen Marie Skłodowska-Curie Actions (MSCA) kapsamındaki burs ve araştırma olanaklarının yanı sıra; Sağlık, Dijital, Endüstri, Uzay, Gıda ve Biyoekonomi gibi kritik tematik alanlardaki güncel çağrılar detaylandırıldı. Katılımcılar, proje geliştirme süreçlerinden konsorsiyum kurma stratejilerine kadar pek çok teknik konuda birinci ağızdan bilgi alma fırsatı buldu. UFUK AVRUPA İLE İŞBİRLİKLERİ SINIRLARIN ÖTESİNE TAŞINIYOR Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştoğlu, BUÜ’nün zaman içerisinde güçlü bir proje kültürü kazandığını, ancak bu kültürün yerel odaklı TÜBİTAK projelerinden daha geniş bir uluslararası ekosisteme evrilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği projelerine başvurmanın sadece üniversiteye değil, aynı zamanda ülkeye ciddi bir kaynak aktarımı sağlayacağını belirten Kırıştoğlu, bu programların temelinde ortak çalışma disiplini ve geniş ağlar kurma hedefinin yattığını ifade etti. Uzmanlarla yapılacak birebir görüşmelerin teknik bilgi birikimini artıracağını dile getiren Kırıştoğlu, etkinliğin tüm katılımcılar için somut kazanımlarla sonuçlanmasını dileyerek konuşmasını tamamladı. “GÜÇLÜ BİR ARAŞTIRMA EKOSİSTEMİ HEDEFLİYORUZ" Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ise konuşmasında, Ufuk Avrupa Programı’nın sadece bir finansman kaynağı değil, aynı zamanda disiplinler arası çalışmayı teşvik eden ve bilimsel çıktıları toplumsal faydaya dönüştüren stratejik bir araç olduğunu belirtti. Üniversitenin uluslararası görünürlüğünü ve proje üretim kapasitesini artırmayı hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Esra Karaca, etkinliğin gelecekte kurulacak güçlü konsorsiyumlar için bir zemin hazırladığını ifade etti. Katılımcıların proje fikirlerini doğrudan uzmanlarla değerlendirmesinin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Karaca, bu tür organizasyonların üniversitedeki uluslararası proje kültürünün yaygınlaşmasına ve başvuruların nitelik olarak artmasına önemli katkılar sunacağına inandığını dile getirdi. BİREBİR GÖRÜŞMELERLE PROJELER ŞEKİLLENDİ Sunumların ardından düzenlenen "Birebir Görüşme" seanslarında, akademisyenler kendi proje taslaklarını TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal İrtibat Noktası uzmanlarına sundu. Bu etkileşimli süreç, başvuru hazırlığındaki araştırmacılara değerlendirme kriterleri ve başarılı bir dosya hazırlama konularında rehberlik sağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.