SON DAKİKA
Hava Durumu

#Büyüme

Söz Bursa - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan Dünyaya zeytin çıkartması! Marmarabirlik’ten beklenmedik dev satış rakamı Haber

Bursa’dan Dünyaya zeytin çıkartması! Marmarabirlik’ten beklenmedik dev satış rakamı

Türkiye'nin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki öncü kuruluşlarından Marmarabirlik, 2025 yılında hem yurtiçi hem de yurtdışı pazarlarda güçlü ve dengeli bir büyüme performansı sergiledi. Birlik, bir önceki yıla göre satış miktarını yüzde 10, satış tutarını ise yüzde 30 artırarak yaklaşık 6,8 milyar TL net ciroya ulaştı. İhracatta ise tarihinin en yüksek dolar bazlı cirosuna erişilerek yaklaşık 35 milyon USD satış gerçekleştirildi. "2025, GÜVENİ PEKİŞTİRDİĞİMİZ VE UZUN VADELİ STRATEJİMİZİ NETLEŞTİRDİĞİMİZ BİR YIL OLDU" Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, 2025 yılını değerlendirirken yalnızca finansal büyümeye değil, kurumsal yapılanmaya da dikkat çekerek şunları söyledi: "2025 yılı bizim açımızdan sadece rakamsal büyümenin değil; tüm iş ortaklarımızla ve yurtiçi-yurtdışı ulusal ve yerel zincir marketlerle ilişkilerimizi güçlendirdiğimiz, sağlam temellere oturttuğumuz ve karşılıklı güven ilişkisini pekiştirdiğimiz bir yıl olmuştur. Uzun vadeli büyüme stratejilerimizi netleştirdiğimiz ve temellerini attığımız bir dönemde dahi satış miktarında yüzde 10, satış tutarında yüzde 30 artış sağlayarak 6,8 milyar TL ciroya ulaşmamız son derece kıymetlidir. Bu tablo, geleceğe daha güçlü ve daha kararlı bakmamızı sağlamaktadır." YURTİÇİNDE 81 İLDE 70 BİN SATIŞ NOKTASI Yurtiçi organizasyon yapısının 2025 yılında daha da yaygınlaştığını belirten Yıldız, 81 ilde ulusal zincirler, geleneksel kanal, tüm yerel zincirler, marketler ve EDT kanalı dahil olmak üzere toplam yaklaşık 70 bin satış noktasına ulaşıldığını ifade etti. Yıldız sözlerine şu şekilde devam etti; "Ulusal zincirlerde milyon adetlik aktiviteler gerçekleştirdik ve daha fazla insert çalışmasında yer aldık. Büyükşehir belediyesi iştirakleri ile çalışmalarımızı artırdık. Özellikle bakliyat firmalarının hazırladığı kumanya kolilerinde yer alma oranımızı yükselttik. MSB ve Adalet Bakanlığı kantinlerindeki iş hacmimizi büyüttük. Tüm kanallarda yeni ürün listelemeleri yaparak raf payımızı ve satışlarımızı artırdık." Yıldız ayrıca, THY-DOCO ile iş birliğinin büyütüldüğünü ve tonaj ile ciro açısından en yüksek seviyeye ulaşıldığını vurguladı. İHRACATTA TARİHİ REKOR: 68 ÜLKEDE 20 BİN NOKTA İhracat kanalında 2025 yılı, Marmarabirlik tarihinin en yüksek dolar bazlı cirosuna ulaşılan yıl oldu. Toplamda 35 milyon USD satış gerçekleştirilirken, 68 ülkede yaklaşık 20 bin satış noktasına ulaşıldığını belirten Başkan Yıldız, "2025 yılında ilk kez Küba ve İspanya'ya ihracat gerçekleştirdik. Avrupa'daki etnik marketlerde sahip olduğumuz güçlü konumu, ulusal zincir marketlere de taşıdığımız bir yıl oldu. Bu kapsamda Almanya'da Lidl'in yanı sıra Kaufland ve Real; Hollanda'da Albert Heijn; Danimarka'da Bilka, Netto ve Coop 365; İsveç'te Lidl; Avusturya'da Lidl ve Etsan; Bosna-Hersek'te Bingo; ABD'de Walmart; Avustralya'da Coles ve Woolworths; Ukrayna'da Auchan, Novus, Fudkom, Silpo, Tavriya, Klass, Varus, Delikat, Ekonomplus ve Çudo; Özbekistan'da Korzinka gibi birçok zincire yeni girişler sağlandı. Mevcut zincirlerde ise ürün sayıları ve aktiviteler artırıldı" diye konuştu. RUSYA PAZARINDA STRATEJİK DERİNLEŞME Rusya pazarının 2025 yılında ayrı bir stratejik başlık haline geldiğini belirten Yıldız, bu ülkede hem premium hem de yaygın perakende kanallarında güçlü bir yapılanma oluşturduklarını ifade etti. Yıldız, "Rusya pazarında yalnızca belirli zincirlerle değil, farklı segmentlerde konumlanan çok sayıda ulusal ve yerel perakende grubuyla iş birliklerimizi geliştirdik. Bu pazarda derinleşme stratejisi izliyoruz. Bu kapsamda Rusya'da X5 Group ve Azbuka Vkusa başta olmak üzere; Tvoydom, Metro, Magnolia, 7M, Sosedi, Klever, Toçka ve Yablaka zincirlerinde ürünler raflarda yer aldı. Rusya'da farklı tüketici segmentlerine uygun ürün portföyümüzle yaygın bir dağıtım ağı oluşturduk. Hem hacim hem de marka konumlandırması açısından önemli bir ivme yakaladık" dedi. RUS MARKETLERİNE MARMARABİRLİK İMZASI Rusya'nın önde gelen e-ticaret platformlarından Ozon'da haftalık 6 bin adet satışa ulaşarak oldukça önemli bir başarıya imza atmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Yıldız, "Ayrıca Rusya, Avrupa ve dünyada raftan düşüp yeniden çıkılan ve ilk defa girdiğimiz 16 farklı süper ve hipermarketin yaklaşık 7 bin şubesinde rafları doldurmanın haklı gururu içindeyiz" dedi. Yıldız ayrıca, tüm ihracat pazarlarında o ülke tüketicisinin tercihlerine uygun özel ürünler geliştirildiğini; farklı ambalaj ve gramaj seçenekleri ile kolay açılır-sergilenebilir koliler tasarlanarak raf görünürlüğünün güçlendirildiğini belirtti. Yurtdışında EDT kanalında ise Rus havayolu şirketleri olan Aeroflot, S7 Airlines, Pobeda ve Nordwind Airlines ile yürütülen görüşmelerin ürün listeleme aşamasına geldiği ifade edildi. 2026 STRATEJİSİ: YURTDIŞI ULUSAL ZİNCİRLERDE DAHA BÜYÜK PAZAR PAYI 2026 yılı hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulunan Yıldız, büyüme stratejisinin merkezine yurtdışı ulusal zincirleri aldıklarını belirterek, "2026 yılında en büyük pazar ve pay hedefimiz yurtdışı ulusal zincirlerdir. Yeni ülkeler ve yeni perakende satış noktaları hedeflenmiş olup görüşmelere başlanmıştır. Almanya'da Edeka ve İngiltere'de Tesco ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Var olan ve yeni noktalarda tadım faaliyetlerimizi hızlandıracağız. TV reklamları ve sosyal medya mecralarında gerçekleştireceğimiz çalışmalarla yeni ve daha güçlü bir iletişim stratejisini hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı. Marmarabirlik, 2025 yılında sağlam temeller üzerine inşa ettiği büyüme performansını 2026 yılında daha da ileri taşıyarak hem yurtiçinde hem de küresel pazarlarda marka değerini ve pazar payını artırmayı hedefliyor.

MEKAŞ’tan gelecek vizyonu: Enerjisini güneşten alıyor, dijitalle büyüyor Haber

MEKAŞ’tan gelecek vizyonu: Enerjisini güneşten alıyor, dijitalle büyüyor

Bursa’nın hazır yemek sektöründeki öncü markalarından biri olan MEKAŞ Yemek Sanayi, geleneksel “Yönetim Gözden Geçirme Toplantısı”nı gerçekleştirdi. 1963 yılında Keles’te bir esnaf lokantasıyla başlayan hikayesini bugün günlük 40 bin kişilik üretim kapasitesine ulaştıran Mekaş, yeni dönemde “dijitalleşme” ve “sürdürülebilirlik” odaklı büyüme kararı aldı. Bursa genelinde kamu kurumlarından hastanelere, eğitim kurumlarından sanayi kuruluşlarına kadar 200 farklı noktaya hizmet veren MEKAŞ Yemek Sanayi, stratejik hedeflerini belirlemek amacıyla yıllık yönetim gözden geçirme toplantısı düzenledi. Toplantıda; gıda güvenliği, süreç verimliliği ve müşteri memnuniyeti verileri masaya yatırılırken, şirketin yeni dönem hedefleri belirlendi. Toplantıda konuşan MEKAŞ Yemek Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Kuyu, yönetimi gözden geçirme süreçlerinin kalite belgesi gerekliliklerinin ötesinde, kurumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Firmanın temelinin 1963 yılında Keles’te bir esnaf lokantası ile atıldığını belirten Mehmet Emin Kuyu, “Mekaş’ın lezzet yolculuğunu, bugün eşim ve evlatlarımızla birlikte bir dünya standardına taşımanın gururunu yaşıyoruz. MEKAŞ’ın bugünkü noktaya ulaşmasına katkıları nedeniyle tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yönetim Gözden Geçirme Toplantıları, sadece rakamları konuştuğumuz platformlar değil; kaliteyi nasıl sürekli kılabileceğimizi ve müşteri memnuniyetini nasıl bir üst seviyeye taşıyabileceğimizi planladığımız stratejik dönüm noktalarıdır” dedi. Mekaş’ın günlük ortalama 40 bin kişilik üretim kapasitesi ve 250 kişilik geniş kadrosuyla kamu kurumlarından hastanelere, eğitim kurumlarından özel sektöre kadar geniş bir yelpazede hizmet verdiğini ifade eden Mehmet Emin Kuyu, Bursa genelinde yaklaşık 200 farklı noktaya hizmet sunduklarını söyledi. Gıda güvenliği konusunda üretimin her aşamasında kalite kontrol süreçlerinin tavizsiz uygulandığını, değişen beklentilere paralel olarak insan kaynağı ve altyapı konularında da adımlar atıldığını dile getiren Kuyu, MEKAŞ’ın sadece yemek üretmediğini, aynı zamanda bir değerler bütünü sunduğunu ifade etti. Sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetlerinin altını çizen Kuyu, “Bizim için büyüme sadece ekonomik verilerle ölçülemez. Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımımız sayesinde üretimde ihtiyacımız olan enerjiyi güneşten sağlıyoruz. Doğadan aldığımız gücü, karbon ayak izimizi küçülterek doğaya geri veriyoruz” şeklinde konuştu. Yönetim Gözden Geçirme Toplantısında önümüzdeki dönemde yalın üretim, 5 S, dijitalleşme, süreç verimliliği ve 'sıfır hata' vizyonuyla çalışmalar yapılması kararlaştırıldı.

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok" Haber

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70'inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İRAN'LA İLGİLİ BELİRSİZLİK OLMASAYDI, ÇOK BÜYÜK İHTİMALLE PETROL FİYATLARI 60'LI DOLARLARI AŞMAZDI" Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran'la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60'lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İLK DEFA BU KADAR YOĞUN YATIRIMCI İLGİSİ GÖRÜYORUM" Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong'da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007'den ta 2018'e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye'nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye'nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye'nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "YATIRIMCILARIN İLGİSİNİN NEDENİ TÜRKİYE'NİN SAVUNMA GÜCÜ" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye'ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO'nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO'nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT'nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye'nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye'de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "YATIRIMCILAR BİZE DEZENFLASYONUN GÖRÜNÜMÜNÜ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ SORUYORLAR" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi' gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye'yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye'nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya'dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya'nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye'ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4'ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "TÜRKİYE CARİ AÇIK SORUNUNU DA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KONTROL ALTINA ALDI" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye'nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023'e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5'lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024'te yüzde 0,8'e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024'te Türkiye cari fazla vermiş. 2025'te altın hariç Türkiye 0,3'lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1'i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "NET REZERVLER, YANİ SWAP HARİÇ, BÜTÜN YÜKÜMLÜLÜKLER HARİÇ, 80 MİLYAR DOLAR CİVARI" Türkiye'nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20'nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20'nin altına, yüzde 17-18'ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran'ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM ÖNEMLİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜ VE KKM STOKU BÜYÜK ORANDA KALKTI" ‘Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023'ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "DEZENFLASYONDA BİR BOZULMA YOK GEÇİCİ BİR TAKIM FAKTÖRLERLE BİR YAVAŞLAMA SÖZ KONUSU" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs'ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "ARZ YÖNLÜ, YAPISAL DÖNÜŞÜM KANALINDAN DEZENFLASYONU ÇOK ÖNEMSİYORUZ" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19'un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "OCAK AYINDA BİR YÜKSEK FAİZ ÖDEMESİ OLDU" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016'dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016'da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53'ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016'da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "GÜNDEMİMİZDE KURUMLAR VERGİSİ, GELİR VERGİSİ, KDV ARTIŞI YOK" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV'de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "SAHTE FATURALARA İLİŞKİN CİDDİ BİR YAPAY ZEKA ALGORİTMALARINI DEVREYE ALDIK" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye'deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Sanayicilere 2026 uyarısı: "Yeni vergi yükü yok ama denetim artacak" Haber

Sanayicilere 2026 uyarısı: "Yeni vergi yükü yok ama denetim artacak"

Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi (BOSAB), sanayicilerin karar süreçlerine ışık tutmak ve küresel ekonomik trendleri değerlendirmek amacıyla düzenlenen "Türkiye Ekonomisinde Güncel Dinamikler" toplantısına ev sahipliği yaptı. BOSAB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Derya Hekim, makroekonomik görünümden yatırım piyasalarına kadar geniş bir çerçevede güncel verileri paylaştı. "SANAYİDE REKABET BİLGİ VE TECRÜBENİN BİRLEŞMESİYLE MÜMKÜN" Toplantının açılışında konuşan BOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, sanayicilerin karar süreçlerinde bilgi ve tecrübenin birleşmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Sürdürülebilir üretimin güçlü bir insan kaynağı ve akademiyle kurulan temaslarla gelişeceğini belirten Akyıldız, "Sanayi bölgeleri açısından rekabet gücü bugün verimlilik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik başlıklarında şekilleniyor. BOSAB olarak Yeşil OSB sürecimizi tamamlamak ve kaynak verimliliğini artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu buluşmalarla işletmelerimizin riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları doğru okumasına destek olmayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. "SIKI PARA POLİTİKASI KARARLILIKLA SÜRECEK" Türkiye ekonomisinin 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 3,7 oranında büyüme kaydettiğini ancak sanayideki ayrışmanın sürdüğünü belirten Doç. Dr. Derya Hekim, küresel ve yerel piyasalara dair beklentilerini paylaştı. Küresel ölçekte artan jeopolitik risklerin belirsizliği tetiklediğine dikkat çeken Hekim, "2026 yılında da para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla devam edeceğini öngörüyorum. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 24-25 civarında seyretmesi muhtemeldir. Maliye politikası tarafında yeni bir vergi yükü beklemiyoruz; ancak vergi tahsilatları ile denetimlerin artacağı ve kredi kısıtlarının en azından yılın ilk yarısında etkisini sürdüreceği bir döneme giriyoruz" diye konuştu. Toplantı, sanayicilerin sorularının yanıtlanması ve ekonomik stratejiler üzerine yapılan karşılıklı değerlendirmelerin ardından sona erdi.

2026 ekonomi beklentileri açıklandı: Yıl sonunda dolar ve enflasyon ne olacak? Haber

2026 ekonomi beklentileri açıklandı: Yıl sonunda dolar ve enflasyon ne olacak?

Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi. Yıllık enflasyon beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,23 iken, bu anket döneminde yüzde 24,11 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 22,20 iken, bu anket döneminde yüzde 22,10 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 16,94 iken, bu anket döneminde yüzde 17,11 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE'nin ortalama olarak yüzde 25,87 olasılıkla yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 33,08 olasılıkla yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 25,70 olasılıkla ise yüzde 23,00 - 24,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,46’sının beklentilerinin yüzde 19,00 - 20,99 aralığında, yüzde 43,08’inin beklentilerinin yüzde 21,00 - 22,99 aralığında, yüzde 29,23’ünün beklentilerinin yüzde 23,00 - 24,99 aralığında olduğu gözlendi. 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Şubat ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE'nin ortalama olarak yüzde 16,07 olasılıkla yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 44,38 olasılıkla yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 18,06 olasılıkla ise yüzde 19,00 - 21,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 18,97‘sinin beklentilerinin yüzde 13,00 - 15,99 aralığında, yüzde 55,17‘sinin beklentilerinin yüzde 16,00 - 18,99 aralığında, yüzde 13,79‘unun beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında olduğu gözlendi. Faiz beklentileri Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 36,43 iken, bu anket döneminde yüzde 36,95 oldu. Mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 36,08 olarak gerçekleşti. Döviz kuru beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,17 TL iken, bu anket döneminde 51,09 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 51,89 TL iken, bu anket döneminde 52,39 TL olarak gerçekleşti. GSYH büyüme beklentileri Katılımcıların GSYH 2026 ve 2027 yılı büyüme beklentileri bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de sırasıyla yüzde 3,9 ve 4,3 olarak gerçekleşti.

Dünyanın vitrini artık cep telefonları: BTSO Akademi’de E-İhracat seferberliği Haber

Dünyanın vitrini artık cep telefonları: BTSO Akademi’de E-İhracat seferberliği

Bursa iş dünyasının eğitim ve gelişim platformu BTSO Akademi ile Güvenilir Ürün Platformu iş birliğinde hayata geçirilen ‘İhracat’ın Kahramanları’ projesinin Bursa buluşması, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yoğun katılımla düzenlenen etkinlikte, Bursa’nın ihracattaki güçlü potansiyeli değerlendirilirken, özellikle e-ihracat alanında KOBİ’lere yol gösteren önemli bilgiler paylaşıldı. Türkiye’nin ihracat odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda geliştirilen İhracat’ın Kahramanları projesi ile ihracata yeni başlamış ya da başlamak isteyen KOBİ ölçeğindeki işletmelerin e-ihracat başlığında yönlendirilmesi amaçlanıyor. Güvenilir Ürün Platformu tarafından hayata geçirilen ve Anadolu’nun farklı illerinde düzenlenen etkinliklerden oluşan projenin yeni buluşması ise Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde yapıldı. “EN DEĞERLİ VİTRİNLER CEP TELEFONLARI” Toplantının açılış konuşmasını yapan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz “Günümüzde dünyanın en değerli vitrinleri, akıllı telefon ekranlarında yer alıyor. Ürünlerin küresel pazarlara açıldığı bu yeni düzende dijital varlık, fiziksel mekânlardan çok daha stratejik bir anlam kazanıyor. Bizler de firmalarımızın yeni nesil üretim modellerine ve dijital uygulamalara hızlı ve etkin biçimde adapte olabilmeleri amacıyla seminerler, paneller ve konferanslar düzenliyoruz. Özellikle e-ticaret, e-ihracat ve dijital pazarlama başlıklarında Alibaba gibi önde dünyanın gelen kuruluşlarıyla iş birliğinde tüm sektörleri kapsayan nitelikli organizasyonlarla iş dünyamızı geleceğe hazırlıyoruz.” dedi. “GİRİŞİMCİLERİMİZ SINIR ÖTESİ İHRACATTA YER ALMALI” Bursa’yı e-ticaret, e-ihracat ve dijital ticaret alanında bölgesel değil küresel ölçekte söz sahibi merkezlerden biri haline getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Hakan Batmaz, “Bu kapsamda Bursa merkezli bir pazaryeri oluşturma hedefiyle yürüttüğümüz konsorsiyum çalışmaları da kararlılıkla sürüyor. E-ticaret ve e-ihracatı, dış ticaretimizi büyütecek en stratejik araçlardan biri olarak görüyor; girişimcilerimizin özellikle sınır ötesi e-ticarette aktif rol almasını hedefliyoruz. Bugün burada BTSO Akademi, Güvenilir Ürün Platformu ve Alibaba.com iş birliğinde e-ihracatı konuşurken, bu başlığın firmalarımız için bir alternatifinin olmadığını net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor.’’ ifadelerini kullandı. “İHRACAT SADECE ÜRÜN SATMAK DEĞİLDİR” Alibaba.com Kuzey APAC Genel Müdürü ve Türkiye Ülke Müdürü Michael Yu ise “Güçlü bir sanayi mirasına ve küresel ticaret için daha da güçlü bir vizyona sahip olan Bursa’da bugün sizlerle birlikte olmak benim için büyük bir mutluluk. Alibaba.com olarak, ihracatın sadece ürünleri yurt dışına satmaktan ibaret olmadığına inanıyoruz. İhracat; dayanıklılık inşa etmek, sürdürülebilir büyüme oluşturmak ve işletmeler için yeni kapılar açmak demektir. Her başarılı ihracat hikâyesinin arkasında bir kahraman vardır. O da sınırların ötesini düşünmeye cesaret eden girişimcilerdir.” dedi. “KÜRESEL BAŞARI HİKÂYELERİNİ BİRLİKTE YAZALIM” İhracatın Kahramanları projesini Türkiye’nin üretim gücünü ön plana çıkarmak ve firmaları dijital ihracatta desteklemek amacıyla Güvenilir Ürün Platformu ile birlikte hayata geçirdikleri özel bir inisiyatif olduğunu belirten Michael Yu, “Bugün burada, uluslararası pazarlara açılmak, pazarlarını çeşitlendirmek ve küresel ölçekte rekabet etmek için cesur adımlar atan Bursa’nın İhracat Kahramanlarını kutlamak için bulunuyoruz. Sizlerin başarı hikâyeleri yalnızca bu bölgeye değil, Türkiye genelinde ve ötesinde binlerce işletmeye ilham veriyor.” diye konuştu. Bursa’nın her zaman güçlü bir üretim merkezi olduğunu, kentin küresel bir ihracat üssüne dönüştüğüne işaret eden Yu, şöyle devam etti: “Bugünkü etkinliğin ilham verici, pratik bilgiler sunan ve güçlü bağlantılar kurulmasına vesile olan bir buluşma olmasını diliyorum. Gelin, birbirimizden öğrenelim, deneyimlerimizi paylaşalım ve birlikte daha güçlü küresel başarı hikâyeleri inşa etmeye devam edelim.’’ “TÜRKİYE EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAK” Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak da, Bursa’nın ihracatta Türkiye’de ilk dört il arasında bulunduğuna işaret etti. Toprak, “Bursa’nın e-ihracatta da ilk sıralarda yer alması için düğmeye basıldı. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikte e-ihracatın püf noktaları anlatıldı. Bursa’da e-ihracatın istenen noktaya gelmesi Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacak.’’ diye konuştu. E-İHRACATTA PAZARLAMA TÜYOLARI Açılış konuşmalarının ardından Bursa’daki KOBİ’lerin e-ihracata yönelik sorularının cevaplandığı interaktif söyleşi gerçekleştirildi. Alibaba.com Türkiye İş Geliştirme ve Kanal Yöneticisi Jacob Shi, DHL Express Türkiye Perakende Kanal Geliştirme Müdürü Göksun Bayrak, BTSO E-Ticaret Komitesi Başkanı Barış Sülün, E-şeker kurucusu Fırat Parto, Ticaret Bakanlğı E-İhracat Uzmanı Medya Bayrak Sevinç ve Uludağ İhracatçı Birlikleri Devlet Yardımları Şube Şefi İsmail Samet Eser, e-ihracat, teşvikler, pazarlama tüyoları ve ihracatı hızlandıracak başlıkları katılımcılarla paylaştı. Etkinliğe katılan KOBİ’lere ayrıca e-ihracat pazaryerleri için çeşitli fırsatlar ve indirimlerden yararlanma imkânı sunuldu.

Baran Çelik’ten gurur tablosu: "20 yılda 19 kez şampiyon olduk, hedefimiz küresel rekabet" Haber

Baran Çelik’ten gurur tablosu: "20 yılda 19 kez şampiyon olduk, hedefimiz küresel rekabet"

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “İhracat şampiyonu olma geleneğimizi sürdürmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Özellikle en büyük pazarımız AB’deki dönüşüme hızlı adaptasyonumuz ve katma değeri yüksek üretim gücümüz, bu başarının temel taşlarını oluşturdu. Bu yıl ve gelecekte de Türkiye’nin küresel ticaretteki güçlü rekabet yapısını temsil etmeye ve ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlamaya devam edeceğiz.” Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisi 2025 yılında bir önceki seneye göre yüzde 11,6 artarak 41,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Otomotiv endüstrisi, böylece son 20 yılda 19 kez ihracat şampiyonu olmayı başardı. Otomotiv endüstrisinin Aralık 2025 dönemi ihracatı da yüzde 8 artışla 3 milyar 761 milyon dolar oldu. Ülke ihracatından yüzde 16,2 pay alan sektör, geçen yılın son ayında da ihracat lideri oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Son 20 yılın 19’unda ihracat şampiyonu olma geleneğimizi sürdürmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Özellikle en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’ndeki dönüşüme hızlı adaptasyonumuz ve katma değeri yüksek üretim gücümüz, bu başarının temel taşlarını oluşturdu. İhracatta yakaladığımız ivme, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün ve sürdürülebilir büyüme kararlılığımızın en somut göstergesi. Otomotiv endüstrisi olarak 2026 yılında ve gelecekte de Türkiye’nin küresel ticaretteki güçlü rekabet yapısını temsil etmeye ve ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Tedarik endüstrisi ihracatı 2025 yılında yüzde 6 arttı Tedarik endüstrisi ihracatı geçen yıl bir önceki seneye göre yüzde 6 artışla 15 milyar 770 milyon dolar oldu. Tedarik endüstrisi sektörün 2025 yılı ihracatından yüzde 38 pay aldı. Binek otomobiller ihracatı 2025 yılında yüzde 4, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 28, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı yüzde 30 ve Çekiciler ihracatı da yüzde 54 arttı. Aralık 2025 döneminde ise Tedarik Endüstrisi % 18 artışla 1 milyar 329 milyon dolar ihracat yaptı. Binek Otomobiller ihracatı Aralık 2025’te %8 azalarak 1 milyar 200 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı %8 artışla 647 milyon USD, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı %35 artışla 347 milyon USD ve Çekiciler ihracatı da %77 artışla 179 milyon USD oldu. Almanya’ya ihracat geçen yıl yüzde 36 arttı Geçen yıl ülke grubu pazarında en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya yüzde 36 artışla 6 milyar 612 milyon USD ihracat gerçekleştirildi. Yine geçen yıl Fransa’ya %17, İspanya’ya %36, Slovenya’ya %27, Belçika’ya %19, Romanya’ya %35 ihracat artışı, Hollanda’ya %16, Rusya’ya %52 ihracat düşüşü yaşandı. Aralık 2025 döneminde ise otomotiv ihracatında ilk sırada Fransa yer aldı. Fransa’ya ihracat yüzde 33 artışla 690 milyon USD oldu. Geçen yılın son ayında Almanya %8,5 ihracat artışı ve 469 milyon USD’lik ihracat rakamı ile ikinci büyük pazar oldu. Üçüncü büyük pazar konumunda yer alan Birleşik Krallık’a yönelik ihracat da ise %10 artışla 355 milyon USD oldu. Aralık ayında önemli pazarlardan İspanya’ya %9, Romanya’ya %47, Belçika’ya %16, Suudi Arabistan’a %461, Avusturya’ya %55 ihracat artışı yaşanırken, İtalya’ya %20, ABD’ye %16, Hollanda’ya %20 ihracat düşüşü kaydedildi. AB ülkelerine 2025 yılı ihracatı 30 milyar dolar Geçen yıl AB ülkeleri ihracattan %72,5 pay alırken, ihracat da 30 milyar 110 milyon USD oldu. Geçen yıl Afrika Ülkelerine %8,5, Diğer Amerikan Ülkelerine %25 ihracat artışı, Bağımsız Devletler Topluluğuna %31, Orta Doğu Ülkelerine de %20 ihracat düşüşü yaşandı. Aralık 2025 döneminde Avrupa Birliği ülkeleri %71 pay ve 2 milyar 683 milyon USD ihracat ile yine ülke grubu bazında ihracatta ilk sırada yer aldı. AB ülkelerine yönelik ihracat %8,5 arttı. Geçen yılın son ayında Diğer Avrupa Ülkeleri %11 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Bu ülke grubuna yönelik ihracat da %5 arttı. Aralık ayında Orta Doğu Ülkelerine %136, Afrika Ülkelerine %18 ihracat artışı yaşanırken, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesine de %14 düşüş oldu.

Cumhurbaşkanı: "Büyüme stratejimizin meyvelerini toplamaya devam ediyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı: "Büyüme stratejimizin meyvelerini toplamaya devam ediyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık" dedi. Erdoğan, "Aralık ayında 26,4 milyar dolarla aylık bazda yeni bir ihracat rekoruna imza attık. Önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artan mal ihracatımız toplam 273,4 milyara dolara ulaştı. 2025'te Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde 2025 yılı ihracat rakamlarının açıklandığı programda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış ticaret dahil ekonominin bütün alanlarında belirlediğimiz hedeflerin küresel gelişmelerden bağımsız ele alınması beklenemez. Globalleşmenin bu kadar yayıldığı, dünyanın devasa bir köye dönüştüğü, insanlığın kaderinin daha önce hiç olmadığı kadar kesiştiği bu dönemde ister menfi, ister müspet olsun her olay bizi de etkilemektedir. Küresel ekonomideki belirsizliklerin, tıkanıklıkların her ülke gibi Tükiye'de de yansımaları oluyor. Uluslararası sistem, özellikle BMGK yine kendisinden beklenenleri yerine getiremedi. Bunun da bedelini maalesef Gazze'li mazlumlar ödedi. Bizim de çabalarımıza sağlanan ateşkese rağmen İsrail hükümeti insani yardım girişlerini engellemeye, sivilleri katletmeye, Ortadoğu'dan Afrika'ya uzanan geniş bir alanda istikrarsızlık üretmeye devam ediyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz seneye damgasını vuran bir diğer çatışma Rus-Ukrayna savaşı. Savaş 5. yılına girmek üzere. Orada da yüzbinlerce insan öldü. Bu savaşın bir an önce adil ve sürdürülebilir barışla sona erdirilmesi samimi temennimizdir. Biz her iki tarafla da güvene dayalı ilişkiler tesis etmiş bir ülkeyiz. Barışa giden yolun açılması için her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Biz ne rol ne şov yapma peşindeyiz. Çatışmalardan menfaat devşirme gibi bir anlayışımız asla olmadı. Bugün de yoktur. Bizim dış politikamızın esası düşman üretmek değil, dost kazanmaktır. Dostlarımızın sayısını olabildiğince çoğaltmaktır. Kavga ile kaybetmek yerine dostlukla birlikte kazanalım istiyoruz. Biz herkesin hayrına olacak ve güvenlik kuşağı kurmanın mücadelesini veriyoruz. 2026 senesinde bu yöndeki gayretlerimizi biraz daha yoğunlaştıracağız" ifadelerini kullandı. "YÜZÜNÜ ANKARA'YA DÖNEN KAZANIR" Türkiye'yi yanına alanın kazacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'yi saf dışı bırakma girişimleri şimdiye kadar sonuçsuz kaldı. Türkiye'siz denklem kurulamayacağı, kurulmak istense de bunun uzun ömürlü olmayacağı herkes tarafından anlaşılmıştır. Fevri çıkışlar, afaki söylemler, kibirli açıklamalar eninde sonunda gerçeğin duvarına toslamış Türkiye'nin vazgeçilmezliği defalarca kanıtlanmıştır. Türkiye'yi yanına alan kazanacak, karşısına alanlar kaybedecektir. Yüzünü Ankara'ya dönenler kazanacak, kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler, emperyalistlere lejyoner yazılanlar ise kaybedecektir" dedi. İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİ REKORU Tüm karalama kampanyalarına rağmen büyüme stratejimizin meyvelerini toplamaya devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2025 yılının 3. çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüme kaydeden ekonomimiz tam 21 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürüyor. 2024 yılında 1 trilyon 260 milyar dolar olan ekonomimizi, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 1 trilyon 538 milyar dolara taşıyarak yeni bir rekor daha kırdık. Belediyeleri arpalığa çevirenleri yargıdan kurtarmak için milli markaları boykot çağrısı yapan, sokaklarımızı terörize eden, yurt dışında ülkemizi kötüleyen ve maalesef tek amacı Türk ekonomisine zarar vermek olan muhalefetin sorumsuzluklarına rağmen başardık. Aralık ayında 26,4 milyar dolarla aylık bazda ihracat rekoruna imza attık. Aralık ayında geçen seneye göre 3 milyar artış sağladık. 273,4 milyar dolara ile yeni bir rekora imza attık. 2025'te Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihracatını gerçekleştirdik. 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığını tahmin ediyoruz" şeklinde konuştu. İHRACATTA İLK 5'TEKİ İLLER İhracatta ilk 5'teki isimleri açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En fazla ihracat yapan 5 ilimiz ise; 57,8 milyar dolar ile İstanbul birinci, 35,2 milyar dolar ile Kocaeli 2., 23,6 milyar dolar ile İzmir 3., 20 milyar dolar ile Bursa 4. 13,2 milyar dolar ile Tekirdağ 5. olmuştur. Terazinin diğer tarafı olan ithalatta 2025 yılını 365,5 milyar dolarla kapattık. Otomotiv sektöründe yıllık 1,5 milyon araç üretimi, 41 milyar doları aşan ihracatla Avrupa'nın 4., dünyanın 12. en büyük üretim üssü konumundayız. Yerli ve milli markamız Togg'un yeni modelleriyle Avrupa pazarında yer alması, mühendislik ve tasarım gücümüzü ortaya koyuyor. 2025 yılında otomotiv sektörü ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,8 oranında artarak 41,4 milyar dolara yükseldi. Makineler ve elektrikli makineler sektöründe ihracatımız ise yüzde 4 artışla 43,7 milyar dolara ulaştı. Bir diğer gurur kaynağımız Savunma ve havacılık ihracatımızdır. Türkiye bu alanda artık küresel ölçekte adından söz ettiren bir ülkedir. En son İspanya ile varılan HÜRJET tedarik anlaşmamız ülkemizin bu alandaki öncü rolünü teyit etmiştir. Savunma ihracatında 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımız, aradan geçen sürede 40 kat artışla 2025 yılında 9 milyar 870 milyon dolara yükseldi. Türkiye, Avrupa Birliği'nin en büyük 5. ticaret ortağı haline gelmiş ve ticaret hacmimiz 2025 yılında 232,7 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. Gümrük Birliği'nin modernizasyonu artık kaçınılmazdır. Avrupalı dostlarımızın ekonomik güvenlik kavramı ile bazı sektörlerdeki korumacı tedbirlerini ve yasal hazırlık süreçlerini yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliğinden korumacı reflekslerle aramızdaki ticaretin doğasını bozmamalarını ve ortaklık hukukumuza sadık kalmalarını bekliyoruz. Tek taraflı düzenlemeler karşısında sanayimizin rekabet gücünü özellikle koruyacak her türlü adımı atmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Avrupa pazarının yanı sıra 2025 yılında ihracatımız İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleriyle 73,7 milyar dolar. Türk Devletleri Teşkilatı ile 11 Milyar dolar, Avrupa Birliği üyesi olmayan Balkan ülkelerine 5,6 milyar dolar. Amerika, Kanada, Meksika ile 19,2 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Mal ihracatımızda bunlar yaşanırken, hizmetler ihracatımız da çok iyi gitti. 2025 hedefimizi 121 milyar dolar olarak açıklamıştık. Bu hedefe 121,9 milyar dolar ile Eylül ayında ulaşmanın sevincini yaşadık. Yılsonunda hizmetler ihracatımızın 123 milyar doları aşmasını bekliyoruz. 2026 yılı için hedefimiz 282 milyar doları mal ihracatı, 128 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 410 milyar dolar ihracattır. Geçen seneki hedefimizin üzerine çıkmayı başardık. Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamını ülkemize, milletimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu.

2026 ayakta kalma sanatı Haber

2026 ayakta kalma sanatı

UTİYAP’ın 2026 beklentilerinin masaya yatırıldığı Economy Talks programında UTİYAP Başkan Vekili Osman Öziş 2026 yılını ‘Ayakta kalma sanatı’ olarak değerlendirirken: “Yüksek finansman maliyetlerinin ‘yeni normal’ halini aldığı bu konjonktürde şirketlerin fırtınada pusulayı ayarlamaları ve ayakta kalma sanatının örneklerini vermeleri gerekiyor” dedi. Yeni yıl arifesinde iş dünyasının 2026 beklentileri ve tahminleri de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Uluslararası Ticaret İş İnsanları ve Yatırımcılar Platformu (UTİYAP) yurt dışı ticaret seferlerinin yoğunluğunu arttırırken diğer taraftan üyelerine yönelik bilgilendirme faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor. Gelecek yılın beklentilerinin masaya yatırıldığı Economy Talks serisinde UTİYAP Başkan Vekili ve aynı zamanda yatırım danışmanı Osman Öziş 2026 yılına dair beklentilerde bulundu. Takvim yapraklarının 2026’yı göstermeye hazırlandığı şu günlerde, iş dünyasının koridorlarında yankılanan o eski, neşeli ‘büyüme’ şarkılarının yerini daha ciddi, daha temkinli fısıltıların aldığını belirten Öziş: “Hepimiz farkındayız; rüzgârın yönü değişti. Ucuz paranın su gibi aktığı, krediye erişimin bir telefon uzağımızda olduğu ve "ciro yapmanın" her kusuru örttüğü o ılık iklimi geride bıraktık. Şimdi, yüksek finansman maliyetlerinin bir ‘yeni normal’e dönüştüğü, merkez bankalarının sıkı duruşundan taviz vermediği ve tahsilat vadelerinin ufuk çizgisi kadar uzaklaştığı çetin bir kışa giriyoruz” diye konuştu. "Kâr Bir Görüştür, Nakit Bir Gerçektir" Şirketlerin eskiden yıl sonu bilançolarındaki kâr rakamlarına bakıp gururlandıklarını vurgulayan Başkan Vekili Osman Öziş sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak 2026’da kâğıt üzerindeki kâr, eğer kasada karşılığı yoksa, tehlikeli bir illüzyondan ibaret. İşletme sermayesi ihtiyacının tavan yaptığı bu dönemde, odak noktamız artık ciro değil, "Serbest Nakit Akışı" olmalı. Bir finans yöneticisinin bu yılki en büyük kâbusu, stokta bekleyen mal ve tahsil edilemeyen faturadır. Çünkü 2026’da nakit, sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda bir hayatta kalma kitidir. Artık aylık bütçelerle yetinme lüksümüz yok; haftalık, hatta günlük nakit projeksiyonlarıyla "paranın nabzını" tutmak zorundayız. Unutmayın, şirketler zarar ettikleri için değil, nakitleri bittiği için batarlar.” ‘Duygusallık Değil Rasyonellik Zamanı’ Uzayan vadelerin esasında müşterilerin finanse edildiği anlamına geldiğine dikkati çeken Öziş: “Kredi faizlerinin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, bu finansmanı sağlamak sürdürülebilir bir hayırseverlik değildir. Bu yıl, firmalar müşteri portföylerinde belki de can acıtacak bir temizlik yapmak zorunda. Ciro odaklı bakış açısını bir kenara bırakıp, ödeme ahlakı yüksek, vadesine sadık müşterilere sarılmalıyız. Ödemesini 120 günde yapan "dev" bir müşteri yerine, 30 günde ödeyen orta ölçekli bir müşteri, 2026 şartlarında çok daha kıymetlidir. Burada ince bir denge var: Müşteriyi kaybetmemek ile finansal sağlığı korumak. Peşin ödemeyi teşvik edecek agresif iskontoları masaya koymaktan çekinmeyin. Bankadan yüzde 50-60 maliyetle kredi kullanmaktansa, müşteriye yüzde 5 indirim verip nakdi içeri almak matematiksel olarak daha kârlı olabilir” dedi. Kışa Hazırlananlar Yazı Görür 2026 yılının, finansal okuryazarlığı düşük, kervan yolda düzülür mantığıyla hareket eden firmalar için ne yazık ki bir doğal seleksiyon süreci olacağının altını çizen UTİYAP Başkan Vekili Osman Öziş sözlerini şöyle tamamladı: Ancak paniğe gerek yok; bu bir son değil, bir dönüşüm. Bilançosunu şeffaf yöneten, müşterisiyle açık iletişim kuran, verimliliği bir kültür haline getiren ve en önemlisi nakdi kral ilan eden firmalar için bu dönem, rakiplerin elendiği ve pazar paylarının yeniden dağıtıldığı tarihi bir fırsattır. Fırtına ne kadar sert olursa olsun, sağlam bir gemi ve doğru bir rotayla limana ulaşmak her zaman mümkündür. Şimdi dümenin başına geçme zamanı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.