SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cari Açık

Söz Bursa - Cari Açık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cari Açık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emekli ikramiyesi alay konusu mu? "En az 20 bin TL olmalı" Haber

Emekli ikramiyesi alay konusu mu? "En az 20 bin TL olmalı"

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun faizi yüzde 37'de sabit tutma kararını değerlendiren Fikret Artan, yıllık enflasyonun yükseliş eğiliminde olduğunu savundu. MB'nin "enflasyon yatay seyretti" gerekçesine tepki gösteren Artan, "Ocak'ta yüzde 30,5 olan enflasyon Şubat'ta 31,53'e çıkmışken nasıl yatay diyebilirsiniz? Sayın Başkan herhalde astigmat, bir göz doktoruna gitmesini tavsiye ediyorum" dedi. "10 GÜNDE 15 MİLYAR DOLAR SATILDI" Ekonomideki döviz ihtiyacının kritik eşiğe geldiğini belirten Artan, net rezervlerin 75 milyar dolardan 60 milyar dolara düştüğünü iddia etti. Türkiye'nin 3 aylık ithalatını karşılaması gereken 95 milyar dolarlık rezervin çok uzağında olunduğunu vurgulayan Artan, "Ekonomi sinyal veriyor, alarm zilleri çalıyor" ifadelerini kullandı. MEHMET ŞİMŞEK’E "GERÇEK KUR" ÇIKIŞI Bakan Mehmet Şimşek'in milli gelir ve cari açık açıklamalarının gerçeklerle çeliştiğini savunan Artan, "Düşük kurla fert başına geliri 18 bin dolar çıkarırsınız ama gerçek kurla bu rakam 12 bin dolardır. Vatandaş domatesi 200, biberi 250 liraya alıyor; kimse halkın dayanıklı olduğunu söylemesin" dedi. "EMEKLİ İKRAMİYESİ EN AZ 20 BİN LİRA OLMALI" 4 bin liralık bayram ikramiyesinin mevcut ekonomik koşullarda yetersiz kaldığını belirten Artan, Zafer Partisi'nin önerisini paylaştı: "Gıda fiyatlarındaki artışa ve gerçek kura baktığımızda bayram ikramiyesi en düşük emekli maaşı olan 20 bin lira düzeyinde olmalıdır. Milletin sabrıyla ve aklıyla alay etmeyi bırakın."

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok" Haber

Bakan Şimşek'ten net vergi mesajı: "KDV, gelir ve kurumlar vergisi artışı gündemimizde yok"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70'inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İRAN'LA İLGİLİ BELİRSİZLİK OLMASAYDI, ÇOK BÜYÜK İHTİMALLE PETROL FİYATLARI 60'LI DOLARLARI AŞMAZDI" Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran'la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60'lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İLK DEFA BU KADAR YOĞUN YATIRIMCI İLGİSİ GÖRÜYORUM" Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong'da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007'den ta 2018'e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye'nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye'nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye'nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "YATIRIMCILARIN İLGİSİNİN NEDENİ TÜRKİYE'NİN SAVUNMA GÜCÜ" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye'ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO'nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO'nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT'nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye'nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye'de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "YATIRIMCILAR BİZE DEZENFLASYONUN GÖRÜNÜMÜNÜ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ SORUYORLAR" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi' gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye'yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye'nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya'dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya'nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye'ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4'ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "TÜRKİYE CARİ AÇIK SORUNUNU DA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KONTROL ALTINA ALDI" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye'nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023'e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5'lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024'te yüzde 0,8'e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024'te Türkiye cari fazla vermiş. 2025'te altın hariç Türkiye 0,3'lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1'i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "NET REZERVLER, YANİ SWAP HARİÇ, BÜTÜN YÜKÜMLÜLÜKLER HARİÇ, 80 MİLYAR DOLAR CİVARI" Türkiye'nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20'nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20'nin altına, yüzde 17-18'ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran'ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM ÖNEMLİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜ VE KKM STOKU BÜYÜK ORANDA KALKTI" ‘Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023'ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "DEZENFLASYONDA BİR BOZULMA YOK GEÇİCİ BİR TAKIM FAKTÖRLERLE BİR YAVAŞLAMA SÖZ KONUSU" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs'ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "ARZ YÖNLÜ, YAPISAL DÖNÜŞÜM KANALINDAN DEZENFLASYONU ÇOK ÖNEMSİYORUZ" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19'un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "OCAK AYINDA BİR YÜKSEK FAİZ ÖDEMESİ OLDU" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016'dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016'da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53'ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016'da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "GÜNDEMİMİZDE KURUMLAR VERGİSİ, GELİR VERGİSİ, KDV ARTIŞI YOK" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV'de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "SAHTE FATURALARA İLİŞKİN CİDDİ BİR YAPAY ZEKA ALGORİTMALARINI DEVREYE ALDIK" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye'deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Cari açık hedefi tuttu: Şimşek, "Altın hariç cari açık diye bir sorun kalmadı" dedi Haber

Cari açık hedefi tuttu: Şimşek, "Altın hariç cari açık diye bir sorun kalmadı" dedi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘3 Şubat itibarıyla ocak enflasyon rakamları açıklandığında çok büyük ihtimalle Türkiye yüzde 20'li rakamları görecek. 2026'da dezenflasyon süreci devam edecek. Sebebi çok basit. Çünkü para politikası, maliye politikası, gelirler politikası destekleyici olmaya devam edecek'' dedi. 5'inci Finansın Geleceği Zirvesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla gerçekleşti. Bakan Şimşek programda yaptığı konuşmada dezenflasyon sürecinin devam ettiğini vurgularken, 2026 yılında da enflasyonda düşüşün süreceğini söyledi. Şimşek, 2027 yılında da enflasyonun tek haneye düşeceğini ifade etti. ‘‘PROGRAMIMIZIN NİHAİ HEDEFİ SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME, ADİL GELİR DAĞILIMI'' Zirve'de açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, ‘‘Bizim uygulamakta olduğumuz bir program var. Önceliklerimizde bir değişiklik yok. Enflasyonun tek haneye indirilmesi ve sürdürülebilir cari denge şeklinde ifade edilebilir. Türkiye'nin küresel yarıştan kopmaması için ‘yapısal dönüşüm' başlığımız var. Bütün bu programın nihai hedefi, sürdürülebilir yüksek büyümenin sağlanması ve bu büyümenin daha adil dağıtılmasıdır. Biz programı 3 safhada düşündük. Birinci safha kontrol dönemiydi. İkinci safha, dengesizliklerin giderildiği safha. Üçüncü evre ise hedeflerin tutturulmasıdır'' dedi. ‘‘3 Şubat itibarıyla ocak enflasyon rakamları açıklandığında çok büyük ihtimalle yüzde 20'li rakamları göreceğiz'' Şimşek, ‘‘3 Şubat itibarıyla ocak enflasyon rakamları açıklandığında çok büyük ihtimalle Türkiye yüzde 20'li rakamları görecek. Biraz gecikmeyle de olsa enflasyon hedeflerinin en azından bandın üst kısmı tutturulmuş olacak. 2026'da dezenflasyon süreci devam edecek. Sebebi çok basit. Çünkü para politikası, maliye politikası, gelirler politikası destekleyici olmaya devam edecek'' açıklamasında bulundu. ‘‘KONUT ARZININ ARTMASI İLE BİRLİKTE KİRA FİYATLARI DA NORMALLEŞECEK'' Bakan Şimşek enflasyonu yüzde 30'un üzerinde tutan kalemlerin kira ve eğitim olduğunu belirtti. Şimşek, ‘‘Uzun bir dönem yüzde 25'lik kira artış limitimiz vardı. Konut fiyatları 7-8 kat artarken kira fiyatları yüzde 25 oranında sınırlı kaldı. Kira ve konut fiyatları arasındaki ilişki önümüzdeki dönemde normalleşecek. Konut arzının artması ile birlikte kira fiyatları da normalleşecek'' şeklinde konuştu. Özel eğitim kurumlarının da fiyat politikasına ilişkin konuşan Şimşek, ‘‘Eğitimde kural bazlı fiyatlandırmaya gidiyoruz. Vakıf üniversitelerinde enflasyonun çok üzerinde artışlar gördük. Kira ve eğitim olmak üzere iki kalemde aşağı yönlü bir trende gireceğiz'' diye konuştu. Mali disiplini etkili şekilde uyguladıklarını, vergi harcamalarını azalttıklarını, etkili olmayan istisnaları kaldırdıklarını, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede sonuç aldıklarını belirten Şimşek, "Bütçedeki iyileşme öngördüğümüzden daha iyi gidiyor ve büyük ihtimalle yılı hedefe yakın, yani yüzde 3,1 civarında bir rakamla tamamlayacağız'' sözlerini ifade etti. ‘‘2025'TE BÜTÇE HEDEFLERİNİ TUTTURMUŞ OLACAĞIZ'' Bütçe açığı azaldıkça piyasadan daha az borçlanacaklarını, böylece özel sektöre daha çok kaynak bırakacaklarını vurgulayan Şimşek, ‘‘Daha çok kaynağı özel sektöre kredi olarak gitsin diye piyasalara bırakacağız. Yani 'mali disiplinlerden bize ne' demeyin, aslında bu çok önemli bir husus. Reel sektöre daha çok alan bırakmak için kamuyu disipline ediyoruz. 2025'te bütçe hedeflerini tutturmuş olacağız. Enflasyonda bir ay gecikmeyle bandın üst kısmında olacağız. Ama bütçede hedefleri tutturacağız. Aralık sonunda zaten sonuçları açıklayacağız'' açıklamasında bulundu. ‘‘ALTIN HARİÇ GERÇEKTEN CARİ AÇIK DİYE BİR SORUN KALMADI'' Yeşil dönüşümü hızlandırdıklarını, hizmet ihracatında güçlü bir performans sergilediklerini, yurt içi petrol ve doğal gaz üretiminin artmaya devam ettiğini söyleyen Şimşek, ‘‘Bunların sayesinde altın hariç gerçekten cari açık diye bir sorun kalmadı. Bunu söylerken abartıyor gibi görünebilirim ama yani cari açığın zaten Türkiye'de sürdürülebilir seviyesi yüzde 2-2,5. Geçen sene altın ithalatı hariç zaten cari fazla verdik. Büyümeye de devam etti. Burada bir yapısal dönüşüm var. Bu sene yüzde 2 cari açık öngördük. Muhtemelen yılı yüzde 1,5 civarında kapatacağız. Dolayısıyla cari açık hedefini de tutturduk'' dedi.

Bakan Şimşek'ten enflasyon mesajı: "En büyük önceliğimiz düşürmek, gelecek sene hedefimiz yüzde 20'nin altı" Haber

Bakan Şimşek'ten enflasyon mesajı: "En büyük önceliğimiz düşürmek, gelecek sene hedefimiz yüzde 20'nin altı"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘En büyük önceliğimiz enflasyonu düşürmek. Hedefimiz gelecek sene enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek. Enflasyon düşüyor, düşmeye devam edecek Hükümetimizin nihai amacı kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak’’ dedi. Halkbank Gençİz Gençlik Zirvesi’nin ikincisi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla gerçekleşti. Bakan Şimşek, yaptığı konuşmada Türkiye’nin uyguladığı ekonomi programa ilişkin bilgi verdi. Enflasyon rakamları hakkında bilgi paylaşan Şimşek, ‘‘En büyük önceliğimiz enflasyonu düşürmek. Enflasyonda 2025 yılını büyük ihtimalle yüzde 31 seviyelerinde bitireceğiz. Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek’’ dedi. ‘‘Nihai amacımız kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak’’ Hükümetin nihai amacının kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak olduğunun altını çizen Şimşek, ‘‘Nihai amacımıza ulaşmak için yapısal dönüşümü başarmamız gerekiyor. Cumhurbaşkanımız liderliğinde bu programı uyguluyoruz. Bu programın üç evresi var; birinci evre makro risklerin yönetimi, ikinci evrede mali disiplini tesis ettik cari açığı düşürdük, kur korumalı mevduat mekanizmasından çıktık enflasyon düşmeye başladı. Üçüncü evre ise kazanımların pekiştirildiği tek haneli enflasyonun kalıcı olduğu, cari açığın sorun olmaktan çıktığı, verimlilik ve rekabet gücünün artması için reformların hızlandığı dönem olacak. Üçüncü evreye gelecek sene geçiyoruz’’ şeklinde konuştu. Temel mallarda enflasyonun yüzde 20’nin altına düştüğünü hatırlatan Şimşek, ‘‘Gıda enflasyonu yüzde 27 civarı. Buna rağmen manşet enflasyon yüzde 31. Çünkü Türkiye’de kira, eğitim ve hizmet enflasyonu hala yüksek seyrediyor. Hizmet enflasyonu yüzde 97’den yüzde 44’e kadar düştü. Bunu düşürmek için deprem bölgesinde konut inşa ediyoruz 350 bin konutu teslim ettik. Gelecek sene 600 bin konut teslim edilecek. Sosyal konut projeleri devam ediyor, kentsel dönüşüm projelerini uyguluyoruz. Bütün bunları bütçeden yapıyoruz. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 90’ı devlet okullarına gidiyor. Yüzde 10’un gittiği özel okullarda ise yüksek rakamlar görüldü, oralarda da makul fiyatlar görülecek’’ ifadelerini kullandı. ‘‘KAMUDA TASARRUF ÇABASI VAR VE SONUÇ ALIYORUZ’’ Önümüzdeki dönemde kamu maliyesinde önemli reformlar planladıklarını dile getiren Şimşek, ‘‘Bütçe açığımız deprem nedeni ile milli gelire oranı yüzde 5’e çıkmıştı. Bütçe açığımız bu sene yüzde 3’e düştü, gelecek senelerde daha düşük seviyelere düşüreceğiz. Tasarruf konusunda kamu giderlerini kontrol altına almada başarılı olduk. 10 yıllık ortalamaya göre bu harcamaların (kamu giderleri) bütçeye oranı yüzde 4,6. Biz geçen sene yüzde 3,1’e indirdik, bu sene 3’ün de altında olacak. Kamuda tasarruf çabası var ve sonuç alıyoruz’’ sözlerini ifade etti. KKM’nin de 143 milyar dolar azaltıldığını da ifade eden Şimşek, "Türkiye’nin bilançosunda 250 milyar doları aşan bir iyileşme var" dedi. Altın ithalatına ilişkin de bilgi paylaşan Şimşek, ‘‘Altın ithalatı sadece sanayide kullanmak için yapılmıyor. Altın bir portföy tercihidir, saygı duyuyoruz. Vatandaşımızın ithal ettiği altınları bir kenara bırakırsak Türkiye’de cari açık kalmıyor. Osmanlı’nın son 100 yılına da baksanız, Türkiye’nin ilk 100 yılına da baksanız en büyük darboğaz döviz darboğazıdır. Cari açıkla ilişkilidir. İlk defa biz yapısal olarak biz bu sorunu aşma noktasındayız’’ ifadelerini kullandı. ‘‘YATIRIM YAPILABİLİR KATEGORİYE DOĞRU HIZLA İLERLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’’ Bakan Şimşek Merkez Bankası rezervlerinin arttığına da dikkat çekerken, ‘‘Çünkü her an bir takım şoklarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle rezerve ihtiyaç var. Biz net rezervlerimizi son 2 yılda programımız dahilinde 118 milyar dolar artırdık. Kur korumalı mevduatı 143 milyar dolar azalttık, bitiyor 400 milyon dolar kaldı vadesini bekliyoruz. Türkiye’nin bilançosunu 250 milyar dolar iyileştirdik. Türkiye’nin risk pirimi son 7,5 yılın en iyi seviyesine geldi. Son 2 yılda Türkiye’nin risk pirimi 472 baz puan düştü. Bize benzer ülkeler 49 baz puan düştü. Türkiye’nin kredi notu en az 2 kademe artırıldı. Yatırım yapılabilir kategoriye doğru hızla ilerlemeye devam edeceğiz’’ açıklamasında bulundu. Türkiye’nin milli gelirindeki artışa da değinen Şimşek, ‘‘2002’de dünya ekonomisinde 21’inci sıradayken şimdi 16’ıncı sıradayız. Satın alma gücü paritesinde 16’ıncı sıradan 11’inci sıraya yükseldik’’ diye konuştu.

Bakan Şimşek'ten enflasyon mesajı: "En büyük önceliğimiz düşürmek, gelecek sene hedefimiz yüzde 20'nin altı" Haber

Bakan Şimşek'ten enflasyon mesajı: "En büyük önceliğimiz düşürmek, gelecek sene hedefimiz yüzde 20'nin altı"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘En büyük önceliğimiz enflasyonu düşürmek. Hedefimiz gelecek sene enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek. Enflasyon düşüyor, düşmeye devam edecek Hükümetimizin nihai amacı kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak’’ dedi. Halkbank Gençİz Gençlik Zirvesi’nin ikincisi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla gerçekleşti. Bakan Şimşek, yaptığı konuşmada Türkiye’nin uyguladığı ekonomi programa ilişkin bilgi verdi. Enflasyon rakamları hakkında bilgi paylaşan Şimşek, ‘‘En büyük önceliğimiz enflasyonu düşürmek. Enflasyonda 2025 yılını büyük ihtimalle yüzde 31 seviyelerinde bitireceğiz. Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek’’ dedi. ‘‘Nihai amacımız kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak’’ Hükümetin nihai amacının kapsayıcı büyümeyi ve adil gelir dağılımını sağlamak olduğunun altını çizen Şimşek, ‘‘Nihai amacımıza ulaşmak için yapısal dönüşümü başarmamız gerekiyor. Cumhurbaşkanımız liderliğinde bu programı uyguluyoruz. Bu programın üç evresi var; birinci evre makro risklerin yönetimi, ikinci evrede mali disiplini tesis ettik cari açığı düşürdük, kur korumalı mevduat mekanizmasından çıktık enflasyon düşmeye başladı. Üçüncü evre ise kazanımların pekiştirildiği tek haneli enflasyonun kalıcı olduğu, cari açığın sorun olmaktan çıktığı, verimlilik ve rekabet gücünün artması için reformların hızlandığı dönem olacak. Üçüncü evreye gelecek sene geçiyoruz’’ şeklinde konuştu. Temel mallarda enflasyonun yüzde 20’nin altına düştüğünü hatırlatan Şimşek, ‘‘Gıda enflasyonu yüzde 27 civarı. Buna rağmen manşet enflasyon yüzde 31. Çünkü Türkiye’de kira, eğitim ve hizmet enflasyonu hala yüksek seyrediyor. Hizmet enflasyonu yüzde 97’den yüzde 44’e kadar düştü. Bunu düşürmek için deprem bölgesinde konut inşa ediyoruz 350 bin konutu teslim ettik. Gelecek sene 600 bin konut teslim edilecek. Sosyal konut projeleri devam ediyor, kentsel dönüşüm projelerini uyguluyoruz. Bütün bunları bütçeden yapıyoruz. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 90’ı devlet okullarına gidiyor. Yüzde 10’un gittiği özel okullarda ise yüksek rakamlar görüldü, oralarda da makul fiyatlar görülecek’’ ifadelerini kullandı. ‘‘KAMUDA TASARRUF ÇABASI VAR VE SONUÇ ALIYORUZ’’ Önümüzdeki dönemde kamu maliyesinde önemli reformlar planladıklarını dile getiren Şimşek, ‘‘Bütçe açığımız deprem nedeni ile milli gelire oranı yüzde 5’e çıkmıştı. Bütçe açığımız bu sene yüzde 3’e düştü, gelecek senelerde daha düşük seviyelere düşüreceğiz. Tasarruf konusunda kamu giderlerini kontrol altına almada başarılı olduk. 10 yıllık ortalamaya göre bu harcamaların (kamu giderleri) bütçeye oranı yüzde 4,6. Biz geçen sene yüzde 3,1’e indirdik, bu sene 3’ün de altında olacak. Kamuda tasarruf çabası var ve sonuç alıyoruz’’ sözlerini ifade etti. KKM’nin de 143 milyar dolar azaltıldığını da ifade eden Şimşek, "Türkiye’nin bilançosunda 250 milyar doları aşan bir iyileşme var" dedi. Altın ithalatına ilişkin de bilgi paylaşan Şimşek, ‘‘Altın ithalatı sadece sanayide kullanmak için yapılmıyor. Altın bir portföy tercihidir, saygı duyuyoruz. Vatandaşımızın ithal ettiği altınları bir kenara bırakırsak Türkiye’de cari açık kalmıyor. Osmanlı’nın son 100 yılına da baksanız, Türkiye’nin ilk 100 yılına da baksanız en büyük darboğaz döviz darboğazıdır. Cari açıkla ilişkilidir. İlk defa biz yapısal olarak biz bu sorunu aşma noktasındayız’’ ifadelerini kullandı. ‘‘YATIRIM YAPILABİLİR KATEGORİYE DOĞRU HIZLA İLERLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’’ Bakan Şimşek Merkez Bankası rezervlerinin arttığına da dikkat çekerken, ‘‘Çünkü her an bir takım şoklarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle rezerve ihtiyaç var. Biz net rezervlerimizi son 2 yılda programımız dahilinde 118 milyar dolar artırdık. Kur korumalı mevduatı 143 milyar dolar azalttık, bitiyor 400 milyon dolar kaldı vadesini bekliyoruz. Türkiye’nin bilançosunu 250 milyar dolar iyileştirdik. Türkiye’nin risk pirimi son 7,5 yılın en iyi seviyesine geldi. Son 2 yılda Türkiye’nin risk pirimi 472 baz puan düştü. Bize benzer ülkeler 49 baz puan düştü. Türkiye’nin kredi notu en az 2 kademe artırıldı. Yatırım yapılabilir kategoriye doğru hızla ilerlemeye devam edeceğiz’’ açıklamasında bulundu. Türkiye’nin milli gelirindeki artışa da değinen Şimşek, ‘‘2002’de dünya ekonomisinde 21’inci sıradayken şimdi 16’ıncı sıradayız. Satın alma gücü paritesinde 16’ıncı sıradan 11’inci sıraya yükseldik’’ diye konuştu.

Girişimci Kafası Söyleşisi’nde Serdar Ertan deneyimlerini paylaştı Haber

Girişimci Kafası Söyleşisi’nde Serdar Ertan deneyimlerini paylaştı

Gençlerin yaratıcı fikirlerini hayata geçirmelerine destek olmayı sürdüren Osmangazi Belediyesi, girişimcilik bilincini artırmak amacıyla düzenlediği ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’ ile katılımcıları iş hayatına hazırlıyor. Osmangazi Belediyesi’nin geleceğin vizyonerlerine ışık tuttuğu söyleşilerinin son konuğu NEO Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Ertan oldu. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde Sosyolog Mürvet Özçelik moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda başarılı iş insanı Serdar Ertan, deneyimlerini paylaşarak günümüz dünyasına pencere açtı. “Yeni Fikirler Oluşturulması, Yeni Riskler Alınması Gerekiyor” Girişimciliğin bir bakış açısı niteliği taşıdığını ve her yaştan bireyin olabileceğini belirten NEO Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Ertan, ülkenin yeni girişimlere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Ertan, “Muasır medeniyetler seviyesine çıkmamız için önemli işler, katma değerli işler yapmamız gerekiyor. Bu da tek düze işler değil, farklı bakış açılarıyla oluşturulmuş yeni girişimler ile ortaya çıkıyor. Yeni fikirler oluşturulması, yeni riskler alınması gerekiyor. Bunlar girişimciliğin içerisinde olan şeyler” dedi. “Bu Toplantıların Yapılmasından Dolayı Çok Mutluyum” Herkesin hayatındaki belli noktalarda girişimciliğini ortaya koyabildiğine işaret eden iş insanı Serdar Ertan, “Ev hanımları da, bir şirkette çalışanlar da girişimde bulunabilir. Risk aldığınız nokta, yepyeni bir fikri ortaya koymaktır; bir pazar yaratmaktır, o pazarda tutkuyla çalışmaktır. Bunu bir bakış açısına çevirdiğimiz zaman, aslında hayatınızın her noktasında risk alıyor olmanız ve çalıştığınız şirkette de insanlara değer katacak, fark yaratacak bir şey üretmeniz girişimciliktir. Bu toplantıyı düzenlemekteki amacımız da budur. Böyle bir fikrin doğuşu, ‘merkez kuralım’, ‘merkeze insanları toplayalım’ düşüncesiyle başladı. Burada birçok insana fikir ekiyorsunuz ve bu fikirler insanların ileride hayatlarında bir yerde karşılarına çıkacak büyük bir girişimin temeli olabiliyor. Bu toplantıların yapılmasından dolayı çok mutluyum” diye konuştu. “Cari Açık Problemi, Katma Değerli İşlerle Çözülebilecek Bir Problem” Dinleyicileriyle olan paylaşımlarında hayattaki dönüm noktalarından bahsederek, günümüz ekonomisine de perde açan Serdar Ertan, “Ülkenin idealist insanlara ihtiyacı var. Bir cari açık problemimiz var. Bu ancak yeni girişimler ile katma değerli işler ile çözülebilecek bir problem. Şu an hali hazırda yapılanı çoğaltarak çözemezsiniz, yeni bir şey bulmanız gerekiyor. Yeni bir bakış açısı. Bir liralık bile bir girişim yaptıysan, girişimcisindir. Kıymetli değer yaratan insanlarda yeni fikirler uyandıran, sorunu çözen her şey güzel fikirdir. Biz de seramikte böyle işaretlerle yönümüzü bulduk. Sadece ben bunu başarmak istiyorum, oraya gidiyorum diyerek olmuyor. Hayat farklı yerlere götürüyor. Bazen genişleyen, bazen daralan bir şey, ona da hazır olmak lazım” açıklamalarında bulundu. İş insanı Serdar Ertan, söyleşinin sonunda kendisine bu imkanı tanıyan ve gençlerle buluşturan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.

Bakan Şimşek: "Eleştirenler ya bizi duymuyor ya da kötü niyetliler" Haber

Bakan Şimşek: "Eleştirenler ya bizi duymuyor ya da kötü niyetliler"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orman Genel Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen 4’üncü Tarım Şurası Tarım Ekonomisi Atölyesi programına katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da katılım sağladığı program çerçevesinde, tarım ve orman ve su alanında gelecek stratejilerinin gelecek 10 yıl için belirlenmesi ve atılacak adımlarla mevcut alanların geliştirilmesi hedeflendi. Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Bakan Şimşek, ekonomide tarımın bir stratejik sektör olduğunu ve en çok önem verdikleri sektörlerin başında geldiğini dile getirdi. Şimşek, bu çerçevede Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarına gerekli destekleri verdiklerini söyleyerek, "Bu konuda çok net bir irade var. Geçen sene belki hatırlarsınız. Bir tasarruf bir paketi açıklandı. Orada ilave kaynaklar hangi alanlara kanalize edilecek diye bakarsanız tasarruf demek aslında bir taraftan yani kaynakları verimli alanlara yönlendirmek demek. Bu da özellikle tarımda gerek sulama gerek toplulaştırma gerek az önce ifade edildiği gibi teknoloji gibi bütün bu konularda biz gıda arzını ve tarımı önceliklendirdik. Dolayısıyla sadece sözde değil gerçekten de bütçe uygulamalarımızla bunu azalıyoruz" açıklamasında bulundu. "DÜNYANIN EN BÜYÜK 7’İNCİ TARIM ÜRETİCİSİYİZ" Türkiye ekonomisinde tarımın payının yüzde 5,6 olduğunu söyleyen Şimşek, tarımdaki istihdama da dikkati çekti. Şimşek, "Bize benzer ülkelerle karşılaştırdığımız zaman kişi başı milli gelirimize göre tarım sektöründeki çalışanların toplam istihdamdaki payı hala yüksek. Aynı şey tarımsal hasıla için de söyleyebiliriz. Bakın tarımsal katma değer ile kişi başı milli gelirimizi karşılaştıracak olursanız yine kişi başı milli gelire göre tarımsal katma değer Türkiye'de yüksek. Bunlar olumlu trendler. Az önce değerli bakanımız ilk ondayız dedi. Dünya Bankası verilerine göre tabii ki bizim son verilerimizi katıyoruz burada. Dünyanın en büyük 7’inci tarım üreticisiyiz, tarımsal hasılada öyle görünüyor. Dünya Bankası'nın verilerinden bahsediyorum. Avrupa'da da ilk sıradayız" ifadelerine yer verdi. "TARIM SEKTÖRÜ NET DIŞ TİCARET FAZLASI DERDİĞİMİZ ÇOK NADİR SEKTÖRLERDEN BİR TANESİ" Şimşek, tarımsal verimlilik konusunda ise gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye’nin oldukça yüksek bir noktada olduğuna dikkati çekerek, "Tarım ürünlerinde biz net ihracatçıyız. Yani ihracatımızla ithalatımız arasında arasında hakikaten diğer birçok sektöre oranla oldukça iyi bir konumdayız. Net dış ticaret fazlası derdiğimiz çok nadir sektörlerden bir tanesi" diye konuştu. "2025 yılında 706 milyar liralık bir destekten bahsediyoruz" Tarım sektörüne çok önemli doğrudan ve dolaylı destekler sağlandığını söyleyen Şimşek, "Destekleri sadece doğrudan destek olarak göremeyiz. Bizim sağladığımız çok ciddi doğrudan dolaylı ve finansman desteklerimiz var. Bu desteklerin tamamına bakacak olursak burada 2025 yılında 706 milyar liralık bir destekten bahsediyoruz. Bu da milli gelire oran olarak yüzde 1,15’e tekabül ediyor. Genelde bütçenin de üzerine çıkıyoruz. Tarım sektörüne sağlanan toplam desteklerin gayri safi bütçe hasılasına bakacak olursanız ki dediğim gibi burada bütün destekler söz konusu yüzde 1’in oldukça üzerinde. Yine doğrudan destekler genelde odaklanılan hususlardan bir tanesi. Reel olarak şöyle söyleyeyim; 2002 yılında 2025 başındaki fiyatlarıyla ne kadar destek vermişiz? Yaklaşık 61 milyar liralık destek verirken bugün 135 milyar liralık yine aynı fiyatlarda karşılaştırmalı olarak destekleri biz iki kattan fazla artırmışız" ifadelerini kullandı. "KREDİLERİN FAİZİNİN YÜZDE 70'İNİ HAZİNE OLARAK DESTEKLİYORUZ" Çiftçilere sağlanan sübvansiyonlu kredi programının 2004'te başladığını anımsatan Şimşek, "2004'te 18,6 milyar liralık kredi kullandırılmışken bugün 629 milyar liraya çıkmış. Bundan yararlanan çiftçi sayımız 205 binden neredeyse 1 milyon 150 bine ulaşmış durumda. Bazı alanlarda sübvansiyon yüzde 100'e kadar çıkarken bazı alanlarda biraz daha düşük. Bizim yaptığımız hesaplara göre kullanılan kredilerin faizinin yüzde 70'ini Hazine olarak biz destekliyoruz, biz ödüyoruz. 2024'te 87,5 milyar liralık faiz sübvansiyonu bütçelenmiş. Bu sene 160 milyar liralık ödenek söz konusu. İmkanlar el verirse biz çok daha güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'NİN BÜYÜME NOKTASINDA POTANSİYELİ HALA YÜKSEK" Şimşek, dünyanın ‘yüksek borçluluk’ ile karşı karşıya olduğuna işaret ederek, dünyanın borcunun milli gelire oranının 2000'li yıllarda yüzde 230 olduğunu, bu oranın bugün yüzde 328'e çıktığını söyledi. Bu rakamın yüksek olduğuna dikkati çeken Şimşek, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yüzde 245 olarak hesaplandığını sözlerine ekledi. Türkiye'de ise hane halkı, şirketler, finans sektörleri ve devletin toplam borcunun brüt olarak milli gelire oranının yüzde 93 olduğunu belirten Şimşek, "Türkiye burada avantajlı. Bizim büyüme noktasında potansiyelimizin hala yüksek olduğunu ifade etmek istiyorum" dedi. "Kısa vadede yapmamız gereken, dış borcu aşağı bir trendde tutacak sürdürülebilir cari açık" Şimşek, ekonomi programının hedefinin sürdürülebilir yüksek büyüme olduğunu belirterek, "Buna ulaşmak için makro bazda başarmamız gereken diğer hedefler var. Bunlar fiyat istikrarı, yani enflasyonun düşük tek haneye indirilmesi. İkincisi mali disiplin, yani bütçe kaynaklarını tarım ve orman gibi doğru alanlara yönlendireceğiz. Üçüncü önceliğimiz sürdürülebilir cari açık. Kısa vadede yapmamız gereken, özellikle dış borcun milli gelire oranını artırmayacak, dış borcu aşağı bir trendde tutacak sürdürülebilir cari açık. Bütün bu kazanımları kalıcı hale getirecek yapısal dönüşüm, yani verimlilik ve rekabet gücünü içeren bir yapısal dönüşüm programı" açıklamasında bulundu. Türkiye'nin, karşı karşıya olduğu enflasyon sorununu geçen yılın ilk yarısında kontrol altına aldığını bildiren Şimşek, ikinci yarıdan itibaren dezenflasyon dönemine geçildiğini de kaydetti. "PROGRAM UYGULAMAYA KONULMASAYDI, BU DURUM ENFLASYONU NERELERE GÖTÜRÜRDÜ ANALİZİ GEREKİYOR" Şimşek, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için 75-80 milyar dolar harcandığını hatırlatarak, "Biz bütçe açığını kontrol altına almasaydık ve bütçe açığı parasallaşsaydı, yani bir miktar para basılıp finanse edilseydi enflasyonun ne olacağını sağduyulu insanların analizine bırakıyorum. Ayrıca 2023 yılı ortalarında 55-60 milyar dolar civarında bir cari açık, rezervlerde yetersizlik ve ciddi bir kur korumalı mevduat sorunuyla karşı karşıyaydık. Bu program uygulamaya konulmasaydı, bu durum enflasyonu nerelere götürürdü analizi gerekiyor" diye konuştu. "ENFLASYON ORANLARINI 2027'DE NET ŞEKİLDE TEK HANEYE İNDİRME HEDEFİMİZ VAR" Ekonominin iyileşme sürecinde olduğuna dikkati çeken Şimşek, şu ifadelere yer verdi: "Son yaşanan piyasalardaki çalkantıların kalıcı bir etki yapacağını düşünmüyorum çünkü finansal şartlardaki sıkılaşma dezenflasyonisttir. Liradaki yüzde 3,5 civarındaki değer kaybının çok sınırlı etkisi nisan ayında olabilir ama orta vadeli bunlar dezenflasyonistir. Şu an temel malların enflasyonu yüzde 20'nin altına, mal enflasyonu yüzde 30 civarına düştü. Manşet enflasyon yüzde 38. Kiralarda yüzde 25 üst limiti kaldırdık, eğitimde herhangi bir müdahalemiz söz konusu değil. Bunların geçmişten gelen yansımaları var ama enflasyon düşüyor, düşmeye de devam edecek çünkü bu bizim en büyük önceliğimiz. Programımızda, yüzde 64-65 civarı olan 2022-2023 enflasyon oranlarını 2027'de net şekilde tek haneye indirme hedefimiz var." Bugüne kadar kamunun belirlediği fiyatları enflasyon hedefinin altında veya yakınında tuttuklarını vurgulayan Şimşek, konut, gıda ve enerji arzını öncelikle ele aldıklarını dile getirdi. "BÜYÜMEDE ÖNGÖRDÜĞÜMÜZDEN DAHA FAZLA YAVAŞLAMA OLABİLİR" Şimşek, bütçe açığını bu yıl düşürmeyi hedeflediklerini işaret ederek, "Büyümede öngördüğümüzden daha fazla yavaşlama olabilir. Bu bütçe performansını sınırlayabilir ama bizim zaten bütçe açığını düşürmekten maksadımız Merkez Bankasının elini güçlendirmek ve enflasyonu aşağı çekmekti. Eğer enflasyon finansal şartların sıkılaşması ve büyümenin bir miktar yavaşlaması nedeniyle zaten düşecekse bütçe açığının göreceli olarak veya hedefimize oranla gelir ayağındaki performans zafiyeti yönetilebilir, anlatılabilir bir zafiyettir ama bunlar için de henüz çok erken" diye kaydetti. "ELEŞTİRENLER YA BİZİ DUYMUYOR YA DA KÖTÜ NİYETLİLER" Bütçede disiplinin kritik bir alan olduğuna da dikkati çeken Bakan Şimşek bu konuyu makro olarak ele aldıklarını ifade etti. Şimşek, "Biz bazen 30 bin fitten bakıyoruz aşağıya, bazen 60 bin fitten. Öngörülemeyen deprem ve faiz ödemeleri hariç, 2014-2023 dönemine bakalım. TBMM tarafından onaylanan bütçe 100 lira iken her sene ortalama 109,1 lira harcanmış. Yani bütçenin üzerinde yüzde 9'luk bir sapma söz konusu. Geçen sene sapma var mı? Yok. 100 liralık bütçenin 96,7 lirası harcanmış. Şimdi dolayısıyla burada 'Hani nerede disiplin, nerede tasarruf?' diye soruyorsanız, toplam tasarruf bu basit hesapla 1,2 trilyon lira. Biz bu konuda samimiyiz, ciddiyiz ve ortada net bir performans var. Bizim arz yönlü tedbirleri şimdi eleştiriyorlar. 'Sadece para politikası üzerinden enflasyon inmez' diyorlar. İneceğini kim söylüyor ki? Ne zaman bunu iddia ettik? Biz zaten başından beri diyoruz ki bir taraftan tabii ki büyümede bir dengelenme, aşırı bir ısınma varsa onun kontrol altına alınması lazım diğer taraftan da yatırım, istihdam, üretim ve ihracat üzerinden büyümenin devamı ve özellikle de konut, gıda ve yenilenebilir enerji arzı noktasında önceliklendirme lazım. Eleştirenler ya bizi duymuyorlar, saygı duyuyoruz, duymaları için de zaten bu fırsatı kaçırmak istemedim ya da gerçekten kötü niyetliler" dedi. "HEDEF YÖNETİLEBİLİR CARİ AÇIK" Şimşek, programın en önemli boyutlarından birinin gıda arzı olduğunu söyleyerek, sulama ve toplulaştırma yatırımların hızlandırılması, gıda arz zinciri ve lojistiğin etkinleştirilmesi ve organize tarım bölgelerinin geliştirilmesi konularının en büyük öncelikleri olduğunu dile getirdi. "Petrol fiyatları bu seviyelerde kalırsa Türkiye'nin cari açık anlamında bu sene bir sorunu olmayacak" Program sayesinde cari açığı ocak itibarıyla 55,5 milyar dolardan 11,5 milyar dolara, milli gelire oran olarak yüzde 5,4'ten yüzde 0,9'a düşürdüklerini vurgulayan Şimşek, "Biz bu sene cari açığın bir miktar artmasını bekliyoruz ama petrol fiyatları dünyadaki son gelişmelerden dolayı çöktü. Eğer petrol fiyatları bu seviyelerde kalırsa Türkiye'nin cari açık anlamında bu sene bir sorunu olmayacak. Zaten beklemiyoruz, yönetilebilir bir cari açık hedefliyoruz. Türkiye hakikaten bu dönemde petrol, doğal gaz fiyatlarındaki düşüşten en fazla olumlu etkilenecek ülkelerin başında geliyor" ifadelerine yer verdi. "PROGRAMIN EN BÜYÜK AMAÇLARINDAN BİRİ KISA VADEDE ENFLASYONU DÜŞÜRÜRKEN BÜYÜME DENGESİNİ YÜRÜTMEK" Türkiye'nin brüt dış finansman ihtiyacının da hızlı bir şekilde azaldığını söyleyen Şimşek, "Büyümede bir dengelenme var. 2023'te Türkiye yüzde 5 civarı büyürken net ihracatın katkısı eksi 3 puan ama iç talebin katkısı 8. Bu, şu demek, kapalı bir ekonomi olsaydık yüzde 8'in üzerinde büyüyor olacaktık ama bu türden yüksek hızlı büyüme beraberinde cari açık ve enflasyon getiriyor. Zaten bundan dolayı da önemli hedeflerimizden biri büyümeyi kısa-orta vadede daha sürdürülebilir, dengeli hale getirmek, sonra yüksek sürdürülebilir büyümenin temellerini oluşturmak. Şu anda bu programın en büyük amaçlarından biri kısa vadede enflasyonu düşürürken bu dengeyi yürütmek, sonrasında da yüksek büyümeye temel oluşturmak" şeklinde konuştu. Şimşek, istihdam piyasasında şu an oldukça iyi bir noktada olduklarını dile getirerek, 2024 yılında 1 milyona yakın net yeni istihdam oluşturduklarını söyledi. İşsizlik oranlarının hızla düştüğüne dikkati çeken Şimşek, erkekler için işsizlik oranının tarihin en düşük düzeyinde olduğunu, kadınlarda işsizliğin de hızla düştüğünü kaydetti. "REZERVLER, İÇ VE DIŞ ŞOKLARA KARŞI BİR TAMPONDUR" Program sayesinde ekonominin iç ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdıklarına işaret eden Şimşek, "Ülkenin ciddi rezerv birikimi oldu. Eleştiriyorlar, 'Rezervleri niye kullanıyorsunuz?' diye. Rezervler, iç ve dış şoklara karşı bir tampondur, tabii ki kullanılmak üzere biriktirilir. Şu anda Türkiye'nin rezerv pozisyonu IMF'nin tanımına göre ki en geniş tanımdır bu, 'bir'dir. 'Bir' demek, rezerv yeterliliği sağlanmış durumda demektir ki bu mart sonu verisidir" değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, Kur Korumalı Mevduat'ın (KKM) da Türkiye için önemli bir yükümlülük olduğunu vurgulayarak, bunu azaltmanın Türkiye'ye ilişkin belirsizlikleri azaltmak anlamına geldiğini, orada da zirve değeri 144 milyar dolar civarındayken bugün bunu 22 milyar doların altına düşürdüklerini bildirdi. ABD’nin son 3-4 günde dış ticaretteki korumacılık tedbirlerini açıklamasıyla birçok ülkenin kredi risk priminin (CDS) Türkiye'den çok daha fazla arttığını söylen Şimşek, mayıs 2023-Nisan 2025 döneminde Türkiye'nin CDS'si 356 baz puan düşerken benzer ülkelerin ise 7 baz puan düştüğünü kaydetti. Şimşek, "Bu, bize benzer ülkelere göre çok iyi bir performans ortaya koyduk demektir" dedi. "YEŞİL DÖNÜŞÜM BİZİM İÇİN BİR MODA DEĞİL, BİR ZORUNLULUKTUR" Şimşek, dünyadaki büyük değişimleri görerek programı ona göre dizayn ettikleri bilgisini vererek, en önemli başlıklardan birinin "aktif sanayi politikası" olduğunu belirtti. Sanayinin kendileri için tarım gibi stratejik ve öncelikli olduğunu vurgulayan Şimşek, "Sanayide katma değer zincirinde yukarı çıkmak, daha yüksek teknoloji, orta yüksek teknoloji bizim için şu anda en kritik alandır. Çok güçlü destekler veriyoruz, vereceğiz. Diğer yapısal reformlar insana yatırımdır. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, sermaye piyasalarının derinleştirilmesidir. Reform süreklilik arz eder. Amacımız verimliliği, rekabet gücünü artırmak. Yeşil dönüşüm bizim için bir moda değil, bir zorunluluktur" değerlendirmesinde bulundu. "ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA HIZLA DÜŞECEK" Türkiye'nin son 22-23 yılda 1 trilyon dolara yakın parayı petrol, doğal gaz ve türevlerinin ithalatına ödediğini anımsatan Şimşek, "Türkiye'nin borcu yarım trilyon doları geçti diyorlar. Türkiye'nin bu dönemde sadece doğal gaza ödediği fatura 1 trilyon dolar civarı. Burada yeşil dönüşümü sağlayarak biz kalıcı bir şekilde Türkiye'nin dengelerini iyileştireceğiz. Türkiye son yıllarda yine çok önemli petrol üretimi ve doğal gaz üretimi konusunda büyük yatırımlara, büyük atılımlara girdi. Bunun sayesinde bizim enerjide dışa bağımlılığımız önümüzdeki yıllarda hızla düşecek. Dolayısıyla Türkiye'nin geleceğine ilişkin tarım, enerji dahil olmak üzere hiç kötümserliğe yer yoktur. Tabii ki dünya piyasalarında ve Türkiye'de iniş çıkışlar olacak. Bu işin doğasıdır. Önemli olan dalga boylarını yönetebilmektir. Ve yönettiğimiz kanısındayım." ifadelerini kullandı. "DİJİTAL ALTYAPIDA ÖNÜMÜZDEKİ 1-2 YIL İÇİNDE ÇOK BÜYÜK ATILIMLAR İÇİNDE OLACAĞIZ" Türkiye'nin küresel inovasyon liginde kişi başı gelire oranla üst-orta gelirli ülkeler arasında dünyanın en yenilikçi üçüncü ülkesi olduğu bilgisini veren Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Dijital altyapıda önümüzdeki 1-2 yıl içinde çok büyük atılımlar içinde olacağız. Fiber optik kapasitesinin genişletilmesi için yatırım yapılacak, 5G'ye yatırım yapılıyor. Büyük veri merkezleri konusunda ciddi müzakereler, ciddi yatırım hususları var. Ulusal GPS'in oluşturulmasından nükleer enerji yatırımları, beşeri sermaye, düzenleyici ekosistem, yerli büyük dil modelleri bütün bu alanlarda çalışmalar yapılıyor. Türkiye bütün bu konularda kendine benzer ülkelerin oldukça önünde." Açılış konuşmalarının ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e plaket takdiminde bulundu. Program, toplu fotoğraf çekimlerinin ardından basına kapalı olarak devam etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.