SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çevre Şehircilik

Söz Bursa - Çevre Şehircilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Şehircilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme Hazır Mıyız? Haber

6 Şubat’ta İMO Bursa Şubesi uyarıyor: Depreme Hazır Mıyız?

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 6 Şubat Depremlerinin üçüncü yıldönümünde deprem ve afetlere yönelik açıklamalarda bulundu. Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi: “Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.” Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

Oktay Yılmaz’dan Yıldırım sözü: 2029 yılına kadar 30 bin konut dönüşecek! Haber

Oktay Yılmaz’dan Yıldırım sözü: 2029 yılına kadar 30 bin konut dönüşecek!

Bursa Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen 'Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı'nda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, bugüne kadar yaklaşık 7 bin 500 bağımsız birimi kentsel dönüşüm ile Yıldırım'a kazandırdıklarını, 2029 yılına kadar 30 bin adet yeni bağımsız birimi de kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından depremden etkilenen 11 ilde teslim edilen ev sayısının 500 bine yaklaştığını belirten Yılmaz, "Çoğu gelişmiş ülkenin dahi ulaşamayacağı, Türkiye'de birçok siyasi liderin hayal bile edemediği bu başarı, bize afet sonrası iyileştirme çabalarında bir başarı kriteri sunmaktadır" dedi. Bursa Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen 'Bursa İRAP 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı belediye başkanlarından derneklere kadar birçok kurum yetkilisini bir araya getirdi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz'ın ev sahipliğinde başlayan çalıştay, 2 gün sürecek. Açılış konuşmasında salondakilere seslenen Başkan Yılmaz, "Bursa'nın geleceğini daha güvenli temeller üzerine inşa etmek, yarınlarımızı öngörülebilir risklerin yıkıcı etkisinden korumak adına düzenlediğimiz bursa İrap 2027-32 Afet Risk Azaltma Çalıştayı çok önemlidir. Yaşadığımız çağda, küresel ölçekte değişen dinamikler kentleri daha önce hiç olmadığı kadar büyük tehditlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzde bu afetlerin hem sayısı hem de sıklığı hızla artmakta, buna bağlı olarak sosyal, ekonomik ve çevresel kayıp risklerimiz her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle artan seller, heyelanlar, orman yangınları ve depremler gibi doğa olaylarının yanı sıra; sanayi kazaları ve kimyasal sızıntılar gibi insan eliyle tetiklenen riskler de kent yaşamını doğrudan tehdit etmektedir. ancak bu tablo karşısında çaresiz değiliz. Zira modern afet yönetiminde paradigmanın değiştiği bir noktadayız. afetlerle mücadelede yalnızca olay anına ve sonrasındaki müdahaleye odaklanmak artık yeterli değildir. Asıl olan, afetler gerçekleşmeden önce riskleri doğru tespit eden, önceliklendiren ve bu riskleri sistematik olarak azaltmayı hedefleyen bir yönetim anlayışını hayata geçirmektir. Bu proaktif yaklaşım, sadece bir tercih değil, bursa gibi stratejik öneme sahip bir şehir ve tüm şehirlerimiz için adeta bir zorunluluktur. Yürütülecek bir çalışma, tek bir afet türüne değil, tüm riskleri kapsayan 'bütünleşik bir yaklaşıma' sahip olmalıdır" dedi. "İL AFET RİSK AZALTMA PLANLARI, SIRADAN BİRER RAPOR DEĞİLDİR" Bu bütünleşik yaklaşımın kurumsal ve bilimsel zemini, bugün üzerinde çalıştığımız stratejik belgelerde vücut bulacağını belirten Başkan Yılmaz, "kentimizi güvenli, dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için hazırlanan "il afet risk azaltma planları", sıradan birer rapor değildir. Bursa il afet risk azaltma planı ilimizin ve ilçelerimizin geleceğini koruma altına alan hayati birer yol haritasıdır. Bilimsel veriler üzerine inşa edilen bu uzun vadeli planlama, Bursa'nın savunma kalkanını oluşturmaktadır. Bursa il afet risk azaltma planı çerçevesinde yürüteceğimiz çalışmalarla; daha güvenli hayat alanları oluşturmayı, can ve mal kayıplarını en aza indirmeyi, afet bilincini toplumun tüm kesimlerine yaymayı, kamu kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmayı ve kurumlar arası iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi hedeflemekteyiz" diye konuştu. Türkiye'yi derinden sarsan büyük bir afet yaşadığımızı hatırlatan Başkan Yılmaz, "6 Şubat depremlerinin acısını ve sorumluluğunu yüreğimizde taşıdığımız bu haftada düzenlediğimiz bu çalıştay, 'bir daha aynı acıları yaşamamak' için atılmış son derece kıymetli bir adımdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, 6 Şubat depreminin yaralarını saran Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, inşa edip teslim ettiği ev sayısı 500 bine yaklaştı. Dünya ölçeğinde çoğu gelişmiş ülkenin dahi ulaşamayacağı, Türkiye'de ise birçok siyasi liderin hayal bile edemediği bu başarı bize afet sonrası iyileştirme çabalarında bir başarı kriteri sunmaktadır" ifadelerini kullandı. "2029 YILINA KADAR 30 BİN BAĞIMSIZ BİRİMİ KENTSEL DÖNÜŞÜMLE BURSA'YA KAZANDIRACAĞIZ" Yıldırım Belediyesi olarak 2019 yılından bugüne ilçede yürütülen imar ve kentleşme çalışmaları ile 23 mahallede 168 hektar alanda imar planı uygulama ve kentsel dönüşüm çalışmaları yürüttüklerini belirten Başkan Yılmaz, "16 noktada yaptığımız kentsel dönüşüm projesinin yanında 33 farklı noktada özel sektör eliyle yürütülen kentsel dönüşüm projelerine destek verdik. 'Yıldırım'da büyük düşünüyor, büyük dönüşüyoruz' mottosuyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla 'En iyi riskli alan kentsel dönüşüm yapan belediye ödülü'ne layık görüldük. Bugüne kadar yaklaşık yeni 7 bin 500 adet bağımsız birimi kentsel dönüşüm ile ilçemize kazandırdık ve 2029 yılına kadar 30 bin adet bağımsız birimi ilçemize kazandırmayı hedeflemekteyiz. Yıldırımda geliştirdiğimiz ve başarısı tescillenmiş bu dönüşüm modelini ve tecrübemizi hiç bir siyasi ayrım gözetmeksizin, talep eden her bir belediyemizle paylaşmaya ve yaygınlaştırmaya da hazırız" ded. Yıldırım'da yeni yapılacak binalarda, 50 bağımsız bölüm ve üzeri yapı projelerinde afet ve acil durum konteyneri konulması, belediye meclisimizin kararıyla zorunlu hâle getirildiğini belirten Başkan Yılmaz, "Bursa İl AFAD Müdürlüğü ve muhtarlarımızla birlikte mahallelerimizde oluşturduğumuz afet gönüllüleri ekipleriyle eğitimler ve tatbikatlar düzenleyerek her bir hemşehrimizin farkındalığını artırmayı, mahallelerimizi daha dirençli hale getirmeyi hedefliyoruz. Yine Türkiye'de ilk defa tüm muhtarlarımıza telsiz dağıtarak afet anında kesintisiz iletişimi hedefledik. Kapalı pazar alanlarımızı, kent parklarımızı afet anında ihtiyacımıza cevap verecek bir altyapıyla donatıyoruz. 7 yıl içerisinde Deliçay üzerinde yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda dere ıslahı gerçekleştirerek ovamızı sel baskınlarına karşı daha dirençli hale getirdik. Yıldırım Belediyesi olarak zikrettiğimiz adımlar başta olmak üzere birçok projeyi hayata geçirdik. Yeni projelerle de bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Elbette diğer ilçelerimizde de benzer süreçler yürütülüyor. Aynı özen, çaba ve vizyonla başta büyükşehir belediyemiz olmak üzere tüm ilçe belediyelerimizle birlikte yetkimizi, gücümüzü ve kaynaklarımızı ortak bir sinerjiyle kullanarak Bursa'yı daha dirençli bir kent haline getirebiliriz" dedi. AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan ise, "İRAP, bir iyi niyet beyanı değildir. Açık, bağlayıcı ve ertelenmez bir kamu sorumluluğudur. Bursa olarak 2021 yılında yapılan 5 yıllık 122 eylemi içinde barındıran planı, uygulama sürecinde homojen olmadığını ortaya koymuştur. Bugün Yıldırım ilçesinde başlatılan 2027-2032 dönemi İRAP hazırlık süreci, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Çalışmalar ilçelerden başlayarak il geneline yayılan tüme varım esaslı metodolojide yürütülecektir. Yıldırım ilçesinde elde edilecek çıktılar, izleyen aylarda Osmangazi, Nilüfer, Kestel, Gürsu, İnegöl ve diğer ilçelerde yapılacak çalıştaylara ışık tutucaktır" diye konuştu.

Yıldırım’da "Yeşil Dönüşüm" yükseliyor: Ulus projesi kendi enerjisini üretecek Haber

Yıldırım’da "Yeşil Dönüşüm" yükseliyor: Ulus projesi kendi enerjisini üretecek

Yıldırım Belediyesi’nin özgün dönüşüm projelerinden olan, enerji ve su ihtiyacını kendi bünyesinden karşılayacak ‘Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. Yıldırım Belediyesi’nin, Ulus Mahallesi’nde 12 bin 584 metrekarelik alanda gerçekleştirdiği Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi tüm hızıyla devam ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından riskli alan ilan edilen bölgedeki mülkiyeti Yıldırım Belediyesi’ne ait kentsel dönüşüm projesi 4 blok, 284 konut ve 28 işyeri olmak üzere 312 bağımsız bölümden oluşacak. 291 araçlık otoparka sahip Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi, sosyal donatı alanları ve yeşil alanları ile örnek bir yaşam alanı oluşturacak. ‘HAZİRAN SONUNA BİTECEK’ Ulus Kentsel Dönüşüm Projesi’nde devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Kentsel dönüşüm alanında Bursa’nın en tecrübeli kurumuyuz. Yıldırım bugün adeta bir şantiye alanı gibi. 27 farklı mahallemizdeki 286 farklı noktada kentsel dönüşüm çalışmamız mevcut. Tabi kentsel dönüşüm çalışmalarımızı, binaları yenilemekten ibaret görmüyoruz. Yeni ulaşım arterleri, sosyal alanlar ile birlikte yeni yaşam alanları oluşturuyoruz. Projelerimizin her birinin kendine has özellikleri bulunuyor. Ulus Projemizde; ortak alanların aydınlatılmasını güneş enerjisi ile temin edeceğiz. Bu alanlardaki sulama için yağmur sularının toplanıp depolanacağı bir sistem geliştireceğiz. Ayrıca, elektrikli araç kullanımını teşvik etmek için şarj istasyonları yer alacak. Bizim ‘Yeşil Dönüşüm’ diye adlandırdığımız projemiz, bundan sonraki çalışmalarımız için de örnek teşkil edecek. İnşallah Ulus Kentsel Dönüşüm Projemiz Haziran ayının sonuna doğru tamamlanacak” ifadelerini kullandı.

Meteoroloji’den 3 Büyükşehir için yeni tahmin: Sıcaklıklar pazar gününe kadar artıyor! Haber

Meteoroloji’den 3 Büyükşehir için yeni tahmin: Sıcaklıklar pazar gününe kadar artıyor!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Macit, "3 Büyükşehir'de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba günü Batı Karadeniz'de, Doğu Anadolu'nun güneydoğusunda ve Karadeniz'in özellikle doğu kesimlerinde yağışların devam etmesini beklediklerini belirten ifade eden Macit, sözlerine şu şekilde devam etti: "VATANDAŞLARIN ULAŞIMDA AKSAMALARA KARŞI DİKKATLİ OLMALARINI İSTİYORUZ" "Marmara'nın kuzeyinde yağışlar devam ediyor. Yağışlar genellikle iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde, kıyılarda yağmur şeklinde olacak. Perşembe ve cuma günü de Karadeniz'in tamamında, İç Anadolu'nun kuzeydoğusunda ve Doğu Anadolu'nun doğusunda yağışlar devam ediyor. Yağışlar kıyılarda yine yağmura dönecek ama iç kesimlerde kar şeklinde olmasını bekliyoruz. Özellikle buzlanma ve don olayı, yağışın geçmesiyle birlikte, yurdun iç ve doğu kesimlerinde kendini gösteriyor. Vatandaşların ulaşımda aksamalara karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Bir de Doğu Karadeniz'in iç kesimleriyle Doğu Anadolu'nun doğusunun yükseklerinde de çığ tehlikesi devam ediyor. Bu konuda da dikkatli olurlarsa vatandaşlarımızı uyaralım." "3 BÜYÜKŞEHİR'DE HAVA SICAKLIKLARI PAZAR GÜNÜNE KADAR ARTACAK" 3 Büyükşehir'de beklenen hava durumuna ilişkin konuşan Macit, "İstanbul'da sıcaklıklar artıyor. Hava sıcaklıkları önümüzdeki 3 gün boyunca 10-12 derece civarında olacak. İstanbul'da yağmur bekliyoruz. İstanbul'da sıcaklık düşüşü hafta sonu, pazar gününden itibaren bekleniyor. Ankara'da yağış beklemiyoruz ancak sabah saatlerinde hava sıcaklığı, çarşamba günü sabah, eksi 5 dereceye kadar düşüyor. Ama Ankara'da önümüzdeki 3 gün boyunca, yine gece sıcaklıkları ile beraber gündüz sıcaklıkları da artış gösterecek. İzmir'de yağış beklemiyoruz. Hava sıcaklığı 15-16 dereceye kadar çıkacak. Hava sıcaklıkları pazar gününe kadar, batı kesimlerde 3 büyük şehirde artıyor. Pazar günden itibaren azalış bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.