SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cezaevi

Söz Bursa - Cezaevi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cezaevi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel’den Murat Çalık için "Kritik eşik" uyarısı: "Yüreğimiz ağzımızda, sonucu bekliyoruz Haber

Özgür Özel’den Murat Çalık için "Kritik eşik" uyarısı: "Yüreğimiz ağzımızda, sonucu bekliyoruz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Murat Çalık'ın sağlık durumuna ilişkin, "Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC'deki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile parti genel merkezinde bir araya geldi. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, dayanışma içinde olduklarını aktararak, "Zaten siyasete, Kıbrıs sorununa aynı perspektiften bakan, dünyada insanların siyasetten beklentilerine aynı bakış açısıyla çözüm üreten, aynı niyetle siyasete girmiş insanlar olarak dayanışmamızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Özel, görevden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Gezi davasından tutuklu bulunan Şehir Plancısı Tayfun Kahraman'ın sağlık durumlarıyla ilgili soru üzerine şunları söyledi: "Murat Çalık'ın hastalığı, Tayfun Kahraman'ın da öyle, cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Murat Çalık açısından da düzenli olarak ve özel diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Murat Çalık için yazılan rapor, ilk rapor tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu. Ama adli tıp kurumunda yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda ikinci rapor olması gerektiği gibi düzenlenmedi. Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz." "TAYFUN KAHRAMAN SUÇSUZDUR" Gezi olaylarında kendilerinin de bulunduğunu söyleyen Özel, "Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi, son derece haklı bir hassasiyetle başlayan 'ağaçlar kesilmesin diye' son derece barışçıl ve son derecede demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil" dedi. Tayfun Kahraman'ın suçsuz olduğunu savunan Özel, "Gezi olaylarında hepimiz vardık, en suçsuzumuz Tayfun Kahraman'dır. Tutmuş, onu 18 yıl hapse mahkum ettirmiş. Tayfun, oradaki görevi Şehir Plancıları Odası'nın başkanı olarak şehirle ilgili bir duyarlılığı dile getirmiştir" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE İLE OLAN İLİŞKİLERİMİZ BİZİM İÇİN YAŞAMSAL ÖNEME SAHİPTİR" CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ise, iki partinin çok fazla ortak değerleri olduğunu aktararak, "Hukukun üstünlüğü, adalet, barış. Bunlar bizim için çok önemli ve temel ilkeler ve temel değerler. Kendi ülkelerimizde de bunun mücadelesini ve çalışmalarını sürdürüyoruz" diye konuştu. Demokratik değerlere daha fazla sahip çıkılması gereken bir dönemden geçildiğini aktaran İncirli, "Biz CTP olarak Türkiye ile olan ilişkilerimize çok büyük bir önem veriyoruz ve bu ilişkilerin doğru zeminde güçlü ve karşılıklı saygıya dayalı bir şekilde ilerlemesi üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Doğu Akdeniz'de hızla değişen bir jeopolitik yapı olduğunu belirten İncirli, "Bu bizi tedirgin ediyor. Bölgesel barış ve istikrarın anahtarının Kıbrıs'taki çözüm olduğunu da bir kez daha gösteriyor Doğu Akdeniz'deki jeopolitik değişim" şeklinde konuştu.

Adalet Bakanlığı sızdırdı: Trump, Epstein’ın Jetinde kaç kez uçtu? Haber

Adalet Bakanlığı sızdırdı: Trump, Epstein’ın Jetinde kaç kez uçtu?

ABD Adalet Bakanlığı'nca yeni yayımlanan Epstein belgelerinde yer alan e-postaya göre, Donald Trump'ın 1990'lı yıllarda Jeffrey Epstein'ın özel jetiyle daha önce bilinenin ötesinde birçok kez seyahat ettiği öne sürüldü. ABD Adalet Bakanlığı, kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in soruşturma dosyasında yer alan belgelerden bir yenisini daha kamuoyuyla paylaştı. Belgelerde yer alan e-postada, ABD Başkanı Donald Trump'ın 1990'lı yıllarda Jeffrey Epstein'ın özel jetiyle daha önce bilinenin ötesinde birçok kez seyahat ettiğini gösteren bilgiler yer aldı. Konu başlığı "RE: Epstein uçuş kayıtları" olan e-posta, gönderen ve alıcı bilgileri karartılmış şekilde servis edilirken, e-postanın altında adı karartılmış şekilde New York Güney Bölgesi'nden bir yardımcı ABD savcısının unvanı görüldü. E-postada, "Durumsal farkındalığınız açısından, dün aldığımız uçuş kayıtlarının, Donald Trump'ın Epstein'ın özel jetiyle daha önce bildirilenden çok daha fazla kez seyahat ettiğini gösterdiğini bilmenizi isterim. Bu seyahatler, Maxwell davasında suçlama yöneltmeyi bekleyeceğimiz dönemi de kapsamaktadır. Özellikle, 1993 ile 1995 yılları arasında en az 8 uçuşta yolcu olarak listelenmektedir; bunların en az dördünde Maxwell de hazır bulunmuştur. Ayrıca, çeşitli zamanlarda ve farklı uçuşlarda, Marla Maples, kızı Tiffany ve oğlu Eric de dahil olmak üzere başkalarıyla birlikte seyahat ettiği görülmektedir" ifadeleri yer aldı. E-postada ayrıca, "1993 yılındaki bir uçuşta, listelenen tek iki yolcu kendisi ve Epstein'dır; bir başka uçuşta ise listelenen yalnızca üç yolcu bulunmaktadır: Epstein, Trump ve o dönemde 20 yaşında olan bir kişi. Diğer iki uçuşta ise yolculardan ikisi, ayrı ayrı olmak üzere, Maxwell davasında muhtemel tanıklar olabilecek kadınlardır. Tüm kayıtların (100 sayfadan fazla ve çok küçük puntolu metinlerden oluşan) incelemesini yeni tamamladık ve ileride bunun herhangi bir sürprize yol açmamasını istedik" denildi. E-postada, 20 yaşındaki kişinin kimliği de karartılmış bir şekilde verildi. Maxwell davası Epstein'ın kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, reşit olmayan kişileri Jeffrey Epstein'ın cinsel istismar çabalarına dahil etmek için komplo kurmak ve çocuklara yönelik cinsel amaçlı insan ticareti yapmakla suçlanmıştı. 2022 yılında yargılanan Maxwell, suçlu bulunarak 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Davada, birçok tanık ve mağdur ifadesi, Epstein ve Maxwell'in yıllarca süren yasa dışı faaliyetlerini ortaya koymuştu. Epstein davası ABD'li milyarder Jeffrey Epstein, 2002-2005 yılları arasında reşit olmayan onlarca kız çocuğuna yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 6 Temmuz 2019'da New York'ta federal mahkemede hakim karşısına çıkarıldıktan sonra tutuklanmıştı. Epstein'in tutuklu bulunduğu cezaevinde 10 Ağustos 2019'da intihar ettiği açıklanmıştı. Fuhuş ağı oluşturarak kız çocuklarına tuzak kuran Epstein'in oyuncular, siyasetçiler gibi dünyaca ünlü isimlerle olan bağlantısı dünya genelinde büyük tepki çekmişti. Davada Trump'ın adının geçtiği iddia edilmişti ABD'li milyarder Elon Musk'ın Trump ile sosyal medya üzerinden yaşadığı tartışmada Trump'ın adının Jeffrey Epstein hakkındaki dava dosyalarında geçtiğini ve bu nedenle dosyaların kamuoyuna açıklanmadığını iddia etmesi ise tartışmaları beraberinde getirmişti. Wall Street Journal gazetesi Trump'ın Epstein'e 2003 yılında 50. doğum günü nedeniyle müstehcen bir mektup gönderdiğini iddia ederken, Trump haber nedeniyle Wall Street Journal ve sahibi Rupert Murdoch'a 10 milyar dolarlık dava açmıştı. Son olarak, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nin Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin uçuş kayıtları, cezaevi gözetim görüntüleri, mahkeme evrakları, ses kayıtları ve mailler dahil 33 bin 295 sayfa belgeyi yayınladığı kamuoyuna yansımıştı. Epstein belgeleri yayınlanmıştı ABD Başkanı Donald Trump'ın kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve hapishanede ölü olarak bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili belgelerin kamuoyunun erişimine açılmasını öngören yasa tasarısını geçen ay imzalamasının ardından, ABD Adalet Bakanlığı Epstein'in soruşturma dosyasında yer alan binlerce sayfalık belgeyi internet sitesinde yayınlamıştı. Belgeler arasında ünlü isimlerin fotoğrafları yer almıştı Yayınlanan belgelerde 2009 yılında hayatını kaybeden pop müzik yıldızı Michael Jackson, dünyaca ünlü Rock grubu Rolling Stones'un vokali Mick Jagger, ABD'nin 42. Başkanı Bill Clinton, Oscar ödüllü ABD'li oyuncu ve yönetmen Kevin Spacey ve ABD'li oyuncu ve komedyen Chris Tucker dahil birçok ünlü ismin yer alması, Epstein'in siyaset ve sanat dünyası ile şüpheli ilişkilerini bir kez daha gündeme taşımıştı.

Bursa cezaevinde tutuklu ve hükümlüler, yoğunluktan dolayı vardiya usulü uyuyor Haber

Bursa cezaevinde tutuklu ve hükümlüler, yoğunluktan dolayı vardiya usulü uyuyor

Basın açıklaması şöyle: “Bilindiği üzere ülkemizde insan hakları ihlallerinin en çok yaşandığı alanlardan biri de cezaevleridir. Türkiye’de ceza infaz kurumlarında özellikle son yıllarda, gerek fiziki koşullar gerekse de Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı uygulamalar nedeniyle hak ihlalleri katlanarak artmıştır. Tutuklu ve hükümlülerin tutuldukları ceza infaz kurumlarının fiziki koşulları nedeniyle insan onuruna uygun koşullarda barınma hakkı, sağlık hizmetlerine erişim hakkı, dilekçe, haberleşme ve iletişim hakkı, görüş hakkı gibi temel haklarının yaygın ve sistematik bir şekilde ihlal edildiği, keyfi ve hukuka aykırı uygulamalara maruz kaldıkları gözlenmektedir. Ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması, insan onuruna uygun koşullarda barınmalarının sağlanması devletin yükümlülüğüdür. Anayasa’nın 17. maddesine göre ‘Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir… Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.’ AİHS madde 3’e göre ‘Hiç kimse işkenceye, gayriinsani yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz.’ 5275 sayılı Cezaların ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un İnfazda Temel İlke başlıklı 2. maddesine göre; ‘Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.’ Yine 5275 sayılı yasanın 6. maddesine göre de ‘Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.’ Gerek ulusal mevzuatımızda gerekse de uluslararası sözleşmelerde yer alan bu ve diğer düzenlemelerin temel amacı ceza infazının insanlık onuruna aykırı olmaması, infazın işkence ve kötü muameleye dönüşmesinin engellenmesidir. Oysa bugün, Anayasa’nın emredici hükümleri ile diğer mevzuat hükümlerinin tam anlamı ile hayata geçirilemediği, cezaevinde birçok hak ihlallerinin yaşandığı açıktır. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı Şubat ayı verilerine göre; Ülkemizde 264 kapalı ceza infaz kurumu, 98 müstakil açık ceza infaz kurumu, 4 çocuk eğitim evi, 12 kadın kapalı, 8 kadın açık 9 çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 395 ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı bu yılın Ocak ayı itibariyle 384.216’dır. Bu kurumların kapasitesi ise 299.940 olup, tutuklu ve hükümlü sayısı toplam kapasitenin yüzde 28 inin üzerine çıkmıştır. Diğer bir anlatımla kapasite fazlası kişi sayısı 84.276’dır. Bu veriler Türkiye'deki cezaevlerinde kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırmaya devam edildiğini ortaya koymaktadır. Bu aşırı doluluk, hükümlü ve tutukluların insan haklarına ve onuruna yaraşır bir şekilde barınmalarını ve ceza infazını neredeyse imkansız hale getirmektedir. Temel olarak yatak ve barınma alanları açısından kurumlar yetersiz kalmakta; kişilere gerekli sosyal alanlar sağlanamamakta ve hizmet veren personel sayısı eksik kalmaktadır. Binlerce mahkum yatakları dâhi nöbetleşe kullanmaktadırlar. Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak Bursa E Tipi Cezaevinde yapmış olduğumuz ziyaretler, Baromuza yapılan başvurular ve yakınmalar neticesinde Bursa özelinde de Türkiye deki diğer ceza infaz kurumlarındaki benzer hak ihlalleri tespit edilmiştir. Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda koğuşlarda 60 -70 kişinin kaldığı ranza sayılarının ise yetersiz olduğu, tavana kadar uzandığı, ranzada yatamayan kişilerin yere serilen yataklarda yattıkları, her sabah yere serilen yatakların toplandığı ve gece geç saatlere kadar yatağı olmayanların uyuyamadığı, yeterli sandalye ve taburenin bulunmadığı, koğuşların 50-60 m2 kadar olduğu, yeterli havalandırma, yeterli aydınlatma, sıcak su ve duş imkanının bulunmadığı, hijyen koşullarının uygun olmadığı, yine yeterli sayıda dolap bulunmadığı, havalandırmaya koğuş mevcudunun sığmadığı, yeterli personel bulunmadığı, yine revire çıkma ve sağlık hizmetlerinden yaralanmadaki sorunlar başta olmak üzere bir çok hak ihlali tespit edilmiştir. Ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların, barınma hakkının sağlanması, onur kırıcı ve kötü muamele niteliğindeki davranışlarına karşı korunması ve infazın insan onurunu zedelemeyecek bir biçimde yerine getirmesini için belirlenmiş asgari standart kurallara uyulması Devletin yükümlülüğündedir. Hükümlü ve tutuklunun cezasını infaz ettiği fiziki koşulların işkence veya eziyet niteliğinde veya insan onuruna aykırı olmaması gerekir. Bu anlamda yatak dahil kişi başına düşecek barınma alanları ve sosyal alanların hesaplanarak ceza infaz kurumlarında yeterli sayıda ve gerekli donanıma sahip personelin çalıştırılması yine kapasitenin üstünde koğuşlarda barındırılmaması barınma yerlerinin ısı, ışık, havalandırma gibi fiziki koşullarının uluslararası standartlara uygun olarak dizayn edilmesi gerekirken, temel olarak yatak ve barınma alanları ve personel sayısı açısından kurumlar yetersiz kalmaktadır. Tutuklu ve hükümlülerin, tutuldukları ceza infaz kurumlarının fiziki koşulları nedeniyle insan onuruna uygun koşullarda barınma hakkı, sağlık hizmetlerine erişim hakkı, dilekçe, haberleşme ve iletişim hakkı, görüş hakkı gibi temel haklarının yaygın ve sistematik bir şekilde ihlal edilmesi nedeniyle ilgili kurumları göreve davet ediyoruz. Cezaevlerinde hükümlü ve tutuklulara yönelik hak ihlalleri ile temel hakları sınırlayıcı ve ihlal edici hukuk dışı uygulamalar sonlandırılmalı; hukuka aykırı fiilleri gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmelidir. Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak ihlallerin takipçisi olacağımızı ve insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması için mücadele kararlığımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

Eski Bursa Kapalı Cezaevi… Keşke Yıkmayıp Müze Yapabilseydik…. Haber

Eski Bursa Kapalı Cezaevi… Keşke Yıkmayıp Müze Yapabilseydik….

Eski Bursa Kapalı Cezaevi, 1960’lı yıllarda inşa edilen ve yıllarca Bursa’nın önemli cezaevlerinden biri olan bir yapıdır. Uluyol Caddesi üzerinde bulunan bu cezaevi, Bursa’nın merkezine oldukça yakın bir konumda yer alıyordu. Ancak, 2000’li yılların başında cezaevinin eski yapısının artık modern cezaevi standartlarına uymadığı düşünülerek yeni bir cezaevi yapılması kararı alındı. Eski Bursa Kapalı Cezaevi 2000’li yılların başında kapatıldı ve 2009 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından alınan bir kararla cezaevi binası, şehrin tarihî ve kültürel değerleri açısından daha faydalı bir hale getirilmek amacıyla dönüştürülmeye başlandı. Bu dönüştürme süreci ile birlikte bu alanda çeşitli kültürel ve ticari projeler hayata geçirilmeye çalışıldı. Uluyol Caddesi ve Eski Bursa Kapalı Cezaevi’nin Durumu: Uluyol Caddesi, Bursa’nın en önemli caddelerinden biridir ve şehir merkezini bağlayan ana arterlerden biridir. Eski cezaevi bu cadde üzerinde konumlandığı için, hem tarihî hem de ulaşım açısından önemli bir noktadadır. Cezaevinin bulunduğu alan, şehrin çehresini değiştiren bir dönüşüm sürecine girmiştir. Dönüşüm Projeleri: Eski Bursa Kapalı Cezaevi, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alındıktan sonra, burada çeşitli projeler planlanmıştır. Bu projeler arasında kültürel merkezler, sanat galerileri, müze ve hatta ticari alanlar gibi amaçlarla kullanılmak üzere dönüşüm planları bulunmaktadır. Ancak, dönüşüm süreci zaman almış ve çeşitli nedenlerle farklı planlar gündeme gelmiştir. Bursa’da bu alanda gerçekleştirilecek olan projeler hakkında zaman zaman tartışmalar yaşanmıştır. Geçmişteki Rolü ve Kentteki Anlamı: Eski cezaevi, Bursa’nın uzun yıllar boyunca en önemli güvenlik yapılarından biriydi ve kent halkı için oldukça tanıdık bir yapıdır. Bu bina, Bursa’nın geçmişinde önemli bir rol oynamış, hatta dönem dönem siyasi ve toplumsal olaylarla da gündeme gelmiştir. Bursa’nın kent tarihi açısından önemli bir noktada yer alması, eski cezaevinin dönüştürülmesi sürecini daha da değerli kılmıştır. Uluyol Caddesi’ndeki Etkileri: Eski cezaevinin bulunduğu yer, Uluyol Caddesi üzerinde olduğundan, bu alandaki dönüşüm Bursa’nın kentsel dönüşüm projelerine de etki etmektedir. Cezaevinin olduğu bölge, ulaşım açısından merkezi bir konumda olduğu için, buradaki projeler şehir planlaması açısından önemlidir. Bu dönüşümle birlikte yeşil alanlar, yaya yolları, kafeler gibi sosyal alanların artması ve caddenin daha canlı hale gelmesi hedeflenmektedir. Gelecek Planları ve Tartışmalar: Eski Bursa Kapalı Cezaevi’nin dönüşümü hakkında hala bazı tartışmalar bulunmaktadır. Bazı kesimler, tarihi yapının korunarak işlevsel hale getirilmesi gerektiğini savunurken, bazıları da modern yapılar ile çevrelenmesi gerektiğini düşünüyor. Cezaevinin dönüştürülmesiyle ilgili Bursa halkı ve şehir planlamacıları arasında görüş farklılıkları olsa da, bu bölgenin kentsel kalkınmaya katkı sağlaması ve kültürel anlamda önemli bir yere gelmesi bekleniyor. Cezaevi alanına Bursa Adliye büyük tartışmaların gölgesinde yapıldı. “35 yıl adliye binası ihtiyacı olmaz” denilerek yapılan yapı 15 yıl sonra yetersiz bir konuma düşerek 11 Eylül Bulvarı’nda 13 katlı yeni bir bina 110 dönümlük bir alana inşa edilerek Bursa Adliyesi’nin bir kısım yükünü üzerine aldı. Eski Adliye’nin belli bir süre Müze olarak tasarlanması düşünüldü ise de şehrin yöneticileri bu alanın adiye olarak kullanılmasını kararlaştırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.