SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhur İttifakı

Söz Bursa - Cumhur İttifakı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhur İttifakı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor Haber

Erdoğan'dan sert tepki: Bazı fosiller başörtüsüne kin kusuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos'ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "PERDE İLE KONUŞAN BİR KADRO ASLA OLMADIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "HEPSİ DE BU VATAN TOPRAĞINDA MÜLK SAHİBİDİR, EV SAHİBİDİR" 1,5 ay sonra AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İMTİYAZ SAĞLAMANIN DEĞİL; EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNİ VERDİK" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "CAHİL, GERİ KAFALI BAZI FOSİLLER ÇIKIYOR, BAŞÖRTÜSÜNE, BAŞÖRTÜLÜYE KİN KUSUYOR" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "MÜTEKEBBİR BİR ÜSLUPLA BİZE DERS VEREMEZ" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "KUTUPLAŞMADAN NEMALANAN, EN BAŞINDAN İTİBAREN CUMHURİYET HALK PARTİSİ OLMUŞTUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. 'Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın' dediler. 'O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin' dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "BİZ CHP İÇİNDEKİ BU KAVGANIN, BU İÇ SAVAŞIN TARAFI DEĞİLİZ" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye'nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "BU MİLLETİN DEĞERLERİNDEN BESLENMESİ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİDİR" Erdoğan, arzularının Türkiye'nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. 'Siyonizm' adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, 'senden benden' diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye'nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye'nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz" dedi. "GÖRÜŞ AYRILIKLARIMIZ ELBETTE OLACAKTIR, BUNLAR BİZİM ZENGİNLİĞİMİZDİR" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye'nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, 'Her ne olursan ol, yine gel' dedik. Yunus gibi, 'Gelin tanış olalım', Hacı Bektaş gibi, 'Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda' dedik." "AK PARTİ KİTABININ ŞİRAZESİNİN DAĞILMASINA ASLA GÖZ YUMMAYIZ" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana 'Uğurlar olsun' dediğimiz gibi, yolumuza girene de 'Hoşgeldin' der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması! Haber

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin "İşçi hakları"na ilişkin grup önerisi üzerine AK Parti Grubu adına söz alarak bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıç, çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların hayat şartlarının iyileştirilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek, dünyadaki olumsuz gelişmelerin ekonomiye olan etkilerine rağmen vatandaşların bu süreçte yalnız bırakılmadığını ve sosyal devlet anlayışından taviz verilmediğini kaydetti. Dünyada son yıllarda eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve siyasi gelişmeler gerçekleştiğine dikkat çeken Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, enerji ve gıda piyasalarındaki dalgalanmalar, küresel ticarette ortaya çıkan belirsizlikler ve finansal piyasalardaki kırılganlıkların birçok ülkenin ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Nitekim gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede enflasyonla mücadelenin uzun süre gündemin en önemli başlıklarından biri olduğunu dile getiren Kılıç, bu durumun vatandaşların alım gücü üzerinde baskılar oluşturduğunu ve Türkiye'nin de bu küresel gelişmelerden doğal olarak olumsuz noktada etkilendiğini dile getirdi. Ak Parti hükümetlerinin vatandaşları bu süreçte yalnız bırakmadığını vurgulayan Milletvekili Kılıç, sosyal devlet anlayışı doğrultusunda çok önemli adımlar atıldığını kaydetti. Sosyal devlet anlayışlarının hiçbir zaman sadece bir söylemden ibaret kalmadığını, doğrudan vatandaşa dokunan somut politikalara dönüştüğünü belirten Kılıç, bu kapsamda 2026 yılı bütçesinden 400 milyar TL'lik kaynak aktarılarak doğal gaz için yüzde 45, elektrik için ise yüzde 55 oranında devlet desteği sağlandığını açıkladı. Toplumsal refahtan pay alamayan vatandaşların da düşünüldüğünü ifade eden Kılıç, bu doğrultuda sosyal yardımlaşma bütçesini tam 917 milyar TL'ye çıkardıklarını kaydetti. Ekonomideki güncel istihdam ve işsizlik verilerini de paylaşan Ahmet Kılıç, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de istihdam edilen kişi sayısının 32 milyon 166 bine ulaştığını, işsizlik oranının ise yüzde 8,2 seviyesine gerilediğini belirtti. Konuşmasında 2002 yılı ile günümüzü dolar bazında kıyaslayan Kılıç, bu durumu verilerle ortaya koydu. Kılıç, 2002 yılında en düşük memur maaşı 238 dolar iken, 2026 yılı itibarıyla bu tutarın 1.291 dolara yükselerek dolar bazında yüzde 400 artış gösterdiğini ilan etti. En düşük emekli aylığının ise 2002'de dolar bazında 40 dolar seviyesindeyken 2026'da 430 dolara çıktığını belirten Kılıç, burada dolar bazında büyük bir artışın bir artışın söz konusu olduğunu vurguladı. Asgari ücretin de 112 dolardan 604 dolara çıktığını söyleyen Kılıç, böylece dolar bazında yüzde 500'lük bir artış sağlandığını kaydetti. Ortaya koyduğu bu verilerin, uygulanan ekonomi programının istihdamı koruyan ve üretimi destekleyen yönünü açıkça gösterdiğini ifade eden AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, bunun yanında ekonomik istikrarın güçlendirilmesi amacıyla da önemli adımlar atmaya devam ettiklerini dile getirdi. Muhalefet tarafından önergede dile getirilen hususların zaten ilgili Bakanlıkların, kamu kurumlarının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde olan konular olduğunu hatırlatan Kılıç; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili tüm kurumların ücret politikalarını, emeklilerin durumunu ve sosyal destek mekanizmalarını sürekli olarak değerlendirdiğinin altını çizdi. Cumhur İttifakı olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Kılıç, bütçe imkânları çerçevesinde başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına yürekten inandığını belirtti.

Süleyman Soylu’dan Devlet Bahçeli’ye tam destek: "Bu emin yolculuk büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor" Haber

Süleyman Soylu’dan Devlet Bahçeli’ye tam destek: "Bu emin yolculuk büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor"

TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, "Terörsüz Türkiye" ile ilgili açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye destek verdi. TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Türkgün gazetesine verdiği "Terörsüz Türkiye" mesajlarının yer aldığı röportaja destek verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bahçeli'nin yarım asırlık siyasi tecrübelerini Türkiye'nin ve bölgenin huzurlu yarınlarına vakfettiğini belirten Soylu, Bahçeli'nin açıklamalarının yalnızca terörle mücadele perspektifi taşımadığını, aynı zamanda Türkiye Yüzyılı'nın fikrî temelini ve Cumhur İttifakı'nın kararlılıkla yürüdüğü yol haritasını ortaya koyduğunu ifade etti. Soylu paylaşımında, "Dünya ve bölgemiz kaosa sürüklenmek istenirken; gelecek nesillerimize huzur içinde bir Türkiye, huzur içinde bir bölge bırakma iradesi, bugünün fedakârlıklarıyla birlikte 50 yıllık devlet ve siyaset tecrübesiyle adım adım inşa edilmektedir " dedi. "Her detayın düşünüldüğü bu emin yolculuk, milletimizin birliği ve devletimizin bekası için büyük bir kararlılıkla sürdürülmektedir" ifadelerini kullanan Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'ye güvendiklerini belirterek, "Türkiye Yüzyılı için. Herkes eşittir Türkiye. Hep birlikte Türkiye'yiz" mesajını paylaştı.

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!" Haber

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "BİR MİLLETİN GELECEĞE DAİR İDDİASI, EN BERRAK ŞEKİLDE ÇOCUKLARINA BAKIŞINDA GÖRÜNÜR" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "EĞİTİM, DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLÎ BEKA MESELESİDİR. EĞİTİM, MİLLETİN İSTİKBAL MESELESİDİR" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "EVLATLARIMIZ, GELECEĞİMİZ DİJİTAL BİR KUŞATMA ALTINDADIR" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "BİZ BU MESELENİN ÜZERİNİ ÖRTENLERDEN DEĞİL; KÖKÜNÜ KAZIYANLARDAN OLACAĞIZ" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "HİÇ KİMSE EVLATLARIMIZIN ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETMEYE, HEVES ETMEMELİDİR" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "SANDIĞIN NE ZAMAN KONUŞACAĞI BELLİDİR, ONUN HÜKMÜ VAKTİ GELDİĞİNDE TECELLİ EDECEKTİR" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.

Bursa'da Şahin Biba dönemi! Oktay Yılmaz'dan ilk açıklama Haber

Bursa'da Şahin Biba dönemi! Oktay Yılmaz'dan ilk açıklama

Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, "Bursa'nın imar ve kara para aklama lekelerinden kurtulması öncelikli arzumuz. Su ve Ulaşımla ilgili indirim çalışmalarına Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba karar verecektir. Meclis salonuna gereğinden fazla misafir giriş yapmak isteyince arbede yaşandı" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Üçüncü turun sonunda, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. Yıldırım Belediye Başkanı ve Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bursa Valiliğinin davetiyle birlikte saat 11'de Bursa Büyükşehir Belediye Meclis oturumunu başlattıklarını belirten Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, "Ancak, oturuma saat 12.00'dan sonra başlayabildik. Cumhur İttifakı ve bağımsız üyelerin katılımıyla meclisin yüzde 58'inin katılımıyla bir meclis oturumu geliştirdik. Katılan oylarının tamamını alarak yani meclisin yüzde 58 oyunu alarak 61 oy alan Şahin Biba arkadaşımız Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak inşallah bundan sonraki süreci yönetecektir" dedi. BASIN MENSUPLARININ 'BURSALILARA BİR MESAJINIZ OLACAK MI?' SORUSUNA YILMAZ ŞU ŞEKİLDE CEVAP VERDİ; "Tabii ki iddialar ağır, imar kirliliğine sebep olmak, suçtan kaynaklanan paranın aklanması, rüşvet, yolsuzluk gibi iddialar ve somut deliller var. Bursa'nın bu lekeden kurtulmasını öncelikli arzumuz. Bu noktada görevden uzaklaştırıldığında yasalar çok açık bir şekilde diyor ki. Yetki Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinindir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Bursa'daki tüm ilçe belediye başkanlarından ve yine ilçelerin seçtiği büyükşehir meclis üyelerinden oluşmaktadır. Aslında böyle bir kriz ortamında şehir yönetiminin güvenlik kilidi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisidir. Bu noktada Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi bugün seçim yaparak. Bursa'nın 1 saniye kaybetmesinin 1 kuruş kaybetmesine geçit vermemiş ve başkan vekilini seçmiştir." Su fiyatları ve ulaşım ile ilgili alınacak kararlara ise Yılmaz, "Bundan sonraki süreçte Cumhur İttifakı olarak böyle bir öneride bulunmuştuk. Bundan sonraki süreçte Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba kararını verecek ve sizlerle paylaşacaktır. Suda olduğu gibi Ulaşımda da yapılacaklara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili cevap verecektir. Benim görevim meclisi birinci başkan vekili olarak yönetmekti ve hamdolsun bu süreci tamamlayarak Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Şahin Biba'ya teslim ettik" cevabını verdi. CHP'li meclis üyeleri de içeri alınmadıkları iddialarını yalanlayan Yılmaz, "Biz saat 11.00'da geldiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir belediye başkanı ve meclis üyeleri salonda idi. Yine İYİ Parti grubundan meclis üyelerimiz grup odalarındaydı. Bağımsız üyemiz zaten oradaydı. Ancak burada takdir edersiniz ki meclisin sınırlı sayıda misafir kabul edebiliyor. Biz bu noktada parti başkanlarımızı, milletvekillerimizi misafir edebileceğimizi ifade ettik. Çok geniş bir hücum olduğunu sizler de gördünüz. Hatta otoparktaki giriş katındaki kapı camının kırıldığına siz de şahit oldunuz. Böyle bir kaosun önüne de geçilmesi gerekiyordu. Biz burada tüm meclis üyelerimizi aslında içeri almak istedik. Birebir kendim de aradım. Başkanımızla o anlamda ilçe belediye başkanımızla irtibat kurarak almak istediğimizi, yardımcı olmak istediğimizi ifade ettik. Ancak Cumhuriyet Halk Partili meclis üyeleri, meclis grubu, meclise girmemeyi tercih etti. Girse sonuç değişecek miydi? Elbette sonuç değişmeyecekti. Çünkü Cumhur İttifakı zaten oyların çoğunluğuna sahipti. Bursa'mıza hayırlı olsun inşallah" dedi.

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu Haber

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu

Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde, yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ndeki olağanüstü meclis toplantısı Huzurpark'taki Belediye Meclis Salonu'nda yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda, b fıkrası hükümleri gereğince belediye başkan vekilinin seçileceğini kaydetti. Toplantıda, başkan vekili seçimi için CHP Grubu aday çıkarmazken, AK Parti ve MHP Grubu ise AK Parti Grup Sözcüsü Şahin Biba'yı aday gösterdi. Ardından adaylar için gizli oylamaya geçildi. İLK OYLAMADA BİBA 61 OY ALDI. İlk tur oylamasında gereken üçte iki çoğunluğu sağlanamaması nedeniyle ikinci tura geçildi. İkinci turda da üçte iki çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle seçimde üçüncü tur yapıldı. Salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba, Belediye Başkan Vekili seçildi. "BURSA'NIN İRADESİ SADECE BİR SÖYLEMDEN DEĞİL MECLİSTEKİ TEMSİL DAĞILIMINDAN DA OKUNUR" 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. "HERKESİ HUKUK İÇİNDE İŞLEYEN BU DEMOKRATİK SÜRECE VE MİLLETİN MECLİSE YANSIYAN TERCİHİNE SAYGI DUYMAYA DAVET EDİYORUM" Seçim sürecinde şahsına gösterilen güven destek ve teveccüh için başta Cumhur İttifakı olmak üzere destek veren tüm meclis üyelerine teşekkür eden Biba yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Demokrasi milletimizin temsil vasıtasıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri Bursalıların temsilcisidir. İşte bugün meclisimizin aldığı bu kararda milletin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı'ndadır Bursa'nın iradesi sadece bir söylemden değil meclisteki temsil dağılımında da okunur. Herkesi hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum. Bursa sıradan bir şehir değildir. Bursa tarih demektir. Medeniyet demektir. Emanet demektir. Bursa ecdadın bize bıraktığı kutlu miras gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğunuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bu günü değil yarını da inşa edecektir. Değerli arkadaşlarım hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğunuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımız da görev unvan değil sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. İşte bu bilinçle hiçbir bahaneye sığmadan hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerjimizi ve gayretimizi Bursa'ya hizmete ayıracağız. Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek vardır. Bizim tek gündemimiz Bursa olacaktır. Tek önceliğimiz Bursalı hemşerilerimizin huzuru refah ve memnuniyeti olacaktır. Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen bir mesele varsa ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla selamlıyorum." Konuşmanın ardından guruptaki meclis üyeleri de Biba'yı tebrik ettiler.

Bursa Meclisi'nde "Su" düellosu: AK Parti'den hodri meydan Haber

Bursa Meclisi'nde "Su" düellosu: AK Parti'den hodri meydan

Bursa'da suya gelen yüksek zam ve katı atık fiyatlarını ortadan kaldıracak teklif büyükşehir meclisinde Cumhur ittifakından geldi. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, su faturalarındaki artış ve katı atık bedellerinin kaldırılması için Cumhur İttifakı grubu adına önerge sundu. Kahraman, önergede su zammının geri çekilmesi ve katı atık bedellerinin yeniden değerlendirilmesini teklif etti. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde konuşan AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, Cumhur İttifakı olarak su faturalarındaki zamların ve katı atık bedellerinin kaldırılması için önergeyi meclise sunarak, Bursalıların ekonomik yükünün hafifletilmesi gerektiğini söyledi. Kahraman, "Cumhur İttifakı grubu olarak hazırladığımız önergeyi meclise sunduk. Su zammını da katı atık bedelini de kaldıralım, Bursalı hemşerilerimiz gülümsesin" ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in daha önce konuya ilişkin çağrıda bulunduğunu hatırlatan Kahraman, önergeyi belediye başkanlarının imzasıyla gündeme taşıdıklarını belirterek, "Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey bir çağrıda bulunmuştu. 'Su zamları ve ev katı atık bedelleri ile alakalı mecliste görüşelim' dedi. Biz de önergeleri belediye başkanlarımızın imzasıyla su zamlarını ve katı atık bedellerini gündeme taşıdık. Ben de burada okumak istiyorum. Son dönemde su zamları, atık su bedeli ve kademelendirme uygulamasında yapılan değişiklikler vatandaşımızdan yoğun tepki almaktadır. Söz konusu bedellerin mevcut hali ile uygulanması vatandaşımızın üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturmuştur. Bu nedenle Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Kurulu'nun 13.11.2025 tarihli su ve atık su tarifeleri ile kademelerinin güncellenmesi kararı ile yapılan zammın öncesinde uygulanmakta olan tarife ve seviyesine döndürülmesi, ayrıca ilçe belediyeleri ve Büyükşehir Belediyesi adına alınan katı atık bedellerinin bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi hususunda belediye meclisinde görüşülmek üzere teklifimizdir" ifadelerinde bulundu. Kahraman, daha önce söz konusu zamma karşı çıktıklarını da hatırlatarak, "Daha önce biz bu zammı reddetmiştik. Şimdi de önerge istediniz, buyurun size önerge, Hodri meydan. Zammın geri çekilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması! Haber

MHP'li Büyükataman'dan İYİ Parti'ye 'İkiyüzlülük' suçlaması!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında partisi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sözlerine yanıt verdi. Büyükataman yaptığı yazılı açıklamada, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ilk günden itibaren devletin yetkili organları tarafından titizlikle yürütüldüğünü belirterek, bunun devletin beka stratejisiyle uyumlu ve tavizsiz bir hedef olduğunu ifade etti. Bu kapsamda terör örgütünün kendisini feshettiğini ve Türkiye'den çekildiğini açıkladığını kaydeden Büyükataman, sürecin sahada devletin tam kontrolünde olduğunu vurgulayarak, "Terörsüz Türkiye süreci sahada devletimizin tam kontrolündedir. ‘27 Şubat İmralı çağrısı' süreç içerisinde önemli bir gelişmedir ve bu çağrı KCK açısından da bağlayıcıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli bunu ifade etmiştir. Fakat siyasetteki son günlerini kontrolsüzce Milliyetçi Hareket Partisi'ne ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye saldırarak geçirmekten başka bir şey üretemeyen Müsavat Dervişoğlu ise yine çuvallamıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve Terörsüz Türkiye raporu üzerinden partimizi hedef alan bu zat, belli ki gelişmeleri anlama kapasitesinden son derece uzaktır" ifadelerini kullandı. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başladığını hatırlatan Büyükataman, komisyonun 6,5 ayda 20 toplantı gerçekleştirdiğini ve 137 kurum temsilcisi ile kişinin bilgi ve görüşüne başvurulduğunu bildirdi. "DERVİŞOĞLU'NUN ŞEHİT EDEBİYATINA SARILMASI BİR İSTİSMAR POLİTİKASIDIR" Komisyonun 17 Şubat 2026'da raporunu tamamladığını kaydeden Büyükataman, "Dervişoğlu'nun sefil iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Türk devleti hiçbir zaman terörle eşitlenmemiştir, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi tartışılmazdır. Şehit yakınlarına küfreden birinin hala partisinde milletvekili olduğunu unutan Müsavat Dervişoğlu'nun şehit edebiyatına sarılması bir istismar politikasıdır" dedi. Büyükataman, geçmişte gerçekleşen Millet İttifakı'nı hatırlatarak, "Daha düne kadar ‘Anayasanın ilk 4 maddesini değiştirebiliriz. Yerel yönetimlerde özerklik verebiliriz. Türk kimliğini tartışmaya açarız' diyenlerle kol kola yürüyen, ittifak kuran, hatta çok yakın zamanda tekrar ittifak kurabileceğinin sinyalini veren Müsavat Dervişoğlu'nun bugün TBMM'de yaptığı konuşma tam anlamıyla bir ikiyüzlülüktür. Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi, milli iradenin gücüyle Terörsüz Türkiye hedefinde kararlıdır. Bu süreçte hiçbir pazarlık söz konusu olmamıştır. Karalama kampanyasından başka çaresi kalmayan zavallı ve çürük muhalefet anlayışının ortaya attığı iddiaların hiçbiri somut değildir. Son çırpınışlarını yapan ip'lilerin çirkef bir şekilde yaptığı istismar siyasetinin aziz milletimizde karşılık bulmadığı da son derece açıktır" dedi.

Bursa Kantincilerinden Ankara çıkarması: Ramazan ayında kira indirimi müjdesi! Haber

Bursa Kantincilerinden Ankara çıkarması: Ramazan ayında kira indirimi müjdesi!

Bursa Kantinciler Odası Başkanı Özgür Güneş ve yönetimi, Ankara’da gerçekleştirdikleri temaslarda önemli kazanımlarla döndü. Ramazan ayında kiralara yüzde 50 indirim müjdesi verilirken, 20 yılı dolan kantinlerin ihale süreci için yeni çalışma talimatı çıktı. Bursa Kantinciler Odası Başkanı Özgür Güneş ve yönetim kurulu üyeleri, Ankara’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Heyet ilk olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile bir araya geldi. Ziyarette, 20 yılı dolan okul kantinlerinin yeniden ihaleye çıkma sürecinin ertelenmesi talep edilirken, Ramazan ayında kantin kiralarının yarı yarıya düşürülmesi konusunda destek istendi. Bakan Tekin’in, Ramazan ayı boyunca kantin kiralarında yüzde 50 indirim uygulanacağı müjdesini verdi. Ayrıca, 20 yılı dolan kantinlerle ilgili olarak yeniden bir çalışma yapılması talimatı verdiği belirtildi. KDV VE YASAKLI ÜRÜNLER GÜNDEMDEYDİ Heyet daha sonra AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’yı ziyaret etti. Görüşmede; kantinlerde uygulanan KDV oranları, yasaklı ürünler, yapılandırma süreçleri ile vergi ve SGK borçları başta olmak üzere sektörün temel sorunları aktarıldı. Ala’nın, gerekli destek konusunda yardımcı olacağı sözünü verdiği ifade edildi. Bursa Kantinciler Odası yönetimi, ardından MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ile görüştü. Mesleki sorunların ele alındığı ziyarette Büyükataman’ın, kantinci esnafına her zaman destek olacaklarını dile getirdiği kaydedildi. Heyet ayrıca Bursa milletvekilleri Ahmet Kılıç ve Fevzi Zırhlıoğlu ile de bir araya gelerek esnafın yaşadığı sıkıntıları iletti. Ziyaretlerin ardından açıklama yapan Bursa Kantinciler Odası Başkanı Özgür Güneş, Cumhur İttifakı temsilcilerinin kendilerine tam destek verdiğini belirterek, "Esnafımızın sorunlarını en üst düzeyde ilettik. Özellikle Ramazan ayına ilişkin kira indirimi kararı bizler için çok kıymetli. Bursa’ya müjde ile dönüyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.