SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Söz Bursa - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: ''28 Şubat artıklarına boyun eğmeyiz” Haber

Erdoğan: ''28 Şubat artıklarına boyun eğmeyiz”

Ataşehir Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi’nde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin katıldı. “1 trilyon 620 milyar lirayı eğitime tahsis ettik” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Modelimizin hazırlanmasında emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Yeni modelimizin detaylarına geçmeden önce bazı temel gerçekleri ifade etmek istiyorum. Bundan 21 yıl evvel aziz milletimizin iradesini temsilen Türkiye'ye hizmet yolculuğuna başladığımızda dört önceliğimizden birinin eğitim olacağını ilan etmiştik. Bu sözümüze bugüne kadar hep sadık kaldık. Her yıl bütçeden aslan payını eğitime ayırdığımız gibi bu yıl da geleneği bozmayarak yaklaşık 1 trilyon 620 milyar lirayı eğitime tahsis ettik. Eğitimde fırsat eşitliğini kuvvetlendirmek için çok kapsamlı adımlar attık. Sadece 1 yılda 19 milyon 600 bin öğretim materyalinin baskı ve dağıtımı yapıldı. 2003 yılından bu yana 372 bin 995 adet yeni derslik yapımını tamamlayarak eğitim camiamızın hizmetine sunduk. OECD ortalamasını önemli ölçüde yakalamış bulunuyoruz. 5 yaş okullaşma oranını yüzde 95'e çıkardık. Cumhuriyet tarihinin en fazla öğretmen ataması yapan hükümetiyiz. Mayıs ayında 45 bin öğretmeni öğrencilerle buluşturduk. 4 bin 366 engelli öğretmenin atama işlemlerini tamamladık. Atayacağımız 20 bin yeni öğretmenle eğitim ordumuzu daha da güçlendireceğiz. Söz verdiğimiz üzere öğretmenlerinin ek göstergelerini 3600'e çıkardık. 4+4+4 sistemiyle eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkardık. Meslek okullarına üvey evlat uygulamasına son verdik. “Birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemedi” Erdoğan, “Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında Meclisimizde görüşmeleri başlayacak. Bu sene seçimlik dersler havuzunu biraz daha genişlettik. Nezaket, görgü kuralları ve Türk toplumsal yapısında aile gibi konuları ilave ettik. Aile konusu bizim için hayati öneme sahiptir. Çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalıyor. Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına kadar pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Her gün yeni buluşlar, yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Teknoloji devrimi karşısında kendini yenilemeyenler geriye gitmekten kendilerini kurtaramazlar. Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda özünde zaten var. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça ihtiyaçlar yenilendikçe eğitimin de buna uyarlanması beklenir. Burada mühim olan yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamaktır. Eğitimin alt yapısı gibi temel değerlerinde sorunlar vardı. Bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz ezberciliğe dayanıyordu. Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen sorgulamayı teşvik etmeyen bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin özelliğiydi. Başörtüsü sadece üniversitede değil kamuda bile yasaktı. Birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemedi. Müfredatın zenginleşmesini istemediler. Göbeğini kaşıyan adam diyerek aşağıladıkları insanların çocuklarının kendileriyle eşit imkana sahip olmasını istemediler. Türkiye'de gerçek manada bir sınıfsal değişikliğin gerçekleşmemesi için her şeyi yaptılar. "28 Şubat artıklarına boyun eğmeyiz" Öğrencilerimizin bir sınav öncesinde velilerimizle birlikte camiye davet edilmesi birilerini rahatsız ediyor. Kimseyi zorlama yok, sadece gönüllülük esasına göre bir davet var. Buna bile tahammül edemiyorlar. Laikliği inanç karşıtlığı gibi anlayan, bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına buyun eğmedik, eğmeyiz. Geriye dönüp baktığımızda bu ülkeye boşu boşuna çektirilen acılara üzülüyorum. Türkiye'nin gözden çıkarabileceği tek bir evladı bile yoktur. Eğitim, öğretim konusunu günübirlik siyasi tartışmaların çekişme alanından uzak tutalım, yıpratmayalım istiyoruz. Bu meseleyi ideolojik kavgalarınıza meze yapmaktan gelin vazgeçin. Ben de babayım. 4 çocuğumun dördü de imam hatip mezunu. Harvard'ı bitiren var. Mesele imam hatibi bitirmek değil. İmam hatipten sonra bu çocuklar neleri bitiriyor. Harvard'sa Harvard. Eğitim-öğretimde on yılların ihmallerini düzeltmeye kararlıyız. “YKS'ye girecek öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum” Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz ile öğrencilerimizi bireysel farklılıkları göz önüne alan öğretim anlayışını hayata geçirdik. Müfredat içeri bilim, teknoloji ve çevreyle bağlantılı yapı alınarak kurgulanmıştır. Tüm bu çalışmaların nihai gayesi evlatlarımızın ahlaklı, cesaretli, vatansever, üretken, sorgulayıcı insanlar olarak yetiştirmektir. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde en büyük görev öğretmenlere ve ailelere düşüyor. Milli Eğitim Bakanlığımız da yeni modelin öğretmenlere ve velilere anlatılması noktasında yoğun bir çalışma yürütecektir. Yarın ve pazar günü YKS'ye girecek öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum. Allah zihin açıklığı versin diyorum.

Türkiye ile Romanya arasında 6 anlaşma imzalandı Haber

Türkiye ile Romanya arasında 6 anlaşma imzalandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Romanya Başbakanı Marcel Ciolacu ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya Başbakanı Marcel Ciolacu ve heyetini Yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyinin ilk toplantısı vesile ile misafir etmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. Türkiye Romanya münasebetlerinin karşılıklı üst düzey ziyaretlerle her geçen gün geliştiğini müşahede ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yardımcım Cevdet Bey ile Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlarımın son dönemde Romanya’ya yaptığı ziyaretler oldukça faydalı oldu. Başbakanlığım döneminde 2011 yılında Romanya’yla ilişkilerimizi stratejik ortaklık seviyesine taşımıştık. Bugün de Sayın Başbakan ile imzaladığımız ortak bildiriyle Türkiye Romanya yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyinin tesisini temin ettik. Mekanizmanın ilk toplantısına başkanlık ettik. Bu sayede ilişkilerimizde yeni bir tarihi dönemeci daha almış olduk” dedi. Görüşmelerinde ilişkilerin kapsamlı bir şekilde ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasında ekonomik ve ticari bağların, ikili münasebetlerin lokomotifini oluşturduğunu kaydetti. Karşılıklı ticaret hacminin iki yıl üst üste 10 milyar dolar seviyesini aştığını, hedeflerinin 15 milyar dolara ulaşmak olduğunun altını çizen Erdoğan, bu doğrultuda emin adımlarla ilerlediklerini söyledi. "Şirketlerimizin Romanya’daki yatırımları üçüncü ülkelerden gelenler de dahil edildiğinde 8 milyar dolara yaklaşmıştır" Romanya’da faaliyet gösteren yaklaşık 19 bin Türk şirketinin bu başarıya ve iki ülke arasındaki dostluğa önemli katkılar sağladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şirketlerimizin Romanya’daki yatırımları üçüncü ülkelerden gelenler de dahil edildiğinde 8 milyar dolara yaklaşmıştır. Enerji alanında işbirliğimizi artırmanın yolları üzerinde durduk. Savunma sanayi ve askeri alandaki iş birliğimiz Romanya’yla ilişkilerimizin önemli sac ayaklarından birini teşkil ediyor. Hem bu alanda hem savunma sanayi iş birliğinde son yıllarda önemli bir ivme yakaladık. Romanya’yla gerek ikili düzeyde gerek NATO çatısı altında ortak faaliyetlerde bulunarak bölgemizin güvenlik ve istikrarına katkı sağlıyoruz. 4 adet F-16 savaş uçağımız, NATO hava polisliği görevi kapsamında Romanya hava saha sahasında geçtiğimiz Mart ayının sonuna kadar 4 ay boyunca görev yaptı” diye konuştu. Karadeniz’de kıyıdaş ve NATO müttefiki iki ülke olarak Romanya’yla birlikte çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, ”Malumunuz Bulgaristan’ın da katılımıyla Karadeniz’de mayın karşı tedbirleri görev grubunu ihdas ettik. Terörle mücadele de görüşmelerimizin gündeminde yer aldı. PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadelede, Romanya’dan beklentilerimizi Sayın Başbakan’la paylaştım. Romanya’da yaşayan Türk ve Türk Tatar toplumlarını aramızdaki dostluk köprüsü olarak görüyoruz. Soydaşlarımızın Rumen toplumuyla uyum içinde yaşamalarından memnuniyet duyuyoruz. Buna imkan sağlayan Rumen makamlarına teşekkür ediyoruz” açıklamasını yaptı. "İsrail mezaliminin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenliklerinin teminat altına alınmasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır" Rumen vatandaşlarının Türkiye’ye kimlikle seyahatini mümkün kılacak düzenlemeyi hayata geçirdiklerini açıklayan Erdoğan, "Bu şekilde beşeri münasebetlerimizin artacağına inanıyoruz. Sayın Başbakan’la bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler hakkında da fikir alışverişinde bulunduk. Tabii bunların en başında Gazze ve işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan İsrail zulmü geldi. İsrail mezaliminin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenliklerinin teminat altına alınmasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır. Ancak buna rağmen katliamın önüne geçecek adımlar halen atılmıyor. Netanyahu ve gözü dönmüş hükümeti kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye atma pahasına soykırım politikalarına devam ediyor. Buna artık bir dur denilmesi gerekmektedir. Müttefikimiz Romanya’nın da bu konuda sürdürülen uluslararası çabalara gereken katkıları vereceğine inanıyorum” dedi. Romanya Başbakanı ile görüşmelerinde Ukrayna’da üçüncü yılına giden savaşın gidişatını da ele aldıklarını dile getiren Erdoğan, "Türkiye savaşın başlangıcından bu yana çatışmaların sona erdirilmesi, küresel gıda güvenliğinin temini ve Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetinin sağlanması konusunda önemli katkılar sundu, sunmaya devam ediyor. NATO müttefikimiz, stratejik ortağımız ve Karadeniz’den komşumuz Romanya’yla ilişkilerimizi ülkelerimizin menfaatleri doğrultusunda ileriye taşımak için çalışmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken konsey toplantımızda aldığımız kararların ve az önce imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bundan sonraki toplantımızı da inşallah Bükreş’te gerçekleştireceğiz. Sayın Başbakan’a ve heyetine ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyorum” diye konuştu. Romanya Başbakanı Marcel Ciolacu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçek dostlarının kim olduğunu bilen vizyoner bir lider olduğunu belirtti. Ciolacu, "Türkiye’nin, NATO’daki en önemli müttefiklerimizden biri; stratejik bir ortak, iyi bir komşu ve dost olduğunu söyleyebiliriz. Ben de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı özel jest için teşekkür ediyorum. Bugünkü kararla Rumenler artık kimlik kartıyla Türkiye’ye gelecek" dedi. Öte yandan Türkiye ve Romanya arasında farklı alanda iş birliklerini kapsayan 6 önemli anlaşma imzaladı. Anlaşmalar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ciolacu huzurunda imzalandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gençlerle buluştu: 19 Mayıs bağımsızlığın sembolüdür Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan gençlerle buluştu: 19 Mayıs bağımsızlığın sembolüdür

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda milli sporcuları ve gençleri kabul etti. Vahdettin Köşkü’nde gerçekleşen programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türk astronot Tuva Cihangir Atasever, Modern Pentatlon Sporcusu İlke Özyüksel Mihrioğlu ve milli sporcular katıldı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin uzaydaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyorum” Programda konuşan Tuva Cihangir Atasever “Ülkemizin ikinci astronotu olarak milli teknoloji hamlesi ve milli uzay programı kapsamında ülkemizi dünya çapında ve dahi dünyanın dışında da en iyi şekilde temsil etmek için var gücümle çalışıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin uzaydaki varlığını güçlendirmeyi ve bu gururu her bir vatandaşımızın yüreğinde yaşatmayı hedefliyorum. Cesareti, azmi ve başarıları ile adını tüm dünyaya duyurmuş Türk milletine karşı bu kıymetli sorumluluğu yerine getirmeyi bir onur olarak görüyorum. Türkiye’nin gücü, gençliği olarak yeni nesil teknolojiler üreten, tüm kritik alanlarda yetkinlik, bilgi ve söz sahibi olan, sürdürülebilir projelerle geleceğimizi sağlam temeller üzerinde inşa etme çabamızı, teknofest kuşağı olarak her şartta sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonunu emanet ettiğiniz biz gençler, son devletimiz Türkiye Cumhuriyetimize güçlü bir şekilde sahip çıkacağımıza söz veriyoruz” ifadelerini kullandı. “19 Mayıs ruhunu ve milli mücadele kahramanlarımızın emanetini korumaya söz veriyoruz” Modern Pentatlon Sporcusu İlke Özyüksel Mihrioğlu ise Türkiye Cumhuriyeti’nin spora ve sporcuya verdiği desteği vurgulayarak, “Ben 18 yılı aşkın süredir 9 yaşından itibaren modern pentatlon yapıyorum. Yani yüzüyor, koşuyor, atış yapıyor, ata biniyor ve eskrim yapıyorum. Azim ve gayretle ülkemi en güzel şekilde temsil etmeye devam ediyorum. Zamanın şartlarına bağlı olarak ne için spor yaptığımız bazen duygularımıza, beklentilerimize ve hayallerimize göre değişebiliyor. Bir zamanlar kendim için, sağlığım için, hayallerim için spor yaparken şimdi Türk sporuna değer katmak ve birbirinden önemli başarıları ülkeme getirmek için mücadele ediyorum. Avrupa şampiyonalarında, dünya şampiyonalarında ve önümüzdeki olimpiyatlarda ülkemi ve bayrağımı temsil etmek benim için büyük bir gurur kaynağı. Başarılarımızı sabırsızlıkla bekleyen vatandaşlarımızın varlığını bilmek ise bu gururu daha da arttırıyor. Türk sporcuların uluslararası müsabakalarda gösterdiği üstün başarılar ülkemizin sahip olduğu güçlü spor kültürünü kanıtlıyor. Ülkemizin spor alanında gösterdiği gelişim ve başarılar gençlerimizin azmi ve çalışkanlığı ile birleştiğinde daha da ileriye taşınacaktır. Türkiye’nin gençliği olarak ülkemizin spor alanındaki başarılarını daha da arttırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bizleri bu günlere taşıyan kahraman ecdadımıza minnettarız. Onların teslim ettiği şanlı bayrağımızı ülkemiz ve milletimiz adına gururla ve özveriyle taşımak için Türkiye’nin gücü, gençliği olarak buradayız. 19 Mayıs ruhunu ve milli mücadele kahramanlarımızın emanetini taşımaya ve korumaya söz veriyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin gücü, gençliği” Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin son yıllarda sporda yaptığı yatırımlara ve kazandığı başarılara dikkat çekerek, “Türkiye Yüzyılını da gençlerimizle beraber sporun, bilimin, sanatın yüzyılı yapacağız. Bu ödev Türk tarihine iz bırakmış, bu topraklar için bedel ödemiş bütün kahramanlarımıza karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Türkiye’nin gençleri bugün gelişmiş ve modern imkanlarla yarınlara hazırlanıyorlar. Gençlik merkezlerinden spor tesislerimize, kamplarımızdan yurtlarımıza bütün imkanlarımızı her gün daha da arttırarak gençlerimizin hizmetine sunuyoruz. Teknoloji üreten ülkeler bugün bütün yarışlarda ipi göğüslüyor. Biz de bakanlık olarak teknoloji çalışmalarında en üst noktada imkan oluşturarak gençlerimizi bütün gücümüzle destekliyoruz. Destekleriniz ve öncülüğünüz ile Türkiye’nin gençleri bugün teknolojiyi yalnız kullanmakla kalmıyor, artık teknoloji üretiyor. Yalnız teknolojide değil gençlerimiz imkan bulduklarında her alanda potansiyallerini ortaya koymaktan kaçınmıyorlar. Sporcularımız her gün yeni bir başarı ile yüzümüzü ağartıyor. Albayrağımız dünyanın dört bir yanında dalgalanıyor. Eskiden yarışacak sporcu bulunamayan branşlarımızda bugün rekorlar kırıyor, madalyalar alıyoruz. Bu yüzden gururla bir kez daha Türkiye’nin gücü, gençliği diyoruz. Türkiye sizin döneminizde sporda bir devrim yaşamaktadır. Spor tesislerinden atletizm pistlerine kadar her bir yanı spor tesisleri ile donattık. Sporcularımızın başarıları günden güne artarak devam ediyor. Bu noktada da destekleriniz için şükranlarımızı arz ediyoruz” diye konuştu. “19 Mayıs esarete karşı özgürlüğün, yılgınlığa karşı umudun, teslimiyete karşı milletimizin hür ve bağımsız yaşama kararlılığının sembolüdür” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında gençleri selamlayarak, “Millet olarak Anadolu’nun kapılarını açtığımız Malazgirt zaferinden beri üzerinde yaşadığımız bu topraklarda Mücadele halindeyiz. Önce bu mücadeleyi Anadolu’yu vatanımız yapmak, ardından ebedi ve ezeli yurdumuz olarak korumak için verdik. Türkiye‘nin istiklal ve istikbal mücadelesinin neferleri daima gençlerdi. Daha 21 yaşında İstanbul’u fethederek çağ açıp çağ kapayan gençler, tarih boyunca bu milleti zaferden zafere, başarıdan başarıya koşturdu. Tüm dünyaya ‘Çanakkale geçilmez’ dedirttiğimiz o büyük destanın gizli kahramanları gençlerden oluşuyordu. Gençler 19 Mayıs 1919’da Samsun’da ilk adımı atılan milli mücadelenin de ön saftaki neferleri oldu. Gazi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs’ta kıvılcımını yaktığı istiklal meşalesi, gençlerin omuzlarında Anadolu’ya yayılmış, tüm yürekleri kuşatmış, yine gençlerin fedakarlığı ve sahiplenmesiyle zafere kavuşmuştur. 19 Mayıs esarete karşı özgürlüğün, yılgınlığa karşı umudun, teslimiyete karşı milletimizin hür ve bağımsız yaşama kararlılığının sembolüdür. 19 Mayıs milli mücadeleyi başlatmakla kalmamış, son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş, milletimizin de kurtuluş mücadelesine dönüşmüştür. Bu vesile ile asırlardın istiklal ve istikbalimiz uğrunda gözlerini kırpmadan şehadete koşan tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı ulvi gaye uğrunda çarpışırken yaralanan gazilerimize şükranla yad ediyorum. Kurtuluş savaşımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, milletimizin göz bebeği olan kahraman ordumuzun bütün mensuplarını bugün bir kez daha saygıyla anıyorum” ifadelerini kullandı. “Yarınlarımızın teminatı olan teknofest gençliği hayatın her alanında gümbür gümbür gelmekte” Gençlerin bugün milletin her meselesinde en saflarda yer aldığını vurgulayan Erdoğan, “Ülkemizin kalkınma, ilerleme, ekonomide büyüme çabalarının merkezinde de yine gençlerimiz önemli yere sahip. Sınırda eli tetikte nöbet tutan askerlerimizin, karakollarda görev yapan polis ve jandarmalarımızın çoğu sizin yaşınızdaki gençlerden oluşuyor. Savunma sanayiinde iftihar vesilemiz olan pek çok projenin altında genç mühendislerin imzası ve emeği bulunuyor. Mesela milli savaş uçağımız Kaan’ın geliştirilmesinde insanlı ve insansız hava araçlarının üretiminde gençler öncü roller üstleniyor. Bilimde, sanatta, medyada son dönemde özellikle sporda gençlerimiz daha fazla ön palan çıkıyor, kendilerinden daha fazla söz ettiriyor. Gençlerimiz ülkenin siyasi ve bürokratik karar mekanizmalarında daha fazla sorumluluk üstleniyor. Parlamentoda belediye meclislerinde, belediye yönetimlerinde eskiye kıyasla daha fazla genç arkadaşlarımız var. Yarınlarımızın teminatı olan teknofest gençliği gerçekten hayatın her alanında gümbür gümbür gelmektedir. Bundan ve sizlerin başarılarından iftihar ettiğimizi özellikle belirtmek isterim. Her birinizin daha nice yıllar boyunca bizim, milletimizin ve ailelerinizin kıvanç kaynağı olmaya devam edeceğinizden hiç şüphem yok” açıklamalarında bulundu. “Seçilme yaşını önce 25’e, daha sonra 18’e düşürdük” Türkiye’de gençlerin siyasette yer alması için önemli adımlar attıklarını anlatan Erdoğan, “Seçilme yaşını önce 30’dan 25’e, daha sonra nihayetinde 18’e düşürdük. Siyasetin, bürokrasinin, iş dünyasının kapılarını gençlere açarak, gençlerimizin eğitimlerine tarihin en büyük yatırımlarını yaparak her alanda gençlerimizi destekliyor, hayallerini gerçekleştirebilmek için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz” şeklinde konuştu. “Yeni spor dallarında kürsüye çıkmaya hatta kürsüyü domine etmeye başladık” Türk gençlerinin son dönemde sporda elde ettiği başarılara dikkat çeken Erdoğan, “Bölgesinde ve dünyada yıldızı giderek parlayan Türkiye’nin sporda da başarı çıtasını sürekli yükseltmesinden memnuniyet duyuyoruz. Geleneksel olarak güçlü olduğumuz branşların da ötesine geçerek yeni spor dallarında kürsüye çıkmaya hatta kürsüyü domine etmeye başladık. Sporcularımız katıldıkları yarışmalardan artık madalyasız dönmüyor. Sporcularımız başarılarının yanında centilmenlikleri ile de takdir kazanıyor. Ülke genelinde spor altyapısına son 21 yılda yaptığımız yatırımların, inşa ettiğimiz tesislerin, sporcularımıza verdiğimiz desteklerin boşa gitmediğini görmenin sevincini yaşıyoruz. Sporcularımızın uluslararası başarıları arttıkça gençlerimiz spora daha fazla yönelmeye, sporu bir kariyer olarak görmeye başladı. 2002 yılında toplam lisanslı sporcu sayımız 278 bin kişi iken bugün 15 milyon 550 bine yükseldi. 2002 yılında bütün spor dallarında aldığımız madalya sayısı bin 481 adet iken 2023 yılı sonu itibariyle bu rakam 7 bin 404’e yükseldi. Antrenör sayımız 18 bin 674’ten 321 bine yükseldi. Spor kulübü sayımız ise 6 bin 35’ten 25 bin 78’e çıktı. Türkiye olimpiyatlara hazırlık merkezlerinde bin 382 sporcumuz var. Son 7 yılda sporcu yetenek taraması ile 7 milyon 706 bin evladımızın kabiliyetlerine baktık, buna göre yönlendirmede bulunduk. 2021 yılında devreye alınan milli sporcu bursu ile başarılı sporcularımızı akademik yolculuklarında da destekliyoruz” diye konuştu. “Başarı tablomuza Paris’te inşallah yeni yıldızlar ekleyeceğiz” 2024 Paris Olimpiyatlarında Türk sporculardan önemli başarılar beklediklerinin altını çizen Erdoğan, “Tokyo 2020 Olimpiyatları ve paralimpik oyunları bize daha fazlasını yapma noktasında büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Her iki spor etkinliğine de tarihimizin en yüksek sporcu sayısı ile katıldı. Sporcularımız Tokyo’da kazandıkları toplam 28 madalya ile milletimize gerçekten büyük bir sevinç yaşattılar. Olimpiyatlarda yakalanan ivmeyi ve ruhu daha sonra da devam ettirdiler. Geçtiğimiz hafta karate, okçuluk, tekvando ve bazı spor dallarında yine müjdeli haberler aldık. Tüm sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyorum. Şimdi önümüzde 2024 Paris Olimpiyatları var. Başarı tablomuza Paris’te inşallah yeni yıldızlar ekleyeceğiz. Bu konuda sporcularımıza güveniyorum. Sizlerden yine göğsümüzü kabartacak güzel haberler bekliyorum. Her bir genç kardeşime şunu tekrar hatırlatmak isterim. Sizler tarihi şanlı zaferlerde dolu büyük bir milletin evlatlarısınız. Türkiye’nin en büyük gücü, milletimizin en büyük umudu sizlersiniz. Ülkemizi parlak ideallerine ulaştırmak için çok çalışacağınıza yürekten inanıyorum. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hepinize umut dolu, huzur ve barış dolu bir gelecek diliyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü anma gençlik ve spor bayramınızı tebrik ediyor, sizlerin şahsında ülkemizin tüm gençlerimizin bayramını kutluyorum” açıklamalarında bulundu. “Cumhurbaşkanım sizi dünya yenemedi, ben nasıl yeneyim” Konuşmasının ardından milli sporcularla sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları’nda altın madalya alan Masa Tenisi sporcusu Abdullah Öztürk için “Abdullah çok farklı bir delikanlı. Masatenisinde bir beni yenemedi, ama tüm dünyayı yendi” ifadelerini kullandı. Öztürk’ün “Sayın Cumhurbaşkanım sizi dünya yenemedi ben nasıl yeneyim” yanıtı ise salondaki herkesi güldürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Paris Olimpiyat Oyunları’nda yapacağı maçlara davet eden Öztürk, “Cumhurbaşkanım finale kalırsam final maçımıza gelmenizi çok isterim. Ayrı bir motivasyonla oynarım. Parçalarım yani orayı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çiftçilere müjde üstüne ! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çiftçilere müjde üstüne !

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde "Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Markalaşma" temasıyla düzenlenen Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşması’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1863 yılından beri Ziraat Bankası’nın Türk tarımının lokomotifi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savaş dönemleri dahil ülkemizin yokluk günlerinde bankamız çiftçinin, esnafın, tüccarın, girişimcinin yanında yer aldı. Üreticilerimizin insanımızın iliğini sömüren tefecilerin ve faiz lobilerinin pençesine düşmemesi noktasında hayati rol üstlendi. Ziraat Bankası dün olduğu gibi bugün de ülkeyi ve milleti önceleyen duruşunu muhafaza ediyor. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim, Ziraat Bankası sadece kar peşinde koşan bir banka değildir. Bunun yanı sıra Ziraat, ihtiyaç duydukları anda çiftçinin, esnafın, sanayici, tüccar ve ihracatçının elinden tutan bir kara gün dostudur. Her iktisadi teşekkül çalışmalarını sürdürmeyi, yeni yatırımlarla faaliyet sahasını büyütmeyi ve genişletmeyi hedefler. Ziraat Bankamızın da hem ülke içinde hem de yurt dışında mevcudiyetini artırdığını görmekten artık memnuniyet duyuyorum. 2015 yılında Ziraat Katılım’ın faaliyete geçmesiyle birlikte bankamız hızla gelişen alternatif finans piyasasında da yerini almıştır. Biraz evvel genç ve kadın çiftçilerimiz ile kooperatif ürünlerinin yer aldığı stant alanını ziyaret ettik. Ülkemiz tarımının çeşitliliğine ve zenginliğine burada tekrar şahit olduk. Bu hazineyi ne kadar ileriye taşırsak Türkiye için o kadar iyi olacaktır. Tabii bunun için tarım sektörünün tüm paydaşlarının el ele vermesi, iş birliği ve dayanışması içinde hareket etmesi mühimdir. Tarım sektörünün bütün aktörlerini aynı zamanda buluşturan bu tarz programlar anlayış birliğinin tesisini de kolaylaştırmaktadır" dedi. "Eski muhalefet tarzının da raf ömrünü tamamladığı görülüyor" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Ankara’da Ziraat Odası Başkanları ve üretici birlikleriyle bir araya geldiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarımda son 21 yılda nereden nereye geldiğini karşılaştırmalı olarak çok detaylı bir şekilde ortaya koyduklarını ifade etti. Muhalefetin saman ithalatı söylemine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’de muhalefetin ezberi olan tarım bitti tezlerinin ne kadar içi boş, temelsiz ve gerçek dışı olduğunu rakamlarla ispat ettik. Biraz önce Tarım ve Maliye Bakanlarımız da yaptıkları konuşmalarla bunu tekrar teyit ettiler. Özellikle hemen her sene tedavüle konan saman ithalatı söylemi tarım sektörünün tüm paydaşlarına yapılmış bir hakarettir. Türkiye gerçekler yerine çarpıtmalar, özellikle bunun üzerinden muhalefeti artık geride bırakmalıdır. Açıkçası eski muhalefet tarzının da raf ömrünü tamamladığı görülüyor. Bunun yerine eleştirel ama daha yapıcı bir anlayışın ikame edilmesi ülkemiz için şüphesiz daha faydalı olacaktır. Biz de böyle olmasını arzu ve ümit ediyoruz. Elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği hakikat şudur. Ülkemizin son 21 yılda başarı hikayesi yazdığı alanların en başında tarım, hayvancılık ve su ürünleri vardır. Bunu söylerken elbette her şey güllük gülistanlık diyemeyiz" diye konuştu. "Kırmızı ve beyaz et fiyatlarında son dönemde yaşanan dalgalı hareketleri yok sayamayız" Dünyadaki tüm ülkeler gibi Türkiye’nin de sıkıntıları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış çözmemiz gereken buna benzer sorunlarımız var. Kırmızı ve beyaz et fiyatlarında son dönemde yaşanan dalgalı hareketleri yok sayamayız. Gübre fiyatlarındaki artışlarından gündelik ve sürekli işçi eksikliğine kadar farklı alanlarda yükselen şikayetlere kulaklarımızı tıkayamayız. Başarılarımızla birlikte halen problem üreten alanların farkındayız. Muhasebemizi yaparken dengeli ve objektif bir şekilde kendimize ayna tutuyoruz. Amacımız güçlü ve zayıf yanlarımızı en doğru biçimde tespit etmektir. Tarımda da durum farklı değildir. Burada da çözüm odaklı bakış açısıyla hareket ediyoruz. Başarılarımızın sayısını artırmanın, eksiklerimizi gidermenin derdindeyiz. Problemlerimize ortak akılla çözüm yolları geliştirmeye çalışıyoruz. Tarım sektörümüzün 21 yılda elde ettiği başarıların değersizleştirilmesine mahal vermeden milletimizin en çok şikayet ettiği hususlara odaklanarak Türkiye’yi hep beraber hedeflerine ulaştıralım istiyoruz. Bakınız burada şu hususu tüm samimiyetimle söylemek isterim, milli meselemiz olan tarımda biz hiç kimseye kapımızı kapatmadık. Türkiye’nin tarım eko sistemini geliştirmek için herkesin fikrine, katkısına, eleştirisine, önerilerine sonuna kadar açığız. Yeter ki, tarım konusu ezberlere ve ön yargılara kurban edilmesin. Yeter ki, cımbızla çekilen bir ürün üzerinden sektöre haksızlık yapılmasın. Allah’ın izniyle gerisi biraz gayret ve emekle zaten kolayca gelecektir" ifadelerini kullandı. "Asya, Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki bir çok gerilimin altında su kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlık yatıyor" Geçtiğimiz asırda yer altı kaynaklarının ön planda olduğunu; petrol, elmas ve diğer yer altı zenginlikleri için oluk oluk kan aktığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir damla petrolü bir damla kandan daha kıymet gören sömürgeciler bunları tahakküm altına almak için her yola başvurdu. Binlerce kilometre öteki ülkeleri işgal ettiler. Avrupa’dan Afrika’ya saldırdılar. Tüm imkanlarıyla Afrika’nın zenci evlatlarını ne yazık ki imkanlarını helikopterlerle elmaslarını altınlarını Avrupa’ya taşıdılar. İnsanları topraklardan sürdüler. Eli kanlı diktatörleri desteklediler. Yerli halkı uyuşturucuya alıştırarak ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan kendilerine tamamen bağımlı hale getirdiler. Bize insan hakkı dersi veren Batılı ülkelerin Kongo’da, Cezayir’de, Kenya’da, Somali’de, Güney Afrika’da ve daha pek çok Afrika ülkesinde neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Bu ülkeleri ziyaretimizde sömürgecilerin acımasız yüzünü bizzat görme fırsatı bulduk. Yeni ve çok daha sinsi yöntemlerle sömürü düzeni hala devam ediyor. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyılda aynı kavganın tarım alanları, su ve gıda için verileceği anlaşılıyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri Afrika’da tarım arazisi kiralamak için büyük bir yarış içindeler. İklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte su kaynakları ve havzaları birer çatışma hattına dönüşüyor. Asya, Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki bir çok gerilimin altında su kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlık yatıyor. Covid 19 salgını ve Rusya Ukrayna savaşında tüm ülkelerin gıda arz ve güvenliğini temi için nasıl kıyasıya mücadeleler verdiğini unutmayalım. Türkiye’nin gayretleriyle hayata geçirilen Karadeniz Girişimi olmasaydı başta Afrika ülkeleri olmak üzere bir çok yerde kıtlık yaşanacaktı. Açlık tehdiyle karşı karşıya kalan insanlar hayatını kaybedecekti. Biz buna kayıtsız kalmadık. Toplam 33 milyon ton tahılın Boğazlarımızdan güvenli geçişini sağlayarak durumun iyice kontrolden çıkmasına engel olduk. Şunu bir defa görmemiz lazım. Tarımın önemi azalmayacak bilakis daha da artacaktır. Her yeni küresel kriz gıda üretimi ve tedarikinin ne kadar stratejik bir alan olduğunu teyit etti" ifadelerini kullandı. "Ziraat Bankalarımızın kullandırdığı tarım kredilerinin tutarı 480 milyar lirayı aşmış durumdadır" Tarımı sadece ekonomi için değil milletin bekası için de hayati önemde bir sektör olarak gördüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nın temel unsurları arasında tarım, hayvancılık, kırsal kalkınma ve tüm bu alanlarda verimlilik artışının ayrı bir yeri var. Son 21 yılda bunun alt yapısını güçlendirme yolunda önemli adımlar attık. Tarım desteklerini hem çeşitlendirdik hem de ciddi oranda yükselttik. Tarım Kredi Kooperatiflerimiz sektörün ve çiftçini daima yanında oldu. Çiftçilerimizin finansman ihtiyacını karşılamak üzere Ziraat Bankalarımızın kullandırdığı tarım kredilerinin tutarı 480 milyar lirayı aşmış durumdadır. Bu kredilerden yararlanan çiftçilerimiz sayısı 1,2 milyonu aştı. Bizim gayemiz insanları doğdukları yerde doyar hale getirmektir. Tarımın ana vatanı olan Anadolu’da yeşil kalkınma ve yerelden kalkınma ilkesiyle yeni bir tarım ve kırsal kalkınma süreci başlatıyoruz. Kırsal kalkınma hibe programlarımızı üretim planlamasını dikkate alarak yeniden düzenledik. 2024 yılı kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı hibe desteğine esas proje limitini 7 milyon liradan 14 milyon liraya yükselttik. 5 milyar lira hibe desteği sağlayacağımız 7 bin projeyi ve hak sahiplerini bugünden itibaren Tarım ve Orman Bakanlığımız açıklamaya başlayacak. Bu projelerle toplam 13 milyar lira yatırım yapılacak olup yaklaşık 20 bin vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçilerimiz için ilk kez hayata geçen yeni tarımsal kredi uygulamalarını aybaşında kamuoyu ile paylaştı. Üretim planlaması kapsamında üretim ve sözleşmeli üretim yapan çiftçilerimiz ilk defa ilave faiz kar payı indiriminden faydalanabilecek. Organize tarım bölgesi yatırımı yapacak üreticilerimize ve birinci derecede tarımsal amaçlı örgütlerimize de ilk defa ilave faiz indirimi uygulanacak" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçiye müjde üstüne müjde Ziraat Bankasının da yeni müjdelerle sektöre verdiği desteği arttığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küçük ekipman kredisi limitini 150 bin liradan 250 bin liraya çıkarıyoruz. Küçükbaş hayvan üreticilerimize işlerini büyütmeleri, hayvan sayılarını çoğaltmaları, atıl işletme kapasitelerini üretime kazandırmaları amacıyla verilen kredinin limitini de 400 bin liradan 600 bin liraya getiriyoruz. Büyükbaş süt hayvancılığı ile iştigal eden üreticilerimiz için bu rakamı 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltiyoruz. Her zaman söylüyorum gençlerimiz bizim geleceğimiz. Gençlerin tarım alanında iş ve işletme sahibi olmalarını teşvik ediyoruz. Ülkemizdeki genç nüfusa tarım dahil ne kadar fazla alternatif iş kolu oluşturabilirsek ekonomimiz için o kadar güzel olacaktır. Genç çiftçi kredisinin limitini 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya artırıyoruz. Kadın çiftçi kredisi limitini de aynı şekilde 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya yükseltiyoruz. Ziraat Bankamızın bu müjdeli haberlerinin de çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu kredilerin katkısıyla tarım sektörümüz geliştikçe inşallah Türkiye daha müreffeh, milletimiz daha huzurlu, geleceğimiz daha aydınlık daha güvenli olacaktır" dedi.

Biz, milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz" Haber

Biz, milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen İdari Yargı Günü ve Danıştay’ın 156. kuruluş yıldönümü töreninde konuştu. 4 yıllık görev süresinin ardından Danıştay Başkanlığı'na tekrar seçilen Zeki Yiğit'i kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevladan kendisine üstün muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Şura-yı Devlet'ten bu yana 156 yıldır Danıştay çatısı altında görev yapan tüm hakimlerimizi ve personelimizi şükranla yad ediyorum. Görev sürelerini başarıyla tamamlayan Danıştay mensuplarına kıymetli hizmetlerinden dolayı ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Devlet geleneğimizdeki devamlılığın simgelerinden olan Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti'nin kökü mazide olan atide bir devlet olduğunu gösteriyor” dedi. Bir buçuk asrı aşan tarihiyle Danıştay’ın hem ecdat yadigarı hem de gelecek nesillere bırakılması gereken bir emanet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”İnşallah bu emanete hakkıyla sahip çıkmaya devam devam edeceğiz. Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan idarenin yargısal denetimidir. Bu ilkenin hayata geçmesi ancak idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasına bağlıdır. Bu misyonun ülkemizdeki temsilcisi de Danıştay'dır. Danıştay'ımız, idarenin yargı yoluyla denetlenmesinin yanı sıra kamu ile vatandaş arasındaki ihtilafların çözümünde de nihai karar vericidir. Kararlarıyla alt derece mahkemelerine rehberlik eden Danıştay, anayasa ve yasaların uygulanmasını da garanti ediyor. Yüksek mahkemelerimizin her biri kendi görev alanları içerisinde adaletin en iyi hızlı ve etkin şekilde tecellisi için çalışıyor. Türk milleti adına karar verme onurunu ve mesuliyetini taşıyan yargı organlarımızın her biri ülkemizde huzurun, güvenliğin, kalkınmanın, demokrasinin ve sosyal barışın muhafazasının teminatıdır. Bu konuda en küçük bir şüphe, en küçük bir tartışma yoktur. Makamlarımızdan ve unvanlarımızdan öte 85 milyonun bir ferdi olarak hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz. Nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven veren ve erişilebilir adalet sistemi de bekamızın güvencesidir” ifadelerini kullandı. Devletin adaletle hükmettiği, adalet dağıttığı, adaletin tecellisini sağladığı müddetçe güçlü ve dimdik ayakta olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, refah olmaz. Milleti bir arada tutan bağ zayıflamaya başlar. Bunun için adli ve idari yargı fark etmeksizin adliyenin kapısını adaletin kapısı haline getirdiğimiz ölçüde geleceğimize güvenle bakabileceğimize inanıyorum. Burada şu hususu ifade etmek durumundayım. Biz adalete büyük önem veren ama aynı zamanda yakın tarihinde pek çok adaletsizliğe şahitlik etmek zorunda kalan bir milletiz. Adaletsizlik duygusunun insanımızın gönül dünyasında nasıl kırılmaya yol açabileceğini demokrasi mücadelemiz boyunca bizzat yaşadık, gördük. 27 Mayıs darbecilerinin gerçek bir mahkemeden ziyade kötü bir tiyatroyu andıran Yassıada'da işledikleri hukuk katliamlarını unutmuyoruz. Rahmetli Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idamı, üzerinden geçen 63 yıla rağmen milletimizin kalbinde bir yara olarak halen kanıyor” dedi. Türkiye tarihinde demokrasiye zarar veren olayların etkisinin halen devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “12 Eylül dikta rejiminin güya adaleti tesis maksadıyla bir sağdan, bir soldan darağacına gönderdiği gençlerin acısı hiç dinmedi. 28 Şubat döneminde adeta koro halinde darbecilere alkış tutanların hukuk sistemine verdikleri zararın telafisi yıllar aldı. 17-25 Aralık yargı-emniyet girişiminin faillerinin sebep oldukları sıkıntıların hala yükünü çekiyoruz. 15 Temmuz'da ödediğimiz ağır bedeller ise ortadadır. Bir gecede 253 insanımızı şehit verdiğimiz bu ihanetin merkezinde sadece eli silah tutanlar değil, üniformalı ve cübbeli örgüt militanları da vardı. Şayet darbeci alçaklar başarılı olsalardı Yassıadalar kuracaklar, kan dökecekler, yeni hukuk cinayetleri işleyeceklerdi. Tüm bu acı örneklerin bize gösterdiği gerçek şudur; adalet sistemimiz bir dönem darbecilerin, bir dönem kendini milletten üstün gören oligarşik yapıların, bir dönem de FETÖ ihanet çetesinin sultasına ve saldırılarına maruz kalmıştır. Yargının üzerine vesayetin veya paralel odakların gölgesinin düştüğü bu dönemler sona erse de toplumdaki etkileri uzun süre devam etmiştir. Son yıllarda bu mahfillere yazılı, görsel, dijital mecralarıyla medyanın ve sosyal medyanın eklendiği görülüyor” ifadelerini kullandı. Medyanın ve sosyal medyanın millet namına denetim vazifesi üstlenmesinin demokrasi için bir kazanç olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Ama bu hakim cübbesi giyip, mahkeme kurup sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır. Yargıyı yönlendirme, yargı mercilerimizi baskı altına alma, istemedikleri karar çıkması halinde hukukçularımızı hedefe koyma her geçen gün daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline ne yazık ki dönüşüyor. Sosyal medyadaki acımasız linç kültürünün mağdur ettiği kesimlerin en başında maalesef yargı organlarımız ve mensuplarımız geliyor. Çok önemli, çok hassas ve mesuliyeti hakikaten ağır bir görevi icra eden yüksek yargı üyelerimiz, hakimlerimiz, savcılarımız ne yazık ki zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor. Öncelikle şunu çok net söylemek isterim. Siyaset kurumu nasıl layüsel değilse, yargı da eleştirilemez değil. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebilir, hoşnutsuzluğumuzu açıkça dile getirebiliriz. Buna kimse engel olamaz, olmamalıdır. Terörü övmediği, şiddeti teşvik etmediği ve hakarete varmadığı sürece insanlar fikirlerini farklı mecralarda özgürce yazabilir, paylaşabilir” açıklamasını yaptı. "Güçlü, tarafsız, bağımsız iyi ve seri işleyen bir adalet sistemi evlatlarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli mirastır" Millet adına kamu gücünü kullananların belli sınırlar içinde bu sert tepkilere tahammül etmesi, mazur ve meşru görmesinin beklendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat yargının toptancı bir anlayışla kurumsal olarak yıpratılmasını, yargı organlarımıza ve mensuplarımıza çamur atılmasını asla kabul edemeyiz. Hukukun kendi mecrasında ilerlemesi tesellisine giden en hayırlı, en kestirme yoludur. Adli ve idari davaları hukukun meselesi olmaktan çıkartıp siyasallaştırmak, sonuç ne olursa olsun toplumdaki adalet duygusuna gölge düşürecektir. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Herkes yargıya yardımcı olmalı, işini kolaylaştırmalı, adaletin eksiksiz ve gecikmeksizin tecellisine katkı sağlamalıdır. Buradan tüm milletime şu samimi çağrıyı yapmak istiyorum; güçlü, tarafsız, bağımsız iyi ve seri işleyen bir adalet sistemi evlatlarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli mirastır. Şayet bu konuda eksik varsa tamamlamak, sorun varsa çözmek, tıkanıklık varsa gidermek 85 milyon olarak hepimizin müşterek görevidir” diye konuştu. Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesinin de o denli hatalı olduğunu dile getiren Erdoğan şunları söyledi: “İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızın her türlü taassuptan, menfaat eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor. Milletin maslahatı ve ülkenin selameti yerine belli zümrenin menfaatini gözeten dar kadrocu anlayışların adalet teşkilatı dahil devlet kurumlarında yuvalanmasına izin vermeyeceğiz. Bu konuda hepimizin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şarttır. Adalet terazisini ellerinde tutan hukukçularımızın da medya, sosyal medya, günlük hayattaki duruşlarıyla bu sürece olumlu katkı sunması önemlidir. Bunu başardığımızda çok daha iyi bir konumda olacağımıza inanıyorum.” Son 21 yılda idari yargının ve Danıştay'ın güçlendirilmesi yönünde pek çok adım attıklarını belirten Erdoğan, ”Danıştay'ın üye sayıları arttırıldı. Hakim ihtiyacı giderildi. Yüksek mahkememizin yardımcı personel sorunu çözüldü. 2002 yılında 146 olan mahkeme sayısını 221’e yükselttik. Geçtiğimiz günlerde 44 ilave idare ve vergi mahkemesi daha ihdas ettik. Ayrıca idari yargı istinaf mahkemelerine 10 ilave idari dava dairesi kurduk. Hakim ve mahkeme sayısını artırarak bu çalışmaları devam ettireceğiz. İdari yargıda istinaf kanun yolunu 2016 yılında 7 bölgede faaliyete geçirdik. Bu 2020 yılında 8’e, 2021 yılında 9’a çıkardık. Bölge idare mahkemelerinin kuruluş aşamasında 42 idari dava dairesi ve 20 vergi dava dairesi olmak üzere toplam 62 daire varken, bugün bu sayı 64’ü idari, 26’sı vergi olmak üzere 90’a ulaştı. Böylece Danıştay'ın iş yükü azaldı. Vatandaşların hukuki güvencesi arttı. Uyuşmazlıkların daha etkin yargılamayla daha hızlı çözülmesi sağlandı. İdari yargıda görev yapan hakim sayısını süreç içerisinde ihtiyaca cevap verecek şekilde 2 bin 266’ya yükselttik. İdari yargı mahkemelerimiz ve Danıştay'ımız yoğun iş yüküne rağmen kendi görev alanında adalet hizmetlerini başarıyla yürütüyor” dedi. "2010 yılında anayasadaki hak aramayı engelleyen bütün hükümleri kaldırdık” İlk derece ve istinaf mahkemelerinde 338 bin 611, Danıştay’da ise 114 bin 224 derdest dosya bulunduğunu, 2023 yılında toplam 860 bin 494 dosyanın karara bağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “2009 yılından başlayarak yüksek mahkemelerimizin tamamının modern hizmet binası ihtiyacını karşıladık. Tam 36 yıl boyunca Sıhhiye'de hizmet veren Danıştay'ımız, 2012 yılında şimdiki binasına kavuştu. Geçtiğimiz yıl Danıştay'ımıza yeni bir sosyal tesis kazandırdık. İdari yargılamaların daha hızlı sonuçlandırılması ve vatandaşlarımızın hukukunun daha iyi korunması için önemli mevzuat değişiklikleri yaptık. İhtiyaçlar çerçevesinde İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 20’den fazla Danıştay kanununda da 16 defa değişiklik oldu. Bilgi edinme hakkı kanununun çıkarılması vatandaşı idare karşısında güçlendiren reformlardan biri olmuştur. Bilgi edinme hakkı 2010 yılında anayasal güvenceye alınmıştır. Ayrıca 2010 yılında anayasadaki hak aramayı engelleyen bütün hükümleri kaldırdık.” 2016 senesinde Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nu kurduklarını hatırlatan Erdoğan, ”2021 yılında 4. yargı paketiyle idari makamlara yapılan başvurulara idare tarafından verilecek cevap süresini 60 günden 30 güne indirdik. Ayrıca idari yargı mercileri tarafından verilen nihai kararların gerekçesiyle birlikte en geç 30 gün içinde yazılması yönünde düzenlemeye gittik. 6 Şubat asrın felaketi sonrasında deprem bölgesindeki idari yargı faaliyetlerinin aksamaması için gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Burada saydıklarımızın dışında vatandaşı idare karşısında idari yargının işleyişini hızlandıran, yargı mensuplarımızın hak ve imkanlarını arttıran daha pek çok düzenlemeyi son 21 yılda hayata geçirdik. Her biri sessiz devrim niteliğindeki bütün bu reform hamlelerinde gayemiz demokratik hukuk devleti ilkesinin tüm unsurlarıyla ülkemizde hakim kılınmasıydı. Bu hedefe tam olarak ulaştığımızı henüz söyleyemiyoruz. Ama hedefimize çok yaklaştığımızı da kimse inkar edemez. Önümüzde kalan yolu inşallah yılmadan, yorulmadan kararlılıkla yürüyeceğiz. Tüm engelleri aşarak kat ettiğimiz mesafenin bize cesaret aşıladığını özellikle vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı. "Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe ürünü bir anayasayla karşılanmış ve geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Yaptıklarımızın ve yapamadıklarımızın ışığında reform irademizi halen diri tutuyoruz. Bir gerçeğin gayet iyi farkındayız. Türkiye istikbalini ancak daha fazla demokrasi, daha fazla ekonomik refah ve bunlara paralel olarak daha fazla güvenlik üzerine inşa edebilir. Güvenlik güçlü bir demokrasinin teminatıyken, demokrasi de güvenliğin dayanağıdır. Biz son 21 yılda millete hizmet yolunda gerçekten bedel ödemiş, nice badireler atlatmış bir iktidarız. Türkiye'yi tarihinin en büyük demokrasi, kalkınma ve hukuk atılımlarıyla yine biz buluşturduk. Fakat buna rağmen ülkemize siviller tarafından hazırlanmış yeni bir anayasa kazandıramadık. Yeni ve sivil anayasa teklifimizin içerisinde işte bu anlayış vardır. Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe ürünü bir anayasayla karşılanmış ve geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni anayasa ile ilgili değerlendirmede bulunan Erdoğan, ”Bu eksikliğin yine milli irade eliyle giderilmesi, demokrasimizin gücüne güç katacak. Türk siyasetinde yeni bir kilometre taşı olacaktır. Siyaset kurumunun ekonomik ve sosyal sorunları öne sürerek sivil anayasa ihtiyacını gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz. Yeni anayasanın sihirli değnek gibi dokununca sorunlarımızı bir anda ortadan kaldırmayacağını elbette biliyoruz. Yeni anayasa sivil siyasetin alanını genişleterek, ekonomiden sosyal hayata ülkemizin meselelerinin çözümünü daha da hızlandıracaktır. Siyasetteki yumuşamayla birlikte farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması bu bakımdan önemli bir fırsat teşkil ediyor. Türk siyasetinin bu fırsatı ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz adına kalıcı bir kazanca dönüştürmesini ümit ediyoruz. Biz milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.