SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhuriyet Halk Partisi

Söz Bursa - Cumhuriyet Halk Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş Karacabey’in nabzını tuttu: "Bu tablo sürdürülebilir değil, iktidara hazırız!" Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş Karacabey’in nabzını tuttu: "Bu tablo sürdürülebilir değil, iktidara hazırız!"

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın kentteki saha çalışmaları Karacabey’de gün boyu süren yoğun programla devam etti. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, İlçe Başkanı Mustafa Utku, il ve ilçe yöneticileriyle birlikte gerçekleştirdiği ziyaretlerde esnaf, sanayici, muhtarlar, çiftçiler ve hemşehri dernekleriyle bir araya geldi. Karacabey’de karşılaştıkları tablonun Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizin somut bir özeti olduğunu belirten Yeşiltaş, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kurmaya hazırız. Yerelde nasıl halkın yanında bir yönetim anlayışını hayata geçirdiysek, genelde de aynı kararlılıkla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Karacabey değişim istiyor, Türkiye değişim istiyor. Biz bu değişimi halkımızla birlikte gerçekleştireceğiz.” Dedi. Program, CHP Karacabey İlçe Başkanlığı ziyaretiyle başladı. İlçe Başkanı Mustafa Utku ve partililerle bir araya gelen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Masa başında siyaset yapanlardan olmadık, olmayacağız. Sokakta, mahallede, pazarda, tarlada yurttaşımızla birlikteyiz. Bu mücadeleyi birlikte kazanacağız” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yaşanan ekonomik çöküşün ve adalet krizinin bir tercih olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, çözümün halkçı, kamucu ve eşitlikçi politikalardan geçtiğini söyledi. TABLO SÜRDÜREBİLİR DEĞİL Daha sonra Karacabey Sanayi Sitesi ziyaretinde esnafla bir araya gelen İl Başkanı Yeşiltaş ve beraberindeki heyet, artan maliyetler, yüksek faiz oranları ve düşen alım gücünün yarattığı tabloyu yerinde dinledi. Yeşiltaş, “Sanayici üretmek istiyor ama finansmana ulaşamıyor. Esnaf ayakta kalmak için borçlanıyor. Üreten cezalandırılıyor, çalışan yoksullaşıyor. Bu sürdürülebilir değil” dedi. CHP iktidarında üretimi önceleyen, esnafı ve KOBİ’leri destekleyen bir ekonomik modelin hayata geçirileceğini ifade etti. MUHTARLARLA ORTAK AKIL VURGUSU Karacabey Muhtarlar Derneği’ni de ziyaret eden Yeşiltaş, Dernek Başkanı Erol Yıldırım ve muhtarlarla mahallelerin sorunlarını değerlendirdi. Yerel demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan muhtarların taleplerini dinleyen Yeşiltaş, “Katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını savunuyoruz. Muhtarlarımızı yalnızca dinleyen değil, karar süreçlerine dahil eden bir anlayışı iktidara taşıyacağız” diye konuştu. “PAZAR YERLERİ ÜLKENİN EN GERÇEKÇİ EKONOMİK GÖSTERGESİDİR” Karacabey pazar yerinde esnaf ve yurttaşlarla da buluşan Yeşiltaş, ekonomik krizin artık günlük hayatın en temel alanında, mutfakta ve pazarda hissedildiğini söyledi. Tezgâhları tek tek gezerek hem esnafın hem de alışverişe çıkan yurttaşların dertlerini dinleyen Yeşiltaş, artan fiyatlar karşısında alım gücünün her geçen gün daha da eridiğine dikkat çekti. “Pazar torbaları boş, yurttaşın yüzü endişeli. İnsanlar çalıştığı halde yoksul, emekli olduğu halde geçinemiyor. Yurttaş soruyor: Bu maaşlarla pazar torbası nasıl dolacak?” diyen Yeşiltaş, bir emeklinin filesine birkaç parça sebze koyduktan sonra fiyat hesabı yapmak zorunda kalmasının, bir annenin çocuklarına meyve alırken tane hesabı yapmasının Türkiye’ye yakışmadığını ifade etti. Esnafın da artan kira, elektrik, nakliye ve hal maliyetleri nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Yeşiltaş, “Burada sadece vatandaş değil, esnaf da ayakta kalma mücadelesi veriyor. Satış yok, kâr yok; ama giderler katlanarak artıyor. İktidar ise hâlâ pembe tablolar çiziyor. Oysa pazar yerleri bu ülkenin en gerçekçi ekonomik göstergesidir” dedi. Mevcut ekonomik tablonun kader olmadığını, bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucu ortaya çıktığını vurgulayan Yeşiltaş, üretimden kopuk, rant odaklı ekonomi anlayışının hem üreticiyi hem tüketiciyi ezdiğini söyledi. “Bu memleketi pazar yerinde fileyi dolduramayanların sesiyle yöneteceğiz. Yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu bitiren bir iktidar kuracağız. Emekliyi insanca yaşatacak, çalışanı enflasyona ezdirmeyecek, üreticiyi destekleyecek bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. “ORTAK GELECEĞİ ADALET VE EŞİTLİKLE KURACAĞIZ” Daha sonra Karacabey Karadenizliler Derneği ile Bosna Sancak Derneği’ni de ziyaret eden CHP heyeti, hemşehri dernekleriyle ülke gündemini değerlendirdi. Karadenizliler Derneği Başkanı Zeki Baştan ve Bosna Sancak Derneği Başkanı Şadan Erepçin’e misafirperverlikleri için teşekkür eden Yeşiltaş, farklı kültürlerin ve kimliklerin Türkiye’nin zenginliği olduğunu belirterek, “Ayrıştıran değil birleştiren bir siyaset anlayışını savunuyoruz. Acıyı da umudu da birlikte taşıyacağız. Ortak geleceği adalet ve eşitlikle kuracağız” ifadelerini kullandı. BOĞAZKÖY VE SUBAŞI ZİYARETLERİ Program kapsamında Boğazköy ve Subaşı köylerini de ziyaret eden Yeşiltaş, çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Artan mazot, gübre ve yem fiyatlarının üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirten Yeşiltaş, “Tarlada emek var ama karşılığı yok. Bu tablo plansızlığın ve yanlış tarım politikalarının sonucudur. Üreten kazanamıyorsa o ülkede gelir dağılımında adalet yoktur” dedi. CHP iktidarında planlı üretim modeline geçileceğini, çiftçinin destekleneceğini ve kırsal kalkınmanın öncelik olacağını vurguladı. “KARACABEY DEĞİŞİM İSTİYOR” Karacabey’de gün boyu süren temasların ardından değerlendirmede bulunan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, halkın erken seçim talebinin her geçen gün daha güçlü dile getirildiğini ifade ederek şunları söyledi: “Karacabey’de gördüğümüz tablo nettir: Halk yoksullaşmış, üretici yalnız bırakılmış, esnaf borç batağında. Bu düzen sürdürülemez. Ancak bir yandan da şunu memnuniyetle görüyoruz; yurttaşlarımız Bursa Büyükşehir Belediyemizin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği çalışmalardan duydukları memnuniyeti açıkça ifade ediyor. Altyapıdan kırsal desteklere, sosyal yardımlardan üreticiye verilen katkılara kadar pek çok alanda hissedilen bu halkçı belediyecilik, doğru yönetimin mümkün olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kurmaya hazırız. Yerelde nasıl halkın yanında bir yönetim anlayışını hayata geçirdiysek, genelde de aynı kararlılıkla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Karacabey değişim istiyor, Türkiye değişim istiyor. Biz bu değişimi halkımızla birlikte gerçekleştireceğiz.”

Ankaragücü’nden Özgür Özel’e sert cevap: "Biz siyaset üstü bir camiayız" Haber

Ankaragücü’nden Özgür Özel’e sert cevap: "Biz siyaset üstü bir camiayız"

MKE Ankaragücü Spor Kulübü tarafından Özgür Özel'in sözlerine ilişkin, "MKE Ankaragücü Spor Kulübü, kuruluşundan bu yana her zaman siyaset üstü bir duruşu ilke edinmiş; hiçbir siyasi parti, kurum, kişi veya oluşumla özdeşleştirilemeyecek kadar büyük ve bağımsız bir camiadır" açıklaması yapıldı. MKE Ankaragücü Spor Kulübü, bugün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in TBMM grup toplantısında Ankaragücü'ne yönelik sözlerinin ardından açıklama yaptı. Açıklamada, "Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından yapılan bazı açıklamalarda; kulübümüzün, tribünlerimizin ve Ankaragücü camiasının isimlerinin siyasi tartışmaların içerisine dahil edilmeye çalışıldığını büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle takip etmiş bulunmaktayız. 116 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan MKE Ankaragücü Spor Kulübü, kuruluşundan bu yana her zaman siyaset üstü bir duruşu ilke edinmiş; hiçbir siyasi parti, kurum, kişi veya oluşumla özdeşleştirilemeyecek kadar büyük ve bağımsız bir camiadır" ifadeleri kullanıldı. "ANKARAGÜCÜ SİYASETİN DEĞİL, SPORUN; AYRIŞMANIN DEĞİL, BİRLİĞİN KULÜBÜDÜR" Kulübün adının politik hesaplara malzeme yapılamayacağı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Ankaragücü; gücünü siyasetten değil, taraftarından, tarihinden ve Ankara'dan alır. Kulübümüzün adı, tribünlerimizin iradesi ve büyük Ankaragücü taraftarı; herhangi bir siyasi hedefe, parti değişikliğine ya da politik hesaplara asla malzeme yapılamaz. Bu camia; farklı görüşlere sahip binlerce insanı aynı arma altında birleştiren, tarafsızlığı ve bağımsızlığıyla var olan bir spor kültürüdür. Ankaragücü camiasının hiçbir ferdinin, kulübümüz adına konuşma veya kulübümüzü siyasi tartışmaların parçası hâline getirme yetkisi yoktur. Bu yönde yapılacak her türlü açıklama ve ima, kulübümüzün temel değerleriyle bağdaşmamaktadır. MKE Ankaragücü Spor Kulübü olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz; Ankaragücü siyasetin değil, sporun; ayrışmanın değil, birliğin kulübüdür."

Mansur Yavaş’tan istifaya ilk tepki: "Bu karar asla kabul edilemez!" Haber

Mansur Yavaş’tan istifaya ilk tepki: "Bu karar asla kabul edilemez!"

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa etmesine ilişkin, "Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir" dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın CHP'den istifa etmesine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir. Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören'in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi'ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir" dedi. İradenin halka ait olduğunu belirten Yavaş, "Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz. Unutulmamalıdır ki yetki milletindir. Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir. Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez" ifadelerini kullandı. Bazı verilen kararların unutulmayacağını kaydeden Yavaş, "Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan 'AK Parti'ye geçeceği' yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır. Binlerce partili, binlerce gönüllü hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil, o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır. Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer. Ama bazı kararlar vardır ki hafızalara kazınır. Çünkü millet, kendisine yapılanı da, kendisini yok sayanı da günü geldiğinde mutlaka hatırlar" dedi.

Bursa’da 6 Şubat anması: "Yıkılan sadece şehirler değil, vicdanımız ve umutlarımızdır" Haber

Bursa’da 6 Şubat anması: "Yıkılan sadece şehirler değil, vicdanımız ve umutlarımızdır"

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremlerin 3’üncü yıl dönümünde anma programı düzenledi. Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen programda, depremin meydana geldiği saat olan 04.17’de sirenler çalınarak, saygı duruşunda bulunuldu, Depremde yaşamını yitiren on binlerce yurttaş, rahmet ve saygıyla anıldı. Anma programına CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. MÜCADELEMİZ SÜRECEK Ülkemizin tarihine kara bir gün olarak kazınan 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geldiklerini belirten Yeşiltaş konuşmasında, "3 yıl geçti ama acı geçmedi. Çünkü biz, binaları değil, hayatlarımızı kaybettik o gece. Sadece şehirler yıkılmadı, aileler yıkıldı. Bir ülkenin vicdanı, güven duygusu, geleceğe dair umutları da enkaz altında kaldı. 6 Şubat’ta kaybettiğimiz her can, bu ülkenin bir parçasıydı. Bir anneydi, babaydı, öğretmendi, gençti ve en çok da çocuklarımızdı. Bugün burada özellikle söylemek zorundayız: Deprem ne yazık ki sadece can almadı. Deprem sonrası yaşanan büyük karmaşada, ihmaller zincirinde çocuklarımız kayboldu. Depremin ardından, binlerce çocuk ailesiz kaldı. Bazılarının adı kayıtlara bile geçmedi. Bazılarının nerede olduğu hala bilinmiyor. Bu ülkenin vicdanına soruyoruz: Bir çocuğun kaybolması, bir devletin kaybolması değil midir? Bir çocuğun izinin silinmesi, insanlığın izinin silinmesi değil midir? Biz unutmayacağız. Unutturmayacağız. Kaybolan her çocuğun hesabı sorulana kadar mücadelemiz sürecek. " ifadelerini kullandı. ADALET, LİYAKAT, BİLİMLE YÖNETECEĞİZ 6 Şubat’ın bir kader değil, yaşanan acının da ihmallerin, plansızlığın, denetimsizliğin sonucu olduğuna dikkat çeken Yeşiltaş, "Deprem değil, insan öldürdü. Ve biz biliyoruz: Bir ülkede insanlar enkaz altında kalıyorsa, sorumlular sadece doğa değil, denetimsizlik ve yönetim anlayışıdır. Bugün burada sadece yas tutmuyoruz. Bugün burada bir söz veriyoruz: Bir daha hiçbir anne evladını enkaz altında aramasın diye, hiçbir çocuk kayıplara karışmasın diye, hiçbir yurttaş "Sesimi duyan var mı?" diye haykırmasın diye bu ülkeyi adaletle, liyakatle, bilimle yöneteceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu acının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı rahmetle anıyorum. Yakınlarını kaybeden ailelerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Kaybolan çocuklarımız için, enkaz altından kalan umutlarımız için ve bir daha böyle acılar yaşanmaması için mücadelemiz ve çabamız sürecek. Unutmadık, unutturmayacağız. Enkazın altında can veren kızının elinin saatlerce bırakmayan babanın fotoğrafını da unutmayacağız, depremzedelere verilen konutlar için boş senet imzalatanları da unutmayacağız. Ruhları şad, mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirterek, “Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan bu büyük felaket, ortak hafızamızda silinmeyecek bir iz bıraktı. 6 Şubat depremlerinde gördük ki 1999 Marmara Depremi’nden gerekli dersler çıkarılamamış. Unutmadık, unutmuyoruz; unutmadan sorumluluk almaya devam edeceğiz." dedi. Konuşmaların ardından depremde hayatını kaybedenlerin anısına alana karanfil bırakıldı.

Nihat Yeşiltaş Yenişehir’in nabzını tuttu: "Çiftçi yeniden milletin efendisi olacak Haber

Nihat Yeşiltaş Yenişehir’in nabzını tuttu: "Çiftçi yeniden milletin efendisi olacak

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı, kentteki saha çalışmalarını sürdürüyor. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve beraberindeki heyet bu kez Yenişehir'de kapsamlı bir saha çalışması gerçekleştirdi. Saha çalışmasının ardından Yeşiltaş, "Yenişehir’de gördüğümüz tablo; yoksullaştıran, doğayı talan eden bu iktidarın tükenmişliğini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ise adaletle iktidara yürüdüğünü açıkça göstermektedir.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, parti örgütüyle birlikte Yenişehir’de gerçekleştirdiği saha çalışmaları kapsamında mahalleler ve kırsal bölgelerde yurttaşlar, esnaf, üreticiler ve meslek örgütleriyle bir araya gelerek kentin ve ülkenin temel sorunlarını yerinde değerlendirdi. CHP Yenişehir İlçe Başkanlığı ziyaretiyle başlayan programa İl Yöneticileri, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora da eşlik etti. Programda ilk olarak İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş ve İlçe Yöneticileriyle bir araya gelen Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, “Bugün Türkiye’de yaşanan sorunlar tesadüf değil; yanlış politikaların, rant düzeninin ve adaletsiz yönetimin sonucudur. Bu adaletsiz yönetim Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımızı hukuksuzca zindanlarda tutsak ediyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, tutuklamalara, baskılara, rağmen biz ülkemizi hak ettiği güzel günlere kavuşturacağız. Çalışmalarımızı bu amaçla tüm gücümüzle sürdürüyoruz.” dedi. RANT VAR, DENETİMSİZLİK VAR; SORUMLULUK YOK İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Yeşiltaş ve beraberindeki heyet Kirazlıyayla’da Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesiyle yaşanan doğa katliamına karşı düzenlenen basın açıklamasına katıldı. Burada yaptığı açıklamada binlerce ton ağır metal ve kimyasal atığın toprağa, suya ve tarım alanlarına yayıldığını vurgulayan Yeşiltaş, “Bu bir kaza değil, bu bir suçtur. Denetlemeyen, görmezden gelen, sermayeyi kollayan bu iktidar doğrudan sorumludur. ÇED süreçlerini kağıt üzerinde işleten, doğayı rant alanı olarak gören bu anlayışla mücadele etmek boynumuzun borcudur” diye konuştu. ORTAK AKIL, ŞEFFAFLIK VE HALKÇI YÖNETİM Yenişehir Muhtarlar Derneği ziyareti ile de mahallelerin sorunları masaya yatırıldı. Yeşiltaş, muhtarların beklentilerini dinlerken çözüm için ortak akılla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. EKONOMİ ÇÖKMÜŞ, ÜRETEN AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Yenişehir Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsası ziyaretlerinde ise sanayici, esnaf ve üreticilerin ağır ekonomik tabloyu tüm açıklığıyla anlattığını belirten Yeşiltaş, “Üretici borç batağında, sanayici maliyetlere yetişemiyor, esnaf kepenk kapatmanın eşiğinde. Bu ülke plansızlığın, keyfiliğin bedelini ödüyor. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında üretimi yeniden ayağa kaldıracağız, emeğin hakkını teslim edeceğiz” dedi. HALK YOKSULLAŞIYOR, İKTİDAR GERÇEKLERDEN KOPUK Yenişehir pazar yerinde esnaf ve yurttaşlarla da bir araya gelen Yeşiltaş, pazar filesini dolduramayan emeklilerin, geçinemeyen emekçilerin isyanına dikkat çekti. “Bu ülkede insanlar çalıştığı halde yoksul, emekli olduğu halde muhtaç. Bu tablo kader değildir. İktidar gerçeklerden kopuk, belli bir azgınlığı zengin etmenin peşinde. Pazar filesini doldurmayan, sefalet ücretiyle yaşamaya çalışan emekli, emekçi ise derhal erken seçim istiyor.” ifadelerini kullandı. KÖYLERDE ÜRETİCİ DERTLİ Çelebi Köy ve Köprühisar Köyü'nde çiftçilerin ve üreticilerin sorunlarını dinleyen Yeşiltaş, AKP'nin tarım politikalarının iflas ettiğini vurguladı. Yeşiltaş, “Mazot, gübre, tohum el yakıyor; ürün para etmiyor. Üreten kazanamıyorsa o ülkede adalet yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi yeniden baş tacı olacak” dedi. YENİŞEHİR CHP BELEDİYECİLİĞİYLE BULUŞACAK Saha çalışmaları sırasında yurttaşların Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışından duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini belirten Yeşiltaş, “Yenişehir'de üreticimiz ve yurttaşlarımız Bursa Büyükşehir Belediyemizin altyapı, kırsal kalkınma ve pek çok alanda yürüttüğü çalışmalarından duydukları memnuniyeti bizlere aktardı. İnanıyoruz ki ilk yerel seçimde de Yenişehir'deki yurttaşlarımız da CHP belediyeciliğiyle buluşacak." diye konuştu.

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti! Haber

Sağlıkta veri skandalı endişesi: CHP'li Pala'dan AHBS'de tekelleşme ve güvenlik resti!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS) alanında Kayseri’de başlatıldığı iddia edilen tek yazılım uygulamasının kapsamı, yöntemi ve hukuki dayanaklarına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu açıkladı. Pala, Kayıt Tescil Sistemi politikalarındaki tekelleşmenin rekabeti ve hizmet sürekliliğini olumsuz etkileyebileceğini, yüklenici şirketin bilgi güvenliği standartlarının ise kamuoyuna açık ölçütlerle doğrulanmadığını belirtti. Sağlık Bakanlığı’na sunduğu kapsamlı soru önergesinde kararın gerekçesini, seçilen firmanın hangi usulle belirlendiğini, sözleşme hükümlerini ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağını sordu: “Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ile paylaşılan yazı çok sayıda mevzuat hükmüne atıf yapmaktadır; ancak sistemde böylesi bir değişimin aile hekimliği hizmetlerine ve kişisel verilerin güvenliğine etkisine açık biçimde değinmemektedir. Bu durum, alınan kararda kamu yararı ve bilgi güvenliği yerine mevcut altyapının bir şirketin kârı için tekelleştirilmesi amacını taşıdığı yönünde endişe uyandırmaktadır. Sağlık Bakanlığı aldığı kararın gerekçesinde şeffaf olmalı ve yaptığı çalışmaları kamuoyuyla paylaşmalıdır.” Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 25 Aralık 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt vermedi. “Bakanlık son yıllarda veri güvenliğine dair ihlalleri derhal açıklamalıdır!” Pala, önergede öncelikle Kayseri’de tek yazılıma geçiş iddiasının kapsamını, hangi aile hekimliği birimlerinin dâhil edildiğini, başlangıç tarihini ve süresini sordu. Karar alınırken yapılan çalışmaların, risk değerlendirmesi ve teknik fizibilite raporlarının bulunup bulunmadığını sorguladı. Bu süreçte veri bütünlüğünü tehlikeye atabilecek erişimlere karşı alınan tedbirleri, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının nasıl işletileceğini öğrenmek istedi. Pala, “Sağlık Bakanlığı uzun süredir Kayıt Tescil Sistemi ile yazılım firmalarının teknik yeterlilik ve güvenlik standartlarını denetlemektedir. Böylesine geniş kapsamlı bir dönüşümde mevcut denetim kapasitesi yeterli midir; Bakanlık bunun hesabını kamuoyuna vermelidir” dedi. “Bununla birlikte, yeni uygulamanın gerekçesi veri güvenliğini artırmak ise Bakanlık son yıllarda kaç veri güvenliği ihlali saptandığını ve herhangi bir yetkisiz giriş olup olmadığını da net biçimde açıklamalıdır.” “Aile hekimleri ve hastalar mağdur edilemez; Bakanlık alınan kararın adımlarını açıklamalıdır!” Milletvekili Pala, seçilen firmanın hangi yöntemle belirlendiğini; ihale yapıldıysa kayıt numarası, teklif sayısı ve sözleşme bedelini, yapılmadıysa hangi istisnanın dayanak alındığını sordu. Sözleşmede hizmet seviyesi hedefleri ile kesinti ve yaptırım hükümlerinin paylaşılmasını istedi. “Yeni uygulamayla Bakanlık belirlediği şirkete büyük bir ayrıcalık tanımaktadır. İhale süreci usulüne uygun yürütülmeli ve vatandaşın güvenliği sağlanmalıdır” ifadesini kullandı. Pala, ayrıca aile hekimlerinin mevcut AHBS firmalarıyla yürürlükte olan sözleşmelerinin nasıl yönetileceğini sordu. Zorunlu geçiş baskısı iddiaları hakkında Bakanlığın inceleme yapıp yapmadığını ve sonuçlarını öğrenmek istedi. Geçiş öngörülüyorsa veri taşıma süreçlerinin maliyet ve sorumluluk paylaşımıyla birlikte hekimler ve firmalar açısından nasıl gerçekleştirileceğinin açıklanmasını talep etti. Mevcut sistemlerin kısa sürede terk edilmesi halinde doğabilecek verimlilik kayıpları ve hizmet aksaklıklarının önlenmesi için geçiş planının açık biçimde yayımlanmasını istedi. “Sağlık Bakanlığı hiçbir uygulamada şirketlerin kârı için aile hekimlerini ve hastaları mağdur edemez; aldığı her kararın hesabını kamuoyuna verebilmelidir” diyerek açıklamasını tamamladı.

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında! Haber

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yaptığı ziyaret sonrasında, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına karşın halen sağlık hizmetlerinin uygunsuz koşullarda sunulmak zorunda kalındığını ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunlar olduğunu açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi, 6 Şubat depremleri sonrasında üç yıl içerisinde yaşanan gelişmeleri incelemek üzere deprem illerinde 28-30 Ocak 2026 günlerinde heyetler görevlendirdi. Deprem illerinden Hatay, Osmaniye ve Gaziantep’te depremin etkilerini yerinde incelemek ve ilgililerle görüşme yaparak bir rapor hazırlamak üzere CHP MYK üyesi Bihlun Tamaylıgil, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurul Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurul Başkanı Sibel Yanıkömeroğlu, CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurul Başkanı Yalçın Karatepe ve CHP Sağlık Politika Kurul Başkanı Kayıhan Pala’dan oluşan bir heyet görevlendirildi. Heyet üyeleri, kendi görev alanlarıyla ilişkili raporları CHP Genel Merkezine sundular. Cumhuriyet Halk Partisi sağlık heyeti, 28 Ocak 2026 günü Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde dört aile sağlığı merkezini, konteynerlerde hizmet sunan diş hekimliği muayenehanelerini, konteynerlerde hizmet sunan eczaneleri, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Cahit Özer’i ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr.Sıtkı Sönmez’i ziyaret etti; sağlık meslek örgütleri ve sendikalar ile durum değerlendirmesi yaptı. 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yapılan gözlemler, saha ziyaretleri ile meslek örgütleri ve sendika ziyaretleri ışığında, depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde henüz sağlık alanında tam bir toparlanmanın söz konusu olmadığını dile getiren Pala, bu durumun özellikle birinci basamakta çok belirgin oluğunu vurguladı. Ölüm, yaralanma ve kayıplar 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden yurttaş sayısı yerel kaynaklara göre 23 bin 65 kişidir. Ölen sağlık çalışanı sayısı 332 olarak paylaşılmaktadır. Bu kayıpların 63’ünün hekim olduğu, hekimlerin 5’inin cenazesine halen ulaşılamadığı ifade edilmektedir. Toplam yaralı sayısı 30 bin 762 olarak bildirilmektedir. Yaralı sağlık çalışanı sayısının 528 olduğu aktarılmaktadır. Depremde kol ve bacak gibi uzuvlarını kaybedenlerin sayısı ile bu kişilerin ortez/protez ihtiyaçlarının karşılanması ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimleri hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Bugüne kadar haklarında bilgi edinilemeyen toplam kayıp sayısı ise 145 olarak bildirilmektedir. Depremde yıkılan ve hasar gören sağlık kuruluşları Toplam 56 Aile Sağlığı Merkezinin depremden etkilendiği kaydedilmiştir. Kamuda ayrıca, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası, İskenderun Devlet Hastanesi Ek Binası, Hassa Devlet Hastanesi ve Erzin Devlet Hastanesinin hizmet sunamaz duruma geldiği ifade edilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 21 Şubat depreminden sonra tadilata alındığı aktarılmaktadır. Bununla beraber, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 21 Şubat depreminde hasar aldığı, tadilat sonrasında yeniden faaliyete geçtiği bildirilmektedir. Özel sektörde ise, Özel Defne Hastanesi, Özel Akademi Hastanesi, Özel Doğu Akdeniz Hastanesi, Özel Deniz Hastanesi, Özel Güney Park Hastanesi ve Özel Yaşam Tıp Merkezinin hizmet sunamaz duruma geldiği kaydedilmektedir. Deprem sonrasında yeni inşa edilen sağlık kuruluşları Yalnızca 5 Aile Sağlığı Merkezinin tamamlandığı ve hizmete açıldığı aktarılmaktadır. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şirince Ek Hizmet Binası hizmete açılmış durumdadır. Defne Devlet Hastanesi de hizmete açılan yapılar arasında sayılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinde yeni bina inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, eski bina ağır hasar alınca deprem sonrasında hızlıca tamamlanarak hizmete açıldığı bildirilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesi inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, tamamlanarak açıldığı ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesi Acil Durum Hastanesi hizmete alınmış durumdadır. İskenderun Devlet Hastanesi Eski SSK Semt Polikliniği ile Samandağ Devlet Hastanesi Karaçay Semt Polikliniği de hizmete açılmış olarak listelenmektedir. İnşası devam edenler ve yeni başlayanlar bölümünde 50 Aile Sağlığı Merkezinin inşasının sürdüğü belirtilmektedir. Depremin 3.yılında sağlık kuruluşlarında mevcut durum Depremin üçüncü yılı biterken, 280 aile hekiminin konteyner aile sağlığı merkezinde hizmet verdiği, yaklaşık 50 aile hekimi kadrosunun boş olduğu, bu bölgelerde yaşayan yaklaşık 150 bin yurttaşın birinci basamak sağlık hizmetlerinden yoksun kaldığı bildirilmektedir. Ziyaret edilen, konteynerde hizmet sunmaya çalışan dört aile sağlığı merkezinde, koşulların sağlık hizmeti sunmaya hiç elverişli olmadığı gözlenmiştir. Hekimler 8-9 metrekarelik iyi ısıtılamayan, yazın soğutulamayan, iyi havalandırılamayan, muayene masasının zor sığdığı, muayene paravanının kullanılmasının çok zor olduğu bir alanda günde ortalama olarak 70 hastaya bakmaya zorlanmaktadır. Bazı ASM’lerde bölge dışı hasta başvurusu çok fazladır. Bazı ASM’lerde su akmamasının yanı sıra, hemen tüm ASM’lerde sık sık kesilen elektrik ve internet nedeniyle hizmet sunmak çok zor olmaktadır. Hemşirelerin oturacağı bir alanları yoktur. Her ASM’de Aşı Takip Sistemi olmadığı için ancak haftada bir gün aşı yapılabilmektedir. Enjeksiyon, pansuman ve aşı aynı konteynerde çok dar bir alanda yapılmaya çalışılmaktadır. ASM çalışanları mutsuz, umutsuz ve tükenmiş durumdadır. Hatay’da ASM’ler normal koşullarda hizmet sunuyormuş gibi, depremin etkilemediği diğer illerdeki ASM’lerden beklenen hizmetlerin tümünün Hatay’daki ASM’lerden de beklenmesi büyük bir sorundur. ASM’de çalışanların barınma sorunları sürmektedir. ASM’lerde hastalar için bekleme alanları da yoktur. Açık alanda ve ayakta bekleyen hastalar durumdan yakınmaktadır. Üzerinden üç yıl geçtiği halde yalnızca 5 ASM binasının yapılabilmiş olması büyük bir sorundur. Bugüne kadar 50 ASM binası hizmete alınabilmeliydi. Yeni bina yaptırılmamasının yanı sıra Rasim Gali Aile Sağlığı Merkezi örneğinde olduğu gibi, az hasarlı ASM binaları da hızlıca onarılarak hizmete alınamamıştır. Sağlık Bakanlığı Hatay’da birinci basamak sağlık hizmetlerini yok saymaktadır. Ayrıca yeni yapılan TOKİ binalarının olduğu bölgelerde birinci basamak sağlık kuruluşları için alan ayrılmamış ve bina yapılmamış olması da büyük bir sorundur. Altınözü Devlet Hastanesinin 120 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu, bunun 20’sinin yoğun bakım yatağı olduğu ifade edilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesinin 75 yatak kapasitesi bulunduğu, 25 poliklinik odası ile 5 yataklı Yoğun Bakım Ünitesine sahip olduğu aktarılmaktadır. Belen Devlet Hastanesinde yatak sayısının 25 olduğu kaydedilmektedir. Defne Devlet Hastanesinde 300 toplam yatak, 58 poliklinik, 10 ameliyathane, 54 yoğun bakım yatağı ve 41 acil müşahede yatağı bulunduğu bildirilmektedir. Dörtyol Devlet Hastanesinin 400 yatakla A2 rolünde tescillendiği, 90 poliklinik, 172 adet çift kişilik yataklı servis odası, 20 palyatif bakım yatağı ve 62 yoğun bakım yatağı bulunduğu belirtilmektedir. Erzin Devlet Hastanesi mevcut durum listesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği fonları ile inşa edilen Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 adet helikopter pisti bulunduğu, 550 yatak kapasitesinin 126 yoğun bakım, 30 diyaliz ve 68 acil yatağı içerecek şekilde yapılandığı bildirilmektedir. Aynı hastanede 12 ameliyathane ve 101 poliklinik kapasitesi bulunduğu aktarılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinin 100 yatak kapasiteli olduğu ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesinin toplam 3 yerleşkede 650 kadro yatakla hizmet verdiği, 76 yoğun bakım, 9 çocuk yoğun bakım, 13 yenidoğan yoğun bakım ve 123 poliklinik kapasitesinin bulunduğu belirtilmektedir. Kırıkhan Devlet Hastanesinin 210 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu kaydedilmektedir. Kumlu Devlet Hastanesi 20 yatak kapasitesi ile çalışmaktadır. Reyhanlı Devlet Hastanesinin 103 yatak kapasiteli olduğu bildirilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 160 yatak kapasitesi bulunduğu ifade edilmektedir. Yayladağı Devlet Hastanesinde yatak kapasitesinin 27 olduğu aktarılmaktadır. Hatay’da sağlık hizmetlerinin mevcut durumuna ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünden talep edilen bilgi ve rapor karşılanamamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın deprem öncesi ve deprem sonrasındaki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu ortaya koyan herhangi bir raporunun bulunmaması büyük eksikliktir. Deprem öncesine göre kıyaslandığında Hatay’da nüfus başına yatak sayısı ve yoğun bakım yatağı sayısı düşük kalmıştır. Hatay’da yoğun bakım yatağı eksikliği büyük bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Depremden önceki yıllarda 6 olan on bin kişi başına düşen yoğun bakım yatağı sayısı 4,1’e düşmüştür. Deprem sonrası sağlık emek gücü 2022’de 10 binde 8,4 olan hekim yoğunluğunun 2024’te 16,3’e çıktığı ve artışın yüzde 94 olduğu belirtilmektedir. Eczacı yoğunluğunun 1,3’ten 4,4’e yükseldiği ve artışın yüzde 238 olduğu aktarılmaktadır. Diş hekimi yoğunluğunun 1,6’dan 3,5’e çıktığı ve artışın yüzde 118 olduğu ifade edilmektedir. Hemşire sayısının 2022’de 10 binde 11,7 iken 2024’te 28,0’a yükseldiği, artışın yüzde 139 olduğu aktarılmaktadır. Ebe yoğunluğu da 3,2’den 7,2’ye çıkmış bulunmaktadır. Genel değerlendirmede, sağlık çalışanlarında toparlanma hızına karşın, Hatay’ın sağlık emek gücü açısından ülke genelinin gerisinde kaldığı ve nitelikli kadro eksikliğinin kritik bir sorun olarak devam ettiği vurgulanmaktadır. Sağlık alanına ilişkin sorunlar Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ilçe hastanelerinin fiilen klasik zorunlu hizmet bölgesi hastanelerine dönüştüğü aktarılmaktadır. 2023 Şubat depremlerinden bu yana 24 kez yapılan Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kuralarıyla yüzlerce pratisyen ve uzman hekimin Hatay’a geldiği belirtilmekte, ancak önemli bir bölümünün mecburi hizmet bitiminde tayin ya da istifa yoluyla ayrıldığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek yatak doluluk oranı ile yatak devir hızının sürdüğü bildirilmektedir. Yoğun bakım yatışı ya da sevki gereken hastaların acil serviste bekleme süresinin zaman zaman 72 saati bulduğu ifade edilmektedir. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları için barınma, ulaşım, eğitim olanakları ve sosyal yaşam koşullarında anlamlı iyileşme sağlanamadığı belirtilmekte ve bu nedenle uzun vadeli yaşam planı kurulamadığı vurgulanmaktadır. İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ilçe hastanelerine geçici görevlendirmelerin sürdüğü aktarılmaktadır; bunun yanında Suriye bölgesi hizmet birimlerinde sınır ötesine günlük ya da birkaç günlük geçici görevlendirmelerin de devam ettiği ifade edilmektedir. Sınır ötesine görevlendirilmeler hekimler arasında büyük huzursuzluk yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın ivedi olarak sınır ötesindeki sivil/askeri sağlık kuruluşlarına Hatay’dan görevlendirmelere son vermesi gerekmektedir. Mustafa Kemal Üniversitesinde pediatri asistanı ve öğretim üyesi eksikliği bildirilmektedir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahi hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtilmekte ve el cerrahisi uzmanının bulunmadığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yetişkin alerji ve immünoloji, çocuk hematoloji ve onkoloji, çocuk acil, gelişimsel pediatri ve çocuk nefrolojisi branşlarında aktif hizmet veren hekim olmadığı aktarılmaktadır. Girişimsel radyoloji uzmanının tayin olması nedeniyle Antakya’da bu hizmetin verilemediği de kaydedilmektedir. Ameliyathane, yoğun bakım ve servislerde sürekli personel sayısı ile nitelik yetersizliklerinin yaşandığı bildirilmektedir; ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi temin sorunları nedeniyle hizmet aksamalarının sürdüğü ifade edilmektedir. Kent merkezinde yeterli sayıda güvenli konut bulunmaması nedeniyle hekimlerin ve sağlık emekçilerinin önemli bir kısmının ailelerini daha güvenli ilçelere ya da komşu illere yerleştirdiği belirtilmekte ve bu durumun günlük gidip gelme zorunluluğu yarattığı aktarılmaktadır. Bu koşulların yoğun iş yüküyle birleştiğinde hızlı ve derin bir tükenmişliğe yol açtığı ortadadır. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesinden barınma ve sosyal ihtiyaçlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle çok sayıda öğretim üyesi, öğrenci ve hekimin ayrıldığı bildirilmekte ve kadroların doldurulamadığı ifade edilmektedir. Bu tablonun temel tıp eğitimi, asistan eğitimi, araştırma ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Hatay’da uyuz hastalığının büyük bir sorun olduğu, uzun zamandır devam ettiği hem aile hekimleri hem de eczacılar tarafından dile getirilmektedir. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle, sağlık alanında, başta sağlık kuruluşlarının binaları olmak üzere riskleri ortadan kaldırmak, depreme karşı etkili bir hazırlık yapmak, depremden hemen sonra kısa sürede ve etkili müdahale edebilmek ve uzun olmayan bir zaman içerisinde toparlanmak büyük bir önem taşımaktadır. 6 Şubat depremleri, geçtiğimiz iki yılda, AKP iktidarının ne riskleri ortadan kaldırabildiği ne iyi bir hazırlık yapabildiği ne de hızlı ve etkili bir müdahalede bulunabildiğini göstermiştir. Hatay saha ziyaretleri ile depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde bir toparlanma da yapamadığı açık olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizin kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyacı vardır ve bu sistem CHP iktidarında kurulacaktır.

Özgür Özel: "Artık Türkiye ittifakı’nda birleşme zamanıdır.’’ Haber

Özgür Özel: "Artık Türkiye ittifakı’nda birleşme zamanıdır.’’

Çorum'da konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum il merkezindeki Abide Meydanında gerçekleştirilen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" adlı mitingde vatandaşlara seslendi. "SİYASETÇİNİN DEMOKRAT OLDUĞU, SEÇİMİ KAZANDIĞI AKŞAM BELLİ OLMAZ" İktidarı eleştiren Özel, "Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum'un merkez belediye başkanına da ilçelerdeki AK Parti, MHP'den seçilmiş belediye başkanlılarına başarılar diledik, dileriz. Çorum'un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirseler destekleriz. Siyaset kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da ‘sen buraya nereden geldin, sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin' demek demek demokratlık değildir. Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz, o akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygıyla eğilmek kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın. İşte Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Kendi seçilince millete methiyeler düzen, ‘milli irade' diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyum atayan, iftira eden ve rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir, tükenmiş Erdoğan'ın siyasetidir" dedi. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NDA BİRLEŞME ZAMANIDIR" Vatandaşları Türkiye İttifakı'nda birleşmeye çağıran Özel, "Bugün Türkiye'de mücadele otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele emekliye, emekçiye kulak tıkayan, sırt dönenler ile onlar için mücadele edenler arasındadır. Daha önce AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş olsa da Çorum'un güzel insanlarına sesleniyorum. Artık yürüyüş, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakında birleşme zamanıdır. Çorum'da Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk'üyle, Kürt'üyle, göçmeniyle, Boşnak'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum'un tüm demokratlarının bir araya gelip ve hakkını alma zamanıdır. Buna tüm Türkiye'de ihtiyaç var" diye konuştu. "EMEKLİLERİN BEŞİ BİR ARAYA GELSE BİR ZENGİN ETMİYORLAR" Ekonomiyle ilgili konuşan Özel, "Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içerisindeyiz. Türkiye'de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içerisindeyiz. Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı, yoksulluk sınırı ilk kez üç haneli rakamlara çıktı, 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef 5 emekli bir araya gelse maaşını birine verse o kişiyi yoksulluktan çıkartamıyorlar. Emeklilerin beşi bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Emekliye verilen maaş, üç emekli birleşse iki emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. "DİJİTAL DOLANDIRICILARA DİKKAT DE SİYASİ DOLANDIRICILARA NE YAPACAĞIZ" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i, dijital dolandırıcılıkla ilgili yaptığı paylaşım üzerinden eleştiren Özel, "Sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse. Emeklinin hakkını yiyen sizsiniz, işçileri enflasyona ezdiren sizsiniz, çiftçilerin kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz, milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz, ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp ‘kemer sıkacağız' diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Dijital dolandırıcılara dikkat de siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız. Bu milletten ‘iyi olacak, yüzün gülecek' diye oy alıp daha sonra bu millete sırtını dönenlere, Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelip aday olup seçilen belediye başkanını zorla, rüşvetle, baskıyla partisine çekmeye çalışan siyasi dolandırıcılara, Aydın'ın oyunu alıp AK Parti'ye topuklayan siyasi kapkaççılara karşı milletimizi uyarıyorum. Memlekette adı AK Parti olan ama memlekete kara düzen dayatan, oyları alıp sırtını dönen, hizmet yapmayan, milleti açlıkla, yoklukla sırt sırta bırakan siyasi dolandırıcılara karşı milletimizi uyarıyorum. Bunlarla mücadele için sandığa davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi çağrısını yineledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Özel, 29 Mart Pazar günü İstanbul'da yapılmasını istediği seçimde kaybetmeleri halinde görevi bırakacağını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.