SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhuriyet Halk Partisi

Söz Bursa - Cumhuriyet Halk Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında! Haber

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yaptığı ziyaret sonrasında, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına karşın halen sağlık hizmetlerinin uygunsuz koşullarda sunulmak zorunda kalındığını ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunlar olduğunu açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi, 6 Şubat depremleri sonrasında üç yıl içerisinde yaşanan gelişmeleri incelemek üzere deprem illerinde 28-30 Ocak 2026 günlerinde heyetler görevlendirdi. Deprem illerinden Hatay, Osmaniye ve Gaziantep’te depremin etkilerini yerinde incelemek ve ilgililerle görüşme yaparak bir rapor hazırlamak üzere CHP MYK üyesi Bihlun Tamaylıgil, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurul Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurul Başkanı Sibel Yanıkömeroğlu, CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurul Başkanı Yalçın Karatepe ve CHP Sağlık Politika Kurul Başkanı Kayıhan Pala’dan oluşan bir heyet görevlendirildi. Heyet üyeleri, kendi görev alanlarıyla ilişkili raporları CHP Genel Merkezine sundular. Cumhuriyet Halk Partisi sağlık heyeti, 28 Ocak 2026 günü Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde dört aile sağlığı merkezini, konteynerlerde hizmet sunan diş hekimliği muayenehanelerini, konteynerlerde hizmet sunan eczaneleri, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Cahit Özer’i ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr.Sıtkı Sönmez’i ziyaret etti; sağlık meslek örgütleri ve sendikalar ile durum değerlendirmesi yaptı. 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yapılan gözlemler, saha ziyaretleri ile meslek örgütleri ve sendika ziyaretleri ışığında, depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde henüz sağlık alanında tam bir toparlanmanın söz konusu olmadığını dile getiren Pala, bu durumun özellikle birinci basamakta çok belirgin oluğunu vurguladı. Ölüm, yaralanma ve kayıplar 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden yurttaş sayısı yerel kaynaklara göre 23 bin 65 kişidir. Ölen sağlık çalışanı sayısı 332 olarak paylaşılmaktadır. Bu kayıpların 63’ünün hekim olduğu, hekimlerin 5’inin cenazesine halen ulaşılamadığı ifade edilmektedir. Toplam yaralı sayısı 30 bin 762 olarak bildirilmektedir. Yaralı sağlık çalışanı sayısının 528 olduğu aktarılmaktadır. Depremde kol ve bacak gibi uzuvlarını kaybedenlerin sayısı ile bu kişilerin ortez/protez ihtiyaçlarının karşılanması ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimleri hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Bugüne kadar haklarında bilgi edinilemeyen toplam kayıp sayısı ise 145 olarak bildirilmektedir. Depremde yıkılan ve hasar gören sağlık kuruluşları Toplam 56 Aile Sağlığı Merkezinin depremden etkilendiği kaydedilmiştir. Kamuda ayrıca, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası, İskenderun Devlet Hastanesi Ek Binası, Hassa Devlet Hastanesi ve Erzin Devlet Hastanesinin hizmet sunamaz duruma geldiği ifade edilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 21 Şubat depreminden sonra tadilata alındığı aktarılmaktadır. Bununla beraber, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 21 Şubat depreminde hasar aldığı, tadilat sonrasında yeniden faaliyete geçtiği bildirilmektedir. Özel sektörde ise, Özel Defne Hastanesi, Özel Akademi Hastanesi, Özel Doğu Akdeniz Hastanesi, Özel Deniz Hastanesi, Özel Güney Park Hastanesi ve Özel Yaşam Tıp Merkezinin hizmet sunamaz duruma geldiği kaydedilmektedir. Deprem sonrasında yeni inşa edilen sağlık kuruluşları Yalnızca 5 Aile Sağlığı Merkezinin tamamlandığı ve hizmete açıldığı aktarılmaktadır. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şirince Ek Hizmet Binası hizmete açılmış durumdadır. Defne Devlet Hastanesi de hizmete açılan yapılar arasında sayılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinde yeni bina inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, eski bina ağır hasar alınca deprem sonrasında hızlıca tamamlanarak hizmete açıldığı bildirilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesi inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, tamamlanarak açıldığı ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesi Acil Durum Hastanesi hizmete alınmış durumdadır. İskenderun Devlet Hastanesi Eski SSK Semt Polikliniği ile Samandağ Devlet Hastanesi Karaçay Semt Polikliniği de hizmete açılmış olarak listelenmektedir. İnşası devam edenler ve yeni başlayanlar bölümünde 50 Aile Sağlığı Merkezinin inşasının sürdüğü belirtilmektedir. Depremin 3.yılında sağlık kuruluşlarında mevcut durum Depremin üçüncü yılı biterken, 280 aile hekiminin konteyner aile sağlığı merkezinde hizmet verdiği, yaklaşık 50 aile hekimi kadrosunun boş olduğu, bu bölgelerde yaşayan yaklaşık 150 bin yurttaşın birinci basamak sağlık hizmetlerinden yoksun kaldığı bildirilmektedir. Ziyaret edilen, konteynerde hizmet sunmaya çalışan dört aile sağlığı merkezinde, koşulların sağlık hizmeti sunmaya hiç elverişli olmadığı gözlenmiştir. Hekimler 8-9 metrekarelik iyi ısıtılamayan, yazın soğutulamayan, iyi havalandırılamayan, muayene masasının zor sığdığı, muayene paravanının kullanılmasının çok zor olduğu bir alanda günde ortalama olarak 70 hastaya bakmaya zorlanmaktadır. Bazı ASM’lerde bölge dışı hasta başvurusu çok fazladır. Bazı ASM’lerde su akmamasının yanı sıra, hemen tüm ASM’lerde sık sık kesilen elektrik ve internet nedeniyle hizmet sunmak çok zor olmaktadır. Hemşirelerin oturacağı bir alanları yoktur. Her ASM’de Aşı Takip Sistemi olmadığı için ancak haftada bir gün aşı yapılabilmektedir. Enjeksiyon, pansuman ve aşı aynı konteynerde çok dar bir alanda yapılmaya çalışılmaktadır. ASM çalışanları mutsuz, umutsuz ve tükenmiş durumdadır. Hatay’da ASM’ler normal koşullarda hizmet sunuyormuş gibi, depremin etkilemediği diğer illerdeki ASM’lerden beklenen hizmetlerin tümünün Hatay’daki ASM’lerden de beklenmesi büyük bir sorundur. ASM’de çalışanların barınma sorunları sürmektedir. ASM’lerde hastalar için bekleme alanları da yoktur. Açık alanda ve ayakta bekleyen hastalar durumdan yakınmaktadır. Üzerinden üç yıl geçtiği halde yalnızca 5 ASM binasının yapılabilmiş olması büyük bir sorundur. Bugüne kadar 50 ASM binası hizmete alınabilmeliydi. Yeni bina yaptırılmamasının yanı sıra Rasim Gali Aile Sağlığı Merkezi örneğinde olduğu gibi, az hasarlı ASM binaları da hızlıca onarılarak hizmete alınamamıştır. Sağlık Bakanlığı Hatay’da birinci basamak sağlık hizmetlerini yok saymaktadır. Ayrıca yeni yapılan TOKİ binalarının olduğu bölgelerde birinci basamak sağlık kuruluşları için alan ayrılmamış ve bina yapılmamış olması da büyük bir sorundur. Altınözü Devlet Hastanesinin 120 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu, bunun 20’sinin yoğun bakım yatağı olduğu ifade edilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesinin 75 yatak kapasitesi bulunduğu, 25 poliklinik odası ile 5 yataklı Yoğun Bakım Ünitesine sahip olduğu aktarılmaktadır. Belen Devlet Hastanesinde yatak sayısının 25 olduğu kaydedilmektedir. Defne Devlet Hastanesinde 300 toplam yatak, 58 poliklinik, 10 ameliyathane, 54 yoğun bakım yatağı ve 41 acil müşahede yatağı bulunduğu bildirilmektedir. Dörtyol Devlet Hastanesinin 400 yatakla A2 rolünde tescillendiği, 90 poliklinik, 172 adet çift kişilik yataklı servis odası, 20 palyatif bakım yatağı ve 62 yoğun bakım yatağı bulunduğu belirtilmektedir. Erzin Devlet Hastanesi mevcut durum listesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği fonları ile inşa edilen Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 adet helikopter pisti bulunduğu, 550 yatak kapasitesinin 126 yoğun bakım, 30 diyaliz ve 68 acil yatağı içerecek şekilde yapılandığı bildirilmektedir. Aynı hastanede 12 ameliyathane ve 101 poliklinik kapasitesi bulunduğu aktarılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinin 100 yatak kapasiteli olduğu ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesinin toplam 3 yerleşkede 650 kadro yatakla hizmet verdiği, 76 yoğun bakım, 9 çocuk yoğun bakım, 13 yenidoğan yoğun bakım ve 123 poliklinik kapasitesinin bulunduğu belirtilmektedir. Kırıkhan Devlet Hastanesinin 210 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu kaydedilmektedir. Kumlu Devlet Hastanesi 20 yatak kapasitesi ile çalışmaktadır. Reyhanlı Devlet Hastanesinin 103 yatak kapasiteli olduğu bildirilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 160 yatak kapasitesi bulunduğu ifade edilmektedir. Yayladağı Devlet Hastanesinde yatak kapasitesinin 27 olduğu aktarılmaktadır. Hatay’da sağlık hizmetlerinin mevcut durumuna ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünden talep edilen bilgi ve rapor karşılanamamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın deprem öncesi ve deprem sonrasındaki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu ortaya koyan herhangi bir raporunun bulunmaması büyük eksikliktir. Deprem öncesine göre kıyaslandığında Hatay’da nüfus başına yatak sayısı ve yoğun bakım yatağı sayısı düşük kalmıştır. Hatay’da yoğun bakım yatağı eksikliği büyük bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Depremden önceki yıllarda 6 olan on bin kişi başına düşen yoğun bakım yatağı sayısı 4,1’e düşmüştür. Deprem sonrası sağlık emek gücü 2022’de 10 binde 8,4 olan hekim yoğunluğunun 2024’te 16,3’e çıktığı ve artışın yüzde 94 olduğu belirtilmektedir. Eczacı yoğunluğunun 1,3’ten 4,4’e yükseldiği ve artışın yüzde 238 olduğu aktarılmaktadır. Diş hekimi yoğunluğunun 1,6’dan 3,5’e çıktığı ve artışın yüzde 118 olduğu ifade edilmektedir. Hemşire sayısının 2022’de 10 binde 11,7 iken 2024’te 28,0’a yükseldiği, artışın yüzde 139 olduğu aktarılmaktadır. Ebe yoğunluğu da 3,2’den 7,2’ye çıkmış bulunmaktadır. Genel değerlendirmede, sağlık çalışanlarında toparlanma hızına karşın, Hatay’ın sağlık emek gücü açısından ülke genelinin gerisinde kaldığı ve nitelikli kadro eksikliğinin kritik bir sorun olarak devam ettiği vurgulanmaktadır. Sağlık alanına ilişkin sorunlar Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ilçe hastanelerinin fiilen klasik zorunlu hizmet bölgesi hastanelerine dönüştüğü aktarılmaktadır. 2023 Şubat depremlerinden bu yana 24 kez yapılan Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kuralarıyla yüzlerce pratisyen ve uzman hekimin Hatay’a geldiği belirtilmekte, ancak önemli bir bölümünün mecburi hizmet bitiminde tayin ya da istifa yoluyla ayrıldığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek yatak doluluk oranı ile yatak devir hızının sürdüğü bildirilmektedir. Yoğun bakım yatışı ya da sevki gereken hastaların acil serviste bekleme süresinin zaman zaman 72 saati bulduğu ifade edilmektedir. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları için barınma, ulaşım, eğitim olanakları ve sosyal yaşam koşullarında anlamlı iyileşme sağlanamadığı belirtilmekte ve bu nedenle uzun vadeli yaşam planı kurulamadığı vurgulanmaktadır. İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ilçe hastanelerine geçici görevlendirmelerin sürdüğü aktarılmaktadır; bunun yanında Suriye bölgesi hizmet birimlerinde sınır ötesine günlük ya da birkaç günlük geçici görevlendirmelerin de devam ettiği ifade edilmektedir. Sınır ötesine görevlendirilmeler hekimler arasında büyük huzursuzluk yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın ivedi olarak sınır ötesindeki sivil/askeri sağlık kuruluşlarına Hatay’dan görevlendirmelere son vermesi gerekmektedir. Mustafa Kemal Üniversitesinde pediatri asistanı ve öğretim üyesi eksikliği bildirilmektedir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahi hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtilmekte ve el cerrahisi uzmanının bulunmadığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yetişkin alerji ve immünoloji, çocuk hematoloji ve onkoloji, çocuk acil, gelişimsel pediatri ve çocuk nefrolojisi branşlarında aktif hizmet veren hekim olmadığı aktarılmaktadır. Girişimsel radyoloji uzmanının tayin olması nedeniyle Antakya’da bu hizmetin verilemediği de kaydedilmektedir. Ameliyathane, yoğun bakım ve servislerde sürekli personel sayısı ile nitelik yetersizliklerinin yaşandığı bildirilmektedir; ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi temin sorunları nedeniyle hizmet aksamalarının sürdüğü ifade edilmektedir. Kent merkezinde yeterli sayıda güvenli konut bulunmaması nedeniyle hekimlerin ve sağlık emekçilerinin önemli bir kısmının ailelerini daha güvenli ilçelere ya da komşu illere yerleştirdiği belirtilmekte ve bu durumun günlük gidip gelme zorunluluğu yarattığı aktarılmaktadır. Bu koşulların yoğun iş yüküyle birleştiğinde hızlı ve derin bir tükenmişliğe yol açtığı ortadadır. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesinden barınma ve sosyal ihtiyaçlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle çok sayıda öğretim üyesi, öğrenci ve hekimin ayrıldığı bildirilmekte ve kadroların doldurulamadığı ifade edilmektedir. Bu tablonun temel tıp eğitimi, asistan eğitimi, araştırma ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Hatay’da uyuz hastalığının büyük bir sorun olduğu, uzun zamandır devam ettiği hem aile hekimleri hem de eczacılar tarafından dile getirilmektedir. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle, sağlık alanında, başta sağlık kuruluşlarının binaları olmak üzere riskleri ortadan kaldırmak, depreme karşı etkili bir hazırlık yapmak, depremden hemen sonra kısa sürede ve etkili müdahale edebilmek ve uzun olmayan bir zaman içerisinde toparlanmak büyük bir önem taşımaktadır. 6 Şubat depremleri, geçtiğimiz iki yılda, AKP iktidarının ne riskleri ortadan kaldırabildiği ne iyi bir hazırlık yapabildiği ne de hızlı ve etkili bir müdahalede bulunabildiğini göstermiştir. Hatay saha ziyaretleri ile depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde bir toparlanma da yapamadığı açık olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizin kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyacı vardır ve bu sistem CHP iktidarında kurulacaktır.

Özgür Özel: "Artık Türkiye ittifakı’nda birleşme zamanıdır.’’ Haber

Özgür Özel: "Artık Türkiye ittifakı’nda birleşme zamanıdır.’’

Çorum'da konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum il merkezindeki Abide Meydanında gerçekleştirilen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" adlı mitingde vatandaşlara seslendi. "SİYASETÇİNİN DEMOKRAT OLDUĞU, SEÇİMİ KAZANDIĞI AKŞAM BELLİ OLMAZ" İktidarı eleştiren Özel, "Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum'un merkez belediye başkanına da ilçelerdeki AK Parti, MHP'den seçilmiş belediye başkanlılarına başarılar diledik, dileriz. Çorum'un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirseler destekleriz. Siyaset kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da ‘sen buraya nereden geldin, sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin' demek demek demokratlık değildir. Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz, o akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygıyla eğilmek kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın. İşte Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Kendi seçilince millete methiyeler düzen, ‘milli irade' diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyum atayan, iftira eden ve rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir, tükenmiş Erdoğan'ın siyasetidir" dedi. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NDA BİRLEŞME ZAMANIDIR" Vatandaşları Türkiye İttifakı'nda birleşmeye çağıran Özel, "Bugün Türkiye'de mücadele otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele emekliye, emekçiye kulak tıkayan, sırt dönenler ile onlar için mücadele edenler arasındadır. Daha önce AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş olsa da Çorum'un güzel insanlarına sesleniyorum. Artık yürüyüş, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakında birleşme zamanıdır. Çorum'da Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk'üyle, Kürt'üyle, göçmeniyle, Boşnak'ıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum'un tüm demokratlarının bir araya gelip ve hakkını alma zamanıdır. Buna tüm Türkiye'de ihtiyaç var" diye konuştu. "EMEKLİLERİN BEŞİ BİR ARAYA GELSE BİR ZENGİN ETMİYORLAR" Ekonomiyle ilgili konuşan Özel, "Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içerisindeyiz. Türkiye'de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içerisindeyiz. Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı, yoksulluk sınırı ilk kez üç haneli rakamlara çıktı, 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef 5 emekli bir araya gelse maaşını birine verse o kişiyi yoksulluktan çıkartamıyorlar. Emeklilerin beşi bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Emekliye verilen maaş, üç emekli birleşse iki emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. "DİJİTAL DOLANDIRICILARA DİKKAT DE SİYASİ DOLANDIRICILARA NE YAPACAĞIZ" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i, dijital dolandırıcılıkla ilgili yaptığı paylaşım üzerinden eleştiren Özel, "Sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse. Emeklinin hakkını yiyen sizsiniz, işçileri enflasyona ezdiren sizsiniz, çiftçilerin kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz, milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz, ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp ‘kemer sıkacağız' diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Dijital dolandırıcılara dikkat de siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız. Bu milletten ‘iyi olacak, yüzün gülecek' diye oy alıp daha sonra bu millete sırtını dönenlere, Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelip aday olup seçilen belediye başkanını zorla, rüşvetle, baskıyla partisine çekmeye çalışan siyasi dolandırıcılara, Aydın'ın oyunu alıp AK Parti'ye topuklayan siyasi kapkaççılara karşı milletimizi uyarıyorum. Memlekette adı AK Parti olan ama memlekete kara düzen dayatan, oyları alıp sırtını dönen, hizmet yapmayan, milleti açlıkla, yoklukla sırt sırta bırakan siyasi dolandırıcılara karşı milletimizi uyarıyorum. Bunlarla mücadele için sandığa davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi çağrısını yineledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Özel, 29 Mart Pazar günü İstanbul'da yapılmasını istediği seçimde kaybetmeleri halinde görevi bırakacağını söyledi.

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Yalova’da "İradeye sahip çık" mitingi: Özgür Özel sandık ve adalet vurgusu yaptı Haber

Yalova’da "İradeye sahip çık" mitingi: Özgür Özel sandık ve adalet vurgusu yaptı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisi tarafından Yalova’da düzenlenen mitingde konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. Özel, konuşmasının başında terör örgütü DEAŞ’e yönelik 29 Aralık 2025 tarihinde Yalova'da gerçekleşen operasyonda şehit düşen polis memurları İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit’i rahmetle andı, ailelerine başsağlığı diledi. Ankara’dan Uğur Mumcu anma programından Yalova’ya geldiğini söyleyen Özel, "Ankara'da karlı bir günde, o biz görelim diye görülmeyeni göstermek için kullandığı gözlükleri, yazılmayanı yazmak için kullandığı kaleminin kar üstüne düştüğü o günde kaybettik Uğur Mumcu'yu. O zamanda bugünkü DEAŞ canileri gibi karanlık odaklar ve onlara yol verenler Uğur Mumçu gibi cumhuriyet değerlerini savunan, devrimlerine sahip çıkan ve devletin içindeki birtakım yapıların deşifre edilmesi için mücadele eden, bilgi toplayan, kitaplar yazan, konferanslar yazan Uğur Mumcu'yu kaybetmiştik. Ölümünün 33. yılında bir kez daha özlemle, rahmetle ve minnetle anıyoruz" dedi. Yalova'ya kışın ortasında miting yapmaya gelmediklerini dile getiren Özel, "Biz buraya bir hak aramaya, itiraz etmeye, sesimizi yükseltmeye, her türlü adaletsizliğe emeklilere yapılan adaletsizliklere emekçilere yapılanlara her yaştan insanımızın gelecek kaygılarına ve hiç şüphe yok ki bu ülkenin cumhuriyetle birlikte bulduğu ve asla bırakmadığı seçme ve seçilme hakkına, sandığa sahip çıkmaya, seçtiklerimize ve irademize sahip çıkmaya geldik" ifadesini kullandı. "Cumhuriyet Halk Partisi asla ne sermayenin ne iş insanının ne fabrikatörün düşmanıdır. Onlara daha çok kazanacakları ama vergilerini adil ödeyip eşitçe paylaşacakları bir düzen sunacağız" diyen Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi döneminde Türkiye'deki gençlerin vize sorunu kalmayacak. Buradan açıkça ilan ediyoruz. CHP gelecek Türkiye Avrupa Birliği'ne girecek. Vizesiz Avrupa yasaksız Türkiye olacak. Nasıl belediyelerimiz yapıyorsa her mahallede devlet kreşleri ve her şehirde devletin yurtları olacak. Ne öğrencimizi ne emeklimizi sokakta bırakmayacağız. Barınma sorunu devletin sorunu olacak. Yoksulun sorunu olmayacak. Kimsenin karnı aç, sobası odunsuz, evi soğuk, evladı mutsuz olmayacak. Böyle bir ülkeyi kurmak için bir tek şeye ihtiyaç var. AK Parti'nin kara düzeni gidecek Türkiye Cumhuriyeti'nde halkın iktidarı kurulacak. Bu iktidarı kurmaya var mısınız? İşte bunun için bu meydandayız" diye konuştu.

CHP Bursa Milletvekillerinden BBBUS tepkisi: "Bursalı’nın cebine yeni bir yük ekleniyor" Haber

CHP Bursa Milletvekillerinden BBBUS tepkisi: "Bursalı’nın cebine yeni bir yük ekleniyor"

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uzun yıllardır Bursa–Sabiha Gökçen Havalimanı arasında yolcu taşımacılığı yaptığı BBBUS hattının işletme hakkının Havaist firmasına verilmesi, Bursa’da tartışmalara neden oldu. Sürecin sözleşme imzalanarak tamamlanmasının ardından CHP Bursa Milletvekilleri ortak bir açıklama yaparak karara tepki gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, alınan kararın Bursa’nın ulaşım politikaları ve kamu yararı açısından ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. CHP’li vekiller TBMM’de bir açıklama yaparak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını kararı gözden geçirmeye davet etti. ÖZTÜRK: ARTAN MALİYET BURSALI’NIN CEBİNDEN ÇIKACAK CHP’li Hasan Öztürk, yaptığı açıklamasında artan maliyetin Bursalının cebinden çıkacağını belirterek; “Bursa'yla Sabiha Gökçen'i birbirine bağlayan, adı BBBus olan, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen taşımacılık işletmesinin ihalesinin; bugün itibarıyla başka bir firmaya hem de olağanüstü yüksek rakamlarla verildiğini öğrendik. Büyükşehir Belediyemiz tarafından %98 memnuniyet ile işletilen böyle bir işletmenin; Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP'ye geçtikten sonra elinden alınmasını kabul etmiyoruz. Bursalılar için gelecek firmanın aynı hizmeti hem daha pahalıya vereceğini hem de daha düşük bir memnuniyete neden olacağını biliyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.” ifadeleriyle karara tepki gösterdi. ALTACA KAYIŞOĞLU: VERİLEN KARARLARIN SİYASİ OLDUĞUNU BURSALI DA MİLLETİMİZ DE GÖRMEKTEDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Altaca Kayışoğlu, “Bursalılar zaten işlemeyen bir havaalanı nedeniyle hava ulaşımından yoksunlar. Yıllardır bunu dile getiriyoruz. Kamu hizmeti mantığıyla en azından, en yakın havalimanı olan Sabiha Gökçen’e Büyükşehir Belediyesi’nin araçları ile ulaşım sağlanıyordu. Son yerel seçimlerde belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazanması ile birlikte; genel iktidar, yerel iktidarda olan hizmetleri ve tahsis edilen yerleri birer birer almaya, CHP’yi güçsüz göstermeye, hizmetlerini azaltmaya çalışıyor” dedi. Altaca Kayışoğlu, verilen kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bursalılar da milletimiz de bu yapılanların, verilen kararların siyasi olduğunun farkında. Vatandaşa yönelik hizmeti azaltarak, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil, kendi ayrımcılıklarını yansıtıyorlar. O yüzden birinci partiyiz ve bütün anketlerde öndeyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz milletimize ve Bursalılara en iyi hizmeti vermek için; her türlü engeli aşarak, bütün hukuki ve demokratik haklarımızı kullanarak, siyasetin amacı olan milletimize hizmeti sonuna kadar, en iyi şekilde yapacağız” diye konuştu. PALA: BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ELİNDEN GELENİ YAPACAK CHP’li Pala, söz konusu kararı eleştirerek; “Adalet ve Kalkınma Partisi, Bursalıların Sabiha Gökçen Havalimanına ekonomik ve konforlu bir yolculuk yapmasını engellemeye çalışıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan bu hizmetin ortadan kaldırılması, Bursa’dan Sabiha Gökçen’e gitmek isteyenler için yeni bir ekonomik yük olacak. Kimse merak etmesin, bu yük meydana gelmesin diye Büyükşehir Belediyesi elinden geleni yapmaya devam edecek ve yasal haklarını arayacak.” ifadelerini kullandı.

CHP ve TÜRK-İŞ zirvesi: Gündem emekli aylıkları Haber

CHP ve TÜRK-İŞ zirvesi: Gündem emekli aylıkları

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay'ı ziyaret etti CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, beraberindeki heyetle TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay'ı ziyaret etti. Karasu, TÜRK-İŞ Genel Merkez'inde yapılan görüşmede TBMM Genel Kurulunda en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandığını hatırlattı. "Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında hem de genel kurulda emeklinin bu ücretle yaşayamayacağına, emeklinin bir sefalet ücretine teslim edildiğini ve bununla ilgili önerilerimizi, görüşlerimizi, fikirlerimizi ifade ettik. En azından en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine taşınması gerektiğini, emekliye ayrıca seyyanen bir zam yapılması gerektiğini genel kurulda ifade edeceğiz" dedi. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay ise, ziyaretinden ötürü CHP heyetine teşekkür etti. Atalay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler başladığı zaman bütün Komisyon üyelerine ve siyasi partilerin grup başkanvekillerine taleplerini ilettiklerini söyledi. Memur emeklilerinin memur sözleşmesinden istifade ettiğini ama işçi emeklilerinin işçi sözleşmesinden istifade edemediğini belirten Atalay, "Şu anda 5 milyona yakın zannediyorum en düşük emekli maaşı alan insanımız var. Bu ülkede en çok rahat ettirmemiz gereken insan topluluğu emekliler. Emeklilerin yaşam düzeyini belli bir noktaya çekmek durumundayız. İcraat noktasında inşallah bugün veya yarın en azından emeklinin arzu ettiği belli bir ücret seviyesine çekilir de emekli bir nefes alır" diye konuştu. CHP heyetinde Ulaş Karasu'nun yanı sıra CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Gamze Taşcıer ve Okan Konuralp yer aldı.

CHP'den MESEM Çıkışı: "İktidarımızda çocuk işçiliğine son vereceğiz!" Haber

CHP'den MESEM Çıkışı: "İktidarımızda çocuk işçiliğine son vereceğiz!"

“Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” başlıklı panel Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş 2021 yılında hayata geçirilen MESEM uygulamalarının "mesleki eğitim" adı altında çocukları erken yaşta iş gücüne dahil ettiğini, onları okuldan, sosyal hayattan ve güvenli gelecekten uzaklaştıran bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş koordinasyonunda tarafından Bursa'da düzenlenen “Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” mesleki eğitimin tarihsel gelişimi, mevcut uygulamalar ve geleceğe yönelik modeller kapsamlı şekilde ele alındı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Hüdavendigâr Salonu’nda gerçekleştirilen panele Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Muğla Milletvekili Gizem Özcan, siyasetçiler, akademisyenler, eğitimciler, sendika ve sivil toplum temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş MESEM uygulamasına dikkat çekerek, “Bu sistemin denetimsizliği sonucundaki çocuk işçi ölümleri ve yaralanmaları, hepimizin vicdanında derin yaralar açmıştır, açmaya da devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'ne göre her yıl ortalama 70 çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetmektedir. Yine ne acıdır ki bu çocuklarımızın önemli bir bölümü eğitim kurumlarında kayıtlı olarak MESEM projesi kapsamında çalıştırılan çocuklarımızdan oluşmaktadır. Bu çocuklarımızın çalıştırıldığı koşullar o kadar ağır ki MESEM’li bir çocuğumuz gün içinde 12 saate varan mesailerde koruyucu ekipman olmadan çalıştıklarını, yetişkinlerin bile yapmakta zorlanacağı işlere koşturulduklarını, iş kazalarının sık yaşandığını ama çoğu kez kayda bile alınmadığını dile getirmektedir. “Bunlar ülkemizin acı gerçeği” Belki söyleyeceklerimi duymak yüreğinizi acıtacak ama ne yazık ki bunlar ülkemizin acı gerçeğidir. Ocak 2024'te staj yaptığı işyerinde başı sac büküm makinesine 16 dakika boyunca sıkışan 14 yaşındaki Arda Tonbul yaşamını yitirdi. Aynı ay 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, üzerine devrilen sunta bloklar nedeniyle öldü. Kasım 2025'te Isparta Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi 15 yaşındaki Umut Eren Gökçen, hafta sonu çalışmaya gönderildiği bir inşaatta asansör boşluğuna düşerek ağır yaralandı; iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı inşaatta firma ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Yine Kasım 2025'te, 16 yaşındaki Alperen Uygun, Mersin Anamur'da çalıştığı asansör firmasıyla gittiği inşaatta üçüncü kattan asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. En son Bursa’da bir çocuğumuz eğitim gördüğü alan dışında çalıştırılırken üzerine transpaletin düşmesi sonucu az kalsın hayatını kaybediyordu. Kolunda ciddi kırık ve hasar ile hastaneye kaldırıldı. “Mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz” Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin en önemli adımı olarak başlayan mesleki eğitimlerin ne yazık ki getirildiği acı durum budur… Buradan açıkça ifade ediyoruz, mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz. Eğitim çocuğun üstün yararını esas alır, onu korur ve geleceğe hazırlar. Hiçbir ideolojik gerekçe, bir çocuğun hayatından, güvenliğinden ve eğitim hakkından daha değerli değildir. Çocuklarımızın yeri üretim bandı değil; önce okul sırası, sonra güvenli ve nitelikli istihdamdır. “Eğitim kamusal bir haktır” CHP'nin yeni Parti Programı, bu konuda son derece net bir duruş ortaya koymaktadır. Eğitim kamusal bir haktır. Çocuk ve gencin üstün yararı esastır. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine, emek sömürüsüne ve güvencesizliğe asla izin vermeyecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Bu, bizim için bir vaat değil, siyasi sorumluluktur. Bizim anlayışımızda mesleki eğitim sanayinin günü kurtaran ihtiyaçlarına göre değil, ülkenin uzun vadeli kalkınma hedeflerine göre planlanır. Okul–sanayi iş birlikleri pedagojik denetim altında, güvenli ortamlarda ve eğitimin asli amacını zedelemeyecek biçimde yürütülür. Çocuklar 'çalışan' değil, öğrenen bireyler olarak görülür; akademik ve mesleki gelişimleri birlikte desteklenir. İlk seçimde iktidara gelerek, mevcut Parti Programımız doğrultusunda Bursa’da dijitalleşmeyi, yeşil dönüşümü ve teknolojiyi merkeze alan, çağın mesleklerine hazırlayan güçlü meslek liselerini birlikte kuracağız. Emeği değersizleştiren değil, emeği yücelten bir sistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Rehberlik sistemleriyle gençlerin yeteneklerine uygun alanlara yönlendirildiği, öğretmenlerin güçlendirildiği, okulların güvenli ve nitelikli yaşam alanları haline getirildiği bir mesleki eğitim modelini hayata geçireceğiz. Ve buradan, Bursa’dan, çok net bir irade ortaya koyuyoruz. Bu ülkenin geleceği ucuz iş gücünde değil, nitelikli eğitimde yatmaktadır. Bu ülkenin kalkınması; çocuk emeğinde değil, bilimde, akılda ve Cumhuriyet’in eğitim anlayışında mümkündür. CHP olarak çocuklarımızı koruyan, emeği onurlandıran ve eğitimi kamusal bir hak olarak savunan bu mücadeleden asla geri durmayacağız.” “Nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelini hayata geçirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: "Mesleki eğitim bir ülkenin kalkınma noktasında, bir kentin refah düzeyini ve gençlerimizin yarınlara dahil olduğunu doğrudan belirleyen en temel alanlardan birisidir. Biz Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak eğitimi yalnızca bir öğrenme süreci olarak değil, istihdama açılan güçlü bir kapı olarak görüyoruz. Bu anlayışımızın en somut örneklerinden biri hayata geçirdiğimiz Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelidir. Bu modelle gençlerimizi, kadınları ve iş arayan hemşerilerimizi meslek sahibi yapan, doğrudan istihdama katkı sunan eğitim kurallarını yaşama geçiriyoruz. Bursa Kent Akademisi'nde sektörlerin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitimler düzenleyerek nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz. Bugün akademimiz 24, eğitim merkezi, 11 uzmanlık okulu, bini aşkın ücretsiz eğitim programı ve alanında uzman eğitimcilerle Bursamızın tamamına yayılan güçlü bir eğitim ekosistemi sunuyor. Bursa İş Ofisi ise iş dünyasında güçlü bir köprü kurarak eğitim alan bireylerin doğrudan çalışma hayatına katılmasını destekliyor. On binlerce hemşehrimizin yararlandığı bu sistem sayesinde işverenle iş arayanı aynı zeminde buluşturuyor, kariyer danışmanlığı sunuyor, istihdamı planlı ve sürdürebilir hale getiriyoruz. Bugün bu panelde mesleki eğitimin akademi ve sanayiyle ilişkisi, eğitim yaşamının dünden bugüne panoraması, MESEM uygulamasının sorunları ve dünyadaki iyi örnekler ele alınacak. İnanıyoruz ki bu panelden çıkacak ortak akıl, Bursa'mızın ve ülkemizin mesleki eğitim vizyonuna çok güzel katkılar sağlayacak.” “Mehmet Rüştü Uzel Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur” CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ise Mehmet Rüştü Uzel'in Türkiye’de mesleki ve milli eğitime bugünkü anlamıyla yön veren kişi olduğunu bildirerek, şunları kaydetti: "Yaptığımız işlerin kurucusudur, genel müdürdür, müsteşardır. Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur. Son derece değerli bir kişidir. Her şeyden önce bir eğitimcidir. Eğitimin üretim çerçevesinde yapılmasına inanmış; mesleki ve teknik eğitimin hem ‘üreterek eğitim’ hem de ‘eğitim için üretim’ boyutuyla gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bir teorisyen olarak dünyadaki birçok örneği incelemiştir. İskoçya’da, Rusya’da, Almanya’da, İtalya’da; o dönemin sanayi hamlesi gelişmiş ülkelerinde hangi ilçe varsa gidip görmüştür. Kitaplar yazmış, eğitim programları oluşturmuş, çok ciddi bir akademisyendir. Aynı zamanda çok iyi bir idarecidir. 1927 yılında ilk görevini aldığında Türkiye’de toplam 17 mesleki ve teknik okul vardır. Bir yıldan biraz fazla sürede dokuz okul daha açar. Daha sonra görevden ayrılır, tekrar döner ve bu okulları Trakya’dan Türkiye’nin dört bir yanına yayar. İlk müsteşar olduğunda bütçenin yetersiz olduğunu görür ve bunun için mücadele eder; bütçeyi yüzde 7'ye çıkarır. Bunun yetmeyeceğini söyler, daha gözde bir alan hâline gelmesi ve daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini vurgular. “Her şeyi kendimiz üreteceğiz” Bu amaçla Ankara’da bir teknik öğretim sergisi açar. Lokomotifler, çeşitli makineler, marangoz ürünleri, masalar, sandalyeler… Türkiye’de teknik okullarda üretilen her ne varsa Ankara’da sergiler. Böylece mesleki ve teknik eğitimin yerli üretime katkı sağladığını gösterir. Son derece iddialıdır. ‘Her şeyi kendimiz üreteceğiz’ der. Serginin girişindeki slogan da budur. Bugün sıkça duyduğumuz bu söylemi o, gerçekten hayata geçirmiştir. Yüzlerce okul açılır. Bursa, Kocaeli ve diğer sanayi şehirlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanlar bu okullarda yetiştirilir. Türkiye endüstrisine yönelik bir gelişme planını bilen insanlar, buna uygun okullar tasarlar. Yetmez; köylere kadar gidilir. Demircilik, tarım aletleri, su değirmenleri yapılır. Askerlik sırasında, savaş ortamında bile iletişim ihtiyacına çözüm üretir. Telefonu icat etmez belki ama cephede, eldeki imkânlarla iletişim kurmayı sağlar. Yetmez; İstanbul’daki bir liseden başka bir bölgeye müzik konserini radyo yayınıyla canlı olarak ulaştırır. Telgraf makinesini inceler. Bunların her biri, kısıtlı imkânlarla uygulamaya dökülen ilk örneklerdir. Çünkü eğitimi şöyle görür: Türkiye’nin sorunlarından biri, gelişmiş ülkelerin bir makineyi icat etmesini beklemek, hayranlıkla izlemek ve sonra onu satın almaya çalışmaktır. Oysa böyle olmamalıdır. Başta öğretmenler olmak üzere bu teknik aletleri biz geliştirmeliyiz. Belki ilk hâli prototip olur ama öğrenciler buradan ilham alır; bir sonraki kuşak gelişimi sürdürür. Tıpkı Bursa’da sanayinin sürekli kendini geliştirmesi gibi. 1950’lere gelindiğinde, ülkede mesleki ve teknik eğitimle ilgili bildiğiniz her şeyin temeli atılmıştır. Okul müdürleri, müdür yardımcıları yurt dışına gönderilir. Bugünkü gibi yandaşlara, tarikatlara teslim edilen programlar değildir bunlar. Sahadan gelen bilgiyle, öğretmenlerin ürettiği verilerle bilimsel temelli programlar oluşturulur. Türkiye bugünlere böyle gelmiştir. Bursa bugünlere böyle gelmiştir. Eğer Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim konuşulacaksa, bu Bursa’da konuşulmalıdır. Çünkü Mehmet Rüştü Uzel, belki de Bursa’nın en fazla anılması gereken yurttaşlarından biridir. Ruhu şad olsun. İyi ki Mehmet Rüştü vardı. Bu ülkeye çok büyük katkılar sundu. Cumhuriyet’in ilk dönem eğitimcilerini; Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç, Nafiye Akın, Tansu, Mehmet Rüştü Uzel gibi isimleri birer Cumhuriyet mimarı olarak görüyoruz. “Meslek liseleri üretimin merkezindeydi” Mesleki ve teknik eğitimi bugün maalesef olumsuz bir algıyla konuşuyoruz. Bir meslek lisesine giden öğrenci, sanki akademik olarak başarısız olmuş bir öğrenciymiş gibi görülüyor. Oysa geçmişte bu okullar sınavla girilen, mezunlarının mühendislerle yarıştığı, üretimin merkezinde yer alan kurumlardı. AKP döneminde bu okulların sayısı yüzde 26,4 azaldı. Öğrenci sayısı yüzde 5,5 düştü. Yetmedi; bu okullara öğretmen yetiştiren kurumlar kapatıldı. Bu büyük bir kötülüktür. Dört gün iş, bir gün okul modeliyle çocuklar ucuz iş gücü hâline getirildi. 18 yaşın altındaki çocukların hayatını kaybettiği örnekler yaşandı. Bursa’dan bir çocuğumuzu kaybettik. Böyle bir eğitim olamaz. Eğitim gençleri hayattan koparan değil, hayata hazırlayan bir sistem olmalıdır. “Mesleki eğitim yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur” CHP olarak sadece eleştirmekle yetinmiyoruz, bir yıldır 300’ün üzerinde uzmanla çalışıyoruz. Mesleki ve teknik eğitimi erken yaşta bir alana hapseden değil, seçenekleri çoğaltan, nitelikli insan yetiştiren bir sistem olarak yeniden kurmak istiyoruz. Bunu yapabiliriz. Çünkü bunu yüz yıl önce de başardık. Mesleki ve teknik eğitim, bir ülkenin kalkınma iddiasının en güçlü araçlarından biridir. Ancak yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur. Biz buna izin vermeyeceğiz. “MESEM uygulamasına son vereceğiz” CHP olarak yepyeni bir ufku oluşturmak istiyoruz mesleki ve teknik eğitimde. Çocukları okuldan koparan değil, onları güçlendiren, akademik ve mesleki eğitimi birlikte sunan bir yapı oluşturmak istiyoruz. Çocukları iş gören değil, iş öğrenen haline getirmek istiyoruz. İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye’de son vereceğiz. Kimsenin çocuğunu öldürtmeyeceğiz. Sanayinin ihtiyaç duyduğu her şeyi planlayacağız. Nitelikli ara elemanlar, teknikerler yetiştireceğiz. O yolculuktan birileri mühendis olacaksa onlar da sanayinin içinden gelen mühendisler olacaklar. Dolayısıyla birbiriyle konuşan iki dünya yaratıyor olacağız. Bunu kamusal bir sorumlulukla yapacağız. Bilimsel ve pedagojik ilkelere bağlı olarak yapacağız. İktidarımızda çocuklara yepyeni bir dünya sunacağız. Çünkü biz eğitimin tüm yurttaşların eşit olarak faydalanması gereken anayasal bir hak olduğuna inanıyoruz. Bizi sosyal demokrat yapan şey budur. Biz herhangi bir parti değiliz. Biz bu cumhuriyetin kurucusuyuz. Bizim iktidarımızda 86 milyon yurttaş geleceğe umutla bakacak.”, Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Adnan Gümüş, Prof. Dr. Kenan Özcan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Gazeteci Osman Çaklı ve CHP Muğla Milletvekili, Milli Eğitim Politika Kurulu Üyesi Gizem Özcan panelde konuşma gerçekleştirdi.

Bakan Yerlikaya’dan CHP’li Özçağdaş’a sert tepki: "Jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz?" Haber

Bakan Yerlikaya’dan CHP’li Özçağdaş’a sert tepki: "Jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz?"

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma personeline hakaret ettiği öne sürülen Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’a yönelik, "Hadsizce jandarmamıza hakaret eden CHP milletvekili ve yanındaki şahıs, siz; vatanımız için canından geçen, gece gündüz demeden fedakarca görev yapan jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz? O asil üniformayı taşıyan jandarmamızın şerefine hangi cüretle dil uzatırsınız" dedi. Yolsuzluk soruşturması kapsamında görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek için Silivri'ye giden bir grup Cumhuriyet Halk Partili, emniyet güçlerine hakaret etti. Cezaevi çevresinde alınan yoğun güvenlik önlemleri sırasında, CHP’nin Gölge Milli Eğitim Bakanı ve CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın, görev yapan jandarma personeline yönelik ‘şerefsiz’ ifadelerini kullandığı öne sürüldü. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bakan Yerlikaya, şu ifadelere yer verdi: "Hadsizce jandarmamıza hakaret eden CHP milletvekili ve yanındaki şahıs, siz; vatanımız için canından geçen, gece gündüz demeden fedakarca görev yapan jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz? Arkasında milletimizin duası olan o vatan evlatlarını yalnız mı sanıyorsunuz? O asil üniformayı taşıyan jandarmamızın şerefine hangi cüretle dil uzatırsınız? Hangi cüretle İsrail askerleriyle kıyaslarsınız? Ettiğiniz hakaretlerin bedelini elbette hem milletimizin vicdanı hem de hukuk önünde ödeyeceksiniz. Ne kadar saklasanız da içinizdeki kötülük dışarı vuruyor. Çünkü insanın dili kalbinde olanın tercümanıdır."

Nilüfer CHP’den Ankara çıkarması: Yeni Dönem Anıtkabir ve TBMM ziyaretiyle başladı Haber

Nilüfer CHP’den Ankara çıkarması: Yeni Dönem Anıtkabir ve TBMM ziyaretiyle başladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Nilüfer İlçe Başkanlığı, demokratik bir süreçle tamamlanan mahalle temsilcileri seçimlerinin ardından, yeni dönemin yol haritasını Ankara programıyla belirledi. Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin’in öncülüğündeki heyet, başkentte hem Cumhuriyet değerlerine bağlılıklarını tazeledi hem de örgütsel hedeflerini Genel Merkez yönetimiyle paylaştı. ANITKABİR’DE KARARLILIK MESAJI İlçe yönetimi, Kadın ve Gençlik Kolları, Nilüfer Belediye Başkanı, meclis üyeleri ve mazbatalarını yeni alan mahalle temsilcilerinden oluşan geniş heyetin ilk durağı Anıtkabir oldu. Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzuruna çıkan Nilüfer örgütü, çelenk sunumu ve saygı duruşunda bulundu. Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan İlçe Başkanı Özgür Şahin, mesajında Cumhuriyet’in halk iradesinin en büyük teminatı olduğunu vurgulayarak; "Nilüfer’de katılımcı, adil ve halkçı bir yerel yönetim anlayışını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. TBMM ZİRVESİ VE ÖZGÜR ÖZEL GÖRÜŞMESİ Heyet, Anıtkabir programının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) geçerek CHP Grup Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya gelen Nilüfer heyeti, ilçedeki yeni yapılanma ve saha çalışmaları hakkında bilgi verdi. Görüşmede özellikle; *Mahalle temsilciliklerinin yeni dönem stratejileri, *Yurttaşlarla doğrudan temasın artırılması, *Katılımcı siyaset anlayışının Nilüfer genelinde yaygınlaştırılması gibi başlıklar ele alındı. ÖZGÜR ŞAHİN: "SORUMLULUĞUMUZ TARİHSELDİR" Yeni döneme dair açıklamalarda bulunan Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, "Cumhuriyet’in kazanımlarını korumayı ve demokrasiyi güçlendirmeyi tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Mahalle temsilcilerimizin mazbatalarını almasıyla başlayan bu süreç, ortak akıl ve dayanışma bilinciyle yürüyecek. Kadınlarımızın ve gençlerimizin aktif katılımıyla halkla iç içe bir dönem bizi bekliyor" dedi. Ankara programı, Nilüfer örgütünün yeni dönemde yerel örgütlenmeyi daha da güçlendireceğinin ve halkçı belediyecilik vizyonuna tam destek vereceğinin güçlü bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.