SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Söz Bursa - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu Haber

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu

Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde, yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ndeki olağanüstü meclis toplantısı Huzurpark'taki Belediye Meclis Salonu'nda yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda, b fıkrası hükümleri gereğince belediye başkan vekilinin seçileceğini kaydetti. Toplantıda, başkan vekili seçimi için CHP Grubu aday çıkarmazken, AK Parti ve MHP Grubu ise AK Parti Grup Sözcüsü Şahin Biba'yı aday gösterdi. Ardından adaylar için gizli oylamaya geçildi. İLK OYLAMADA BİBA 61 OY ALDI. İlk tur oylamasında gereken üçte iki çoğunluğu sağlanamaması nedeniyle ikinci tura geçildi. İkinci turda da üçte iki çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle seçimde üçüncü tur yapıldı. Salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba, Belediye Başkan Vekili seçildi. "BURSA'NIN İRADESİ SADECE BİR SÖYLEMDEN DEĞİL MECLİSTEKİ TEMSİL DAĞILIMINDAN DA OKUNUR" 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. "HERKESİ HUKUK İÇİNDE İŞLEYEN BU DEMOKRATİK SÜRECE VE MİLLETİN MECLİSE YANSIYAN TERCİHİNE SAYGI DUYMAYA DAVET EDİYORUM" Seçim sürecinde şahsına gösterilen güven destek ve teveccüh için başta Cumhur İttifakı olmak üzere destek veren tüm meclis üyelerine teşekkür eden Biba yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Demokrasi milletimizin temsil vasıtasıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri Bursalıların temsilcisidir. İşte bugün meclisimizin aldığı bu kararda milletin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı'ndadır Bursa'nın iradesi sadece bir söylemden değil meclisteki temsil dağılımında da okunur. Herkesi hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum. Bursa sıradan bir şehir değildir. Bursa tarih demektir. Medeniyet demektir. Emanet demektir. Bursa ecdadın bize bıraktığı kutlu miras gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğunuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bu günü değil yarını da inşa edecektir. Değerli arkadaşlarım hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğunuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımız da görev unvan değil sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. İşte bu bilinçle hiçbir bahaneye sığmadan hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerjimizi ve gayretimizi Bursa'ya hizmete ayıracağız. Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek vardır. Bizim tek gündemimiz Bursa olacaktır. Tek önceliğimiz Bursalı hemşerilerimizin huzuru refah ve memnuniyeti olacaktır. Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen bir mesele varsa ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla selamlıyorum." Konuşmanın ardından guruptaki meclis üyeleri de Biba'yı tebrik ettiler.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Bursa Büyükşehir önünde ikinci gün: "Mustafa Bozbey yalnız değildir" Haber

Bursa Büyükşehir önünde ikinci gün: "Mustafa Bozbey yalnız değildir"

Başkan Bozbey’in gözaltına alınmasına karşı gösteriler sürüyor: “Tehdit siyaseti çökecek, korku düzeni yıkılacak” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolar ikinci günde de devam etti. Çok sayıda yurttaş akşam saatlerinde yoğun yağmura rağmen Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde yeniden bir araya geldi. Soruşturma kapsamında, aralarında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de bulunduğu 57 şüpheli hakkında uygulanan gözaltı işleminin ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığının çağrısıyla kentteki protestolar ikinci gününe girdi. Akşam saatlerde çok sayıda yurttaş Başkan Bozbey’e destek için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde toplandı. Eyleme, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı-Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyeleri Hikmet Erbilgin, Canan Taşer, Ozan Işık, Genel Başkan Danışmanı İlhan Uzgel, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Ayça Akpek Şenay, YDK Üyeleri Aysemin Gülmez, Yasemin Reçber, Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Orhan Sarıbal, Kayıhan Pala, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, çok sayıda partili ve yurttaş katıldı. CHP Bursa İl Başkanı İl Başkanı Nihat Yeşiltaş yaptığı konuşmada, “Onurlu, cesur, yüreği adalet için atan güzel insanlar, bu ülkede sandık mı kazanacak, yoksa baskı mı? Bu ülkede halkın iradesi mi kazanacak, yoksa korku siyaseti mi? Bugün, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ikinci günü… İkinci gün… Ama aslında hepimizin bildiği gibi, bu sadece iki günlük bir mesele değil! Bu, uzun zamandır adım adım yürütülen bir operasyonun devamıdır! Bugün karşımızda açık bir anlayış var: “Ya bize katıl, ya karşımıza geçersen bedel ödersin” diyen bir anlayış! Açıkça söylüyorum: “Ya partiye katıl, ya hapse atıl” diyen bu siyasete boyun eğmiyoruz. Bu bir hukuk düzeni değildir! Bu bir demokrasi değildir! Bu, açıkça bir baskı rejimi kurma çabasıdır! Ama buradan, Bursa’dan, bu meydandan açıkça ilan ediyoruz: Bu anlayış boşa çıkacaktır! Bu tehdit siyaseti çökecektir! Bu korku düzeni yıkılacaktır! Çünkü karşılarında boyun eğen bir halk yok! Çünkü karşılarında teslim olan bir Bursa yok! Mustafa Bozbey’i gözaltına alarak neyi amaçlıyorsunuz? Bursa’yı susturabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu meydanları boşaltabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bakın etrafınıza! Bursa burada! Halk burada! İrade burada! Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Milletin iradesi gasp edilemez! 10 yıl öncesinin dosyalarını bugün raftan indirerek, hukuku değil, siyaseti konuşturuyorsunuz! Ama şunu unutuyorsunuz: Hukuku araç haline getirenler, bir gün hukukun karşısında hesap verir! Bugün sadece Bursa’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında aynı senaryo oynanıyor! İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar… Belediye başkanlarımıza, bürokratlarımıza açılan soruşturmalar… Hepsi aynı operasyonun ürünü Amaç açık: Seçimle geleni, yargı yoluyla etkisizleştirmek! Ama buradan açıkça söylüyorum: Bu millet buna izin vermez! Çünkü bu millet, iradesine sahip çıkmasını bilir! Çünkü bu millet, kimin hizmet ettiğini de, kimin engellediğini de çok iyi görür! İnanın, bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek! Ama… Ama bu meydan da tarihe geçecek! Bu duruş da tarihe geçecek! Bu direniş de tarihe geçecek! Çünkü tarih, baskı kuranları değil direnenleri yazar! Ve inanıyorum ki; Son sözü direnenler söyleyecek! Son sözü Cumhuriyet Halk Partisi söyleyecek! Son sözü bu onurlu halk söyleyecek! Biz buradayız! Geri adım atmıyoruz! Boyun eğmiyoruz! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkıyoruz! Ve söz veriyoruz: Bu ülkeye yeniden adaleti getireceğiz! Bu ülkeye yeniden demokrasiyi getireceğiz! Ve hep birlikte; aydınlık bir Bursa, aydınlık bir Türkiye kuracağız!” dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız da yaptığı konuşmada, "Bu sıradan bir gözaltı değil, bu açıkça kurgulanmış bir yargı operasyonudur. Birileri çoktan hüküm vermiş; sosyal medyada, yandaş medyada sanki mahkeme kurulmuş, karar çıkmış gibi başkanımızın peşinden hüküm giydirilmiş, gözaltına alınan gözaltına alınmış. Hemen ardından düzmece belgelerle ortaya atılan planın... Bu hukuk değildir, bu açıkça linç düzeninindir. Bu, yargı sürecinin değil algı sürecini gösteriyor bize, hepimize. Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır değerli hemşerilerimiz. Önce sosyal medyada bir suç yaratılıyor, ardından yargı bir şeylere inandırılmaya çalışılıyor toplum. Bunlar sadece Bozbey başkanımıza yönelik değil, Bursamızın iradesine yönelik bir saldırıdır. 47 yıl sonra hemşerilerimizin desteğiyle güçlü bir şekilde yönettiğimiz belediyemizi ele geçirme oyunudur. Bu, halkın iradesine vurulmak istenen bir darbedir. Bugün burada sessiz kalanlar yarın daha büyük haksızlıklara mahkum olur. Bugün buna itiraz etmeyenler yarın kendi kapısına dayanacak olan zihniyete engel olamaz. Çünkü bu artık bir kişinin meselesi değil, tüm toplumun meselesidir. Vatandaşından yöneticisine herkesin üzerinde kurulan bir baskı düzenidir. Değerli hemşerilerim, yıllar öncesinin iftiraları olarak bugünlere taşınıyor. Gerçekler değil, senaryolar konuşuluyor. Ancak edemedikleri bir şey var: bizi susturduklarını sandıkça sesimiz daha gür çıkıyor arkadaşlar. Bizi yalnız bıraktıklarını sandıkça daha kenetleniyoruz. Bizi durdurduklarını sandıkça daha çoğalacağız arkadaşlar. Bu meydanlarda belki bugün yalanlarla, iftiralarla, trolleriyle kazandıklarını sanıyorlar ancak Bursamızın vicdanı satın alınamaz. Bu kent her şeyi görür, bu kent her şeyi hatırlar, bu kent yapılan zulmü unutmaz. Ne algı operasyonlarınız ne yargı üzerinde kurduğunuz baskı sizleri kurtaramayacak. Günü geldiğinde gereken cevabı Bursalılar hak ettiğiniz şekilde verecek. Değerli hemşerilerimiz, bizler dimdik ayaktayız. Geri adım atmayacağız. Birlikteyiz, omuz omuzayız. Bu mücadeleyi Bursalı hemşerilerimizle birlikte kazanacağız, kazanacağız, kazanacağız. Çünkü bizim gücümüz Bursalılar, çünkü bizim gücümüz halktır. Bir gider, bir geliriz." İfadelerini kullandı. Siyasi parti ve sendika temsilcilerinin konuşmalarının ardından eylem sona erdi. Bursa’da yurttaşlar yarın saat 19.30’da tekrar iradelerine sahip çıkmak için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde bir araya gelecek.

Demokrat Parti Bursa’da iktidara yüklendi: "Milletin önüne örülen duvarları yıkacağız!" Haber

Demokrat Parti Bursa’da iktidara yüklendi: "Milletin önüne örülen duvarları yıkacağız!"

Bursa siyasetinin önemli buluşmalarından biri, Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen geniş katılımlı iftar programında yaşandı. Kültürpark’ta gerçekleştirilen ve yaklaşık 1000 kişinin katıldığı dev organizasyon, yalnızca bir iftar buluşması olmanın ötesine geçerek adeta Demokrat geleneğin gövde gösterisine dönüştü. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın katılımıyla gerçekleşen program, Bursa’nın siyasi hafızasında iz bırakan bir geceye sahne oldu. Soğuk havaya rağmen salonu dolduran kalabalık, Demokrat Parti’nin Bursa’daki tabanının hâlâ diri ve güçlü olduğunu ortaya koydu. Program, Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral’ın ev sahipliğinde düzenlenirken, geceye siyaset dünyasından çok sayıda önemli isim katıldı. Siyasetin ağır topları aynı sofrada Bursa siyasetinin farklı dönemlerine damga vurmuş isimler iftar sofrasında bir araya geldi. Programda; Eski Bakan Turhan Tayan,Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız,Yeniyol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük,geçmiş dönem milletvekilleri,belediye başkanları, belediye meclis üyeleri,siyasi partilerin il başkanları,sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerive çok sayıda partili hazır bulundu. Yaklaşık bin kişilik katılımın gerçekleştiği program, Bursa’daki siyasal hareketliliğin Ramazan ayında da hız kesmediğini gösterdi. Soğuk hava engel olamadı Bursa’da etkili olan sert soğuk hava koşullarına rağmen programa ilgi oldukça yoğundu. Salonun tamamen dolması nedeniyle çok sayıda partili ve davetli dışarıda kurulan masalarda iftarını açmak zorunda kaldı. Bu tablo, organizasyona olan yoğun ilgiyi gözler önüne sererken, Demokrat Parti teşkilatının Bursa’daki mobilizasyon gücünü de ortaya koydu. Ancak programda dikkat çeken bir diğer unsur ise katılımcı profilindeki demografik dağılım oldu. Katılımcıların büyük bölümünün orta yaş ve üzeri partililerden oluştuğu, gençlerin ve kadınların sayısının ise görece sınırlı kaldığı gözlendi. YENİ ÜYELERE ROZET Programda partiye yeni katılan üyeler için de özel bir bölüm düzenlendi. Demokrat Parti saflarına katılan yeni isimlere rozetleri bizzat Genel Başkan Gültekin Uysal tarafından takıldı. Rozet töreni, partililer tarafından uzun süre alkışlanırken, parti yönetimi bu katılımların teşkilat için önemli bir moral kaynağı olduğunu vurguladı. Haydar Altıntaş: “Türkiye’nin yeniden güçlü demokrasiye ihtiyacı var” İftar programında konuşan Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Türkiye’nin demokratik standartlarının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Altıntaş konuşmasında Türkiye’nin ekonomik ve siyasal açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, demokratik kurumların güçlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti. GÜLTEKİN UYSAL’DAN SERT ÇIKIŞ: “TÜRKİYE’DE YAPILAN SİYASETTEN HAYIR GELMEZ” Programın en dikkat çeken konuşmasını ise Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal yaptı. Sözlerine Türkiye siyasetindeki mevcut tabloyu değerlendirerek başlayan Uysal, konuşmasının birçok bölümünde iktidar politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Uysal, Türkiye’de siyasetin kirli finansman kaynaklarının etkisi altına girdiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de kirli kaynaklarla finanse edilen siyasetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur. Üzülerek söylüyorum ki bugün yapılan siyasetten hayır gelmez.” “Demokrat geleneğin mensuplarıyız” Demokrat Parti’nin Türkiye siyasetinde köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Uysal, bu geleneğin temsilcileri olmaktan büyük bir gurur duyduklarını dile getirdi. Millet iradesinin her zaman siyasetin merkezinde olması gerektiğini ifade eden Uysal, şunları söyledi: “Biz demokrat geleneğin mensuplarıyız. Bu büyük milletin iradesi her şeyin üzerindedir. Kılavuzumuz milletin kendisidir.” “Demokrasinin önüne duvar örülmek isteniyor” Konuşmasında Türkiye’de demokrasinin zaman zaman çeşitli engellerle karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Uysal, millet iradesinin önüne set çekilmeye çalışıldığını dile getirdi. Uysal, bu girişimlerin tarih boyunca milletin ferasetiyle aşıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Milletin iradesinin önüne duvar örülmek istendiğinde bu millet o duvarları yıkmasını da bilmiştir.” “Türkiye hamasetle değil, akıl ve bilimle kalkınır” Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uysal, kalkınmanın hamasi söylemlerle değil akıl, bilim ve üretimle mümkün olacağını söyledi. 86 milyon vatandaşın ortak geleceğinin güçlü demokrasi ve bilgi temelli kalkınma ile kurulabileceğini ifade eden Uysal, ekonomik sorunlara da dikkat çekti. Dar gelirli, emekli ve asgari ücretlilere dikkat çekti Türkiye’de özellikle dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Uysal, hükümet politikalarının toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kaldığını savundu. Demokrat Parti’nin bu sorunların çözümü için hazır olduğunu belirten Uysal, partinin yeniden ülke yönetimine talip olduğunu açıkça dile getirdi. “ÜLKEYİ YENİDEN YÖNETMEYE TALİBİZ” Demokrat Parti’nin geçmişte Türkiye’ye önemli hizmetler kazandırdığını söyleyen Uysal, aynı iradenin yeniden ortaya konulması gerektiğini vurguladı. “Bu büyük ülkenin yeniden ayağa kalkması için birlik ve beraberlik şarttır. Demokrat Parti olarak bu ülkeyi yeniden yönetmeye talibiz.” “Siyaset büyük bir girdaba sürüklenmiş durumda” Türkiye’de siyasetin ciddi bir kriz içinde olduğunu ifade eden Uysal, demokratların bu durum karşısında sessiz kalamayacağını belirtti. Türkiye’nin bu girdaptan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Uysal şöyle konuştu: “Siyasetin içine düştüğü bir girdap var. Türkiye’yi bu cendereden çıkarmak için demokrasinin hasbi savunucuları olarak var gücümüzle çalışmak zorundayız.” “BİR OLACAĞIZ, BAŞARACAĞIZ” Konuşmasının son bölümünde parti içi birlik mesajı veren Uysal, demokratların ayrılığa tahammülü olmadığını vurguladı. Parti teşkilatlarına seslenen Uysal şu çağrıda bulundu: “Bu büyük davanın mensupları olarak bir olmak, bir yumruk olmak mecburiyetindeyiz. Daha önce başardık, yine başaracağız.” Program rozet töreniyle sona erdi Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programı, partiye yeni katılan üyelere rozet takılması ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Farklı ilçelerden ve kırsal mahallelerden gelen partililerin yoğun katılımı, Demokrat Parti teşkilatında moral ve motivasyonu artırırken, gece Bursa siyasetinin dikkat çeken buluşmalarından biri olarak kayda geçti.

Gürkan: "28 Şubat'ı da, O zihniyeti de lanetliyoruz" ‎ Haber

Gürkan: "28 Şubat'ı da, O zihniyeti de lanetliyoruz" ‎

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, 28 Şubat Darbesi’nin 29. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, darbe ve vesayetçi zihniyeti sert sözlerle kınadı. 28 Şubat sürecinin, Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade eden Gürkan, “27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse; 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta yalnızca siyaseti değil, doğrudan toplumu hedef alan, sonuçları nesiller boyu sürmesi amaçlanan planlı bir müdahaledir” dedi. 28 Şubat’ta millet iradesinin tanklarla ezilmeye çalışıldığını vurgulayan Gürkan, seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini, başta başörtülü kadınlar olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin inançları nedeniyle büyük bir zulme maruz bırakıldığını hatırlattı.Vatandaşların, kendi ülkelerinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden dolayı alınmamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. AK Parti’nin her zaman darbeci ve vesayetçi anlayışların karşısında olduğunu söyleyen Gürkan, iktidarları döneminde atılan adımlarla vesayet odaklarının dağıtıldığını ve milli iradenin yeniden inşa edildiğini ifade etti. “Ülkemizi, milletimizin hak ettiği demokrasi standartlarıyla buluşturduk” diyen Gürkan, son dönemde bazı çevrelerce sergilenen ayrımcı tutumların 28 Şubat zihniyetinin hâlâ tamamen yok olmadığını gösterdiğini kaydetti. Demokrasinin teminatının millet iradesi olduğunu vurgulayan Gürkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu zihniyetle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürkan, “Bu mücadele bizim için bir demokrasi mücadelesi, bir hak mücadelesi ve büyük Türkiye mücadelesidir” ifadelerini kullandı. 28 Şubat benzeri karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için milli irade bilincinin daima diri tutulacağını vurgulayan Gürkan, AK Parti’nin darbeci anlayışlara karşı dimdik durmaya devam edeceğini söyledi. ‎

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir" Haber

Hilmi Şanlı: "28 Şubat demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat "postmodern darbesi"nin yıl dönümü dolayısıyla sert bir açıklama yayımladı. Şanlı, o dönemde Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların sergilediği dik duruşun, sendikal tarihe "şerefli bir kayıt" olarak geçtiğini vurguladı. "VESAYET DÜZENİNE KARŞI MİLLETİN SAFINDA YER ALDIK" 28 Şubat sürecini, millet iradesine karşı kurulmuş "kirli bir vesayet düzeni" olarak nitelendiren Hilmi Şanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Tankların yürütüldüğü, manşetlerle algı oluşturulduğu, seçilmiş iradenin baskı altına alınmak istendiği karanlık bir dönemdir. 'Postmodern' ifadesiyle hafifletilmeye çalışılsa da, bu müdahale özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir." "KORKUYA TESLİM OLMADIK, MEYDANLARDA HAYKIRDIK" O zorlu süreçte Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların geri çekilmediğini belirten Şanlı, bir hafta boyunca iş yerlerinde kokart takarak ve meydanlarda bildiriler dağıtarak "demokrasi nöbeti" tuttuklarını hatırlattı. Şanlı, "O gün susmak vesayeti kabullenmek demekti. Bizler susmadık, milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik" dedi. "UNUTULAN DARBELER YENİDEN CESARET BULABİLİR" Vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve millet iradesinin galip geldiğini belirten Şanlı, hafızaların taze tutulması gerektiği uyarısında bulundu: "Bugün darbe heveslileri tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edilmiştir. Ancak unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu yüzden 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız."

Milletvekili Gözgeç: "Darbeler ve vesayetle netice alma devri kapanmıştır" Haber

Milletvekili Gözgeç: "Darbeler ve vesayetle netice alma devri kapanmıştır"

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, yaptığı basın açıklamasında Türkiye’nin demokrasi mücadelesine ve 28 Şubat sürecinde yaşanan mağduriyetlere dikkat çekti. Açıklamasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum gününü kutlayarak başlayan Gözgeç, "Rabbim, Sayın Cumhurbaşkanımıza hayırlı, sağlıklı, uzun ömür nasip etsin" dedi. "28 ŞUBAT MİLLETİN İRADESİNİ HEDEF ALDI" 28 Şubat darbesinin Türk demokrasi tarihine vurduğu darbeyi hatırlatan Gözgeç, o dönemde oluşturulan sanal korkularla milletin inancının ve değerlerinin hedef alındığını belirtti. Gözgeç, "Batı Çalışma Grubu ile vatandaşlar fişlendi, yargıya brifingler verildi. Kudüs Gecesi bahane edilerek tanklar yürütüldü; 'demokrasiye balans ayarı yaptık' dediler" ifadelerini kullandı. "İKNA ODALARINI VE YASAKÇI ZİHNİYETİ UNUTMADIK" Özellikle başörtülü kadınların eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına değinen Milletvekili Gözgeç, gencecik kızların üniversite kapılarından kovulduğunu ve ikna odalarında psikolojik şiddete maruz kaldığını hatırlattı. CHP'li isimlerin o dönemdeki yasakçı tavırlarını eleştiren Gözgeç, "İkna odalarının mimarı Nur Serter, yıllar sonra Meclis’te 'Yine olsa yine yaparım' diyebildi. Kadınları eve hapsediyorsunuz diyenlerin, o gün yasaklar uygulansın diye verdikleri çabayı unutmadık" dedi. "ARTIK TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL" Bugün kadınların her alanda özgürce var olabildiğini belirten Gözgeç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür bugün kadınlar kıyafet ayrımı yapılmaksızın eğitim alabiliyor, mesleğini yapabiliyor. TBMM’de görev yapan kadın milletvekillerimiz var. Ara sıra karanlık sayfalardan çıkmaya çalışan zihniyetlere artık yer yok. Toplum mühendisliği ile netice alma devri kapanmıştır." RAMAZAN KUTLAMALARINA YÖNELİK ELEŞTİRİLERE TEPKİ Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki Ramazan etkinliklerine yönelik eleştirilere de yanıt veren Gözgeç, "Çocuklarımızın Ramazan sevincini yaşamasından rahatsız olanlar var. Özgürlükçüymüş gibi yapanların, değerlerimize karşı yasakçı zihniyetleri nüksedebiliyor. Ama biz kadim medeniyetimizden aldığımız güçle, güçlü Türkiye’yi inşa etmekte kararlıyız" diyerek açıklamasını tamamladı.

Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul” Haber

Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul”

Nilüfer Kent Konseyi, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “MESEM ve Sermaye Kıskacında Çocuklar ve Çocuk İşçiliği” paneli, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Nilüfer Kent Konseyi’nde, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan çocukların karşılaştığı sorunlar ve çocuk işçiliğinin geldiği boyutun ele alındığı panelin moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın üstlendi. Fişek Enstitüsü’nden Doç. Dr. Emirali Karadoğan ve Dr. Nail Dertli’nin konuşmacı olarak yer aldığı programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi Başkanı Naci Damar ve Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal da katıldı. “EŞİT YAŞAM HAKKINA SAHİP OLMALILAR” Panel öncesinde konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Türkiye’de çok sayıda çocuğun çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekerek çocukların yerinin iş yerleri değil okullar olduğunu söyledi. Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışının temelinde her çocuğun eşit, onurlu ve güvenli yaşam hakkı bulunduğunu vurgulayan Erman, şunları kaydetti: “Çocukların emeği üzerinden büyüyen hiçbir düzen adil değildir. Nilüfer’de bizler çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, özgürce gelişebildiği ve geleceğe umutla bakabildiği bir kent için sorumluluk almaya, ses yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü çocukları korumak yalnızca bir sosyal hizmet politikası değil, aynı zamanda adalet ve demokrasi meselesidir.” “ÇOCUKLAR HAFTANIN DÖRT GÜNÜ İŞTE” Panelde konuşan Dr. Nail Dertli, MESEM kapsamında çırak olarak çalışan çocukların eğitimden çok üretim sürecinin parçası haline geldiğini belirterek, çocukların haftada bir gün okula, dört gün iş yerlerine gittiğini söyledi. Çıraklık sisteminin temel amacının meslek öğretmek olduğunu hatırlatan Dertli, uygulamada bunun ana istihdam modeline dönüştüğünü ifade ederek, “Korunması gereken bir grubu piyasanın insafına bırakmış olursunuz” dedi. Dertli ayrıca çocuk işçilerin yaşadığı kazaların çoğu zaman resmi kayıtlara yansımadığına dikkat çekerek, iş kazalarının genellikle uzuv kaybı veya ağır yaralanma olmadıkça bildirilmediğini söyledi. “UCUZ EMEK OLARAK GÖRÜLÜYORLAR” Doç. Dr. Emirali Karadoğan ise çocuk işçiliğinin özellikle yoksul ailelerin çocuklarını etkilediğini belirterek, küçük işletmelerde uzun ve belirsiz saatlerle çalıştırıldıklarını ifade etti. Karadoğan, çocukların haklarını ve iş kazası kavramını çoğu zaman bilmediklerini de vurguladı. Panelde, çocuk işçiliğiyle mücadelede kamu politikalarının güçlendirilmesi ve çocukların eğitim hakkının korunmasının önemine dikkat çekildi.

Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in gözyaşları: "Oğlum beni teselli ediyor, bu çok acı!" Haber

Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in gözyaşları: "Oğlum beni teselli ediyor, bu çok acı!"

AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ile bir araya geldi. Güneş, "Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme' demesi, üzüyor" dedi. AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz tarafından giyim tarzı nedeniyle sosyal medya üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş'i AK Parti Genel Merkez binasında kabul etti. Burada konuşan Yalçın, bu zamana kadar başörtüsüyle ilgili toplumsal olarak bölücülük yapılmaması gerektiğini her seferinde anlatmalarına rağmen bu zihniyetin devam ettiğini ifade ederek, "Bugün bir sürü hukuki ve siyasal düzenlemeler yapıldı. Yasakçılık yapamıyorlar, bugün şükürler olsun üniversitelerimizde, kamu binalarımızda insanlar başörtüleriyle bulunabiliyorlar. Buna engel olamıyorlar ama maalesef o alçak zihniyet bir yerlerde saklanmış, mevzilenmiş ve mevzisinden çıkacak yerini bekliyor. ‘Biz aslında baş örtüsüne karşı değiliz, türbana karşıyız. Annelerimiz, anneannelerimiz gibi taksanız sorun olmaz' derlerdi. Şalvarıyla, örtmesiyle bir Anadolu kadınını bile hazmedemeyecek kadar maalesef kin ve nefret dolu insanlar. Meselenin hukuki süreci de başladı İnşallah bizim bu zihniyetle mücadelemiz devam edecek. Zeynep Başkan ve arkadaşları tam da temsil etmesi gerekeni temsil ederek bizim gururumuz oldular" dedi. "KENDİ ANANESİNİ, ÖRFÜNÜ BİLE BEĞENMİYORLAR" Yalçın, Türkiye'de insanları kılık kıyafetiyle yargılayan ve aslında bu topluma ait olan kıyafetleri hor görecek kadar toplumdan uzaklaşmış insanların olduğunu, bu durumun çözülmesi için hukuki ve siyasi düzenlemelerin yanı sıra zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın'ın bu ifadelerinin üzerine ise Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş, "Bu nesil bu meseleyi artık halletmek zorunda. Bunu geleceğe miras bırakmamamız lazım. Kendi ananesini, örfünü bile beğenmiyorlar. Biz bunlara neyi beğendireceğiz" şeklinde cevap verdi. Bir kişinin kılık kıyafetinin ne olduğunun bir öneminin olmadığını, o insanın yaptıklarına bakılması gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Buna bakmayı bile beceremeyen insanlar kendilerini toplumda kıymetli insan zannediyorlar. Halbuki demokrasi denilen durum tam anlamıyla her tür kıyafeti giyen insanın her tür görevde olabildiği, her tür standartları taşıyan insanın kendi başarısıyla her şeyi yapabildiği bir zemin" değerlendirmesinde bulundu. "ZEYNEP BAŞKAN ÇOK ÖZGÜVENLİ BİR İNSANDIR" Özgürlükler alanında mücadelede bu zamana kadar büyük mesafe kat edildiğini söyleyen Yalçın, "İnşallah bundan sonra da sivil anayasayla da o mesafeleri taçlandıracağız. En uygun yerine kadar taşıyacağız ama o zihniyetle mücadeleyi bırakmayacağız. Zeynep Başkan çok özgüvenli bir insandır. Özgüvenle kendi mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. O anlamak istemeyen insanlara kafalarına vura vura bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu, gerçek temsilcileri olduğumuzu, bizim tam da bunları temsil ettiğimizi anlatacağız" diye konuştu. Başörtü ve kılık kıyafet meselelerinin garanti alınmasına kadar her türlü durumun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktaran Yalçın, "Zeynep Başkan Anadolu'dur, Anadolu'yu ve hepimizi temsil eder. Onun hakkını hiçbir yerde bırakmayacağız" diye konuştu. "BENİM OĞLUMUN BENİ ARAYIP ‘ANNE, BUNLARA ÜZÜLME' DEMESİ, ÜZÜYOR" Bu ülkenin bir ferdi olan bir insanın kılık kıyafetinden dolayı hakir görülmesi ve rencide edilmesinin çok üzücü bir durum olduğunu aktaran Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş ise şu ifadeleri kullandı: "Bir anne evladının tesellisine maruz kalmamalı. Benim oğlumun beni arayıp ‘anne, bunlara üzülme' demesi, üzüyor. Benim teselli etmem gereken çocuk, beni teselli ediyor. İnsan üzülüyor. Bu ülkede kılık kıyafetin bir anayasal hak haline gelmesi gerekiyor, bir önce sivil anayasayı geçilsin."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.