SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Söz Bursa - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir" Haber

Bahçeli’den CHP için sürpriz tarih: "Büyük kongre 9 Eylül'de yapılabilir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de yaşananlara ilişkin, "İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir" dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın mutlak butlan kararıyla yok sayılmasına dair TÜRKGÜN gazetesine özel röportaj verdi. Mutlak butlan kararı sonrasında mahkemenin kararına uyulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır" dedi. "BİZİM HİÇBİR PARTİNİN İÇ İŞLERİNE KARIŞMA YAHUT MÜDAHALE ETME GİBİ BİR NİYETİMİZ VEYA DÜŞÜNCEMİZ OLAMAZ" MHP’nin de birçok kez ele geçirilme girişimi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Bahçeli, "Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle partiyi dizayn etmeye yönelik girişimlere maruz kalmıştır. 'Türkeş’siz MHP' hayal edenlerin partimizi bölmek istediğini de gördük, hain darbe girişimlerine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettikleri MHP’yi etkisizleştirmek için partimizi ele geçirmeye kalkanları da gördük. 1992 yılında partimiz 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşı karşıya kalmıştır. 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle partimizin bölünmek istendiği görülmüştür. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Bugün Türk siyasi hayatında yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahibiz" açıklamasında bulundu. "CHP ÜZERİNDEN TÜRK SİYASETİNİN İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENMESİ KABUL EDİLEMEYECEK BİR DURUMDUR" Türk siyasetinin güçlü olması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" ifadelerini kullandı. "MUTLAK BUTLAN KRİZİNİN PARTİ İÇİ ÇATIŞMAYA VE SOKAK EYLEMLERİNE DÖNÜŞMESİ, TÜRK SİYASİ KÜLTÜRÜNDE DE YARALI BİR HAFIZA OLUŞTURMASINDAN ENDİŞE ETMEKTEYİZ" CHP’deki krizin büyüyerek devem etmesinin endişe verici olacağına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasîikültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" dedi. "YARGI KARARI ORTADADIR, SAYIN KILIÇDAROĞLU CHP GENEL BAŞKANIDIR" Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile genel başkan olduğunu belirten Bahçeli, "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil, yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" açıklamasında bulundu. CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti: "İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dili yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir."

Yavuz Ağıralioğlu: "Bu kararın ekonomimize ve itibarımıza ağır sonuçları olacak" Haber

Yavuz Ağıralioğlu: "Bu kararın ekonomimize ve itibarımıza ağır sonuçları olacak"

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nı iptal ederek Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarını göreve iade etmesi, siyaset dünyasında deprem etkisi yarattı. Karara ilişkin bir açıklama da Anahtar Parti (A Parti) lideri Yavuz Ağıralioğlu’ndan geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden kararı değerlendiren Ağıralioğlu, adli yargı eliyle siyaset dizaynına karşı çıkarak millet iradesinin önemine vurgu yaptı. "SANDIK VE DEMOKRASİ YOK SAYILMIŞTIR" Kararın sadece tek bir partiyi değil, tüm Türkiye demokrasisini ve hukuk sistemini yaralayacağını ifade eden Ağıralioğlu, şu ifadeleri kullandı:"Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır. Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır." "MİLLET İRADESİNİN YANINDAYIZ" Anahtar Parti olarak her zaman kurumsal yapıların ve adaletin yanında duracaklarını belirten Yavuz Ağıralioğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:"Anahtar Parti olarak her zaman adaletin, demokrasinin, millet iradesinin ve devletin kurumsal varlığının yanında olduğumuzu ifade ederek, kararı doğru bulmadığımızı Türk milletine saygıyla arz ederiz." Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır.Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır. Anahtar Parti olarak her zaman adaletin,…— Yavuz Ağıralioğlu (@yavuzagiraliog) May 21, 2026

Davanın mimarı Lütfü Savaş konuştu: "Bursa’da açılan davayla başladı, bu Türk siyasetinin en önemli kararıdır" Haber

Davanın mimarı Lütfü Savaş konuştu: "Bursa’da açılan davayla başladı, bu Türk siyasetinin en önemli kararıdır"

İstinaf 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan davada her iki kurultay hakkında ‘mutlak butlan’ kararı verdi. Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organları görevlerine iade kararı verildi. Konuyla ilgili dava açan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, kayınvalidesinin cenaze törenine geldiği Eskişehir’de durumu değerlendirdi. "TÜRK SİYASİ TARİHİNİN EN ÖNEMLİ DAVASIYDI" Konuyla ilgili konuşan Lütfü Savaş, "Öncelikle bu karar tüm milletimize, Türkiye’deki tüm siyasetçilere ve siyaset mekanizmasına hayırlı uğurlu olsun. Bu karar şöyle başladı: Kurultay sonrası birçok konuşma oldu, birçok kurultay delegesi konuyla ilgili spekülatif konuşmalar yaptı. Sonra Bursa’da kurultayla alakalı bir dava açıldı. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımız dört veya beş defa Sayın Genel Başkanımız hakkında şaibeli kurultayın genel başkanı diye hitap etti. Ondan sonra önceki dönem genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu bir özel televizyonda bu konuyu dile getirdi, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Genel Başkanımızla ilgili şaibeli kurultayda seçilen genel başkan diye hitap ettiğini belirtti. Tabii ki bu parti tarihin bize emanet ettiği bir parti. Bu parti Türkiye’de hangi siyasi görüşe, hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun bu ülkenin vatandaşlarının yüzde 85’inin sevgisini kazanmış bir ulu çınarın kurmuş olduğu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş meydanlarında Türkiye’nin siyasi mektebi olacak diye kurmuş olduğu bir parti. Ben de bir Atatürk sevdalısı, bu ülkeyi seven biri olarak partimin üzerinde böyle bir şaibe kalsın istemedim. Varsa bir şaibe, şaibeyle ilgili insanların ayıklanması, yoksa da partimizi hiç kimsenin kirletmemesi gerektiğini düşündüm. Bu nedenle bu davayı açtım. Bugün bu dava sonuçlandı. Gerçekten de belki de Türk siyasi tarihinin en önemli davasıydı. Bu davadan sonra bence Türkiye’de siyasi anlamda, siyasi arınma anlamında birçok ilki yaşayacağız diye düşünüyorum. Ama özellikle Cumhuriyet Halk Partisi ailesi için gerek mevcut şu anki yönetimin yanında olan arkadaşlar, gerek geçmişte Sayın Genel Başkanımız Kemal Bey’in yanında olan insanlar olarak hiçbirimizin sevinmemesi, sevinç çığlıkları atmaması gerekir. Bugünden itibaren hepimizin çok daha büyük bir sorumlulukla Cumhuriyet Halk Partisi’ni tabana nasıl indiririz, geleceğe nasıl hazırlarız, Türkiye’nin sorunlarının üstesinden gelecek bir kadroyla nasıl dizayn ederiz ve umutsuzluk taşıyan toplumun umutlarını tekrardan nasıl yeşertiriz diye düşüneceği bir zaman" dedi. "TÜRK SİYASETİNE HAYIRLI OLSUN" Konuşmasının devamında ise Lütfü Savaş, şu ifadelere yer verdi: "Bu davayı açarken ben en çok Cumhuriyet Halk Partisinin tarihi misyonunu, hukuk anlayışını, demokrasi geleneğini, şeffaflık anlayışını düşündüm ve umut verebilir bir parti haline gelmesi için bu davanın çok önemli olduğunu düşünerek bu davayı açtım. Türk demokrasisine, Türk siyasi tarihine hayırlı olsun ama bugün Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bundan sonra siyasi partimiz içerisinde hizmet edecek, önemli kadrolarında bulunacak insanlarımızın gerçekten de sevineceği değil düşüneceği ve sorumluluk alacağı bir gün diyorum, tekrardan hepimize hayırlı olsun diyorum. Peki yarın itibarıyla parti içinde nasıl bir rol izlenecek? Ben şu anda Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye biri değilim. Biliyorsunuz ben bir tweetimden dolayı bu yönetim beni parti dışına itmişti. Geçmişte alınan bütün kararlar iptal edildiği için tabii ki gururla ben şu anda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkması gerekenlerden bir tanesiyim. Ama buradaki esas sorumluluk taşıyan kişi Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu. O nasıl bir planlama ve program yapacaksa tabii ki biz de onlara uymak ve daha güzel günler için yanında olmak zorundayız. Tabii slogan şu olmalı: Eski iyileri yeni iyilere taşımak, Türkiye’nin bütününü kucaklayacak bir politika oluşturmak lazım. Onun için de zemini iyi hazırlamak ve iyi bir organizasyonla tekrardan Türkiye’ye umut taşımak, umut aşılamak lazım. Teşekkür ederiz. Ben teşekkür ediyorum, hayırlı uğurlu olsun diyorum."

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik" Haber

MHP Lideri Bahçeli "Terörsüz Türkiye" için konuştu: "Zaman önemli bir eşik"

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulundu. Bahçeli, "Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, fesih edilmiş PKK'nın kurucu önderliği yerine, örgüt üzerinde etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci hakkında Türkgün gazetesine konuştu. Süreç hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli "Terörsüz Türkiye" hedefinin doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmekte olduğunu belirterek, "Bunu mümkün kılacak siyasi, hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' bu yönde önemli işlev görmüştür" dedi. Daha demokratik, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye'nin herkesin ortak arzusu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Terörsüz Türkiye böylesi bir anlayıştan hareketle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin stratejik kapısıdır ve Türkiye önemli bir eşiği aşarak terör belasından tamamen kurtulmak için kararlılıkla ve titizlikle faaliyet yürütmektedir" ifadelerini kullandı. ÖCALAN'A UYGUN STATÜ Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci için yeni önerilerde bulunarak, Öcalan'ın mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüye teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmaların daha sağlıklı yürütülmesini mümkün kılacaktır. ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir" ifadelerine yer verdi.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

Nilüfer'de demokrasi diyaloğu: Prof. Dr. Ahmet Özer konuk oldu Haber

Nilüfer'de demokrasi diyaloğu: Prof. Dr. Ahmet Özer konuk oldu

Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. BARIŞIN TEMELİ HUKUK VE ADALETTİR Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu Haber

Bursa Büyükşehir'de yeni başkan vekili Şahin Biba oldu

Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde, yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ndeki olağanüstü meclis toplantısı Huzurpark'taki Belediye Meclis Salonu'nda yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda, b fıkrası hükümleri gereğince belediye başkan vekilinin seçileceğini kaydetti. Toplantıda, başkan vekili seçimi için CHP Grubu aday çıkarmazken, AK Parti ve MHP Grubu ise AK Parti Grup Sözcüsü Şahin Biba'yı aday gösterdi. Ardından adaylar için gizli oylamaya geçildi. İLK OYLAMADA BİBA 61 OY ALDI. İlk tur oylamasında gereken üçte iki çoğunluğu sağlanamaması nedeniyle ikinci tura geçildi. İkinci turda da üçte iki çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle seçimde üçüncü tur yapıldı. Salt çoğunluğun arandığı üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba, Belediye Başkan Vekili seçildi. "BURSA'NIN İRADESİ SADECE BİR SÖYLEMDEN DEĞİL MECLİSTEKİ TEMSİL DAĞILIMINDAN DA OKUNUR" 61 oyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Başkan Vekili seçilen Şahin Biba seçim sonrası yaptığı konuşmada Bursa'nın iradesinin sadece bir söylemden ibaret olmadığını meclisteki temsil dağılımından da bu iradenin okunduğunu belirterek "hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum" dedi. "HERKESİ HUKUK İÇİNDE İŞLEYEN BU DEMOKRATİK SÜRECE VE MİLLETİN MECLİSE YANSIYAN TERCİHİNE SAYGI DUYMAYA DAVET EDİYORUM" Seçim sürecinde şahsına gösterilen güven destek ve teveccüh için başta Cumhur İttifakı olmak üzere destek veren tüm meclis üyelerine teşekkür eden Biba yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Demokrasi milletimizin temsil vasıtasıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir belediye meclis üyeleri Bursalıların temsilcisidir. İşte bugün meclisimizin aldığı bu kararda milletin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı'ndadır Bursa'nın iradesi sadece bir söylemden değil meclisteki temsil dağılımında da okunur. Herkesi hukuk içinde işleyen bu demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet ediyorum. Bursa sıradan bir şehir değildir. Bursa tarih demektir. Medeniyet demektir. Emanet demektir. Bursa ecdadın bize bıraktığı kutlu miras gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğunuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bu günü değil yarını da inşa edecektir. Değerli arkadaşlarım hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğunuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımız da görev unvan değil sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. İşte bu bilinçle hiçbir bahaneye sığmadan hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerjimizi ve gayretimizi Bursa'ya hizmete ayıracağız. Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek vardır. Bizim tek gündemimiz Bursa olacaktır. Tek önceliğimiz Bursalı hemşerilerimizin huzuru refah ve memnuniyeti olacaktır. Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen bir mesele varsa ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla selamlıyorum." Konuşmanın ardından guruptaki meclis üyeleri de Biba'yı tebrik ettiler.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.