SON DAKİKA
Hava Durumu

#Demokrasi

Söz Bursa - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’ Haber

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu'daki çatışmalara, İran'daki protestolardan Suriye'deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD'nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "DÜNYA KAOSUN PENÇESİNDE" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump'ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD'NİN SAVUNDUĞU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "GRÖNLAND ÇIKIŞI NATO'YU TARTIŞMALI HALE GETİRMİŞTİR" Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Grönland'ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "BUGÜNÜN DÜNYASINDA GERÇEK HASTA ADAM AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'DİR" Bahçeli, 19'uncu yüzyılda Osmanlı'ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm'in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İRAN'IN SİYASİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE İÇİN HAYAT MEMAT KONUSUDUR" İran'da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran'ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran'ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "UZANTILARININ DA AKIBETİ AYNI OLMALIDIR" Suriye'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG'yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "MAZLUM ABDİ İSİMLİ TERÖRİST SİYONİZM'İN YANDAŞIDIR" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye'yi uyarıyoruz' diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "GEREKİRSE ELİMİZİ DEĞİL GÖVDEMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMALIYIZ" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.

Osmangazi Kent Konseyi’nde bayrak değişimi Haber

Osmangazi Kent Konseyi’nde bayrak değişimi

Osmangazi Kent Konseyi’nde önümüzdeki 3 yıl görev yapacak olan başkan ve yönetimi 24. Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda belirlendi. 24. seçimli genel kurulda tek listeyle yeni başkan Sevim Sakallı olurken, Bursa’nın fethinin 700. Yıl çalışmaları içerisinde etkin rol almaları anlayışıyla yürütme kurulu 16 asil üyeden oluştu. Kongrenin hayırlı olmasını dileyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Sevim Sakallı ablamız, bir kadın olarak da kendi yürütme kurulu ekibiyle de mücadeleye, Osmangazi, Bursa’mız için üretmeye devam edecek. Biz de elimizden ne katkı geliyorsa yine destek olacağız.” şeklinde konuştu. Halkın hem yönetim hem de denetim mekanizmalarında yer alması ve katılımcı demokrasi anlayışını yaygınlaştırmayı hedefleyen Osmangazi Kent Konseyi’nde 24. Seçimli Genel Kurul Toplantısı heyecanı yaşandı. Ördekli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, belediye başkan yardımcıları, muhtarlar, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan genel kurulun divan başkanlığını Cemile Boncuk yaptı. 175 delegeden 98’inin katılımıyla gerçekleşen genel kurulda, mevcut başkan Fatma Çil Yılmaz, görevini Sevim Sakallı’ya devretti. “Olağanüstü Bir Çaba Sarf Etti” Genel kurulda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, önceki dönem Osmangazi Kent Konseyi Başkanlığı’nı yapan Fatma Çil Yılmaz’a, bu zamana kadar yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederek, “Bizim 31 Mart seçimlerinde de belediye meclis üyesi adayımızdı, sırası seçilmesi zor bir yerde olmasına rağmen sanki birinci sıradaymış gibi çalıştı. Gerçekten o süreçte olağanüstü bir çaba sarf etti ve benim seçilip seçilmemem önemli değil, önemli olan seçimi kazanmak dedi. Emek gösterdi, gayret gösterdi, ondan dolayı kendisine teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullanırken, önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini belirtti. “Elimizden Ne Katkı Geliyorsa Yine Destek Olacağız” Genel kurul seçimlerinin bir bayrak yarışı olduğuna değinen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi Kent Konseyi’ne ellerinden gelen desteği sunacaklarına işaret ederek şunları kaydetti; “Buradaki hizmetler genel kuruldan sonra da devam edecek. İnşallah orada da Sevim Sakallı ablamız, bir kadın olarak da kendi yürütme kurulu ekibiyle de mücadeleye, Osmangazi, Bursa’mız için üretmeye devam edecek. Biz de elimizden ne destek geliyorsa, ne katkı geliyorsa yine destek olacağız. Çünkü Kent Konseyleri, yasayla kurulmuş ancak belli destekler olmadığında da yeteri kadar hizmet üretemeyen yerler. Önemi büyük ancak gerekli hassasiyet gösterilmemiş dezavantajlı gruplar, gündeme gelmemiş konular, çözülememiş, ihmal edilmiş olaylar oluyor, onlar bu konuda hem daha hassas hem daha yetkin oluyorlar. Birlikte koordine ile bu konulara da parmak basmış ve çözüm üretmiş olmayı hedefliyoruz. Bir kez daha kendilerine, yürütme kuruluna, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bundan sonra görevli olacak başkana, yürütme kuruluna her birine başarılar diliyorum. Kongremiz hayırlı uğurlu olsun.” “Kentinin Misafiri Değil Sahibi Olan İnsanlara İhtiyacımız Var” Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy da yaptığı konuşmada, “Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın söyledi, konseylerin başarılı çalışmalar üretebilmesi için gerçekten hemşehrilik bilincinin, kent hukukunun korunması için gereken çalışmaları yapabilmesi için belediye başkanlığının desteği gerçekten çok önemli. Uyumlu çalışmak önemli, daha önemlisi de kentinin, ilçesinin misafiri değil sahibi olan insanlara ihtiyacımız var. Onların gönüllü katılmaları, bizleri zenginleştirmeleri, bizleri projeleriyle, katkılarıyla güçlendirmeleri gerekir.” değerlendirmelerinde bulundu. “Şehrimizi Daha Yaşanabilir Hale Getirmek İçin Elimizden Geleni Yapmaya Devam Edeceğiz” Osmangazi Kent Konseyi Başkanı olarak ilk konuşmasını yapan Sevim Sakallı da, kendisini bu göreve layık gören herkese teşekkür etti. Osmangazi Kent Konseyi olarak şehrin kalkınmasına katkıda bulunmak, sorunlarına çözüm üretmek ve halkın refahını artırmak için çalışacaklarının altını çizen Başkan Sakallı, “Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın, ilçemiz adına ortaya koyduğu sosyal belediyecilik vizyonuna uygun olarak Kent Konseyi’miz ile projeler geliştirdi ve etkinlikler düzenledi. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz projeler, düzenlediğimiz etkinlikler ve başlattığımız çalışmalarla şehrimize değer kattık. Daha fazlasını yapmaya kararlıyız. Kent Konseyi olarak vatandaşlarımızın sesini duyurmak, onların ihtiyaçlarına cevap vermek ve şehrimizi daha yaşanabilir bir hale getirmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.” diyerek, hayata geçirmeyi planladıkları projelerle hep birlikte başarılı olacaklarına inandıklarını söyledi. Osmangazi Kent Konseyi’nde başkanlığı devreden Fatma Çil Yılmaz ise, görevinin onurunu ve gururunu her zaman yaşadığını dile getirerek, “Eminim Osmangazi ve Bursa’mız için daha güzel şeyler yapmaya, hep beraber üretmeye devam edeceğiz.” sözlerini kaydetti ve yeni başkan Sevim Sakallı ve yürütme kuruluna başarılar diledi. Osmangazi Kent Konseyi’nde 24. Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nın ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve önceki dönem başkanı Fatma Çil Yılmaz’a çiçek takdiminde bulunurken, Osmangazi Kent Konseyi’nde dönemini tamamlayan yürütme kurulu üyelerine de teşekkür plaketi sundu. Başkan: Sevim Sakallı Yürütme Asil Liste: Fahrettin Tüccaroğlu Fehmi Yıldız İlker Özaslan Aykut Kurar Adnan Örnek Mehmet Ali Ekmekçi Osman Bozkurt Av. Sibel Özbudak Samet Başak Berkun Çiftliklioğlu Canan Başyiğit Teper Arzu Esendemirci Ataman İsmail Kılık Zeynep Yıldırım Ali Ümran Bolakan Sinan Kaya Yürütme Yedek Liste: Hatice Gündüz Fevzinur Dündar Cem Gençoğlu Fahrettin Beceren Mehmet Özkul İbrahim Yıldırım Erdoğan Mısırlı Orhan Çile Burak Çınar Emine Erdur

CHP Nilüfer’de Mahalle temsilcileri mazbatalarını aldı Haber

CHP Nilüfer’de Mahalle temsilcileri mazbatalarını aldı

Cumhuriyet Halk Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Mahalle Temsilcileri Mazbata Töreni, yoğun katılım ve güçlü bir birliktelik mesajıyla gerçekleştirildi. Demokratik bir süreçle seçimle belirlenen mahalle temsilcileri, düzenlenen törenle mazbatalarını teslim alarak görevlerine resmen başladı. Törene; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanvekili Hamiyet Baysal Arıkarsalan, Yıldırım İlçe Başkanı Av. Ahmet Keskin, Orhangazi İlçe Başkanı Berna İl, Keles İlçe Başkanı Cevat Acar, CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, CHP Nilüfer İlçe Kadın Kolları Başkanı Şebnem Köroğlu, CHP Nilüfer İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yiğit Yalçınsoy, mahalle temsilcilerimiz, belediye meclis üyelerimiz, muhtarlarımız ve partililerimiz katıldı. NİLÜFER, KATILIMCI DEMOKRASİNİN GÜÇLÜ BİR ÖRNEĞİ Bursa’da ilçeler arasında mahalle temsilcilerinin seçimle belirlendiği tek ilçe olan Nilüfer, katılımcı demokrasi ve tabandan örgütlenme anlayışıyla dikkat çekmeye devam ediyor. CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı, mahalle temsilciliklerini yalnızca örgütsel bir yapı olarak değil, seçmenle birebir temas kuran, mahallenin sorunlarını yerinde tespit eden ve çözüm süreçlerine katkı sunan temel bir yapı taşı olarak görüyor. Törende yapılan konuşmalarda; görev süresini tamamlayan mahalle temsilcilerimize bugüne kadar verdikleri emek ve katkılar için teşekkür edilirken, yeni görev alan temsilcilerimize başarı dilekleri iletildi. Görevi devreden ve görevi devralan temsilcilerin aynı salonda, aynı dayanışma duygusuyla buluşması, örgüt içi birlik ve sürekliliğin önemli bir göstergesi oldu. “MAHALLE TEMSİLCİLERİMİZ SAHADAKİ EN GÜÇLÜ BAĞIMIZDIR” CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede mahalle temsilcilerinin örgüt açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Mahalle temsilcilerimiz; partimizin sahadaki gözü, kulağı ve vicdanıdır. Seçmene dokunan, mahalledeki sorunları yerinde dinleyen ve çözümü birlikte üreten bu yapı, Nilüfer’deki örgütsel gücümüzün ve başarımızın temel taşlarından biridir. Bu anlayışı büyüterek sürdüreceğiz.” Mazbata töreni, dayanışma, ortak akıl ve birlikte mücadele vurgusuyla sona erdi.

Nihat Yeşiltaş 2025’i sert eleştirdi: "Adalet olmadan ekonomi düzelmez!" Haber

Nihat Yeşiltaş 2025’i sert eleştirdi: "Adalet olmadan ekonomi düzelmez!"

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan yeni yıl mesajı: Karanlık dönemi birlikte aşacağız Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 2026 yılına girerken yayımladığı mesajında, 2025 yılının Türkiye açısından adaletin, demokrasinin ve özgürlüklerin ciddi biçimde tahrip edildiği bir yıl olarak geride kaldığını söyleyerek 2026’da mücadelenin daha da yoğunlaşacağına dikkat çekti. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, yeni yıl mesajında, geride kalan yılın, halkın geleceğini karartmayı göze alan bir azınlık iktidarının yarattığı ağır bir tabloyla anıldığını belirterek zorlu bir yılı geride bıraktıklarını söyledi. Yeşiltaş, 2025’in, adaletin ayaklar altına alındığı, demokrasinin zayıflatıldığı ve ekonomik krizin derinleştiği bir yıl olduğunu ifade etti. Yeşiltaş’ın mesajı şu şekilde: “Sevgili Bursalılar, Değerli yol arkadaşlarım, Kıymetli örgütüm, hep birlikte zorlu bir yılı geride bırakıyoruz. 2025 yılı, kendi geleceğini kurtarmak için, halkın geleceğini karartmakta hiçbir sorun görmeyen bir azınlık iktidarı yüzünden; adaletin, demokrasinin ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı, ekonomik krizin derinleştiği bir yıl oldu. Seçilmişlerin yargı yoluyla susturulmaya çalışıldığı, siyasi rekabetin adil zeminden uzaklaştırıldığı bir seneyi geride bırakıyoruz. Tek suçu bir sonraki seçimi kazanacak olmak olan Cumhurbaşkanı Adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun, yol arkadaşlarımızın, milletvekillerinin, siyasetçilerin, bürokratların ve gazetecilerin içeride esir tutulduğu, partimize yönelik tehditlerin her geçen gün arttığı bir dönemden geçtik, geçmeye devam ediyoruz. Uygulanan yanlış ekonomi politikası yüzünden 2025 yılında eşi benzeri görülmemiş bir servet transferi gerçekleşti. Emekçi halkımız her geçen gün daha da yoksullaştı, bir avuç azınlık ise servetine servet kattı. Kadın cinayetleri durmadı, çocuklarımız MESEM’lerde can verdi, gençler umudunu yurtdışında aramaya devam etti... Sevgili Bursalılar, değerli mücadele arkadaşlarım, Ancak yeni yıla girerken sizlere tüm inancımla şunu söylüyorum: Bu tablo kaderimiz değil. Hiç merak etmeyin, 2026 yılı; ülkemizi her alanda ayağa kaldırma irademizin daha da güçlendiği bir yıl olacak. Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımız bugün zindanlarda esir olabilir. Ama temsil ettikleri halkçı, kamucu ve demokratik irade esir değildir. O irade Bursa’nın ve Türkiye’nin dört bir yanındadır. Bizler yeni yılda, örgütümüzle ve halkımızla birlikte işte bu iradeye sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Adalet olmadan ekonomi düzelmez. Demokrasi olmadan refah gelmez. Üretmeyen, ürettiğini adil paylaşmayan bir sistem ayakta kalamaz. Bizim anlayışımızda, üreten kazanır, çalışan korunur, emekli ve işçi açlığa mahkûm edilmez, çiftçi toprağında, esnaf dükkânında ayakta kalır, vergide adalet olur, kamu kaynakları yandaşa değil halka harcanır, hiçbir kadın kendini tehlikede hissetmez, gençler geleceğini bu ülkede kurar, özgürce dolaşır, özgürce düşünür, özgürce konuşur. Ülkemizde ve Bursa’mızda verdiğimiz mücadele tam olarak bunun içindir. 2026 yılı işte bu mücadelenin daha da yoğunlaştığı bir yıl olacak. Bizler her kesimden insanımızın taleplerine kulak vererek; özgür, adil ve daha güçlü bir toplum kurma yolunda önemli adımlar atacağız. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hep birlikte, bu karanlık dönemi aşıp demokrasiyi ve adaleti yeniden getirecek ve hak ettiğimiz o güzel geleceğe hep birlikte ulaşacağız. Bu inançla, başta Bursalı hemşerilerim ve yol arkadaşlarım olmak üzere, sesimin ulaştığı tüm yurttaşlarımın yeni yılını yürekten kutluyorum. Nice umut dolu yıllara…”

BAL-GÖÇ’te değişim rüzgarı: Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca adaylığını sert sözlerle açıkladı! Haber

BAL-GÖÇ’te değişim rüzgarı: Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca adaylığını sert sözlerle açıkladı!

BAL-GÖÇ Derneği’nin kurucuları Ali Osman Cesur ve Zülkef Yeşilbahçe, şube başkanları, yöre dernek başkanları, eski dönem yöneticileri ve üyelerin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, 20. Genel Kurul'da BAL-GÖÇ Yönetim Kurulu Başkanlığı’na adaylığını açıkladı. Ağca, adaylık sürecini sert bir dille eleştirerek, camiadaki mevcut durumu ağır şekilde eleştirdi. “BU DERNEK KİMİN TARAFINDAN YÖNETİLİYOR?” Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, 1989 yılında zorunlu göçle Türkiye’ye gelen ve Bulgar zulmünü çocuk yaşta yaşamış bir Balkan Türkü olarak, adaylığını açıklarken şu sert ifadeleri kullandı: “BAL-GÖÇ yalnızca bir dernek değil; kimliğini, onurunu ve varlığını korumak için bedel ödemiş Balkan Türklerinin ortak hafızasıdır. Bugün BAL-GÖÇ’ün geldiği nokta, kişisel değil, tarihsel bir sorumlulukla ele alınması gereken bir durumdur.” Ağca, derneğin son yıllarda ciddi bir iç kopuş yaşadığını ve aidiyet duygusunun zedelendiğini söyledi: “15 bin üyesi olan bir derneğin genel kuruluna 2 bin civarında üyenin katılması, camiadaki ciddi bir kopuşu gösteriyor. Bu tablo, üyelerle bağın tamamen zayıfladığını ve derneğin birleştirici gücünü kaybettiğini açıkça ortaya koyuyor.” “İYİ NİYETLE BAŞLADIK, AMA ŞU ANDA DEMOKRASİ ÇALIŞMAYAN BİR SÜREÇ VAR” Ağca, üyelerin oy hakkının gasp edildiği, demokratik süreçlerin yok sayıldığı bir kongre süreci yaşandığını belirterek, "Aidatını ödeyen üyeler, hazirun listelerine alınmıyor. Hazirun listeleri dahi paylaşılmıyor ve kongre tarihleri, üyelerin iradesini sınırlamak amacıyla sıkıştırılıyor. Bu, BAL-GÖÇ’ün nasıl ve kimler tarafından yönetildiğini açıkça gösteriyor!" ifadelerini kullandı. “BU DAVA KİŞİSEL BİR İKTİDAR MESELESİ DEĞİLDİR” Ağca, başkanlığa seçilmesi durumunda, dernekteki antidemokratik uygulamalara son vereceklerini ve şeffaf bir yönetim anlayışı getireceklerini vurguladı: “Genel kurullarda oy kullanma şartı olarak uygulanan aidat zorunluluğunu kaldıracağız. Şeffaf, hesap verebilir ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz. Gençleri, kadınları ve çocukları merkeze alan projelerle BAL-GÖÇ’ü hepimizin derneği haline getireceğiz." Ağca, aynı zamanda, genel başkanlık görevini en fazla iki dönemle sınırlayacak bir tüzük değişikliğini de gündeme alacaklarını duyurdu. "Bu dava, kişisel bir iktidar meselesi değildir. Bu dava, BAL-GÖÇ’ü birlikte hak ettiği yere taşıma davasıdır" diyerek camianın birleşmesi için çağrıda bulundu. “KORKUNÇ İFTİRALARLA YILMAYACAĞIZ” Ağca, kendisine yönelik iftira ve karalama kampanyalarının olduğunu, ancak bunların hiçbir şekilde yolundan döndüremeyeceğini belirterek, “Bizler Bulgar zulmünü ve asimilasyonu bizzat yaşamış bir kuşağız. Kalaşnikofların gölgesinde yürüdük, kimliğimizi inkâr etmeyi reddettik. Bu nedenle, ne korkakça oyunlarla, ne iftiralarla, ne de baskılarla yılmayız” dedi. “BAL-GÖÇ’Ü YERİNE GETİRMEK İÇİN EL BİRLEŞTİRECEĞİZ” Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, “Camiamız çöple samanı birbirinden ayırabilen bir camiadır. Ve ben inanıyorum ki, bu dakikadan itibaren BAL-GÖÇ, kendi içinde çöpleri barındırmayacaktır” diyerek, camianın birleşmesi gerektiğini ve birlikte güçlü bir BAL-GÖÇ yaratacaklarını ifade etti. PROF. DR. FAHRİYE VATANSEVER AĞCA KİMDİR? Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, 1989 yılında Bulgaristan'dan Türkiye’ye göç eden bir Balkan Türküdür. Kardiyoloji uzmanı olan Ağca, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde profesör olarak görev yapmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.

Özgür Özel rakam vererek konuştu: İşte CHP İktidarında asgari ücret ve emekli maaşının olacağı seviye Haber

Özgür Özel rakam vererek konuştu: İşte CHP İktidarında asgari ücret ve emekli maaşının olacağı seviye

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulumuzun temel gündemi, 2018 yılından bu yana kronikleşmiş olan ekonomik ve sosyal kriz olacaktır, hiç şüphe yok" dedi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu'nun ilk toplantısı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin gölge bakanlardan oluştuğunu hatırlatarak, "Politika kurullarımız 5 ila 7 kişilik heyetlerle birlikte çalışacaklar ve onlar da kendi altlarında sahadan kendi deneyimleriyle, kendi ilişkileriyle ve partinin insan kaynakları havuzuyla tam bir koordinasyon içinde adeta iktidara yürüyen bir yönetim ordusu olarak faaliyet gösterecekler. Bundan sonra Parti Meclisimizin, Merkez Yönetim Kurulumuzun ve Meclis Grubumuzun yanında Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'ndeki Yürütme Kurulumuz da var. Bu üç kurulumuzla eş güdümlü, uyumlu bir şekilde vatandaşlarımıza kronikleşmiş ve çok iyi bildiğimiz, onların da yaşayarak bildikleri sorunlarını söylemenin ötesinde çözüm önerilerini söyleyecekler" ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANLIĞI ADAY OFİSİMİZİN TEMEL GÜNDEMİ, EKONOMİK VE SOSYAL KRİZDİR" Ofisi gündemine ve yapılacak çalışmalara ilişkin bilgi veren Özel, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulumuzun temel gündemi, 2018 yılından bu yana kronikleşmiş olan ekonomik ve sosyal kriz olacaktır, hiç şüphe yok. Elbette adalet kriziyle, elbette Türkiye'de milli eğitimdeki, Türkiye'de iç işlerindeki, dış politikadaki krizlerde mücadele edeceğiz. Ama bu konularda çok yetkin isimler, çok önemli hazırlıklarını kamuoyuyla, sizlerle paylaşacaklar. Ama vatandaşın 'benim barınma sorunum ne olacak, benim geçinme sorunum ne olacak, benim ısınma sorunum ne olacak, evladımın okulu ne olacak, okula aç gidip aç gelen evladım ne olacak' sorularına Cumhuriyet Halk Partisi'nin bundan sonra tamamen hedefe kilitlenmiş bir şekilde getireceği çözüm önerilerini bizlerden dinleyeceksiniz. Israrla, özenle üstünde durmak isterim ki; attığımız her adamın tek bir amacı var. Güven bekleyen, sarılacak bir dost bekleyen milletimizin, bize göstermek istediği güvene layık olmak" şeklinde konuştu. "BİR KUSUR VARSA BİZDEYDİ" Özel, rövanşist bir tutum içerisinde olmayacaklarını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "CHP'nin iktidarından zalimler korksun. Biz CHP olarak rövanş almaya, kavga yapmaya, bu iktidarı seçenlerden hesap falan sormaya gelmiyoruz. Bir kusur varsa bizdeydi. Biz kendimizi iyi anlatamadık, biz doğru kadrolarımızı, doğru programımızı, doğru önerilerimizi milletimize doğru arz edemedik. Bugüne kadar yetkiyi alamadık. Ama girdiğimiz değişim kurultayından sonra, girdiğimiz ilk yerel seçimde kadınlarıyla, gençleriyle, ölçme değerlendirmeyle, en doğru adaylarıyla, en doğru projeleriyle milletimizin karşısına çıkınca bu millet bizi hemen dört ay sonra birinci parti yaptı ve görev verdi. O günden beri de arı gibi gayretimizle, namusumuzla, emeğimizle çalışıyoruz. Millet hak edeni de haksızlık yapanı da görüyor. Millet mağduru da zulmedeni de görüyor. Millet dünün mağdurunun bugünün zalimi olduğunu, kendisine yapılanı yapılmayanı, misliyle fazlasını millet görüyor takdir ediyor. O açıdan umudumuz yüksek, moralimiz yerindedir." "SON KÜRT 'SORUNUM KALMADI' DİYENE KADAR KÜRT SORUNUNU TANIMAYI TAAHHÜT EDİYORUZ" Özel, vaatlerinden bahsederek şu ifadeleri kullandı: "Eşit yurttaşlığı, 'vazgeçilmezimiz' olarak tarif ediyor; cemevlerinin ibadethane olmasını; bu ülkede birilerinin eşit, birilerinin daha az eşit sayıldığı düzenin son bulmasını; son Kürt 'sorunum kalmadı' diyene kadar Kürt sorununu tanımayı, son Alevi 'eşit hissetmiyorum' demeyene kadar Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini görmeyi ve yerine getirmeyi taahhüt ediyoruz. Kadınların arkasından devletin güvencesini çeken bir gece yarısı haksız operasyonuna karşı İstanbul Sözleşmesi'ni tekrar hayata geçirmeyi taahhüt ediyoruz. Demokrasi, adalet ve barış bize refahı getirecek. Sendika ve grev hakkının önündeki tüm engellerin kaldırılması, memurların toplu sözleşmeyle ve grev haklarıyla birlikte güçlendikleri, polisin de sendikasının olabildiği, kamuda mülakatın kaldırıldığı, ilk elden 100 bin öğretmenin atamasıyla sözleşmeli öğretmenlik sisteminin bitirildiği bir milli eğitim politikasını taahhüt ediyoruz. Asgari ücretin istisna olduğu, komisyonun yapısının işçi lehine değiştirildiği, asgari ücretin açlık sınırının altında asla kalmadığı, ilk bir yıl alınan ve kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücret olduğu, asla temel ücrete evrilmediği bir düzeni öneriyor ve emekli maaşlarının da asgari ücret seviyesine çıkarılmasını taahhüt ediyoruz. Bu sene için asgari ücret önerimiz 39 bin lira, en düşük emekli maaşı önerimiz de 39 bin liradır. Çiftçi ÖTV ve KDV'siz mazotla 55 liraya değil, 33 liraya tarımda mazot kullanacak. Ayrıca milli gelirin yüzde 1'i olarak tarif edilmiş olan tarım desteklerinin beşte bir noktasında, binde iki noktasında yapıldığını hatırlatıp, bunu ilk bütçemizde düzeltmeyi taahhüt ediyoruz. Gençleri okutup işsiz bırakan sisteme son vermeyi, Avrupa'nın hatta dünyanın okuyanların, bir üniversiteden mezun olanların olmayanlara göre daha zor iş bulduğu bir kabus ülke olmaktan ülkeyi çıkaracağız. Gençler sınav peşinde koşmaktan yorulmayacaklar. YÖK kalkacak, üniversiteler bağımsız olacak."

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti Haber

Siyasette kritik zirve: DEM Parti Heyeti CHP Lideri Özgür Özel’i ziyaret etti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. CHP Genel Merkezi'nde gerçekleşen ziyaret bir buçuk saat sürdü. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi komisyonunda bugüne kadar yaşanan süreç ve bundan sonrasına ilişkin görüş alışverişlerinde bulunduklarını belirtti. Özel, "Leyla Zana'ya yönelik geçtiğimiz hafta yaşanan ve kabul edilemez gelişmeleri, ki ben kendisini arayarak da bu duygularımı ifade etmek istemiştim ancak o günlerde bizim de içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreçten dolayı bir telefon irtibatı sağlayamadık. Ama bu konudaki iyi dileklerimizi, duyduğumuz üzüntüyü ve olaya yönelik kınama ifadelerimizi içeride ifade ettim" dedi. Özel, Leyla Zana'yı hedef alan anlayışın bu topraklara yakışmadığını aktararak, "Bir kadını, bir anneyi hedef alan böyle bir anlayış bu topraklara yakışmaz. Bu toprakların üzerinde, Anadolu'da böyle bir şeyin yapılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz. İnancımıza da kültürümüze de aykırıdır. Hele hele bir siyasetçiye ülkedeki gelişen siyasi olaylar üzerinden, stadyumları bu anlamda kullanmaya çalışan bir anlayışa hiçbirimizin kapı aralamasının mümkün olmadığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "TÜRK'ÜN DE KÜRT'ÜN DE EVLADININ GELECEĞİNDEN ENDİŞE DUYMADIĞI YARINLARI UMUT EDİYORUZ" Özel, hedeflerinin hem Türkiye'de hem Suriye'de barış ve kardeşliğin hakim olmasını ümit ettiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün saat 16.00'da siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan beş kişilik heyet, komisyonun rapor yazım sürecini ve bu süreçte nasıl bir çalışma prensibi ve takvimi içinde yer alacaklarını görüşmek üzere toplanacak. Partimizi de orada yine Grup Başkan Vekilimiz Murat Emir temsil edecek. Komisyonun rapor yazım aşamasını hızlı bir şekilde ilerletmesini, partilerin ortaklaştığı yaklaşımlar üzerinden hep birlikte ve herkesin kabul edebileceği, onaylayabileceği, Türkiye'nin hem terörsüz Türkiye hedefini, hem demokratik Türkiye hedefini birlikte hayata geçirebilecek birbirinin peşinde değil ama iç içe böyle bir süreci gerçekleştirebilecek, bu topraklar üzerinde gözyaşlarının durmasını ve kardeşliğin, barışın hakim olmasını sağlayacak, Türkiye'nin yarınlarına barış içinde el ele, omuz omuza, Türk'ün de Kürt'ün de evladının geleceğinden endişe duymadığı, en iyi eğitimi alabileceği, hep birlikte hızla kalkınacağımız ve adil bir şekilde bölüşebileceğimiz yarınları umut ediyoruz. Hem Türkiye'de, hem Suriye'de Türkler için de Kürtler için de Dürziler için de Aleviler için de Türkmenler için de anayasal, demokratik ve barış içinde iki devlet ümit ediyoruz. Bunun hem Türkiye'ye, hem Suriye'ye, hem Türklere, hem Kürtlere, hem de bütün Orta Doğu'ya ve insanlığa iyi geleceğini ümit ediyorum." "BU KADAR TARİHİ BİR DÖNEMEÇTE CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN GERÇEKTEN YAPICI ROLÜNE BÜYÜK BİR ÖNEM VERİYORUZ" DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ise, "Çok önemli ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimizin altını önemli çizmek isterim. Sürecin geldiği aşamaları detaylı bir şekilde tartıştık ve konuştuk. Bu kadar tarihi bir dönemeçte Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten yapıcı rolüne büyük bir önem veriyoruz. Bu yüzden bugün buradayız. Çünkü Kürt sorunu siyaset üstü bir meseledir ve bu meseleyi çözmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur diye ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "KAYGILARI, ELEŞTİRİLERİ, İTİRAZLARI KARŞILIKLI BİRBİRİMİZLE PAYLAŞTIK" DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar da, sürecin çok boyutlu ve zorlu olduğunu anlatarak, "Farklı yaklaşımlar, karşılıklı eleştiriler süreç içinde ortaya çıkabilir. Fakat bu süreçlerin ruhunun münazara değil, müzakere olduğunu bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Kaygıları, eleştirileri, itirazları karşılıklı birbirimizle paylaştık ama bir konuda da mutabıkız. Süreç müzakereyle, diyalogla karşılıklı görüşmelerle yürüyecektir. Bu konuda da siyasal mutabakat ve toplumsal uzlaşma hayati önemdedir. Bir kez daha gördük ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte bu rolü olumlu bir şekilde oynamaya devam edecek iradeyi gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel’den Brüksel’de liderlere sitem: “Bu kabul edilebilir değil!” Haber

Özgür Özel’den Brüksel’de liderlere sitem: “Bu kabul edilebilir değil!”

CHP lideri Özgür Özel, Brüksel'de gerçekleştirilen Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, bazı Avrupa liderlerine sitem ederek, "Antonio Costa kişisel olarak saygı duyduğum ve hayranlık duyduğum birisi. Bugün çiftçilerle dayanışması önemli ama bu kadar önemli bir gündemde sadece açılış konuşmasını yapıp ayrılması ve bizim baş başa bir 5 dakika bile kendisiyle görüşme imkanı bulamamamız kabul edilebilir değil" dedi. CHP lideri Özgür Özel, Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirilen Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'na katıldı. Özgür Özel bazı Avrupa liderlerine sitem ederek başladığı konuşmasında, "Antonio Costa kişisel olarak saygı duyduğum ve hayranlık duyduğum birisi. Bugün çiftçilerle dayanışması önemli ama bu kadar önemli bir gündemde sadece açılış konuşmasını yapıp ayrılması ve bizim baş başa bir 5 dakika bile kendisiyle görüşme imkanı bulamamamız kabul edilebilir değil. Her toplantıda değerli başbakanlar, değerli bakanlar kendi konuşmalarını yaptıktan sonra hızla salonu terk ediyorlar. Ve biz kendi kendimize birbirimize hak vermeye devam ediyoruz" dedi. "Edi Rama ile Erdoğan'ın yakın ilişkileri çok kıymetli olabilir ama önemli olan Arnavutluk'la Türkiye'nin yakın ilişkileri" Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile yaptığı konuşmayı aktaran Özgür Özel, "Biraz Edi Rama'ya söyledim, ilk seçimde iktidar olacağız. Edi Rama ile Erdoğan'ın yakın ilişkileri çok kıymetli olabilir ama önemli olan Arnavutluk'la Türkiye'nin yakın ilişkileri. Bunu kişisel ilişkilerden kurumsal ilişkilere dökmek lazım. Bir de bunun üzerinde ayrıca bizim kardeş partiler olduğumuz gerçekliği var. İngiliz İşçi Partisi bugün Erdoğan'la, Erdoğan'ın beklediğinin üzerinde bir dayanışma gösteriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu konuda her platformda bu tepkimi dile getiriyorum, dile getirmeye de devam edeceğim. Otoriterlerin oluşturduğu sorunları otoriterlerle çözemezsiniz. Erdoğan'ın veya bir başka otoriter liderin size vadettiği şey istikrar değildir. Bir ülkede demokrasi varsa o demokrasi size istikrarlı iyi ilişkiler vadedebilir. Ülkede demokrasi yoksa, ülkede otokrasi varsa o size şimdilik çıkar ilişkisi vadeder ama ilerleyen sürede yeni bir istikrarsızlığın kapısını arar" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.