SON DAKİKA
Hava Durumu

#Devlet Bahçeli

Söz Bursa - Devlet Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devlet Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı Haber

Özel ve Arıkan’dan ortak mesaj: Vatandaş erken seçimde ısrarcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel'i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart'tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan'a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye'de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "BAHÇELİ, EN DİPTEYKEN ÜLKEYİ ERKEN SEÇİME GÖTÜRDÜ" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "KLASİK ANAYASAYA AYKIRILIK BAŞVURULARINDAN FARKLI" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi'ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi'nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis'in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "VATANDAŞLARIMIZ ERKEN SEÇİM NOKTASINDA ÇOK ISRARCILAR" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye'nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli" Haber

Bahçeli’den Suriye mesajı: "Gelişmeler Türkiye için müspet, SDG tamamen temizlenmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, özel bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu. Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından gelişmeler olumludur. Suriye’de şimdiye kadar olanlar Türkiye için müspet. SDG/YPG Suriye’den tamamen sökülüp atılmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geleceği açısından güvenliğin temel bir öncelik olduğuna dikkati çeken Bahçeli, barış ortamının sağlanmasının ekonomik gelişmeye de katkı sunacağını belirtti. Bahçeli, "Milletimizin huzuru ve devletimizin güçlenmesi için teröre ayrılan kaynakların refah ve yatırıma yönelmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. DEM Partili vekillerle tokalaşması hakkında gelen soruya cevap veren Bahçeli, şunları kaydetti: "DEM Parti ile tokalaşmama dair pek çok yorum yapıldı. O tokalaşma anlıktı. Cumhurbaşkanımız konuşmasını yaptıktan sonra şöyle bir Genel Kurul salonuna baktım. Bizim milletvekili arkadaşlarımız ve AK Partililer alkışlıyordu ancak muhalefet sadece bakıyordu. O esnada Türkiye için bir adım gerekiyordu. Gidip DEM Partililer ile tokalaştım. Aralarında yakınını kaybeden bir vekil de vardı, kendisine başsağlığı diledim. Şaşırdılar."

Bahçeli'den bayrak indirme provokasyonuna tepki! Haber

Bahçeli'den bayrak indirme provokasyonuna tepki!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mardin’in Nusaybin ilçesi sınırında Türk bayrağına yönelik saldırıya sert tepki göstererek, olayın bir provokasyon ve istihbarat operasyonu olduğunu belirtti. Bayrağa yönelik mütecaviz eylemin faillerinin ve bağlantılarının açığa çıkarılarak en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Grup toplantısını Nusaybin’de yapan DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eşbaşkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mardin’in Nusaybin ilçesi sınırında Türk bayrağına gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" hedefleri doğrultusunda atılan adımlar hız kazandıkça husumet ve şiddet cephesinin provokasyonlarının tehlikeli boyutlara ulaştığını kaydetti. Terörizmi ve terör örgütlerini politik ve stratejik araç olarak kullanan muhasım mihrakların Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrar arayışlarından rahatsız olduğunu ifade eden Bahçeli, Anadolu coğrafyası ile Orta Doğu ve Afrika’da kaos ve kriz ortamını derinleştirmeyi amaçlayan karanlık bir aklın devrede olduğunu vurguladı. "DEM PARTİ’NİN TÜRK BAYRAĞININ İNDİRİLMESİNDEN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU OLDUKLARI AÇIKTIR" Bahçeli, Nusaybin’de geçişe kapalı sınır kapısının zorlanması sırasında Türk bayrağına yönelik saldırının bugüne kadar yaşanan provokasyonların en ağırı olduğunu belirterek, "Terörizmi ve terör örgütlerinin hain emellerini politik ve stratejik vasıta olarak kullanan, bu doğrultuda kumanda eden, aralarında tanıdık bazı ülkelerin de yer aldığı muhtelif ve muhasım mihraklar hem Türkiye’nin hem de bölge devletlerinin güvenlik ve istikrar arayışlarından ileri düzeyde rahatsızlardır. Anadolu coğrafyası ile Ortadoğu ve Afrika üzerinde zulüm senaryoları refakatinde hegemonya mücadelesi yürüten, bundan mülhem devlet altı örgüt, grup, oluşum ve bölücü terör odaklarını besleyip kışkırtan karanlık bir akıl, kaos ve kriz girdabının sürekli genişlemesini projelendirmektedir. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin icra ve ikmaliyle anılan zalim projenin yırtılıp atılacağı, nifak ve fesat üreten zehirli kaynakların kurutulacağı ortadadır. Mardin’in Nusaybin ilçesinde geçişe kapalı sınır kapısını zorlaya zorlaya açmaya ve buradan da geçmeye kalkışan bölücü örgüt yandaşlarının Türk bayrağına yönelik mütecaviz saldırısı, bugüne kadar yaşanan provokasyonların en ağırı olarak karşımızdadır. Grup toplantısını Nusaybin’de yapan DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eşbaşkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır. Özellikle DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın dikkat, ciddiyet, fehamet, nezaket, mehabet, mensubiyet, mesuliyet, kemaliyet, akli ve vicdani duyarlılık taşımayan gafil konuşmasının mahut tahrik ortamının tansiyonunu iyice arttırdığı bir gerçektir. Gelişmeler milletimiz ve ülkemiz adına kaygı vericidir" değerlendirmesinde bulundu. "DEM PARTİ BİR KARAR VERMELİDİR" DEM Parti’ye çağrıda bulunan Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Terörsüz Türkiye’nin aşama aşama gerçekleştiği şu günlerde dil, üslup ve zihniyet sorununun yoğunlaşması maalesef gerilimi canlı tutmakta, ümitleri sekteye uğratmaktadır. DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir? Silah ve şiddetin yanında mı yer alacak, yoksa siyaset ve demokrasinin erdemine bağlı mı kalacaktır? Kürt kardeşlerimizi asılsız, mesnetsiz ve yalan iddialarla kışkırtarak milli birlik ve bütünlüğümüze zarar vermeye devam mı edecek, yoksa milletimizin tamamını kucaklayan Türkiye partisi olmanın onur ve şerefiyle mi müşerref olacaktır? Suriye Cumhuriyeti devletinin iç istikrar mücadelesini, siyasi ve toprak bütünlüğünü muhafaza kararlılığını ırkçı ve faşizan bir anlayışla karalamak tek kelimeyle şuursuzluk ve art niyetliliktir. DEM Parti Kürt kardeşlerimizi ajite etmekten, siyonizmin değirmenine su taşımaktan, küllenen ateşi maşa gibi karıştırmaktan derhal vazgeçmelidir." "İSTİHBARAT OPERASYONU İHTİMALİ ARAŞTIRILMALIDIR" Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşanan olayın arka planında kapalı devre bir istihbarat operasyonu bulunduğunu öne süren Bahçeli, bayrağa yönelik saldırıda dahli bulunan kişi ve yapıların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini vurguladı. "Türk bayrağı Türk milletinindir, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik nişanesidir" diyen Bahçeli, sabır ve sinirlerin zorlanmasının kimseye fayda sağlamayacağını ancak milli onur ve değerlerle oynanmasına da asla müsamaha gösterilmeyeceğini ifade etti. "TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRECEK" Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefinden taviz verilmeyeceğini belirterek, provokasyonlara karşı azami dikkat ve uyanıklıkla barış ve huzur yolculuğunun devam etmesi gerektiğini kaydetti. SDG/YPG’nin terör örgütü olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu yapıların Kürt vatandaşları temsil edemeyeceğini ifade etti. Bahçeli, "Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamen arındırılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, ay yıldızlı al bayrağa uzanan elleri ve terörü meşrulaştırmaya çalışan anlayışları kınadığını ve lanetlediğini belirtti.

İsmet Büyükataman’dan Müsavat Dervişoğlu’na sert tepki: "Zikzak çizme konusunda sicili kabarıktır! Haber

İsmet Büyükataman’dan Müsavat Dervişoğlu’na sert tepki: "Zikzak çizme konusunda sicili kabarıktır!

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik eleştirilerine sosyal medya üzerinden çok sert yanıt verdi. Büyükataman, Dervişoğlu’nu "zikzak çizmekle" ve "terör odaklarıyla aynı hizada durmakla" suçladı. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE DEVLET POLİTİKASIDIR" Büyükataman, Devlet Bahçeli’nin "Kurucu Önder" vurgusunun çarpıtıldığını belirterek, "Bu vurgu, terör örgütünün Suriye’deki uzantısı olan SGD/YPG’nin silah bırakıp fesih çağrısına uyması gerektiğini hatırlatmaya yöneliktir. Terörsüz Türkiye, terörü meşrulaştıran değil kökünü kazıyan bir devlet politikasıdır. Bu yoldan dönüş yoktur" ifadelerini kullandı. "MÜSAVAT EFENDİ NEDEN RAHATSIZ?" İYİ Parti liderinin tavrını eleştiren Büyükataman, "SGD/YPG’nin silah bırakma çağrısından İsrail’den sonra en çok İP’li Müsavat’ın huzursuz olması manidardır. Kendi siyasi varlığını sürdürmek için iftira atan Dervişoğlu’nun dönüşleri aziz milletimizin malumudur" dedi. Açıklamasının sonunda MHP’nin ilkeli siyasetine vurgu yapan Büyükataman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinin hiçbir zaman tartışma konusu olmadığını ve Türk milletinin Cumhur İttifakı etrafında kenetlendiğini belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi, ilkeli ve tutarlı siyaset anlayışıyla Türk siyaset hayatında ve büyük Türk milletinin gönlünde tartışılmaz bir yere sahiptir.Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ağzından çıkan her söz Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda söylenmiştir.Partimiz…— İsmet Büyükataman (@buyukataman) January 13, 2026

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’ Haber

Devlet Bahçeli’den ABD’ye sert gönderme: "Gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir!’’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu'daki çatışmalara, İran'daki protestolardan Suriye'deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD'nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "DÜNYA KAOSUN PENÇESİNDE" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump'ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD'NİN SAVUNDUĞU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "GRÖNLAND ÇIKIŞI NATO'YU TARTIŞMALI HALE GETİRMİŞTİR" Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Grönland'ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "BUGÜNÜN DÜNYASINDA GERÇEK HASTA ADAM AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'DİR" Bahçeli, 19'uncu yüzyılda Osmanlı'ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm'in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İRAN'IN SİYASİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE İÇİN HAYAT MEMAT KONUSUDUR" İran'da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran'ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran'ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "UZANTILARININ DA AKIBETİ AYNI OLMALIDIR" Suriye'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG'yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "MAZLUM ABDİ İSİMLİ TERÖRİST SİYONİZM'İN YANDAŞIDIR" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye'yi uyarıyoruz' diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "GEREKİRSE ELİMİZİ DEĞİL GÖVDEMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMALIYIZ" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz Haber

Bahçeli’den Venezuela çıkışı: Bu senaryoyu Türkiye’den tanıyoruz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin CNN Türk televizyonuna yaptığı değerlendirmesini paylaştı. Bahçeli değerlendirmesinde, "ABD'nin bugün Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicholas Maduro'yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarında ise bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016'da Türk milletinin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunulması daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzede aileyi yeni yuvasında ziyaret etti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzede aileyi yeni yuvasında ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, afet konutu kura çekimi ve yapımı tamamlanan yatırımların toplu açılışını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, temas ve incelemelerinin ardından Antakya ilçesi Güzelburç Mahallesi’nde bulunan ve depremin ardından yeniden inşa edilen 600 Konutlar Sitesi’nde yaşayan Karakuş ailesinin evini ziyaret etti. "BANA HAYALİN NE DESELERDİ, RECEP TAYYİP ERDOĞAN İLE AYNI YERDE OTURUP MUHABBET ETMEK İSTİYORUM DERDİM VE RABBİM GÖNLÜME GÖRE VERDİ" Ailesiyle birlikte enkazdan kurtulduklarını ifade eden Ömer Karakuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sohbet etme hayalinin gerçekleştiğini ifade ederek, "Burası şu an 600 Konutlar ve Temmuz ayında ben evime geçtim. Yaklaşık 6 aydır evimde oturuyorum. Evim çok güzel, çok konforlu. Rabbim devletimizden razı olsun, rabbim devlet büyüklerimizden razı olsun. Bugün ağır bir misafirimiz vardı; devlet büyüğümüz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bakanlarımız, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Öntürk ve Valimiz Mustafa Masatlı misafirimiz oldu. Doğal ve güzel bir sohbetti, unutulmayacak bir anı oldu bizler için. Kendisi bizleri çok onore etti. Rabbim hepsinden razı olsun, ayaklarına taş değdirmesin. Bana hayalin ne deselerdi, Recep Tayyip Erdoğan ile aynı yerde oturup muhabbet etmek istiyorum derdim ve Rabbim gönlüme göre verdi. Rabbime şükürler olsun, gönlümden geçen gerçekleşti. Çok şükür evimize de geçtik, rabbimden daha ne isteyebilirim" dedi. Gerçekleşen ziyaretten ötürü mutlu olduğunu ifade eden Esra Nur Karakuş, "Bugün ağır misafirlerimiz vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bey misafirimiz oldu. Çok mutlu olduk. Yeni evimden çok memnunum, çok beğeniyorum. Evimde böyle bir misafir ağırlayacağım aklıma gelmezdi. Herşey güzel düşünülerek yapılmış. Emeği geçenlerden Rabbim razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımıza Türk kahvesi ikram ettik" dedi.

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur" Haber

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen, 95 bin deprem konutu ve 9 bin 501 iş yeri anahtar teslim töreninde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Günümüzün Süleyman’ı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Sinan’ı Murat Kurum’dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında bulunduğu Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Burada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan önce, Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Bahçeli, "Türk milleti tarihin hiçbir döneminde felaketlere boyun eğmemiş sabrın, şükrün ve metanetin istikametinden ayrılmamıştır. Bereketin yağacağına inanarak nice zorluğa göğüs germiş karamsarlığın yüksek dalga boyutunu her seferinde imanla iradeyle açmasını bilmiştir. Pek çok fitne odaklarına ve karanlık kampanyaya rağmen devlet ile millet arasına hiçbir menfur ve melun iç ve dış ihraç girememiştir. Felaketleri geçim kapısı haline getirmek için el ovuşturanlar sonuçta ve sonunda mutlaka kaybetmiştir. Acılarımızın ve anılarımızın üzerinde istismar şantiyesi kurmak için devreye girenler en derin hayal kırıklığına uğramışlardır. Yapmak yerine yıkmanın, doğru ve dürüst olmak yerine yalan söyleminin peşine düşenler milletin safında değil, zilletin yanında olduranı asla gizleyememişledir. Felaketlerden rant devşirmenin arayışına girmek ahlaki ve şükranı bir tavır olmadığı gibi demokrasi ve siyaset değerlerinin de dışındadır. 6 Şubat felaketinden çıkar elde etmek isteyen, devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak için her türlü ayak oyununa müracaat eden küçük ve sinsi bir akla karşı mahşeri vicdan sessiz kalmamış, tertiplerin hepsini teker teker boşa düşürmüştür. İftira ve saptırmaların çürütülme ispatı asrın inşa ve ihya faaliyetlerinin muhteşem belgesi ortadadır" dedi. "Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımızdır" Bahçeli konuşmasında milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Hamd olsun Türk milletinde ne Süleyman biter ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Günümüzün Sinan’ı Murat Kurum beydir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.