SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Detoks

Söz Bursa - Dijital Detoks haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Detoks haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor Haber

Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor

Stres, kaygı, uykusuzluk, hasta hissetme hali ve benzeri durumlar modern çağın insanından en çok duyulan şikayetler arasında yer alıyor. Bu şikayetlerin nedeni kimi zaman anlaşılamıyor ve kişi kendini mutsuz, asosyal ve sürekli depresif halde yaşamını sürdürürken bulabiliyor. Bu ruh halinin nedenleri hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi açıdan hastada bir sağlık sorunu olmadığı takdirde şikayetin nedenlerine ilişkin bir haritalama yöntemi oluşturulduğunu ve bu haritaya göre 3 adımlık tedavi sürecinin başlatıldığını aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunum diyen biri geldiğinde ilk adım nedenin haritasını çıkarmaktır. Ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu-durum, kaygı düzeyi, uyku, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerini tespit etmektir" açıklamasını yaptı. Modern yaşamın temposu, bitmeyen sorumluluklar ve dijital dünyanın hiç susmayan uyarıları Günümüzde pek çok kişi "sürekli yorgunum" cümlesini sıkça kuruyor ancak bu yorgunluğun kaynağı her zaman netleşmeyebiliyor. Stres, kaygı, uykusuzluk ve açıklanamayan halsizlik; zamanla kişinin sosyal yaşamdan kopmasına, mutsuzluk ve çökkünlük hissinin kalıcı hâle gelmesine yol açabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir neden saptanmayan bu tabloda ‘yorgunluk haritası’ adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini belirtiyor. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerinin tek tek ele alındığını, elde edilen bu haritaya göre ise üç adımlı bir tedavi sürecinin planlandığını dile getirdi. UYKUSUZLUK DEPRESYON VE ANKSİYETEYİ TETİKLİYOR Uykusuzluğun, depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörü olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar. Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi. Gün boyu süren fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ardında çoğu zaman kaliteli uykunun olmaması yatar. Uyku, beynin pekiştirme, duygusal düzenleme ve toksinlerden arınma (Glimfatik Sistem) süreçleri için kritik öneme sahiptir. Kalitesiz veya yetersiz uyku, beynin bilişsel işlevlerini (dikkat, hafıza, karar verme) bozar, bu da kişinin kendini "beyin sisi" içinde hissetmesine ve daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur" dedi. Uykusuzluğun duygusal dengesizliğe de neden olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Bu duygusal dengesizlik, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar" açıklamasını yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Araştırmalar, kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi için güçlü bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır. Bu nedenle mutlaka psikiyatrik değerlendirme gerektirir" ifadelerini kullandı. DEPRESYON MU, TÜKENMİŞLİK Mİ? SINIR GİDEREK SİLİKLEŞİYOR Depresyon ve tükenmişlik arasındaki ayrımın her geçen gün daha zor hâle geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğine dikkat çekti. Tükenmişliğin çoğunlukla iş yaşamıyla sınırlı olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yorgunluk, isteksizlik ve duygusal çökkünlüğün yalnızca işle sınırlı kalmayıp hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren dikkat dağınıklığı, işlev kaybı ve çökkünlük hâlinin ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kronik kaygının zihni sürekli tetikte tutarak kas gerginliği, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, sindirim sorunları, uyku ve konsantrasyon bozukluklarına yol açtığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern iş yaşamındaki yüksek performans beklentileri, belirsiz rol tanımları, iş-özel yaşam sınırlarının kaybolması ve pandemi sonrası artan iş yükünün hem çalışan yetişkinlerde hem de gençlerde duygusal tükenmeyi belirgin biçimde artırdığını söyledi. Sınav ve kariyer baskısı, ekonomik belirsizlik ve sosyal medyanın yarattığı karşılaştırma kültürünün gençleri zihinsel olarak yorduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtilerin mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İLK ADIM YORGUNLUĞUN HARİTASINI ÇIKARMAK ‘Sürekli yorgunum’ şikâyetiyle başvuran bir kişide ilk adımın nedenin kapsamlı biçimde ortaya konması olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, stres faktörleri ve travma öyküsünün değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri gibi tıbbi nedenlerin de dışlanmasının önemine dikkat çekerek, sosyal ve çevresel etkenlerin; ekonomik stres, bakım verme sorumlulukları ve iş yeri koşullarının yorgunluk üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Tedavide duygusal düzenleme, stresle baş etme ve sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesinin temel olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uyku hijyeni, dijital detoks ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı düzenlemelerinin zihinsel tükenmişliği azaltmada etkili olduğunu söyledi. Depresyon, anksiyete, panik atak, öfke kontrol sorunları veya obsesif belirtilerin eşlik ettiği durumlarda ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin zihni sürekli tetikte tutan kaygı döngüsünü azalttığını, değer temelli yaşam, sosyal temas ve öz-şefkat pratiğinin tükenmişlikten korunmada önemli rol oynadığını dile getirdi. Ayrıca Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınır koyma becerisinin, dijital uyaranların sınırlandırılmasının ve enerjiyi merkeze alan zaman yönetiminin kronik yorgunlukla mücadelede bilimsel olarak etkili yaklaşımlar arasında yer aldığını aktardı.

Zihinsel yorgunluğu azaltmada ‘dijital detoks’ önerisi! Haber

Zihinsel yorgunluğu azaltmada ‘dijital detoks’ önerisi!

Dijital teknolojileri kullanmanın bir anlamda sürekli bildirimler almak, sürekli akan enformasyona zihinsel olarak yetişmeye çalışmak demek olduğuna işaret eden Doç. Dr. Gül Esra Atalay, “Dolayısıyla odaklanma kapasitemiz bundan olumsuz etkileniyor, zihnimiz yoruluyor.  Dijital detoks, daha derin ve kesintisiz bir odaklanmayı mümkün kılarak zihinsel yorgunluğu azaltabilir.” dedi. Johann Hari’nin ‘Çalınan Dikkat’ kitabının çok ayrıntılı şekilde dijital teknolojilerin insana ve toplumsal yaşama etkilerini anlattığına işaret eden Doç. Dr. Gül Esra Atalay, “Tüm bu problemlere yönelik üretilen çözüm önerilerinden biri dijital detoks. Bireylerin belirli bir süre boyunca mobil telefonlardan, tabletlerden, sosyal medya mecralarından uzak durmasını içeriyor. Dışarıdan müdahale ile değil, bireylerin kendi tercihleri ile uyguladıkları bir deneyim. Dijital detoksu belirli sürelerde tamamen kısıtlayanlar olduğu gibi, kendilerine sınırlı bir kullanım süresi tanıyarak uygulayanlar da var.” diye konuştu. DİJİTAL DETOKSUN FAYDALARI NELER? Dijital detoksun faydalarını anlatan Doç. Dr. Gül Esra Atalay, şunları kaydetti: “Dijital detoks uyguladığımızda fiziksel aktiviteler, doğada zaman geçirme, yüz yüze sosyal etkileşimler ve kişisel hobilerle ilgilenme gibi alternatif aktivitelere yönelecek zamanı bulabiliriz. Örneğin fark etsek de etmesek de sosyal medyada çok uzun zaman geçiriyoruz. Bu zamanda yapılabilecek birçok faaliyeti erteliyor ya da yapmaktan vazgeçiyoruz. Dijital detoks ihmal ettiğimiz, zaman ayıramadığımız bu faaliyetlere dönmemize vesile olabilir. Dijital teknolojilerin kullanımından kaynaklanan fiziksel rahatsızlıklarda hafifleme olabilir.” DİJİTAL DETOKSUN SOSYAL İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ… Sosyal ilişkilerin dijital teknolojilerden hem olumlu hem olumsuz etkilendiğine işaret eden Doç. Dr. Gül Esra Atalay, “Bir yandan mesafeler ve zaman sınırı olmaksızın diğerleriyle bağlantıda kalmamızı sağlarken bir yandan da yüz yüze iletişimi azaltıyor. Mobil telefonlar yüz yüze iletişim sırasında dahi sürekli ekrana bakma alışkanlıkları nedeniyle problemlere neden oluyor. Sosyotelizm (Phubbing) yani, yanımızdaki insanla ilgilenmek yerine, mobil telefonlara bakmak, hem aile içi iletişimi ve ilişkileri hem de arkadaş ve çiftler arasındaki iletişimi olumsuz etkiliyor. Dijital detoks bu sorunları azaltmak için de kullanılabilir. Örneğin ailenin birlikte vakit geçirdiği belirli saatlerde (örneğin yemek masasında) ya da bazı günlerde telefon kullanımı kısıtlandığında sohbet ve paylaşımlar için fırsat yaratılabilir.” dedi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.