SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Okuryazarlık

Söz Bursa - Dijital Okuryazarlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Okuryazarlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

RTÜK’ün dev gençlik araştırmasından çarpıcı sonuçlar: 100 gençten 37'si ekran bağımlısı! Haber

RTÜK’ün dev gençlik araştırmasından çarpıcı sonuçlar: 100 gençten 37'si ekran bağımlısı!

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi'nde düzenlenen İhtisas Akademi'nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK'ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece 'haberin kaynağına bak' demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu. BU KONUDA ÇOK HASSAS DAVRANILDIĞINA İŞARET EDEN DANİŞ, SÖZLERİNİ ŞÖYLE SÜRDÜRDÜ: "Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic'de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır." Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi. "DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇLARDAN BİRİ DE GENÇLERİN YÜZDE 82’SİNİN İKİNCİ BİR SOSYAL MEDYA HESABININ OLDUĞUNDAN AİLESİNİN HABERİ OLMAMASIDIR" Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti: "Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90'ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır." Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer." Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.

Başkan Ferhat Erol: "Hedefimiz bilinçli ve üretken bir nesil yetiştirmek" Haber

Başkan Ferhat Erol: "Hedefimiz bilinçli ve üretken bir nesil yetiştirmek"

Çocuklarda artan ekran bağımlılığına karşı Bursa’nın Kestel ilçesinde dikkat çeken bir çalışma yürütülüyor. Ekran bağımlılığının 3-4’lü yaşlara düştüğü günümüzde Kestel Belediyesi, İlçe Sağlık Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen "Ekranı Değil, Hayatı Yaşıyorum" projesi, çocukları dijital dünyadan üretime, sanata ve sosyal hayata yönlendiriyor. Kestel’deki ortaokul öğrencileri artık usta eğitmenler tarafından geleneksel ebru ve çinicilik eğitimlerini alarak hem sanatla tanışmış olacak hem de tablet, ile cep telefonu gibi ekran bağımlılığından uzaklaşmış olacak. Kestel’de proje kapsamında Kestel Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda, Şehit Polis İsmail Özbek Ortaokulu öğrencilerinin katılımıyla etkinlik düzenlendi. Programa Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol’un yanı sıra ilçe protokolü, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. DİJİTAL ALIŞKANLIKLAR YERİNİ SANATSAL ÜRETİME BIRAKIYOR Kestel Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi Fuar Alanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, çocuklar geleneksel sanatlarla buluşturulurken, atölye çalışmalarıyla üretim süreçlerine aktif olarak dahil edildi. Proje kapsamında 4-13 Mayıs tarihleri arasında yüzlerce öğrencinin ebru ve çini atölyeleriyle buluşturulması planlanırken, Kestel Belediyesi bu süreçte çocukları dijital dünyanın sınırlarından çıkararak sanatla, üretimle ve kültürel değerlerle yeniden buluşturuyor. Projenin ilerleyen haftalarında ise öğrencilerin farklı alanlarla da buluşturulması planlanıyor. Bu kapsamda robotik kodlama, resim, akıl oyunları ve felsefe sınıflarında eğitimler verilecek; ayrıca geri dönüşüm malzemeleriyle vazo ve çiçek yapımı gibi uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilecek. Öte yandan gönüllü öğrenciler arasında düzenlenecek turnuvalarla da çocukların sosyal etkileşimlerinin artırılması hedefleniyor. İlçede başlatılan bu kapsamlı çalışma, çocukların sanatsal gelişimlerine katkı sunmanın yanı sıra, ekran bağımlılığına karşı ortaya konulan güçlü bir yerel model olarak öne çıkıyor. Yüzyıllara dayanan ebru ve çini sanatının incelikleriyle tanışan öğrenciler, bu köklü mirasla birlikte hem üretmenin hem de ortaya eser koymanın değerini öğreniyor. Proje kapsamında çocukların sanatsal becerilerinin geliştirilmesi, ekran kullanım sürelerinin azaltılması ve sosyal-kültürel faaliyetlere yönlendirilmeleri sağlanıyor. Çalışmalarla birlikte ekran odaklı alışkanlıkların yerini üretim ve etkinlik temelli faaliyetler alıyor. 9 HAFTALIK PLANLI SÜREÇ 16 Şubat’ta başlayan ve 8 Haziran’a kadar devam eden proje, 9 haftalık planlı süreciyle dikkat çekiyor. Bu süreçte öğrenci ve velilere yönelik eğitim, analiz ve farkındalık çalışmaları eş zamanlı olarak yürütülürken; çocukların teknolojiyle sağlıklı bir bağ kurması, ekran bağımlılığının azaltılması ve sosyal yaşamla bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. "BU SADECE BİR PROJE DEĞİL, FARKINDALIK SÜRECİ" Program kapsamında öğrencilerle yakından ilgilenen Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, ebru ve çini atölye çalışmalarına katılarak çocuklarla birlikte uygulama yaptı. Ortaya çıkan çalışmaları inceleyen Başkan Erol, öğrencilerin heyecanına ortak oldu. Projenin yalnızca bir eğitim çalışması olmadığını vurgulayan Başkan Erol, bunun çocukların alışkanlıklarını ve hayata bakışını şekillendiren önemli bir farkındalık süreci olduğunu ifade etti. HEDEF BİLİNÇLİ VE ÜRETKEN NESİLLER Ailelerin sürece aktif şekilde dahil edildiğini belirten Başkan Erol, ebeveynlerin dijital okuryazarlık ve güvenli internet kullanımı konusunda bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Çocukların dijital bağımlılığın olumsuz etkilerinden korunmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını belirten Erol, belediye olarak bilinçli, üretken ve kendini geliştiren bireyler yetiştirilmesi için tüm imkânların seferber edildiğini vurguladı.

Ebeveynliğin dijital rehberi MomTalks: Uzmanlar Kültür Okulları’nda konuştu Haber

Ebeveynliğin dijital rehberi MomTalks: Uzmanlar Kültür Okulları’nda konuştu

Özel Bursa Kültür Okulları’nın geleneksel hale gelen 'MomTalks 2026' etkinliğinde farklı alanlardan uzman isimler, ebeveynlikten dijital güvenliğe kadar geniş bir yelpazede önemli konular ele aldı. Sağlıklı, başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmenin ebeveyn eğitiminden geçtiğine inanan ve 'Gelecek Aileden Başlar' diyen Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı ebeveyn - uzman buluşma platformu Momtalks, bu yıl da özel Bursa Kültür Okulları’nın ev sahipliğinde Bursa’da düzenlendi. Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, anne baba olma bilinci taşıyan, bu sorumluluğu önemseyen ve hem evladına hem de öğrencisine karşı görevlerinin farkında olan bireyleri bir arada buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Sırakaya konuşmasında ebeveynlik sorumluluğunun giderek arttığına vurgu yaparak, "Bugün burada gerçekten anne baba olmanın bilincinde, bunu dert edinmiş bireylerle birlikteyiz. Çocuklarımız artık mahallenin, sokağın, büyük ailenin çocuğu olarak yetişemiyor. Modern hayat bizleri biraz daha yalnızlaştırdı. Kaygılarımız artıyor ve farkında olmadan bunları çocuklarımıza da aktarıyoruz. Oysa çocukların en büyük ihtiyacı sevgi, şefkat ve kendilerini önemli hissetmeleri. Bunları şartsız şekilde hissettirmemiz gerekiyor" diye konuştu. "ÇOCUKLARI HAYATA HAZIRLAMALIYIZ" Sırakaya, etkinlik kapsamında çocuklara yönelik şartsız sevgi, şefkat ve muhabbetin nasıl ifade edileceği üzerinde durulacağını vurgulayarak şunları kaydetti; "Özellikle sosyal medyada çok farklı içeriklerin servis edildiğini, iyi öğrencinin, iyi çocuğun, mükemmel çocuğun nasıl ve ne şekilde hayata hazırlanacağıyla ilgili belli bilgi kirliliklerini de hep beraber gözlemliyoruz. Editoryal anlamda neyin doğru neyin yanlış olduğunu maalesef şu an ölçemiyoruz. Hep birlikte bu yolculukta sorumluluk alarak siz anne baba olarak, biz eğitimciler olarak çocuklarımızın hayatında olan, onlara değinen, dokunan, ilgili kurumlarla birlikte çocuklarımızın temel yoksunluklarını gidererek onları hayata hazırlamak gibi bir görevimiz var." "EBEVEYNLERİN GELİŞİME VE DEĞİŞİME İHTİYACI VAR" MomTalks’ın fikir annesi Bahar Eriş de, etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Bizim etkinliklere gelen insanlar genelde öğrenmeye açık insanlar. Bizim temel derdimiz, o gelmeyen insanları buraya nasıl çağırabileceğimiz. Ebeveynlerin gelişime ve değişime çok ihtiyacı var. Siz bugün burada olmak yerine başka bir yerde olmayı tercih edebilirdiniz. Ama buraya çocuğunuzu daha iyi anlamak ve onu daha iyi yetiştirebilmek için geldiniz" dedi. Momtalks Partneri Zeynep İşman ise, çocukları doğu şekilde dinlemenin önemine vurgu yaptı. Anne babaların çocuklarının eğitiminde kullandıkları bilgilerin kaynaklarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Zeynep İşman, "Günümüzde bilgileri genel geçer bir şekilde alıp kullanıyoruz ancak bu bilgilerin hayatımızda, ailemizde ve çocuklarımızın kişiliğindeki geçerliliğini süzgeçten geçirmek gerekiyor. Çocuklarımız dünyayı ilk önce bizim gözlerimizden görüyorlar, bu yüzden davranışlarımızla örnek olmamız çok önemli" şeklinde konuştu. Klinik Psikolog Çağla Tuğba Selveroğlu da, "Duygusal kasları güçlü çocukları yetiştirmek" başlıklı sunumunda çocukların ömürlerinin ebeveynleri ile birlikte geçirdikleri bölümünün yüzde 70’ini 12 yaşına kadar yaşadıklarını belirterek, çocukların bu süre zarfında hayatı ebeveynlerinin tutum ve davranışları ile gördüklerini ifade ederek, bu süreçte çocuklara doğru örnek olmanın önemine vurgu yaptı. Klinik Psikolog Betül Güldal ise, "Mükemmel ebeveyn yorgunluğu" konulu sunumunda günümüzde ebeveynlerin mükemmel anne babalık yapmaya çalışırken yaşadıkları yorgunluktan bahsederek, "Bu konu sosyal medyanın ve teknolojinin gelişimi ile daha da ayyuka çıktı. Şu anda ebeveynlerimiz çocuklara hata yapma hakkı tanımıyor ve bu yolda psikolojik olarak çok yorulup bazen, bu sürecin zevkli taraflarını göremiyorlar. Çocuklarımızın yaptıkları hataların ortaya çıkardığı sorunları çözme yeteneklerini geliştirmeliyiz" dedi. Akademisyen - Yazar Saniye Bencik Kangal, "Ergenlik kapıyı çarpmadan" başlıklı bir sonum gerçekleştirdi. Kangal, insanı insan yapan özelliklerin hayatta kazandığı sosyal beceriler ve manevi ilkeler olduğunu anlatarak, "Biz bu kural ve özellikleri doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizden öğreniyoruz. Çocukların mizacı çevreleriyle şekilleniyor. Bu anlamda ebeveynlerin sorumluluk almaları çok önemli" şeklinde konuştu. "Yapay zeka çağında ebevenylik: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik" konusunda görüşlerini açıklayan Siber Güvenlik Uzmanı - Yazar Elçin Biren de, teknoloji çağında ebeveynlerin ve çocukların teknolojik imkanları doğru ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin yollarını anlatırken, Eğitimci - Yazar Müjdat Ataman da "Akran zorbalığına dur de" başlığı altında günümüz şartlarında çocukları hayatın her alanına doğru şekilde hazırlanmasının yolların anlattı. Konuşmacıların, davetlilerin sorularını da yanıtladığı programda aynı zamanda konuşmacılar, kitaplarını okurları için imzaladı. Etkinlikte aynı zamanda çocuklar için çeşitli dallarda atölye etkinlikleri düzenlendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.